Sayıştay 2. Dairesi 39960 Kararı - Yüksek Öğretim Çeşitli Konular

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

2

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

39960

Karar Tarihi

12 Ocak 2016

İdare

Yüksek Öğretim Kurumları

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları

  • Yılı: 2010

  • Daire: 2

  • Dosya No: 39960

  • Tutanak No: 41314

  • Tutanak Tarihi: 12.01.2016

  • Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar

KARAR

Ek ders karşılıklarının ödenmesi sırasında ek ders çizelgeleri ve ders yükü tabloları ile bankaya elektronik ortamda gönderilen banka ödeme listelerinde tahrifat yapılarak fiilen gerçekleştirilmemiş ek ders karşılığında öğretim üyeleri adına ek ders ücreti tahakkuk ettirilerek veya fiilen gerçekleştirilmiş olup öğretim üyelerine ödenmesi gereken tutarların ahizlerine ödenmeyerek personel ücretlerinin hazırlanması ile görevli bulunan Şahsın mevduat hesabına aktarıldığı gerekçesiyle verilen tazmin hükmü.

179 sayılı ek ilamın 1. maddesiyle; …’nde ek ders karşılıklarının ödenmesi sırasında ek ders çizelgeleri ve ders yükü tabloları ile bankaya elektronik ortamda gönderilen banka ödeme listelerinde tahrifat yapılarak fiilen gerçekleştirilmemiş ek ders karşılığında öğretim üyeleri adına ek ders ücreti tahakkuk ettirilerek veya fiilen gerçekleştirilmiş olup öğretim üyelerine ödenmesi gereken tutarların ahizlerine ödenmeyerek personel ücretlerinin hazırlanması ile görevli bulunan Şef …’nın mevduat hesabına aktarıldığı gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Sorumlu adına Vekil Avukat sıfatıyla temyiz talebinde bulunan Avukat …, temyiz dilekçesinde özetle;

  1. 5018 sayılı Kanun'un 71'inci maddesinde kamu zararının tanımlandığını, gerek bu madde gerekse diğer maddeler nazara alındığında 5018 sayılı Kanun’a göre mali sorumluluğun şartlarının; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem bulunması, ortada bir kamu zararı olması ve mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olması olarak sıralanabileceğini, Sayıştay ilamı ile harcama yetkilisine somut olaylar dâhilinde kusur isnadı yapılmadan, mali sorumluluk yüklendiğini, harcama yetkilisinin, sadece kanun maddesine dayanılarak sorumlu tutulduğunu, harcama yetkilisinin denetim eksikliği, özen eksikliği ve sair herhangi bir fiilinin, somut olarak ortaya konulmadığını, böyle bir tespit bulunmamakta iken harcama yetkilisinin sorumluluğuna hükmedilmesinin mümkün olmadığını,

