Sayıştay 2. Dairesi 44839 Kararı - Yüksek Öğretim Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
44839
18 Aralık 2019
Yüksek Öğretim Kurumları
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Yılı: 2016
-
Daire: 2
-
Dosya No: 44839
-
Tutanak No: 47040
-
Tutanak Tarihi: 18.12.2019
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
İlama dönüşmeyen (yargılamanın iadesine gerek bulunmadığı yönündeki) Daire kararı hakkında temyiz başvurusunda bulunulması;
123 sayılı İlamın 17. maddesiyle; Tıp Fakültesinde Döner Sermaye İşletmesinin Ticari Alacaklarının zaman aşımına uğratıldığı gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Söz konusu tazmin hükmünde kendisine sorumluluk yüklenen Harcama Yetkilisi (Döner Sermaye İşletme Müdürü) …, temyiz dilekçesinde özetle; Sayıştay 2. Dairesi İlamının 13.08.2018 tarihinde tarafına tebliğ edildiğini, 13.08.2018 tarihinde tebliğ edilen İlama karşı, 6085 sayılı Kanunun 54 üncü ve 55 inci maddeleri uyarınca “temyiz” kanun yolu hakkını kullanmış olup kararın tebliğinden itibaren 60 günlük süre içerisinde 10.10.2018 (dilekçe) tarihli ve 15.10.2018 tarihli ve 1851625 Sayıştay Evrak Kayıt sayılı dilekçenin Sayıştay Başkanlığına sunulduğunu, ancak söz konusu dilekçenin Başkanlığımızca yargılamanın iadesi talebi olarak görülerek 2. Dairenin, 06.12.2018 tarihli ve 35553 nolu Kararı ile karara bağlandığını ve bu Kararın 28.02.2019 tarihinde kendisine tebliğ edildiğini, Kararda; “6085 sayılı Kanun’un 56. maddesinde yazılı yargılamanın iadesi sebeplerinin bulunmadığına ve yargılamanın iadesi talebinin reddine oy birliği ile karar verildiği”nin bildirildiğini, 10.10.2018 tarihli dilekçe ile 6085 sayılı Kanun’un 54 üncü ve 55 inci maddelerinde düzenlenen, temyiz kanun yoluna başvuru hakkını, kararın tebliğ tarihinden 60 günlük süre içerisinde kullanmış olup Sayıştay 2. Dairesince verilen İlamın, Sayıştay Temyiz Kurulunda temyiz olunmasının beklendiğini, durum bu olmakla birlikte, 10.10.2018 tarihli dilekçede yargılamanın iadesi kanun yoluyla ilgili bir talebinin mevcut olmadığını, ilaveten Sayıştay 2. Dairesinin, 06.12.2018 tarihli ve 35553 nolu Kararına esas yargılamada, 6085 sayılı Kanunun md. 55/4 hükmünde öngörülen dilekçeler teatisinin de işletilmediğini, 6085 sayılı Kanunun kanun yollarına başvurmanın düzenlendiği 54 üncü maddesinde, temyiz, yargılamanın iadesi ve karar düzeltilmesi olarak ifade edilen kanun yollarının mevcut olduğunun görüleceğini, hukuk doktrini ile yargısal kararlarda, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı başvurulabilecek olağan ve olağanüstü kanun yollarının mevcut olduğu belirtilmekte olup yer verilen kavramlar temelinde bir tasnif geliştirildiğini, bu bağlamda yine hukuk doktrin görüşleri ile yargısal kararlar ışığında, 6085 sayılı Kanunun 55-57 inci maddelerinde düzenlenen temyiz ve karar düzeltilmesi kanun yollarının olağan kanun yolları; yargılamanın iadesi kanun yolunun ise olağanüstü kanun yolu olduğunun belirtilebileceğini, zira 6085 sayılı Kanunun md. 57/2 hükmünde yer alan “Karar düzeltilmesi istem ve incelenmesi temyiz şekil ve usulleri dairesinde yürütülür.” şeklindeki düzenlemenin de kanun koyucunun bahsi geçen sistematiği uyguladığının ispatı olduğunu, bu açıklamalar ışığında, Sayıştay 2. Dairesinin, 06.12.2018 tarihli ve 35553 nolu Kararı ile 6085 sayılı Kanun ile düzenlenen Sayıştay yargısındaki olağan kanun yollarından biri olan temyiz kanun yoluna başvuru hakkının ortadan kaldırılarak hakkında tesis edilen karara karşı olağan kanun yolunun tüketilmeksizin, olağan üstü bir kanun yolunun uygulandığının görüleceğini, bu bağlamda temyiz kanun yoluna başvuru hakkının iade edilmesi gerektiğini, aynı şekilde, Sayıştay yargısında herhangi bir temyiz kararı elde edemediğimden dolayı, 6098 sayılı Kanun’un 57. maddesinde düzenlenen ve olağan kanun yollarından bir diğeri olan kararın düzeltilmesi kanun yoluna başvuru hakkının da ortadan kalktığını, bu durumun ise Anayasanın “Hukuk Devleti”nin düzenlendiği 