Sayıştay 2. Dairesi 48659 Kararı - Özel İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
48659
12 Ocak 2022
Özel İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Özel İdareler
-
Yılı: 2018
-
Daire: 2
-
Dosya No: 48659
-
Tutanak No: 50907
-
Tutanak Tarihi: 12.01.2022
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Sosyal Denge Tazminatı
161 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle; … İl Özel İdaresi ile … Sendikası arasında imzalanan 01.04.2018-15.03.2019 dönemlerine ilişkin Toplu İş Sözleşmesi ile Özel İdarede çalışan memur personele 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun Ek Geçici 14’üncü maddesinde yapılan düzenlemeye aykırı olarak sosyal denge tazminatının aylık tavan tutarın üstünde ödenmesi neticesinde oluşan … TL tutarındaki kamu zararının; sözleşmeyi imzalayan … (Genel Sekreter) ile imza yetkisini devreden ve bu devir yazısında mevzuatta öngörülen sınırı aşacak şekilde sözleşmenin kapsamını da belirleyen Üst Yönetici … (Vali)’dan müştereken ve müteselsilen tazminine karar verilmiştir.
Bu defa sorumlu … (Genel Sekreter) tarafından gönderilen temyiz dilekçesinde konuya hem esas hem de sorumluluk yönüyle itiraz edilmiştir.
Konunun esası ile ilgili olarak;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53’üncü maddesinde; “…Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
Anayasanın bu hükmüne istinaden mahalli idarelerde çalışan kamu personeline ödenecek sosyal denge tazminatına ilişkin yapılan kanuni düzenlemeler ise şu şekildedir:
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 11.04.2012 tarihinde 6289 sayılı Kanunla eklenen Ek Madde 15’de; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” denilmiştir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 6289 sayılı Kanunla değişik 32’nci maddesinin 1’inci fıkrasında ise; “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
4688 sayılı Kanunun 28-32’nci maddelerine dayanılarak Kamu İşveren Heyeti ile Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti arasında akdedilen ve 2018-2019 yıllarını kapsayan “Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 4. Dönem Toplu Sözleşme” 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Bahsi geçen Sözleşmenin 4’üncü Bölümünde yer alan “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme” nin “Sosyal denge tazminatı” başlıklı 1’inci maddesinde;
“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’üdür. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir.” denilerek, mahalli idarelerin kadro ve pozisyonlarında çalışan personele ödenecek sosyal denge tazminatının aylık tavan tutarı belirlenmiştir. Bu tutar 2018 yılının ilk altı ayı için brüt 1.031,225 TL (95000,108550), ikinci altı ayı için ise brüt 1.120,43 TL (95000,117940) olarak gerçekleşmiş olup, normal şartlarda sözleşme uyarınca yapılacak aylık ödemelerin brüt tutarının, söz konusu tavan tutarları geçmemesi gerekmektedir.
… İl Özel İdaresi ile … Sendikası arasında imzalanan ve 01.04.2018-15.03.2019 tarihleri arasında geçerli olan sosyal denge tazminatı sözleşmesinin “Aylık Sosyal Denge Tazminatı” başlıklı 15’inci maddesinde aynen;
“Kamu görevlilerine 4688 sayılı Kanun kapsamında verilebilecek her ayın 15’inde peşin olarak net sosyal denge tazminatı aşağıdaki şekilde ödenmek üzere düzenlenmiştir.
a- Kamu görevlilerine ilave olarak peşin olarak net her ayın 15’inde ... (Sekizyüzyirmi) TL verilir.
Ramazan bayramında memura ...-TL ikramiye verilir.
Kurban bayramında memura ...-TL bayram ikramiyesi verilir.” denilmektedir.