    1. Sayıştay ilamında; "… (…) … Fakültesi'nde ek çalışma karşılıklarının ödenmesi sırasında ek ders çizelgeleri ve ek ders yükü tabloları üzerinde ve bankaya elektronik ortamda (elektronik posta/cd) gönderilen banka ödemelerinde tahrifat yapıldığının görüldüğü"nün belirtildiğini, somut olay açısından müvekkilinin kontrolü/onayı ile suça konu hareketin sırasının önem arz ettiğini, zira; kamu zararına neden olan suçun maddi unsurunun (ek ders çizelgelerinde tahrifat, banka tarafından usulsüz ödeme yapılması ve sair işlemlerin), müvekkilinin süreç içerisindeki kontrol/onay ve işlemlerinden sonra yapıldığını, bununla birlikte, suçun banka ödemesi aşamasında da müvekkilinin bir dahili; dolayısıyla kusuru bulunmadığını, bankaya elektronik ortamda (elektronik posta/ cd) gönderilen listelerde, müvekkilinin onayı bulunmadığı gibi; mutemedin kendi e-mailinden bankaya gönderilen bu listeleri kontrol etmenin müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, müvekkilinin ilgili fakültede dekan olduğunu, müvekkilinin yoğun iş temposu karşısında, somut durumun, hakkaniyete ve hayatın olağan akışına uygun değerlendirilmesi gerektiğini, bu hususa ilişkin olarak; üniversite bünyesindeki tüm birimlerde standart olarak uygulanan; ek ders listelerinin düzenlenmesi, onayları ve ödeme aşamalarının, şematik olarak ekteki örnekleriyle Kurulumuzun bilgi ve değerlendirmesine sunulduğunu, ek ders çizelgelerinin, öğretim üyeleri tarafından doldurulan ders yükü formlarından oluşmakta olduğunu, söz konusu ders yükü formları ve bu formlara göre hazırlanmış ek ders çizelgelerinin; mutemet tarafından harcama yetkilisi müvekkilinin onayına sunulmakta olduğunu, harcama yetkilisinin; kontrol ettiği ek ders çizelgeleri ve ders yükü formlarına göre üst yazıyı imzalayarak doğruluğunu onaylamakta olduğunu, harcama yetkilisinin onayının sadece üst yazıda olup üst yazının altındaki yaklaşık 30 sayfalık ek ders çizelgelerinde imza yeri bulunmadığını, bu aşamada; müvekkilinden onay alınması akabinde üst kapağın altındaki, "ek ders çizelgeleri" üzerinde mutemet tarafından tahrifat yapıldığını ve gerçeğe uygun olanların bunlar ile değiştirildiğini, çizelgelerin içeriğindeki ders saatlerinde tahrifat yapıldığını belirtmek gerektiğini ve neticede de bu tahrifatlı ek ders çizelgeleri esas alınarak hesaplama yapıldığını, şu halde; müvekkilinin onayı/kontrolü akabinde üzerinde imza bulunmayan ek ders çizelgelerinde yapılan tahrifatın neticede bilgisayar ortamında yapılmış olup gerçeğe uygun olarak düzenlendiğini ve müvekkilinin denetimine sunulmuş çizelgelerin yok edilmiş olduğunu, Sayıştay ilamına konu zarara neden olan mutemedin odasındaki kağıt çöpünde 2011-2012 Bahar yarıyılına ait tahrif edilmiş (dilekçe ekinde sunulan) sahte evraklar ile asıl tablolar bulunduğunu, belgelerin bulunması akabinde (yine dilekçe ekinde sunulan) 09. 10. 2012, 10. 10. 2012, 15. 10. 2012, 16. 10. 2012, 18. 10. 2012, 19. 10. 2012, 06. 11. 2012, 15. 11. 2012 ve 27. 11. 2012 tarihli tutanakların düzenlendiğini, söz konusu çizelgelerin; kurum tarafından bilgisayar ortamında kullanılan ek ders programının ilgili tarihlerdeki çıktıları olduğunu, keza bu programın ilgili aya ilişkin hesap gerçekleştikten sonra hesap dönemi bitiminde kapandığını ve geçmiş döneme ait işleme izin vermediği için evrakların daha sonra herhangi bir şekilde elde edilmesinin mümkün olamadığını (bu yöndeki Bilgi İşlem Daire Başkanlığı yazısının dilekçe ekinde sunulduğunu), görüleceği üzere; müvekkili tarafından onaylanan ek ders çizelgeleri ve sair belgelerde bir suç unsuru/sahtecilik/gerçeğe uygun olmayan herhangi bir bilgi bulunmadığını, müvekkilinin bilgisi dahilindeki evrakların birbiri ile uyumlu ve gerçek duruma uygun olduğunu,
    1. İlerleyen süreçte müvekkilinin denetiminden sonra tahrifat yapılan ek ders çizelgeleri, öğretim üyelerinin aylık puantaj çizelgeleri ile karşılaştırıldıktan sonra mutemet, gerçekleştirme görevlisi ve personel daire başkanı tarafından imzalı bordroların hazırlandığını, akabinde imzalı bordronun, banka ödeme listesi ve ödeme emri çizelgesinin toplam miktarlarının karşılaştırılması sağlanarak hesap kontrolü yapılmakta olduğunu, bu aşama sonrasında tüm çizelgelerin kontrol ve onay için Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı’na gönderildiğini, müvekkilinin sorumluluk ve kontrol aşamasının bu şekilde sona erdiğini, bundan sonraki aşamalarda dahilinin söz konusu olmadığını, Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı'nın kontrolü sonrasında ödemelerde esas alınması gereken ıslak imzalı ödeme listesi ve ödeme emrinin bankaya gönderilmekte olduğunu, bununla birlikte mutemedin "kişi, hesap no. ları ve ödeme miktarları"nı içeren ve de kendi hesap numarasını mükerrer şekilde eklediği tahrifatlı banka ödeme listesini bankaya e-mail ile göndermesi ve bankanın ıslak imzalı belgeler yerine mevzuata aykırı olarak tahrifatlı e-mail içeriklerine itibar etmesi sonucunda anılan kamu zararının oluştuğunu, sahteciliğin; kontrolden sonra yapıldığı ve gerek hesaplama gerekse de ödeme işlemlerinde sistemli bir incelikle işlendiği için tüm hesap çizelgeleri sonuçlarının birbirini tutmakta olduğunu, buna göre; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemi bulunmayan dolayısıyla kusuru (kasıt, kusur veya ihmali) söz konusu olmayan ve bu haliyle herhangi bir zarar ika etmesi de mümkün olmayan harcama yetkilisine mali sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığını, harcama yetkilisinin bu durumda sorumlu tutulmasının hem 5018 sayılı Kanunla hem de hukukun genel ilkeleriyle bağdaştırılamayacağının düşünüldüğünü, bu nedenlerle; somut olayın esasına dair bu hususların inceleme dışı bırakıldığı anlaşılan Sayıştay ilamını temyiz etmek zorunluluğunun hasıl olduğunu,
  2. Harcama yetkilisi tarafından üniversite yönetimince belirlenmiş rutin denetim prosedürüne uygun olarak gerekli özenin gösterildiğini, ancak zarara neden olan eylemin yasal çerçevede yapılması gerekli kontroller ile tespit edilebilecek nitelikte olmadığını, 5018 Sayılı Kanun'un 71’inci maddesinde yer verilen kamu zararının, suç nedeniyle oluştuğunu, harcama yetkilisinin azami derecede özen göstermesi, gerekli kontrolleri yapması ve sair yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen somut olayın özelliği nedeniyle kamu zararının oluşmasına engel olunamayacağının aşikâr olduğunu, Sayıştay Başkanlığı tarafından kurumda her sene yapılan mutat ve muhtelif denetimlerde bu konu ile ilgili herhangi bir zarar ve/veya hukuka aykırı fiil tespit edilemediğini, zarara neden olan sahtecilik eylemlerinin 2008-2012 yıllarına ait olup Sayıştay gibi uzman bir kurum tarafından dahi görülemediğini, hesap mahkemesi sıfatına sahip Sayıştay'ın eski yıllara ait denetiminde bu hususun yer almamış olmasının uzman denetçiler tarafından dahi tespit edilmesi imkansız bir incelikte düşünülmüş sahteciliğin söz konusu olduğunu gösterdiğini, gerek bu konuda uzman hesap denetçilerinin gerekse de denetleme konusunda uzman olmayan herhangi bir kişinin tespit edebileceği bir durum olmadığının Sayıştay'ın eski tarihli denetim raporları (ilamları) ile sabit olduğunu, ayrıca anılan kamu zararı ve sahteciliğin; Türkiye İş Bankası gibi köklü denetim tecrübesine sahip ve her yıl teftiş edilen bir kurum tarafından dahi 5 yıllık süre boyunca tespit edilemediğinin açıkça belirtmek istediklerini, bahsi geçen mutemedin maaş hesabına yatan yüklü miktarlı ödeme nedeniyle durumun fark edilerek anılan bankanın merkez şubesi tarafından ortaya çıkarılabildiğini, bunun da banka içi denetim ile ortaya çıkabilecek nitelikteki anılan zarara neden olan eylemin bankanın denetim yetersizliğinden oluştuğunu göstermekte olduğunu,