2 inci ve “Hak arama hürriyeti”nin düzenlendiği 36 ncı maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı”nın düzenlendiği 6 ncı maddesine aykırılık teşkil ettiğini, yargılamanın iadesine gerek bulunmadığına ilişkin kararda ise; hem Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği (Maliye Bakanlığından; 01.05.2007 tarihli ve 26509 sayılı Resmi Gazete) hem de 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 58. Maddesine Göre Döner Sermaye İşletmelerinin Kurulmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik (05.07.1983 tarihli ve 18098 sayılı Resmi Gazete) hükümlerine yer verildiğini, Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun geçici 11. maddesine istinaden hazırlanmış olup bilindiği üzere, 5018 sayılı Kanunun Yürürlükten kaldırılan hükümlerin düzenlendiği 81 inci maddesinde, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla; 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ile ek ve değişikliklerinin ve ayrıca bu Kanun kapsamındaki kamu idarelerine ilişkin olarak, 4.1.1961 tarihli ve 211 sayılı Kanunun 98 - 106. maddeleri hariç olmak üzere, diğer kanunlarla 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununa tabi olunmadığına dair istisna veya muafiyet getiren hükümlerinin ve ilaveten diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümlerinin yürürlükten kaldırılmış olduğunun belirtildiğini, 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 58. Maddesine Göre Döner Sermaye İşletmelerinin Kurulmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik’in ise 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu yürürlükte iken ve bu bağlamda bahsi geçen Kanunun hükümlerine uygun bir şekilde hazırlandığını, zira Yönetmelik’in birçok hükmünün mülga olduğunu (Bkz.: Beşinci Bölüm), Yönetmelik’in Malî Denetimin düzenlendiği madde 37/2 hükmünde, döner sermaye işletmelerinin, 1050 sayılı Kanuna tabi olmadığı bildirilmiş olsa da 5018 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen 81 inci maddesine göre, 1050 sayılı Kanuna tabi olunmadığına dair istisna veya muafiyet getiren hükümlerinin yürürlükten kaldırıldığının emredildiğini, 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun 58. Maddesine Göre Döner Sermaye İşletmelerinin Kurulmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik’in tahakkuk memurunun düzenlendiği 13 üncü maddesinde; “Döner sermayeden yapılacak giderler ile tahsis edilecek gelirler, tahakkuk memuru tarafından tahakkuk ettirilir. Tahakkuk memurluğu işletme müdürü tarafından yürütülür.” hükmüne yer verildiğini, diğer taraftan ise Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin Gelirlerin Tahakkuku, Takibi ve Tahsilinin düzenlendiği madde 8/1 hükmünde; “İşletme gelirlerinin tahakkuku ve takibi gelir gerçekleştirme görevlilerince, tahsil işlemleri ise muhasebe birimlerince yürütülür.” düzenlemesinin bulunmakta olduğunu, durum bu açıdan değerlendirdiğinde, her iki Yönetmelik hükmünün birbiriyle ile çatıştığı; başka ifade ile aynı konuda farklı yetkili kişilerin belirlendiğinin görüleceğini, bu durumda, hangi Yönetmelik hükmünün uygulanacağı sorununun çözümlenmesinin gerektiğini, buna karşın Daire Kararında yapılan yorumla her iki Yönetmelik hükmünün aleyhine olacak şekilde birleştirildiğini; ancak bu yorumun, hukuk kuralları çatışma ilkelerinden hareketle bu şekilde olmaması gerektiğini, 5018 sayılı Kanunun 81 inci maddesi ile Türk malî hukuku mevzuatında, yeni bir kanunî düzenleme getirildiğini, bu bağlamda 5018 sayılı Kanun ile kendinden önceki kanunlar ve bu kanunlara dayanılarak hazırlanmış olan normlar hiyerarşisinde kanunun altında yer alan tüm diğer normların (yönetmeliklerin) yürürlükten kaldırıldığını, başka ifade ile kamu malî hukukundaki tüm düzenlemelerin, 5018 sayılı Kanun ile hükme bağlanan kurum ve tanımlar perspektifinden değerlendirilerek yorumlanması gerektiğini, 1050 sayılı Kanım hükümleri uyarınca hazırlanan 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun 58. Maddesine