Temyize konu Ek İlamda; Haziran ve Ağustos aylarında personele yapılan bayram ikramiyeleri sebebiyle, mevzuatın öngördüğü ödenebilecek sosyal denge tazminatı tavan tutarı aşılarak, bu aylarda aşan tutarda kamu zararına sebebiyet verildiği ifade edilmiş ise de; sözleşmeye istinaden yapılan sosyal denge tazminatı ödemelerinde tavan tutarın aşılıp aşılmadığı kıyaslamasında her ayı bağımsız ele almak yerine, yıl içinde yapılan sosyal denge tazminatı tutarlarının toplamı esas alınarak kamu zararının hesaplanması gerektiği değerlendirilmiştir. Çünkü ilgili İdarece yapılan sözleşmede; aylık olarak ödenmesi öngörülen sosyal denge tazminatının tavan tutarın altında tespit edilmesi ile, yasal olarak yıllık ödeyebileceği sosyal denge tazminatının bir kısmını yılın özellikli (ramazan ve kurban bayramı) iki ayında ödeme iradesinin yansıtıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, kişi başı sözleşmeye istinaden fiilen ödenen yıllık toplam (brüt) tutarın, aylık yasal tavanın 12 ile çarpılması ile bulunan yıllık tavan tutarla karşılaştırılması ve aradaki farkın esas alınması suretiyle sorguya esas ödeme emirlerine ilişkin kamu zararının yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Sorumlu tarafından konuyla ilgili olarak, kamu zararı hesabının brüt rakamlar üzerinden değil net rakamlar üzerinden hesaplanması gerektiği iddia edilmiş ise de; Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşmenin “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme” hükümlerini düzenleyen dördüncü bölümünün “Sosyal denge tazminatı” başlıklı 1’inci maddesinde, "ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100'ü” denilmiş olup, aylık olarak belirlenen bu tutarın net olduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle, sosyal denge tazminatı ödemelerinde, tavan sınır aylık ve brüt olarak belirlendiğinden, fiili ödemelerin de brüt tutarı esas alınarak kıyaslama yapılmalıdır.
Diğer yandan temyiz dilekçesinde, sosyal denge ödemeleri ile ilgili … 2. İdare Mahkemesi kararı emsal gösterilerek yapılan ödemelerin hukuka uygun olduğu ve ilgililerden gerekli kesintilerin yapılamayacağı ileri sürülmüşse de;
Anayasanın 160’ıncı maddesinde; “Sayıştay, merkezî yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştayın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idarî yargı yoluna başvurulamaz.
Vergi, benzeri malî yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır…” hükmüne yer verilmiştir.
6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 78’inci maddesinde ise; “…Adli, idari ve askeri mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştayın denetim yapmasına ve hükme bağlamasına engel değildir.” denilmiştir.
Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay İlamlarıma karşı idari yargı mercilerine başvurulamayacağı gibi, idari ve genel mahkemelerce verilen hükümlerin de (vergi ve benzeri mali yükümlülükler konusunda Danıştay’ca verilen hükümler hariç) Sayıştay İlamlarının infazı bakımından herhangi bir engel teşkil etmeyeceği açıktır.
Yine 6085 sayılı Kanunun “Hüküm ve tutanaklar” başlıklı 50’nci maddesinin 1’inci fıkrasında; “Daireler tarafından yapılan hesap yargılaması sonucunda; hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna veya kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedilir.” denilmiş olup, aynı Kanunun “İlamların infazı” başlıklı 53’üncü maddesinde ise; “Sayıştay ilamları kesinleştikten sonra doksan gün içerisinde yerine getirilir. İlam hükümlerinin yerine getirilmesinden, ilamların gönderildiği kamu idarelerinin üst yöneticileri sorumludur. İlamlarda gösterilen tazmin miktarı hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabi tutularak, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunur.” hükmüne yer verilmiştir.