  3. Sayıştay ilamına konu somut olayda Borçlar Hukukunda iradeyi sakatlayan sebepler arasında sayılan ve hukuki işlemin geçerliliğini etkileyen hata, hile ve ikrahı incelemenin yerinde olacağını, Sayıştay Dergisi Sayı 82'de; "Sayıştay hesap yargısında sorumlulardan birinin, ortaya çıkan kamu zararının diğer sorumluların veya ilgililerin hileli veya gerçeğe aykırı işlemleri sonucu ortaya çıktığını ve bu hususlarda kendi kusurunun bulunmadığını ispat ettiği takdirde tazmin sorumluluğundan kurtulması gerektiği doğru bir yaklaşım olacaktır. " denildiğini, bu kapsamda ilgili fakültede görevli mutemedin … 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 21. 01. 2013 tarihinde gerçekleştirilen sorgusunda; müvekkilinin bilgisi dışında mükerrer kereler hazırlanmış olan kendisi tarafından elektronik ortamda bankaya gönderilen listelerde (elektronik posta/cd) hak sahibinin yerine kendi hesap numarasını yazdığını kabul ettiğini (… 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/454 E. sayılı dosyasının 21. 01. 2013 tarihli duruşma zaptı), mutemedin sorgusunda; ". . . Bankaya gönderilen fiziki belgelerde herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Onlar rektörlük katına kadar gözetimden geçmiş, denetimden geçmiş ve bankaya teslim edilmiştir. Ancak bu listeyi kullanacağına, cd ortamında gönderilen listeye daha kolay kendilerine aktardıkları için bu listelere itibar ediyorlar. Bu listelerde de iddianamede geçen fark rakamlarının ödeme yerine kendi hesap numaramı yazdığım için bu paralar da benim hesabıma geçiyordu. …” şeklinde ifade verdiğini, bu nedenlerle; inceleme konusu somut olayda mutemet tarafından yapılan sahteciliğin söz konusu olması dikkate alındığında tüm mali sorumluluğun gerçeğe aykırı belge düzenleyen mutemede ait olması gerektiğini, bu yönde Sayıştay ilamında; sorgu edilen tutarın tamamının mutemetten münferiden tazminen tahsiline dair Denetçi ve Savcı Görüşüne de yer verildiğini,

  4. Kamu zararından mutemet ile birlikte bankanın da sorumlu olduğunu, bu hususun Sayıştay ilamında da açıkça belirtildiğini, bankanın sorumluluğunun-kusurunun kamu zararının oluştuğu nokta olması hasebiyle göz ardı edilmemesi gerektiğini, zira; bankanın kontrolsüzlüğünden kaynaklanan açık kusuru kabul edildiğinde harcama yetkilisi müvekkili ile kamu zararı arasında herhangi bir illiyet bağı olmadığının da görüleceğini,

    1. İlgili yasal düzenlemeye göre, 17. 07. 2012 tarih 28356 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 sıra nolu Aylıkların Banka Aracılığıyla Ödenmesi Hakkında Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği'nin 2’nci bölümünde yer alan 5, 6 ve 7. madde hükümleri gereğince; ödemenin yapılabilmesi için harcama birimleri tarafından düzenlenen banka listelerinin muhasebe birimlerince kontrol edilmesi ve bankaya gönderme emri ekinde gönderilmesi gerektiğini, banka şubelerinin ise muhasebe birimince onaylı banka listelerine göre ödeme gerçekleştirmesi gerektiğini, bankanın ilgili hesaplara aktarma işlemlerini resmi nitelik taşıyan ıslak imzalı listeler yerine ilgili mevzuatta kullanılması öngörülmeyen ve tahrif edilmiş olan elektronik posta/cd ortamındaki listelere göre yaptığını, oysa yukarıda açıklanan hükümlere göre ödemelerin saymanlıkça onaylanan listelere göre yapılması gerektiğini, bankaların güven kurumları olduğunu; işlemlerinde azami oranda özen göstermek zorunluluğu bulunduğunu, üniversitenin bu derece yüksek bedelli işlemlerinde ıslak imzalı listeler ile elektronik listenin uyumlu olup olmadığının karşılaştırılmadığını; öğretim üyesi karşısında yer alan hesap numarasının bu isme ait olup olmadığına dahi bakılmadığını, banka tarafından … 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/ 1108 E. sayılı dosyasına sunulan davaya cevap dilekçesi ekinde e-mail ile gelen ödeme listelerinin banka tarafından yapılan dökümlerinin mahkemeye sunulduğunu, böylelikle anılan dosyanın davalısı bankanın; özensizliğini adeta kabul ettiğini, zira; dilekçe ekinde banka tarafından mahkemeye dökümleri sunulan elektronik postalarda zarara neden olan sahteciliğin; hiçbir denetime gerek kalmaksızın banka tarafından fark edilebilir nitelikte olduğunu, keza; mutemet adına aynı hesap numarası ile 17 adet ödemenin peş peşe listede yer aldığının görüleceğini,
    1. Sayıştay ilamında, banka ile yapılan sözleşme ve protokollerin KBS sistemi açısından ilgili yasal düzenlemelere uygunluğunun değerlendirildiğini; ancak bankacılık sözleşmelerindeki genel işlem şartlarının dikkate alınmamış olduğunu, şöyle ki; kural olarak ekonomik bakımdan zayıf, güçsüz kişilerin karşı tarafça önceden hazırlanan genel işlem şartına katılma yolu ile girdikleri sözleşme ilişkilerinde sözleşmeye müdahale edilebileceğini, nitekim ekonomik bakımdan güçsüz olanların korunması lüzumunun Anayasa ve Borçlar Hukuku'ndan kaynaklanmakta olduğunu, genel işlem koşullarının; bir sözleşme yapılırken düzenleyenin ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olduğunu, buna göre; üniversite ile banka arasında imzalanan sözleşme ve protokollerin banka tarafından tek taraflı olarak hazırlanan ve çok sayıdaki benzer durumda kullanılan gelen sözleşmeler olduğunu, söz konusu sözleşme ve protokol hükümlerinde; üniversitenin ekonomik bakımdan banka karşısında güçsüz taraf olduğunu ve üniversitenin sözleşme hükümlerine müdahale imkânının olmadığının izahtan vareste olduğunu,
  5. Üniversite Rektörlüğü tarafından banka ve mutemet aleyhine … 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/ 1108 E. sayılı dosyası ile kamu zararının tazmini için dava açıldığını, Sayıştay ilamındaki zararın tazmini için mutemedin malvarlığı ile ilgili tedbirlere ilişkin üniversite tarafından önlemler alındığını, mutemet tarafından … Gazetesi Emlak Sayfasında verilen 11. 09. 2014 tarihli gayrimenkul satış ilanının öğrenilmesi ile … 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/ 1108 E. sayılı dosyası ile yapılan yargılamada; üniversite tarafından mutemedin 2/B arazisi kapsamındaki gayrimenkulü üzerine el konulmasının talep edildiğini, mahkemece üniversitenin tedbir talebi kabul edilerek ilanda satışa çıkarılan ve 2/B arazisi kapsamında olduğu bildirilen taşınmazın mutemede ait ise; taşınmaz satışının (devrinin) önlenmesi hususunda ihtiyati tedbir konulmasına, söz konusu taşınmazın mutemet adına tapusunun çıkartılması için müracaat edildiğinde durumun ilgili kurumlar tarafından derhal mahkemeye bildirilmesine karar verildiğini, söz konusu tedbir kararı doğrultusunda … Defterdarlığı'na 28. 11. 2014 tarihli müzekkere gönderildiğini ve tedbir kararının Tapu Sicil Müdürlüğü’ne gönderilmesinin temininin rica edildiğini,

  6. Kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için Sayıştay ilamı gereğince; kamu zararı oluştuğu gerekçesiyle harcama yetkililerinin malen sorumlu olduklarının benimsenmiş olduğu kabul edilse dahi böyle bir kabul halinde bir tarafta adli yargının oluşan tüm zarardan mutemet ve bankayı sorumlu tutabileceğini ve zarardan harcama yetkilisinin sorumlu olmadığını kesin olarak belirleyebilecek yargı kararı arasında çelişki doğacağını, bu durumun ise; Anayasa'nın 2’nci maddesiyle toplum yaşamında eşitlik temeline dayanan hakça bir hukuk düzeni kurulmasını amaçlayan hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağını, bu nedenlerle; öncelikle müvekkilinin herhangi bir kamu zararına sebep olmaması nedeni ile ilamın müvekkili yönünden kaldırılmasını/bozulmasını, aksi halde konu ile ilgili ceza ve ticaret mahkemelerindeki yargılamaların beklenilmesine karar verilmesini talep etmek zorunluluğunun hâsıl olduğunu,

dile getirmiştir.

Başsavcılık karşılamasında özetle; temyiz talebinde bulunan ilgilinin temyiz dilekçesinde; öğretim üyelerinin ek ders ücretlerinin ödenmesi sırasında mutemedin kendi hesabına geçirdiği paralarla ilgili olarak verilen tazmin hükmünün mevzuatına uygun olmadığını, kendisinin sadece üst yazıyı imzaladığını, diğer belgeler üzerinde tahrifat yapılması ve yetkili bankaya gönderilen CD'ye yapılan kayıtlardan bilgisi bulunmadığını, bu işlemler için kendisine sorumluluk yüklenilemeyeceğini söyleyerek kararda banka ile yapılan sözleşme ve protokollerin değerlendirildiğini, sözleşmedeki genel işlem şartlarının dikkate alınmadığını; buna karşılık kendisine yönelik, kasıt, kusur ve ihmale yönelik bir tespit yapılmadığını gerekçe göstererek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep ettiği ifade edildikten sonra dilekçe ve eklerinde ortaya konulan hususların Daire kararının gerekçelerini karşılamaktan uzak olduğundan bahisle ilgilinin temyiz talebinin reddi ile verilen kararın tasdikine hükmedilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.

Yukarıda adı geçen avukat, ikinci temyiz dilekçesinde özetle; duruşma ve tüm aşamalar sırasında her türlü beyan, sunum ve sair tüm hukuki hakları saklı kalmak kaydı ile Başsavcılık karşılamasını kabul etmediklerini bildirmiştir.

Başsavcılık ikinci karşılamasında; temyiz talebinde bulunan ilgili tarafından ileri sürülen hususlar karşısında; temyiz talebinin sorumluluk yönünden kabulü ile verilen tazmin kararının kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı ifade edilmiştir.

Başsavcılık, duruşma sırasında sorumluların iddiaları karşısında tazmin hükmünün Dairesine tevdii edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.

Sorumlu … adına duruşma talep eden Vekil Avukat … ve (yetkili kılınan) Avukat …, Sorumlu …’nin kendisi ve Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi gereği Temyiz Kurulu’nca görülen lüzum üzerine duruşmaya katılmasına karar verilen …, … ve … ile Sayıştay Başsavcı Vekilinin sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde aynen:

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.”

denilerek ilgili tutarın hak sahibine ödenmesi işlemi; giderin gerçekleşmesi sürecinin tamamlanmasının bir unsuru olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte giderin yapılabilmesi için o gider karşılığında iş, mal veya hizmetin gerçekten alınması veya gerçekleşmesi gerektiği de hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanun’un “Kamu zararı” başlıklı 71’inci maddesinde de aynen:

“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.

Kamu zararının belirlenmesinde;

a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,

b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,

c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,

d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)

g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,

Esas alınır.

(Değişik üçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.

Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.

(Değişik son fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

hükümleri yer almaktadır.

31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı (3. Mükerrer) Resmi Gazetede yayımlanan Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nin “Ödeme belgeleri ve bağlanacak kanıtlayıcı belgeler” başlıklı 5’inci maddesinde ise aynen:

“Ödeme belgesi en az üç nüsha düzenlenir. İlk iki nüshası, bu Yönetmelikte belirtilen kanıtlayıcı belgelerle birlikte muhasebe birimine verilir. Ödeme belgesinin birinci nüshası ile eki kanıtlayıcı belgeler Sayıştaya gönderilir, ikinci nüshası ise muhasebe biriminde saklanır.

Kanıtlayıcı belgeler, kamu harcamalarının belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak yapıldığına ve gerçekleştirildiğine ilişkin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca düzenlenip onaylanan belgelerdir. Kesin veya ön ödeme şeklinde yapılacak kamu harcamalarında ödeme belgesi olarak bağlanacak kanıtlayıcı belgeler aşağıda belirtilmiştir.

Ödeme belgesinin birinci nüshasına, kanıtlayıcı belgelerin aslı veya yasal bir sebeple aslı temin edilemeyenlerin onaylı suretleri bağlanır. Fatura ve taşınır işlem fişinin asıllarının bağlanması esastır. Ancak, kaybolma, yırtılma, yanma gibi mücbir sebeplerle aslının temin edilemediği hallerde, fatura ve/veya taşınır işlem fişinin onaylı örnekleri bağlanmak suretiyle ödeme yapılabilir. Onaylı suretlerin, onaylayan ilgili birim yetkilisinin adı, soyadı, unvanı, imzası ve resmi mühür ile onay tarihini taşıması gerekir.

