Sayıştay 2. Dairesi 46768 Kararı - Yüksek Öğretim İhale Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

2

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

46768

Karar Tarihi

2 Kasım 2022

İdare

Yüksek Öğretim Kurumları

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları

  • Yılı: 2014

  • Daire: 2

  • Dosya No: 46768

  • Tutanak No: 52416

  • Tutanak Tarihi: 02.11.2022

  • Konu: İhale Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Tıbbi sarf malzemelerin açık ihale yapılmadan doğrudan temin usulüyle rayiç bedellerin üzerinde fiyatlarla alınması;

  1. 401 sayılı Ek İlamın 3. maddesiyle; Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine stoklanabilir nitelikte olan ve acil durumlarda kullanılması ve hastaya göre belirlenmesi gerekmeyen tıbbi sarf malzemelerin açık ihale yapılmadan doğrudan temin usulüyle rayiç bedellerin üzerinde fiyatlarla alındığı gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir. {182 sayılı (Asıl) İlamın 6. maddesiyle de aynı konu hakkında tazmin hükmü verilmiş, bu hükme karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Sayıştay Temyiz Kurulunun 11.10.2017 tarihli ve 43431 tutanak sayılı Kararı (2. maddesi) ile “kamu zararına esas fiyatların Malzeme Kaynak Yönetimi Sisteminden alındığı, Sağlık Bakanlığına bağlı kurumların kullandığı bu sistemin üniversitelere açık olmadığı, ayrıca toptan yapılmış bir alımda fiyat mukayesesinin alıma giren malzemelerin tümü üzerinden yapılması gerekirken, veri alınan sisteme (MKYS) göre sadece fiyatın yüksek görüldüğü malzeme kalemleri bazında yapılan bir hesaplamanın hatalı olacağı göz önüne alındığında; İdare tarafından tıbbi malzeme temininin en düşük teklifi veren firmadan yapılmış olmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle belirtilen bu hususların tekrar değerlendirilmesini teminen hükmün BOZULARAK dosyanın ilgili DAİREYE GÖNDERİLMESİNE (REF GEREKÇELİ BOZMA) oy çokluğuyla karar verilmiş, ancak Sayıştay 2. Dairesi kararında direnerek (ısrar ederek) 401 sayılı Ek İlamın 3. maddesiyle yeniden aynı tutar için işbu tazmin hükmünü vermiştir.}

Yukarıda adı geçen sorumlu, temyiz dilekçesinde özetle; tazmin hükmünde hukuka uygunluk bulunmadığını, şöyle ki;

  1. Ek İlamın gerekçesinde de belirtildiği gibi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinin T.C. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Tıbbi Cihazlarla İlgili Mal ve Hizmet Alımı İşlemleri konulu 2010/11 sayılı Genelgesi ile yapılan düzenlemelere uymak için elinden gelen çabayı eksiksiz gösterdiğini, bu bağlamda … tarihli ve … sayılı ve … tarihli ve … sayılı iki farklı resmi yazı ile … Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne MKYS KULLANICI ŞİFRESİ talebinde bulunduğunu (Dilekçe Eki: 1),

• … İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gönderilen 25 Ağustos 2016 tarihli ve 13340595/902.99 sayılı cevabi yazıda ise aynen; “Müdürlüğümüzden talep etmiş olduğunuz MKYS şifresi Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde geçerli bir uygulamadır.” ifadelerine ver verilmek suretiyle, şifre talebinin açıkça reddedildiğini (Dilekçe Eki: 2),

• Bunun üzerine, İdarenin MKYS sisteminden fiyat araştırına yapma imkânı olmaması nedeniyle 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda belirtilen yaklaşık maliyetin belirlenmesinde tercih edilen yöntemler arasında yer alan “piyasada bu malzemeleri tedarik eden firmalardan” fiyat teklifi almak ve

• Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankasının https://titubb.titck.gov.tr/Forms/UrunListe.aspx?Durum=D adresli sitesinden TİTUBB alım fiyatlarını kontrol etmek suretiyle yaklaşık maliyetin belirlediğini,