Sayıştay hesap yargılaması sonucunda kamu zararı tespit edilmişse, bu zararın, mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile oluşmasına yol açan sorumlularından tazminine karar verilmektedir. Başka bir deyişle Sayıştay yargısında verilen tazmin veya tasdik hükümlerinin muhatabı, kamu zararına sebebiyet veren sorumlular yani kamu görevlisi ya da görevlileridir. Dolayısıyla İlamlarda yer alan tazmin miktarlarının, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tazminle yükümlü tutulan kamu görevlilerinden tahsil edilmesi esas olmakla birlikte, bu görevlilerin tazmin miktarlarını, haksız ödemeden yararlanan ilgililere (ahizlere) özel hukuk hükümleri çerçevesinde rücu etmeleri de mümkündür. Bahse konu olayda; sorumlular tarafından fazla ödenen sosyal denge ödemelerinin ahizlerden kesilemeyeceği iddia edilmiş ancak Sayıştay yargısında tazmin hükmü, ahiz konumunda olan 3. kişiler hakkında verilmediğinden, bu kişilerin ilamların infazı bakımından Sayıştay’a karşı sorumlulukları bulunmamaktadır. Bu yüzden idari yargıda sosyal denge ödemelerinin kesintiye uğratılmasının haksız olduğuna ilişkin verilmiş kararların olması, Sayıştay yargılaması açısından; yapılmış olan usulsüz ödemeyi ve bu usulsüz ödemeden kaynaklanan kamu görevlilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Dolayısıyla idari yargı mercilerinde verilmiş kararların Sayıştay yargısını etkileyen bir yönü olmadığından, dilekçilerin bu yöndeki itirazlarının kabul edilmesi mümkün değildir.
Sorumluluk hususu ile ilgili olarak;
Ek İlam hükmünde; Denetçi raporunda sosyal denge ödemesine esas ödeme emri belgelerini imzalayan harcama yetkileri ve gerçekleştirme görevlileri sorumlu tutulmuş ise de Dairesince bu kişilerin sözleşmeden kaynaklanan kamu zararının doğmasında herhangi bir dâhilleri olmadığı değerlendirildiğinden sorumluluğu kaldırılmış ve kamu zararından Valilik Makamınca verilen “yetki belgesi” ne istinaden sosyal denge tazminatı sözleşmesini imzalayan Genel Sekreter … ile sözleşmenin bütün unsurlarını ihtiva edecek şekilde bir “Yetki Belgesi” hazırlayan Üst Yönetici … (Vali) sorumlu tutulmuştur.
Bu defa dilekçi … (Genel Sekreter-sözleşmeyi imzalayan) tarafından; “Temmuz 2018’den itibaren izinli ve akabinde genel sekreterlik görevinden ayrılmış olduğu, söz konusu ödeme limitinin Ağustos ayında dolduğu düşünüldüğünde şahsının ödemeyi durdurma yetkisinin olmadığı, Harcama Yetkilisi, Muhasebe Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlilerinin yetki ve sorumlulukları yasa ile açıkça belirlenmişken İlamda bu görevlilerin dikkate alınmadığı, ayrıca kurumun başı olarak Valinin veya yerine Genel Sekreterin ödeme planını takip etmesinin mümkün olmadığı” belirtilerek sorumluluk itirazında bulunulmuştur.
Üst Yönetici Vali ile İl Özel İdaresi Genel Sekreterinin sorumluluğu:
4688 sayılı Kanunun “mahalli idarelerde toplu sözleşme imzalanması” başlıklı 32’nci maddesinin ilk fıkrasında; "27.06.1989 tarihli ve 375 sayılı KHK'nin ek 15'inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesinde belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre; Üst Yöneticinin (Vali) teklifi üzerine İl Genel Meclisinin kararı ile memur personele sosyal denge tazminatı ödenmesine karar verilerek, bu hususla ilgili sözleşme yapmak üzere Valilik Makamına yetki verilmiş, Valilik Makamı tarafından da … tarih ve … sayılı yetkilendirme ile 01.04.2018-15.03.2019 dönemini kapsamak üzere; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olarak çalışan personele Aylık Net:...- TL sosyal denge tazminatı, Ramazan Bayramında Net: ...-TL, Kurban Bayramında Net: ...-TL bayram ikramiyesi olmak üzere, içeriğinde verilecek miktarların da belirlenmesi ile İl Özel İdaresi Genel Sekreterine yetki verilmiştir ve bu “yetki belgesi” ne istinaden sosyal denge tazminatına ilişkin sözleşme, İdareyi temsilen Genel Sekreter tarafından imzalanmıştır.