…”

denilirken aynı Yönetmelik’in “Ek çalışma karşılıkları” başlıklı 13’üncü maddesinde aynen:

“Ek ders ve fazla çalışma ücretleri ile huzur hakkı ve toplantı ücretleri, konferans ücretleri ve diğer ek çalışma ücretlerinin ödenmesinde, Çeşitli Ödemeler Bordrosu (Örnek : 13) ile birlikte duruma göre aşağıdaki belgeler aranır…

….c) 10/11/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu uyarınca ödenecek ek ders ücretlerinde;

  • Yükseköğretim Ek Ders Ücreti Çizelgesi (Örnek : 15/A),

  • Her öğretim döneminin ilk ayında ders yükü dağılımını gösteren onay ve akademik takvim (Programda değişiklik halinde onay yeniden alınır.)…”

denilerek ödeme için gerekli olan belgeler sayılmıştır.

Bu hükümlere göre; ek ders karşılıklarının ödenebilmesi için “Yükseköğretim Ek Ders Ücreti Çizelgesi” ve “Her öğretim döneminin ilk ayında ders yükü dağılımını gösteren onay ve akademik takvim”in gerçeğe uygun olarak düzenlenmesi, ödeme emri belgesine harcama birimleri tarafından düzenlenen banka listelerinin muhasebe birimlerince kontrol edilmesi ve bankaya gönderme emri ekinde gönderilmesi gerekmektedir. Banka şubeleri ise muhasebe birimince onaylı banka listelerine göre ödemeleri gerçekleştirmelidir.

Uygulamada bu hususa riayet edilmeyerek bahsi geçen mutemedin çeşitli tarihlerde üniversitenin akademik personeline yapılan ek ders ödemelerine ilişkin evraklarda ve bankaya elektronik ortamda (disket-cd vb.) gönderilen evraklarda değişiklik ve tahrifat gibi çeşitli hilelerle kendisine menfaat sağladığı, bu hususa istinaden konunun adli yargıya intikal ettiği ve … 1. Ağır Ceza Mahkemesi ve … 18. Asliye Ticaret Mahkemesinde konuyu ilgilendiren ceza ve ihtiyati tedbir davalarının açıldığı, konunun mali boyutu itibariyle de Sayıştay denetçileri tarafından sorgu konusu yapıldığı, bunun neticesinde; Sayıştay 2. Dairesince de, kamu zararına neden olan sorumlular hakkında tazmin hükmü verildiği anlaşılmaktadır.

Öncelikli olarak, yukarıda belirtilen 5018 sayılı Kanun’un kamu zararı tanımı çerçevesinde; fiilen gerçekleştirilmiş ek dersler karşılığında öğretim elemanları adına doğru olarak tahakkuk ettirilen ve bu nedenle öğretim elemanlarına ödenmesi gereken ek ders ücretlerinin mutemedin mevduat hesabına aktarılması sonucu ilamda kamu zararı olarak nitelendirilen … TL, kişilerin zararı olup bunu kamu zararı olarak nitelendirmek mümkün değildir. Söz konusu tutar, mevzu bahis olaydan maddi olarak zarar gören öğretim elemanlarına olayın gerçekleşmemiş olması durumunda zaten ödenecek olup bu tutarın kendilerine iadesi yapacakları şikâyet ve başvuruya bağlı olup bu husus Sayıştay yargılamasının konusu değildir. Dolayısıyla, olayın bu yönüyle bütçe giderinde bir değişiklik oluşmayacağından kişilerin zararını ilgilendiren bu tutar hakkında Sayıştay yargılaması açısından ilişilecek herhangi bir husus bulunmamaktadır. Diğer bir deyişle, ilamda kamu zararı tutarı olarak belirtilen … TL’nin … TL azaltılmak suretiyle … TL olarak düzeltilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, fiilen gerçekleştirilmemiş ek dersler karşılığında öğretim elemanları adına ek ders ücretleri tahakkuk ettirilmesinden kaynaklanan ve olmayan bir bütçe giderine neden olan … TL’nin 5018 sayılı Kanun’un kamu zararı tanımı kapsamında kamu zararı olduğu konusunda herhangi bir şüphe bulunmamaktadır.

Ancak, temyiz talebinde bulunan ilgilinin “ek ders çizelgelerinin, öğretim üyeleri tarafından doldurulan ders yükü formlarından oluşmakta olduğu, söz konusu ders yükü formları ve bu formlara göre hazırlanmış ek ders çizelgelerinin, mutemet tarafından harcama yetkilisinin onayına sunulmakta olduğu, harcama yetkilisinin; kontrol ettiği ek ders çizelgeleri ve ders yükü formlarına göre üst yazıyı imzalayarak doğruluğunu onaylamakta olduğu, harcama yetkilisinin onayının sadece üst yazıda olup üst yazının altındaki yaklaşık 30 sayfalık ek ders çizelgelerinde imza yeri bulunmadığı, bu aşamada; harcama yetkilisinden onay alınması akabinde üst kapağın altındaki “imzasız ek ders çizelgeleri" içeriğindeki ders saatlerinde tahrifat yapıldığı ve gerçeğe uygun olan ek ders çizelgelerinin sahteleri ile değiştirildiği, neticede de bu tahrifatlı ek ders çizelgeleri esas alınarak hesaplama yapıldığı, bu halde; harcama yetkisinin/gerçekleştirme görevlisinin onayı/kontrolü akabinde üzerinde imza bulunmayan ek ders çizelgelerinde yapılan tahrifatın; neticede bilgisayar ortamında yapılmış olup gerçeğe uygun olarak düzenlendiği ve harcama yetkilisinin/gerçekleştirme görevlisinin denetimine/kontrolüne sunulmuş çizelgelerin yok edilmiş olduğu, Sayıştay ilamına konu zarara neden olan mutemedin odasındaki kağıt çöpünde 2011-2012 Bahar yarıyılına ait tahrif edilmiş (dilekçe ekinde sunulan) sahte evraklar ile asıl tablolar bulunduğu, Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı'nın kontrolü sonrasında ödemelerde esas alınması gereken ıslak imzalı ödeme listesi ve ödeme emrinin bankaya gönderilmekte olduğu, bununla birlikte, mutemedin kişi hesap numaraları ve ödeme miktarlarını içeren ve de kendi hesap numarasını mükerrer şekilde eklediği tahrifatlı banka ödeme listesini bankaya e-mail ile göndermesi ve bankanın ıslak imzalı belgeler yerine mevzuata aykırı olarak tahrifatlı e-mail içeriklerine itibar etmesi sonucunda anılan kamu zararının oluştuğu; dolayısıyla, mutemet ile birlikte bankanın da sorumlu olduğu” yönündeki iddiaları karşısında ilama konu olayda sahtecilik ve zimmetin; öncelikle ödeme belgesine eklenen belgelerin hazırlanış aşamasında değil de bu belgelerin hazırlanmasına esas ders yükü formlarının düzenlenmesinde yapıldığı ve daha sonra ödeme listesinin elektronik ortamda bahsi geçen bankaya teslim edilmesi aşamasında öğretim elemanlarının hesap numarası yerine mutemedin hesap numarasının yazılması yoluyla gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından; haklarında tazmin hükmü verilen harcama yetkilisi ve (mutemet dışındaki) gerçekleştirme görevlisinin olayda bir müdahillerinin olup olmadığını mevcut veriler ışığında tespit etmek mümkün görünmemektedir.

