Sayıştay 2. Dairesi 47386 Kararı - Yüksek Öğretim Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
47386
6 Nisan 2022
Yüksek Öğretim Kurumları
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Yılı: 2016
-
Daire: 2
-
Dosya No: 47386
-
Tutanak No: 51593
-
Tutanak Tarihi: 06.04.2022
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
Doğalgaz faturalarının zamanında ödenmemesi neticesinde gecikme bedeli ödenmesi ve gecikmeye ilişkin gerekçelerin belgelendirilmemesi;
100 sayılı (Asıl) İlamın 13. maddesiyle; doğalgaz faturalarının zamanında ödenmemesi neticesinde gecikme bedeli ödendiği; konuyla ilgili savunmalarda geç ödemelere ilişkin olarak hava şartlarının kötü olması nedeniyle faturaların zamanında ödeme işlemine alınamaması, sistemsel sorunlar ve ödenek yetersizlikleri gibi sebeplerin gösterildiği ancak öne sürülen gerekçelerin belgelendirilmediği gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Söz konusu tazmin hükmü üzerine kendilerine sorumluluk yüklenen sorumlulardan (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Harcama Yetkilisi sıfatıyla Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkan Vekili … ile (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla …’nin ortaklaşa gönderdikleri dilekçeyle temyiz talebinde bulunmaları üzerine 17.04.2019 tarihli ve 46123 tutanak (30165 ilam) sayılı Temyiz Kurulu Kararında (1. maddesi) özetle; “… ibraz edilen belgenin incelenmesi temyiz konusu olmadığından bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına; sözü edilen belgeler yargılamanın iadesini gerektiren nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem ifasını teminen dosyanın ilgili DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, oy çokluğuyla” denilerek karar verilmiştir.
Temyiz Kurulunun bu Kararı üzerine; ilam düzenlenmeden, 16.06.2020 tarihli ve 35624 sayılı Daire Kararıyla;
“Temyiz Kurulu Kararına ekli ilgililerin dilekçeleri ve eki belgelerin Dairemizde görüşülmesi ve konunun incelenme neticesinde;
Gönderilen belgelerin ödenek yetersizliğini gösteren belgeler olduğu ve İlam hükmünde, bütçede ödeneklerin yetersiz kalması durumunda ödenek aktarması ya da likit karşılığı ödenek ile ilgili tutar elde edilebileceği değerlendirilerek söz konusu belgelerin dikkate alındığı görülmüştür.
6085 sayılı Sayıştay Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yargılamanın iadesi sebepleri sayılmıştır.
Buna göre yargılamanın iadesi;
a) Hesapta maddi hata, isim yanlışlığı veya eksikliği bulunması, noksanlık veya mükerrerlik olması.
b) Hükme etki yapmış olan bir belgede sahtecilik bulunması.
c) Denetleme veya hesap yargılaması sırasında görülmeyen yanlış veya usulsüz bir işlemin hükümden sonra meydana çıkmış olması.
ç) Denetleme veya hesap yargılaması sırasında bulunmayan hükme tesir edebilecek bazı belgelerin hükümden sonra ortaya çıkması.
d) Hükme esas tutulan bir ilamın bozulma suretiyle ortadan kalkmış olması.
e) Bilirkişi veya uzmanın gerçeğe aykırı rapor düzenlediğinin ortaya çıkması
sebepleri ileri sürülerek yapılabilmektedir.
İlgililerin gönderdiği dilekçe ile eki belgelerin incelenmesi sonucunda, 100 sayılı ilamın 13 üncü maddesinde verilmiş olan hükme karşı sunulan bilgi ye belgelerin, konu hakkında yeni bilgi ve belge niteliğinde olmadığı, dolayısıyla yukarıda zikredilen yargılamanın iadesi sebeplerini taşımadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle, sorumlular tarafından gönderilen dilekçe ile eki belgelerde 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 56 ncı maddesinde belirtilen yargılamanın iadesi sebepleri bulunmadığından, …”
Denilerek “YARGILAMANIN İADESİ TALEBİNİN REDDİNE” karar verilmiştir.
Bu karar üzerine de yukarıda adı geçen sorumlular tarafından bu defa (yine) Temyiz Kuruluna başvurulmuş ve başvuruya esas dilekçede; 100 sayılı (Asıl) İlamın 13. maddesinde ödenek yetersizliği ile ilgili sebeplerin belgelendirilmemesinden ötürü tazmin hükmü verilirken; temyiz dilekçesinde gecikmeye neden olan hususlar açıklanarak belgelendirilmesine rağmen bu sefer 35624 sayılı Daire Kararında; “gönderilen belgelerin ödenek yetersizliğini gösteren belgeler olduğu” belirtilerek (asıl) ilam hükmü ile çelişkiye düşüldüğü, (asıl) ilam maddesinde “bütçe ödeneklerinin yetersiz kalması durumunda ödenek aktarması ya da likit karşılığı ödenek ile ilgili tutar elde edilebileceği" değerlendirmesine yer verilmediği; bu nedenle de daha önce bu konuda bir açıklama yapma gereği duyulmadığı, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun harcamaların yapıldığı tarihteki değişiklik yapılmadan (Değişiklik:16/11/2016-6761/1 md.) önceki haliyle;
“Ödenek aktarmaları
Madde 21-Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçeleri arasındaki Ödenek aktarmaları kanunla yapılır.
Ancak, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, aktarma yapılacak tertipteki ödeneğin, yılı bütçe kanununda farklı bir oran belirtilmedikçe yüzde beşine kadar kendi bütçeleri içinde ödenek aktarması yapabilirler. Bu şekilde yapılan aktarmalar, yedi gün içinde Maliye Bakanlığına bildirilir.
Personel giderleri tertiplerinden, aktarma yapılan tertiplerden ve yedek ödenekten aktarma yapılmış tertiplerden, diğer tertiplere aktarma yapılmaz."
Hükmü ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu harcama döneminde henüz kanunlaşmadığından; ödenek aktarmalarının yüzde beş ile sınırlı tutulduğu, Üniversitenin Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından gönderilen … tarihli ve … numaralı Ödenek Gönderme Belgesinde de görüldüğü gibi 2016 Yılı Geçici Bütçesiyle, Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığına toplam … TL harcama izni verildiği, bundan … TL personel giderleri çıkarıldığında geriye toplam … TL kaldığının görüleceği, bu ödeneğin de … TL’sinin 38.45.00.01-09.4,1.00-2-03.2 bütçe tertibinde yer aldığı, yani aktarma yapılacak diğer tertiplerdeki toplam ödeneğin ise … TL olduğu, dolayısıyla başlangıç ödeneği .. TL olan 38.45,00.01-09.4.1.00-2-03.2 bütçe tertibine ödenek aktarması yapılacak olursa ancak % 5'i tutarında … TL aktarma yapılabileceği, ancak diğer bütçe tertiplerinden hiç harcama yapılmadan tamamının 03.2 tertibine aktarma yapılacağı kabulü altında, … TL’sinin karşılanabileceği, bu tutarında ödenmesi gereken toplam … TL fatura bedelini karşılamadığının açıkça görüleceği, diğer bütçe tertiplerindeki ödenek ihtiyaçları da göz önünde bulundurulduğunda, bu şartlar altında aktarma yapılmasının mevzuat hükmüne de aykırılık teşkil ettiği, 2015 Yılı Kesin Hesabının, Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünün 08.12.2015 tarihli ve 82401547-843-12095 sayılı yazısının 6. maddesinde belirlenen takvime göre, 15 Nisan 2016 tarihine kadar hazırlanarak mutabakat sağlanmak üzere Bakanlığa (Muhasebat Genel Müdürlüğüne) gönderilmesinin istenildiği, harcama yapılan dönemde henüz 2015 yılı hesabı kapatılarak, Kesin Hesap hazırlanıp Bakanlıkla mutabakat sağlanarak onay alınmadığından bütçede likit olup olmadığının bilinmediği, dolayısıyla yılın ilk üç aylık diliminde likit kaydı yapma imkanı da bulunmadığı, yukarıda arz edilen bilgi ve belgelerde de görüldüğü gibi Üniversiteye ait bazı doğalgaz faturalarının zamanında ödenememiş olmasının asıl sebebinin Maliye Bakanlığının İdarenin taleplerini göz ardı ederek vermiş olduğu yetersiz ödeneklerden kaynakladığı, şahıslarının herhangi bir kasıt, kusur ve ihmalinden kaynaklanmadığı, dolayısıyla kamu zararı oluşmadığından; dosyanın Temyiz Kurulunca incelenerek tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği arz edilmiştir.
Başsavcılık mütalaasında özetle; … Üniversitesi 2016 yılı hesabının 2. Dairede yargılanması sonucunda düzenlenen 100 nolu İlamın 13 üncü maddesinde yer alan doğalgaz faturalarının ödenek yetersizliği nedeniyle zamanında ödenememesine bağlı olarak ortaya çıkan gecikme bedelinin bütçeden ödenmesi nedeniyle tazminine hükmedildiği, sorumluların yargılamanın iadesi başvurusu üzerine Dairenin yargılamanın iadesi sebeplerini kabul etmediği, bunun üzerine sorumluların bu defa tazmin hükmünün kaldırılması talebini ihtiva eden temyiz dilekçesi gönderdiği, adı geçenlerin dilekçesinde; Temyiz Kurulunca verilen 17.04.2019 tarihli ve 46123 tutanak numaralı Karar üzerine Sayıştay 2. Dairesince ibraz edilen belgeler dikkate alınarak yapılan görüşmede 16.06.2020 tarihli ve 35624 numaralı Kararında; gönderilen belgelerin ödenek yetersizliğini gösteren belgeler olduğu ve Ek İlam hükmünde; bütçe ödeneklerinin yetersiz kalması durumunda ödenek aktarması yada likit karşılığı ödenek ile ilgili tutar elde edilebileceği değerlendirilerek söz konusu belgelerin dikkate alındığı bu nedenle yargılamanın iadesi talebinin reddedildiğinin ifade bildirildiği, ödenek aktarması yapılması durumunda ise ilgili tertibe … TL aktarma yapılabileceği, ancak … TL fatura bedelini karşılamasının mümkün olmadığı hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; dosya içeriğinin incelenmesi sonucunda; 2016 mali yılı bütçesi hazırlanırken, Maliye Bakanlığı ile Kamu İdaresi arasında koordinasyonsuzluk meydana geldiği, koordinasyonsuzluk sonucu ödeneklerin zamanında tahsis edilip gönderilmediğinden, doğalgaz faturalarının bir kısmının zamanında ödenmediğinin anlaşıldığı, faturaların zamanında ödenmemesinde, sorumluların herhangi bir kasıt, kusur ve ihmallerinin bulunmadığı kanaatine varıldığı, 2016 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunun ile tertipler bazında aşılmasının hukuki sonuçları olan ödenekler tahsis edildiği, ancak verilen ödenekler sarfiyatı karşılamadığının ve ne kadar diğer ödeneklerden aktarma yapılsa da gelen faturayı karşılamadığının görüleceği; bu çerçevede, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesinde belirtilen kamu zararı için aranan kusur şartının yerine gelmediği, verilen ödeneğin Kanun hükmü olduğu değerlendirildiğinden kamu zararı oluşmadığının değerlendirildiği; açıklanan nedenlerle, temyiz taleplerinin kabul edilerek tazmin hükmünün kaldırılmasının uygun olacağı belirtilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Usul Yönünden İnceleme:
100 sayılı (Asıl) İlamın 13. maddesinde yer alan tazmin hükmüne karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda verilen 17.04.2019 tarihli ve 46123 (30165 ilam) tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararı (1. maddesi) ile konu esastan görüşülmeyerek, ibraz edilen belgelerin yargılamanın iadesini gerektirir nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi için Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Temyiz Kurulunun bu Kararı üzerine, Dairece, Temyiz Kurulu kararına ekli ilgililerin dilekçeleri ve eki belgelerin görüşülmesi ve konunun incelenme neticesinde; gönderilen belgelerin ödenek yetersizliğini gösteren belgeler olduğu ve ilam hükmünde, bütçede ödeneklerin yetersiz kalması durumunda ödenek aktarması ya da likit karşılığı ödenek ile ilgili tutar elde edilebileceği değerlendirilerek söz konusu belgelerin dikkate alındığı, 100 sayılı ilamın 13 üncü maddesinde verilmiş olan hükme karşı sunulan bilgi ve belgelerin, konu hakkında yeni bilgi ve belge niteliğinde olmadığı, dolayısıyla 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 56 ncı maddesinde belirtilen yargılamanın iadesi sebeplerinin bulunmadığı belirtilerek yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. (16.06.2020 tarihli ve 35624 sayılı Daire Kararı)
Bu Karar üzerine de yukarıda adı geçen sorumlular tarafından bu defa (yine) Temyiz Kuruluna başvurulmuş ve başvuruya esas dilekçede; 100 sayılı (Asıl) İlamın 13. maddesinde ödenek yetersizliği ile ilgili sebeplerin belgelendirilmemesinden ötürü tazmin hükmü verilirken, temyiz dilekçesinde gecikmeye neden olan hususlar açıklanarak belgelendirilmesine rağmen bu sefer 35624 sayılı Daire Kararında; “gönderilen belgelerin ödenek yetersizliğini gösteren belgeler olduğu” belirtilerek (asıl) ilam hükmü ile çelişkiye düşüldüğü, (asıl) ilam maddesinde “bütçe ödeneklerinin yetersiz kalması durumunda ödenek aktarması ya da likit karşılığı ödenek ile ilgili tutar elde edilebileceği" değerlendirmesine yer verilmediği; bu nedenle de daha önce bu konuda bir açıklama yapma gereği duyulmadığı, Kurula arz edilen bilgi ve belgelerde de görüldüğü gibi Üniversiteye ait bazı doğalgaz faturalarının zamanında ödenememiş olmasının asıl sebebinin Maliye Bakanlığının İdarenin taleplerini göz ardı ederek vermiş olduğu yetersiz ödeneklerden kaynakladığı, şahıslarının herhangi bir kasıt, kusur ve ihmalinden kaynaklanmadığı, dolayısıyla kamu zararı oluşmadığı, dosyanın Temyiz Kurulunca incelenerek tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
6085 sayılı Sayıştay Kanununun “Temyiz” başlıklı 55 inci maddesinin 7 nci fıkrasında; ”Temyiz Kurulu temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik eder, bozar ya da Kurul üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırır. Bozma halinde evrak yeniden karara bağlanmak üzere o kararı veren daireye gönderilir.” denilmektedir. Bu hüküm uyarınca, sorumlular tarafından 100 sayılı İlamın 13. maddesine ilişkin yapılan temyiz başvurusu Kurul tarafından tasdik, düzelterek tasdik, bozma ya da kaldırma kararlarından her hangi birisi ile sonuçlandırılmamıştır. Temyiz Kurulu temyiz dilekçesi ile gönderilen evrakların Dairesi tarafından incelenmesine ve sözü edilen belgeler yargılamanın iadesini gerektiren nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem yapılması için Dairesine gönderilmesine karar vermiş, ancak yukarıda da ifade edildiği üzere Daire tarafından dilekçe ile eki belgelerde 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 56 ncı maddesinde belirtilen yargılamanın iadesi sebeplerinin bulunmadığı belirtilerek yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. Bu durumda sorumluların temyiz kanun yoluna yaptıkları başvurunun sonuçlandırılması gerekecektir.
100 sayılı ilam hakkında Temyiz Kurulunca daha önce karar verildiği (17.04.2019 tarihli ve 46123 tutanak/30165 ilam sayılı) bu nedenlerle sorumlularca yapılmış olan temyiz başvurusu üzerine Kurulca yapılacak işlem olmadığı yönünde karar verilmesi gerektiği ifade edilmiş ise de; yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda bu görüş Kurul çoğunluğunca kabul edilmemiştir.
Bu itibarla, sorumluların 100 sayılı (Asıl) İlamın 13. maddesi için yapmış oldukları temyiz başvurusunun sonuçlandırılması için konunun ESASTAN GÖRÜŞÜLMESİNE, (…. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …’ın aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla karar verildikten sonra konunun esasına geçildi.
Konunun Esası Yönünden İnceleme:
İlam maddesinde tazmin hükmü, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesi, aynı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Amir durumunda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu maddesi ve yine aynı Kanunun “Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12 inci maddesi çerçevesinde; devlet memurlarının görevlerini ve yasal sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurları yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten sorumlu oldukları için doğalgaz faturalarının zamanında ödenmemesi sonucunda gecikme bedeli ödendiği gerekçesiyle verilmiştir.
(Önceki başvurularda gönderilenler de dâhil) Dilekçeler ve eki belgeler incelendiğinde;
Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından 2016 Yılı Merkezi Yönetim Geçici Bütçe Kanununa istinaden düzenlenerek Birime gönderilen Birim Ödenek Listesinde, 2016 Yılı Geçici Bütçesi ile Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığının 38.45.00.01-09.4.1.00-2-03.2 bütçe tertibine tahsis edilen toplam ödenek miktarının … TL olduğu,
Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından gönderilen … tarihli ve … numaralı Ödenek Gönderme Belgesi ile 38.45.00.01- 09.4.1.00-2-03.2 bütçe tertibinde yer alan … TL için harcama yetkisi verildiği,
38.45.00.01-09.4.1.00-2-03.2 bütçe tertibinden kümülatif olarak Ocak ayında … TL, Şubat ayında … TL, Mart ayında … TL, Nisan ayında ise … TL harcama gerçekleştirildiği yani Birime geçici bütçe ile tahsis edilen toplam … TL ödeneğin … TL'sinin Mart ayı sonu itibarıyla ödeme emrine bağlanarak harcandığı, … TL’sinin ise ödenmesi gereken toplam … TL fatura bedelini karşılamadığı için harcanamadığı bu durumun Maliye Bakanlığının Bütçe Yönetim Enformasyon Sistemi (e-bütçe BÜMKO) üzerinden aylık bazda alınan 2016 Yılı Bütçe Tertiplerinin Ödenek Durum Listesi Raporunda da görüldüğü,
Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından, 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun yasalaşmasından sonra düzenlenerek Birime gönderilen Birim Ödenek Listesinde ise Başkanlığın 38.45.00.01-09.4.1.00-2-03.2 bütçe tertibine tahsis edilen toplam ödenek miktarının … TL olduğu,
İdarece, Maliye Bakanlığına teklif edilen 2016 Yılı Ayrıntılı Finansman Programında;
- III Aylık dönem için;
Ocak ayına … TL, Şubat ayına … TL, Mart ayına … TL olmak üzere toplam … TL ödenek talep edildiği halde;
Strateji Geliştirme Daire Başkanlığının … tarihli ve … sayılı yazısı ve ekinde gönderilen Maliye Bakanlığınca vize edilen 2016 Yılı Ayrıntılı Finansman Programında ise;
- III Aylık dönem için;
Ocak ayına … TL, Şubat ayına … TL, Mart ayına ise … TL olmak üzere toplam … TL,
- III Aylık dönem için;
Nisan ayına … TL, Mayıs ayına … TL,
Haziran ayına … TL olmak üzere toplam … TL ödenek tahsis edildiği ve vize edilen ödeneklerin aynı zamanda Maliye Bakanlığının Bütçe Yönetim Enformasyon Sistemine (e-bütçe BÜMKO) ve Kamu Harcama ve Muhasebe Bilişim Sistemine (KBS) girildiği,
Strateji Geliştirme Daire Başkanlığının … tarih ve … numaralı Ödenek Gönderme Belgesi ile 2. III Aylık dönem için 38.45.00.01-09.4.1.00-2-03.2 bütçe tertibine … TL harcama yetkisi verildiği,
Buradan Üniversitenin bütçe teklifini, ihtiyaçlarını değerlendirerek Maliye Bakanlığına sunduğu ancak verilen ödeneğin teklif edilen rakamların altında kaldığı anlaşılmaktadır.
Maliye Bakanlığı Bütçe Mali Kontrol Müdürlüğünün 26.07.2010 tarih ve 11294 sayılı yazısının “I-Ek Mali Yüke Meydan Verilmemesi İçin Alınması Gereken Tedbirler” başlıklı bölümünün:
“…
-
Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde ödenek yetersizliği nedeniyle ödenemeyen elektrik, doğalgaz ve su faturalarının ödeme emrine bağlanarak ivedilikle muhasebe birimlerine intikal ettirilmesi ve muhasebe birimlerince bu tutarların bütçeleştirilmiş borçlar hesabına alınması, bütçe imkanlarının kullanılmasında ve merkez dışı birimlere ödenek gönderilmesinde bütçeleştirilmiş borçlar hesabındaki bu tutarların öncelikle değerlendirilmesi,
-
Mevcut ödeneklerin elektrik, doğalgaz, su ve telefon giderlerine ilişkin ihtiyaçları karşılayıp karşılamayacağı hususunun sürekli gözden geçirilmesi ve ortaya çıkabilecek ödenek ihtiyacını karşılamaya yönelik tüm tedbirlerin alınması,
…”
Şeklindeki maddelerine istinaden ilgili İdarece faturaların zamanında ödenebilmesi için ödenek konusunda gerekli yazışmaların yapıldığı, Maliye Bakanlığına ödenek taleplerinin bildirildiği ve buna mukabil yeterli ödenek temin edilememesi nedeniyle tahakkuk etmiş gecikme bedelinin ödenmiş olmasında mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Son olarak yargılamanın iadesi talebinin reddi kararında Dairece konunun esası yönünden (aktarma ve likitle ilgili) ileri sürülen ilave gerekçeye karşılık olarak temyiz dilekçesinde sorumluların verdiği cevaptan; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun harcamaların yapıldığı tarihteki değişiklik yapılmadan (Değişiklik:16/11/2016-6761/1 md.) önceki haliyle “Ödenek aktarmaları” başlıklı 21 inci maddesine göre ödenek aktarmaları 5018 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre yüzde beş ile sınırlı tutulmuş olup, 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu harcama döneminde henüz kanunlaşmadığından; % 5’lik kısmın da (… TL) ödenmesi gereken toplam fatura bedelini (… TL) karşılamadığı ve diğer bütçe tertiplerindeki ödenek ihtiyaçları da göz önünde bulundurulduğunda, bu şartlar altında aktarma yapılmasının mevzuat hükmüne de aykırılık teşkil ettiği ve ayrıca harcama yapılan dönemde henüz 2015 yılı hesabı kapatılarak, Kesin Hesap hazırlanıp Bakanlıkla mutabakat sağlanarak onay alınmadığından; bütçede likit olup olmadığının bilinmediği ve dolayısıyla yılın ilk üç aylık diliminde likit kaydı yapma imkanının da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, 2016 mali yılı bütçesi hazırlanırken Maliye Bakanlığı ile Kamu İdaresi arasında koordinasyonsuzluk meydana geldiği, koordinasyonsuzluk sonucu ödeneklerin zamanında tahsis edilip gönderilmediğinden doğalgaz faturalarının bir kısmının zamanında ödenmediği ve faturaların zamanında ödenmemesinde, sorumluların herhangi bir kasıt, kusur ve ihmallerinin bulunmadığı kanaatine varılmış olup, bu manada 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi kapsamına giren bir kamu zararından bahsedilemeyeceğinden; sorumluların ortaklaşa gönderdikleri temyiz dilekçesindeki iddiaların kabulüyle 100 sayılı İlamın 13. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (…. Daire Başkanı … ile Üye … ve Üye …’ın aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 06.04.2022 tarih ve 51593 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
(Usul Yönünden) Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
…. Daire Başkanı … ile Üye …:
6085 sayılı Sayıştay Kanununun ikinci bölümünde Kanun yolları düzenlenmiş olup, “Temyiz” başlıklı 55’inci maddenin 1 inci fıkrasında:
“Sayıştay dairelerince verilen ilamlar Sayıştay Temyiz Kurulunda temyiz olunur. Bu Kurulca verilen kararlar kesindir.
2’nci fıkrasında;
Sayıştay dairelerinin ilamları;
a) Kanuna aykırılık,
b) Yetkiyi aşmak,
c) Hesap yargılaması usullerine riayet etmemek,
gibi sebeplerle, 52 nci maddenin birinci fıkrasında yazılı ilgililer tarafından temyiz olunabilir.” denilmekte,
7 nci fıkrasında da:
“Temyiz Kurulu temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik eder, bozar ya da Kurul üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırır. Bozma halinde evrak yeniden karara bağlanmak üzere o kararı veren daireye gönderilir.”
Hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere anılan maddede temyiz sebebi olarak kanuna aykırılık, yetkiyi aşmak ve hesap yargılaması usullerine riayet etmemek sayılmıştır.
17.04.2019 tarihli ve 46123 sayılı Temyiz Kurulu Kararına (1. maddesi) konu edilen dilekçe incelendiğinde; Daire Kararına karşı yukarıda yer alan sebeplerden hiçbirine ilişkin bir itirazda bulunulmadığı; ilama konu ödenen gecikme bedellerinin ödenek yetersizliğinden kaynaklandığına yönelik olduğunu gösterir belgeler sunulduğunun görülmesi üzerine, Kurulca yapılacak işlem olmadığına ve sözü edilen belgeler yargılamanın iadesini gerektirir nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem ifasını teminen dosyanın hükmü veren Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
Temyiz Kurulu kendisine yapılan başvuruyu Kanunumuzun 55 inci maddesi çerçevesinde değerlendirmiş, bu maddede sayılan sebepler dilekçe içeriğinde yer almadığından yapılacak işlem olmadığına karar vermiştir.
Bu karar, Temyiz Kurulunca 55 inci maddenin 7 nci fıkrasında yer aldığı şekliyle bir hüküm verilmesine mahal olmadığı anlamındadır.
Temyiz süresi geçirilerek yapılan veya temyiz hakkı olmayan bir kişinin yaptığı başvurunun kabul edilmemesi ile aynı mahiyettedir.
Bu bakımdan anılan Temyiz Kurulu Kararına ilişkin olarak Kanunumuzun 57 nci maddesinde düzenlenmiş olan “karar düzeltilmesi” yolu da kapalıdır. Karar düzeltilmesi sadece 55 inci maddenin 7 nci fıkrasında yer aldığı şekliyle verilen hükümlere karşı kullanılabilir.
Öte yandan Kanunumuzda yer alan bir başka Kanun yolu ise “yargılamanın iadesi”dir.
Yargılamanın iadesi başlıklı 56 ncı maddenin 2 nci fıkrasında:
“Yargılamanın iadesi sebepleri şunlardır:
a) Hesapta maddi hata, isim yanlışlığı veya eksikliği bulunması, noksanlık veya mükerrerlik olması.
b) Hükme etki yapmış olan bir belgede sahtecilik bulunması.
c) Denetleme veya hesap yargılaması sırasında görülmeyen yanlış veya usulsüz bir işlemin hükümden sonra meydana çıkmış olması.
ç) Denetleme veya hesap yargılaması sırasında bulunmayan hükme tesir edebilecek bazı belgelerin hükümden sonra ortaya çıkması.
d) Hükme esas tutulan bir ilamın bozulma suretiyle ortadan kalkmış olması.
e) Bilirkişi veya uzmanın gerçeğe aykırı rapor düzenlediğinin ortaya çıkması.” denilmekte,
5 inci fıkrasında da:
“Yargılamanın iadesi istemi; hükmü veren dairece incelenir ve ilk olarak yargılamanın iadesi talebinin kabulüne veya reddine karar verilir. Kabul kararı verilmesi halinde iade edilen hususlarla sınırlı olmak üzere hesap yargılaması yapılır.”
Hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere her iki kanun yoluna başvuru sebepleri birbirinden farklı olarak sayılmıştır. Bu nedenle de ilgililerce her iki kanun yoluna aynı anda farklı sebeplerle başvurmak mümkün bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle yargılamanın iadesine başvurmak için hükmün kesinleşmiş olması gerekmemektedir.
Temyiz Kurulu 46123 sayılı Kararı ile Kurulca yapılacak işlem olmadığına karar verirken temyiz dilekçesi ekinde gönderilen belgelerin yargılamanın iadesine konu olabileceği düşüncesiyle Dairesine gönderilmesine de karar vermiştir.
Bu defa gönderilen belgeler Dairesince değerlendirilmiş, hem sorgu ve yargılama aşamasında bulunduğu, hem de hükme tesir edecek mahiyette olmadığı gerekçesiyle yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. 56 ncı maddenin 5 inci fıkrası gereğince ancak kabul kararı verilmesi halinde hesap yargılaması yapılacağından ilam çıkarılmamış, talebin reddine ilişkin olarak Dairesince karar düzenlenmiştir.
Öte yandan çoğunluk görüşünde Daire kararının ara kararı mahiyetinde olduğu ve ilk temyiz başvurusunun sonuçlanmadığı ifade edilmişse de; ne ara kararı şeklinde bir uygulama ne de temyiz başvurusunun sonuçlandırılmadığı gibi bir gerekçe ile söz konusu başvuruyu esastan görüşerek karara bağlamak mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde mümkün değildir.
Sorumluların yaptıkları başvuru, her iki kanun yolu çerçevesinde değerlendirildiğinden, savunma hakkının kullandırılmadığı yönünde bir iddia yersizdir.
Bu itibarla dilekçenin esastan görülmesi mümkün olamadığından talebin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …:
6085 sayılı Kanunun 50 inci maddesinde, daireler tarafından yapılan hesap yargılaması sonucunda; hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna veya kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedileceği, bu hükümler dışında, gerekli görülen hususların ilgili mercilere bildirilmesine karar verilebileceği (diğer bir deyişle, daire kararlarının tazmin, beraat ve dairesine yazılmasına ilişkin kararlar olduğu), 55 inci maddesinde ise Sayıştay dairelerince verilen ilamların temyiz olunacağı belirtilmiştir. Bu iki madde birlikte ele alındığında sadece ilamlarda yer alan hükümler hakkında temyiz kanun yolu söz konusu olacaktır. Ancak sorumlular tarafından herhangi bir şekilde ilama dönüşmeyen Sayıştay 2. Dairesinin 16.06.2020 tarihli ve 35624 sayılı Kararına karşı temyiz isteminde bulunulmuştur. Söz konusu bu Karar, bir ilam hükmü olmayıp, 100 sayılı İlamın 13. maddesinin devamı niteliğinde bir karardır. Zira Daire Kararında da herhangi bir yeni yargılama hükmüne yer verilmemiştir. Dairenin burada ilgilinin müracaatı üzerine bir (ek) ilam düzenlemeyip kararla yetinmesi, 100 sayılı İlamın gerekçesini değiştirecek yeni bir hükmün bulunmamasından kaynaklanmıştır.
Bu itibarla, sorumluların Sayıştay 2. Dairesinin 16.06.2020 tarihli ve 35624 sayılı (yargılamanın iadesi talebinin reddi yönündeki) Kararına ilişkin olarak yaptığı temyiz müracaatının reddedilerek Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına karar verilmesi gerekir.
(Konunun Esası Yönünden) Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
... Daire Başkanı … ile Üye … ve Üye …:
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 inci maddesinde:
“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
Aynı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesinde ise:
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
…
Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
…
Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
Hükümleri yer almaktadır.
Öte yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Amir durumunda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu maddesinde:
“Devlet Memurları amiri oldukları kuruluş ve hizmet birimlerinde kanun, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurları yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli ve sorumludur.”,
Aynı Kanunun “Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12 nci maddesinde de:
“Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.
Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.
Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısını geçmeyen zararlar, kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.”
Denilmektedir.
Bu düzenlemelere göre, Devlet memurları görevlerini ve yasal sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurları yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten sorumludurlar. Bu nedenle, doğalgaz faturalarının bir kısmının zamanında ödenmemesi nedeniyle kamu zararı oluşmuştur.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, temyiz süresi geçmiş olan İlam hakkında yapılan başvuru nedeniyle İlamda da dile getirilen yukarıdaki gerekçelerle tazmin hükmünün tasdiki gerekir.
Doğalgaz faturalarının zamanında ödenmemesi neticesinde gecikme bedeli ödenmesi ve gecikmeye ilişkin gerekçelerin belgelendirilmemesi;
100 sayılı (Asıl) İlamın 13. maddesiyle; doğalgaz faturalarının zamanında ödenmemesi neticesinde gecikme bedeli ödendiği; konuyla ilgili savunmalarda geç ödemelere ilişkin olarak hava şartlarının kötü olması nedeniyle faturaların zamanında ödeme işlemine alınamaması, sistemsel sorunlar ve ödenek yetersizlikleri gibi sebeplerin gösterildiği ancak öne sürülen gerekçelerin belgelendirilmediği gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Söz konusu tazmin hükmü üzerine kendilerine sorumluluk yüklenen sorumlulardan (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Harcama Yetkilisi sıfatıyla Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkan Vekili … ile (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla …’nin ortaklaşa gönderdikleri dilekçeyle temyiz talebinde bulunmaları üzerine 17.04.2019 tarihli ve 46123 tutanak (30165 ilam) sayılı Temyiz Kurulu Kararında (1. maddesi) özetle; “… ibraz edilen belgenin incelenmesi temyiz konusu olmadığından bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına; sözü edilen belgeler yargılamanın iadesini gerektiren nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem ifasını teminen dosyanın ilgili DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, oy çokluğuyla” denilerek karar verilmiştir.
Temyiz Kurulunun bu Kararı üzerine; ilam düzenlenmeden, 16.06.2020 tarihli ve 35624 sayılı Daire Kararıyla;
“Temyiz Kurulu Kararına ekli ilgililerin dilekçeleri ve eki belgelerin Dairemizde görüşülmesi ve konunun incelenme neticesinde;
Gönderilen belgelerin ödenek yetersizliğini gösteren belgeler olduğu ve İlam hükmünde, bütçede ödeneklerin yetersiz kalması durumunda ödenek aktarması ya da likit karşılığı ödenek ile ilgili tutar elde edilebileceği değerlendirilerek söz konusu belgelerin dikkate alındığı görülmüştür.
6085 sayılı Sayıştay Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yargılamanın iadesi sebepleri sayılmıştır.
Buna göre yargılamanın iadesi;
a) Hesapta maddi hata, isim yanlışlığı veya eksikliği bulunması, noksanlık veya mükerrerlik olması.
b) Hükme etki yapmış olan bir belgede sahtecilik bulunması.
c) Denetleme veya hesap yargılaması sırasında görülmeyen yanlış veya usulsüz bir işlemin hükümden sonra meydana çıkmış olması.
ç) Denetleme veya hesap yargılaması sırasında bulunmayan hükme tesir edebilecek bazı belgelerin hükümden sonra ortaya çıkması.
d) Hükme esas tutulan bir ilamın bozulma suretiyle ortadan kalkmış olması.
e) Bilirkişi veya uzmanın gerçeğe aykırı rapor düzenlediğinin ortaya çıkması
sebepleri ileri sürülerek yapılabilmektedir.
İlgililerin gönderdiği dilekçe ile eki belgelerin incelenmesi sonucunda, 100 sayılı ilamın 13 üncü maddesinde verilmiş olan hükme karşı sunulan bilgi ye belgelerin, konu hakkında yeni bilgi ve belge niteliğinde olmadığı, dolayısıyla yukarıda zikredilen yargılamanın iadesi sebeplerini taşımadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle, sorumlular tarafından gönderilen dilekçe ile eki belgelerde 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 56 ncı maddesinde belirtilen yargılamanın iadesi sebepleri bulunmadığından, …”
Denilerek “YARGILAMANIN İADESİ TALEBİNİN REDDİNE” karar verilmiştir.
Bu karar üzerine de yukarıda adı geçen sorumlular tarafından bu defa (yine) Temyiz Kuruluna başvurulmuş ve başvuruya esas dilekçede; 100 sayılı (Asıl) İlamın 13. maddesinde ödenek yetersizliği ile ilgili sebeplerin belgelendirilmemesinden ötürü tazmin hükmü verilirken; temyiz dilekçesinde gecikmeye neden olan hususlar açıklanarak belgelendirilmesine rağmen bu sefer 35624 sayılı Daire Kararında; “gönderilen belgelerin ödenek yetersizliğini gösteren belgeler olduğu” belirtilerek (asıl) ilam hükmü ile çelişkiye düşüldüğü, (asıl) ilam maddesinde “bütçe ödeneklerinin yetersiz kalması durumunda ödenek aktarması ya da likit karşılığı ödenek ile ilgili tutar elde edilebileceği" değerlendirmesine yer verilmediği; bu nedenle de daha önce bu konuda bir açıklama yapma gereği duyulmadığı, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun harcamaların yapıldığı tarihteki değişiklik yapılmadan (Değişiklik:16/11/2016-6761/1 md.) önceki haliyle;
“Ödenek aktarmaları
Madde 21-Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçeleri arasındaki Ödenek aktarmaları kanunla yapılır.
Ancak, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, aktarma yapılacak tertipteki ödeneğin, yılı bütçe kanununda farklı bir oran belirtilmedikçe yüzde beşine kadar kendi bütçeleri içinde ödenek aktarması yapabilirler. Bu şekilde yapılan aktarmalar, yedi gün içinde Maliye Bakanlığına bildirilir.
Personel giderleri tertiplerinden, aktarma yapılan tertiplerden ve yedek ödenekten aktarma yapılmış tertiplerden, diğer tertiplere aktarma yapılmaz."
Hükmü ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu harcama döneminde henüz kanunlaşmadığından; ödenek aktarmalarının yüzde beş ile sınırlı tutulduğu, Üniversitenin Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından gönderilen … tarihli ve … numaralı Ödenek Gönderme Belgesinde de görüldüğü gibi 2016 Yılı Geçici Bütçesiyle, Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığına toplam … TL harcama izni verildiği, bundan … TL personel giderleri çıkarıldığında geriye toplam … TL kaldığının görüleceği, bu ödeneğin de … TL’sinin 38.45.00.01-09.4,1.00-2-03.2 bütçe tertibinde yer aldığı, yani aktarma yapılacak diğer tertiplerdeki toplam ödeneğin ise … TL olduğu, dolayısıyla başlangıç ödeneği .. TL olan 38.45,00.01-09.4.1.00-2-03.2 bütçe tertibine ödenek aktarması yapılacak olursa ancak % 5'i tutarında … TL aktarma yapılabileceği, ancak diğer bütçe tertiplerinden hiç harcama yapılmadan tamamının 03.2 tertibine aktarma yapılacağı kabulü altında, … TL’sinin karşılanabileceği, bu tutarında ödenmesi gereken toplam … TL fatura bedelini karşılamadığının açıkça görüleceği, diğer bütçe tertiplerindeki ödenek ihtiyaçları da göz önünde bulundurulduğunda, bu şartlar altında aktarma yapılmasının mevzuat hükmüne de aykırılık teşkil ettiği, 2015 Yılı Kesin Hesabının, Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünün 08.12.2015 tarihli ve 82401547-843-12095 sayılı yazısının 6. maddesinde belirlenen takvime göre, 15 Nisan 2016 tarihine kadar hazırlanarak mutabakat sağlanmak üzere Bakanlığa (Muhasebat Genel Müdürlüğüne) gönderilmesinin istenildiği, harcama yapılan dönemde henüz 2015 yılı hesabı kapatılarak, Kesin Hesap hazırlanıp Bakanlıkla mutabakat sağlanarak onay alınmadığından bütçede likit olup olmadığının bilinmediği, dolayısıyla yılın ilk üç aylık diliminde likit kaydı yapma imkanı da bulunmadığı, yukarıda arz edilen bilgi ve belgelerde de görüldüğü gibi Üniversiteye ait bazı doğalgaz faturalarının zamanında ödenememiş olmasının asıl sebebinin Maliye Bakanlığının İdarenin taleplerini göz ardı ederek vermiş olduğu yetersiz ödeneklerden kaynakladığı, şahıslarının herhangi bir kasıt, kusur ve ihmalinden kaynaklanmadığı, dolayısıyla kamu zararı oluşmadığından; dosyanın Temyiz Kurulunca incelenerek tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği arz edilmiştir.
Başsavcılık mütalaasında özetle; … Üniversitesi 2016 yılı hesabının 2. Dairede yargılanması sonucunda düzenlenen 100 nolu İlamın 13 üncü maddesinde yer alan doğalgaz faturalarının ödenek yetersizliği nedeniyle zamanında ödenememesine bağlı olarak ortaya çıkan gecikme bedelinin bütçeden ödenmesi nedeniyle tazminine hükmedildiği, sorumluların yargılamanın iadesi başvurusu üzerine Dairenin yargılamanın iadesi sebeplerini kabul etmediği, bunun üzerine sorumluların bu defa tazmin hükmünün kaldırılması talebini ihtiva eden temyiz dilekçesi gönderdiği, adı geçenlerin dilekçesinde; Temyiz Kurulunca verilen 17.04.2019 tarihli ve 46123 tutanak numaralı Karar üzerine Sayıştay 2. Dairesince ibraz edilen belgeler dikkate alınarak yapılan görüşmede 16.06.2020 tarihli ve 35624 numaralı Kararında; gönderilen belgelerin ödenek yetersizliğini gösteren belgeler olduğu ve Ek İlam hükmünde; bütçe ödeneklerinin yetersiz kalması durumunda ödenek aktarması yada likit karşılığı ödenek ile ilgili tutar elde edilebileceği değerlendirilerek söz konusu belgelerin dikkate alındığı bu nedenle yargılamanın iadesi talebinin reddedildiğinin ifade bildirildiği, ödenek aktarması yapılması durumunda ise ilgili tertibe … TL aktarma yapılabileceği, ancak … TL fatura bedelini karşılamasının mümkün olmadığı hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; dosya içeriğinin incelenmesi sonucunda; 2016 mali yılı bütçesi hazırlanırken, Maliye Bakanlığı ile Kamu İdaresi arasında koordinasyonsuzluk meydana geldiği, koordinasyonsuzluk sonucu ödeneklerin zamanında tahsis edilip gönderilmediğinden, doğalgaz faturalarının bir kısmının zamanında ödenmediğinin anlaşıldığı, faturaların zamanında ödenmemesinde, sorumluların herhangi bir kasıt, kusur ve ihmallerinin bulunmadığı kanaatine varıldığı, 2016 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunun ile tertipler bazında aşılmasının hukuki sonuçları olan ödenekler tahsis edildiği, ancak verilen ödenekler sarfiyatı karşılamadığının ve ne kadar diğer ödeneklerden aktarma yapılsa da gelen faturayı karşılamadığının görüleceği; bu çerçevede, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesinde belirtilen kamu zararı için aranan kusur şartının yerine gelmediği, verilen ödeneğin Kanun hükmü olduğu değerlendirildiğinden kamu zararı oluşmadığının değerlendirildiği; açıklanan nedenlerle, temyiz taleplerinin kabul edilerek tazmin hükmünün kaldırılmasının uygun olacağı belirtilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Usul Yönünden İnceleme:
100 sayılı (Asıl) İlamın 13. maddesinde yer alan tazmin hükmüne karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda verilen 17.04.2019 tarihli ve 46123 (30165 ilam) tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararı (1. maddesi) ile konu esastan görüşülmeyerek, ibraz edilen belgelerin yargılamanın iadesini gerektirir nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi için Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Temyiz Kurulunun bu Kararı üzerine, Dairece, Temyiz Kurulu kararına ekli ilgililerin dilekçeleri ve eki belgelerin görüşülmesi ve konunun incelenme neticesinde; gönderilen belgelerin ödenek yetersizliğini gösteren belgeler olduğu ve ilam hükmünde, bütçede ödeneklerin yetersiz kalması durumunda ödenek aktarması ya da likit karşılığı ödenek ile ilgili tutar elde edilebileceği değerlendirilerek söz konusu belgelerin dikkate alındığı, 100 sayılı ilamın 13 üncü maddesinde verilmiş olan hükme karşı sunulan bilgi ve belgelerin, konu hakkında yeni bilgi ve belge niteliğinde olmadığı, dolayısıyla 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 56 ncı maddesinde belirtilen yargılamanın iadesi sebeplerinin bulunmadığı belirtilerek yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. (16.06.2020 tarihli ve 35624 sayılı Daire Kararı)
Bu Karar üzerine de yukarıda adı geçen sorumlular tarafından bu defa (yine) Temyiz Kuruluna başvurulmuş ve başvuruya esas dilekçede; 100 sayılı (Asıl) İlamın 13. maddesinde ödenek yetersizliği ile ilgili sebeplerin belgelendirilmemesinden ötürü tazmin hükmü verilirken, temyiz dilekçesinde gecikmeye neden olan hususlar açıklanarak belgelendirilmesine rağmen bu sefer 35624 sayılı Daire Kararında; “gönderilen belgelerin ödenek yetersizliğini gösteren belgeler olduğu” belirtilerek (asıl) ilam hükmü ile çelişkiye düşüldüğü, (asıl) ilam maddesinde “bütçe ödeneklerinin yetersiz kalması durumunda ödenek aktarması ya da likit karşılığı ödenek ile ilgili tutar elde edilebileceği" değerlendirmesine yer verilmediği; bu nedenle de daha önce bu konuda bir açıklama yapma gereği duyulmadığı, Kurula arz edilen bilgi ve belgelerde de görüldüğü gibi Üniversiteye ait bazı doğalgaz faturalarının zamanında ödenememiş olmasının asıl sebebinin Maliye Bakanlığının İdarenin taleplerini göz ardı ederek vermiş olduğu yetersiz ödeneklerden kaynakladığı, şahıslarının herhangi bir kasıt, kusur ve ihmalinden kaynaklanmadığı, dolayısıyla kamu zararı oluşmadığı, dosyanın Temyiz Kurulunca incelenerek tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
6085 sayılı Sayıştay Kanununun “Temyiz” başlıklı 55 inci maddesinin 7 nci fıkrasında; ”Temyiz Kurulu temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik eder, bozar ya da Kurul üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırır. Bozma halinde evrak yeniden karara bağlanmak üzere o kararı veren daireye gönderilir.” denilmektedir. Bu hüküm uyarınca, sorumlular tarafından 100 sayılı İlamın 13. maddesine ilişkin yapılan temyiz başvurusu Kurul tarafından tasdik, düzelterek tasdik, bozma ya da kaldırma kararlarından her hangi birisi ile sonuçlandırılmamıştır. Temyiz Kurulu temyiz dilekçesi ile gönderilen evrakların Dairesi tarafından incelenmesine ve sözü edilen belgeler yargılamanın iadesini gerektiren nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem yapılması için Dairesine gönderilmesine karar vermiş, ancak yukarıda da ifade edildiği üzere Daire tarafından dilekçe ile eki belgelerde 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 56 ncı maddesinde belirtilen yargılamanın iadesi sebeplerinin bulunmadığı belirtilerek yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. Bu durumda sorumluların temyiz kanun yoluna yaptıkları başvurunun sonuçlandırılması gerekecektir.
100 sayılı ilam hakkında Temyiz Kurulunca daha önce karar verildiği (17.04.2019 tarihli ve 46123 tutanak/30165 ilam sayılı) bu nedenlerle sorumlularca yapılmış olan temyiz başvurusu üzerine Kurulca yapılacak işlem olmadığı yönünde karar verilmesi gerektiği ifade edilmiş ise de; yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda bu görüş Kurul çoğunluğunca kabul edilmemiştir.
Bu itibarla, sorumluların 100 sayılı (Asıl) İlamın 13. maddesi için yapmış oldukları temyiz başvurusunun sonuçlandırılması için konunun ESASTAN GÖRÜŞÜLMESİNE, (…. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …’ın aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla karar verildikten sonra konunun esasına geçildi.
Konunun Esası Yönünden İnceleme:
İlam maddesinde tazmin hükmü, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesi, aynı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Amir durumunda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu maddesi ve yine aynı Kanunun “Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12 inci maddesi çerçevesinde; devlet memurlarının görevlerini ve yasal sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurları yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten sorumlu oldukları için doğalgaz faturalarının zamanında ödenmemesi sonucunda gecikme bedeli ödendiği gerekçesiyle verilmiştir.
(Önceki başvurularda gönderilenler de dâhil) Dilekçeler ve eki belgeler incelendiğinde;
Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından 2016 Yılı Merkezi Yönetim Geçici Bütçe Kanununa istinaden düzenlenerek Birime gönderilen Birim Ödenek Listesinde, 2016 Yılı Geçici Bütçesi ile Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığının 38.45.00.01-09.4.1.00-2-03.2 bütçe tertibine tahsis edilen toplam ödenek miktarının … TL olduğu,
Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından gönderilen … tarihli ve … numaralı Ödenek Gönderme Belgesi ile 38.45.00.01- 09.4.1.00-2-03.2 bütçe tertibinde yer alan … TL için harcama yetkisi verildiği,
38.45.00.01-09.4.1.00-2-03.2 bütçe tertibinden kümülatif olarak Ocak ayında … TL, Şubat ayında … TL, Mart ayında … TL, Nisan ayında ise … TL harcama gerçekleştirildiği yani Birime geçici bütçe ile tahsis edilen toplam … TL ödeneğin … TL'sinin Mart ayı sonu itibarıyla ödeme emrine bağlanarak harcandığı, … TL’sinin ise ödenmesi gereken toplam … TL fatura bedelini karşılamadığı için harcanamadığı bu durumun Maliye Bakanlığının Bütçe Yönetim Enformasyon Sistemi (e-bütçe BÜMKO) üzerinden aylık bazda alınan 2016 Yılı Bütçe Tertiplerinin Ödenek Durum Listesi Raporunda da görüldüğü,
Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından, 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun yasalaşmasından sonra düzenlenerek Birime gönderilen Birim Ödenek Listesinde ise Başkanlığın 38.45.00.01-09.4.1.00-2-03.2 bütçe tertibine tahsis edilen toplam ödenek miktarının … TL olduğu,
İdarece, Maliye Bakanlığına teklif edilen 2016 Yılı Ayrıntılı Finansman Programında;
- III Aylık dönem için;
Ocak ayına … TL, Şubat ayına … TL, Mart ayına … TL olmak üzere toplam … TL ödenek talep edildiği halde;
Strateji Geliştirme Daire Başkanlığının … tarihli ve … sayılı yazısı ve ekinde gönderilen Maliye Bakanlığınca vize edilen 2016 Yılı Ayrıntılı Finansman Programında ise;
- III Aylık dönem için;
Ocak ayına … TL, Şubat ayına … TL, Mart ayına ise … TL olmak üzere toplam … TL,
- III Aylık dönem için;
Nisan ayına … TL, Mayıs ayına … TL,
Haziran ayına … TL olmak üzere toplam … TL ödenek tahsis edildiği ve vize edilen ödeneklerin aynı zamanda Maliye Bakanlığının Bütçe Yönetim Enformasyon Sistemine (e-bütçe BÜMKO) ve Kamu Harcama ve Muhasebe Bilişim Sistemine (KBS) girildiği,
Strateji Geliştirme Daire Başkanlığının … tarih ve … numaralı Ödenek Gönderme Belgesi ile 2. III Aylık dönem için 38.45.00.01-09.4.1.00-2-03.2 bütçe tertibine … TL harcama yetkisi verildiği,
Buradan Üniversitenin bütçe teklifini, ihtiyaçlarını değerlendirerek Maliye Bakanlığına sunduğu ancak verilen ödeneğin teklif edilen rakamların altında kaldığı anlaşılmaktadır.
Maliye Bakanlığı Bütçe Mali Kontrol Müdürlüğünün 26.07.2010 tarih ve 11294 sayılı yazısının “I-Ek Mali Yüke Meydan Verilmemesi İçin Alınması Gereken Tedbirler” başlıklı bölümünün:
“…
-
Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde ödenek yetersizliği nedeniyle ödenemeyen elektrik, doğalgaz ve su faturalarının ödeme emrine bağlanarak ivedilikle muhasebe birimlerine intikal ettirilmesi ve muhasebe birimlerince bu tutarların bütçeleştirilmiş borçlar hesabına alınması, bütçe imkanlarının kullanılmasında ve merkez dışı birimlere ödenek gönderilmesinde bütçeleştirilmiş borçlar hesabındaki bu tutarların öncelikle değerlendirilmesi,
-
Mevcut ödeneklerin elektrik, doğalgaz, su ve telefon giderlerine ilişkin ihtiyaçları karşılayıp karşılamayacağı hususunun sürekli gözden geçirilmesi ve ortaya çıkabilecek ödenek ihtiyacını karşılamaya yönelik tüm tedbirlerin alınması,
…”
Şeklindeki maddelerine istinaden ilgili İdarece faturaların zamanında ödenebilmesi için ödenek konusunda gerekli yazışmaların yapıldığı, Maliye Bakanlığına ödenek taleplerinin bildirildiği ve buna mukabil yeterli ödenek temin edilememesi nedeniyle tahakkuk etmiş gecikme bedelinin ödenmiş olmasında mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Son olarak yargılamanın iadesi talebinin reddi kararında Dairece konunun esası yönünden (aktarma ve likitle ilgili) ileri sürülen ilave gerekçeye karşılık olarak temyiz dilekçesinde sorumluların verdiği cevaptan; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun harcamaların yapıldığı tarihteki değişiklik yapılmadan (Değişiklik:16/11/2016-6761/1 md.) önceki haliyle “Ödenek aktarmaları” başlıklı 21 inci maddesine göre ödenek aktarmaları 5018 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre yüzde beş ile sınırlı tutulmuş olup, 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu harcama döneminde henüz kanunlaşmadığından; % 5’lik kısmın da (… TL) ödenmesi gereken toplam fatura bedelini (… TL) karşılamadığı ve diğer bütçe tertiplerindeki ödenek ihtiyaçları da göz önünde bulundurulduğunda, bu şartlar altında aktarma yapılmasının mevzuat hükmüne de aykırılık teşkil ettiği ve ayrıca harcama yapılan dönemde henüz 2015 yılı hesabı kapatılarak, Kesin Hesap hazırlanıp Bakanlıkla mutabakat sağlanarak onay alınmadığından; bütçede likit olup olmadığının bilinmediği ve dolayısıyla yılın ilk üç aylık diliminde likit kaydı yapma imkanının da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, 2016 mali yılı bütçesi hazırlanırken Maliye Bakanlığı ile Kamu İdaresi arasında koordinasyonsuzluk meydana geldiği, koordinasyonsuzluk sonucu ödeneklerin zamanında tahsis edilip gönderilmediğinden doğalgaz faturalarının bir kısmının zamanında ödenmediği ve faturaların zamanında ödenmemesinde, sorumluların herhangi bir kasıt, kusur ve ihmallerinin bulunmadığı kanaatine varılmış olup, bu manada 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi kapsamına giren bir kamu zararından bahsedilemeyeceğinden; sorumluların ortaklaşa gönderdikleri temyiz dilekçesindeki iddiaların kabulüyle 100 sayılı İlamın 13. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (…. Daire Başkanı … ile Üye … ve Üye …’ın aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 06.04.2022 tarih ve 51593 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
(Usul Yönünden) Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
…. Daire Başkanı … ile Üye …:
6085 sayılı Sayıştay Kanununun ikinci bölümünde Kanun yolları düzenlenmiş olup, “Temyiz” başlıklı 55’inci maddenin 1 inci fıkrasında:
“Sayıştay dairelerince verilen ilamlar Sayıştay Temyiz Kurulunda temyiz olunur. Bu Kurulca verilen kararlar kesindir.
2’nci fıkrasında;
Sayıştay dairelerinin ilamları;
a) Kanuna aykırılık,
b) Yetkiyi aşmak,
c) Hesap yargılaması usullerine riayet etmemek,
gibi sebeplerle, 52 nci maddenin birinci fıkrasında yazılı ilgililer tarafından temyiz olunabilir.” denilmekte,
7 nci fıkrasında da:
“Temyiz Kurulu temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik eder, bozar ya da Kurul üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırır. Bozma halinde evrak yeniden karara bağlanmak üzere o kararı veren daireye gönderilir.”
Hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere anılan maddede temyiz sebebi olarak kanuna aykırılık, yetkiyi aşmak ve hesap yargılaması usullerine riayet etmemek sayılmıştır.
17.04.2019 tarihli ve 46123 sayılı Temyiz Kurulu Kararına (1. maddesi) konu edilen dilekçe incelendiğinde; Daire Kararına karşı yukarıda yer alan sebeplerden hiçbirine ilişkin bir itirazda bulunulmadığı; ilama konu ödenen gecikme bedellerinin ödenek yetersizliğinden kaynaklandığına yönelik olduğunu gösterir belgeler sunulduğunun görülmesi üzerine, Kurulca yapılacak işlem olmadığına ve sözü edilen belgeler yargılamanın iadesini gerektirir nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem ifasını teminen dosyanın hükmü veren Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
Temyiz Kurulu kendisine yapılan başvuruyu Kanunumuzun 55 inci maddesi çerçevesinde değerlendirmiş, bu maddede sayılan sebepler dilekçe içeriğinde yer almadığından yapılacak işlem olmadığına karar vermiştir.
Bu karar, Temyiz Kurulunca 55 inci maddenin 7 nci fıkrasında yer aldığı şekliyle bir hüküm verilmesine mahal olmadığı anlamındadır.
Temyiz süresi geçirilerek yapılan veya temyiz hakkı olmayan bir kişinin yaptığı başvurunun kabul edilmemesi ile aynı mahiyettedir.
Bu bakımdan anılan Temyiz Kurulu Kararına ilişkin olarak Kanunumuzun 57 nci maddesinde düzenlenmiş olan “karar düzeltilmesi” yolu da kapalıdır. Karar düzeltilmesi sadece 55 inci maddenin 7 nci fıkrasında yer aldığı şekliyle verilen hükümlere karşı kullanılabilir.
Öte yandan Kanunumuzda yer alan bir başka Kanun yolu ise “yargılamanın iadesi”dir.
Yargılamanın iadesi başlıklı 56 ncı maddenin 2 nci fıkrasında:
“Yargılamanın iadesi sebepleri şunlardır:
a) Hesapta maddi hata, isim yanlışlığı veya eksikliği bulunması, noksanlık veya mükerrerlik olması.
b) Hükme etki yapmış olan bir belgede sahtecilik bulunması.
c) Denetleme veya hesap yargılaması sırasında görülmeyen yanlış veya usulsüz bir işlemin hükümden sonra meydana çıkmış olması.
ç) Denetleme veya hesap yargılaması sırasında bulunmayan hükme tesir edebilecek bazı belgelerin hükümden sonra ortaya çıkması.
d) Hükme esas tutulan bir ilamın bozulma suretiyle ortadan kalkmış olması.
e) Bilirkişi veya uzmanın gerçeğe aykırı rapor düzenlediğinin ortaya çıkması.” denilmekte,
5 inci fıkrasında da:
“Yargılamanın iadesi istemi; hükmü veren dairece incelenir ve ilk olarak yargılamanın iadesi talebinin kabulüne veya reddine karar verilir. Kabul kararı verilmesi halinde iade edilen hususlarla sınırlı olmak üzere hesap yargılaması yapılır.”
Hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere her iki kanun yoluna başvuru sebepleri birbirinden farklı olarak sayılmıştır. Bu nedenle de ilgililerce her iki kanun yoluna aynı anda farklı sebeplerle başvurmak mümkün bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle yargılamanın iadesine başvurmak için hükmün kesinleşmiş olması gerekmemektedir.
Temyiz Kurulu 46123 sayılı Kararı ile Kurulca yapılacak işlem olmadığına karar verirken temyiz dilekçesi ekinde gönderilen belgelerin yargılamanın iadesine konu olabileceği düşüncesiyle Dairesine gönderilmesine de karar vermiştir.
Bu defa gönderilen belgeler Dairesince değerlendirilmiş, hem sorgu ve yargılama aşamasında bulunduğu, hem de hükme tesir edecek mahiyette olmadığı gerekçesiyle yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. 56 ncı maddenin 5 inci fıkrası gereğince ancak kabul kararı verilmesi halinde hesap yargılaması yapılacağından ilam çıkarılmamış, talebin reddine ilişkin olarak Dairesince karar düzenlenmiştir.
Öte yandan çoğunluk görüşünde Daire kararının ara kararı mahiyetinde olduğu ve ilk temyiz başvurusunun sonuçlanmadığı ifade edilmişse de; ne ara kararı şeklinde bir uygulama ne de temyiz başvurusunun sonuçlandırılmadığı gibi bir gerekçe ile söz konusu başvuruyu esastan görüşerek karara bağlamak mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde mümkün değildir.
Sorumluların yaptıkları başvuru, her iki kanun yolu çerçevesinde değerlendirildiğinden, savunma hakkının kullandırılmadığı yönünde bir iddia yersizdir.
Bu itibarla dilekçenin esastan görülmesi mümkün olamadığından talebin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …:
6085 sayılı Kanunun 50 inci maddesinde, daireler tarafından yapılan hesap yargılaması sonucunda; hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna veya kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedileceği, bu hükümler dışında, gerekli görülen hususların ilgili mercilere bildirilmesine karar verilebileceği (diğer bir deyişle, daire kararlarının tazmin, beraat ve dairesine yazılmasına ilişkin kararlar olduğu), 55 inci maddesinde ise Sayıştay dairelerince verilen ilamların temyiz olunacağı belirtilmiştir. Bu iki madde birlikte ele alındığında sadece ilamlarda yer alan hükümler hakkında temyiz kanun yolu söz konusu olacaktır. Ancak sorumlular tarafından herhangi bir şekilde ilama dönüşmeyen Sayıştay 2. Dairesinin 16.06.2020 tarihli ve 35624 sayılı Kararına karşı temyiz isteminde bulunulmuştur. Söz konusu bu Karar, bir ilam hükmü olmayıp, 100 sayılı İlamın 13. maddesinin devamı niteliğinde bir karardır. Zira Daire Kararında da herhangi bir yeni yargılama hükmüne yer verilmemiştir. Dairenin burada ilgilinin müracaatı üzerine bir (ek) ilam düzenlemeyip kararla yetinmesi, 100 sayılı İlamın gerekçesini değiştirecek yeni bir hükmün bulunmamasından kaynaklanmıştır.
Bu itibarla, sorumluların Sayıştay 2. Dairesinin 16.06.2020 tarihli ve 35624 sayılı (yargılamanın iadesi talebinin reddi yönündeki) Kararına ilişkin olarak yaptığı temyiz müracaatının reddedilerek Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına karar verilmesi gerekir.
(Konunun Esası Yönünden) Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
... Daire Başkanı … ile Üye … ve Üye …:
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 inci maddesinde:
“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
Aynı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesinde ise:
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
…
Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
…
Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
Hükümleri yer almaktadır.
Öte yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Amir durumunda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu maddesinde:
“Devlet Memurları amiri oldukları kuruluş ve hizmet birimlerinde kanun, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurları yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli ve sorumludur.”,
Aynı Kanunun “Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12 nci maddesinde de:
“Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.
Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.
Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısını geçmeyen zararlar, kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.”
Denilmektedir.
Bu düzenlemelere göre, Devlet memurları görevlerini ve yasal sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurları yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten sorumludurlar. Bu nedenle, doğalgaz faturalarının bir kısmının zamanında ödenmemesi nedeniyle kamu zararı oluşmuştur.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, temyiz süresi geçmiş olan İlam hakkında yapılan başvuru nedeniyle İlamda da dile getirilen yukarıdaki gerekçelerle tazmin hükmünün tasdiki gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:45