Sayıştay 2. Dairesi 40609 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
40609
18 Ocak 2017
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2003
-
Daire: 2
-
Dosya No: 40609
-
Tutanak No: 42617
-
Tutanak Tarihi: 18.01.2017
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
Konu: Kamulaştırmasız el atma davaları sonucu mahkemece hükmedilen tazminatların hak sahiplerine zamanında ödenmemesinden dolayı Belediye Bütçesinden bu kimselere kanuni faiz ödenmesi.
770 sayılı ilâmın 9. maddesinde yer alan tazmin hükmüyle ilgili olarak sorumlu Tahakkuk Memuru (İmar İşl.Dai.Bşk.) ….'ın 02.07.2007 tarihli ve 03.07.2007-35323 Evrak kayıt nolu dilekçesi üzerine denetçi tarafından düzenlenen 19.12.2008 tarihli ek rapor ile Savcı ve Üyenin yazılı düşünceleri okunduktan ve 832 sayılı Sayıştay Kanununun 74 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 75 inci maddesine istinaden yargılamanın iadesine karar verildikten sonra,
1118 sayılı Ek ilam ile; kamulaştırmasız el atma davaları sonucu mahkemece hükmedilen tazminatların hak sahiplerine zamanında ödenmemesinden dolayı Belediye Bütçesinden bu kimselere kanuni faiz ödenmesi sonucu oluşan …… liralık yersiz ödemenin Tahakkuk Memuru (İmar İşl.Dai.Bşk.) uhdesinden kaldırılarak bu tutarın:
... - lirasının Tahakkuk Memuru …… ile Sayman (…..'dan,
...- lirasının Tahakkuk Memuru ….. ile Sayman …….'dan, 832 sayılı Sayıştay Kanununun 64. maddesi gereğince işleyecek faizleriyle birlikte tazminen tahsiline hükmolunmuş,
41284 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararı ile; “Sorumlu 770 sayılı ilama Ek 1118 sayılı ilama itiraz etmekte ise de; ilgiliye 29.03.2013 tarihli Resmi Gazetede ilanen yapılan tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanununun 31 inci maddesine göre 07.04.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. 832 sayılı Sayıştay Kanununda belirtilen 90 günlük temyiz süresi, bu tarihe nazaran 08.07.2013 tarihinde sona erdiği halde, bu tarihten sonra 14.11.2015 tarihinde postaya verilen talebinin süre aşımı yönünden reddine” karar verilmişti.
Bu karara karşı karar düzeltilmesi talebinde bulunan sorumlu, kararda 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 31. maddesinden söz edildiğini, ilanen tebligatın adresin meçhul olması durumunda yapılabileceğini, oysa adresinin meçhul olmadığını ve kanunda belirtilen araştırmaların da yapılmadığını, ekte sunduğu Nüfus Müdürlüğünden almış olduğu belgenin bunu doğruladığını,
Konunun esası hakkında;
Tazmin konusu faizin yasal faiz oranı üzerinden hesaplandığını, Söz konusu faizlerin uygulandığı dönem itibariyle banka mevduat faiz oranlarının bunun üzerinde olduğunu, söz konusu dönemde idarenin faizin konusu anapara tazminatlarının ödenebilmesi için yeterli parası olup olmadığı; var ise paranın ne şekilde değerlendirildiğinin araştırılmadığını, Kurum parasının bu dönemde banka mevduat faizleri ile değerlendirildiğini, ödenen faizin üzerinde gelir elde edildiğini,
Yeterli paranın olmaması nedeniyle ödeme yapılamamış olması halinde herhangi bir sorumluluğumun doğmuş olduğunun kabulünün hukuken mümkün görülmediğini, Nitekim; Sayıştay Temyiz Kurulu’nun 25.02.2014 tarih ve 2014/38483 sayılı kararında bu hususun açıkça ifade edildiğini, yeterli paranın bulunduğu halde ödeme yapılmayıp paranın mevduat faizi ile değerlendirilmesi suretiyle ödenen faizin çok üzerinde bir miktarın kuruma gelir olarak elde edilmiş olması durumunda ise bir zararın varlığından söz edilemeyeceğini,
Kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminatlar daha önce haksız fiil hükümleri kapsamında değerlendirilirken, 2942 sayılı yasaya eklenen geçici 6. madde ile kamulaştırma bedeline paralel olarak yeni bir boyut kazandığını, 2942 sayılı yasanın geçici 6. maddesinin 5. fıkrası "Uzlaşılan bedel bütçe imkanları dahilinde sonraki yıllara sari olacak şekilde taksitli olarak da ödenebilir. Taksitli ödeme süresince, 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. " şeklinde düzenlendiğini, aynı maddenin 8. fıkrası ise " Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması halinde, merkezi yönetim bütçesine dahil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması halinde, ödemeler, sonraki yıllara sari olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma, yolları da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir." hükmünü içerdiğini,
Görüleceği üzere Kamulaştırmasız el atmaya ilişkin tazminatların gerek uzlaşmaya dayalı gerekse yargılama sonucu verilen kesinleşmiş karara dayalı olsun ödemelerinde bütçe imkanları dahilinde yapılacak taksitli ödemelerinde arada geçen zaman için kanuni faiz ödenmesi hususunun yasada açıkça belirtildiğini, bu nedenle de, kamulaştırmasız el koyma tazminatlarına ilişkin faizin kamu zararı olarak nitelendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını,
İlamda yazılı gerekçeye dayalı olarak verilen tazmin hükmünün uygulanması halinde söz konusu tazminatı ödemek zorunda kalırsa, İdareye karşı sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak dava açmak zorunda kalacağından yargıya gereksiz yük de doğacağını belirterek, 1118 sayılı ilamın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı, aynen;
“Adı geçenin dilekçesinde; sözü edilen İlamın kendisine tebliğ edilmediği, tebligat aşamasında emekliye ayrıldığı, tazmine konu meblağın Belediyenin ödeme imkânsızlığı nedeniyle tediye edilemediği, bu gibi durumlarda verilen tazmin hükmünü kaldıran Temyiz Kurulu kararları olduğu belirtilerek, verilen tazmin kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmektedir.
Adı geçenin aynı yönde daha önce yaptığı başvuru 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca süre aşımı sebebiyle kabul edilmemiştir. Bahse konu Kanuna göre, ilanen yapılan tebligatlarda ilan tarihinden itibaren 90 günlük süre bulunmaktadır.
Buna karşılık adı geçenin dilekçesinde; adresinin yeterince araştırılmadığı, bu yönü itibariyle ilanen tebligatın hatalı olduğu, bu yönde verilmiş Yargıtay Kararları bulunduğu belirtilerek, Temyiz talebinin işleme konulması istenilmektedir.
Ortaya konulanlar karşısında adı geçenin temyiz talebinin kabulü ile belirtilen hususların araştırılması maksadıyla Dairesine tevdiine karar verilmesinin uygun olacağı” şeklinde görüş belirtmiştir.
Sorumlu ikinci dilekçesinde savcılık mütalaasına katıldığını ve konunun esası ile ilgili olarak, karar düzeltme dilekçesi ve eklerini tekrar ettiğini belirtmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı ikinci karşılama yazısında; “adı geçen tarafından ileri sürülen hususların daha önce belirtikleri görüşlerinin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı” şeklinde görüş belirtmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden ve sorumlu ….. ve Sayıştay Başsavcılığının sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşüldü.
Dosyadaki belgelerin incelenmesinde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca Sayıştay Başkanlığına gönderilen 10.08.2010 tarihli yazıda “2003/1118 sayılı ilamın ...’e emekli olduğundan adres tespiti yapıldığı, ancak adresinde bulunamadığından tebliğ yapılmadığı” bildirilmiştir. Bunun üzerine de Başkanlığımızca adı geçene ilanen tebligat yapıldığı anlaşılmaktadır.
Sorumlu daha önce temyiz aşamasında gönderdiği dilekçesinde, Belediyeye uğradığı 13.11.2015 tarihinde karardan haberdar olduğunu, öğrendiği tarihin tebliğ tarihi kabul edilmesini istemiş, Kurulumuzca talebinin süreaşımından reddine karar verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 28. Maddesinde;
“Madde 28 – Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır.
Yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamayan kimsenin adresi meçhul sayılır.
Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tespit edilir. (Değişik ikinci cümle: 19/3/2003-4829/9 md.) Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir.
Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmasını icap ettiren ahvalde tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malum adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar.” Denilmektedir.
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte;
MADDE 16 – (1) Tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır.
(2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.
“MADDE 48 – (1) Bu Yönetmelik hükümleri uyarınca kendisine tebligat yapılamayan, tebliğ memuru tarafından adresi tespit edilemeyen, adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri adresi bulunmayan kişinin adresinin tespiti için tebligatı çıkaran merci tarafından adres araştırması yapılır.
(2) Tebligatı çıkaran merci, muhatabın adresini öncelikle resmî veya özel kurum ve dairelerden, bunlardan sonuç alınamadığı takdirde kolluk vasıtasıyla araştırabilir ve tespit ettirebilir. Yapılan araştırmalara rağmen muhatabın adresinin tespit edilememesi halinde adres meçhul sayılır.
(3) Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır.
(4) İlânen tebligat, bu maddedeki usuller izlendikten sonra başvurulacak son çaredir.” Hükmünü içermektedir.
İlanen tebligata ilişkin hükümlerin incelenmesinde, ilanen tebligat yapılabilmesi için tebligat muhatabının kimliğinin bilinmesi, adresinin meçhul olması ve adres araştırmasının yapılması gereklidir.
Sorumlu tarafından adresinin meçhul olmadığı, kabul etmemekle birlikte meçhul dahi olsa gerekli araştırmaların yapıldığı belirtilmekle birlikte; Başkanlığımızca (İlam Müdürlüğü) tebliğ edilecek ilamların İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına gönderildiği, kurum tarafından ilgili emekli olduğundan adres tespiti yapıldığı, 113 Sokak, No:57/4 Bornova İzmir adresinde bulunamadığından tebliğ yapılmadığı bildirilmiştir. Sorumlu tarafından gönderilen belgede de Ağustos 2010 tarihinde de adresinin aynı olduğu anlaşılmaktadır.
Yönetmeliğin yukarıda belirtilen 16 ncı maddesinde, tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve buraya tebligat yapılacağı, ayrıca başkaca adres araştırması yapılmayacağı belirtilmektedir.
Dosyadaki belgeler haricinde, İlgilinin adres kayıt sisteminde kayıtlı adresine tebligat yapılamayışına veya adres araştırmasına ilişkin bir bilgi, belge mevcut değildir.
Bu açıklamalara göre, adresinin yeterince araştırılmadığı, bu yönü itibariyle ilanen tebligatın hatalı olduğu anlaşılan sorumlunun karar düzeltilmesi talebinin kabulü ile talebin süre aşımı yönünden reddine ilişkin 29.12.2015 tarih ve 41284 tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamının DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLDUĞUNA karar verilerek dilekçinin temyiz dilekçesinde itiraz ettiği ilam maddesinin esastan görüşülmesine geçilmesine karar verilerek;
Devlet Memurları Kanunu’nun 12 nci maddesinde (Değişik: 12/5/1982 - 2670/5 md.); “Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.
Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.” denilmektedir.
Dosyada mevcut belgelerin incelenmesinde; kamulaştırmasız el atma davaları sonucu mahkemece hükmedilen tazminatların hak sahiplerine zamanında Belediye bütçesinden ödenmemesinden dolayı, Belediye bütçesinden bu kimselere kanuni faiz ödenmesi nedeniyle bu ödeme belgelerinde imzaları bulunan tahakkuk memuru ile saymanın sorumlu tutulduğu anlaşılmaktadır. Bu belgeleri imzalayan görevlilerin, tazminatların zamanında ödenmemesi konusunda kusurlu olduklarına ilişkin bir tespit bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, 2942 sayılı yasanın geçici 6. maddesinin 8. fıkrasında;
"Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması halinde, merkezi yönetim bütçesine dahil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması halinde, ödemeler, sonraki yıllara sari olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma, yolları da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir." hükmünü içermektedir.
Buna göre, Kamulaştırmasız el atmaya ilişkin tazminatların gerek uzlaşmaya dayalı gerekse yargılama sonucu verilen kesinleşmiş karara dayalı olsun ödemelerinde bütçe imkanları dahilinde yapılacak taksitli ödemelerinde arada geçen zaman için kanuni faiz ödenmesi hususunun yasada açıkça belirtildiği görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, ödemeyi yaparken gecikme dolayısı ile faiziyle ödemek dışında bir insiyatifi bulunmayan görevlilere sorumluluk yüklenemeyeceğinden, 770-118 Ek İlam ile ….. verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 18.01.2017 tarih ve 42617 sayılı tutanakla yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:06