Sayıştay 2. Dairesi 40847 Kararı - Yüksek Öğretim Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
40847
30 Ocak 2019
Yüksek Öğretim Kurumları
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Yılı: 2014
-
Daire: 2
-
Dosya No: 40847
-
Tutanak No: 45569
-
Tutanak Tarihi: 30.01.2019
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
Mahkeme kararı doğrultusunda ödenmesi gereken maaş farklarının yanlış hesaplanması (eksik ödenmesi) suretiyle faiz gideri ödenmesi;
81 sayılı İlamın 1. maddesiyle; mahkeme kararı doğrultusunda ödenmesi gereken maaş farklarının yanlış hesaplanması (eksik ödenmesi) suretiyle faiz gideri ödendiği gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Sorumlu (Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden İdari ve Mali İşler Daire Başkanı …) temyiz dilekçesinde özetle;
-
Sayıştay 2. Dairesi İlamında görüldüğü üzere Başkan … ve Üye …’ın muhalefet şerhi ve görüşünün; “Ödemenin yeni hususları içeren bir mahkeme kararına dayanarak yapılması ve ilgilinin mahkemeye gitmeden önce İdareye müracaat etmemesi nedeniyle ilişilecek husus bulunmadığına karar verilmesi gerekir.” şeklinde olduğunu, görüşe katıldıklarını, tazmin hükmünü kabul etmediklerini, şöyle ki; kamu zararı çıkarılan ikinci mahkeme kararında idari merci tecavüzü bulunduğunu, davacı …’nin oluşan zararı nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 13. 1’deki; “İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri vazıh bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.” hükmü gereğince; İdareye başvurmadan dava açmış olması hasebiyle ikinci mahkemenin vermiş olduğu kararın hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu ve Üniversite tarafından temyiz edildiğini, ikinci mahkeme kararının tek hâkimle verilmiş … İdare Mahkemesinin kararı olduğunu, Bölge İdare Mahkemesi veya Danıştay kararı olmadığını, ilk mahkeme kararına tecavüz söz konusu olduğunu ki ilgilinin görevden alındığı 09.10.2012 tarihi ile dilekçeyle başvurduğu 16.11.2012 tarihi arasındaki talebi ilk mahkemenin reddettiğini, bu kararın 3 hâkimle … İdare Mahkemesince verildiğini,
-
Davaya konu şahsın 09.10.2012 tarih ve 1087 sayılı yazı ile birden fazla ceza ve soruşturması olduğu için daire başkanlığı görevinden alınarak Eğitim Fakültesi şef kadrosuna naklen atandığını, ilgili mahkeme kararlarının çıktığı, Üniversiteye tebliğ edildiği ve kendisinin mahkeme kararını öğrendiği anda ilgilinin, kadrosunda, maiyetinde, harcama biriminde olmadığının açık olduğunu, bu esnada Hukuk İşleri ve Personel Daire Başkanlığının tarafına ilettiği; 657 sayılı Kanunun disiplin hükümleri gereğince ilgili hakkında aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarının mevcut olduğunu, birden fazla devam etmekte olan hukuki işlemlerinin bulunduğunun bildirildiğini, böyle bir durumda daire başkanı olarak ataması yapılmayan kişiye; daire başkanı maaşı ödeyemeyeceğinin, sadece mahkeme kararı sınırları içerisinde hareket edeceğinin açık olduğunu, 6069 nolu ödeme emri belgesinin 21.08.2013 tarihinde düzenlendiğini, daire başkanı olarak atama kararnamesinden sonra kişinin göreve başladığı tarihin ise 28.08.2013 olduğunu,
-
Anılan kişinin maaş ve özlük hakları için mahkemeye başvuruda bulunduğunu, … İdare Mahkemesinin (1. Mahkeme) 2012/907 Esas 2013/265 nolu Kararı ile 16.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yönünde 30.04.2013 tarihinde karar verdiğini, ilgilinin talebi olan 08.10.2012 tarihinden başlamak üzere değil, dilekçeyle başvurduğu 16.11.2012 tarihinden itibaren ödenmesine karar verildiğini, 08.10.2012 ile 15.11.2012 tarihi arasındaki talebini reddettiğini,
-
Kamu zararı oluşturulduğuna karar verilen ikinci mahkeme kararı döneminde ise ilgilinin idari ve mali işler daire başkanı olarak kararnameyle atandığını ve görevine başladığını (dilekçe ekindeki 28.08.2013 tarihli göreve başlama yazısı), 13 aydır idari ve mali işler daire başkanı olarak görevde olup, 13 ay boyunca ödeme emrini düzenlemeyerek, kamu zararı, faiz ve mahkeme masrafına sebebiyet verip görevi geciktirme ve ihmal suçu işlediğini, kamu zararı oluşturduğunu, Sayıştay sorgusunda düzenlenen ve sorguda belirtilen 7351 nolu ödeme emrine kamu zararının kaynağına esas tutulduğunu, 19.08.2014 tarihinde düzenlenen 7351 nolu ödeme emrini imzalayanın bahsi geçen şahıs olduğunu, İdareyi … TL zarara soktuğunu, kendi lehine İdare aleyhine işlem tesis edilmesine sebebiyet verdiğini, dilekçe eklerinde görüleceği üzere; sorumlular tablosundaki 7351 nolu 20.08.2014 tarihli ödeme emrinde imzası olmamasına rağmen sorumlu çıkartılmasının usule aykırı olduğunu,
