Sayıştay 2. Dairesi 39966 Kararı - Yüksek Öğretim Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
39966
13 Eylül 2017
Yüksek Öğretim Kurumları
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Yılı: 2012
-
Daire: 2
-
Dosya No: 39966
-
Tutanak No: 43263
-
Tutanak Tarihi: 13.09.2017
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Milletvekilliğinden emekli olduktan sonra üniversiteye dönen öğretim üyesine maaş ödenmesi;
319 sayılı Ek İlamın 2. maddesiyle; milletvekilliğinden emekli olduktan sonra üniversiteye dönerek İşletme Fakültesi’nde göreve ….’e maaş ödendiği gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Sorumlu (Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden Dekan Vekili …), temyiz dilekçesinde özetle; Daire çoğunluğuna göre; 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin 2 vd. fıkralarında yasama organı üyeliğinden emekli olan öğretim üyesine emekli aylığını kestirmeksizin üniversiteye dönme imkânı öngörüldüğünü, ancak bu kişilere kadrolarının gerektirdiği aylık ve mali hakların ödenmesi konusunun düzenlenmediğini; dolayısıyla, bu şekilde üniversiteye dönen milletvekili emeklisi öğretim üyelerine 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesi uyarınca sadece ek ders ücreti ödenebileceğini, maaş ödenmesinin olanaklı olmadığını, buna karşın olayın esası hakkında karşı oy yazan Daire Başkanı Üyenin; “milletvekilliğinden emekli öğretim üyelerinin 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesi uyarınca üniversiteye dönüşlerinde bir kadroya atanabilecekleri gibi atama olmadan da görev yapabileceklerini, hukuken bir kadroya atanmasının sonucunun kişiye bu kadro için öngörülen mali hakların ödenmesi olduğunu, hükümde geçen münhasıran ek ders ücreti ödemesinin atama olmaksızın dönen öğretim üyeleri hakkında olduğunu, keza; 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde emekli öğretim üyelerinin kadroya atanmaları imkânı düzenlendikten sonra hükmün dördüncü fıkrasında 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesine atıfta amacın, emekli aylığı kesilmeksizin çalışmaya imkân tanıma olduğunu, yoksa ilk fıkra uyarınca atamanın kadro karşılığı maaşa hak kazanmayı içerdiği görüşü ile ilgilinin atandığı kadro karşılığı maaşa hak kazandığını” ifade ettiğini, yine Daire çoğunluğunun; 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesinin Anayasaya aykırılığı itirazını; "Farklı görevlerde bulunan ve farklı mevzuat hükümlerine tabi olan personel arasında, atanma, özlük hakları, mali haklar, emeklilik gibi konularda tam bir eşitlik aranması gerekmemektedir. Kanun koyucu, farklı hukuki statülerdeki kişiler için farklı hükümlerin uygulanmasını öngörebilir." gerekçesi ile reddettiğini, buna karşılık iki Daire üyesinin de; “2547 sayılı Kanunun 60/a maddesindeki ek ders ücreti dışında maaş ödenmeyeceği düzenlemesinin, Anayasanın kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğu görüşü ile hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiğini” bildirdiğini, aşağıda arz olunan nedenlerle daire çoğunluğunun 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesini yok sayarak 2547 sayılı Kanunun Anayasadaki kanun önünde eşitlik ilkesi ile angarya yasağına aykırı 60/a maddesine dayanarak adı geçen milletvekili emeklisine yapılan maaş ödemelerini kamu zararı olarak nitelendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, Kurulumuz tarafından tazmin hükmünün bozulmasına, aksi takdirde 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesinin iptali için itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine götürülmesine karar verilmesini arz ettiklerini,
-
Konuyla ilgili değerlendirme için öncelikle tespiti gereken hususun; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinde yer alan kamudaki dört farklı istihdam şekli olduğunu, bu şekillerin; “memur”, “sözleşmeli personel”, “geçici personel” ve “işçi” olduğunu, buradaki sayımın sınırlı olduğunu, başka deyişle; kamu kurumlarının yorum ile dahi farklı ya da sayılanların karması bir istihdam türü ihdas edemeyeceğini, uygulayamayacağını, bu istihdam türlerinden sadece memuriyette kamu kurumunun tek taraflı tasarrufu şeklinde cereyan eden bir atama süreci söz konusu olduğunu, atama ile memurun devlet tarafından önceden kesin olarak belirlenmiş bir statüye tabi olduğunu, diğer üç türde (sözleşmeli personel, geçici personel ve işçide) ise; hukuki ilişkinin atama ile değil; bir özel hukuk ya da idare hukuku sözleşmesi ile kurulduğunu, ikinci olarak, Türk hukukunda emekli sigortalıların işçi ya da serbest çalışabilmeleri konusunun; daha önceden 506 ve 1479, 2008’den itibaren de 5510 sayılı Kanun ile genel düzenlemeye tabi tutulduğunu, buna göre; işçi, memur ya da bağımsız çalışan emeklisinin işçi olarak ya da bağımsız çalışmak istediğinde emekli aylığı kesilmeden çalışabileceğini, bu durumda; Sosyal Güvenlik Kurumu’na çalışması karşılığı sosyal güvenlik destek primi ödeneceğini, ancak emekli sigortalıların kamuda memur olarak (4c sigortalısı) çalışabilmeleri konusunda ise; 2005'deki 5335 sayılı Kanuna kadar genel bir düzenleme bulunmadığını, farklı kanunlarda bu imkânın bazı görevler için var olduğunu,
-
Bu ön bilgiler ışığında emekli statüsündeki öğretim üyelerinin üniversitede çalışabilmeleri konusunun; 2914 sayılı ve 1983 tarihli Yüksek Öğretim Personel Kanununun 17 nci maddesinde düzenlenmiş olduğunu, maddeden görüleceği üzere burada memuriyetteki atama usulünün değil; diğer istihdam tiplerinden sözleşmeli personel olarak çalışma ilişkisinin var olduğunu, bu düzenlemeye ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının 28.11.1983 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığını, buna göre; sözleşmeli olarak çalıştırılacak emekli öğretim üyelerine idari görev verilemeyeceğini; onlara daimi statüdeki emsal öğretim üyesinin aylık geliri ile emekli aylığı arasındaki farkı geçmeyecek düzeyde bir sözleşme ücreti verilebileceğini, bunun dışında, ayrıca bir ödeme yapılmayacağını, sözleşmeli emekli öğretim üyelerine ödenecek ücretle ilgili bu düzenlemenin; 2004 yılı Bütçe Kanununda onlara ders yükü aranmaksızın sadece ek ders ücreti ödenmesi şeklinde değiştirildiğini, Yükseköğretim Personel Kanununun bu düzenlemesinden başka 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinde 1990 yılında yapılan değişiklik ile milletvekilli görevi sona eren öğretim üyelerinin talepleri halinde kurumlarına dönebilmelerinin bir hak olarak getirildiğini, kuruma dönen öğretim üyesinin emekli olması durumunda hangi hükümlerin uygulanacağının; emekli aylığının kesilip kesilmeyeceği hususları üzerinde durulmadığını, bu düzenlemeyle ilgili bir başka önemli noktanın; “… yüksek öğretim kurumuna kadro koşulu aranmaksızın dönerler.” ifadesinin kullanılması olduğunu, burada “atanırlar” yerine daha genel nitelikteki “dönerler” ifadesinin kullanılmış olmasının bilinçli olup milletvekilliğinden sonra üniversitede tekrar işbaşı yapmak isteyen öğretim üyesinin emekli olup olmamasına göre atama ya da 2914 sayılı Kanun’un 17 nci maddesi çerçevesinde sözleşme yapılması süreçlerinin işletilecek olduğunu,
-
Bu hususa netlik kazandırmak adına hükme 2004'te bir cümle eklendiğini, bu ekleme ile 2914 sayılı Kanunun 17 nci maddesi çerçevesinde işlem yapılması gereğinin açıkça teyit edildiğini; dolayısıyla, temyiz konusu ilama esas bakımından karşı oy yazan Daire Üyesinin görüşüne katılmamanın olanaksız olduğunu, çünkü 2457 sayılı Kanunun 60/a maddesinde; "atanırlar" ya da "sözleşme yapılır" yerine bilinçli olarak bu iki durumu da kapsar biçimde "dönerler" ifadesinin kullanılması ile milletvekilliğinden dönen öğretim üyesinin emekli olup olmamasına göre atama ile memur ya da emekli sözleşmeli personel olarak istihdamı arasındaki mali sonuçları bakımından fark gözetilmiş olduğunu, buna göre; 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesinin tek işlevinin; milletvekilliğinden dönen öğretim üyesinin üniversitede tekrar işbaşı yapabilmesini mutlak bir hak olarak düzenlemek olduğunu, çünkü 60/b maddesine göre; milletvekilleri dışında eski öğretim üyeleri üniversiteye dönmek istediklerinde işbaşı yaptırıp yaptırmama noktasında üniversitenin takdir hakkı bulunduğunu, özetle; üniversiteye dönen eski milletvekili öğretim üyesinin şayet emekli değilse; kadro karşılığı atama ile normal statüde çalışacağını, emekli ise; 2914 sayılı Kanunun yukarıda tespit edilen 17 nci maddesi uyarınca sözleşmeli öğretim üyesi hükümleri uygulanacağını,
-
Ancak buraya kadar tespit edilen; genel olarak emeklilerin kamuda yeniden çalışmalarına ilişkin genel düzenleme olmadığı; ayrık düzenlemelerde tek tek ele alındığı hususunun 2005'te 5335 sayılı Kanun ile değiştiğini, konunun ilk defa bu Kanunun 30 uncu maddesi ile genel, tüm kamu kurumlarını kapsar biçimde düzenlemeye tabi tutulduğunu, bu düzenlemenin; temyiz konusu ilamda Daire çoğunluğunun hiçbir şekilde atıfta bulunmadığı ilk fıkrasında tersinden anlatım ile sayılan istisna kurum ve görevlere ilgilinin emekli olsa dahi atanabilmesinin kabul edildiğini, bu suretle genel bir düzenlemede emekli üniversite öğretim üyelerinin atanabilmesi imkânı kabul edilerek 2914 sayılı Kanunun 17 nci maddesi ve 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin açık bir atıf yoksa da zımnen yürürlükten kaldırıldığını, 5335 sayılı Kanun ile kanun koyucunun 17 nci ve 60 ıncı maddelerden farklı olarak; “dönerler” ya da “sözleşme yapılır” gibi ifadeler yerine 657 sayılı Kanun 4/a kapsamında memurlara özgü atama iradesini açıkça ortaya koyduğunu,
-
5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında emekli olarak atanabilmesi öngörülenlerin çalışma koşullarının devam eden ikinci ve üçüncü fıkralarda düzenlendiğini, bunlardan ikinci fıkraya göre; bu şekilde kamu görevine atanan emeklinin SGK'dan aylığının kesileceğini ve üçüncü fıkraya göre de; emekli aylığı kesilmeden çalışmaya imkan veren önceki yasal düzenlemelerin uygulanmayacağını, ancak devam eden dördüncü fıkrada (i bendiyle) ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerinin "2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar" hakkında uygulanmayacağının öngörüldüğünü; dolayısıyla, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ilk fıkrasına göre atanmış emekli öğretim üyelerinden sadece milletvekilliğinden dönenlerin SGK emekli aylıkları kesilmeksizin çalışabilmelerinin öngörüldüğünü, bunun dışındaki emekli öğretim üyelerinin ise emekli aylıklarının kesilmesi gereğinin kabul edildiğini, bu durumda; 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca emekli öğretim üyesinin üniversitesine yeniden atanabilmesi için herhangi bir şart bulunmadığını, emekli öğretim üyesinin; ister milletvekilliğinden isterse de herhangi bir kurumdan emekli olsun emekli statüsünden üniversiteye atama suretiyle dönme hakkının mevcut olduğunu, tüm emekli öğretim üyelerinin bu haktan yararlanabildiğini, ancak kanunun bu şekilde atanan öğretim üyelerine uygulanacak istihdam koşulları bakımından emekli öğretim üyesinin milletvekilliğinden gelmiş olup olmamasını emekli aylığının kesilip kesilmemesi bakımından ayırıcı ölçüt olarak kabul ettiğini, yoksa ister milletvekilliğinden gelmiş olsun isterse de böyle olmasın emekli öğretim üyesi üniversiteye atanınca uygulanacak statü şartlarının aynı olduğunu, normal çalışan bir öğretim üyesine sağlanan hakların verilmesi gerektiğini, 657 sayılı Kanunun 4/a hükmü uyarınca atamanın bunu gerektirdiğini,
-
5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesine atıf yapılmasının tek işlevinin; milletvekilliğinden gelen öğretim üyelerinin diğer öğretim üyelerinden farklı olarak emekli aylıkları kesilmeksizin çalışabilmelerini tespit etmek olduğunu, 5335 sayılı Kanunun m.30/1 hükmünü, sözleşmeli istihdamı değil; atama ile olağan memuriyet koşullarının sağlanması iradesini ortaya koyduğunu, bu açıdan Daire çoğunluğunun belirttiği gibi; 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde atama ertesinde uygulanacak mali haklar bakımından düzenleme bulunmadığını, bu nedenle 2457 sayılı Kanun 60/a maddesinin uygulanması gerektiği görüşüne katılmanın mümkün olmadığını, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde ayrıca açıkça; birinci fıkra kapsamında atananlara maaş ödeneceğinin ifade edilmediğinin kendilerince de kabul edildiğini, ancak edilmesinin de gerekmediğini, çünkü bir kimsenin bila bedel çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğuna göre; atamanın zorunlu unsur olarak icra edilen görev karşılığı 657 sayılı Kanunda düzenlenen maaş ve diğer parasal edimlere hak kazandırmasının hukukun ve hakkaniyetin bir gereği olduğunu; bu nedenle, kanun koyucunun 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde atama sonucu görev karşılığı yapılacak ödemelerden söz etmediğini, emekli öğretim üyesinin (ve diğer kamu görevlilerinin) emekli statüsünde yeniden atanmalarında ortaya çıkacak sorunun; emekli aylıklarını almaya devam edip etmeyecekleri olduğunu ve bunun içindir ki; kanun koyucunun hükmün 2-4’üncü fıkralarında bu konuyu ele aldığını, arz olunan nedenlerle anılan milletvekili emeklisine 5335 sayılı Kanunun 30/1 maddesi uyarınca yapılana atamasında, bulunduğu kadroda verdiği hizmet karşılığı maaş ve diğer özlük haklarının ödenmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, Daire çoğunluğunun görüşünün hukuka aykırı olduğunu, kendisi atandığı içindir ki; 2914 sayılı Kanunun 17 nci maddesi kapsamındaki sözleşmeli emekli öğretim üyelerinden farklı olarak idari görev alabildiğini,
-
Daire çoğunluğunun görüşünde olduğu üzere; milletvekili emeklisi öğretim üyelerinin atamaları sonucunda ifa ettikleri görev karşılığında sadece ek ders ücretine hak kazanabileceklerinin kabulünün, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında, ikinci ve üçüncü fıkradaki emekli aylıklarının kesilmesine gerek olmadığına dair istisna edilen diğer emekliler bakımından eşitliği bozacağını, örneğin; emekli öğretim üyesinin vakıf üniversitesinde emekli aylığı kesilmeksizin tam ücret ile çalışabileceği kabul edilirken, aynı öğretim üyesi devlet üniversitesine döndüğünde çalışması karşılığı maaşa hak kazanamamasının; Anayasanın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, 18 inci maddedeki angarya yasağının ihlali olduğunu, öğretim üyesinin maaşının haftalık 10 saat ders karşılığı olduğunu (2547 sayılı Kanun m.36), emekli öğretim üyesinin haftada 10 saat derse girse alacağı ek ders ücretinin aylık ortalama … TL olduğunu (profesörün ortalama aylık maaşının … TL olduğunu), keza; 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine göre atanan emekli öğretim üyesi idari görev alabildiğine göre; bu nedenle bir dersinin olmadığı durumda hiçbir ücrete hak kazanamayacağı gibi bir durum ortaya çıkacağını ki; bunun hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu ve hukukun böyle bir yorumu dışladığını, konu ile ilgili karardaki Daire çoğunluğunun Anayasaya aykırılığın bulunmadığı görüşünün hatalı olduğunu, farklı mevzuat hükümlerine tabi olan personel arasında farklı şartlar uygulanabileceğinin kabul edildiğini, ancak devlet üniversitesinde görevli öğretim üyesi ile vakıf üniversitesinde görevli öğretim üyesinin farklı mevzuat hükümlerine değil; her ikisinin de 2547 sayılı Kanuna tabi olduklarını, keza öğretim üyesi olarak hukuki statülerinin aynı olduklarını, 2547 sayılı Kanuna tabi kamu görevlileri olduklarını, arz edilen bilgiler ışığında; 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesinin 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine rağmen uygulanabilir bir düzenleme olduğu kabul edilse bile hüküm Anayasaya aykırı olduğundan; Sayıştayca Anayasaya aykırılık itirazı ile Anayasa Mahkemesine resen götürülmesine karar verilmesi gerektiğini,
-
Son olarak, Kurulumuz tarafından değerlendirmede nazara alınması gereken bir hususun; öğretim üyelerinin kamu üniversitelerinde çalışmaya teşvik edilmelerinin önemi olduğunu, son on yılda açılanlarla birlikte devlet üniversitelerinde yetişmiş öğretim üyesi açığının daha da fazla hissedildiğini, Yükseköğretim Kurumunun yeni üniversitelerin kurulması üzerine Öğretim Üyesi Yetiştirme Programını uygulamaya geçirmişse de; bir öğretim üyesinin yetişmesinin uzun zamanı gerektirdiğinin herkesçe malum olduğunu, diğer taraftan, ücretler bakımından devlet üniversitelerinin vakıf üniversitelerine göre dezavantajlı durumunun yetişmiş öğretim üyelerinin devlet kadrolarında çalışmalarını temin gereğini daha da önemli hale getirdiğini, bu kapsamdaki tedbirlerden olarak yukarıda tespit edilen 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanununun 17 nci maddesi ile emekli öğretim üyelerinin ek ders ücreti karşılığında sözleşmeli statüde çalıştırılabilmeleri, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 60 ıncı maddesi ile de, Bakanlar Kurulu veya Yasama Organı Üyeliğinde bulunan öğretim üyelerinin üniversitelerine kadro koşulu aranmaksızın yeniden atanabilmeleri düşünülebilirse de; ilam konusu bu ikinci hükme 2004 yılında eklenen bir cümle ile bu öğretim üyelerine sadece ek ders ücreti ödenmesi öngörülerek bu imkanın fiilen kadük bırakıldığını, bu öğretim üyelerinin vakıf üniversitelerine geçmelerinin adeta teşvik edilmiş olduğunu,
Arz etmiştir.
Bu itiraz üzerine Temyiz Kurulu, 12.01.2016 tarih ve 41320 tutanak (25352 ilam) sayılı İlamında (1. maddesinde) özetle; “2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin a) fıkrasında yer alan “aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödemenin yapılamayacağı” yönündeki emredici hükmün açık olup bu hükme bilinçli olarak atıfta bulunan 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi gerekçe gösterilerek anılan öğretim üyesine yapılan maaş ödemesinin mevzuat hükümleriyle bağdaşmadığından” hareketle sorumlunun (ve ahiz konumundaki fer’i müdahilin) iddialarının reddi ile tazmin hükmünün tasdikine (oy çokluğuyla) karar vermiştir.
Bu defa yukarıda adı geçen Sorumlu (ve ilamın ahizi konumundaki fer’i müdahil), karar düzeltilmesi kanun yoluna başvurarak gönderdikleri dilekçelerde özetle;
-
Sayıştay Temyiz Kurulunca oy çokluğu ile verilen 12.01.2016 tarih ve 41320 tutanak sayılı Karar ile Sayıştay 2. Dairesinin tazmin kararının onandığını, buna karşın yine Sayıştay 2. Dairesinin, temyiz konusu kararından çok kısa bir süre sonra, 23 Aralık 2014 tarih ve 35278 sayılı Kararında, … ile aynı durumda olan …’a yapılan ödemeleri hukuka uygun bulduğunu ve böyle bir durumda 2547 sayılı Kanun 60/a maddesinin uygulanmasının söz konusu olmayacağını açıkça ifade ettiğini, söz konusu karardan anlaşıldığı üzere Sayıştay 2. Dairesinin, 23 Aralık 2014 tarih ve 35278 sayılı Kararı ile konuya ilişkin görüşünü değiştirdiğini, onama kararının incelenmesinden 6085 sayılı Kanun m. 57/a hükmü çerçevesinde bu içtihat değişikliğinin temyiz incelemesinde dikkate alınmadığının görülmekte olduğunu, karar düzeltilmesi başvurusu ele alınırken içtihat değişikliğinin dikkate alınması ve bir içtihat birliği oluşturulmasının, hukuk güvenliği bakımından hiç kuşkusuz elzem olduğunu,
-
Yine 12.01.2016 tarih ve 41320 tutanak sayılı Kararın, karşı oy gerekçesinde belirtildiği üzere Anayasanın 18 inci maddesine açıkça aykırı olduğunu, Anayasa m. 18’in angaryayı yasaklayarak, herkesin çalışması karşılığı ücretini almasını temel bir hak olarak düzenlediğini, yine Anayasa m. 55’in, “Ücret emeğin karşılığıdır” hükmüne amir olduğunu, somut olayda 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine göre atanan emekli öğretim üyesinin, bir dersinin olmadığı durumda yürüttüğü idari görev veya bilimsel çalışmalar için hiçbir ücrete hak kazanamayacağını, özellikle idari görev yürütürken tüm çalışma süresinde görevli olduğu birimde bulunacağını, çalışacağını, sorumluluklar taşıyacağını, buna rağmen çalışmalarının karşılığı olan ücrete hak kazanamayacağını, bu durumun açıkça Anayasanın 18 inci ve 55 inci maddelerine aykırı olup, yasal düzenlemelerin Anayasaya aykırı bir biçimde yorumlanmaması gerektiğini,
-
Somut olaya ilişkin olarak, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin uygulanması gerektiğinin açık olduğunu, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ilk fıkrasındaki istisnalar için, göreve dönmenin bir şartı olarak emekli aylıklarını kestirmek gereğinin Kanunda mevcut olmadığını, böyle bir şartın sadece mezkûr maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre atanacaklar için konulduğunu, ayrıca birinci fıkradaki “Diğer kanunların bu fıkraya, aykırı hükümleri uygulanmaz.” düzenlemesinin, bu kapsamda görevlendirilenler hakkında 2547 sayılı Kanunda öngörülen sınırlamaların uygulanmayacağını açıkça göstermekte olduğunu, Kanunda böyle bir ayrım olduğu ve Kanunun birinci fıkrada sayılan kişilere tüm özlük haklarını elde etmek suretiyle görev yapma hakkı tanıdığı hususların, Kararda sadece karşı oyda ele alındığını, bu yönüyle de ilgili Temyiz Kurulu Kararının eksik olup, 5335 sayılı Kanunun sistematiği içinde konunun tekrar değerlendirmesi gerektiğini,
-
Yine karşı oyda da belirtildiği üzere, emekli öğretim üyesinin vakıf üniversitesinde emekli aylığı kesilmeksizin tam ücret ile çalışabileceği kabul edilirken, aynı öğretim üyesinin devlet üniversitesine döndüğünde çalışması karşılığı maaşa hak kazanamamasının, Anayasanın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, bu şekilde bir durumun tecrübeli öğretim üyesinin vakıf üniversitesinde çalışmaya zorlanması niteliğindedir ki, mevcut hukuki normun bu şekilde yorumlanmaması gerektiğinin açık olduğunu, Sayıştayın, tecrübeli öğretim üyesini vakıf üniversitesinde çalışmaya zorlamasının, devlet üniversiteleri açısından ciddi bir dezavantaj yaratacağından kendi varlık sebebi ile de çelişmekte olduğunu, kaldı ki yine bu şekilde bir yorumun, Anayasanın “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir.” düzenlemesini haiz 48 inci maddesine açıkça aykırı olduğunu, yine yukarıda belirtildiği gibi, mevcut hukuki düzenlemelerin, Anayasaya aykırı bir biçimde ve Sayıştayın varlık sebebi ile çelişir şekilde yorumlanmaması gerektiğini,
-
Mevcut yasal düzenlemeler Anayasa ile bağdaşır şekilde ve Sayıştayın hukuki perspektifine uygun olarak yorumlandığında, karşı oyda da belirtilen 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesine dayanan tazmin hükmünün, daha yeni ve daha özel düzenleme niteliğindeki 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi karşısında isabetli olmayıp, bu hükümden hareket ile kanun koyucunun milletvekilliği görevinde bulunmuş öğretim üyelerinin üniversiteye dönüşlerinde emekli aylıklarını kestirmeden ve aynı zamanda ifa ettikleri görevin karşılığı aylık, ödenek, tazminat ve diğer alacaklara tam olarak hak kazanacak şekilde atanabilmeleri iradesinde olduğu sonucuna ulaşılmakta olduğunu, bu durumun da, tazmin hükmünün kaldırılmasını gerektirdiğini,
-
İlgili yasal düzenlemelerin Anayasa çerçevesinde yorumlandığında varılacak bir başka sonucun ise, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde atama ertesinde uygulanacak mali haklar bakımından somut bir düzenleme bulunmamasının, 2547 sayılı Kanun 60/a maddesinin uygulanmasını gerektirmemesi olduğunu, 2547 sayılı Kanun 60/a maddesinin uygulanmasının, kişinin bila bedel çalışması sonucunu doğuracak olup, bu durumun da ne hayatın olağan akışına ne de Anayasamıza uygun olduğunu, atamanın zorunlu unsuru olarak, kişinin icra edilen görev karşılığı düzenlenen maaş ve diğer parasal edimlere genel hükümlere göre hak kazanmasının, hukukun ve hakkaniyetin bir gereği olduğunu,
-
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde; milletvekili emeklisi …'in kurumuna dönmesi sonucu bulunduğu kadroda verdiği hizmet karşılığı maaş ve diğer özlük haklarının ödenmesinin mevcut hukukun, hukuk güvenliğinin, Anayasanın ve hakkaniyetin açık bir gereği olduğunu
Belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.
(Karar düzeltilmesine ilişkin) Başsavcılık mütalaasında özetle; adı geçenin dilekçesinde; ilgili Temyiz Kurulu Kararında temyiz gerekçelerinin karşılanmadığı, ayrıca gelişen süreçte 2. Dairenin benzer konuda verdiği 09.02.2015 tarihli ve 96 sayılı ilamında milletvekilliği görevi sonrası öğretim üyeliğine dönen kişiye ödenen ücretler konusunda farklı görüş ortaya konulduğu belirtilerek, Temyiz Kurulunca verilen kararın karar düzeltilmesi yoluyla yeniden incelenerek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra, belirtilen hususlar karşısında adı geçenin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairece verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesine hükmedilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir.
Aynı ilam maddesine yönelik 41321 tutanak (25351 ilam sayılı) Temyiz Kurulu İlamı için 39967 sayılı dosyayla diğer sorumlu … adına duruşmalı karar düzeltilmesi talebinde bulunan Vekil Avukatlar (yetki belgesi veren) … ve (yetkili kılınan) … ve Sayıştay Kanununun 55 inci maddesi gereği Temyiz Kurulunca görülen lüzum üzerine duruşmaya katılmasına karar verilen (fer’i müdahil talebinde bulunan ahiz) … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra (İşbu dosya ile duruşmalı karar düzeltilmesi talebinde bulunan sorumlu …’ya 21.08.2017 tarihinde duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyabında),
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Öncelikli olarak, konuya ilişkin yasal mevzuat irdelenecek olursa;
“2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrasında aynen:
“a. (Değişik: 1/11/1990 - 3676/1 md.) Bir süre öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra Bakanlar Kuruluna veya Yasama Organı Üyeliğine seçilenler, bu görevlerde geçirdikleri süreler hesaba katılmak ve buna göre aylık dereceleri yükseltilmek, meslek unvan ve sıfatlarını kazanma ile ilgili hükümler saklı kalmak şartıyla başvurmaları halinde bu Kanun hükümlerine göre ayrıldıkları yükseköğretim kurumuna kadro koşulu aranmaksızın dönerler.
(Ek bent:17/9/2004-5234/2 md.)Bunlardan emekli iken yükseköğretim kurumlarına dönenlerin veya yükseköğretim kurumlarına döndükten sonra emekliliğe hak kazanıp emekli olanların emekli aylıkları kesilmez. Bunlara yükseköğretim kurumlarınca, ders yükü zorunluluğu aranmadan ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödenir; bu ödemelerin dışında aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödeme yapılmaz.”
Hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 30 uncu maddesinde ise aynen:
“Cumhurbaşkanı tarafından atananlar, Başbakan tarafından atananlar, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararnameyle atanan veya görevlendirilenler, Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler ile yükseköğretim kurumlarının öğretim üyeliklerine ve Sağlık Bakanlığının tabip ve uzman tabip kadrolarına yapılacak atamalar hariç olmak üzere, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar, genel bütçeye dahil dairelerin, katma bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının, sosyal güvenlik kurumlarının ve bütçeden yardım alan kuruluşların kadrolarına açıktan atanamazlar. Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.
Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.
Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 11 inci maddesine göre 1.1.2005 tarihinden önce alınmış Bakanlar Kurulu kararları uygulanmaz.
Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri;
a) Cumhurbaşkanlığına seçilenler,
b) Dışarıdan Bakanlar Kurulu üyeliğine atananlar,
c) Yasama Organı üyeliğine seçilenler,
d) Mahalli idareler seçimleri sonucuna göre görev alanlar,
e) Sadece toplantı veya huzur ücreti ya da hakkı ödenen görevleri yürütenler ile yönetim ve denetim kurulu üyeliği ücreti karşılığında görevlendirilenler,
f) Yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler (üniversitelerde ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler hakkında yaş haddini aşmamış olmaları kaydı aranmaz.),
g) Vakıf üniversitelerinde görev alanlar,
h) Özel kanunlarında emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı verilenlerden Cumhurbaşkanı tarafından atananlar, Başbakan tarafından atananlar, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararname ile atanan veya görevlendirilenler ve Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler,
i) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar,
Hakkında uygulanmaz.”
Denilmektedir.
Yukarıdaki kanun sistematiğinden de anlaşılacağı üzere, daha sonraki bir tarihte yürürlüğe giren 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ilk fıkrası ile kanun koyucu emeklilerin kamuda yeniden çalışmaları hakkında getirdiği özel düzenleme ile genel kuralı ortaya koyduktan sonra, diğer kanunların bu genel kural ile bağdaşmayan düzenlemelerinin uygulanmayacağını belirtmiştir.
Buna göre genel kural, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar, emekli aylıklarını kestirmek suretiyle dahi artık kamuda (genel bütçeye dahil dairelerin, katma bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının, sosyal güvenlik kurumlarının ve bütçeden yardım alan (kuruluşların kadrolarında) bir göreve atanamayacaklardır.
Ancak bu genel kural (ya da yasak), mutlak olmayıp işin niteliği gereği bazı istisnalara yer verilmiştir. Dolayısıyla, 5335 sayılı Kanunun m.30/1 hükmünde yasaktan hariç tutulanlar, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alıyor olsalar dahi, genel bütçeye dahil dairelerin, (üniversite gibi) katma bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının, sosyal güvenlik kurumlarının ve bütçeden yardım alan kuruluşların kadrolarına açıktan atanabileceklerdir.
Böylelikle, 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesinde dar bir kapsamda öngörülen öğretim üyelerinin emekli olarak üniversiteye dönebilmeleri hakkı, 5335 sayılı Kanunun 30/1 maddesindeki “... yükseköğretim kurumlarının öğretim üyeliklerine ... yapılacak atamalar hariç olmak üzere” ifadesi ile emekli tüm emekli öğretim üyelerini kapsar biçimde genişletilmiştir.
İçerikleri itibariyle hem 2547 sayılı Kanun-60/a hem de 5335 sayılı Kanun-30 maddeleri aynı konuyu ele almaktadır. Ancak 5335 sayılı Kanun daha yeni tarihli olduğundan, emekli öğretim üyelerinin üniversitede yeniden atanabilmesine dair bu yeni hükümdeki şartların uygulanması gerektiği söylenebilir. Fıkranın devamındaki; “Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.” hükmü, bu hususu teyit etmektedir.
Bu şekilde emekli öğretim üyelerinin yeniden atanmalarında 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin uygulanması gerektiği tespit edildikten sonra, ihtilafın ikinci aşaması olarak bunlar hakkında uygulanması gereken şartların ve özellikle de emekli aylıklarının kesilmesinin gerekip gerekmediği üzerinde durulmalıdır.
5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ilk fıkrasında istisnalar olarak "Cumhurbaşkanı tarafından atananlar, Başbakan tarafından atanalar, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararnameyle atanan veya görevlendirilenler, Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda göre verilenler ile yükseköğretim kurumlarının öğretim üyeliklerine ve Sağlık Bakanlığının tabip ve uzman tabip kadrolarına yapılacak atamalar" hakkında, emekli aylığının kestirilmesi gibi bir şarttan söz edilmediği halde, ikinci ve üçüncü fıkralarda (ilk fıkradaki istisna kamu görevlileri dışındaki) “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar”ın atanmaları şartı olarak emekli aylıklarını kestirmeleri gereğine yer verilmiştir.
Dolayısıyla, 5330 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi hakkında bir değerlendirmede, ilk fıkrada tek tek sayılan kamu görevlileri ve diğer kamu görevlileri olarak ikili bir ayrıma gidildiğini ve bunların farklı şartlara tabi tutulduğunu söylemek hatalı olmayacaktır. Gerçekten de, maddenin üçüncü fıkrasında, maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerinin belirli kişiler hakkında uygulanmayacağı öngörülmüş bulunmaktadır. (Maddenin i bendi uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar hakkında uygulanmayacaktır.) Böylelikle, 30 uncu maddedeki sınırlamalar maddenin üçüncü fıkrasında istisna olarak sayılan kişilere uygulanmayacağından; bu kişilere tüm özlük haklarını elde etmek suretiyle görev yapma hakkı tanındığı sonucuna varılabilir. Öte yandan, maddede bu kişilerin özlük, hakları bakımından başka bir sınırlama da getirilmiş değildir. Hukukta geçerli olan “yasak olmayan yapılabilir”, ilkesi çerçevesinde de aynı sonuca varmak ve bu kişilerin emeklilik aylıkları kesilmeden ve görev yaptıkları yükseköğretim kurumlarından maaşlarını da alarak çalışmalarına hukuki bir engel olmadığını ifade etmek mümkündür.
Bu durumda, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükmündeki istisnalar kapsamında görev yapanlar için, emekli aylığının kesilmesi veya bu kişilere maaş ödenmemesi söz konusu olamaz. Aksine bir değerlendirmeyi gerektiren bir açıklık olmadığı gibi, ilk fıkranın ikinci cümlesindeki; “Diğer kanunların bu fıkraya, aykırı hükümleri uygulanmaz.” hükmü, bu çerçevede görevlendirilenler hakkında 2547 sayılı Yasada öngörülen sınırlandırmaların uygulanmayacağını göstermektedir.
Bu bilgiler ışığında, salt 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesine dayanan tazmin hükmü (sonrasında Temyiz Kurulundaki tasdik kararı), daha yeni ve daha özel düzenleme niteliğindeki 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi karşısında isabetli olmayıp, bu hükümden hareket ile kanun koyucunun milletvekilliği görevinde bulunmuş öğretim üyelerinin üniversiteye dönüşlerinde emekli aylıklarını kestirmeden ve aynı zamanda ifa ettikleri görevin karşılığı aylık, ödenek, tazminat ve diğer alacaklara tam olarak hak kazanacak şekilde atanabilmeleri iradesinde olduğu aşikârdır. Aslında, 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesinde yer alan; “… bu görevlerde geçirdikleri süreler hesaba katılmak ve buna göre aylık dereceleri yükseltilmek, …” ifadesiyle bu iradesini dile getirmektedir.
Bu anlamda, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasında 2547 sayılı Kanunun 60/a maddesine atıf yapılmasının tek işlevi de; milletvekilliğinden gelen öğretim üyelerinin, diğer öğretim üyelerinden farklı olarak aylıkları emekli aylıkları kesilmeksizin çalışabilmelerini tespit etmektir. 5335 sayılı Kanunun 30/1 hükmü, sözleşmeli istihdamı değil, atama ile olağan memuriyet koşullarının sağlanması iradesini ortaya koymuştur. Bu açıdan (asıl) ilamda Daire çoğunluğunun belirttiği gibi, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde atama ertesinde uygulanacak mali haklar bakımından düzenleme bulunmadığı, bu nedenle 2457 sayılı Kanun 60/a maddesinin uygulanması gerektiği görüşüne katılmak mümkün değildir. Bir kimsenin bila bedel çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğuna göre, atamanın zorunlu unsuru olarak icra edilen görev karşılığı düzenlenen maaş ve diğer parasal edimlere hak kazandırması, hukukun ve hakkaniyetin bir gereğidir. Zaten, bu nedenle kanun koyucu 5335 sayılı Kanun 30 uncu maddesinde atama sonucu görev karşılığı yapılacak ödemelerden söz etmemiştir. Başka bir anlatımla, emekli öğretim üyesinin (ve diğer kamu görevlilerinin) emekli statüsünde yeniden atanmalarında ortaya çıkacak sorun, emekli aylıklarını almaya devam edip etmeyecekleri olup bunun içindir ki kanun koyucu maddenin 2-4 üncü fıkralarında bu konuyu ele almıştır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, milletvekili emeklisi …'in kurumuna dönmesi sonucu bulunduğu kadroda verdiği hizmet karşılığı maaş ve diğer özlük haklarının ödenmesinde hukuka aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Son olarak, ihtilafa konu olan 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin a) fıkrasının ikinci bendinin ikinci cümlesi 01.07.2017 tarih ve 30111 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan (18.06.2017 tarihinde kabul edilen) Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 17 nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
2547 sayılı Kanunun 60/a maddesinin, daha sonra yürürlüğe giren 5335 sayılı Kanunu 30 uncu maddesi karşısında uygulanabilir düzenleme olmadığına yönelik yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda ödemenin yasal olduğu sonucu sabit olmakla beraber anılan mevzuat değişikliğinin gerekçesine bakıldığında da her iki kanunun da yürürlükte olmasının yarattığı karmaşadan ve söz konusu kanunlar arasındaki uyumsuzluğun giderilmesinden bahsedilmiş olması, yalnızca, bu sonucu tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturmuştur.
Bu itibarla, sorumluların karar düzeltilmesi dilekçesinde (temyiz aşamasında da aynen) ileri sürmüş oldukları hükmün esasına etkili iddia ve itirazlarının Temyiz Kurulunca alınan Kararda karşılanmamış olduğu görüldüğünden; 12.01.2016 tarih ve 41320 tutanak (25352 ilam) sayılı Temyiz Kurulu İlamının 1. maddesinde KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLDUĞUNA ve yapılan ödemede mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca, 319 sayılı Ek İlamın 2. maddesi ile verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün BOZULMASINA ve (tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğine yönelik) yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE; oy çokluğuyla,
Karşı oy gerekçesi
Temyiz Kurulu ve ... Daire Başkanı … ile Üyeler; …, …, …, …, … ve …’in karşı oy gerekçesi:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrasında (hesap yılında yürürlükte olan şekliyle) aynen:
“(Değişik: 1/11/1990 - 3676/1 md.) Bir süre öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra Bakanlar Kuruluna veya Yasama Organı Üyeliğine seçilenler, bu görevlerde geçirdikleri süreler hesaba katılmak ve buna göre aylık dereceleri yükseltilmek, meslek unvan ve sıfatlarını kazanma ile ilgili hükümler saklı kalmak şartıyla başvurmaları halinde bu Kanun hükümlerine göre ayrıldıkları yükseköğretim kurumuna kadro koşulu aranmaksızın dönerler.
(Ek bent: 17/9/2004-5234/2 md.) Bunlardan emekli iken yükseköğretim kurumlarına dönenlerin veya yükseköğretim kurumlarına döndükten sonra emekliliğe hak kazanıp emekli olanların emekli aylıkları kesilmez. Bunlara yükseköğretim kurumlarınca, ders yükü zorunluluğu aranmadan ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödenir; bu ödemelerin dışında aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödeme yapılmaz.”
Hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 30 uncu maddesinde ise aynen:
“Cumhurbaşkanı tarafından atananlar, Başbakan tarafından atananlar, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararnameyle atanan veya görevlendirilenler, Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler ile yükseköğretim kurumlarının öğretim üyeliklerine ve Sağlık Bakanlığının tabip ve uzman tabip kadrolarına yapılacak atamalar hariç olmak üzere, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar, genel bütçeye dahil dairelerin, katma bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının, sosyal güvenlik kurumlarının ve bütçeden yardım alan kuruluşların kadrolarına açıktan atanamazlar. Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.
Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.
Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 11 inci maddesine göre 1.1.2005 tarihinden önce alınmış Bakanlar Kurulu kararları uygulanmaz.
Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri;
a) Cumhurbaşkanlığına seçilenler,
b) Dışarıdan Bakanlar Kurulu üyeliğine atananlar,
c) Yasama Organı üyeliğine seçilenler,
d) Mahalli idareler seçimleri sonucuna göre görev alanlar,
e) Sadece toplantı veya huzur ücreti ya da hakkı ödenen görevleri yürütenler ile yönetim ve denetim kurulu üyeliği ücreti karşılığında görevlendirilenler,
f) Yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler (üniversitelerde ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler hakkında yaş haddini aşmamış olmaları kaydı aranmaz.),
g) Vakıf üniversitelerinde görev alanlar,
h) Özel kanunlarında emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı verilenlerden Cumhurbaşkanı tarafından atananlar, Başbakan tarafından atananlar, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararname ile atanan veya görevlendirilenler ve Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler,
i) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar,
Hakkında uygulanmaz.”
Denilmektedir.
5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle Yasama Organı üyeliği bittikten sonra emekli aylığı almakta iken öğretim üyesi olarak atananların emekli aylığı kesilmeden çalışmalarına imkân sağlanmakta ancak bu kişilere kadrolarının gerektirdiği aylık ve diğer mali hakların ödenmesi konusunda (yeni) bir hüküm getirilmemektedir.
Yukarıda yer verilen 2547 sayılı Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrasında ise Yasama Organı üyeliğinden sonra öğretim üyelerinin ayrıldıkları yükseköğretim kurumlarına (üniversitelerine) dönüşüne imkân verilmiş; ayrıca bu kişilere yapılacak ödemeler ile emekli aylıkları hakkında kesin hükümler getirilmiş bulunmaktadır. Buna göre, bu durumda olan kişilerin emekli aylıkları kesilmez ve bu kişilere sadece ders yükü zorunluluğu aranmadan ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödenmesi mümkün olup, bu ödemelerin dışında aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödeme yapılamaz.
2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesi ile 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi Yasama organı üyeliğinden emekli öğretim üyelerinin yükseköğretim kurumlarına (üniversitelere) dönüşleri ile ilgili karar düzeltilmesi dilekçesinde de ifade edildiği üzere benzer hükümler getirmektedir. Ancak karar düzeltilmesi dilekçesinde belirtilen açıklamalarda, içerikleri itibariyle aynı konuyu ele alan maddelerden daha yeni tarihli olan maddenin uygulanması gerektiği, nitekim bu hususun 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ilk fıkrasındaki; “Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.” hükmü gereği zorunlu olduğu ifade edilmişse de; bu hüküm sadece söz konusu fıkraya ilişkin olarak getirilmiştir. Söz konusu fıkrada ise sadece atamaya ilişkin kural getirilmiş bulunduğundan; 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesi ile bu fıkrada atamaya ilişkin getirilen kurallar arasında farklılık bulunmuş olsa idi bu fıkranın uygulanması gerekeceği açıktır. Ancak buradaki konu, milletvekilliğinden emekli olan öğretim üyesinin atanması olmayıp bu kişilerin ayrıldıkları yükseköğretim kurumlarına (üniversitelerine) dönüşlerinde elde edebilecekleri mali haklar ile ilgilidir ve bu konu hakkında 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile (yeni) bir hüküm getirilmemiş olduğundan 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesi ile getirilmiş olan kural yürürlüğünü devam ettirmektedir. Kaldı ki 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (i) bendinde 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin (a) bendine atıf yapılmak suretiyle bu durum teyit edilmektedir.
Karar düzeltilmesi dilekçesinde ise 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrasının tek işlevinin, milletvekilliğinden dönen öğretim üyesinin üniversitede tekrar işbaşı yapabilmesini mutlak bir hak olarak düzenlemek ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrasına atıf yapılmasının tek işlevinin ise milletvekilliğinden gelen öğretim üyelerinin diğer öğretim üyelerinden farklı olarak emekli aylıkları kesilmeksizin çalışabilmelerini tespit etmek olduğu belirtilmiştir. Ancak bu yorum 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrasında yer alan diğer hükümlerin göz ardı edilmesine yol açmaktadır. Bu yorumun kabul edilmesi halinde bu fıkranın yürürlükte bulunan; “Bunlardan (bir süre öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra Bakanlar Kuruluna veya Yasama Organı Üyeliğine seçilenlerin) emekli iken yükseköğretim kurumlarına dönenlerin veya yüksek öğretim kurumlarına döndükten sonra emekliliğe hak kazanıp emekli olanların emekli aylıkları kesilmez. Bunlara yükseköğretim kurumlarınca, ders yükü zorunluluğu aranmadan ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödenir; bu ödemelerin dışında aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödeme yapılmaz.” hükmünün başka hangi durumlarda uygulanacağı sorunu ortaya çıkmaktadır. Oysa kanun koyucu bu hüküm ile, bir süre öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra Bakanlar Kuruluna veya Yasama Organı Üyeliğine seçilip buradan emekli olanların yükseköğretim kurumlarına (üniversitelere) dönüşlerinde alabilecekleri ve alamayacakları ödemeler ile ilgili iradesini açıkça ortaya koymuş bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle, kanun koyucu, bu durumdaki kişilerin diğerlerine nazaran çok daha yüksek emekli aylığı aldıkları bilinci ile bu aylıklarının kesilmemesini; bunun yanı sıra, ders yükü zorunluluğu aranmadan ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödenmesini öngörmüş; bunun karşılığında da, aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödeme yapılmamasını hüküm altına almıştır.
Özetle, 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin a) fıkrasında (hesap yılında yürürlükte olan şekliyle) yer alan “aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödemenin yapılamayacağı” yönündeki emredici hüküm açık olup, bu hükme bilinçli olarak atıfta bulunan 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi gerekçe gösterilerek anılan öğretim üyesine yapılan maaş ödemesi mevzuat hükümleriyle bağdaşmamaktadır.
Son olarak, ihtilafa konu olan 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin a) fıkrasının ikinci bendinin ikinci cümlesi 01.07.2017 tarih ve 30111 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan (18.06.2017 tarihinde kabul edilen) Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 17 nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Anılan mevzuat değişikliğiyle öğretim üyelerinin Yasama Organı üyeliğinden emekli olduktan sonra yükseköğretim kurumlarına (üniversitelere) dönüşlerinde öğretim üyesi olarak aldıkları maaşlarının kesilmesi durumu son bulmuş olsa da; kanunlarının geriye yürümezliği ilkesi gereğince (geçmişe dönük ödeme yapılabileceğine yönelik özel bir kanuni düzenleme de yapılmadığından) hesap yılı itibariyle oluşan kamu zararının ortadan kalkması gibi bir durum söz konusu değildir. Kaldı ki, kanun koyucunun emredici bir sınırlama getiren madde hükmünü ortadan kaldıran böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyması, kanun değişikliği yapılmadan önce, Yasama Organı üyeliğinden emekli olarak yükseköğretim kurumlarına (üniversitelere) dönen öğretim üyelerinin ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı dışında aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödeme yapılamayacağına ilişkin Sayıştay İlamını ve Temyiz Kurulu Kararını teyit eder niteliktedir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, sorumlular (ve fer’i müdahil) tarafından ileri sürülen iddia ve itirazların tamamının söz konusu Temyiz Kurulu Kararında karşılandığı ve Kararın Kanuna aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından ve ayrıca Kararın düzeltilmesini icap ettiren başka bir husus da ileri sürülmediğinden; tazmin hükmü korunarak karar düzeltilmesine mahal olmadığına karar verilmesi gerekir.
Karar verildiği 13.09.2017 tarih ve 43263 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:06