Ek İlama konu olaydaki kamu zararı; mevzuata aykırı/mevzuatta öngörülen sınırlar aşılmak suretiyle sözleşme imzalanmasından ve bu sözleşmenin hükümlerinin uygulanmasından kaynaklanmaktadır. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32’nci maddesinde, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile Vali arasında toplu sözleşme yapılabileceği ifade edilmektedir. Söz konusu İdarede, İl genel meclisince bu konuda Valiye yetki verilmiş, Vali ise sözleşmenin imzalanması yetkisini, İl Özel İdaresi Genel Sekreterine devretmiş, sözleşme Genel Sekreter tarafından imzalanmıştır. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Yetki devri” başlıklı 32’nci maddesine göre Vali, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, vali yardımcılarına, yöneticilik sıfatı bulunan il özel idaresi görevlileri ile ilçelerde kaymakamlara devredebilir.
Yetki devri; aynı kurum içinde üst kademe yöneticisinin, kendi iradesiyle bazı yetkilerini, bazı koşullarda alt kademedeki yöneticilere devretmesidir. İdare hukukunda yetki devri; yetki ve imza devri olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkmaktadır.
Yetki devrinde devir işlemi, bir makamdan diğer bir makama yapılır. Yetkiyi devreden makamın, yetkisini devrettiği konuda artık yetkisi kalmamaktadır. Yetki devri ile imza devri arasındaki fark sonuçları bakımından önemlidir. Yetki devrinde sorumluluk yetkiyi devralandadır.
İmza yetkisi devri, ismen belirlenmiş bir kamu görevlisinden, yine ismen belirlenmiş bir kamu görevlisine yapılır. İmza yetkisini devreden ve devralan görevlerinden ayrılınca imza yetkisi devri sona erer. İmza yetkisinin devrinde devralan bu yetkiyi, imza yetkisini devreden makam adına kullanır. İşlemin gerçek sahibi, imza yetkisini devredendir. Bu sebeple karar alma yetkisi, imza yetkisini devreden makamda kalmaktadır.
İmza yetkisi devri suretiyle yapılan işlemlerde, yetki devreden ve yetki devralan birlikte sorumludur. Bu duruma göre, kanundan kaynaklı sözleşme imzalama yetkisini sözleşmedeki sosyal denge ödemelerinin miktarını belirlemek suretiyle devreden Vali ve aldığı yetkiye binaen kanuna aykırı hükümler içeren sözleşmeyi imzalayan Genel sekreter, söz konusu sözleşmenin yol açtığı kamu zararından birlikte sorumludurlar.
Ödeme emri belgesinde, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi olarak imzası bulunan kamu görevlilerinin sorumluluğu:
Ek İlamda; ödeme emri belgesini harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi olarak imzalayan görevlilerin, tekemmül etmiş sözleşmeden doğan idare borcunu yerine getirdiği, bu görevlilerin sözleşmenin gereklerini yerine getirmemek gibi bir seçeneklerinin ve takdir yetkisinin olmadığı gerekçeleri ile kamu zararı ile ilgili sorumlulukları bulunmadığına hükmedilmiş ise de;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde; “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”, denilmiş olup, yine 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 61’inci maddesinde; “Belediye başkanı ve harcama yetkilileri, bütçe ödeneklerinin verimli, tutumlu ve yerinde harcanmasından sorumlu tutulmuştur.
5018 sayılı Kanunun “Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde ise; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” Denilmektedir.
Yine, aynı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin işlemlerin gerçekleştirilmesi aşamasında asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usul ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemlerin Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 10’uncu maddesinde ön mali kontrol görevinin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin, harcama birimleri tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği, aynı Usul ve Esasların 12’nci maddesinde de harcama birimlerinde süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işlemleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde bu şekilde ön mali kontrol işlemini yapacakları belirtilmektedir.