-
Sayıştay İlamında 5. sayfada yer alan Denetçi Görüşünün kişi ve zaman yönünden hatalı olduğunu, şöyle ki; anılan kişinin zararı oluşturduğu iddia edilen ilgili mahkeme kararında daire başkanı kadrosunda olmadığını, geçmişe yönelik ödemelerde herhangi bir fazla ödemenin yapılmasının ilgilinin mevcut cezaları hasebiyle hukuka aykırılık teşkil edeceğini, kaldı ki atama kararnamesini de düzenlenmediğini, ödeme emrinin düzenlendiği tarihin 19.08.2013 olduğunu, daire başkanlığına atama ve göreve başlayıp haklarının verilme tarihinin ise 28.08.2013 olduğunu, göreve başladıktan sonra İdare aleyhine kendi lehine (11.10.2013'te … İdare Mahkemesinde) dava açtığını, dava açma ve faiz oluşmasının ilgilinin daire başkanlığı döneminde olduğunu,
-
5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde sayılan kamu zararına sebebiyet veren hususlar bağlamında tarafınca kamu zararına sebebiyet verilmediğinin açık olduğunu,
Belirterek tazmin hükmünün kaldırılması isteminde bulunmuştur.
Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla temyiz talebinde bulunan ve buna ilişkin 43825 sayılı dosyası aşağıda kendi gündem sırasında görüşülen Şube Müdür Vekili … temyiz dilekçesinde özetle;
-
Rektörlük Makamının … tarih ve … sayılı yazısı ile …’nin, daire başkanlığı görevinden alınarak Eğitim Fakültesi şef kadrosuna naklen atandığını,
-
Anılan şahsın maaş ve özlük haklan için mahkemeye başvuruda bulunduğunu ve … İdari Mahkemesinin 2012/907 Esas ve 2013/265 nolu Karar ile 16.11.2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte yasal hakların davacıya ödenmesi yönünde 30.04.2013 tarihinde karar verdiğini,
-
… Üniversitesi Genel Sekreterlik biriminin (personel atamaları ve kararları takip etmeye yetkili birimin) kendi Daire Başkanlıklarına mahkeme kararını 02.08.2013 tarihinde resmi yazı ile bildirdiğini (sadece mahkeme kararı), gelen yazıya istinaden kendi Başkanlığının ilgiliye, daire başkanı olarak ataması yapılmadığı ve halen Eğitim Fakültesi şef kadrosunda görevine fiilen devam ettiğinden dolayı karar tarihleri esas alınarak (16.11.2012/30.04.2013) dönemi maaş farklarını faiziyle 21.08.2013 tarih ve 6069 ödeme emri belgesiyle ödediğini,
-
Anılan şahsın Rektörlük Makamının atama kararnamesiyle … tarih ve … sayılı yazı ile idari ve mali işler daire başkanı olarak göreve başladığını, halen görevini sürdürmekte olduğunu,
-
2577 sayılı İYUK. Madde 10’da;
-
İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
-
(Değişik: 10/6/1994 - 4001/5 md. ) Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. ”
Denilmekte olduğunu, devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücret farkı ödemelerinin 5018 sayılı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesinde kapsamında olmadığını,
Sonuç olarak, dava konusu kişinin 28.08.2013 tarihinde Daire Başkanı (Harcama Yetkilisi) olmasına rağmen ve tüm yetki ve sorumluluk kendisinde olduğu halde ödeme emri belgelerini düzenlemeden; ilgili yasalar gereği İdareye de hiçbir şekilde maaş farkları için müracaat etmeden tekrar (30.04.2013/27.08.2013) dönemi için ikinci kez mahkemeye başvuruda bulunduğunu, 13 ay gecikme sebebiyle oluşan faiz uygulamasına da sebep olduğunu, Kurumu ek mali külfete soktuğunu, faiz ve ücretlerin mahkeme kararı doğrultusunda (2013/615 Esas ve 2014/351 nolu Karar) ve Daire Başkanı …’nin talimatı ile maaş farklarının yasal faizi hesaplanarak 19.08.2014 tarih ve 7351 nolu ödeme belgesiyle ödendiğini, dolayısıyla doğan faiz ücretlerinin Gerçekleştirme Görevlisi olarak tarafından değil, yukarıdaki nedenlerle Daire Başkanı …’den tahsil edilmesi gerektiğini, ayrıca Üniversitenin son mahkeme kararını temyiz ettiğini ifade ederek tazmin hükmünün kaldırılması hususunu bilgilerimize arz etmiştir.
Başsavcılık mütalaasında özetle; sorumlunun dilekçesinde; görevden alınan bir yöneticiye mahkeme kararına istinaden ödeme yapılmasına yönelik tazmin hükmünün mevzuatına uygun olmadığı, yapılan ödemelerin mahkeme kararma istinaden yapıldığı, ödemelerde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı dile getirilerek, verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin talep edildiği ifade edildikten sonra; ortaya konulanlar karşısında adı geçenin temyiz talebinin kabulü ile verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir.
… Üniversitesi Rektörlüğü adına Av. … tarafından aynı konu hakkında gönderilen yazıda; … İdare Mahkemesinin 2013/615 ve 2012/907 Esas Sayılı Kararlarının usul ve esas yönünden hukuka aykırı olması nedeniyle bozulması gerektiğini, şöyle ki; 2012/907 Esas sayılı dosya için 16/02/2016 tarihinde karar düzeltilmesi için başvuru yaptıklarını, davacı tarafından … İdare Mahkemesinde açılmış olan 2012/907 E sayılı davada davacının özetle; 09/10/2012 - 14/11/2012 ve 15/04/2013 - 27/08/2013 tarihleri arasında maaşının eksik ödendiğini iddia ederek, … TL maaş farkının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ettiğini, … İdare Mahkemesince verilen Kararda; “Davacıya 09.10.2012-14.11.2012 ve 15.04.2013-27.08.2013 tarihleri arasındaki maaş farklarının ödenmediği ve söz konusu ödenmeyen maaş farklarının ise … TL olduğu görüldüğünden, davacının 09.10.2012-14.11.2012 ve 15.04.2013- 27.08.2013 tarihleri arasındaki … TL maaş farklarının yasal faiziyle ödenmesi isteminin … TL'lik kadar kısmının davacının dava tarihi olan 21.11.2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine, …-TL’lik kısmının ise reddine karar verilmiştir .” gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verdiğini, yerel mahkemece verilen kararda maaş farkının ödenmesi konusunda sadece tutar hesaplamaları yapıldığını, ancak ödenmesi gerekip gerekmediği yönünde bir araştırma yapılmadığını ve gerekçe gösterilmeksizin karar verildiğini, kararda faiz ödemelerine ilişkin kısımda da davacının kurumdan fark ödemesi talebi olmayan dava tarihinin dikkate alındığını, ancak ödenecek faizin davacının kuruma ödeme için başvuru tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini, yine davaya konu şahsın hiçbir şekilde maaş farkları için İdareye müracaat etmeden mahkemeye başvurduğunu, bu süreçte 13 ay geçtiğini ve tekrar faiz iadesi için mahkemeye başvurarak İdareyi mali külfete soktuğunu, yukarıda arz ve izah ettikleri üzere, … İdare Mahkemesinin usul ve esas yönünden hukuka aykırı olan kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduklarından kararlara ilişkin yüksek mahkemelere başvuruda bulunduklarını ifade etmiştir.
İşbu dosyayla duruşma talebinde bulunan … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İlamda; “… İdare Mahkemesinin 2012/907 E. ve 2013/265 K. sayılı Kararı ile Kuruma dava açan …’nin mahrum kaldığı maaş ve özlük haklarının davanın açıldığı 16.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ilgili personele ödenmesine 30.04.2013 tarihinde karar verildiği, bu Kararın 29.05.2013 tarihinde … Üniversitesine tebliğ edildiği, personelin mahrum kaldığı maaş ve özlük haklarının ödenmesine ilişkin mahkeme kararının uygulanması gereken 30 günlük süreye uyulmadığı, 19.07.2013 tarihinde personelin dilekçeyle tekrar başvurması üzerine 23.08.2013 tarih ve 6069 nolu ödeme emri belgesiyle kendisine 15.11.2012-14.04.2013 dönemi için ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin geç ve eksik yapılması üzerine personelin Üniversite aleyhine eksik yatırılan unsurlar için ikinci bir alacak davası açtığı, 2013/615 E. - 2014/351 K. sayılı Karar ile davacı personelin kısmen haklı bulunduğu ve eksik hesaplanan maaş ve özlük hakları farkları ile bunlara ilişkin yasal faizin personele ödenmesine 26.06.2014 tarihinde karar verildiği ve bu Kararın Üniversiteye 21.07.2014 tarihinde tebliğ edildiği, mahkeme kararı doğrultusunda eksik hesaplanan tutarlarla ilgili olarak personele 20.08.2014 tarih ve 7351 nolu ödeme emri belgesi ile ikinci bir ödeme daha yapıldığı, oysa ilk mahkeme kararına göre ilgiliye mahkeme kararı tarihine kadar değil, mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik atama onayı belgesine göre, yeni görevine başladığı 23.08.2013 tarihine kadar mahrum kaldığı özlük haklarının faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği halde bu ödemenin yapılmadığı” ifade edilmiş, buradan hareketle, birinci mahkemenin verdiği kararı yerine getirirken yapılan faiz hesaplamasında kişinin göreve dönerek kişisel maaş hakedişinin normale döndüğü tarihi esas almak yerine mahkemenin karar tarihi esas alınarak eksik hesaplamada bulunulması sonucunda adı geçen kişinin tekrar dava açmasına ve İdareyi davalı duruma düşürerek faiz gideri ödenmesine sebep olunduğu gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Sorumluluk ise; birinci mahkeme kararının yanlış yerine getirilmesi sonucunda yapılan ödeme ile ikinci mahkeme sonucunda (19.08.2014 tarih ve 7351 nolu ödeme emri belgesi ile) ödemeye neden olunduğu sebebiyle (23.08.2013 tarih ve 6069 sayılı) ilk ödeme emri belgesini imzalayanlara yüklenmiştir.
Ancak temyiz talebinde bulunan sorumluların temyiz dilekçesindeki iddialardan anlaşılacağı üzere; İlama konu kişinin yukarıda zikredilen birinci mahkeme kararı neticesinde daire başkanlığına (yeniden) atanması, Üniversitenin birimleri arasındaki yazışmalar ve ilgili hakkında bulunan disiplin soruşturmaları ve cezalar gibi sebeplerle ancak 28.08.2013 tarihinde gerçekleştirilebilmiş olup, bu anlamda 23.08.2013 tarihinde (6069 nolu ödeme emri belgesi ile) yapılan ödemede ilgilinin henüz ataması gerçekleştirilmemiş olduğundan; İlamda sorumluluk yüklenen kamu görevlilerince sadece ilk mahkeme kararı sınırları içerisinde hareket edilmiş ve daire başkanı olarak ataması yapılmayan kişiye daire başkanı maaşı ödemesi yapılmamıştır.
Dolayısıyla, ilk mahkeme kararının gereği gibi yerine getirilmediğinden bahisle ikinci bir mahkeme kararıyla faiz ödemesine sebep olunduğundan söz etmek mümkün değildir. Kaldı ki, İdarece yapılan bildirime göre; İdarenin, ilgilinin ikinci kez mahkemeye gitmesinde İdareye başvurmayarak İYUK’un 10 uncu maddesine aykırı hareket ettiği gerekçesiyle karar düzeltilmesi kanun yoluna başvurmuş olduğu da anlaşılmaktadır.
Sonuç itibariyle, sorumlularca (ilk) mahkeme kararı yerine getirilmiş olup kendilerine atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından ve sorumluların söz konusu bu işlemi ile kamu zararı olarak nitelendirilen ödeme arasında illiyet bağı kurulamadığından; temyiz dilekçesindeki iddiaların kabul edilerek 81 sayılı İlamın 1. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA, oy birliğiyle,
Karar verildiği 30.01.2019 tarih ve 45569 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:12