Son olarak, daha önce de belirtildiği gibi Üniversite Rektörlüğü tarafından banka ve mutemet aleyhine … 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/ 1108 E. sayılı dosyası ile Sayıştay ilamındaki kamu zararının tahsili için dava açılmış (aynı zamanda duruşma sırasında banka aleyhine rücu davası açılmış olduğu ve buna ilişkin evrakların da Başkanlığımıza bilahare iletileceği bildirilmiş) olup mutemedin malvarlığı ile ilgili tedbirlere ilişkin üniversite tarafından önlemler alınmıştır. Bu minvalde, mutemet tarafından …’nin Emlak Sayfasında verilen 11.09.2014 tarihli gayrimenkul satış ilanının öğrenilmesi ile … 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/ 1108 E. sayılı dosyası ile yapılan yargılamada; üniversite tarafından mutemedin 2/B arazisi kapsamındaki gayrimenkulü üzerine el konulması talep edilmiş, mahkemece üniversitenin tedbir talebi kabul edilerek ilanda satışa çıkarılan ve 2/B arazisi kapsamında olduğu bildirilen taşınmazın mutemede ait ise; taşınmaz satışının (devrinin) önlenmesi hususunda ihtiyati tedbir konulmasına, söz konusu taşınmazın mutemet adına tapusunun çıkartılması için müracaat edildiğinde durumun ilgili kurumlar tarafından derhal mahkemeye bildirilmesine karar verilmiştir. Ayrıca bu tedbir kararı doğrultusunda … Defterdarlığı'na 28.11.2014 tarihli müzekkere gönderilmiş ve tedbir kararının Tapu Sicil Müdürlüğü’ne gönderilmesinin temini de istenmiştir.

Bu itibarla, hem konunun esası hem de sorumluluk yönünden yapılan yukarıda açıklamalar doğrultusunda; tazmin hükmü kurulmasında hukuki isabet bulunmadığından tazmin hükmünün BOZULMASINA ve gerek Sayıştay yargılaması açısından (kişi zararları hariç tutulmak kaydıyla) kamu zararı tutarının yeniden belirlenmesini ve üniversite tarafından kamu zararının tahsili için ticaret mahkemesinde açılan dava sonucunun beklenilmesini gerekse konu ile ilgili ceza mahkemesindeki yargılama sonucuna göre sorumlulukların yeniden tespit edilmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE;

(…. Daire Başkanı …’un; “Gönderilen savunmalar ışığında tazmin hükmü verilen kişilerin doğrudan sorumlu olduklarının söylenmesi mümkün değildir. Sorumlular alacağın takibi açısından üzerlerine düşeni yapmış olmakla birlikte mutemedin kesin olarak sorumlu olduğu noktasında bir tereddüt bulunmamaktadır. Adli yargıya konu mahkeme kararlarından sonra ilgililerin rücu mekanizmasını işletip işletmedikleri açısından konunun takip edilmesi gerekmektedir.”,

Üyeler …’in; ”5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.” hükmü bulunmaktadır.

Konu diğer yargı organlarının (burada adli yargının) görev alanına girmektedir. Kanun bu tür durumlarda Türk Ceza Kanununun uygulanacağını ifade etmektedir. Türk Ceza Kanununa göre kamu zararı tespiti ise Sayıştay’ın görev alanında değildir. Ayrıca Kanun bu fiilleri işleyenlere verilecek idari para cezası da önermektedir.

Burada kamu zararını tespit edecek makam adli yargı organlarıdır. Zira Kanun’un üçüncü fıkrasında; “(Değişik üçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.” Denilmektedir. Sayıştayca kesin hükme bağlamanın dışında da yargılama sonucu ile kamu zararına karar verilebilmektedir. Benzer düzenleme Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 7’nci maddesinde de yargı organlarınca da kamu zararının belirlenebileceğini ifade etmektedir.

Burada ilamın konusu (çünkü mahkeme bu yönde karar vermiştir) TCK’nın 247’nci maddesinde düzenlenen zimmet ve 204’üncü Maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçudur. Takdir edilir ki, ceza yargılaması farklı ve teknik bir husustur. Ceza yargılama kanunundaki hükümler uygulanmadan belge üzerinden bu suçların sübutiyetine karar vermek mümkün değildir.

Kamu idaresi, olayı ortaya çıkartmış, gerekli incelemeyi yapmış ve suç duyurusunda bulunmuştur. Ayrıca zararının karşılanması yönünde davaya müdahil olmuştur. İdarenin bundan sonra yapacağı suçun mağduru sıfatıyla yasal yollarla zararını tazmin ettirmek olacaktır.

Kamu zararının oluşabilmesi için birinci şart mevzuata aykırı bir karar, eylem veya işlemin olması ikinci şart da ekonomik bir zararın oluşmasıdır. Bu açıdan Sayıştay 2. Dairesinin ilamına bakılacak olursa somut zarar hesaplanmış; ancak yapılan işlemin hangi mevzuatın neresine aykırı olduğu belirtilmemiştir.

Aslında buradaki temel problem (yani ilamda mevzuatın belirtilememesi); kamu zararına sebep olan mevzuatın TCK’nın 247 ve 204’üncü maddeleri olmasıdır. Sayıştay da TCK hükümlerine göre kamu zararı belirleyemediği içindir ki konu Sayıştay yargısının dışındadır ve adli yargı organlarınca karar verilmelidir. Zira 5018 sayılı Kanun’un üçüncü fıkrasının tam da demek istediği budur. Bu nedenle 6085 sayılı Kanun’un 55. maddesinin 2. fıkrasının ‘b) Yetkiyi aşmak,’ bendi nedeniyle ilam hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.” Ayrıca yine Üye …’nın; “Konu, Sayıştay yargısı dışında ve hala derdest haldedir. Adalet ve hakkaniyet gereği sorumlular, sorumluluklar ve kamu zararı açısından derdest halde bulunan cari davaların sonuçları ilgili daire tarafından göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir.”,

Üye …’ın; “Söz konusu zimmete geçirme olayı mutemet tarafından bankaya gönderilen e-maillerdeki bilgilerde tahrifat yapılmak (bazı öğretim üyelerinin alacakları tutarlar değiştirilmek ve karşısına mutemedin hesap numarası yazılmak) suretiyle gerçekleştiğinden bu durumdan sorumlular haberdar olmayıp bu şekilde gerçek kamu zararı tutarının tespiti de mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla, sorumlulukların ve gerçek kamu zararı tutarının yeniden tespiti amacıyla dosyanın Dairesine gönderilmesi gerekir.”,

Üye …’ın; ”İlamda; … Fakültesi’nde ek ders karşılıklarının ödenmesinde, ek ders çizelgeleri ve ders yükü tabloları ile elektronik ortamda bankaya gönderilen, banka ödeme listelerinde tahrifat yapılarak;

  1. Fiilen gerçekleştirilmemiş ek ders karşılığında öğretim üyeleri adına ek ders ücreti tahakkuk ettirilmesi suretiyle,

  2. Fiilen gerçekleştirilmiş olup öğretim üyelerine ödenmesi gereken tutarların ahizlerine ödenmeyerek, personel ücretlerinin hazırlanması ile görevli bulunan Şef …’nın mevduat hesabına aktarılması suretiyle gerçekleşen kamu zararlarının,

Geçekleştirme Görevlisi (Şef) …, diğer Gerçekleştirme Görevlisi (Fakülte Sekreteri) … ve Harcama Yetkilisi (Dekan) …’ye, müştereken ve müteselsilen ödettirilmesine karar verilmiştir.

  1. Gerekçede kamu zararının, ödeme evrakı eki, ek ders çizelgeleri ve ders yükü tablolarında tahrifat yapılmak suretiyle gerçekleştirildiği kabul edilmiştir. Gerçekleştirme görevlisi (Şef) …’nın kamu zararından sorumlu olması konusunda bir tereddüt yoktur. Ancak, diğer gerçekleştirme görevlisi olan fakülte sekreteri ile harcama yetkilisinin, ek ders ücreti ödenmesi süreçlerindeki hangi eylemlerinden dolayı sorumlu oldukları, ekli belgelerdeki tahrifatın bu kişilerin eylemlerinden önce veya sonra yapılma durumuna göre bu kişilerin eylemlerinin değerlendirilmediği, evraklardaki tahrifatın, sorumlu tutulan bu kişilerce yapılan normal kontrollerde tespit edilip edilemeyeceğine dair bir irdeleme/değerlendirme yapılmamıştır. Sadece olay ortaya konulup ilgili kanun maddesi yazılmak suretiyle sorumluluk tespitine gidilmiştir. Dolayısıyla sorumluluk değerlendirilmesinin yeniden yapılması gerekir.

  2. 6085 sayılı Kanunda, bekletici sorun ile ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. Ancak, bu Kanun’un, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Uygulanacağı haller başlıklı 61. Maddesinde, “Bu kanunda yargılama usulüne ve kanun yollarına ilişkin hüküm bulunmayan hallerde, 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanacağı”, hükme bağlanmıştır. 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 447/2. Maddesinde ise, Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı yapılan yollamaların, Hukuk Muhakemeleri Kanunun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, 6100 sayılı Kanunun “bekletici sorun” ile ilgili hükümlerinin bu davada uygulanması gerekmektedir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun, bekletici sorun başlıklı 165. Maddesinde;

“(1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.

(2) Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir.” Denilmektedir.

Söz konusu kamu zararı ile ilgili olarak, suçluların cezalandırılması ile ilgili, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinde ceza davası, kamu zararının tahsili ile ilgili de … 18. Asliye Ticaret mahkemesinde alacak davası açılmıştır. Bu durma göre söz konusu davaların sonucunun beklenmesi gerekir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle ilamın bozulmasına karar verilmesi gerekir.”,

Üye …’ın; ”İlamda; '… Fakültesi’nde ek ders karşılıklarının ödenmesinde, ek ders çizelgeleri ve ders yükü tabloları ile, elektronik ortamda bankaya gönderilen banka ödeme listelerinde tahrifat yapılarak;

  1. Fiilen gerçekleştirilmemiş ek ders karşılığında öğretim üyeleri adına ek ders ücreti tahakkuk ettirilmesi suretiyle,

  2. Fiilen gerçekleştirilmiş olup öğretim üyelerine ödenmesi gereken tutarların ahizlerine ödenmeyerek, personel ücretlerinin hazırlanması ile görevli bulunan Şef …’nın mevduat hesabına aktarılması suretiyle, gerçekleşen kamu zararlarının,

Geçekleştirme Görevlisi (Şef) …, diğer Gerçekleştirme Görevlisi (Fakülte Sekreteri) … ve Harcama Yetkilisi (Dekan) …’ye, müştereken ve müteselsilen ödettirilmesine' karar verilmiştir.

Öncelikle; İlamda, ayrışık görüş gerekçesinde de belirtildiği üzere, fiilen gerçekleşmiş ek dersler karşılığında öğretim üyeleri adına tahakkuk ettirilen tutarların mutemedin banka hesabına aktarılması ile, fiilen gerçekleştirilmemiş ek dersler karşılığında öğretim üyeleri adına tahakkuk ettirilen tutarların mutemedin banka hesabına aktarılması arasında sorumluluk bakımından bir ayrım yapılması ve buna göre bir değerlendirme yapılması gerekmekte idi.

Diğer taraftan;

  1. ) "Fiilen gerçekleştirilmiş ek ders karşılığı olup, öğretim üyelerine ödenmesi gereken tutarların ahizlerin hesaplarına ödenmeyerek, personel ücretlerinin hazırlanması ile görevli bulunan Mutemet …’nın mevduat hesabına aktarılması" hususunda;

Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı'nın kontrolü sonrasında ödemelerde esas alınması gereken ıslak imzalı ödeme listesi ve ödeme emri Bankaya gönderilmiştir. Bununla birlikte, Bankayla imzalanan sözleşme gereğince aynı listenin CD'sinin de Bankaya gönderilmesi gerekmektedir. Ancak; Banka görevlilerinin hem ilgili Tebliğ hükümleri gereği, hem de güvenlik açısından, ıslak imzalı ödeme listesini esas alarak ödeme yapması gerekirken, Mutemedin bankaya e-mail ile gönderdiği "kişi, hesap no.ları ve ödeme miktarları"nı içeren ve de kendi hesap numarasını mükerrer şekilde eklediği tahrifatlı banka ödeme listesini esas alarak ödeme yaptığı anlaşılmıştır.

Fiilen gerçekleştirilmiş ek dersler karşılığında öğretim elemanları adına doğru olarak tahakkuk ettirilen ve bu nedenle öğretim elemanlarına ödenmesi gereken ek ders ücretlerinin mutemedin mevduat hesabına aktarılması, bu paranın öğretim elemanlarına ödenmesi gerekliliğini ve talep hakkını ortadan kaldırmayacağından, bu tutarın kamu zararı olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Ancak; sahteciliğin kontrolden sonra yapıldığı ve gerek hesaplama gerekse de ödeme işlemlerinde sistemli bir şekilde işlendiği; tüm hesap çizelgeleri sonuçlarının birbirini tutmakta olduğu anlaşıldığından, mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemi bulunmayan ve kasıt, kusur veya ihmali söz konusu olmayan harcama yetkilisine ve mutemet dışındaki gerçekleştirme görevlisine mali sorumluluk yüklenmesinin uygun olmadığı düşünülmektedir.

  1. ) "Fiilen gerçekleştirilmemiş ek ders karşılığında öğretim üyeleri adına fazla ek ders ücreti tahakkuk ettirilmesi ve personel ücretlerinin hazırlanması ile görevli bulunan Mutemet …’nın mevduat hesabına aktarılması" hususunda;

İlamda, kamu zararının, ödeme evrakı eki, ek ders çizelgeleri ve ders yükü tablolarında tahrifat yapılmak suretiyle gerçekleştirildiği kabul edilmiştir. Ancak; İlamda bu tahrifatın nasıl yapıldığı hususunda açık ve net bir tespit yoktur. Sadece, kamu zararı tablosundan, bazı ek ders saat sayısının olması gerekenden fazla tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Ancak; Sanık Mutemet Mahkeme ifadesinde, derslerin gerçekleşme durumuna göre, ilgili öğretim elemanlarının talebi üzerine ders saatleri sayısına eklemeler yaptığını, zaten bunların Rektörlük katına kadar gözetimden ve denetimden geçip, Bankaya teslim edildiğini belirtmiştir. Bu durumda, iddia olunan; evraktaki tahrifatın niteliği, kapsamı ve boyutu belli olmayıp, ancak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkarılabilecek bir husustur.

Konu, Mahkemeye intikal etmiştir.

Müstakar hale gelmiş Yargıtay kararlarına göre, ceza mahkemesi kararları, maddi olguların tespiti ve Hazine zararının olup olmadığının ortaya konulması açısından hukuk hakimini bağlayıcıdır. (Örn.;Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı (E.2011/3-409; K.2011/435 ) Bu meyanda, maddi olguların bilinmesi, Sayıştay yargısı açısından da yol gösterici olacaktır. Bu durumda, söz konusu davaların sonucunun beklenmesi gerekmektedir. Mahkeme sonucuna göre konunun bütün yönleri ile incelenip değerlendirme yapılarak, illiyet bağı kurulmak sureti ile sorumluluk tespiti yapılması gerekmektedir.

Açıklanan gerekçelerle ilam hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekir.” ve

Üye …’un; “İlama konu olayda mutemedin “tahrifatlı belgeler kullanarak akademik personele yapılacak ek ders ücreti ödemesini fazlalaştırmak” suretiyle parayı zimmetine geçirdiği anlaşılmakta olduğundan tazmin hükmünden dolayı sadece mutemedin sorumlu tutulması gerekmektedir. Dolayısıyla, Temyiz Kurulu’nun bozma şeklindeki kararının gerekçesi bu olmak koşuluyla tazmin hükmünün sorumluluk yönünden bozulması gerekmektedir.”

şeklindeki ilave görüşleriyle,

... Daire Başkanı … ile Üyeler …’ın; “Her ne kadar sorumlular bankanın ilgili hesaplara aktarma işlemlerini resmi nitelik taşıyan ıslak imzalı listeler yerine ilgili mevzuatta kullanılması öngörülmeyen ve tahrif edilmiş olan elektronik posta/cd ortamındaki listelere göre yaptığını, oysa mevzuat gereği ödemelerin saymanlıkça onaylanan listelere göre yapılması gerektiğini; özetle asıl sorumluluğun bankada olduğunu iddia etmekte iseler de; bu husus suç unsuru olup Sayıştay yargılamasını ilgilendirmemektedir. Sayıştay açısından fazladan ödenen tutarların ahizlere mi yoksa mutemede mi ödendiği önemli olmayıp öğretim üyelerine ödenecek ek ders ücreti tutarlarına ait ek ders saatlerinin fazlalaştırılması suretiyle bütçe giderinin de fazlalaştırıldığı ve fazlalaştırılmış ek ders saatlerine ilişkin belgelerin ödeme emri belgesinin eki yapıldığı açık olup bu belgelerde imzası olan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlu tutulmasında mevzuata herhangi bir aykırılık bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, sorunluların temyiz savunmasındaki iddiaları reddedilerek ilamdaki haliyle tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi gerekmektedir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:11

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim