Sayıştay 2. Dairesi 39966 Kararı - Yüksek Öğretim Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

2

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

39966

Karar Tarihi

12 Ocak 2016

İdare

Yüksek Öğretim Kurumları

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları

  • Yılı: 2012

  • Daire: 2

  • Dosya No: 39966

  • Tutanak No: 41320

  • Tutanak Tarihi: 12.01.2016

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Milletvekilliğinden emekli olduktan sonra öğretim üyesi olarak tekrar göreve başlayan personele emekli aylığı ile birlikte aylık, ödenek, tazminat ve benzeri ödeme yapılması.

319 sayılı ek ilamın 2. maddesiyle; milletvekilliğinden emekli olduktan sonra üniversiteye dönerek … Fakültesi’nde göreve başlayan Prof. Dr. …’e maaş ödendiği gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Sorumlu, temyiz dilekçesinde özetle; daire çoğunluğuna göre; 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin 2 vd. fıkralarında yasama organı üyeliğinden emekli olan öğretim üyesine emekli aylığını kestirmeksizin üniversiteye dönme imkanı öngörüldüğünü, ancak bu kişilere kadrolarının gerektirdiği aylık ve mali hakların ödenmesi konusunun düzenlenmediğini, dolayısıyla bu şekilde üniversiteye dönen milletvekili emeklisi öğretim üyelerine 2547 sayılı Kanun’un 60/a maddesi uyarınca sadece ek ders ücreti ödenebileceğini, maaş ödenmesinin olanaklı olmadığını, buna karşın olayın esası hakkında karşı oy yazan daire başkanı üyenin; “milletvekilliğinden emekli öğretim üyelerinin 2547 sayılı Kanun’un 60/a maddesi uyarınca üniversiteye dönüşlerinde bir kadroya atanabilecekleri gibi atama olmadan da görev yapabileceklerini, hukuken bir kadroya atanmasının sonucunun kişiye bu kadro için öngörülen mali hakların ödenmesi olduğunu, hükümde geçen münhasıran ek ders ücreti ödemesinin atama olmaksızın dönen öğretim üyeleri hakkında olduğunu, keza; 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinde emekli öğretim üyelerinin kadroya atanmaları imkânı düzenlendikten sonra hükmün dördüncü fıkrasında 2547 sayılı Kanun’un 60/a maddesine atıfta amacın, emekli aylığı kesilmeksizin çalışmaya imkan tanıma olduğunu, yoksa ilk fıkra uyarınca atamanın kadro karşılığı maaşa hak kazanmayı içerdiği görüşü ile ilgilinin atandığı kadro karşılığı maaşa hak kazandığını” ifade ettiğini, yine daire çoğunluğunun; 2547 sayılı Kanun’un 60/a maddesinin Anayasaya aykırılığı itirazını; "Farklı görevlerde bulunan ve farklı mevzuat hükümlerine tabi olan personel arasında, atanma, özlük hakları, mali haklar, emeklilik gibi konularda tam bir eşitlik aranması gerekmemektedir. Kanun koyucu, farklı hukuki statülerdeki kişiler için farklı hükümlerin uygulanmasını öngörebilir." gerekçesi ile reddettiğini, buna karşılık iki daire üyesinin de; “2547 sayılı Kanunun 60/a maddesindeki ek ders ücreti dışında maaş ödenmeyeceği düzenlemesinin, Anayasanın kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğu görüşü ile hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiğini” bildirdiğini, aşağıda arz olunan nedenlerle daire çoğunluğunun 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesini yok sayarak 2547 sayılı Kanun’un Anayasadaki kanun önünde eşitlik ilkesi ile angarya yasağına aykırı 60/a maddesine dayanarak adı geçen milletvekili emeklisine yapılan maaş ödemelerini kamu zararı olarak nitelendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, Kurulumuz tarafından tazmin hükmünün bozulmasına, aksi takdirde 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesinin iptali için itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine götürülmesine karar verilmesini arz ettiklerini,

  • Konuyla ilgili değerlendirme için öncelikle tespiti gereken hususun; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4’üncü maddesinde yer alan kamudaki dört farklı istihdam şekli olduğunu, bu şekillerin; "memur'", "sözleşmeli personel", "geçici personel" ve "işçi” olduğunu, buradaki sayımın sınırlı olduğunu, başka deyişle kamu kurumlarının yorum ile dahi farklı ya da sayılanların karması bir istihdam türü ihdas edemeyeceğini, uygulayamayacağını, bu istihdam türlerinden sadece memuriyette kamu kurumunun tek taraflı tasarrufu şeklinde cereyan eden bir atama süreci söz konusu olduğunu, atama ile memurun devlet tarafından önceden kesin olarak belirlenmiş bir statüye tabi olduğunu, diğer üç türde (sözleşmeli personel, geçici personel ve işçide) ise; hukuki ilişkinin atama ile değil; bir özel hukuk yada idare hukuku sözleşmesi ile kurulduğunu, ikinci olarak, Türk hukukunda emekli sigortalıların işçi ya da serbest çalışabilmeleri konusunun; daha önceden 506 ve 1479, 2008’den itibaren de 5510 sayılı Kanun ile genel düzenlemeye tabi tutulduğunu, buna göre; işçi, memur ya da bağımsız çalışan emeklisinin işçi olarak ya da bağımsız çalışmak istediğinde emekli aylığı kesilmeden çalışabileceğini, bu durumda; Sosyal Güvenlik Kurumu’na çalışması karşılığı sosyal güvenlik destek primi ödeneceğini, ancak emekli sigortalıların kamuda memur olarak (4c sigortalısı) çalışabilmeleri konusunda ise; 2005'teki 5335 sayılı Kanuna kadar genel bir düzenleme bulunmadığını, farklı kanunlarda bu imkanın bazı görevler için var olduğunu,

  • Bu ön bilgiler ışığında emekli statüsündeki öğretim üyelerinin üniversitede çalışabilmeleri konusunun; 2914 sayılı ve 1983 tarihli Yüksek Öğretim Personel Kanunun 17’nci maddesinde düzenlenmiş olduğunu, maddeden görüleceği üzere burada memuriyetteki atama usulünün değil; diğer istihdam tiplerinden sözleşmeli personel olarak çalışma ilişkisinin var olduğunu, bu düzenlemeye ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının 28.11.1983 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandığını, buna göre; sözleşmeli olarak çalıştırılacak emekli öğretim üyelerine idari görev verilemeyeceğini; onlara daimi statüdeki emsal öğretim üyesinin aylık geliri ile emekli aylığı arasındaki farkı geçmeyecek düzeyde bir sözleşme ücreti verilebileceğini, bunun dışında, ayrıca bir ödeme yapılmayacağını, sözleşmeli emekli öğretim üyelerine ödenecek ücretle ilgili bu düzenlemenin; 2004 yılı Bütçe Kanunu’nda onlara ders yükü aranmaksızın sadece ek ders ücreti ödenmesi şeklinde değiştirildiğini, Yükseköğretim Personel Kanunu’nun bu düzenlemesinden başka 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 60’ıncı maddesinde 1990 yılında yapılan değişiklik ile milletvekilli görevi sona eren öğretim üyelerinin talepleri halinde kurumlarına dönebilmelerinin bir hak olarak getirildiğini, kuruma dönen öğretim üyesinin emekli olması durumunda hangi hükümlerin uygulanacağının; emekli aylığının kesilip kesilmeyeceği hususları üzerinde durulmadığını, bu düzenlemeyle ilgili bir başka önemli noktanın; "… yüksek öğretim kurumuna kadro koşulu aranmaksızın dönerler." ifadesinin kullanılması olduğunu, burada “atanırlar” yerine daha genel nitelikteki "dönerler" ifadesinin kullanılmış olmasının bilinçli olup milletvekilliğinden sonra üniversitede tekrar işbaşı yapmak isteyen öğretim üyesinin emekli olup olmamasına göre atama ya da 2914 sayılı Kanun’un 17’nci maddesi çerçevesinde sözleşme yapılması süreçlerinin işletilecek olduğunu,

  • Bu hususa netlik kazandırmak adına hükme 2004'te bir cümle eklendiğini, bu ekleme ile 2914 sayılı Kanun’un 17’nci maddesi çerçevesinde işlem yapılması gereğinin açıkça teyit edildiğini, dolayısıyla temyiz konusu ilama esas bakımından karşı oy yazan daire üyesinin görüşüne katılmamanın olanaksız olduğunu, çünkü 2457 sayılı Kanun’un 60/a maddesinde; "atanırlar" ya da "sözleşme yapılır" yerine bilinçli olarak bu iki durumu da kapsar biçimde "dönerler" ifadesinin kullanılması ile milletvekilliğinden dönen öğretim üyesinin emekli olup olmamasına göre atama ile memur ya da emekli sözleşmeli personel olarak istihdamı arasındaki mali sonuçları bakımından fark gözetilmiş olduğunu, buna göre; 2547 sayılı Kanun’un 60/a maddesinin tek işlevinin; milletvekilliğinden dönen öğretim üyesinin üniversitede tekrar işbaşı yapabilmesini mutlak bir hak olarak düzenlemek olduğunu, çünkü 60/b maddesine göre; milletvekilleri dışında eski öğretim üyeleri üniversiteye dönmek istediklerinde işbaşı yaptırıp yaptırmama noktasında üniversitenin takdir hakkı bulunduğunu, özetle; üniversiteye dönen eski milletvekili öğretim üyesinin şayet emekli değilse; kadro karşılığı atama ile normal statüde çalışacağını, emekli ise; 2914 sayılı Kanun’un yukarıda tespit edilen 17’nci maddesi uyarınca sözleşmeli öğretim üyesi hükümleri uygulanacağını,

  • Ancak buraya kadar tespit edilen; genel olarak emeklilerin kamuda yeniden çalışmalarına ilişkin genel düzenleme olmadığı; ayrık düzenlemelerde tek tek ele alındığı hususunun 2005'te 5335 sayılı Kanun ile değiştiğini, konunun ilk defa bu Kanun’un 30’uncu maddesi ile genel, tüm kamu kurumlarını kapsar biçimde düzenlemeye tabi tutulduğunu, bu düzenlemenin; temyiz konusu ilamda daire çoğunluğunun hiçbir şekilde atıfta bulunmadığı ilk fıkrasında tersinden anlatım ile sayılan istisna kurum ve görevlere ilgilinin emekli olsa dahi atanabilmesinin kabul edildiğini, bu suretle genel bir düzenlemede emekli üniversite öğretim üyelerinin atanabilmesi imkanı kabul edilerek 2914 sayılı Kanun’un 17’nci maddesi ve 2547 sayılı Kanun’un 60’ıncı maddesinin açık bir atıf yoksa da zımnen yürürlükten kaldırıldığını, 5335 sayılı Kanun ile kanun koyucunun 17’nci ve 60’ıncı maddelerden farklı olarak; "dönerler" ya da "sözleşme yapılır" gibi ifadeler yerine 657 sayılı Kanun 4/a kapsamında memurlara özgü atama iradesini açıkça ortaya koyduğunu,

  • 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin 1’inci fıkrasında emekli olarak atanabilmesi öngörülenlerin çalışma koşullarının devam eden 2’nci ve 3’üncü fıkralarda düzenlendiğini, bunlardan 2’inci fıkraya göre; bu şekilde kamu görevine atanan emeklinin SGK'dan aylığının kesileceğini ve 3’üncü fıkraya göre de; emekli aylığı kesilmeden çalışmaya imkan veren önceki yasal düzenlemelerin uygulanmayacağını, ancak devam eden 4’üncü fıkrada (i bendiyle) 2’nci ve 3’üncü fıkra hükümlerinin "2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 60’ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar" hakkında uygulanmayacağının öngörüldüğünü, dolayısıyla 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin ilk fıkrasına göre atanmış emekli öğretim üyelerinden sadece milletvekilliğinden dönenlerin SGK emekli aylıkları kesilmeksizin çalışabilmelerinin öngörüldüğünü, bunun dışındaki emekli öğretim üyelerinin ise emekli aylıklarının kesilmesi gereğinin kabul edildiğini, bu durumda; 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin 1’inci fıkrası uyarınca emekli öğretim üyesinin üniversitesine yeniden atanabilmesi için herhangi bir şart bulunmadığını, emekli öğretim üyesinin; ister milletvekilliğinden isterse de herhangi bir kurumdan emekli olsun emekli statüsünden üniversiteye atama suretiyle dönme hakkının mevcut olduğunu, tüm emekli öğretim üyelerinin bu haktan yararlanabildiğini, ancak kanunun bu şekilde atanan öğretim üyelerine uygulanacak istihdam koşulları bakımından emekli öğretim üyesinin milletvekilliğinden gelmiş olup olmamasını emekli aylığının kesilip kesilmemesi bakımından ayırıcı ölçüt olarak kabul ettiğini, yoksa; ister milletvekilliğinden gelmiş olsun isterse de böyle olmasın emekli öğretim üyesi üniversiteye atanınca uygulanacak statü şartlarının aynı olduğunu, normal çalışan bir öğretim üyesine sağlanan hakların verilmesi gerektiğini, 657 sayılı Kanun’un 4/a hükmü uyarınca atamanın bunu gerektirdiğini,

  • 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin 4’üncü fıkrasında 2547 sayılı Kanun’un 60/a maddesine atıf yapılmasının tek işlevinin; milletvekilliğinden gelen öğretim üyelerinin diğer öğretim üyelerinden farklı olarak emekli aylıkları kesilmeksizin çalışabilmelerini tespit etmek olduğunu, 5335 sayılı Kanun’un m.30/1 hükmünü, sözleşmeli istihdamı değil; atama ile olağan memuriyet koşullarının sağlanması iradesini ortaya koyduğunu, bu açıdan daire çoğunluğunun belirttiği gibi; 5335 sayılı Kanunun 30’uncu maddesinde atama ertesinde uygulanacak mali haklar bakımından düzenleme bulunmadığını, bu nedenle 2457 sayılı Kanun 60/a maddesinin uygulanması gerektiği görüşüne katılmanın mümkün olmadığını, 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinde ayrıca açıkça; 1’inci fıkra kapsamında atananlara maaş ödeneceğinin ifade edilmediğinin kendilerince de kabul edildiğini, ancak edilmesinin de gerekmediğini, çünkü bir kimsenin bila bedel çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğuna göre; atamanın zorunlu unsur olarak icra edilen görev karşılığı 657 sayılı Kanunda düzenlenen maaş ve diğer parasal edimlere hak kazandırmasının hukukun ve hakkaniyetin bir gereği olduğunu, bu nedenle kanun koyucunun 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinde atama sonucu görev karşılığı yapılacak ödemelerden söz etmediğini, emekli öğretim üyesinin (ve diğer kamu görevlilerinin) emekli statüsünde yeniden atanmalarında ortaya çıkacak sorunun; emekli aylıklarını almaya devam edip etmeyecekleri olduğunu ve bunun içindir ki; kanun koyucunun hükmün 2-4’üncü fıkralarında bu konuyu ele aldığını, arz olunan nedenlerle anılan milletvekili emeklisine 5335 sayılı Kanun’un 30/1 maddesi uyarınca yapılana atamasında, bulunduğu kadroda verdiği hizmet karşılığı maaş ve diğer özlük haklarının ödenmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, daire çoğunluğunun görüşünün hukuka aykırı olduğunu, kendisi atandığı içindir ki; 2914 sayılı Kanun’un 17’inci maddesi kapsamındaki sözleşmeli emekli öğretim üyelerinden farklı olarak idari görev alabildiğini,

  • Daire çoğunluğunun görüşünde olduğu üzere milletvekili emeklisi öğretim üyelerinin atamaları sonucunda ifa ettikleri görev karşılığında sadece ek ders ücretine hak kazanabileceklerinin kabulünün; 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin 4’üncü fıkrasında, 2’nci ve 3’üncü fıkradaki emekli aylıklarının kesilmesine gerek olmadığına dair istisna edilen diğer emekliler bakımından eşitliği bozacağını, örneğin emekli öğretim üyesinin vakıf üniversitesinde emekli aylığı kesilmeksizin tam ücret ile çalışabileceği kabul edilirken aynı öğretim üyesi devlet üniversitesine döndüğünde çalışması karşılığı maaşa hak kazanamamasının; Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, 18’inci maddedeki angarya yasağının ihlali olduğunu, öğretim üyesinin maaşının haftalık 10 saat ders karşılığı olduğunu (2547 sayılı Kanun m.36), emekli öğretim üyesinin haftada 10 saat derse girse alacağı ek ders ücretinin aylık ortalama … TL olduğunu (profesörün ortalama aylık maaşının … TL olduğunu), keza; 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesine göre atanan emekli öğretim üyesi idari görev alabildiğine göre; bu nedenle bir dersinin olmadığı durumda hiçbir ücrete hak kazanamayacağı gibi bir durum ortaya çıkacağını ki; bunun hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu ve hukukun böyle bir yorumu dışladığını, konu ile ilgili karardaki daire çoğunluğunun Anayasaya aykırılığın bulunmadığı görüşünün hatalı olduğunu, farklı mevzuat hükümlerine tabi olan personel arasında farklı şartlar uygulanabileceğinin kabul edildiğini, ancak devlet üniversitesinde görevli öğretim üyesi ile vakıf üniversitesinde görevli öğretim üyesinin farklı mevzuat hükümlerine değil; her ikisinin de 2547 sayılı Kanun’a tabi olduklarını, keza öğretim üyesi olarak hukuki statülerinin aynı olduklarını, 2547 sayılı Kanuna tabi kamu görevlileri olduklarını, arz edilen bilgiler ışığında; 2547 sayılı Kanun’un 60/a maddesi 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesine rağmen uygulanabilir bir düzenleme olduğu kabul edilse bile hüküm Anayasaya aykırı olduğundan; Sayıştayca Anayasaya aykırılık itirazı ile Anayasa Mahkemesine resen götürülmesine karar verilmesi gerektiğini,

  • Son olarak, Kurulumuz tarafından değerlendirmede nazara alınması gereken bir hususun; öğretim üyelerinin kamu üniversitelerinde çalışmaya teşvik edilmelerinin önemi olduğunu, son on yılda açılanlarla birlikte devlet üniversitelerinde yetişmiş öğretim üyesi açığının daha da fazla hissedildiğini, Yükseköğretim Kurumunun yeni üniversitelerin kurulması üzerine Öğretim Üyesi Yetiştirme Programını uygulamaya geçirmişse de; bir öğretim üyesinin yetişmesinin uzun zamanı gerektirdiğinin herkesçe malum olduğunu, diğer taraftan, ücretler bakımından devlet üniversitelerinin vakıf üniversitelerine göre dezavantajlı durumunun yetişmiş öğretim üyelerinin devlet kadrolarında çalışmalarını temin gereğini daha da önemli hale getirdiğini, bu kapsamdaki tedbirlerden olarak yukarıda tespit edilen 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunu’nun 17’nci maddesi ile emekli öğretim üyelerinin ek ders ücreti karşılığında sözleşmeli statüde çalıştırılabilmelerinin, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 60’ıncı maddesi ile de, Bakanlar Kurulu veya Yasama Organı Üyeliğinde bulunan öğretim üyelerinin üniversitelerine kadro koşulu aranmaksızın yeniden atanabilmeleri düşünülebilirse de; ilam konusu bu ikinci hükme 2004 yılında eklenen bir cümle ile bu öğretim üyelerine sadece ek ders ücreti ödenmesi öngörülerek bu imkanın fiilen kadük bırakıldığını, bu öğretim üyelerinin vakıf üniversitelerine geçmelerinin adeta teşvik edilmiş olduğunu,

arz etmiştir.

Başsavcılık karşılamasında özetle; dilekçede öğretim üyeliğinden istifa ederek milletvekili seçilen daha sonra görevine dönen bir öğretim üyesine ücret ödenmesinin mevzuatına uygun olarak yapıldığı, ödemelerde hukuka aykırı bir cihet bulunmadığı belirtilerek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra dilekçede ortaya konulanlar karşısında adı geçenin temyiz talebinin kabulü ile verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.

Sorumlu, ikinci temyiz dilekçesinde özetle; Sayıştay Başsavcılığı görüşüne iştirak ile Kurulumuzca ilgili tazmin kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istedikten sonra emsal içtihat olarak aynı Sayıştay Dairesinin ilama konu karardan kısa bir süre sonra, … Üniversitesi'nde yine öğretim üyeliğinden istifa ederek milletvekili seçilen ve daha sonra görevine dönen bir öğretim üyesine maaş ödenmesine dair emsal olayda tam tersine; "... Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olan Prof. Dr. …'ın aylık ve diğer mali haklarının, yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca kendisine ödenmesi gerektiğinden, konuya ilişkin olarak yapılan işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna" karar verdiğini, Anayasa Mahkemesi'nin 06.01.2015 tarih ve 2013/6932 sayılı kararında; "... Benzer olaylar çerçevesinde verilen mahkeme kararlarında görülebilecek tutarsızlıklar, hukuki belirsizlik oluşturmaları nedeniyle, Anayasa Mahkemesi'nin yapacağı incelemede dikkate alınacaktır. ... Uygulamadaki birlikteliği sağlamaları beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmaları, bir kararın belirli bir daireye düştüğü takdirde onanacağı, başka bir daire tarafından ele alındığı takdirde bozulacağı gibi ihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçları ortaya çıkarır. Bu ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşer.'' denildiğini, bu karar Yargıtay'ın farklı dairelerinin benzer olaylarda çelişkili kararlar vermesine ilişkin ise de; somut olayda Sayıştay'ın aynı dairesinin benzer olaydaki birbirinin zıddı iki kararının; hukuki belirlilik ilkesi ihlali bakımından daha vahim bir durum olduğunu, arz olunan nedenlerle hakkındaki tazmin hükmünü temyizen ortadan kaldırılmasına karar verilmesini bildirmiştir.

Başsavcılık ikinci karşılamasında; sorumlu tarafından ileri sürülen hususlar, önceki görüşleri doğrultusunda olduğundan, yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.

Aynı ilam maddesi için temyiz başvurusunda duruşma talep eden diğer sorumlu … adına Vekil Avukatlar (yetki belgesi veren) … ve (yetkili kılınan) … ve Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi gereği Temyiz Kurulu’nca görülen lüzum üzerine duruşmaya katılmasına karar verilen (fer’i müdahil talebinde bulunan ahiz) … ile Sayıştay Başsavcı Vekilinin sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra 39966 sayılı işbu dosya ile duruşma talep eden sorumlu …’ya 28.12.2015 tarihinde duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369’uncu maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyabında, gereği görüşüldü:

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 60’ıncı maddesinin (a) fıkrasında aynen:

“a. (Değişik: 1/11/1990 - 3676/1 md.) Bir süre öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra Bakanlar Kuruluna veya Yasama Organı Üyeliğine seçilenler, bu görevlerde geçirdikleri süreler hesaba katılmak ve buna göre aylık dereceleri yükseltilmek, meslek unvan ve sıfatlarını kazanma ile ilgili hükümler saklı kalmak şartıyla başvurmaları halinde bu Kanun hükümlerine göre ayrıldıkları yükseköğretim kurumuna kadro koşulu aranmaksızın dönerler.

(Ek bent:17/9/2004-5234/2 md.)Bunlardan emekli iken yükseköğretim kurumlarına dönenlerin veya yükseköğretim kurumlarına döndükten sonra emekliliğe hak kazanıp emekli olanların emekli aylıkları kesilmez. Bunlara yükseköğretim kurumlarınca, ders yükü zorunluluğu aranmadan ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödenir; bu ödemelerin dışında aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödeme yapılmaz.”

hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30’uncu maddesinde ise aynen:

“Cumhurbaşkanı tarafından atananlar, Başbakan tarafından atananlar, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararnameyle atanan veya görevlendirilenler, Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler ile yükseköğretim kurumlarının öğretim üyeliklerine ve Sağlık Bakanlığının tabip ve uzman tabip kadrolarına yapılacak atamalar hariç olmak üzere, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar, genel bütçeye dahil dairelerin, katma bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının, sosyal güvenlik kurumlarının ve bütçeden yardım alan kuruluşların kadrolarına açıktan atanamazlar. Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.

Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.

Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 11 inci maddesine göre 1.1.2005 tarihinden önce alınmış Bakanlar Kurulu kararları uygulanmaz.

Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri;

a) Cumhurbaşkanlığına seçilenler,

b) Dışarıdan Bakanlar Kurulu üyeliğine atananlar,

c) Yasama Organı üyeliğine seçilenler,

d) Mahalli idareler seçimleri sonucuna göre görev alanlar,

e) Sadece toplantı veya huzur ücreti ya da hakkı ödenen görevleri yürütenler ile yönetim ve denetim kurulu üyeliği ücreti karşılığında görevlendirilenler,

f) Yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler (üniversitelerde ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler hakkında yaş haddini aşmamış olmaları kaydı aranmaz.),

g) Vakıf üniversitelerinde görev alanlar,

h) Özel kanunlarında emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı verilenlerden Cumhurbaşkanı tarafından atananlar, Başbakan tarafından atananlar, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararname ile atanan veya görevlendirilenler ve Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler,

i) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar,

Hakkında uygulanmaz.

denilmektedir.

Buna göre; yukarıda yer alan her iki kanunun ilgili hükümleri, (Yasama Organı üyeliği bitmiş) öğretim üyelerine yalnızca emekli aylıkları kesilmeksizin üniversitelerine yeniden dönebilme (atanabilme) imkânı sağlamaktadır. Bu anlamda; her iki kanun da (ilamın asıl konusu bu olmamakla beraber) sadece ve sadece emekli aylıklarının kesilmemesi konusunda paralel hükümler içermekte; sonradan yürürlüğe giren ve sorumlunun temyize ilişkin savunmasının dayanak noktasını oluşturan ve emekli olduktan sonra yeniden göreve başlayanların emekli aylıklarının kesilip kesilmeyeceği noktasında genel bir düzenleme olan 5335 sayılı Kanunla, Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra yeniden öğretim üyesi olarak göreve başlayanlara ders yükü zorunluluğu aranmadan ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödemesi dışında aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödeme yapılmasına dair yeni bir hüküm getirilmemektedir.

Diğer taraftan, daha önce ayrıldıkları yükseköğretim kurumunda bir kadroya atanan ya da bir kadroya atanmadan yükseköğretim kurumuna dönen öğretim üyelerinin mali hakları konusunda 2547 sayılı Kanun’un 60’ncı maddesinin a) fıkrasında herhangi bir ayrım bulunmamaktadır. Esasen söz konusu fıkrada; bir atama işleminden bahsedilmeyip herhangi bir istihdam şekline de atıf yapılmadan genel bir ifadeyle “kadro koşulu aranmaksızın dönerler” denilmekle de ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödemesi dışında aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödeme yapılmasına ilişkin durumun aynı yöntemle üniversiteye dönen tüm öğreti üyelerine istihdam şekline bakılmaksızın uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla, 2547 sayılı Kanun’un 60’ncı maddesinin a) fıkrasında yer alan “aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödemenin yapılamayacağı” yönündeki emredici hüküm açık olup bu hükme bilinçli olarak atıfta bulunan 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi gerekçe gösterilerek anılan öğretim üyesine yapılan maaş ödemesi mevzuat hükümleriyle bağdaşmamaktadır.

Son olarak, farklı görevlerde bulunan ve farklı mevzuat hükümlerine tabi olan personel arasında, atanma, özlük hakları, mali haklar, emeklilik gibi konularda tam bir eşitlik aranması gerekmemekte olup kanun koyucu, farklı hukuki statülerdeki kişiler için farklı hükümlerin uygulanmasını öngörebileceğinden eşitlik ve angarya yasağı yönünden anayasaya aykırılık iddiasıyla 2547 sayılı Kanun’un 60/a maddesinin Kurulumuzca Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi talebinin de yerinde olmadığı değerlendirilmektedir.

Bu itibarla, sorumlunun temyiz savunmasındaki iddialarının reddedilerek 319 sayılı ek ilamın 2. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE;

(…. Daire Başkanı … ile Üyeler …’in; “Emekli statüsündeki öğretim üyelerinin üniversitede çalışabilmeleri konusu, 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunun 17’nci maddesinde düzenlenmiş olup bu maddede memuriyetteki atama usulü değil, diğer istihdam tiplerinden sözleşmeli personel olarak çalışma ilişkisi vardır.

Bu düzenlemeye ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ise 28.11.1983 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmış, sözleşmeli olarak çalıştırılacak emekli öğretim üyelerine idari görev verilemeyeceği; onlara daimi statüdeki emsal öğretim üyesinin aylık geliri ile emekli aylığı arasındaki farkı geçmeyecek düzeyde bir sözleşme ücreti verilebileceği, bunun dışında, ayrıca bir ödeme yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır. Sözleşmeli emekli öğretim üyelerine ödenecek ücretle ilgili bu düzenleme, 2004 yılı Bütçe Kanununda “onlara ders yükü aranmaksızın sadece ek ders ücreti ödenmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

Yükseköğretim Personel Kanunu’nun 17’nci maddesindeki bu düzenlemeden başka, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun 60’ncı maddesinde 1990 yılında yapılan değişiklik ile; "Bir süre öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra Bakanlar Kuruluna veya Yasama Organı Üyeliğine seçilenler, bu görevlerde geçirdikleri süreler hesaba katılmak ve buna göre aylık dereceleri yükseltilmek, meslek unvan ve sıfatlarını kazanma ile ilgili hükümler saklı kalmak şartıyla başvurmaları halinde bu Kanun hükümlerine göre ayrıldıkları yükseköğretim kurumuna kadro koşulu aranmaksızın dönerler." hükmüne yer verilmiştir.

Burada milletvekilliği görevi sona eren öğretim üyelerinin talepleri halinde kurumlarına dönebilmeleri bir hak olarak getirilmiş, kurumlarına dönen öğretim üyelerinin emekli olmaları durumunda hangi hükümlerin uygulanacağı, emekli aylıklarının kesilip kesilmeyeceği hususları üzerinde durulmamıştır.

Bu düzenlemeyle ilgili bir başka önemli nokta; "yükseköğretim kurumuna kadro koşulu aranmaksızın dönerler" ifadesinin kullanılmış olmasıdır. Burada atanırlar yerine, daha genel nitelikteki "dönerler" ifadesinin kullanılması bilinçli olup, milletvekilliğinden sonra üniversitede tekrar işbaşı yapmak isteyen öğretim üyelerinin, emekli olup olmamalarına göre atama ya da 2914 sayılı Kanun’un 17’nci maddesi çerçevesinde sözleşme yapılması süreçleri işletilecektir.

Bu hususa netlik kazandırmak adına, hükme 2004 yılında "Bunlardan emekli iken yükseköğretim kurumlarına dönenlerin veya yükseköğretim kurumlarına döndükten sonra emekliliğe hak kazanıp emekli olanların emekli aylıkları kesilmez. Bunlara yükseköğretim kurumlarınca, ders yükü zorunluluğu aranmadan ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödenir; bu ödemelerin dışında aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödeme yapılmaz”. fıkrası eklenmiştir. Bu ekleme ile 2914 sayılı Kanunun 17’nci maddesi çerçevesinde işlem yapılması gereği açıkça teyit edilmiştir.

Dolayısıyla, (asıl) ilam maddesine karşı oy yazan Daire üyesinin de isabetle belirttiği gibi 2457 sayılı Kanunun 60/a maddesinde "atanırlar" ya da "sözleşme yapılır" yerine bilinçli olarak bu iki durumu da kapsar biçimde "dönerler" ifadesinin kullanılması ile milletvekilliğinden dönen öğretim üyesinin emekli olup olmamasına göre, atama ile memur ya da emekli sözleşmeli personel olarak istihdamı arasındaki mali sonuçları bakımından fark gözetilmiş olmaktadır. Diğer bir ifadeyle, 2547 sayılı Kanun’un 60/a maddesindeki mali hükümler sadece 2914 sayılı Kanun’un 17’nci maddesi kapsamındaki “sözleşmeli öğretim üyeleri”ni ilgilendirmektedir.

Buna göre 2547 sayılı Kanun’un 60/a maddesinin tek işlevi; milletvekilliğinden dönen öğretim üyesinin üniversitede tekrar işbaşı yapabilmesini mutlak bir hak olarak düzenlemektir. Çünkü 60/b maddesine göre, milletvekilleri dışında, eski öğretim üyeleri üniversiteye dönmek istediklerinde, işbaşı yaptırıp yaptırmama noktasında üniversitenin takdir hakkı vardır.

Özetle, üniversiteye dönen eski milletvekili öğretim üyesi, şayet emekli değilse; kadro karşılığı atama ile normal statüde çalışacak, emekli ise; 2914 sayılı Kanun’un 17’nci maddesi uyarınca sözleşmeli öğretim üyesi hükümleri uygulanacaktır.

Buraya kadar tespit edilen; genel olarak emeklilerin kamuda yeniden çalışmalarına ilişkin genel düzenleme olmadığı; ayrık düzenlemelerde tek tek ele alındığı hususu, 2005 yılında 5335 sayılı Kanun ile değişmiştir. Konu ilk defa bu Kanun’un 30’uncu maddesi ile genel, tüm kamu kurumlarını kapsar biçimde düzenlemeye tabi tutulmuştur.

Bu düzenlemenin ilk fıkrası hükmüyle; tersinden anlatım ile sayılan istisna kurum ve görevlere, ilgilinin emekli olsa dahi atanabilmesi kabul edilmiştir. Bu surette genel bir düzenlemede emekli üniversite öğretim üyelerinin atanabilmesi imkânı kabul edilerek, yukarıda sözü edilen 2914 sayılı Kanun’un 17’nci maddesi ve 2547 sayılı Kanun’un 60’ncı maddesi açık bir atıf yoksa da zımnen yürürlükten kaldırılmış olmaktadır.

5335 sayılı Kanunun 30’uncu maddesinin 1’inci fıkrasında emekli olarak atanabilmesi öngörülenlerin çalışma koşulları, devam eden 2’nci ve 3’üncü fıkralarda düzenlenmiştir. Bunlardan 2’nci fıkraya göre; bu şekilde kamu görevine atanan emeklinin SGK'dan aylığı kesilir ve 3’üncü fıkraya göre de; emekli aylığı kesilmeden çalışmaya imkân veren önceki yasal düzenlemeler uygulanmaz.

Buna karşın devam eden 4’üncü fıkrada; ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerinin "2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60’ncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar" hakkında uygulanmayacağı öngörülmüştür. Dolayısıyla 5335 sayılı Kanunun 30’uncu maddesinin ilk fıkrasına göre atanmış emekli öğretim üyelerinden, sadece milletvekilliğinden dönenlerin SGK emekli aylıkları kesilmeksizin çalışabilmeleri öngörülmüş, bunun dışındaki emekli öğretim üyelerinin ise, emekli aylıklarının kesilmesi gereği kabul edilmiştir.

Bu durumda, 5335 sayılı Kanunun 30’uncu maddesinin 1’inci fıkrası uyarınca emekli öğretim üyesinin üniversitesine yeniden atanabilmesi için herhangi bir şart yoktur. Emekli öğretim üyesi, ister milletvekilliğinden isterse de herhangi bir kurumdan emekli olsun, emekli statüsünden üniversiteye atama suretiyle dönme hakkı vardır. Tüm emekli öğretim üyeleri bu haktan yararlanabilir.

Ancak, Kanun bu şekilde atanan öğretim üyelerine uygulanacak istihdam koşulları bakımından, emekli öğretim üyesinin milletvekilliğinden gelmiş olup olmamasını, emekli aylığının kesilip kesilmemesi bakımından ayırıcı ölçüt olarak kabul etmiştir. Yoksa, ister milletvekilliğinden gelmiş olsun isterse de böyle olmasın, emekli öğretim üyesi üniversiteye atanınca, uygulanacak statü şartları aynıdır, normal çalışan bir öğretim üyesine sağlanan hakların verilmesi gerekir.

Bu anlamda 5335 sayılı Kanunun 30’uncu maddesinin 4’üncü fıkrasında 2547 sayılı Kanun’un 60/a maddesine atıf yapılmasının tek işlevi de; milletvekilliğinden gelen öğretim üyelerinin, diğer öğretim üyelerinden farklı olarak aylıkları emekli aylıkları kesilmeksizin çalışabilmelerini tespit etmektir. 5335 sayılı Kanun’un 30/1 hükmü, sözleşmeli istihdamı değil, atama ile olağan memuriyet koşullarının sağlanması iradesini ortaya koymuştur. Bu açıdan (asıl) ilamda Daire çoğunluğunun belirttiği gibi, 5335 sayılı Kanunun 30’uncu maddesinde atama ertesinde uygulanacak mali haklar bakımından düzenleme bulunmadığı, bu nedenle 2457 sayılı Kanun 60/a maddesinin uygulanması gerektiği görüşüne katılmak mümkün değildir. Bir kimsenin bila bedel çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğuna göre, atamanın zorunlu unsuru olarak icra edilen görev karşılığı düzenlenen maaş ve diğer parasal edimlere hak kazandırması, hukukun ve hakkaniyetin bir gereğidir. Zaten, bu nedenle kanun koyucu 5335 sayılı Kanun 30’uncu maddesinde atama sonucu görev karşılığı yapılacak ödemelerden söz etmemiştir. Başka bir anlatımla; emekli öğretim üyesinin (ve diğer kamu görevlilerinin) emekli statüsünde yeniden atanmalarında ortaya çıkacak sorun, emekli aylıklarını almaya devam edip etmeyecekleri olup bunun içindir ki kanun koyucu maddenin 2-4’üncü fıkralarında bu konuyu ele almıştır.

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde; milletvekili emeklisi Prof. Dr. …'in kurumuna dönmesi sonucu bulunduğu kadroda verdiği hizmet karşılığı maaş ve diğer özlük haklarının ödenmesinde hukuka aykırı bir husus bulunmamaktadır.

Bu itibarla, sorumlunun temyiz savunmasındaki iddialarının kabul edilerek tazmin hükmünün kaldırılması gerekmektedir.”,

... Daire Başkanı …’un; “Yukarıda belirtilen ayrışık görüş gerekçesine de katılmakla beraber ilaveten; 5335 sayılı Kanun'un 30’uncu maddesinin ilk fıkrası ile kanun koyucu emeklilerin kamuda yeniden çalışmaları hakkında getirdiği özel düzenleme ile genel kuralı ortaya koyduktan sonra, diğer kanunların bu genel kural ile bağdaşmayan düzenlemelerinin uygulanmayacağını belirtmiştir.

Buna göre genel kural, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar, emekli aylıklarını; kestirmek suretiyle dahi artık kamuda (genel bütçeye dahil dairelerin, katma bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının, sosyal güvenlik kurumlarının ve bütçeden yardım alan (kuruluşların kadrolarında) bir göreve atanamayacaklardır.

Ancak bu genel kural, başka deyişle yasak mutlak olmayıp işin niteliği gereği bazı istisnalara yer verilmiştir. Dolayısıyla 5335 sayılı Kanun m.30/1 hükmünde yasaktan hariç tutulalar, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alıyor olsalar dahi, genel bütçeye dahil dairelerin, (üniversite gibi) katma bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının, sosyal güvenlik kurumlarının ve bütçeden yardım alan kuruluşların kadrolarına açıktan atanabileceklerdir.

Böylelikle 2547 sayılı Kanun 60/a maddesinde dar bir kapsamda öngörülen öğretim üyelerinin emekli olarak üniversiteye dönebilmeleri hakkı, 5335 sayılı Kanun’un 30/1 maddesindeki "... yükseköğretim kurumlarının öğretim üyeliklerine ... yapılacak atamalar hariç olmak üzere" ifadesi ile emekli tüm emekli öğretim üyelerini kapsar biçimde genişletilmiştir.

İçerikleri itibariyle hem 2547 sayılı Kanun-60/a hem de 5335 sayılı Kanun-30 maddeleri aynı konuyu ele almaktadır. Ancak 5335 sayılı Kanun daha yeni tarihli olduğundan, emekli öğretim üyelerinin üniversitede yeniden atanabilmesine dair bu yeni hükümdeki şartların uygulanması gerektiği söylenebilir. Fıkranın devamındaki; ”Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz." hükmü, bu hususu teyit etmektedir.

Bu şekilde emekli öğretim üyelerinin yeniden atanmalarında 5335 sayılı Kanun'un 30’uncu maddesinin uygulanması gerektiği tespit edildikten sonra, ihtilafın ikinci aşaması olarak bunlar hakkında uygulanması gereken şartların ve özellikle de emekli aylıklarının kesilmesinin gerekip gerekmediği üzerinde durulmalıdır.

5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin ilk fıkrasında istisnalar olarak "Cumhurbaşkanı tarafından atananlar, Başbakan tarafından atanalar, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararnameyle atanan veya görevlendirilenler, Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda göre verilenler ile yükseköğretim kurumlarının öğretim üyeliklerine ve Sağlık Bakanlığının tabip ve uzman tabip kadrolarına yapılacak atamalar" hakkında, emekli aylığının kestirilmesi gibi bir şarttan söz edilmediği halde, ikinci ve üçüncü fıkralarda (ilk fıkradaki istisna kamu görevlileri dışındaki) "Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar"ın atanmaları şartı olarak emekli aylıklarını kestirmeleri gereğine yer verilmiştir.

Dolayısıyla, 5330 sayılı Kanunun 30’uncu maddesi hakkında bir değerlendirmede, ilk fıkrada tek tek sayılan kamu görevlileri ve diğer kamu görevlileri olarak ikili bir ayrıma gidildiğini ve bunların farklı şartlara tabi tutulduğunu söylemek hatalı olmayacaktır. Gerçekten de, maddenin üçüncü fıkrasında, maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerinin belirli kişiler hakkında uygulanmayacağı öngörülmüş bulunmaktadır. (maddenin i bendi uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar hakkında uygulanmayacaktır.) Böylelikle, 30’uncu maddedeki sınırlamaların maddenin üçüncü fıkrasında istisna olarak sayılan kişilere uygulanmayacağı, dolayısıyla bu kişilere tüm özlük haklarını elde etmek suretiyle görev yapma hakkı tanındığı sonucuna varılabilir. Öte yandan, maddede bu kişilerin özlük, hakları bakımından başka bir sınırlama da getirilmiş değildir. Hukukta geçerli olan "yasak olmayan yapılabilir", ilkesi çerçevesinde de aynı sonuca varmak ve bu kişilerin emeklilik aylıkları kesilmeden ve görev yaptıkları yükseköğretim kurumlarından maaşlarını da alarak çalışmalarına hukuki bir engel olmadığını ifade etmek mümkündür.

Bu durumda, 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükmündeki istisnalar kapsamında görev yapanlar için, emekli aylığının kesilmesi veya bu kişilere maaş ödenmemesi söz konusu olamaz. Aksine bir değerlendirmeyi gerektiren bir açıklık olmadığı gibi, ilk fıkranın ikinci cümlesindeki "Diğer kanunların bu fıkraya, aykırı hükümleri uygulanmaz" hükmü, bu çerçevede görevlendirilenler hakkında 2547 sayılı Yasada öngörülen sınırlandırmaların uygulanmayacağını göstermektedir.

Bu bilgiler ışığında; salt 2547 sayılı Kanun’un 60/a maddesine dayanan tazmin hükmü, daha yeni ve daha özel düzenleme niteliğindeki 5335 sayılı Kanunun 30’uncu maddesi karşısında isabetli olmayıp, bu hükümden hareket ile kanun koyucunun milletvekilliği görevinde bulunmuş öğretim üyelerinin üniversiteye dönüşlerinde emekli aylıklarını kestirmeden ve aynı zamanda ifa ettikleri görevin karşılığı aylık, ödenek, tazminat ve diğer alacaklara tam olarak hak kazanacak şekilde atanabilmeleri iradesinde olduğu aşikârdır.

Olayın bu yönüyle de tazmin hükmünün kaldırılması gerekmektedir.” ve

Üyeler …’in; “Esas görüşümüz yukarıda belirtilen tüm ayrışık görüş gerekçeleriyle tazmin hükmünün kaldırılması yönünde olmakla birlikte ilaveten; milletvekili emeklisi öğretim üyelerinin atamaları sonucunda ifa ettikleri görev karşılığında sadece ek ders ücretine hak kazanabileceklerinin kabulü halinde, 5335 sayılı Kanunun 30’uncu maddesinin 4’üncü fıkrasında, 2’nci ve 3’üncü fıkradaki emekli aylıklarının kesilmese gerek olmadığına dair istisna edilen diğer emekliler bakımından eşitlik bozulmuş olacaktır. Örneğin emekli öğretim üyesinin vakıf üniversitesinde emekli aylığı kesilmeksizin tam ücret ile çalışabileceği kabul edilirken, aynı öğretim üyesi devlet üniversitesine döndüğünde çalışması karşılığı maaşa hak kazanamaması, Anayasanın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olup, 18’inci maddesindeki angarya yasağının ihlali anlamına gelecektir.

Keza, 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesine göre atanan emekli öğretim üyesi idari görev alabildiğine göre, bu nedenle bir dersinin olmadığı durumda hiçbir ücrete hak kazanamayacağı gibi bir durum ortaya çıkacaktır ki bu da hakkaniyete açıkça aykırı olup hukukun böyle bir yorumu amaçlamadığı değerlendirilmektedir.

Arz edilen bilgiler ışığında, 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesinin, 5335 sayılı Kanunu 30’uncu maddesine rağmen uygulanabilir bir düzenleme olduğu kabul edilse bile; hüküm Anayasaya aykırı olduğundan, Başkanlığımızca Anayasaya aykırılık itirazı ile Anayasa Mahkemesine re’sen götürülmesine karar verilmesi gerekmektedir.”

şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:11

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim