Sayıştay 2. Dairesi 46333 Kararı - Yüksek Öğretim Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
46333
29 Aralık 2021
Yüksek Öğretim Kurumları
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Yılı: 2017
-
Daire: 2
-
Dosya No: 46333
-
Tutanak No: 50744
-
Tutanak Tarihi: 29.12.2021
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Mal alım işinde bazı malzemeler kuruma teslim edilmemesine rağmen bunlara ilişkin tutarların yükleniciye ödenmesi;
- 218 sayılı İlamın 6. maddesinin (A) bendiyle; … Üniversitesinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22 nci maddesinin (d) fıkrası uyarınca yapılan alımların incelenmesi sonucunda, bazı malzemeler Üniversiteye teslim edilmemesine rağmen bunlara ilişkin bedellerin yükleniciye ödendiği gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir. {Sorguda sipariş fişleriyle parçalar halinde teslimleri yapılan bazı malzemelerin miktarının faturalarda sipariş fişlerindeki miktardan fazla gösterilmesi hususu da bir gerekçe olarak gösterilerek toplamda … TL kamu zararı hesap edilmesine karşın, İlamda; bun gerekçeye isabet eden … TL’si için ilişilecek husus kalmadığına karar verilmiş; geriye kalan ve teslim edilmeyen malzemeler için ödenen … TL için ise, işbu tazmin hükmü verilmiştir.}
Sorumlu [(Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla temyiz talep eden İnşaat Teknikeri …] [aynı ilam maddesi ile ilgili olarak yine (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla temyiz talep eden Elektrik Teknikeri …’ın kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki dilekçesinde de tamamen aynı mahiyette olmak üzere] temyiz dilekçesinde özetle; Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla salt bilgi sahibi olabileceği ödeme emri belgesinin düzenlenmesi süreci ile sınırlı olarak yasanın öngördüğü görev ve sorumluluğu çerçevesinde merkezi harcama belgeleri yönetmeliğinin 63 üncü maddesinde yer alan belgelerin tetkiki ile ödeme belgesinin tarafınca düzenlenerek Harcama Yetkilisinin onayına sunulduğunu, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yaparak, ödeme emri belgesi üzerine “kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür.” şerhi düşüp imzaladığı ödeme emri belgesi mevzuata uygun olarak düzenlenmiş olup tazmin hükmünün gerek esastan gerekse sorumluluk yönünden mevzuata aykırılık teşkil ettiğini, bilindiği üzere 5018 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca ödeme emri belgesinin, harcama yetkilisi tarafından belirlenen bir görevli tarafından düzenleneceğini, ödeme emri belgesinin tek başına mali bir işlem sayılmamakla birlikte taahhüt ve tahakkuk aşamalarından sonra ödeme aşamasına geçilmesine esas teşkil ettiğini, 31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı 3. mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 12 nci ve 13’üncü maddelerinde ödeme emri belgesi düzenleme görevinin, ön mali kontrol kapsamında ele alınmakta ve “kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi çerçevesinde değerlendirilmekte olduğunu, aynı esaslarda belirtildiği üzere, harcama yetkililerinin, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst kademe yöneticileri arasından bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendireceğini, ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yapacaklarını, bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisinin yaptığı işlemler nedeniyle sorumluluk üstleneceğini, bu bağlamda ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yaparak, ödeme emri belgesi üzerine “Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi düşüp imzalayacaklarını, bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen görevlinin, gerçekleştirme belgelerinin ödeme emri belgesine doğru aktarılması yanında, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan da sorumlu olduğunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesi hükmüne göre; harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumlu tutulmuş olup, kontrol sorumluluklarının bulunduğunu, harcama yetkilisinin sorumluluğunun açıklığa kavuşturulabilmesi için harcama talimatının açıklanmasının gerektiğini, 5018 sayılı Kanun’un sistematiğine göre harcama talimatının, kamu kaynağının kullanılmasından ve harcamaya girişmeden önce harcama yetkilisi tarafından gerçekleştirme görevlilerine verilen izin olduğunu, yani harcama talimatının; iş, mal veya hizmetin alınması, gerçekleştirilmesi, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmesinden önceki aşamada gerçekleştiğini, nitekim 5018 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasında da; “Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” denilmek suretiyle bu hususun açıklandığını, bu düzenlemeye göre, giderin gerçekleştirilmesi aşamasında, ödeme emri belgesinin “Uygundur” kısmının harcama yetkilisince imzalanmasının harcama talimatı değil; ödeme talimatı olduğunu, bu durumun, Kanunun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme enin belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.” şeklindeki düzenlemenin yer aldığını, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesinde kamu zararının tarif edildiğini, bu çerçevede, kamu zararından ve mali sorumluluktan bahsedilebilmesi için her somut olayda, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemin bulunması; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ve kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması durumu ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının olması şartlarının birlikte aranması gerektiğini, zira, 1050 sayılı Kanun’a hakim olan kusursuz yani objektif sorumluluk ilkesinin yerine 5018 sayılı Kanun’la kusur sorumluluğu ilkesi getirildiğini, temel ilke olarak kusur sorumluluğunu esas alan 5018 sayılı Kanun uyarınca kamu görevlilerinin mali karar, işlem veya eylemleri sonucu oluşan kamu zararından sorumlu olduklarına hükmedilebilmesi için manevi unsur olarak kasıt, kusur veya en azından bir ihmalin varlığının gerektiğini, Merkezi Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 63 üncü maddesinde;
“4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22 nci maddesinin (d) bendine göre doğrudan temin usulüyle yaptırılacak mal ve hizmet alınılan ile yapını işi bedellerinin ödemelerinde;
-
Onay Belgesi,
-
Piyasa Fiyat Araştırması Tutanağı,
-
Düzenlenmesi gerekti görülmüş ise sözleşme,
-
Fatura,
-
Muayene ve kabul komisyonu tutanağı, kabul işleminin idarece yapılması halinde ise idarece düzenlenmiş belge,
-Mat ve malzeme atımlarında, taşınır işlem fişi ödeme belgesine bağlanır.”
Hükmünün yer almakta olduğunu, yukarıda madde metinleri belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde;
- Sorgu konusuna ilişkin ödeme emri belgelerinin eklerinde Merkezi Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nin 63 üncü maddesinde belirtilen belgelerin yer aldığını ve söz konusu belgelerin sıhhatini şüpheye yer vermeyecek şekilde olduğu hususunda tartışma bulunmadığını, ancak tazmin hükmünde ve buna dayanak yargılamaya esas raporda denetim ekibi tarafından yapılan fiili inceleme neticesinde teslim alındığı belirtilen bazı malzemelerin yerinde olmadığı, sorumluların bu malzemelerin olduğu ya da kullanıldığını kanıtlayıcı bilgi ve belge sunmadığı, malzemeleri gösteremediği buna göre alınmayan malzemeler için yükleniciye ödeme yapıldığının anlaşıldığı hususlarının belirtildiğini ve bu kapsamda tazmin hükmü verildiğini, alınmış malzemelerin alınmamış gibi değerlendirilerek kamu zararı oluştuğuna dair yapılan tespitin varsayım ve kanaatten ibaret olduğunu, zira malzeme listeleri dikkate alındığında sarf malzemelerinin yer aldığı ve bunların kullanılarak tüketilen malzemeler olduğu göz önüne alındında var olmadığını tespit etmenin mümkün olmadığının açık bir şekilde görüleceğini, örnek vermek gerekirse kullanılan köpüğün, tiner, çimento, sprey boya, silikon, tutkal, yapıştırıcı, astar boya gibi onlarca örnek teşkil edecek kalemin var olmadığı denetçi tarafından nasıl anlaşılmıştır? sorusunu sormak istediğini, kaldı ki; tazmin hükmünde; “Ancak sipariş fişlerinde yer alan miktarlar ite muayene komisyonu raporu ve faturada yar alan miktarlar arasındaki farka ilişkin malzemelerin yerinde olmadığı yönünde tespit bulunmadığından her ne kadar belgeler arasında tutarsızlık olsa da hu hususun tek başına kamu zararına sebep olmadığı değerlendirilmiştir.” denilerek malzemelerin yerinde olmadığı yönünde tespit olmadığını kendilerinin de kabul ettiğini, bir başka deyişle söz konusu malzemelerin fiili incelemeye dayalı olarak yerinde olmadığı yönünde bir tespit bulunmadığını, tazmin hükmünde, tamamen salt sipariş fişi odaklı tespit yapıldığını ve sipariş fişi olanlar İdareye teslim edilmiş, olmayanlar ise teslim edilmemiş kabul edildiğini, oysa Merkezi Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 63 üncü maddesinde yer alan ödemeye esas teşkil eden belgeler arasında “sipariş fişi” ibareli bir belge bulunmadığını, bu kapsamda gerek yargılamaya esas raporda gerekse tazmin hükmünde mevzuatta yer almayan uydurma bir belge olan ve uygulamada süreklilik arz etmeyen sipariş fişi dışında malın teslim edilmediğine dair geçerli ve kabul edilebilir hukuki bir gerekçe bulunmadığını, tazmin hükmünün, varsayım ve kanaate dayalı yargılamaya esas raporunu; Denetçi görüşünü esas aldığını, nitekim tazmin hükmünde yer alan Denetçi görüşünde de teslim alınmayan malların olduğu yönünde kesin, somut, hukuken kabul edilebilir delil ve ibare bulunmadığını, şöyle ki Denetçinin tazmin hükmünde yer alan görüşünde özetle; “Harcama talep formunun olmadığı, gereksiz malzeme alıp alınmadığının tespitinin mümkün olmadığı, fiili ve fiziki denetim yapılmasının mümkün olmadığı, doğrudan temin yoluyla yapılan alım ve kontrol süreçlerinde aynı personelin yer aldığı, tüketim malzemelerin izini sürebilmek için tek kaynak olan sipariş fişleri ve faturalar üzerinde çalışına yapmak ve sonuçlandırmak zorunda kalındığı gerekçelerle kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine karar verilmesinin uygun olacağı, tazmin kararma hükmedilmemesi halinde Vergi Denetim Kurulundan rapor gelene kadar konunun hüküm dışı bırakılmasının uygun olacağı” denildiğini,
Bu kapsamda;
• Denetçi görüşünde de teslim edilmeyen malların olduğu hususun fiili ve fiziki denetim yapılmamasının mümkün olmadığını tek kaynağın sipariş fişi olduğunu bunun üzerinden çalışma yaparak sonuçlandırmak zorunda kaldığını (zorunda kalmak ibaresinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği düşünülmekte olup bu hususu Kurulumuzun takdirlerine sunduğunu) ikrar ettiğini,
• Yine terditli görüş vererek tazmin hükmü çıkmaması halinde Vergi Denetim Kurulundan Rapor gelene kadar konunun hüküm dışı bırakılmasının uygun olacağını belirterek bir nevi tazmin hükmü için somut hukuki kabul edilebilir tazmine gerekçesi bulunmadığını kabul ettiğini,
• Yine Denetçi görüşünde Yargıtay kararlarına yer vermiştir ki bu durumun tazmin hükmü ile aynı yönde içtihat teşkil edecek bir karar olmadığını, zira söz konusu Yargıtay kararı satıcı ve alıcı arasında uyuşmazlık olması nedeniyle verilen karar olup somut tazmin hükmünde ise alıcı ve idare arasında malın teslim alınmadığına dair bir ihtilaf bulunmayıp aksine malın teslim edildiğinin ve firmanın malın bedelini teslim aldığının açık olduğunu, aksi yöndeki iddianın varsayıma dayalı zorlama olduğunu, oysa idarelerde mal alımlarında “Mal Alımları Denetim Muayene ve Kabul İşlemlerine Dair Yönetmelik” doğrultusunda teslim alma süreçlerinin işlediğini ve malın teslim edildiğine ilişkin olması gereken tek yasal belgenin “muayene ve kabul komisyonu tutanağı” olduğunu, İlamda mevzuatın aradığı tevsik edici belgenin “muayene ve kabul komisyonu tutanağı” olması gerekirken mevzuatta yeri olmayan yüklenicilerin süreklilik arz etmeyen uygulamasının tevsik edici belge olarak kabul edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu kapsamda öncelikle alım için gerekli belgelerin eksiksiz ödeme emrine eklendiği, belgelerden de malzemenin alınmış olduğu anlaşıldığından -ki harcama sürecindeki belgelerin doğruluğunun ve mevzuata uygunluğunun tarafınca tespit edilmesinin mümkün olmadığını- teslim edilmeyen malların olduğu yönünde hukuken kabul edilebilir somut delil olmaksızın varsayıma dayalı olarak tazmin hükmü verilmesinin mevzuata aykırı olup kaldırılması gerektiğini,
- Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yaparak, ödeme emri belgesi üzerine “Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi düşüp imzaladığı ve Harcama Yetkilisinin onayına sunduğu ödeme emri belgesinin yukarıda izah etmeye çalıştığı üzere mevzuatın öngördüğü yetki ve sorumluk çerçevesinde, Merkezi Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 63 üncü maddesinde belirtilen belgelerin yer alması ve işbu belgelerin sıhhatini şüpheye yer vermeyecek şekilde olması üzerine düzenlenmiş olup hukuka aykırılık bulunmadığını, ayrıca Gerçekleştirme Görevlisi olarak ödeme emrine dayanak belgeler üzerinden ilam konusu edilen ve eksik olduğu iddia edilen malzemeleri tespit etmesinin mümkün olmayacağının da aşikâr olduğunu, kaldı ki, eksik olduğu iddia edilen malzemelerin fiili incelemeye dayalı olarak yerinde olmadığı yönünde Denetçiler tarafından yapılan bir tespitin de bulunmadığını, tarafımca mevzuatın öngördüğü yetki ve sorumluk kapsamında yükümlülüklerini yerine getirerek ödeme emri belgesini düzenlemiş bulunduğunu, bunun yanı sıra bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata aykırı harcama talimatı olmayan, hatalı işleme yönelik bir evrak düzenlemeyen, teslim edilmeyen malların bulunduğunu ödeme emri belgesine dayanak eki belgelerden tespit etme imkânı bulunmayan Gerçekleştirme Görevlisi olarak tarafının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, Muayene Kabul Komisyonu yetkililerinin tutanağı ile Gerçekleştirme Görevlisi olarak tarafının malın teslim edilmediğine dair iddia ile arasındaki illiyet bağının kopmakta olduğunu, zira yasa gereği ödemeye esas dayanak ve malın teslim alındığını ispatlayan belgenin muayene ve kabul komisyonu tutanağı olduğunu, Denetçilerin dahi malın eksik olduğu yönünde bir tespitinin olmaması durumunda tarafının böyle bir tespit yapabilmesinin beklenmesinin de hakkaniyete aykırı olduğu gibi mevzuata da aykırı olduğunu, tarafının teslim edilmeyen malların olduğunu bildiği ve kasten veya ihmalen ödeme talimatı verdiği yönünde bilgi ve belge, kanıtlayıcı delil mevcut olmadığından salt varsayımdan hareket edildiğinden tarafına kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle iddia edilen kamu zararında illiyet bağı oluşmadığını, salt giderin gerçekleşmesi çerçevesinde Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla mevzuatın gerektirdiği koşullara uygun olarak düzenlenen ve Harcama Yetkilisinin onayına sunulan ödeme emri belgesi ile malın teslim edilip edilmediğini bilmesinin mümkün olmaması nedeniyle tarafına atfedilecek bir kusur bulunmadığından şahsının kamu zararı ile illiyet bağı oluşmaması nedeniyle sorumluluk yönünden mevzuata aykırı tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini, nitekim kamu zararı ile ilgili olarak verilen “Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı Kararında da kamu zararının kişiler açısından gerçekleşebilmesi için kusur sorumluluğu ilkesi benimsenmiş olup bu bakımdan zararın kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda oluşması bir başka ifadeyle illiyet bağının bulunması gerektiğini, ayrıca ve önemle Başkanlığımızın yerleşik kararlarında; “Sorumluluk itirazına ilişkin olarak; bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata aykırı harcama talimatı olmayan, hatalı işleme yönelik bir evrak düzenlemeyen, ödeme emri belgesi üzerinde kontrol işlemi yapma görevi bulunmayan, böyle bir görevi bulunsa bile, kusurlu ve eksik imalatı ödeme emri belgesi ve eki belgelerden tespit etme imkânı bulunmayan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin sorumlu tutulması mümkün değildir.” hükümlerinin yer aldığını, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; tazmin hükmünün,
-
Eksik olduğu iddia edilen malzemelerin fiili incelemeye dayalı olarak yerinde olmadığı yönünde bir tespit ve mevzuatta yer almayan uydurma ve uygulamada süreklilik arz etmeyen bir belge olan sipariş fişi dışında gerek yargılamaya esas raporda gerekse tazmin kararında malın teslim edilmediğine dair geçerli ve kabul edilebilir hukuki bir gerekçe bulunmaksızın kanaat ve varsayıma dayalı olarak verilmesi ve ödeme talimatının mevzuata uygun olması nedeniyle ilişilecek bir husus bulunmadığından esastan kaldırılmasına,
-
Ödeme süreci ile sınırlı olarak Merkezi Harcama Belgeleri Yönetmeliğimin 63 üncü maddesinde yer alan belgelerin tetkiki ile düzenlemekle yükümlü olduğu ödeme belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yaparak, ödeme emri belgesi üzerine “kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi düşülerek imzalayarak Harcama Yetkilisinin onayına sunulması süreci ile teslim edilmediği iddia edilen malların bulunduğunu tespit etmesi mümkün olmadığından, kusur atfedilmesi ve tazmin konusu kamu zararı ile illiyet bağı oluşması ve bu bağlamda Geçekleştirme Görevlisi olarak sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle sorumluluk yönünden uhdesinden kaldırılmasına,
-
Kurulumuzun aksi kanaate olması halinde; kamu zararı iddiasının, alıma ve Merkezi Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nin uyarınca olması gereken belgelere ilişkin değil, süreklilik arz etmeyen resmi ve tevsik edici belge niteliği taşımayan sipariş fişinden hareketle varsayıma dayalı olması ve varsayıma dayalı olarak kamu zararı hesaplanması nedeniyle eksik incelemeye dayalı tesis edilen hükmün bozulmasına,
Karar verilmesi gerektiğini Kurulumuza arz etmiştir.
Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden Elektrik Mühendisi …, Etüt Proje ve Yapı Denetim Şube Müdürü … ve Altyapı Hizmetleri Şube Müdürü …, kendi gündem sıralarında görüşülen dosyalarındaki dilekçelerinde tamamen aynı mahiyette olmak üzere yukarıda belirtilen …’ın dilekçesinden farklı olarak olayı sadece kendi sorumluluk unvanları-harcama yetkilisi bağlamında ele almışlar ve ilaveten özetle; söz konusu ödeme belgelerinde Harcama Yetkilisi sıfatıyla yer alan imzalarının; taraflarına yetki sınırları yazılı olarak tarif edilmiş ve sadece ödemeye esas belgeleri belirli limitler dâhilinde Daire Başkanının (Doğal Harcama Yetkilisi) Dairede bulunmadığı zamanlarda işlerin aksamaması açısından yapılan yetki devri çerçevesinde kısmi Harcama Yetkilisi sıfatı ile atmış oldukları imza olduğunu, eş söyleyişle; Daire Başkanının işlerinden dolayı o an Dairede bulunmaması nedeniyle işlerin aksamaması açısından (taraflarına gönderilen ve ödemeye esas olan belgeleri kontrol ederek) imza altına aldıkları harcama yetkililiğinin doğal harcama yetkililiği olmayıp kısmi yetki devri yapılmış harcama yetkililiği olduğunu, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 22.12.2005 tarihli ve 5436 sayılı Kanunla değişik 31 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bütçeye ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.” denildiğini, aynı Kanunun 2.1 inci “Merkez Teşkilatı harcama yetkilileri” maddesinin içinde 2.1.2 nci fıkrasında özel bütçeli idarelerde harcama yetkililerinin tarifinin belirtildiğini, buna göre üniversite ve ileri teknoloji enstitülerinde harcama yetkililerinin genel sekreter, daire başkanları v.b olarak belirtildiğini, Kanunda da görüleceği üzere Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığının Harcama Yetkilisinin Daire Başkanı olduğunu, 5436 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde de harcama yetkisinin devri düzenlenmiş olup, bu madde hükümleri çerçevesinde tarafına sadece ödemeye esas belgeleri imzalaması koşuluyla kısmi harcama yetkililiği verilmiş olup bu yetkilendirmenin harcama yetkisinin tamamı veya idari yetki devri olmadığını, dolayısıyla taraflarının kısmi harcama yetkililiğinin; doğal Harcama Yetkilisinin (Daire Başkanının) dairede bulunmadığı durumlarda, işlerin aksamaması için (Dairede yaşanan mesai yoğunluğu ve Başkan olarak sürekli arazi, inşaat mahalleri, planlama, toplantı ve ilçelerdeki işlemlerin denetimi nedeniyle görev yerinde bulunamadığından işlemlerin gecikmemesi için) ödemeye esas belgeleri 5018 sayılı Yasanın ve Merkezi Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin ilgili hükümleri (“4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22 nci maddesinin (d) bendine göre doğrudan temin usulüyle yaptırılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işi bedellerinin ödemelerinde; onay belgesi, piyasa fiyat araştırması tutanağı, düzenlenmesi gerekli görülmüş ise sözleşme, fatura, muayene ve kabul komisyonu tutanağı, kabul işleminin idarece yapılması halinde ise idarece düzenlenmiş belge, mal ve malzeme alanlarında, taşınır işlem fişi ödeme belgesine bağlanır.”) uyarınca inceleyerek ödemenin gerçekleşmesi için görev ve sorumluluğu çerçevesinde ödeme süreci ile sınırlı olmak üzere kısmi Harcama Yetkilisi olarak onay vermek zorunda oldukları ödeme belgesi olduğunu, bu çerçevede ilama konu olan ödeme belgelerinin yukarıda belirttiği kanun ve diğer ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda; Gerçekleştirme Görevlisi tarafından hazırlanmış bulunan ödeme emri belgelerinin taraflarınca evrak kontrolü yapılarak incelendiğini ve ödemeye esas belgelerde herhangi bir hata ve eksiklik bulunmaması, kanun ve mevzuata uygun olduğunun görülmesi üzerine “Uygundur” kısmının kısmi harcama yetkililiği çerçevesinde imzalanmış olan ödeme talimatı olduğunu dile getirmişlerdir.
Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Taşınır İşlem Fişi Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu-Teslim Eden sıfatıyla temyiz talep eden …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki dilekçede yukarıda belirtilen …’ın dilekçesinden farklı olarak olayı sadece kendi sorumluluk unvanı-teslim eden bağlamında ele almış ve ilaveten özetle; 4734 sayılı Kanunun doğrudan temine ilişkin 4 üncü maddesi ve Mal Alımları Denetim Muayene Kabul İşlemlerine Dair Yönetmeliğin 4 üncü, 5 inci, 6 ncı, 9 uncu ve 11 inci maddelerini açıklamalarına ekleyerek 64 yıllık … Üniversitesinde 2019 yılı itibariyle 17 Fakülte, 9 Enstitü, 4 Yüksekokul, 1 Konservatuar, 10 Meslek Yüksekokulu, 6 tane Rektörlüğe Bağlı Bölüm, 37 tane Uygulama ve Araştırma Merkezi bulunmakta olup yaklaşık 65.000 öğrenci ile 3.000’den fazla öğretim elemanı ve 6500 civarında idari personel bulunduğunu, Ödemiş, Bayındır, Bergama, Aliağa, Tire, Urla ve Çeşme ilçelerinde yerleşkeleri bulunan … Üniversitesi’nin sadece … Kampüsünün 3.450,000 m2 olup toplamda 27.195,000 m2 araziye sahip olduğunu, üstelik Rektörlüğün ambarı veya merkez deposunun da bulunmamakta olup birçok malzemenin durumun aciliyetine binaen direk inşaat alanına veya kampüsteki atölyelere gitmekte olduğunu, bazı acil durumlarda sabaha işin yetişmesi ve eğitime ara verilmemesi için acilen gece malzemelerin gelmekte olduğunu, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde tüm malzemelerin görülmesinin halen mümkün olmadığını, yukarıda belirtildiği üzere kayıt yapılan malzemelerin depolara teslim edilmiş olup depolarda çalışan personelin de bu durumu teyit etmekte olduğunu, Denetçi Görüşünde “ilgili personelin (Muayene Kabul Komisyonu üyeleri, Harcama Yetkilisi, Gerçekleştirme Görevlisi) alınan malzemelerin nerede kullanıldığı konusunda bilgi sahibi olmadığı...” denilmekte ise de malzemeleri kullananlar ve teslim alanların atölyelerdeki personel olduğunu, malzemelerin teslim alınıp alınmadığının onlara sorulması yerine Harcama Yetkilisi, Gerçekleştirme Görevlisi gibi kişilere sorulmasının düşündürücü olduğunu, gerek atölyelerde çalışan personel gerekse firma yetkililerinin her teslimatta sipariş fişi düzenlenmediğini açıkça belirtmekte olduklarını, bu hususun firma yetkilisi tarafından denetçiye de ifade edilmiş olmasına rağmen mevzuatta olmayan sipariş fişinin ısrarla aranmasının iyi niyet ilkeleri ile bağdaşmadığını, nakliye aracı ile gönderilen malzemeler ve ilçelere giden malzemeler için sipariş fişi yazılmadığının firma tarafından da ifade edilmekte olduğunu ve son olarak Üniversite ile ilgili aynı konuya 2017 yılı Düzenlilik Denetim Raporunun 9 uncu ve 10 uncu bulgularında da yer verildiğini ve bu maddelerin incelenmesinde de tazmin hükmünün tereddütle, olasılıkla ve varsayıma dayalı olduğunun bir kez daha ispatlandığını ifade etmiştir.
Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Taşınır İşlem Fişi Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu-Taşınır Kayıt Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki dilekçede özetle; aşağıda izah edilecek sebeplerle, Dairenin şahsını da sorumlu tuttuğu hükmün hukuka aykırı olup, temyiz incelemesi neticesinden kaldırılarak sorumluluğunun olmadığına ilişkin yeni bir karar tesis edilmesi yahut bozularak Daireye iade edilmesi gerektiğini;
1. DAİRE KARARINDA TESLİM EDİLMEYEN MAL/MALZEMELERİN OLDUĞU YÖNÜNDEKİ KABULÜN, VARSAYIMLARA DAYANMASI VE KENDİ İÇİNDE ÇELİŞKİ TAŞIMASI:
İlamın gerekçe bölümünde; “(…) bazı malzemeler Üniversiteye teslim edilmemesine rağmen bunlara ilişkin bedellerin yükleniciye ödendiği ve sipariş fişleriyle parçalar halinde teslimleri yapılan bazı malzemelerin miktarının faturalarda sipariş fişindeki miktardan fazla gösterildiği görülmüştür.” denildiğini, İlamdaki hükmün, hiç teslim edilmediği iddia edilen malzemeler nedeniyle meydana gelen kamu zararına ilişkin olan kısma yönelik olarak verildiğini, Dairenin, bazı malzemelerin Üniversiteye teslim edilmediği kanısına nasıl ulaştığını net biçimde İlama geçirmediğini, Dairenin bu konuda Denetçi Görüşü’nü doğrudan hükme esas aldığının anlaşıldığını, Denetçinin ise bu görüşe; bir kısım malzemenin nerede kullanıldığını tespit edememesi, bu konuda kendisine inandırıcı kanıtlar sunulamamış olması nedeniyle ulaştığının anlaşıldığını, bu nedenle sipariş fişlerinin incelendiğini ve faturalarla aralarında fark olduğundan, bazı malzemelerin sipariş fişinde yer almadığı ancak faturada yer aldığından bahisle de bu malzemelerin aslında hiç teslim alınmadığı sonucuna varıldığını, Dairenin de aynı şekilde düşünerek bu malzemelerin aslında hiç teslim alınmadığından hareketle kamu zararını tespit ettiğini, Dairenin, İlamında, bir yandan bu tespite varmak için sipariş fişlerini kullanmakta iken bir yandan da “Ancak sipariş fişlerinde yer alan miktarlar ile muayene komisyonu raporu ve faturada yer alan miktarlar arasındaki farka ilişkin malzemelerin yerinde olmadığı yönünde tespit bulunmadığından, her ne kadar belgeler arasında tutarsızlık olsa da bu hususun tek başına kamu zararına sebep olmadığı değerlendirilmiştir.” demek suretiyle, malzemelerin yerinde olmadığı yönünde sağlıklı bir tespit olmadığı, aksi bir düşünceyle sırf sipariş fişlerinden hareketle ulaşılamayacağını açıkça ifade ettiğini, miktarlar arasındaki farkla ilgili olarak yukarıdaki tespit yapılarak sipariş fişlerinin ürün teslimine delalet etmeyeceği ifade edilmişken, bir malın hiç teslim edilmediğinin tespitinin sipariş fişleri üzerinden yapılmasının açık bir çelişki ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, “bir malın, az miktarda teslim edilip faturada daha fazla teslim edilmiş gibi gösterilmesi” iddiasında delil olarak itibar edilemeyeceği belirtilen bir belgenin “bir malın hiç teslim edilmeyip de faturada teslim edilmiş gibi gösterilmesi” iddiasında delil olarak hükme esas alınmasının tam anlamıyla bir hukuki çelişki olduğunu, Denetçi Görüşünde (İlamın 43. sayfası); “... Daire Başkanlığında görevli personel ile yapılan görüşmeler sonucunda ilgili personelin (Muayene Kabul Komisyonu üyeleri, Gerçekleştirme Görevlileri, Harcama Yetkilileri) alınan malzemenin nerede kullanıldığı konusunda tam olarak bilgi sahibi olmadıkları, yapılan işlere dair somut belge ibraz edemedikleri ortaya çıktığı, böylelikle bu konuda fiili ve fiziki denetim yapılamadığı ...” denildiğini, sipariş fişi gibi bağlayıcı belge niteliği taşımayan, tutulması zorunlu olmayan bir fiş üzerinden malzemenin gelmediği kanaatine dayanılarak, Denetçi Görüşünde de yer alan fiili ve fiziki denetimin yapılamamış olma hususu göz ardı edilerek değerlendirme yapıldığı ve malzemeleri kullanan Atölye personelinden detaylı bilgi alınmadığı durumunun anlaşılmakta olduğunu, malzemelerin büyük çoğunluğunun teslim edildiği atölyelerde görev yapan teknik personellerden alınan bilgiler doğrultusunda bahse konu faturalardaki malzemelerin kullanıldığı ve bir kısmı için atölye çalışanları arasında imza altına alınarak bazı belgeler düzenlendiğinin de ortada olduğunu (bu belgelerin dilekçe ekindeki dosyada sunulduğunu), ayrıca Madde 6-B’de (sayfa 56) “bazı faturaların piyasa fiyat araştırması tutanağı tarihinin fatura tarihinden sonra olduğu” konusu ile ilgili bahsi geçen faturalar arasında Madde 6-A'da belirtilen faturaların bir kısmının olması (örneğin 06.03.2017, 17.04.2017, 29.05.2017 tarihli faturalar) ve bu faturalarla ilgili “söz konusu malzemelerin fiili incelemeye dayalı olarak yerinde olmadığı yönünde tespitte bulunulmamıştır.”, “Konuya ilişkin Üniversiteye, doğrudan temin usulüyle piyasa fiyat araştırması yapılmadan malzeme alınarak mevzuata aykırı hareket edilmişse de, konuya ilişkin belgeler üzerinden bu alım sonucunda bir kamu zararı oluştuğu yönünde tespitte bulunulması mümkün görünmemektedir.” denildiği halde aynı faturalar için Madde 6-A’da kamu zararı oluştuğu yönünde karar verilmesinin de başka bir çelişkili durumu ortaya çıkardığını, İlamda mevzuatın aradığı tevsik edici belge “muayene ve kabul komisyonu tutanağı” olması gerekirken mevzuatta yeri olmayan yüklenicilerin süreklilik arz etmeyen uygulamasının tevsik edici belge olarak kabul edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, gerek atölyelerde çalışan personel gerekse firma yetkililerinin her teslimatta sipariş fişi düzenlenmediğini, nakliye aracı ile gönderilen malzemeler ve ilçelere giden malzemeler için sipariş fişi yazılmadığını belirttiklerini (firma yetkilisi tarafından bu hususun denetim esnasında Denetim Ekibine de ifade edildiğinin bildirildiğini), ayrıca; kabul anlamı taşımamak ve önceki beyanlarına halel gelmemek kaydıyla, olmadığı iddia edilen sipariş fişlerinin bazılarının da atölyelerden ve firmadan temin edilerek ilgili faturalara ait belgelerle birlikte dilekçe ekinde sunulduğunu,
2. KAMU ZARARI TABLOSUNA “TESLİM EDİLMEYEN MALZEME VE MİKTARI” OLARAK GEÇİRİLEN MALZEMELERİN TAMAMININ TESLİM EDİLDİĞİNE DAİR ÇEŞİTLİ AŞAMALARDA DÜZENLENEN PEK ÇOK BELGE BULUNMASI:
Malın teslim edilmediğine dair kanıya ulaşma yönteminin çelişkili ve farazi olmasının yanında, teslim edilmediği belirtilen malzemelerin tamamının irsaliyeli faturası, muayene kabul komisyon raporu ve tüketim malzemesi çıkış TİF’i bulunduğunu, bu belgelerin tamamının imzalı olup birbirini doğrulamakta ve malın teslimi, kabulü ve ilgili birim tarafından alındığına delalet etmekte olduğunu, malın gerçekte hiç teslim edilmemiş olduğu kabulüne varmanın, Dairece bu belgelerin tamamının içeriğinin gerçeğe aykırı olduğunun kabul edilmiş olması anlamına geldiğini, söz konusu malların teslim akışı içerisindeki şahsına ait görev ifa edilmiş olup sorumluluğunun sona erdiğini, bundan sonraki aşamada şahsının ne bir sorumluluğu ne de bir kusuru bulunduğunu, Mal Alımları Denetim Muayene ve Kabul İşlemlerine Dair Yönetmeliğin 5 inci maddesinde; “Satın alınan mal yüklenici tarafından idareye teslim edilmedikçe muayene ve kabul işlemleri yapılamaz.” denildiğini, İlamda bahse konu faturaların tamamının kabulünün yapıldığına dair imzalı muayene kabul komisyonu raporlarının mevcut olduğunu (dilekçe ekinde tamamının sunulduğunu), dolayısıyla malzemelerin kabulünü gerçekleştiren kişiler dahi sorumlular arasında yer almazken Mal Alımları Denetim Muayene ve Kabul İşlemlerine Dair Yönetmeliğin 5 inci maddesinde de belirtildiği üzere mal/malzemelerin İdareye teslim edildiğinin ispatı niteliğindeki muayene kabul komisyon raporları doğrultusunda taşınır yönetim sistemine kaydını gerçekleştirdiği faturalardaki mal/malzemelerle ilgili Taşınır Kayıt Yetkilisi olarak malzemelerin teslim edilmemesinden sorumlu tutulmaması gerektiği kanaatinde olduğunu, aynı konu ile ilgili Denetçi Görüşünde de; “... Muayene kabul komisyonlarının görevlerinin, söz konusu mal/malzemelerin faturada belirtilen ve bedeli ödenen miktarda gelip gelmediğini tespit etmek olduğu” hususundan bahsedildiğini, Bu bağlamda tamamının muayene kabulü yapılmış olan faturalardaki malzemelerin teslim edilmemiş sayılmasının İlamdaki ifadeler açısında da çelişkiye sebebiyet vermekte olduğunu, İlamda da ifade ettiği; “Kamu Zararı Tablosunda yer alan malzemelerin tamamının ilgili Atölyelerce kullanıldığına dair Çıkış TİF’leri mevcuttur ve bu TİF’ler her bir fatura için ayrı ayrı ekte sunulmuştur.” hususunu ayrıca ve önemle belirtmek istediğini, “Teslim Alınmıştır” kısmı ilgili Atölye sorumluları (Tekniker …, Tekniker …, İşçi …, Tekniker …) tarafından imzalanmış olan Çıkış TİF’leri doğrultusunda malzemelerin Atölye personeli tarafından teslim alındığı ve dolayısıyla herhangi bir kamu zararı olmadığının ortada olduğunu, Denetçi Görüşünde malzemelerin teslim edilmediğinin düşünülmekte; ancak taşınır kaydını yapan olarak tarafının sorumlu tutulmasına rağmen çıkış TİF’lerinin malzemelerle ilgili “Teslim Alınmıştır” kısımlarında imzası bulunan ilgili Atölye ayniyat sorumlularının İlamda yer alan sorumlular arasında olmamasının da çelişkili durumlardan bir diğeri olduğunu,
Sorgu konusu faturalara ait belgeler incelendiğinde;
• 16.02.2017 tarihli irsaliyeli faturada belirtilen ve hiç teslim edilmediği iddia edilen mal/malzemelerin muayene kabulünün yapıldığının ve çıkış TİF’i ile … tarafından Merkezi Atölyeler için teslim alındığının görüleceğini, hatta olmadığı iddia edilen sipariş fişinin de bulunduğu ve bu belgelere ek olarak mal/malzemenin bir kısmının kullanıldığının delili olarak Atölye tarafından düzenlenmiş belgelerin de mevcut olduğunu,
• 06.03.2017 tarihli irsaliyeli faturada belirtilen ve hiç teslim edilmediği iddia edilen mal/malzemelerin muayene kabulünün yapıldığının ve çıkış TİF’leriyle …, … ve … tarafından ilgili birimler/atölyeler adına teslim alındığının görüleceğini, hatta bu mal/malzemelerin İlamda olmadığı iddia edilen sipariş fişlerinin de mevcut olduğunu,
• 28.03.2017 tarihli irsaliyeli faturada belirtilen ve hiç teslim edilmediği iddia edilen mal/malzemelerin muayene kabulünün yapıldığının, çıkış TİF’iyle … tarafından ilgili birimler adına teslim alındığının ve İlamda sipariş fişinin olmadığı iddiasına karşılık sipariş fişinin de bulunduğunun görüleceğini,
• 17.04.2017 tarihli irsaliyeli faturada belirtilen ve hiç teslim edilmediği iddia edilen mal/malzemelerin muayene kabulünün yapıldığının, çıkış TİF’i ile Atölyeler adına …'nin teslim aldığının, hatta bu ürünlerin olmadığı iddia edilen sipariş fişinin de eklerde yer aldığının ve malzemelerin Atölyede düzenlenen belgeye istinaden Lokalde kullanıldığının anlaşıldığını,
• 29.05.2017 tarihli irsaliyeli faturada belirtilen ve hiç teslim edilmediği iddia edilen mal/malzemelerin muayene kabulünün yapıldığını ve çıkış TİF’i ile … ve … tarafından Atölyeler adına teslim alınmış olduğunun, hatta bu ürünler için olmadığı ifade edilen sipariş fişlerinden bir kısmının olduğunun, mal/malzemelerin Atölye çalışanları tarafından düzenlenen depo çıkış belgesinde belirtildiğinin görüleceğini,
• 09.06.2017 tarihli irsaliyeli faturada belirtilen ve hiç teslim edilmediği iddia edilen mal/malzemelerin muayene kabulünün yapıldığının, çıkış TİF’leriyle … ve … tarafından ilgili Atölyeler adına teslim aldığının ve bu ürünlerin bir kısmının Atölye tarafından düzenlenen depo çıkış belgelerinin olduğunun görüleceğini,
• 19.07.2017 tarihli irsaliyeli faturada belirtilen ve hiç teslim edilmediği iddia edilen mal/malzemelerin muayene kabulünün yapıldığının, çıkış TİF’leri ile … ve … tarafından Atölyeler adına teslim alındığının ve bu ürünlerin bir kısmı için Atölye tarafından düzenlenen depo çıkış belgelerinin olduğunun görüleceğini,
• 21.08.2017 tarihli irsaliyeli faturada belirtilen ve hiç teslim edilmediği iddia edilen mal/malzemelerin muayene kabulünün yapıldığının, çıkış TİF’leriyle atölyeler adına …, … ve …’ın teslim aldığının, olmadığı iddia edilen sipariş fişlerinden bazı malzemeler için sipariş fişinin olduğunun ve bu faturadaki ürünlerden bazıları için Atölye tarafından depo çıkış belgesi düzenlenmiş olduğunun görüleceğini,
• 18.09.2017 tarihli irsaliyeli faturada belirtilen ve hiç teslim edilmediği iddia edilen mal/malzemelerin muayene kabulünün yapıldığının, çıkış TİF’leri doğrultusunda … ve … tarafından Atölyeler adına teslim alındığının ve bu faturadaki ürünlerden bazıları için Atölye tarafından depo çıkış belgesi düzenlenmiş olduğunun görüleceğini,
• 11.10.2017 tarihli irsaliyeli faturada belirtilen ve hiç teslim edilmediği iddia edilen mal/malzemelerin muayene kabulü yapıldığının ve çıkış TİF’leri doğrultusunda … ve … tarafından ilgili Atölyeler adına teslim alındığının görüleceğini,
• 24.10.2017 tarihli irsaliyeli faturalarda belirtilen ve hiç teslim edilmediği iddia edilen mal/malzemelerin muayene kabulünün yapıldığının, çıkış TİF’leri doğrultusunda … tarafından Merkezi Atölyeler adına alındığının ve bu faturadaki ürünlerden bazıları için Atölye tarafından kullanıldığına dair belge düzenlenmiş olduğunun görüleceğini,
Söz konusu belgelerin; açıkça anılan ürünlerin İdareye geldiğini ve bilahare ilgilileri tarafından teslim alındığını ortaya koymakta olduğunu, hal böyle olunca da şahsının sorumluluğuna gitmenin hukuka uygun olmadığını, zira; ürünlerin ya ilgililerine teslim edildiğini ya da sarf olunduğunu, bu hususun imzalı evrakları ile izahtan vareste olduğunu
3. YUKARIDA BAHSEDİLEN AŞAMALARDA, TESLİM EDİLMİŞ OLDUĞU BELGELENDİRİLEN MALLARIN AKIBETİNİN TAM OLARAK ÇÖZÜLEMEMİŞ OLMASI NEDENİYLE UYGUN GÖRÜLEN ÇÖZÜM YOLUNUN ANLAMSIZ VE HAKKANİYETSİZ OLMASI:
Teslim edilmediği iddia edilen malların teslimine dair evrak varken bu malların nerede olduğunun, nereye harcandığının tespit edilemediğini ve Denetçi ile iddia makamının aklına doğrudan “bu malların aslında hiç teslim edilmemiş olduğu”nun geldiğini, oysaki bu malların akıbetinin, sürecin son halkalarından araştırılması gerektiğini, zira hükme esas alınan Denetçi Raporunun da açıkça “bu malların izini sürmekten” bahsetmekte olduğunu ve Rapora göre bu malların nerede kullanıldığının tespitinde sorun yaşandığını, durum bu iken sürecin en başına dönülerek bu malların aslında hiç teslim edilmemiş olduğu tespitine varmanın, üstelik bunu yaparken de çelişkili ve varsayıma dayalı gerekçelerden hareket etmenin, bilhassa muayene kabul komisyon raporlarını ve çıkış TİF’lerini görmezden gelmenin hakkaniyete aykırı bir karar verilmesine neden olduğunu,
4. UYGUN GÖRÜLEN BU ÇÖZÜM YOLU HAKKANİYETE VE HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI OLDUĞU GİBİ, BU ÇÖZÜM YOLUNDA SORUMLULARIN TESPİTİNDE DE YİNE ÇELİŞKİLİ DAVRANILMASI:
Dairenin, malların yerinde bulunamamış ve nerede kullanıldığının tespit edilememiş olması sonrasında bu malların kaybolabileceği, çalınmış olabileceği gibi ilk akla gelen seçenekleri eleyerek sürecin en başına döndüğünü, bu malların teslim, kabul ve dağıtımının yapıldığı imzalı evraka bağlanmışken, gerçekleşmesi en olası senaryonun (kaybolma ve çalınma vb.) hiç telaffuz dahi edilmeden sürecin başındaki sorumluların tamamen farazi olarak cezalandırılması yoluna gidildiğini, ancak tüm bu garabetin ötesinde sorumluların neye göre seçildiğinin de tarafınca anlaşılamadığını,
- Kamu Zararı Tablosunda belirtilen faturalardaki bazı ürünlerin hiç teslim edilmediği sonucuna varılarak Harcama Yetkilisi, Gerçekleştirme Görevlisi, giriş TİF’ inde imzası bulunan görevlilerin ve Taşınır Kayıt Yetkilisinin sorumlu tutulduğunu; ancak ödeme emri belgeleri arasında yer alan Raporda bu malzemeleri teslim alıp kontrol ettiğini, çalışır ve şartname özelliklerine uygun olduğunu belirten Muayene ve Kabul Komisyonu üyeleri ve bu mal/malzemelerin Çıkış TİF’lerinin “Teslim Alınmıştır” kısmını imzalayan Atölye personelinin sorumluluğundan bahsedilmediğini, eğer Daire, tüm sürecin son halkasındaki belirsizliği, malların en başından beri aslında hiç teslim edilmemiş olduğu şeklinde yorumluyor ise, tüm bu süreçteki teslimata dair evraka imza atanların tamamının gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu ve evrak imzalamış anlamına geleceğini; zira evrakın tamamının bir şeylerin birilerine teslimine dair olduğunu, Daire, tüm bu beyan ve imza sahiplerinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu düşünüyor ise, bu kişiler arasında neden ve neye göre ayrım yaptığı, eğer mal hiç teslim edilmemiş kabul ediliyorsa, malı muayene ve kabul ettiğine dair imzalar atan şahısların neden sorumlu tutulmadığı, ya da bu malın depodan çıkışına dair imza atan şahısların neden sorumlu tutulmadığı ve son olarak eğer bir mal hiç teslim edilmemişse, bu şahısların neyi birbirine teslim ettikleri ve neden aralarında ayrım yapıldığı sorularını sormak istediğini,
5. ÇIKIŞ TİF’LERİ VE MUAYENE KABUL KOMİSYONU RAPORLARI BAŞLI BAŞINA SORUMLULUĞUMU ORTADAN KALDIRIYOR OLMASINA RAĞMEN DENETÇİNİN BU KONUDA MALZEMELERİ TESLİM ALANLARI YA DA TANIKLARI (MALZEMELERİ KULLANAN USTALARI) DİNLEMEMESİ VE HERHANGİ BİR ARAŞTIRMAYA GİTMEMESİNİN EKSİK VE HATALI BİR YAKLAŞIM OLMASI:
Çıkış TİF’leri ile ilgililerince teslim alınmış mal/malzemeler nedeniyle sorumluluğunun ortadan kalktığı kanısında olduğunu, buna rağmen, mal/malzemelerin ustalara teslim edildiğini gösterir bir kısım atölye fişlerinin dilekçesi ekinde ibraz olunduğunu, zincirin kendisinden sonraki ve son halkası olan ustabaşılarının bile malzemelerin nerelerde kullanıldığı konusunda atölye fişleri olmasına rağmen ayrıca şahitlik yapmaya hazır olduklarını, bahse konu bu durum araştırılmadan, imzalı belgeler gözetilmeden sorumluluk tesisinin eksik ve hatalı bir hüküm oluşturulmasına sebebiyet verdiğini,
6. KAMUNUN ZARARA UĞRATILDIĞI GEREKÇESİYLE ŞAHSININ SORUMLU TUTULMASININ ADİL OLMAMASI:
Yukarıdaki tüm açıklamalar nazara alındığında, ortada bir kamu zararı varsa bile bununla ilgili sorumluların tespitinde hukuka ve hakkaniyete uygun hareket edilmediğinin açıkça ortada olduğunu, hele ki bu zarardan şahsının sorumlu tutulmasının hiçbir adil yönünün bulunmadığını, şahsına izafe edilen sorumluluğun tek gerekçesi olarak Taşınır Mal Yönetmeliği’nin 6 ncı maddesi hükümlerinin dayanak yapıldığının görüleceğini, ancak söz konusu durumla ilgili Dairenin, malların yerinde olmadığına dair bir tespitin yapılmadığını ve teslimat konusunda, denetçi raporunda bahsedilen sipariş fişlerine itimat edilemeyeceğini açıkça belirttiğini, gerçekten de sipariş fişlerinin teslim olgusuyla alakalı bir belge olmayıp düzenlenmesi kısmının da şahsıyla hiçbir alakası bulunmadığını, ancak Dairenin bunu dedikten sonra, hiçbir somut gerekçe göstermeden, sipariş fişleriyle faturalar arasındaki farktan hareket ederek bu malların teslim edilmediği yönünde bir varsayıma ulaştığını, varsayımlarla hiç kimsenin zan altında bırakılamayacağının hukukun temel kaidelerinden olduğunu, ortada muayene-kabulü yapılan ve sisteme girişleri yapılarak ilgili Çıkış TİFTeri ile Atölyeler tarafından teslim alındığı anlaşılan ürünler bulunduğunu, Yönetmelik hükmü uyarınca bu ürünlerin sayım, tartım ve ölçümlerinin yapıldığının tüm bu iş akışından anlaşılmakta olduğunu; aksinin ispatının iddia makamının yükümlülüğünde olduğunu, teslim alınmamış ürünün teslim edilmesinin de mümkün olmadığını, buna rağmen, söz konusu ürünlerin yerinde bulunamadığı, ne için ve nerede kullanıldığının hesabının verilememesinin sorumluluğunun şahsına yüklenmesini anlamanın mümkün olmadığını, kaldı ki almış bulunduğu eğitim ve kadrosunun (Genel İdari Hizmetler Sınıfı), inşaat malzemesi gibi teknik ürünlerin niteliğini, tespitini, nereye ve nasıl kullanıldığını anlamaya yeterli olmadığını, 64 yıllık … Üniversitesinin toplamda 27.195,000 m2 alana sahip olduğunu, 24 saat hizmet veren birimler düşünüldüğünde … Üniversitesinde bu kadar büyük bir alana ve bu kadar çok tadilat, bakım, onarım vb. satın almaya kendi Başkanlığındaki sınırlı sayıda personel ile taşınır kayıt hizmeti vermenin zorluğunun aşikâr olduğunu, üstelik Başkanlığın ambarının da bulunmadığını ve birçok malzemenin durumun aciliyetine binaen direkt çalışma alanına veya kampüsteki atölyelere (atölyelerin kampüste yer alırken Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı Hizmet Binasının Rektörlük yerleşkesinde ve kampüs dışında yer aldığını da ifade etmek suretiyle) gitmekte olduğunu, teknik personel tarafından bazı acil durumlarda mesai saatleri dışında da malzeme geldiğinin ve çalışma yapıldığının belirtilmekte olduğunu, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde taşınır kayıt yetkililerinin tüm malzemeleri görmesinin şu an İdaredeki taşınır kayıt yetkilisi olarak görev yapan personelin tekniker, teknisyen vb. teknik hizmetler sınıfı kadrolarından olmasına ve sayıca arttırılmış olmasına rağmen halen mümkün olamadığını, kamu zararından ve mali sorumluluktan bahsedilebilmesi için her somut olayda, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemin bulunması; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ve kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması durumu ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının olması şartlarının birlikte aranmasının gerektiğini, temel ilke olarak kusur sorumluluğunu esas alan 5018 sayılı Kanun uyarınca kamu görevlilerinin mali karar, işlem veya eylemleri sonucu oluşan kamu zararından sorumlu olduklarına hükmedilebilmesi için manevi unsur olarak kasıt, kusur veya en azından bir ihmalin varlığının gerektiğini, Muayene Kabul Komisyonu yetkililerinin tutanağı ile tarafının malın teslim edilmediğine dair iddia ile arasındaki illiyet bağının kopmakta olduğunu, zira yasa gereği ödemeye esas dayanak ve malın teslim alındığını ispatlayan belgenin muayene ve kabul komisyonu tutanağı olduğunu, ayrıca; bahse konu malzemelerin tamamının çıkış TİF’lerinin mevcut olduğunu ve bu TİF’lerdeki “Teslim Alınmıştır” kısımlarının Atölyedeki teknik personeller tarafından imzalandığının da ortada olduğunu, Denetçilerin dahi malın eksik olduğu yönünde bir tespitinin olmaması durumunda tarafının böyle bir tespit yapabilmesinin beklenmesi de hakkaniyete aykırı olduğu gibi mevzuata da aykırı olduğunu, tarafının teslim edilmeyen malların olduğunu bildiği ve kasten işlem yaptığı yönünde bilgi ve belge, kanıtlayıcı delil mevcut olmadığından ve salt varsayımdan hareket edildiğinden tarafına kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle iddia edilen kamu zararında illiyet bağı oluşmadığını,
7. BU İLAMDAKİ TAZMİN YÜKÜMLÜLÜĞÜ, KUSURA BAĞLI BİR SORUMLULUK KAPSAMINA GİRDİĞİNDEN VE YUKARIDA İZAH EDİLDİĞİ ÜZERE ŞAHSINA İZAFE EDİLEBİLECEK HERHANGİ BİR KUSUR BULUNMADIĞINDAN, HERHANGİ BİR TAZMİN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN DE BULUNMAMASI:
SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Temyiz Kurulunca re’sen gözetilecek diğer nedenlerle, duruşma istemli temyiz başvurusunun kabul edilerek; Daire kararının bozularak usulüne uygun yargılama yapılması için dosyanın Daire’ye iadesine veya izah edildiği üzere şahsına izafe edilecek herhangi bir kusur olmadığından, ilamın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Taşınır İşlem Fişi Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu-Taşınır Kayıt Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden …, aşağıda kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki dilekçede özetle; İlamda şahsının Taşınır Mal Yönetmeliğinin 6 inci maddesi gereğince sorumlu tutulduğunun belirtildiğini, her ne kadar anılan Yönetmelikte; “... cins ve niteliklerine göre sayarak, tartarak, ölçerek teslim almak, doğrudan tüketilmeyen ve kullanıma verilmeyen taşınırları sorumluluğundaki ambarlarda muhafaza etmek” hükmü bulunmakla birlikte Üniversitenin Yapı İşleri Daire Başkanlığında inşaat malzemelerinin depolanmasına yönelik bir ambar bulunmadığını, dolayısıyla Üniversitenin fiziki şartlarından ayrıca Üniversitenin merkezi niteliğinde bulunan Bornova ilçesi dışından bulunan enstitü, yüksekokul, meslek yüksekokulu vb. akademik ve idari birimlere ait malzemelerin satın alma ve ödeme işlemlerinin de kendi Başkanlığı tarafından sağlanmış olmakla birlikte, malzemelerin direkt olarak son kullanımının gerçekleştirileceği birimlere tedarikçi tarafından intikal ettirilmekte olduğunu, daha önceki savunmasında belirttiği üzere kendi Başkanlığının Taşınır Kayıt Yetkilisi Bilgisayar İşletmeni …’in izin, rapor, eğitim vb. görevinin başında bulunamadığı durumlarda Başkanlığa ait faturaları KBS sistemine girerek, taşınır işlem fişini düzenlediğini, dolayısıyla esas işimi dışında verilen bu görevi yaparken sadece Maliye Bakanlığının Kamu Harcama ve Muhasebe Bilişim Sistemi (KBS)’nde gerekli olan bilgiler olan fatura bilgileri (fatura no, tarih, firma adı ve toplam tutar) ve muayene kabul komisyon raporu tarihi ve numarasının istenmekte olduğunu, dolayısıyla öncelik verdiği belgenin fatura ile birlikte 2 üye ve 1 Başkandan oluşan eşyayı tam ve eksiksiz, sağlam, çalışır ve şartname özelliklerine uygun olarak Başkanlıkça teslim alındığını belirtilen Muayene Kabul Komisyonun imzalamış olduğu muayene kabul tutanağı olduğunu, idarelerde mal alımlarında “Mal Alımları Denetim Muayene ve Kabul İşlemlerine Dair Yönetmelik” doğrultusunda teslim alma süreçlerinin işlediğini ve malın teslim edildiğine ilişkin olması gereken tek yasal belgenin “muayene ve kabul komisyonu tutanağı” olduğunu, Mal Alımları Denetim Muayene ve Kabul İşlemlerine Dair Yönetmeliğin 4 üncü ve 5 inci maddeleri çerçevesinde muayene kabulü olan fatura için malzemelerin teslim edilmemiş olmasının söz konusu olmadığını, Muayene Kabul Komisyonu yetkililerinin tutanağı ile tarafının malın teslim edilmediğine dair iddia ile arasındaki illiyet bağının kopmakta olduğunu, bahse konu tarafına çıkarılan kamu zararı konusu işleme yönelik malın teslim alındığına dair düzenlenen muayene kabul tutanağı ve malzemelere ait fatura ile sisteme girmiş olduğu taşınır işlem fişi ve sistemden çıkışı yapıldığına dair düzenlenen taşınır işlem fişinin dilekçe ekinde sunulduğunu, bu itibarla 10.05.2017 tarihli muayene kabul komisyonu tutanağında belirtildiği üzere 47 kalem malzeme arasında bulunan 8 adet Yale marka kapı kolu ve 25 kg … marka PVC tutkalı teslim alınarak Komisyonca imza altına alınarak 19.06.2017 tarihinde Teknisyen … isimli Atölye personeline çıkış işlemi yapılarak taşınır işlem fişi düzenlenerek imzalandığını, Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 63 üncü maddesinde sipariş fişleri zorunlu olan belgeler arasında bulunmamasına karşın yapmış olduğu işleme yönelik sipariş fişinin savunma ekinde Başkanlığımıza sunulduğunu, kendisiyle ilgili meblağın yüksek bir tutar olmamasına karşın tarafınca menfaat edilmeden gerçekleştirilen işlemlerde hiçbir kast ve kamu zararına sebebiyet verilecek bir durum oluşmadığını düşünmekle beraber, hakkında verilecek kararın kesinleşmesinden önce duruşmalı savunma yapmak istediğini Kurulumuza arz etmiştir.
(…, ..., …, …, … ve … için) Başsavcılık mütalaasında özetle; adı geçenin dilekçesinde İlamın 6/A maddesinde yer alan tazmin hükmüne ilişkin olarak; doğrudan temin yoluyla alınan emtianın kendisi tarafından miktarının bilinmesinin mümkün olamayacağı, bu alımla ilgili olarak kasıt, kusur ve ihmalinin bulunmadığı gibi bahis konusu kamu zararı ile illiyet bağının ortaya konulmadığı, sipariş fişi üzerinden kamu zararının hesaplanmasının mevzuatına uygun olmadığı, (sadece harcama yetkilileri için geçerli olmak üzere) harcama yetkililiğinin kısıtlı bir süre için geçerli olduğu (asıl harcama yetkilisine vekaleten) hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasını talep edildiği ifade edildikten sonra; ortaya konulanlar karşısında, adı geçenin temyiz talebinin kabulü ile belirtilen hususların araştırılması maksadıyla Dairesine tevdiine karar verilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir.
(… için) Başsavcılık mütalaasında özetle; adı geçenin dilekçesinde İlamın 6/A maddesinde yer alan tazmin hükmüne ilişkin olarak; muayene ve kabul komisyonu tutanağı olması gerekirken mevzuatta yeri olmayan yüklenicilerin süreklilik arz etmeyen sipariş fişi uygulamasını tevsik edici belge olarak kabul edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, teslim edilmediği belirtilen malzemelerin tamamının irsaliyeli faturası, muayene kabul komisyon raporu ve tüketim malzemesi çıkış TİF'i bulunduğu, malzemelerin kabulünü gerçekleştiren Komisyon üyelerinin sorumlular arasında yer almamasının çelişki olduğu, malzemelerin tamamının ilgili atölyelerce kullanıldığına dair Çıkış TİF’lerinin mevcut olduğu belirtilerek bu TİF'lerin her bir fatura için ayrı ayrı dilekçe ekinde sunulduğu, tarafının sorumlu tutulmasına rağmen Çıkış TİF’lerinin malzemelerle ilgili "Teslim Alınmıştır" kısımlarında imzası bulunan ilgili Atölye ayniyat sorumlularının İlamda yer alan sorumlular arasında olmamasının da ayrı bir çelişki olduğu hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasını talep edildiği ifade edildikten sonra; her ne kadar Taşınır Kayıt Yetkilisi olarak işlemlerini ambarlarda muhafaza edilmesi, sayarak veya tartarak alınma gibi Taşınır İşlem Yönetmeliğine uygun olarak yapamasa da usule ilişkin bir hata olduğu değerlendirilmekte olup, ortaya konulan muayene ve kabul komisyonu tutanakları ile malzeme çıkış fişleri karşısında, adı geçenin temyiz talebinin kabulü ile belirtilen hususların araştırılması maksadıyla Dairesine tevdiine karar verilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir.
(… için) Başsavcılık mütalaasında özetle; adı geçenin dilekçesinde İlamın 6/A maddesinde yer alan tazmin hükmüne ilişkin olarak; Yapı İşleri Daire Başkanlığında inşaat malzemelerinin depolanmasına yönelik bir ambar bulunmadığı, bu nedenle malzemelerin direkt olarak son kullanımın gerçekleştirileceği birimlere tedarikçi tarafından intikal ettirildiği, ancak muayene kabulü olan fatura için malzemelerin teslim edilmemiş olmasının söz konusu olmayacağı; bu nedenle muayene kabul komisyon tutanağı mevcut olduğu için malın teslim edilmediğine dair iddia ile arasındaki illiyet bağının koptuğu, ayrıca, taşınır işlem fişi düzenlenmek suretiyle alınan ve kendisine yerinde bulunmadığı gerekçesiyle tazmine hükmedilen 8 adet Yale marka kapı kolu ve 25 kg … marka PVC tutkalın 19.06.2017 tarihinde teknisyen … isimli Atölye personeline çıkış işlemi yapılarak teslim edildiği hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasını talep edildiği ifade edildikten sonra; her ne kadar Taşınır Kayıt Yetkilisi olarak işlemlerini Taşınır İşlem Yönetmeliğine uygun yapamasa da usule ilişkin bir hata olduğu değerlendirilmekte olup, ortaya konulan malzeme çıkış fişleri karşısında, adı geçenin temyiz talebinin kabulü ile belirtilen hususların araştırılması maksadıyla Dairesine tevdiine karar verilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir.
Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak kendi gündem sıralarında görüşülen dosyalar ile duruşma talebinde bulunan sorumlular …, …, … ve … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra, işbu dosyayla duruşma talebinde bulunan sorumlu …’a 07.12.2021 tarihinde duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyabında,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İlamda tazmin hükmü, … Üniversitesinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22 nci maddesinin (d) fıkrası uyarınca yapılan alımların fiili-fiziki denetimi sonucunda, bazı malzemeler Üniversiteye teslim edilmemesine rağmen bunlara ilişkin bedellerin yükleniciye ödendiği gerekçesiyle verilmiştir. Sorgu aşamasında, sipariş fişleriyle parçalar halinde teslimleri yapılan bazı malzemelerin miktarının faturalarda sipariş fişlerindeki miktardan fazla gösterilmesi hususu da bir gerekçe olarak gösterilerek Denetçi tarafından daha fazla bir tutarın tazmini istenmesine rağmen; Dairece, sipariş fişlerinde yer alan miktarlar ile muayene kabul komisyonu raporu ve faturada yer alan miktarlar arasındaki farka ilişkin malzemelerin yerinde olmadığı yönünde bir tespit bulunmadığından; her ne kadar belgeler arasında tutarsızlık olsa da bu hususun tek başına kamu zararına sebep olmadığı değerlendirmesiyle Denetçi tarafından faturalarda sipariş fişlerinden fazla gösterildiği iddia edilen kısım hakkında ilişilecek bir husus bulunmadığına karar verilmiştir.
Denetçi görüşünde yer alan “harcama talep formunun olmadığı, gereksiz malzemenin alıp alınmadığının tespitinin mümkün olmadığı, fiili ve fiziki denetim yapılmasının mümkün olmadığı, doğrudan temin yoluyla yapılan alım ve kontrol süreçlerinde aynı personelin yer aldığı, tüketim malzemelerin izini sürebilmek için tek kaynak olan sipariş fişleri ve faturalar üzerinde çalışına yapmak ve sonuçlandırmak zorunda kalındığı” ifadelerinden; tazmin hükmü verilirken, tamamen salt sipariş fişi odaklı tespit yapıldığı ve sipariş fişi olan malzemelerin İdareye teslim edilmiş, olmayanların ise teslim edilmemiş kabul edildiği açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Buna karşın, ilam maddesinde; sipariş fişinde bulunmayan ve/veya sipariş fişi hiç olmayan malzeme alımları tazmin hükmüne konu olurken; faturalarda sipariş fişinden fazla gözüken (diğer bir ifadeyle Denetçi tarafından eksik alındığı iddia edilen) malzeme alımları tazmin hükmünün temel gerekçesiyle çelişecek şekilde tazmin hükmüne konu edilmemiştir.
Öncelikle, Merkezi Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nin 63 üncü maddesinde:
“4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22 nci maddesinin (d) bendine göre doğrudan temin usulüyle yaptırılacak mal ve hizmet alınılan ile yapını işi bedellerinin ödemelerinde;
-
Onay Belgesi,
-
Piyasa Fiyat Araştırması Tutanağı,
-
Düzenlenmesi gerekti görülmüş ise sözleşme,
-
Fatura,
-
Muayene ve kabul komisyonu tutanağı, kabul işleminin idarece yapılması halinde ise idarece düzenlenmiş belge,
-
Mal ve malzeme alımlarında, taşınır işlem fişi ödeme belgesine bağlanır.”
Hükmü yer almakta olup, bu hükme göre; ödemeye esas teşkil eden belgeler arasında “sipariş fişi” ibareli bir belge bulunmamaktadır. Bu kapsamda gerek yargılamaya esas raporda gerekse tazmin hükmünde mevzuatta yer almayan bir belge olan ve uygulamada süreklilik arz etmeyen (her teslimatta düzenlenmeyen; özellikle nakliye aracı ile gönderilen ve ilçelere gönderilen malzemeler için düzenlenmeyen) sipariş fişleri dışında malın teslim edilmediğine dair kesin, somut, hukuken geçerli ve kabul edilebilir hukuki bir delil sunulmamıştır.
İdarelerde mal alımlarında Mal Alımları Denetim Muayene ve Kabul İşlemlerine Dair Yönetmelik doğrultusunda teslim alma süreçleri işler ve malın teslim edildiğine ilişkin olması gereken en önemli (ve teslime ilişkin süreçteki ilk) yasal belge “muayene ve kabul komisyonu tutanağı”dır. Söz konusu Yönetmeliğin 5 inci maddesindeki “Satın alınan mal yüklenici tarafından idareye teslim edilmedikçe muayene ve kabul işlemleri yapılamaz." hükmü bu hususu teyit eder niteliktedir. Tazmin hükmüne konu malzemelerin tamamının kabulünün eksiksiz yapıldığına (malzemelerin teslim alıp kontrol edildiğine, çalışır ve şartname özelliklerine uygun olduğuna) dair imzalı muayene kabul komisyonu raporları mevcuttur. Tazmin hükmünde mevzuatın aradığı tevsik edici belge “muayene ve kabul komisyonu tutanağı” olması gerekirken mevzuatta yeri olmayan sipariş fişlerinin tevsik edici belge olarak kabul edilmesi hukuka ve hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Ayrıca, Muayene ve Kabul Komisyonu yetkililerinin tutanağı ile ilam maddesinde sorumluluğuna hükmedilen tüm kamu görevlilerinin malın teslim edilmediğine dair iddia ile arasındaki illiyet bağı kopacaktır.
Ayrıca; bahse konu malzemelerin tamamının çıkış taşınır işlem fişleri (çıkış TİF’leri) de mevcuttur ve bu TİF’lerdeki “Teslim Alınmıştır” kısımlarının Atölyedeki teknik personel tarafından imzalandığı da ortadadır.
Bu konuyu daha da açmak gerekirse, malın teslim edilmediğine dair kanıya ulaşma yöntemi olarak sipariş fişleri kullanılmasına rağmen, teslim edilmediği belirtilen malzemelerin tamamının irsaliyeli faturası, muayene kabul komisyon raporu ve tüketim malzemesi çıkış TİF’i bulunmaktadır. Bu belgelerin tamamı imzalı olup birbirini doğrulamakta ve malın teslimi, kabulü ve ilgili birim tarafından alındığına delalet etmektedir. Malın gerçekte hiç teslim edilmemiş olduğu kabulüne varmak, Dairece bu belgelerin tamamının içeriğinin gerçeğe aykırı olduğunun kabul edilmiş olması anlamına gelmektedir ki bu durumda muayene ve kabul komisyonu tutanakları ve çıkış TİF’leri üzerinde imzası bulunanlara hiç sorumluluk yüklenmemesi de bir başka çelişkiyi doğuracaktır.
Söz konusu belgeler; ihtilafa konu malzemelerin İdareye geldiği ve bilahare ilgilileri tarafından teslim alındığını ortaya koymaktadır. Bu malzemeler ya ilgililerine teslim edilmiş ya da sarf olunmuştur; bu husus imzalı evrakları ile açıkça ortaya koyulmuştur.
Ortada muayene ve kabulü yapılan ve sisteme girişleri yapılarak ilgili Çıkış TİF’leri ile Atölyeler tarafından teslim alındığı anlaşılan ürünler bulunmaktadır. Yönetmelik hükmü uyarınca bu ürünlerin sayım, tartım ve ölçümlerinin yapıldığı tüm bu iş akışından anlaşılmaktadır; aksinin ispatı iddia makamının (Denetçinin) yükümlülüğündedir ki buna ilişkin bir tespit de bulunmamaktadır.
Kaldı ki, olmadığı iddia edilen sipariş fişlerinin bazıları da sorumlularca atölyelerden ve firmadan temin edilerek ilgili faturalara ait belgelerle birlikte dilekçe ekinde Kurulumuzun bilgisine sunulmuştur.
Sonuç itibariyle, öncelikle alım için Merkezi Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 63 üncü maddesinde gerekli belgelerin eksiksiz ödeme emrine eklendiği ve bunun üzerine 5018 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi bağlamında mali işlemin tamamlandığı; nitekim bu belgelerden de teslim alınmadığı iddia edilen kamu zararı tablosundaki malzemelerin alınmış olduğu görülmekle beraber, temyiz dilekçeleri ekinde gönderilen tüm bilgi ve belgelerle de (irsaliyeli faturalar, sipariş fişleri, muayene ve kabul komisyonu raporları, çıkış TİF’leri, mal/malzemelerin bir kısmının kullanıldığına ilişkin atölyeler tarafından düzenlenen belgeler, depo çıkış belgeleri ve fotoğraflar) bu durum kanıtlandığından; sorumluların bu dilekçelerdeki iddialarının kabul edilerek 218 sayılı İlamın 6. maddesinin (A) bendiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA, oy birliğiyle,
Karar verildiği 29.12.2021 tarih ve 50744 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:45