  1. Diğer yandan, Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinin (Hastane) 2013 yılı tüm sarf malzeme alımları incelendiğinde, meblağı en yüksek alımın söz konusu alım olduğunun, bunun dışında söz konusu yıla ait doğrudan temin (22/f) kapsamında miktarı bu kadar yüksek olan tek bir alım dahi bulunmadığının görülebileceğini,

• Söz konusu alım yapılırken açık ihale usulü yerine doğrudan temin usulünün tercih edilmemesinin başlıca nedeninin; Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi (Hastane) özellikle 2013 yılı sonu itibariyle hızlı bir gelişim sürecine girmesi, bu nedenle de tam kapasite ile hizmet verebilmek adına her ay yeni bir polikliniğin hizmete açılması olduğunu, dolayısıyla söz konusu poliklinikler yeni hizmete girdikleri ve daha öncesinde bu poliklinikler için tedarik edilmiş herhangi bir sarf malzeme stoku bulunmadığından had safhada sarf malzeme ihtiyacı hâsıl olduğunu,

• Bunun üzerine 2013 yılında Maliye Bakanlığından 3.2 Tüketime Yönelik Mal ve Malzeme kalemi için yedek ödenek talebinde bulunulduğunu, Maliye Bakanlığı tarafından ise 2013 yılı Aralık ayında söz konusu kaleme toplam 800 bin TL ödenek verildiğini,

• 2013 yılı bütçe döneminin son günlerine gelinmesi, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından Bakan imzasıyla gönderilen 17.12.2013 tarihli ve 12.390 sayılı Genelgede belirtilen “ödenek gönderme belgesine bağlanan ve 20.12.2013 Cuma günü mesai bitimine kadar harcanamayacağı kesinleşen ödeneklere ilişkin tenkis işlemleri, harcama birimleri ve mali hizmetler birimlerince 5 sıra nolu 2006 Mali Yılı Merkezi Yönelim Bütçe Uygulama Tebliği çerçevesinde yapılarak, en geç 25/12/2013 Çarşamba günü mesai bitimine kadar sonuçlandırılacaktır.”(Dilekçe Eki: 3) ibaresi ve tahsis edilen 800 bin TL tutarındaki yedek ödeneğin kullanılmaması halinde yılsonunda iptal olacağı da dikkate alındığında, … halkına sunulan sağlık hizmetlerinin aksatılmadan devam ettirilmemesi için, açık ihale yönteminin yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen nedenlerle yetişmeyeceği anlaşıldığından, söz konusu alımın zaruri olarak doğrudan temin (22/f usulüyle) gerçekleştirildiğini,

• Yukarıda ayrıntılarıyla belirtilen elzem durum nedeniyle, bazı stoklanabilir özellikli malzemelerinde alımı gerçekleştirildiğinden, Sayıştay İlamında belirtilen “alımın acil bir durum sebebiyle gerçekleştirildiğine ve stoklanmasının mümkün bulunmadığına ilişkin belge ödeme belgesine eklenmelidir” koşulunun yerine getirilemediğini,

  1. Fakat söz konusu alımın 22/f kapsamında gerçekleştirilse dahi, kamu yararı ön planda tutularak kamunun kesinlikle zarara uğratılmadığını, şöyle ki;

• …’den 22 (f) kapsamında alınan 285 kalem sarf malzeme için toplam … TL+KDV ödendiğini,

• Dilekçe Eki: 4’teki tabloda rakamlar halinde sunulan UBB kayıtları incelendiğinde Kurumun söz konusu alımı çok uygun bir bedelle gerçekleştirdiğinin rahatlıkla görülebileceğini,

