Sayıştay 2. Dairesi 40690 Kararı - Yüksek Öğretim Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
40690
22 Mart 2017
Yüksek Öğretim Kurumları
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Yılı: 2014
-
Daire: 2
-
Dosya No: 40690
-
Tutanak No: 42894
-
Tutanak Tarihi: 22.03.2017
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Hukuk işleri genel koordinatörü olarak görevlendirilen hukuk fakültesi dekanına “hukuk birim amiri” sıfatıyla avukatlık vekalet ücreti ödenmesi;
9 sayılı İlamın 1. maddesiyle; … Üniversitesi Rektörlük onayı ile 02.01.2014 tarihinden itibaren Hukuk İşleri Genel Koordinatörü olarak görevlendirilen Hukuk Fakültesi Dekanı …’ya 659 sayılı KHK ile öngörülen limitler dahilinde avukatlık vekalet ücreti ödendiği gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Sorumlu (Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla temyiz talep eden Avukat …), temyiz dilekçesinde özetle; 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesi metninden açıkça anlaşılacağı üzere fiilen görev yapmış olmak şartıyla hukuk birim amirinin de vekalet ücreti alacağında tereddüt bulunmadığını, Personel Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile Hukuk Fakültesi Dekanı …’nın Hukuk İşleri Koordinatörlüğüne atandığını, Hukuk Müşavirliğinin … tarih ve … sayılı yazısı ile Hukuk Fakültesi Dekanı …'nın görevine başladığının Personel Dairesi Başkanlığına bildirildiğini, bu tarihten itibaren …’nın, Hukuk Müşavirliğinde kendisine tahsis edilen makam odasında “birim amiri” olarak fiilen görev yaptığını, adı geçen Hukuk İşleri Koordinatörünün, dava dosyaları üzerinde kontrol, denetim, danışma, sevk ve idare işlemlerini bizzat yürüttüğünü, Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku alanlarında çalışma yürüten …’nın, aynı zamanda … Barosu avukatlarından olduğunu, birim amiri olarak görev yapmasıyla Üniversitelerine sağladığı katkının büyüklüğünün çok fazla olduğunu, bugün için herhangi bir dava dosyasıyla ilgili olarak dışarıdan hizmet alımı yapıldığında ya da görüş hazırlanması istendiğinde bunun bedelinin çok yüksek olacağını, yüzlerce dosya için bunun yapılmasının ise yüzbinleri bulan bir maliyete neden olacağını, …’nın Hukuk Müşavirliğinde bulunan tüm dosyalarla ilgili olarak çalıştığını, onlar üzerinde birim amiri yetkilerinden kaynaklanan yönlendirme, denetim, kontrol sevk ve idare görevlerini yerine getirdiğini, Hukuk Fakültesi ile Hukuk Müşavirliği arasında mekik dokuduğunu, normal bir çalışanın iki misli performans göstererek fedakârane çalıştığını, bu çalışmasıyla ilgili olarak mevzuatın sadece 659 sayılı Yasadan kaynaklanan birimi amiri dolayısıyla sınırlı bir vekalet ücreti almasına izin vermekte olduğunu ki onun da yıllık … TL olup aylık yaklaşık … TL'ye tekabül etmekte olduğunu, vergiler çıktıktan sonra ise bu tutarların yıllık … TL ve aylık … TL’ye tekabül eden bir tutar olduğunu ki esasen profesör düzeyinde birinin her gün gelip hukuk birim amiri olarak çalışmasının bedelinin bu olmasının düşünülemeyeceğini, buradan esasen fedakarlık ve gönüllülük esasına göre bir çalışma yürütüldüğünün aşikar olduğunu, gerçekten bugün için bu şekilde bir görevlendirme olmasaydı, Hukuk Müşavirliği olarak Hukuk Fakültesinden ya da herhangi başka bir akademik bir birimden görüş alınması gerektiği hallerde bunun mekan ve zaman açısından daha güç gerçekleşir idi olduğunu, işlevsel olamaz idi olduğunu, böyle bir görüş almanın kaç kere ve hangi durumlarda olabileceğinin sorgulanması gerektiğini, Hukuk Fakültesi Dekanı olan Medeni Usul ve İcra İflas konularında “duayen” olmuş, aynı zamanda avukat olan bir öğretim üyesinin hukuk işleri koordinatörü adı altında hukuk birimi amiri olarak görevlendirilmesiyle, hukuk müşaviri ve avukatların dava dosyalarıyla ilgili olarak her konuda görüş ve emirlerine müracaat edebilecekleri birinin olmasının Hukuk Müşavirliğine katkısının tartışılmaz olduğunu, Hukuk Müşavirliği tarafından gönderilen pek çok belgede Hukuk İşleri Koordinatörü …’nın imzasının bulunduğunu, Hukuk Müşavirliği tarafından sorulması üzerine, Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığından … tarih … sayılı yazısıyla “01/01/2014-20/05/215 tarihleri arasında …’nın Hukuk İşleri Koordinatörü hesabından 23 adet paraflama, 144 adet ıslak imza, 331 adet e-imza ile toplam 475 adet evrak imzalama işlemi yapıldığı”nın bildirildiğini ve ilgili raporun yazı ekinde gönderildiğini, …'nın hukuk birim amiri olarak bizzat ve fiilen görev yaptığını gösteren belgelerden bazılarının şunlar olduğunu;
-
Dilekçe sunulan Hukuk Müşavirliğinin … tarih ve … sayı ve Yetki Dağılım konulu yazısında … tarafından birim amiri olarak harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi ve mutemetlerin imza örneklerinin İdari Mali İşler Dairesi Başkanlığına bildirildiğini,
-
Hukuk Müşavirliğinden Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığına gönderilen … tarih ve … sayılı görüş yazısında da birim amiri olarak Hukuk İşleri Koordinatörü Prof. Dr. …'nın imzası bulduğunu, bu yazıda parafçılara dikkat edilirse, hukuk müşaviri, avukat ve memurun parafçı olduğunun görüleceğini,
-
Hukuk Müşavirliği tarafından Tıp Fakültesine gönderilen … tarih ve … sayılı görüş yazısında parafçı olarak hukuk müşaviri, avukat, memurun imzası bulunurken birim amiri sıfatıyla Hukuk İşleri Koordinatörü …'nın imzasının bulunduğunu,
-
Rektörlük Makamının … tarih ve … sayılı yazı ile Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılmasına ilişkin olur yazısında da ilk imzacı olarak Hukuk İşleri Koordinatörü …’nın imzasının bulunduğunu,
-
Hukuk Müşavirliğinden Personel Dairesi Başkanlığına gönderilen … tarih ve …bsayılı görüş yazısında da birim amiri olarak Hukuk İşleri Koordinatörü …'nın imzasının bulunduğunu,
Hukuk İşleri Koordinatörü …'nın Hukuk Birim Amiri olarak fiilen çalıştığında tereddüt bulunmadığını, resmi olarak görevlendirilmiş olmasının bu fiili çalışmanın dayanağı olduğunu, sorgu aşamasında “124 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükmüne göre tahsil olunan vekalet ücretinin dağıtımında hukuk müşaviri ve avukat bulunma şartı öngörüldüğü, hukuk müşavirliklerinde hukuk işleri koordinatörü diye bir kadronun ihdasının bulunmadığı, bu görevlendirme dolayısıyla avukatlık ücreti ödenmesinin mümkün olmadığı”nın belirtildiğini, oysa ki 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin, 124 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye kıyasla yeni tarihli bir düzenleme olduğunu, ayrıca “hukuk birim amiri” diye bir tanımlama getirmesinin, bu konuda tahdidi bir düzenleme yapılmak istenmemesinden kaynaklanmakta olduğunu, kanun koyucunun dileseydi, “hukuk birim amiri” yerine tek tek sayabilir idi olduğunu, ancak "hukuk birim amiri” diye genel bir kavram kullanmasının nedeninin bu kavram içerisinde bulunan kimselerin avukatlık vekalet ücretinden limitler dahilinde yararlanabilmesi olduğunu, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun Rektör başlıklı 13 üncü maddesinin b) bendinde rektörün görev, yetki ve sorumluluklarının sayıldığını, 2547 sayılı Kanunun 13/b-4 alt bendinde görevli öğretim elemanlarına yeni görevler verilebileceğinin hüküm altına alındığını, ayrıca 13/b-5 alt bendinde üniversitenin birimleri ve her düzeydeki personeli üzerinde genel gözetim ve denetim görevini yapmanın da rektörün görevleri arasında sayıldığını, bu maddeler birlikte değerlendirildiğinde, hukuk müşavirliği üzerindeki gözetim ve denetim görevinin hukuk işleri koordinatörü adı altında Hukuk Fakültesi Dekanına “yetki devri” yoluyla verilmesinde ve böylece bu kişinin hukuk birim amiri olarak görevlendirilmesinde hukuki bir engel bulunmadığını, bunun yanı sıra bilindiği üzere resmi makamlarca yapılan işlemlerin “hukukilik” karinesinden yararlandığını, buna göre …’nın hukuk işleri koordinatörü olarak atanmasına yönelik işlem aleyhine açılmış bir idari dava ve verilmiş bir iptal kararı bulunmadığına göre bu işlemin hukuka aykırı sayılmasının da mümkün olmadığını, konu ile ilgili olarak … Üniversitesindeki uygulamanın emsal teşkil etmekte olduğunu, öğretim üyesi olan …’ın birim amiri olarak vekalet ücreti alabildiğini, avukatlık vekalet ücretinin dosyalarda yer alan vekalet ücreti olup kaynağının davayı kaybeden karşı taraf durumundaki kişilerin ödediği tutarlar olmasının; bu tutarların kaynağının üniversiteden ya da devletin hazinesinden aktarılan herhangi bir ödenek olmadığının belirtilmesi gereken bir diğer husus olduğunu, aynı konuda yeni düzenlemenin eski düzenlemeyi zımni olarak ortadan kaldırdığının özellikle belirtilmesinde yarar olduğunu, somut olayda 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin vekalet ücreti dağıtımına ilişkin hükümlerinin 124 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin aynı konudaki hükümlerini zımnen ortadan kaldırdığını, kanun koyucunun 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeni dağıtım esasları getirdiğini; dolayısıyla, 124 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin aynı konudaki hükümlerini kaldırma, değiştirme yönündeki iradesini ortaya koyduğunu, 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede hukuk birim amirlerinin belli sınırlar dahilinde avukatlık vekalet ücreti alacağının açıkça yazılı olduğunu, Hukuk İşleri Koordinatörü …’nın resmi ve fiili olarak hukuk birim amirliği görevini yürütmüş olduğunun ve mevzuatın açık hükmü gereği bu görevi dolayısıyla haketmiş olduğu avukatlık vekalet ücretinin kendisine ödenmiş olmasının hukuka uygun olduğunu, belirtilmesi gereken bir diğer hususun da Sayıştay 2. Dairesinin ilamında … TL kamu zararı olduğunun belirtilmekte olduğunu, oysa ki …’ya ödenen net tutarın … TL olup … TL’nin vergi olarak Vergi Dairesine yatırıldığını, bu hususun göz ardı edildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Başsavcılık karşılamasında özetle; temyiz dilekçesinde; vekâlet ücreti dağıtımının mevzuatına uygun olarak yapıldığı, bu işlemde hukuka aykırı bir cihet bulunmadığı belirtilerek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi talep edildiği ifade edildikten sonra, ortaya konulanlar karşısında adı geçenin temyiz talebinin kabulü ile verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.
Yukarıda adı geçen Sorumlu, Başsavcılık karşılamasına yanıt olarak gönderdiği ikinci temyiz dilekçesinde Başsavcılık karşılamasına katıldığını belirterek bu karşılamanın da temyiz talebinin usul ve yasalara uygun olup hakkındaki tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini destekler nitelikte olduğunu bildirmiştir.
Başsavcılık ikinci karşılamasında özetle; adı geçen tarafından ileri sürülen hususlar önceki mütalaada belirtilen görüşleri teyit eder nitelikte olduğundan; yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı mütalaa edilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:
124 sayılı Yükseköğretim Üst Kuruluşları İle Yükseköğretim Kurumlarının İdari Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ‘Avukatlık ücretlerinden yararlanma’ başlıklı 45 inci maddesinde:
“Yükseköğretim üst kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarının hukuk müşavirliği ve avukatlık kadrolarında bulunan ve fiilen bu görevleri yürütenlerle hukuk servisinde çalışan diğer personeli, mahkemeler ve icra dairelerince hükmolunup tahsil olunan avukatlık ücretlerinden 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 146 ncı maddesi hükümleri çerçevesinde yararlanırlar.”
Denilirken, 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 18 inci maddesinde:
“(1) 2/2/1929 tarihli ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta 1389 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.
…
(3) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146 ncı maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin olarak 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesine yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.”
Denilmek suretiyle avukatlık vekalet ücreti ödemeleri tamamıyla 659 sayılı KHK’ya bağlanmıştır.
Bu bağlamda, 659 Sayılı KHK’nın ‘Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı’ başlıklı 14 üncü maddesinde:
“(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.
(2) İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.
a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40’ı (…) eşit olarak ödenir.
b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge (…)rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının on iki katını geçemez.
c) Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedilir.
(3) Hizmet satın alınan avukatlara yapılacak ödemeler bu madde kapsamı dışındadır.”
‘Yönetmelik’ başlıklı 16’ncı maddesinde:
“Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamında hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun çalışma usul ve esasları, avukatlık hizmeti satın alınmasıyla ilgili usul ve esaslar ile bunların takip ve denetimine ilişkin hususlar ve vekalet ücretlerinin dağıtımına dair usuller Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.”
Hükümleri yer almıştır.
Öte yandan, bu hükme dayanılarak Bakanlar Kurulunca çıkarılan ve 08.07.2012 tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin ‘Vekalet ücretinin bir hesapta toplanması’ başlıklı 4 üncü maddesinde:
“İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil edilen vekalet ücretleri, dava ve icra takibini yapan hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez muhasebe birimi nezdinde açılan bir emanet hesabında toplanır.
Vekalet ücretini tahsil eden birim tarafından dağıtıma esas olmak üzere ilgili mahkeme kararına ve icra dosyasına ilişkin bilgiler ile bu dava ve icra dosyasının takibinin kimler tarafından yapıldığına dair bilgiler ek-1’de yer alan Vekalet Ücreti Ödemesine Esas Veri Tablosuna işlenir ve ilgililer tarafından imzalanarak merkez teşkilatındaki hukuk birimine gönderilir.”
‘Vekalet ücreti ödenecekler’ başlıklı 5 inci maddesinde:
“İdareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili kılınanlardan aylık ücret ve tazminatları 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesine göre ödenenler dışındaki hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara bu Yönetmelik kapsamında vekalet ücreti ödenir.”
‘Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli’ başlıklı 6 ncı maddesinde:
“Emanet hesabında toplanan vekalet ücretleri, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (10.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçmemek üzere, aşağıdaki şekilde dağıtılır:
a) Dava veya icra dosyasını takip eden hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, vekalet ücreti dağıtımının yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40’ı eşit olarak ödenir.
b) Davanın takibi ve sonuçlandırılmasında birbiri ardına veya birlikte hizmeti geçenlere (a) bendine göre ayrılan hisseler bu kişilerin hizmet ve karara tesir derecesine göre hukuk birim amiri tarafından paylaştırılır.
c) Dağıtımı yapılmayan %5’lik kısım muhasebe birimince Hazineye gelir kaydedilir.”
Hükümlerine yer verilmiştir.
Mezkur mevzuat hükümlerine göre; kamu idarelerinin taraf olduğu çeşitli yargı ve icra mercilerinde sonuçlanan dava ve işlemler neticesinde kazanılan vekalet ücretlerinin, dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara % 55 oranında, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde çalışan hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara % 40 oranında gösterge rakamı limitleri dahilinde dağıtılması ve artan miktarın üçüncü yıl sonunda kamu idaresinin bütçesine gelir kaydedilmesi gerekmektedir.
İlamda ihtilaf konusu olan husus; üniversitede Profesör kadrosunda bulunan ve Rektörlük onayı ile Hukuk İşleri Genel Koordinatörü olarak görevlendirilen Hukuk Fakültesi Dekanına “hukuk birim amiri” sıfatıyla avukatlık vekalet ücreti ödenmesidir.
Öncelikli olarak, 659 sayılı KHK ile bu Kararnameye dayanılarak çıkarılan Yönetmeliğin ‘Amaç ve Kapsam’ başlıklı 1 inci maddelerinde, söz konusu düzenlemelerin genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareleri kapsadığı belirtilmiştir. Anılan Yönetmeliğin ‘Tanımlar’ başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde hukuk birim amiri; idarelerin merkez teşkilatındaki hukuk biriminin amiri olarak tanımlanmıştır.
124 sayılı KHK’nin ‘Üniversite İdari Teşkilatı’ başlıklı 26 ncı maddesinde üniversitelerin idari teşkilatlarının hangi birimlerden oluştuğu sayılmış olup Hukuk Müşavirliği bu birimler arasında geçmektedir.
Diğer taraftan, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasında, bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olduğu hüküm altına alınmıştır. 1 Seri nolu Harcama Yetkilileri Genel Tebliği eki 2.1.2 nolu cetvelde ise üniversitelerde Hukuk Müşavirliği birimlerinin harcama yetkilisi hukuk müşaviri olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, yükseköğretim kurumlarında hukuk müşavirliği birimlerinin en üst yöneticisi (amiri) ve aynı zamanda harcama yetkilisi olan hukuk müşavirleri, Kanun ve Yönetmelikte yer alan “hukuk birim amiri” pozisyonundadır.
Nitekim … Üniversitesi Senatosunun … tarih ve … sayılı Kararı ile kabul edilen … Üniversitesi İmza Yetkileri Yönergesinin ‘Tanımlar’ başlıklı 4 üncü maddesinde 124 sayılı KHK’ye atıf yapılarak idari birim amirleri belirlenmiş ve hukuk müşaviri de idari birim amirleri arasında sayılmıştır.
Dolayısıyla, mevcut bir hukuk müşaviri bulunması durumunda görevlendirme yapılarak hukuk müşaviri dışındaki kişilerin hukuk birim amiri olarak değerlendirilmesi suretiyle yükseköğretim kurumlarının idarî teşkilatını düzenleyen 124 sayılı KHK’de yer almayan bir görevlendirme kadrosu (hukuk işleri koordinatörü) ihdasıyla 659 sayılı KHK’de öngörülen vekalet ücretinin ödenmesi mümkün değildir.
Bu bağlamda, avukatlık vekalet ücretinden faydalanabilecek olan hukuk müşavirleri ve avukatlar yükseköğretim kurumlarının idari teşkilatlarında halihazırda da bulunmakta olup, Sorumlu tarafından iddia edilen “659 sayılı KHK’nin, yükseköğretim kurumlarının idari teşkilatını düzenleyen 124 sayılı KHK’ye kıyasla yeni tarihli bir düzenleme olup, 18 inci maddesi ile eski düzenleme olan 124 sayılı KHK’nin avukatlık vekalet ücreti dağıtımına ilişkin hükümlerini zımnen ortadan kaldırdığı” şeklinde bir durumdan söz etmek de mümkün görünmemektedir.
Sorumlunun “2547 sayılı Kanunun rektörün görev ve yetkilerine ilişkin 13 üncü maddesinin (b) fıkrasının 4 üncü bendine göre, rektörün, gerekli gördüğü hallerde üniversiteyi oluşturan kuruluş ve birimlerde görevli öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler verme yetkisi bulunduğu ve söz konusu görevlendirmenin de bu kapsamda yapıldığı” iddiasına gelince; yükseköğretim kurumlarının üst yöneticisi olarak rektörlerin, kendilerine tanınan yetki dahilinde kadro şartı aranmaksızın yaptıkları görevlendirmeler kapsamında ihtilafa esas hukuk işleri genel koordinatörü görevlendirmesinin hukukiliği/yerindeliği vb. hususlar ilamdaki tazmin hükmünün konusu olmayıp, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında avukatlık vekalet ücreti ödemesinin sadece mevzuatında belirtilen kadrolara bağlı bir ödeme olması nedeniyle söz konusu iddianın ilamda adı geçen ilgiliye vekalet ücreti ödenmesi noktasında haklı bir gerekçe oluşturmayacağı aşikardır.
Bunun yanı sıra, 659 sayılı KHK’nın ‘Takip ve temsil yetkileri ile bunların kapsamı, niteliği ve kullanılması’ başlıklı 6 ncı maddesine göre idareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisi; hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara ait olup, idareleri vekil sıfatıyla temsile yetkili olan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri ve avukatların bir listesi, idaresince yazılı olarak veya Adalet Bakanlığınca belirlenen esaslar dairesinde elektronik ortamda ilgili Cumhuriyet başsavcılığına, bölge idare mahkemesi başkanlıklarına; askeri savcılıklara ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına verilecektir. İlamda adı geçen şahsın hukuk birim amiri olduğu belirtilmesine rağmen idaresini vekil sıfatıyla temsil edecek biçimde ilgili mercilere bildirilmemiş/ve yukarıda yapılan açıklamalar karşısında zaten bildirilemeyecek olması da tazmin hükmünü destekler niteliktedir.
Kaldı ki, temyiz dilekçesi ekinde gönderilen ve anılan şahsın birimde yaptığı işleri gösterir listeye bakılacak olursa; işlerin büyük bir çoğunluğunun, idarenin muhatap olduğu davaların takip ve sonuçlandırılmasından ziyade birimin iç işleyişi (yazışmaların sevki, akademik ve idari birimlere görüş yazıları gönderilmesi vb.) ilgili faaliyetlerden oluştuğu görülmektedir. Bu faaliyetlerin de ancak 659 sayılı KHK’nin 14 üncü maddesi ile avukatlık vekalet ücreti kapsamından çıkarılan hukuk servisinde çalışan (hukuk müşaviri ve avukatlar dışında kalan) diğer personelin yaptıkları faaliyetlerle ilişkilendirilebileceği değerlendirilmektedir.
Son olarak, Sorumlu, vekalet ücretlerinin kaynağının davayı kaybeden taraf durumundaki kişilerden alına tutarlar olduğu; hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, ve avukatlara ödenen bu ücretler dolayısıyla üniversite bütçesinden herhangi bir ödeme olmaması nedeniyle 5018 sayılı Yasanın 71 inci maddesi uyarınca kamu zararı bulunmadığını belirtmekte ise de; söz konusu maddede kamu zararı “mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tarif edilmiştir. Hukuka aykırı bir işlemle kamu kaynağında eksilmeye neden olunması kamu zararının kapsamındadır. 124 sayılı KHK hükümlerine göre yükseköğretim kurumlarında çalışan hukuk müşaviri ve avukatlara ödenen vekalet ücretlerinin 659 sayılı KHK’nın ilgili maddelerinde yer alan usul ve esaslara göre ödenmesi gerektiği halde ödeme yapılamayacak bir kişiye ödeme yapılması suretiyle bu usul ve esaslara uyulmaması sonucu emanet hesabında kayıtlı olsa da kamu kaynağında bir eksilme ortaya çıkmaktadır.
Şu halde ortada bir kamu zararı bulunduğu anlaşılmakta olup ilamda kamu zararı tutarının brüt olarak (vergi dairesine yatırıldığı ifade edilen vergileri düşülmeden) hesaplanmış olmasında da yasal yönden bir aykırılık bulunmamaktadır. Şöyle ki, merkezi yönetim bütçesi (eski genel ve katma bütçe) dışındaki idarelerce yapılan harcamalar, bütçe giderlerine alınırken, bu harcamalar üzerinden gerek vergi, gerekse diğer kesintiler ilgili yerlere gönderilmek üzere emanet hesabına alınmaktadır. Daha açık bir deyişle, merkezi yönetim bütçesi (eski genel ve katma bütçe) dışındaki idare bütçelerinde, vergi kesintileri, merkezi yönetim bütçesi (eski genel ve katma bütçe) idarelerdeki gibi doğrudan bütçe gelirlerine değil, merkezi yönetim bütçesi (eski genel ve katma bütçe) gönderilmek üzere “360 Ödenecek Vergi ve Fonlar” emanet hesabına alınmaktadır. Bu nedenle, emanet hesabına alınmak suretiyle ilgili kurumlara gerek vergi, gerekse diğer kesintiler şeklinde yersiz olarak gönderilen paraların söz konusu kurum bütçesine dönüşünün sağlanması bakımından, kamu zararının, bütçeye gider olarak kaydolunan kesintisiz tutarlar üzerinden hesaplanması gerekmektedir. Bu itibarla, … Üniversitesine ait avukatlık vekalet ücretlerinden yapılan vergi kesintileri idare tarafından sorumlu sıfatıyla vergi dairesine yatırıldığından fazla tahakkuk ettirilen tutarın tamamının ilgili memur adına borç kaydedilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, memura yapılan ödeme yersiz ise; bu ödeme yapılırken kesilen vergiler vergi dairesine kişi adına yersiz ve fazla ödenmiş olacağından, ilgili kişi tarafından vergi dairesinden red ve iade talebinde bulunulabilecektir. Kesilen verginin vergi dairesine ödenmediği durumlarda ise; bu tutar, emanet hesabında kayıtlı vergi tutarından (ilgili bölümlerden) kişinin borcuna mahsup edilebilir. Bunun dışında bir yöntemle kişi borcundan mahsup edilmesi mümkün değildir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, … Üniversitesi Rektörlük onayı ile 02.01.2014 tarihinden itibaren Hukuk İşleri Genel Koordinatörü olarak görevlendirilen Hukuk Fakültesi Dekanı …’ya hukuk birim amiri sıfatıyla 659 sayılı KHK ile öngörülen limitler dahilinde avukatlık vekalet ücretinin ödenmiş olmasında mevzuata uyarlık bulunmadığından; sorumlunun temyiz dilekçesindeki iddialarının reddedilerek 9 sayılı İlamın 1. maddesiyle verilen .. TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE;
(Temyiz Kurulu ve … . Daire Başkanı …’ın; “Mezkur mevzuat hükümlerine göre; kamu idarelerinin taraf olduğu çeşitli yargı ve icra mercilerinde sonuçlanan dava ve işlemler neticesinde kazanılan vekalet ücretlerinin, dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara % 55 oranında, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde çalışan hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara % 40 oranında gösterge rakamı limitleri dahilinde dağıtılması ve artan miktarın üçüncü yıl sonunda kamu idaresinin bütçesine gelir kaydedilmesi gerekmektedir.
Öncelikle, 2547 sayılı Kanunun rektörün görev ve yetkilerine ilişkin 13 üncü maddesinin (b) fıkrasının 4 üncü bendine göre; rektörün, gerekli gördüğü hallerde üniversiteyi oluşturan kuruluş ve birimlerde görevli öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler verme yetkisi de bulunduğu dikkate alınacak olursa; ilgili Hukuk Fakültesi Dekanının hukuk işleri koordinatörü olarak görevlendirilebileceği değerlendirilmektedir.
Diğer taraftan, tazmin hükmünün temel gerekçesi, “124 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükmüne göre tahsil olunan avukatlık vekalet ücretinin dağıtımında hukuk müşaviri ve avukat olma şartı öngörüldüğü, hukuk müşavirliklerinde hukuk işleri koordinatörü diye bir kadronun ihdasının bulunmadığı, bu görevlendirme dolayısıyla avukatlık ücreti ödenmesinin mümkün olmadığı” düşüncesi üzerine kurulmuş olsa da; 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 124 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye kıyasla yeni tarihli bir düzenleme olup, “hukuk birim amiri” ibaresi ilk defa bu düzenleme ile mevzuatımıza dahil olmuştur. Dolayısıyla, 124 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede üniversite idari teşkilatında (ilama konu olayda hukuk birim amiri olarak çalışan) hukuk işleri koordinatörü kadrosu yer almadığından bahisle tazmin hükmü kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla, hukuk işleri koordinatörü olarak yaptığı işlerle resmi ve fiili olarak hukuk birim amirliği görevini yürütmüş olduğu temyiz dilekçesi ekinde yer alan belgelerden anlaşılan, Hukuk Fakültesi mezunu olan ve aynı zamanda Avukatlık Barosuna kayıtlı bir avukat olan ilgiliye görevi dolayısıyla hak etmiş olduğu avukatlık vekalet ücretinin ödenmiş olmasında mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, sorumlunun temyiz dilekçesindeki iddialarının kabul edilerek tazmin hükmünün kaldırılması gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşüne karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 22.03.2017 tarih ve 42894 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:06