Göre Döner Sermaye İşletmelerinin Kurulmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik’in 5018 sayılı Kanun ile uyumlu olmadığını, 5018 sayılı Kanun hükümlerinde, tahakkuk memuru ya da işletme müdürü kavramları ve tanımlamalarının mevcut olmadığını, buradan hareketle aynı durumun 5018 sayılı Kanun hükümleri uyarınca hazırlanan Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinde de geçerli olup dolayısıyla tahakkuk memuru ya da işletme müdürü kavramları ve tanımlamaları mevcut olmayıp 5018 sayılı Kanunda öngörülen gerçekleştirme görevlisi ve muhasebe birimleri kavramlarının kullanıldığını, yukarıda yapılan açıklamalar sonucunda, hakkında tesis edilen karara istinaden kullanılan 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 58. Maddesine Göre Döner Sermaye İşletmelerinin Kurulmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik ile Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmelik hükümlerinde çatışma olduğunun kuşkusuz olduğunu, bu çatışmanın çözümünde, her iki Yönetmelik hükmünün birleştirilerek uygulanması şeklinde bir yorumun, hukuka aykırı olduğunu, bu durumda, 5018 sayılı Kanunun 1050 sayılı Kanunun ek ve değişikliklerini -doğal olarak 1050 sayılı Kanuna dayanılarak hazırlanan yönetmelik hükümlerini- yürürlükten kaldıran 81 inci maddesindeki amir hüküm uyarınca bir yorum yapılmasının zaruri olduğunu, zira Sayıştay kararına esas olarak kullanılan 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 58. Maddesine Göre Döner Sermaye İşletmelerinin Kurulmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik’te metne işlenmese dahi, normatif zımnî ilga bulunduğunu, ilaveten 5018 sayılı Kanun ile 1050 sayılı Kanuna yönelik topyekûn bir mülga olmadığı varsayılsa dahi, lex posterior (sonraki düzenleme) ilkesi gereğince de hakkında tesis edilecek tüm kararlarda, Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmelik hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini, sonuç olarak … Üniversitesi Rektörlüğü Genel Sekreterlik Makamının Harcama Yetkilisi yetki devri konulu yazısıyla, 04.02.2013 tarihinden itibaren … Üniversitesi 42 adet döner sermaye birimlerinin her birine ayrı ayrı harcama yetkilisi atandığını, sadece birden fazla birim ihtiyacının tek ihale ile temin edileceği durumlarda harcama yetkisi ve görevlerinin, Döner Sermaye İşletme Müdürü unvanıyla tarafına verilmiş olup gerçekleştirme görevlisi unvanının alınmadığını, bu bağlamda Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 8 inci maddesi uyarınca, tarafına isnat edilen … Tıp Fakültesindeki kamu zararı ile ilgili işletme gelirlerinin tahakkuku ve takibinden … Tıp Fakültesi Hastanesi Döner Sermaye harcama birimi yetkililerinin ve gelir gerçekleştirme görevlilerinin sorumlu olduğunu dile getirmiştir.
Öncelikle, 6085 sayılı Kanunun 50 inci maddesinde, daireler tarafından yapılan hesap yargılaması sonucunda; hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna veya kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedileceği, bu hükümler dışında, gerekli görülen hususların ilgili mercilere bildirilmesine karar verilebileceği (diğer bir deyişle, daire kararlarının tazmin, beraat ve dairesine yazılmasına ilişkin kararlar olduğu), 55 inci maddesinde ise Sayıştay dairelerince verilen ilamların temyiz olunacağı belirtilmiştir. Bu iki madde birlikte ele alındığında sadece ilamlarda yer alan hükümler hakkında temyiz kanun yolu söz konusu olacaktır. Ancak sorumlu tarafından herhangi bir şekilde ilama dönüşmeyen Sayıştay 2. Dairesinin 06.12.2018 tarihli ve 35553 sayılı Kararına karşı temyiz isteminde bulunulmuştur. Söz konusu bu karar, bir ilam hükmü olmayıp, 123 sayılı İlamın 17. maddesinin devamı niteliğinde bir karardır. Zira Daire Kararında da herhangi bir yeni yargılama hükmüne yer verilmemiştir. Dairenin burada ilgilinin müracaatı üzerine bir ek ilam düzenlemeyip kararla yetinmesi 127 sayılı İlamın gerekçesini değiştirecek yeni bir hükmün bulunmamasından kaynaklanmıştır.
