Sayıştay 2. Dairesi 40227 Kararı - Yüksek Öğretim Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
40227
22 Mart 2017
Yüksek Öğretim Kurumları
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Yılı: 2013
-
Daire: 2
-
Dosya No: 40227
-
Tutanak No: 42880
-
Tutanak Tarihi: 22.03.2017
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
Açılan vadeli mevduat hesabına ilişkin faiz oranlarının piyasada oluşan benzer vadedeki DİBS faiz oranlarından daha düşük belirlenmesi;
152 sayılı İlamın 5. maddesiyle; 11.09.2013 tarihinden önce yürürlükte olan 07.05.2012 tarih ve 28285 nolu Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Haznedarlığı Genel Tebliğine göre hem kısa hem de uzun vadeli kaynaklar için vadeli mevduat faiz oranı piyasada oluşan benzer vadedeki DİBS faiz oranından daha düşük olmaması gerektiği halde Üniversite Döner Sermaye İşletmesinin Ziraat Bankasında açılan vadeli mevduat hesabına ilişkin faiz oranlarının piyasada oluşan benzer vadedeki DİBS faiz oranlarından daha düşük olduğu gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Sorumlular (Üst Yönetici sıfatıyla temyiz talep eden Rektör … ile Muhasebe Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden Müdür Vekili …), ortaklaşa gönderdikleri temyiz dilekçesinde özetle; daha önce Sayıştay sorgusuna yaptıkları savunmada da bahsedildiği üzere bahse konu faiz oranı ile ilgili protokolün 27.11.2012 tarihinde imzalandığını, bu protokolün 4. maddesinin (b) bendinde; “Kurumun mevduat hesaplarına banka mevzuatında belirtilen esaslar dahilinde, dahil olduğu vade grubuna uygulanan ve banka ile kurum arasında mutabık kalınan faiz oranı uygulanacaktır.” denildiğini, protokolün imzalanmasından sonra Döner Sermaye Saymanlık Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile; "Kamu Haznedarlığı Genel Tebliğinin 6. maddesi gereği vadeli mevduat faiz oranı piyasada oluşan benzer vadedeki DİBS faiz oranından daha düşük olamaz." ibaresinin eklenerek 27.11.2012 tarihinde imzalanan protokolün 4. maddesinin revize edilmesinin talep edildiğini, söz konusu yazıya cevaben … Bankası … Üniversitesi … Şubesince … tarih ve … sayılı yazıları ile konunun Genel Müdürlüklerince değerlendirildiği ve “Kurumun mevduat hesaplarına banka mevzuatında belirtilen esaslar dahilinde, dahil olduğu vade grubuna uygulanan ve banka ile kurum arasında mutabık kalınan faiz oranı uygulanacaktır, hükmüne ilaveten 30 gün ve üzeri vadede vadeli mevduat faiz oranı piyasada oluşan benzer vadedeki DİBS faiz oranından daha düşük olamaz.” şeklinde revize edilmesinin uygun bulunduğunun bildirildiğini, konunun sürüncemede kalmaması için hem İşletme Müdürlüğünce hem de Saymanlıkça Hazine Müsteşarlığının ilgili birimince telefonla şifahi görüşmeler yapılmış olup, “konunun genel bir sorun olduğu, Müsteşarlıklarınca da konuya çözüm getirmek adına yeni bir tebliğ hazırlanması çalışmalarının olduğu”nun ifade edildiğini, ayrıca bu süreçte Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün, … tarih ve … sayılı yazı ile Sayıştay denetiminde herhangi olumsuz bir durumla karşılaşmamak adına, konunun değerlendirilmesi için Hazine Müsteşarlığına görüş sorulduğunu, bu süreç devam ederken 07.05.2012 tarih ve 28285 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kamu Haznedarlığı Genel Tebliğinin, 11.09.2013 tarih ve 28762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Haznedarlığı Genel Tebliği ile yürürlükten kaldırıldığını, gerek şifahi olarak telefon görüşmelerine konu olan gerekse dilekçe ekindeki yazılarına konu olan faiz oranı sorununun, yeni yayımlanan Tebliğin 4 üncü maddesinin (c) bendinde; kısa vadeli kaynakların, “30 günden kısa vadeli kaynakları ifade eder.” şeklinde tanımlanması, 6 ncı maddesinin 1 nolu bendinde de; “Kısa vadeli kaynaklar için uygulanacak vadeli mevduat faiz oranı TCMB’nin politika faiz oranı olarak ilan ettiği 1 hafta vadeli repo/ters repo ihale faiz oranından düşük olamaz.” denilmesi suretiyle çözüme kavuşturulduğunu, kaldı ki; Hazine Müsteşarlığının dilekçe ekindeki yazılarına, 11.09.2013 tarih ve 28762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Haznedarlığı Genel Tebliğinin yürürlüğe girmesinden sonra, … tarih ve … sayılı yazıları ile bu tebliğ değişikliğine atıfta bulunarak cevabi bir yazı gönderdiğini, ilama konu olan … TL kamu zararına dayanak oluşturan hesaplama tablosu incelendiğinde de görüleceği üzere; İşletme Müdürlüğüne ait vadeli hesabın vade süresinin, en fazla 1 ila 3 gün arasında değişmekte olduğunu, bir kamu bankası olan … Bankasının yıl sonunda karını yine devlet bütçesine aktarmakta olduğunu, konunun bu yönüyle de değerlendirildiğinde kamu zararının oluşmadığı kanaatinde olduklarını bildirerek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.
Başsavcılık karşılamasında özetle; temyiz dilekçesinde; üniversiteye ait varlıkların bankalarda değerlendirilmesinin mevzuatına uygun olarak gerçekleştirildiği, mevduatın 1-3 gün gibi kısa vadelerde bankada bulundurulduğu ve dönem içinde yayımlanan Hazine Müsteşarlığı Tebliğinin de bu uygulamaya cevaz verdiği belirtilerek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin talep edildiği ifade edildikten sonra, dilekçede ortaya konulanlar karşısında adı geçenlerin temyiz taleplerinin kabulü ile verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.
İşbu dosyayla duruşmalı temyiz talebinde bulunan sorumlulardan …’e 07.03.2017, …’e ise 08.03.2017 tarihinde duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadıklarından; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369’uncu maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyaplarında, gereği görüşüldü:
07.05.2012 tarih ve 28285 nolu Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Haznedarlığı Genel Tebliğinin ‘Amaç’ başlıklı 1 inci maddesinde:
“(1) Bu Tebliğin amacı, kapsamda yer alan kurumların mali kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ve izlenebilmesini teminen Kamu Haznedarlığı uygulamasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.”,
‘Kapsam’ başlıklı 2 nci maddesinde:
“(1) Aşağıda sayılan kurumlar bu Tebliğ hükümlerine tabidir.
a) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri,
b) Özel bütçeli idareler,
c) Döner sermayeler,
ç) Belediyeler,
d) İl özel idareleri,
e) Sosyal güvenlik kurumları,
f) Kamu iktisadi teşebbüsleri,
g) Özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları,
ğ) Bu maddede sayılanların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri ile birlikleri,
h) Bu maddede sayılan kurumlarca fon, hesap, özel hesap, havuz ve benzeri adlarla açılmış olan ve/veya yönetilen her türlü banka hesabı.”,
‘Uygulama’ başlıklı 5 inci maddesinde:
“(3) İkinci maddenin birinci fıkrası (a) bendi dışındaki kurumlar kendi bütçeleri veya tasarrufları altında bulunan her türlü mali kaynaklarını TCMB, T.C. Ziraat Bankası A.Ş., T. Halk Bankası A.Ş. veya T. Vakıflar Bankası A.O’nda açtıracakları hesaplarda aşağıdaki araçları kullanarak değerlendirmekle yükümlüdür.
a) TL cinsi vadesiz mevduat,
b) TL cinsi vadeli mevduat,
c) İhale, doğrudan satış, ihale öncesi rekabetçi olmayan teklif ya da ikincil piyasadan doğrudan ya da ters repo yoluyla temin etmek suretiyle DİBS.
ç) Gerekli görülmesi halinde ve ihtiyaçları ölçüsünde döviz cinsi ödemeleri için vadeli veya vadesiz döviz hesabı.”,
‘Nemalandırma’ başlıklı 6 ncı maddesinde:
“(1) Vadeli mevduat faiz oranı piyasada oluşan benzer vadedeki DİBS faiz oranından daha düşük olamaz. Vadeli mevduat faiz oranına ilişkin gösterge faiz oranının hesaplama formülü ektedir (Ek 1).
(2) Vadeli mevduat faiz oranının piyasada oluşan benzer vadedeki DİBS faiz oranından düşük olması halinde mali kaynaklar, DİBS alım satım işlemleri yoluyla değerlendirilebilir.”
‘Sorumluluk’ başlıklı 9 uncu maddesinde:
“(1) Bu Tebliğ kapsamında yer alan kurum yetkilileri ve muhasebe yetkilileri bu Tebliğ hükümlerini yerine getirmekle yükümlü olup Tebliğ hükümlerine aykırılık sebebi ile ortaya çıkabilecek zararlardan şahsen ve müteselsilen sorumludur.”
Denilmektedir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri uyarınca; özel bütçeli idareler olan yükseköğretim kurumları, her türlü mali kaynaklarını öngörülen araçları (vadeli-vadesiz mevduat vb.) kullanarak kamu bankalarında açtıracakları hesaplarda değerlendirmeleri ve vadeli mevduatta değerlendirdikleri mali kaynakları için alacakları faiz oranının, benzer vadedeki DİBS piyasa faiz oranından yüksek olması gerekmekte olup, bu hususa riayet etmeyen kurum yetkilileri ve muhasebe yetkilileri ortaya çıkabilecek zararlardan sorumludurlar.
Öte yandan, 11.09.2013 tarih ve 28762 nolu Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Haznedarlığı Genel Tebliğinde ise 6 ncı madde değiştirilerek:
“(1) Kurumlar kısa vadeli kaynaklarını, vadesiz veya vadeli mevduat ile repo/ters repo araçlarını kullanarak değerlendirir. Kısa vadeli kaynaklar için uygulanacak vadeli mevduat faiz oranı TCMB’nin politika faiz oranı olarak ilan ettiği 1 hafta vadeli repo/ters repo ihale faiz oranından düşük olamaz.
(2) Kurumlar uzun vadeli kaynaklarını, vadeli mevduat ve 5 inci maddenin ikinci fıkrasının (c) bendindeki araçları kullanarak değerlendirir. Vadeli mevduat faiz oranı piyasada oluşan benzer vadedeki DİBS faiz oranından daha düşük olamaz. Vadeli mevduat faiz oranına ilişkin gösterge faiz oranının hesaplama formülü ektedir (Ek 1).
(3) Bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen vadeli mevduat faiz oranının piyasada oluşan benzer vadedeki DİBS faiz oranından düşük olması halinde mali kaynaklar, 5 inci maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi kapsamında değerlendirilebilir.”
Şeklini almıştır.
Tebliğin yeni halinin 4 üncü maddesinde ise, kısa vadeli kaynaklar 30 günden kısa, uzun vadeli kaynaklar 30 gün ve daha uzun vadeli kaynaklar olarak tanımlanmıştır.
07.05.2012 tarihinde yayımlanan Tebliğde, kısa veya uzun vadeli kaynaklar açısından fark gözetilmeden vadeli mevduat faiz oranının piyasada oluşan benzer vadedeki DİBS faiz oranından daha düşük olamayacağı ifade edilirken, 11.09.2013 tarihinde yayımlanan Tebliğde ise kısa ve uzun vadeli ayrımı yapılarak uzun vadeli mevduatlarda aynı uygulamaya devam edileceği, kısa vadeli mevduatlarda ise TCMB’nin politika faiz oranı olarak ilan ettiği 1 hafta vadeli repo/ters repo ihale faiz oranından daha düşük bir oranın belirlenemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, eski Tebliğde hem kısa hem de uzun vadeli kaynaklar için, yeni Tebliğde sadece uzun vadeli kaynaklar için mevzuat gereği DİBS faiz oranından daha düşük olamayacak olan vadeli mevduat faiz oranına ilişkin gösterge faiz oranının nasıl hesaplanacağı (formülü) gösterilmiştir. Dolayısıyla, 11.09.2013 tarihinden önce vadeli mevduat faiz oranının DİBS faiz oranından daha düşük olamayacağı hükmü kısa vadeli kaynaklar içinde geçerlidir.
Bu itibarla, 11.09.2013 tarih ve 28762 nolu Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Haznedarlığı Genel Tebliği ile vadeli mevduat faiz oranının DİBS faiz oranından daha düşük olamayacağı kuralı sadece uzun vadeli kaynaklara getirilmiş olup, 11.09.2013 tarihinden önce 07.05.2012 tarih ve 28285 nolu Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Haznedarlığı Genel Tebliği yürürlükte bulunduğundan; yürürlükteki bu Tebliğ hükümleri uyarınca; gerek kısa gerekse de uzun vadeli kaynaklar için vadeli mevduat faiz oranının piyasada oluşan benzer vadedeki DİBS faiz oranından daha düşük olmaması gerekmektedir.
Olayın bu yönüyle, konunun esası açısından verilen tazmin hükmünde hukuki anlamda bir sorun bulunmamaktadır.
Ancak, kamu zararı ile ilgili olarak verilen Sayıştay Genel Kurulunun 14.6.2007 tarih 5189/1 sayılı Kararında sorumluluk hukuku bakımından kamu görevlileri için 5018 sayılı Kanundan önce kusursuz sorumluluk (objektif) ilkesinin geçerli olduğu, 5018 sayılı Kanunla bu ilkeden vazgeçilip kusur sorumluluğu (sübjektif) ilkesinin benimsendiği, işlemlerin tek başına mevzuata aykırı olmasının, bu işlemleri yapan kamu görevlilerinin sorumlu tutulmaları için yeterli olmadığı belirtilmiştir. Başka bir ifadeyle, eskiden bir işlemin mevzuata aykırı olması tazmin hükmü vermek için yeterli iken; 5018 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, mevzuata aykırılığın yanı sıra kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinin varlığının da ispatlanmasının gerekli olacağı ifade edilmiştir.
Bu doğrultuda, 5018 sayılı Kanuna göre mali sorumluluğun oluşabilmesi için;
-
Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem bulunmalıdır.
-
Ortada bir kamu zararı olmalıdır.
-
Mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olmalıdır.
Olaya bu yönüyle bakıldığında ise, meri Tebliğ hükümleri biliniyor olmasına rağmen Döner Sermaye Saymanlık Müdürü …’nca bu hükümlere riayet edilmeksizin uygulanacak faiz oranını belirleyen protokolün imzalanmış olması hasebiyle; ilamda adı geçen sorumlular yerine kamu zararına sebep olan olayda kusuru (ve illiyet bağı) bulunan söz konusu Döner Sermaye Saymanlık Müdürüne, Protokolü İmzalayan sıfatıyla sorumluluk yüklenmesi gerekmektedir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca 152 sayılı İlamın 5. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün sorumluluk yönünden BOZULMASINA ve tazmin hükmünün ilamda adı geçen sorumluların uhdesinden kaldırılmasını ve Protokolü İmzalayan sıfatıyla yukarıda adı belirtilen Döner Sermaye Saymanlık Müdürüne sorumluluk tevcih edilmesini teminen yeniden hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE;
(Temyiz Kurulu ve … . Daire Başkanı …, … . Daire Başkanı … ve … . Daire Başkanı … ile Üyeler …, … ve …’ın; “Kamu haznedarlığı müessesesi, 21 Eylül 2004 tarih ve 25590 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 5234 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31 inci maddesindeki:
"Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar, özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bu maddede sayılanların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri ile birlikleri (kamu bankaları, mazbut vakıflar, özel kanunla kurulmuş kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları ile kefalet ve yardımlaşma sandıkları hariç) kendi bütçeleri veya tasarrufları altında bulunan bütün kaynaklarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası veya muhabiri olan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası nezdinde kendi adlarına açtıracakları Türk Lirası cinsinden hesaplarda toplarlar.
Bu kurumlar tahakkuk etmiş tüm ödemelerini bu hesaplardan yaparlar.
Kamu kaynaklarının bu madde hükmüne aykırı şekilde değerlendirilmesinden elde edilen nemalar genel bütçeye gelir kaydedilir.
İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri ile saymanlar, yukarıda bahsi geçen hükümlerin yerine getirilmesinden şahsen ve müteselsilen sorumludurlar.
Haznedarlıkla ilgili yukarıdaki fıkraların uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemeye, kaynaklar, kurumlar ve bankalar itibarıyla istisnalar getirmeye, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan ve Maliye Bakanının müşterek teklifi üzerine Başbakan yetkilidir.
Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.”
Hükmüyle kurulmuş olup, görüleceği üzere söz konusu kanun maddesi ile kamu idarelerine sadece devlet bankalarında hesap açma yükümlülüğü getirilmekte; bu bankalarda bulunan hesaplarına uygulanacak faize ilişkin herhangi bir yükümlülük getirilmemektedir.
Diğer taraftan, protokolün imzalanmasından sonra Döner Sermaye Saymanlık Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile "Kamu Haznedarlığı Genel Tebliğinin 6 ncı maddesi gereği vadeli mevduat faiz oranı piyasada oluşan benzer vadedeki DİBS faiz oranından daha düşük olamaz" ibaresinin eklenerek 27.11.2012 tarihinden imzalanan protokolün 4. maddesinin revize edilmesi talep edilmiştir.
Söz konusu yazıya cevaben … Bankası … Üniversitesi … Şubesince … tarih ve … sayılı yazıları ile konunun Genel Müdürlüklerince değerlendirildiği ve "Kurumun mevduat hesaplarına banka mevzuatında belirtilen esaslar dahilinde, dahil olduğu vade grubuna uygulanan ve banka ile kurum arasında mutabık kalınan faiz oranı uygulanacaktır, hükmüne ilaveten 30 gün ve üzeri vadede vadeli mevduat faiz oranı piyasada oluşan benzer vadedeki DİBS faiz oranından daha düşük olamaz" şeklinde revize edilmesinin uygun bulunduğu bildirilmiştir.
Ayrıca bu süreçte Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü, … tarih ve … sayılı yazı ile Sayıştay denetiminde herhangi olumsuz bir durumla karşılaşmamak adına, konunun değerlendirilmesi için Hazine Müsteşarlığına görüş sorulmuştur.
Bu süreç devam ederken 07.05.2012 tarih ve 28285 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kamu Haznedarlığı Genel Tebliği, 11.09.2013 tarih ve 28762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Haznedarlığı Genel Tebliği ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Yeni yayımlanan Tebliğin 4 üncü maddesinin (c) bendinde kısa vadeli kaynaklar "30 günden kısa vadeli kaynaklar" şeklinde tanımlanmış, 6 ncı maddesinin 1 nolu bendinde de “kısa vadeli kaynaklar için uygulanacak vadeli mevduat faiz oranının TCMB'nin politika faiz oranı olarak ilan ettiği 1 hafta vadeli repo/ters repo ihale faiz oranından düşük olamayacağı" belirtilmek suretiyle konuya açıklık ve çözüm getirilmiştir.
Bu nedenle, ilamda yer alan kamu zararı hesaplama tablosu incelendiğinde, İşletme Müdürlüğüne ait vadeli hesabın vade süresi, en fazla 1 ila 3 gün arasında değişmekte olduğu anlaşıldığından; Tebliğin yeni haliyle uyumsuzluktan söz etmek de mümkün görünmemektedir.
Olayın bu yönüyle, yukarıdaki süreçten de görüleceği üzere kamu görevlilerinin durumu fark ettikten itibaren üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmiş oldukları konusunda da tereddüt bulunmamaktadır.
Özetle, kamu haznedarlığının temellerini kuran 5234 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkin çıkarılan tebliğlere dayalı olarak bir devlet bankası olan T.C. … Bankasından eksik faiz alınmasına kamu görevlilerine sorumluluk yüklenmesi suretiyle tazmin ihdas edilmesinde hukuki bir isabet bulunmamaktadır.
Sonuç itibariyle, kamu zararına sebebiyet verilmemiş olup, sorumluların temyiz dilekçesindeki iddialarının kabulüyle tazmin hükmünün kaldırılması gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 22.03.2017 tarih ve 42880 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:06