Sayıştay Genel Kurulu’nun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararının “sorumlular” başlıklı 3’üncü bölümünde ise, harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği ifade edilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden; harcama yetkililerinin, harcama talimatının kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından ve kendilerine tahsis edilen bütçe ödeneklerinin verimli, tutumlu ve yerinde kullanılmasından açıkça sorumlu tutulduğu, bununla birlikte; harcamanın gerçekleşmesinde görev alanların süreç kontrolü çerçevesinde yaptıkları işlemden önceki işlemleri de mevzuat hükümlerine uygun olup olmadığı yönüyle ön mali kontrole tabi tutarak kontrol etmekten sorumlu olduğu, anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla 5018 sayılı Kanun hükümleri ve yukarıda belirtilen Sayıştay Genel Kurul Kararı uyarınca, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırılık teşkil ediyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar.
Bu çerçevede; İl Özel İdaresi ile Sendika arasında imzalanan ve hukuka aykırı nitelik taşıyan sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi mahiyetindeki ödemelerde görevli olan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin de bu ödemeler sonucu oluşan kamu zararından sorumluluğu bulunmaktadır.
Bu itibarla; konunun esası yönünden; … İl Özel İdaresi ile … Sendikası arasında imzalanan 01.04.2018-15.03.2019 dönemlerine ilişkin Toplu İş Sözleşmesine istinaden memur personele Toplu Sözleşme Kanunu’nun Ek Geçici 14’üncü maddesi ile belirlenmiş aylık tavanın üstünde sosyal denge tazminatı ödenmesi mevzuata aykırı olmakla birlikte; kişi bazında sözleşme doğrultusunda yıllık fiilen ödenen sosyal denge tazminatı (bayram ikramiyeleri dâhil) toplam tutarının, yıllık tavan tutarını aşan kısmı esas alınarak ilişikli tutulan ödeme belgelerine esas (varsa) kamu zararının yeniden hesaplanması, sorumluluk yönünden ise; ilişikli tutulan ödeme emri belgelerini imzalayan harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin de sorumluluğa dâhil edilmesi gerektiği gerekçeleri ile 161 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesinde yer alan … TL tutarındaki tazmin hükmünün BOZULMASINA ve bu hususlar değerlendirilerek yeni hüküm kurulmasını teminen DOSYANIN DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
(Temyiz Kurulu Başkanı-6. Daire Başkanı … ile 5. Daire Başkanı …, 8. Daire Başkanı …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye …’un aşağıda yazılı azınlık görüşleri karşısında) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 12.01.2022 tarih ve 50907 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı Oy Gerekçesi/Azınlık Görüşü
Temyiz Kurulu Başkanı-6. Daire Başkanı … ile 5. Daire Başkanı …, 8. Daire Başkanı …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye …:
… İl Özel İdaresi ile … Sendikası arasında akdedilen 01.04.2018-15.03.2019 yürürlük süreli Sosyal Denge Tazminatı Sözleşmesinin 15’inci maddesinde;
“Kamu görevlilerine 4688 sayılı Kanun kapsamında verilebilecek her ayın 15’inde peşin olarak net sosyal denge tazminatı aşağıdaki şekilde ödenmek üzere düzenlenmiştir.
a- Kamu görevlilerine ilave olarak peşin olarak net her ayın 15’inde ... (Sekizyüzyirmi) TL verilir.
Ramazan bayramında memura ...-TL ikramiye verilir.
Kurban bayramında memura ...-TL bayram ikramiyesi verilir.” Denilmektedir.
Görüleceği üzere yetkili sendika ile imzalanan sözleşmede İdarenin takdiriyle yılın 10 ayında sosyal denge tazminatı aylık rakamları yasal tavanın altında belirlenmiş olup, toplumsal gelenekler gereği dini bayramların önemi dolayısıyla, yılın sadece iki ayında yasal tavanı geçecek şekilde belirleme yapılmıştır. Ancak sözleşmeye istinaden kişi bazında yapılan aylık/yıllık ortalama ödemeler dikkate alındığında aylık/yıllık yasal tavanı geçecek şekilde ödeme yapılmadığı görülmektedir. Bu itibarla temyize konu olayda herhangi bir kamu zararına sebebiyet verilmediği anlaşıldığından, 161 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesi ile verilen … TL tutarındaki tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi uygun olur.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:45