Diğer taraftan, sorumlu tarafından 10.10.2018 tarihli ve 15.10.2018 tarihinde Sayıştay Evrakına intikal eden dilekçe ile Sayıştay Temyiz Kuruluna başvurulduğu; ancak bu dilekçenin Sayıştay 2. Dairesince “yargılamanın iadesi” kanun yolu nezdinde işleme alındığı ve bu doğrultuda karar verilerek temyiz hakkının elinden alındığı iddia edilmekte ise de; söz konusu dilekçenin hiçbir yerinde “temyiz” kanun yoluna başvurulduğuna ilişkin bir ibare bulunmamaktadır. 6085 sayılı Sayıştay Kanununun “Kanun yollarına başvurma” başlıklı 54 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde “hangi kanun yoluna başvurulduğu ve başvurunun hukuki sebepleri”nin dilekçelerde bulunmasının zorunlu olması karşısında sorumlu tarafından ileri sürülen iddiaların hukuken kabulü mümkün değildir.
Kaldı ki, 123 sayılı (Asıl) İlam yukarıda adı geçen sorumluya 13.08.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olup, bu tarihe nazaran 60 günlük temyiz süresi 12.10.2018 (Cuma) tarihinde sona ermiş olduğundan; bu tarihten sonra 15.10.2018 tarihinde Sayıştay kayıtlarına intikal eden dilekçenin süre aşımı yönünden Kurulumuzca işleme alınmayacağı da aşikârdır.
Yukarıda ifade edildiği gibi; gerek usul gerekse de süre yönünden temyiz şartlarına uymayan dilekçe buna rağmen Sayıştay 2. Dairesince yargılamanın iadesi kanun yolu nezdinde görüşülmüş ve neticede sorumlunun (sorumluluğa ilişkin) iddiaları dikkate alınarak yargılamanın iadesine gerek bulunmadığına karar verilmiştir.
Tüm bu hususların dışında, sorumlunun itirazlarına esas ilam maddesi hakkında Döner Sermaye Saymanlık Müdürü …’ın Muhasebe Yetkilisi sıfatıyla Temyiz Kurulu nezdinde 44468 sayılı dosya ile yaptığı başvurusu bulunmakta olup, bu dosyanın görüşülmesi sırasında yukarıda adı geçen sorumlunun (sorumluluğa) ilişkin itirazlarını da karşılayacak şekilde bir karar alınmıştır. Temyiz Kurulu kararlarının başvuru yapılan maddedeki tüm sorumluları bağlayıcı nitelikte olması göz önüne alındığında, sorumlunun temyiz talebi de bir anlamda yerine getirilmiş olmaktadır.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan tüm gerekçelerle sorumlunun Sayıştay 2. Dairesinin 06.12.2018 tarihli ve 35553 sayılı (yargılamanın iadesine gerek bulunmadığı yönündeki) Kararına ilişkin olarak yaptığı temyiz müracaatı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA (Üye …’in farklı gerekçesi ile), oy birliğiyle,
Karar verildiği 18.12.2019 tarih ve 47040 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Farklı gerekçe
Üye …:
Sayıştay 2. Dairesince yargılamanın iadesi yönünden ele alınan ancak sorumlu tarafından temyiz gerekçesi ile gönderildiği iddia edilen dilekçede kullanılan “ilamın kaldırılması” ibaresi temyiz başvurularında sıklıkla kullanılan; adeta Temyiz Kurulu literatürüne yerleşmiş bir ibaredir.
Bu ibareden, Temyiz Kuruluna başvurulduğu anlaşılmakta olup, sadece süre aşımı yönünden zaten söz konusu dilekçenin Temyiz Kurulunca gündeme alınamayacağı bağlamında yapılacak işlem olmadığına karar verilmesi gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:35