• Hazırlanan tabloda UBB kaydı bulunan malzemelerin toplam maliyetinin … TL olduğunu; bu fiyatların tabloya aktarılması sırasında birçok malzemenin en yüksek UBB fiyatları yazılabilecekken en düşüklerinin yazıldığını, aynı zamanda bazı malzemelerde kutu yada paket olarak alım yapılmasına fakat UBB sorgulamasında ise adet fiyatları yer aldığından sanki Kurumun söz konusu malzemeleri aşırı fiyatla alındığı izlenimi çıkmasına, bu yanlış anlaşılmanın Kurum lehine çok rahat bir şekilde giderilebilecek olmasına rağmen, bu durumun bile tercih edilmeyerek söz konusu toplam fiyata ulaşıldığını,

UBB kapsamı dışında kalan malzemelerin ise (yani UBB’de kaydı bulunmayan, fiyatı sadece piyasada bu tiir malzemeleri satan tedarikçi firmalardan alınabilecek malzemelerin) toplam maliyetinin ise … TL olduğunun görülebileceğini,

• Yani Kurumun UBB kayıtları dikkate alındığında 285 kalem malzemeyi … TL+… TL=… TL’ye mal edebilecekken, söz konusu alım için sadece … TL ödeyerek, kamunun … TL-… TL=… TL’lik kaynağının israfının önlendiğini,

• Sonuç olarak, gerçekleştirilen alım işleminde sağlık hizmetleri aksatılmadan, kamu hizmeti yerine getirildiğini,

  1. Bir diğer hususun ise, Denetçiler tarafından kamu zararı belirlenirken, MKYS sistemindeki en yüksek fiyatın temel alınarak, zarara karara verilmesinin de yürürlükteki kanun ve mevzuat hükümlerine aykırı bir durum olduğunu, zira tazmin konusu yapılan tıbbi sarf alımının kısmi olarak yapılmadığını, diğer bir ifadeyle her bir malzeme için ayrı ayrı alıma çıkılmadığını, bir bütün olarak teklife açıldığını, dolayısıyla da kamu zararından söz edebilmek için talep edilen sarf malzemelerin toplam fiyatları üzerinden bir değerlendirme yapılması gerektiğini, örneğin 250 kalem sarf malzeme alımına çıkılmış ise bu 250 kalem için verilen toplam teklif tutarına bakılarak kamu zararı hesabı yapılması gerektiğini, zira İdare tarafından bahse konu tıbbi sarf alımında toplu halde verilen en ekonomik teklifin esas alındığını,

• Durumun daha net anlaşılması adına bir örnek vermek gerekirse, 10 kalem tıbbi sarf malzemeyi içeren bir doğrudan temin alımı yapıldığı varsayımı altında;

Malzeme Adı 1. Firma 2. Firma 3. Firma

A 1 5 1

B 1 5 1

C 1 5 1

D 1 5 1

E 1 5 1

F 6 5 1

G 7 5 1

H 8 5 1

I 9 5 1

J 10 75 100

TOPLAM FİYAT (TL) 45 120 109

• Talep edilen 10 çeşit malzemenin de MKYS sistemindeki en yüksek TİTUBUB fiyatının … TL olduğu, yani İdarenin 10 kalem sarf malzeme için en fazla … TL ödeme yapabileceği varsayıldığında;

• 1. firmanın toplamda en düşük fiyatı vermesine rağmen, 5 kalem malzeme için TİTUBUB fiyatının üzerinde teklif vermiş olacağını,

• 2. firma tarafından ise 9 kalem malzeme için TİTUBUB kaydının altında, 1 kalem malzeme için ise TİTUBUB kaydının üzerinde, 3. firma tarafından ise 9 kalem malzeme için TİTUBUB kaydının altında, yani onda biri kadar, 1 malzeme için ise TİTUBUB kaydının üzerinde fiyat teklifi verilmiş olacağını,

• Denetçilerin anlayışı ile yaklaşıldığında 1. firma tarafından ihalede en uygun teklif verilmiş ve toplam UBB fiyatlarının altında kalsın da, alım toplu olarak değerlendirilmediğinden; yani malzemeler kısım kısım değerlendirildiğinden, 1. firma tarafından alımı yapılan 5 kalem malzeme için kamu zararı oluşturulmuş olacağını,

• Bu nedenle de, bu şekilde bir kamu zararı hesaplama usulünün hem kanuni olmadığını, hem de mantıken kabul edilebilir olmadığını,

  1. Bir diğer önemli hususun ise alımlarda mutlaka daha önce gerçekleştirilmiş olan UBB fiyatlarının altında kalınması, diğer bir ifade ile UBB fiyatlarını aşılmaması yönündeki zorlama olduğunu,

• Yürürlükteki hiç bir kanunda mal ve malzeme alımlarının daha önce yapılmış alımların UBB fiyatlarını geçemeyeceği yönünde tek bir hüküm bulunmadığını,

  1. Son olarak da, 2. Dairede gerçekleştirilen görüşmede Üyelerden Rasim DOĞAN tarafından da yukarıda zikrettiği gerekçelerle birebir benzer hususlara değinilmek suretiyle, karara şerh düşüldüğünü ve Azınlık Görüşü yazıldığını

Kurulumuza arz etmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Yaklaşık Maliyet Cetveli Üzerinde İmzası Bulunan) Yaklaşık Maliyet Tespit Komisyonu Üyesi sıfatıyla temyiz talep eden Sağlık Teknisyeni …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde Ek İlamın işbu maddesi ile ilgili farklı olarak; yukarıda Ek İlamın 2. maddesi için yapmış olduğu açıklamaları aynen tekrar etmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden Rektör Vekili …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde özetle; bahse konu 2014 yılı hesabı ile ilgili kendisine ait maddelere ilişkin savunmalarının tümünün dosyamızda bulunduğunu, iddialara karşı her maddenin ayrıntılı olarak cevaplarını yazdığını, onları aynen kabul ve tekrarladığını, sadece birkaç konuya cevaplarının eski savunmalarında olmasına rağmen kısaca değineceğini; Denetçinin kamu zararına neden olarak MKYS’ye göre hesaplamaları gerekçe olarak gösterdiğini ki bu hesabının da hatalı olduğunun hem karşı görüş yazan Üye tarafından hem taraflarından daha önce de belirtildiğini, onlarca kalem arasından sadece MKYS'ye göre yüksek bulunan belirli kalemlerden hesap yapmanın ve sadece o kalemlere bakarak onlarca kalemi ve total ödenen parayı es geçerek konunun bütününü görmekten uzaklaşarak bir zarar çıkarmanın ne hakkaniyetli ne de hukuki bir yaklaşım olduğunu, söz konusu tıbbi sarf malzemelerinin alınmasında Malzeme Kaynak Yönetim Sistemi (MKYS) verilerine göre kamu zararı çıkarıldığını, bilindiği üzere MKYS’nin Kamu Hastaneler Birliğinin kullandığı ve 2013 yılında Üniversite Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezlerinin erişemediği bir veri tabanı olduğunu (daha önceki savunmalarında ilgili belgede dosyada bulunduğunu, bizzat tarafından sadece bu soruşturmaya ait malzemelerin alınması ile ilgili olarak değil aylar önceki bir tarihte … sayılı yazı ile … İl Sağlık Müdürlüğüne MKYS şifresi verilmesi için başvurulduğunu ancak İl Sağlık Müdürlüğü tarafından red cevabı verildiğini, nitekim bu konunun karşıt görüş yazan Üye tarafından da gündeme getirildiğini, aynı şekilde kendinden sonra idareci olan kişiler tarafından 2016 yılında tekrar MKYS şifresi verilmesi amacıyla yazılan yazılara da İl Sağlık Müdürlüğü tarafından tekrar red yazısı yazıldığını), bu sebeple tıbbi sarf malzemelerinin alınmasında MKYS’ye bakılamadan piyasa fiyat araştırması yapıldığını, yapılan piyasa fiyat araştırmasına göre en düşük fiyattan alım gerçekleştirildiğini, keza üniversitelerin MKYS sistemine giremediklerinin Üniversitenin 2013 yılı Sayıştay Raporunda da belirtildiğini ve söz konusu Raporun sonuç kısmında bu konunun TBMM’ne bildirilmesinin öngörüldüğünü, Denetçinin, Sağlık Bakanlığı ‘’Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünün tıbbi cihazlarla ilgili mal ve hizmet alımı işleri” konulu 1.3.2010 tarihli ve B. 10.=.THG.0.82.00.01-010.06 sayılı 2010/11 sayılı Genelgeye atıf yaptığını, bu Genelgenin 2010 yılına ait olmasına rağmen 2013 yılında tarafımdan … İl Sağlık Müdürlüğü'ne MKYS şifresi kullanımı için yazılan yazıya İl Müdürlüğü tarafından red cevabı verildiğini, keza 2016 yılında da aynı şekilde red cevabı verilmesine rağmen MKYS kullanmamalarının nasıl suç oluşturabildiğini anlamadıklarını, o Genelgeye göre ya İl Sağlık Müdürlüğünün suç işlediğini ya da bu Genelgenin uygulanmadığını, çünkü o Genelgede sözü edilen komisyonlara Hastanelerinden de ilgili uzmanların alınması gerekirken herhangi bir uzman üye alınmadığını, Üniversitenin ya da Sağlık İl Müdürlüğünün uygulamadığı ya da bilmediği bir Genelgeden kendilerinin nasıl haberlerinin olacağının da ayrı bir gerçek olduğunu, ayrıca bakanlık hastanelerinde uygulanan ancak üniversite hastanelerinde uygulanmayan o kadar çok genelge ya da tüzük bulunduğunu ki her iki kurum tamamen farklı yasalara göre kurulduğunu ve işletildiğini, bir diğer eleştirinin de ihalelere kısmi teklif alınmaması ile ilgili olduğunu, bu malzemeler çok özellikli malzemeler olduğundan kısmi teklif alınması durumunda bazen ciddi sorunlar çıkmakta olduğunu, bu malzemelerle ilgisi olmayan bir firmanın, bayisi bile olmadığı bir malzeme için teklif verebilmekte, ihale kendilerinde kaldığında ise malzemeyi temin edemediğinden ya da şartnameye uymayan belirsiz bir marka ile başvurduğundan hem ihale tekrarı hem zaman kaybı hem tıbbi hizmet verememe durumu ile karşılaşılabildiğini, firmalar arasında anlayamadıkları bazı gerekçelerle ülke çapındaki ihalelerde bu tür davranışların sıklıkla karşılaşılabilir bir durum olduğunu, yine 300-400 malzemelik bir listeye her malzemeye ayrı firma teklif verebilir dendiğinde onlarca firma teklif verdiği düşünülürse bunun pratik olarak içinden çıkılmaz bir hal alacağını, öte yandan bir malzemeye verilen fiyat ile yüzlerce malzemenin bir arada fiyatlandırılmasının “ölçek ekonomisi”ne göre inanılmaz fiyat farkları doğuracağını, kaldı ki taşrada her çeşit malzemeye fiyat verecek medikal firma da bulunmadığını, Sağlık Bakanlığının Kamu Hastaneler Birliği Yasasına geçmesinden sonra zaten ülkemizde binlerce medikal firmanın kapanmak zorunda kaldığını, çünkü o ilin kamu hastaneler birliği sekreteri ildeki tüm hastaneler için aynı anda birçok kaleme ihale açtığından bunun altından kalkabilecek firmanın bırakın il bazını ülke bazında bile çok az olduğunu, nitekim geçen aylarda Balıkesir ili bazındaki tüm hastanelerin yemek ihalesinin tek kalemde yapıldığını, günlerce gazetelerde bununla ilgili haber yapıldığını, onlarca firmanın bu ölçekte bir ihaleye katılım şartı sağlayamadığından elendiğini, ancak Kurumun kendi menfaatini düşünerek çoklu yemek ihalesini tek kalemde yaptığını, bir diğer konunun malzemelerin depolanamaz türden olması gerekliliği olduğunu, zaten listeye bakılırsa malzemelerin çoğunun zaten bir ya da iki kalem olduğunu, çünkü bir malzeme alınırken mutlaka yedeğinin olması gerektiğini, örneğin hava yolu açmak için kullanılan bir malzemenin acil müdahale sırasında kırıldığını, elinizde sadece bir adet varsa hastanın göz göre göre solunum yetmezliğine gireceğini; belki de kaybedileceğini, sağlığın hareketli ve bilinmezliklerle dolu bir alan olduğunu, ne zaman ne olacağının bazen önceden kestirilemediğini, acil serviste günde 3-5 hasta gelen bir poliklinik düşünüldüğünde o gün oradan geçen bir otobüs devrildiğinde bir ay içinde görülecek hastanın bir gün içinde görüleceğini, Covid-19 pandemisinin de buna en güzel örnek olduğunu, dün çok eleştirilen tek kişilik odaların, çok sayıda yoğun bakım odası olmasının, odaların lükslüğünün ya da büyük hastanelerin bugün bu pandemide ülkemizi dünyanın en başarılı birkaç ülke arasına soktuğunu, Ek İlamın 3. maddesindeki endovenöz lazer ablasyon seti ile “varis” ile yaşayan onlarca insanın belki olası bir “emboli” ile hayatını kaybetmesine ya da en hafifinden felç olmasına engel olunduğunu, bu setten bir adet alınmasının söz konusu olamayacağını, çünkü ameliyathaneyi hazırladığınızda kısa süreli bir işlem olduğundan, rantabl olabilmesi için, o ameliyat odasının hazır kirlenmişken yapılan işlemin bir değer ifade edebilmesi için 8-10 hastaya operasyon yapılmasının hem etik açıdan hem ekonomik açıdan daha uygun olduğunu, yeni açılan bir hastanede de her gün her hasta için ihale yapılmasının o kadar kolay bir iş olmadığını, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22 nci maddesi kapsamında yapılan alımlarda “doğrudan teminin bir ihale usulü olmadığı, bu nedenle bir ihale dokümanı hazırlanmasına gerek duyulmayacağı, yapılacak alımlarda yaklaşık maliyet tespitinin zorunlu olmadığı, bununla birlikte işin limit altında olup olmadığının tespiti için buna gerek duyulabileceği”nin açık bir biçimde belirtilmesine rağmen yine de Kurum tarafından piyasa fiyat araştırılması yapılarak ve ilgili satıcılardan üç adet fiyat teklifi alınarak en uygunundan bu alımlar gerçekleştirildiğini ifade etmek suretiyle kendisiyle ilgili verilen tazmin hükümlerinin kaldırılması gerektiğini Kurulumuza arz etmiştir.

Başsavcılık mütalaası, yukarıda işbu tutanağın 1. maddesinde dosyadaki Ek İlamın 2. maddesine yönelik Başsavcılık mütalaası ile tamamen aynıdır.

İşbu dosyayla duruşma talebinde bulunan sorumlu …’ya 14.10.2022 tarihinde duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyabında),

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Ek İlam hükmünün içeriği (doğrudan temin usulüyle rayiç fiyatların üzerinde tıbbi malzeme-alet-gereç alımı), Ek İlamın 2. maddesi ile aynı olduğundan; söz konusu ilam maddesi için yukarıda işbu tutanağın 1. maddesinde yapılan açıklamalar doğrultusunda; önceki (11.10.2017 tarihli ve 43431 tutanak sayılı) Temyiz Kurulu Kararımızda da (2. maddesi) ifade edildiği gibi İdarece yapılan tıbbi malzeme alımında kamu zararı oluşmadığı anlaşıldığından; 401 sayılı Ek İlamın 3. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA, (Üye … ve Üye …’nun aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,

Karar verildiği 02.11.2022 tarih ve 52416 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü

Üye … ve Üye …:

Ek İlamın 2. maddesine ilişkin işbu tutanağın 1. maddesinde Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü kısmında yapılan açıklamalar doğrultusunda sorumluların iddialarının reddedilerek tazmin hükmünün tasdik edilmesi gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim