Sayıştay 2. Dairesi 39106 Kararı - Yüksek Öğretim Vergi ve Harç
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
39106
22 Haziran 2022
Yüksek Öğretim Kurumları
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Yılı: 2012
-
Daire: 2
-
Dosya No: 39106
-
Tutanak No: 52237
-
Tutanak Tarihi: 22.06.2022
-
Konu: Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar
KARAR
Üniversite gelirinin eksik kaydedilmesi;
30 sayılı (Asıl) İlamın 18. maddesiyle; … Restaurant ve … Tesisi ile … Kantin yerlerine ilişkin olarak düzenlenen protokoller uyarınca tahsil edilen meblağın özel bütçe hesaplarına yatırılmadığı gerekçesiyle … TL’nin tazminine hükmedilmiş, (Asıl) İlamdaki diğer sorumlu …’ın yargılamanın iadesi talebi üzerine düzenlenen 276 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle ise; Üniversite yönetiminin değişmesiyle birlikte Ağustos-2012 yılından itibaren geçerli olmak üzere taşınmaz kira sözleşmelerinde değişiklik yapılarak yeni kira tutarı belirlendiği gerekçesiyle 2012 yılı için ilgililer hakkında hükmolunan kamu zararı tutarının … TL yerine … TL [… TL (Protokoller gereğince aylık tahsil edilen tutar) x 7 ay (Ocak-Temmuz ayları)] olması gerektiğine, bu nedenle … TL’nin sorumluların uhdelerinden kaldırılmasına ve bu tutar için ilişik bulunmadığına, kamu zararı tutarı olarak belirlenen … TL’nin yine aynı sorumlular (… ve ..) adına tazminine hükmedilmiştir.
Sorumlunun Vekili (…) tarafından 276 sayılı Ek İlam düzenlenmeden önce 30 sayılı (Asıl) İlamın 18. maddesine karşı müvekkili adına temyiz talebinde bulunulmuş olup, sorumlu (ve vekili) bu talebine yönelik temyiz dilekçesinde özetle; … Restaurant’ın kendi rektörlük döneminden önce üniversite içinde işletmecilik yapmaya başlamış olan ticari bir kuruluş olduğunu; geçmişte de olduğu üzere, kokteyllere ve ikramlı toplantılara rektörlük döneminde de katkı sağladığını ve destek verdiğini, İlamda adı geçen Rektör Yardımcısının imzasını taşıyan protokollerin, yukarıda işaret edilen katkı ve desteklerin kuralsız, düzensiz ve kişisel ilişkiler çerçevesinde değil de belli bir düzen çerçevesinde işlemesi için imzalanmış olduğunu değerlendirmek gerektiğini, böyle bir hususun yazıya dökülmesinin nedeninin de konunun daha fazla insan tarafından bilinmesi; izlenebilir olmasını sağlama amacına yönelik olduğunu, yukarıda da ifade edildiği üzere, söz konusu protokollerin, bir “ikinci kira sözleşmesi” olmayıp; müstecirin Üniversiteye sağlamayı vaat ettiği desteğin belgelenmesi olduğunu, anılan protokollerle Üniversiteye bir menfaat sağlandığı açık olmakla birlikte; kira geliri vasfında bir gelir elde edildiğini, bunun da özel bütçeye yatırılmayarak kamu zararına neden olunduğu sonucuna varılamayacağını, zira; söz konusu yerlerin ilgili mevzuat uyarınca rayiç bedeller dikkate alınarak kiralandığını; kira bedellerinin de tahsil edildiğini, anılan protokollerin 3. maddesine bakıldığında da görüldüğü üzere; şirketin, kira sözleşmesinden bağımsız bir biçimde “2010 yılından başlamak üzere, 3 yıl süre ile Kurum bünyesinde düzenlenecek 1000 kişilik Eğitim-Öğretim Yılı Açılış Kokteylini ücretsiz olarak” yapmayı, 5. maddesinde; “Kurum personeli ve misafirlerine Kantin'den yararlanması durumunda % 30 indirim uygulamayı” taahhüt ettiğini; 4. maddesinde ise ayda “… TL (… Restaurant ve … Tesisi'ne ilişkin protokolde … TL, Merkez Kantin'e ilişkin protokolde … TL)’yi geçmemek üzere faturalı giderlerin ödenmesi şeklinde katkıda bulunmayı” taahhüt ettiğini, her üç hükmün de esas itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 290 ıncı maddesinde düzenlenmiş olan “Koşullu Bağışlama” kurumunun varlığını göstermekte olup; işbu protokol kapsamındaki katkı ve destek vaatlerini şirketin, ayni olarak ifa etmesinin gerektiğini, dolayısıyla, alınması gereken bir kiranın alınmaması, tahsil edilmiş bir paranın yatırılmaması suretiyle kamu zararına neden olunması biçiminde bir uygulamadan söz etmenin olanaklı olmadığını, … Üniversitesinde Rektörlüğü döneminde çok boyutlu bir uluslararasılaşma programı uygulandığını; Üniversitede ilk kez “uluslararası öğrenci ofisi” kurulduğunu, yabancı öğrenciler için çok sayıda bilgilendirici, tanıtıcı ve sosyal programlar gerçekleştirildiğini; sayıları giderek artan yabancı uyruklu öğrencilere her konuda yardımcı olunma çabası içinde olunduğunu, yabancı öğrenci sınavı geliştirilerek yurt dışında da uygulandığını, … Üniversitesi Yurt Dışı Yerleşkesi kurma girişimlerinde bulunulduğunu, aralarında 8 ayrı ülkenin cumhurbaşkanları da olmak üzere çok sayıda yabancı devlet adamı ve uluslararası kuruluş temsilcisinin ağırlandığını, Üniversitenin tarihinde ilk kez …, … ve … toplantıları düzenlendiğini ve ortak projeler yürütüldüğünü, Üniversitede uluslararası pek çok bilimsel toplantı düzenlendiğini, sayısız akademisyen ağırlandığını, uluslararasılaşma çalışmalarına ek olarak topluma hizmet alanında cezaevlerindeki kadınlar için düzenli ziyaret ve eğitim programlan yapıldığını, çocuk ıslah evlerinde, bayramlarda müzikli kutlamalar gerçekleştirildiğini, her sene 19 Mayıs günlerinde … Arena dâhil en büyük spor salonlarında … ile gençlik için klasik müzik konserleri düzenlendiğini, Türkiye'nin ilk çocuk üniversitesinin kurulduğunu, binlerce çocuğun yürütülen 13 ayrı program çerçevesinde … Üniversitesi'nde bilim kültürü ile buluşmayı sağlayan çalışmalara katıldığını, Türkiye'nin ilk jeoparkını kurmak için sayısız toplantı ve saha ziyareti yapıldığını, kurulan araştırma ve uygulama merkezlerinin hemen hepsinin toplumla buluşma çalışmalarına yönlendirildiğini, söz konusu etkinliklerin, uluslararasılaşma çalışmalarının gerektirdiği harcamalarının belli bir bölümünün bütçe ve vakıf dışı yardımlardan sağlanmak durumunda kalındığını, bilindiği üzere, Üniversitede çok sayıda gider kalemi mevcut olup bunların bir kısmının bütçe kalemlerinden karşılanmasının olanaklı olmadığını, Üniversitenin bütçesinden karşılanması mümkün olmayan pek çok giderin kiracı şirketin katkı ve desteği ile çoğunlukla da ayni olarak karşılandığını, yukarıdaki etkinliklerin mali yönetiminin ilgili Rektör Yardımcısı tarafından gerçekleştirildiğini, sağlanan katkının ya çok acil ya da bütçeden karşılanması olanaksız harcamalar olduğu hususunun da dikkatlerden kaçmaması gerektiğini, sonuç olarak, Üniversitenin bütçesinden karşılanması mümkün olmayan pek çok harcamanın, anılan protokol çerçevesinde, müstecirin koşullu (ayni) bağışlarıyla karşılandığını; bir kiralama ilişkisi değil de koşullu bağışlamaya dayandığından 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında bir kamu zararı bulunmadığını, müstecir şirketçe sağlanan katkı ve desteğin Üniversitenin ihtiyaçları ve çıkarları dışında kullanılmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılması hususunu Kurulumuza iletmiştir.
Başsavcılık mütalaasında özetle; sorumlunun dilekçesinde; tazmine konu işlemde ikinci kiralama yapılmadığı, şarta bağlı bağış yapıldığı ve bu şekilde sağlanan gelirin münhasıran üniversite için kullanıldığı, bu bakımdan herhangi bir kamu zararından bahsedilemeyeceği hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; ortaya konulanların yargılama aşamasında da ifade edilmiş olduğu ve yeni bir iddia ortaya getirilmediği, bu bakımdan sorumlunun temyiz talebinin reddi ile daire kararının onanmasına karar verilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir.
Sorumlu (ve vekili) vekili, Başsavcılık mütalaasına yanıt olarak gönderdiği ikinci temyiz dilekçesinde özetle; birinci dilekçesinde belirttiği hususları aynen tekrar etmek suretiyle tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini bildirmiştir.
Başsavcılık ikinci mütalaasında; dilekçede adı geçen tarafından ileri sürülen hususların önceki mütalaada belirtilen görüşlerin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı belirtilmiştir.
Yukarıda ifade edilen temyiz dilekçeleri ve Başsavcılık mütalaaları doğrultusunda tekemmül eden dosyanın Kurulumuzca değerlendirilmesi sonucunda 24.11.2015 tarihli ve 41101 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla; “… Sorumlu … adına duruşma talep eden Vekil Avukat … duruşma sırasında yaptığı açıklamalar doğrultusunda 30 sayılı (Asıl) İlamın 18. maddesine itiraz etmekte ise de; 30 sayılı (Asıl) İlamın 18. maddesi, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendi hükmü gereğince yargılamanın iadesi yoluyla yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle 20.11.2014 tarihli ve 276 sayılı (16.09.2014 tarihli ve 35245 tutanak sayılı) Ek İlam düzenlenerek yeniden karara bağlandığından yapılacak temyiz müracaatının da 276 sayılı Ek İlam esas alınarak yapılması gerekmektedir. Temyiz müracaatının 30 sayılı (Asıl) İlamın 18. maddesi hükmüne karşı yapılması nedeniyle bu hususta kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA; oy birliği ile, …” denilmek suretiyle konunun esasına ilişkin itirazlara hiç girilmeden karar verilmiş, bunun üzerine aynı itirazlarla sorumlu vekili tarafından karar düzeltilmesi yoluna başvurulmuş ise de; Temyiz Kurulunun 23.05.2018 tarihli ve 44507 tutanak sayılı Kararıyla yine; “… her ne kadar yukarıda adı geçen Sorumlu Vekili tarafından, temyiz başvurusunun incelenmesi gerektiğinden hareketle verilen Temyiz Kurulu Kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle karar düzeltilmesi başvurusunda bulunmakta ise de; (ortadan kalkmış olan) 30 sayılı (Asıl) İlamın 18. maddesi hükmüne karşı yapılan temyiz başvurusuna yönelik yukarıda bahsedilen gerekçelerle karar düzeltilmesi başvurusu hakkında da Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA; oy çokluğuyla, …” denilmek suretiyle aynı karar verilmiştir.
Temyiz Kurulunun (karar düzeltilmesine ilişkin) yukarıda anılan son Kararı üzerine sorumlu (…) tarafından … tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesinin … tarihli ve … başvuru numaralı Kararıyla; “Başvuruya konu olaydaki gibi Asıl İlamda belirlenen sorumluluk konusu ve miktarın Ek İlam ile tamamen ortadan kaldırılmadığı hallerde temyiz incelemesi yapılmamasına ilişkin müdahalenin Anayasanın 13 üncü maddesinde öngörülen ölçülülük ilkesinin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık alt ilkelerine aykırı olmaması gerektiği; ancak olayda bu koşulun sağlanmadığı, şöyle ki; yargılamanın iadesi talebi sonucunda yapılan yeniden yargılamada sorumlunun temyiz dilekçesinde ileri sürmüş olduğu protokolün mahiyetine ilişkin iddia hakkında bir değerlendirmenin bulunmadığı, sorumlunun temyiz dilekçesindeki protokolün bir kira sözleşmesi niteliğinde olmadığı iddiası bir yana Ek İlamda belirtilen … TL’den sorumlunun hala kira sözleşmesi kapsamında sorumlu tutulduğu, sorumlunun Ek İlam ile sorumlu olduğu tutar azalmışsa da kalan tutar yönünden iddia ettiği hususlar doğrultusunda temyiz incelemesi yapılması yönündeki beklentisinin haklı olduğu, Ek İlamda Asıl İlamın ortadan kaldırıldığına ve hangi kanun yoluna başvurulacağına ilişkin bir bildirim bulunmadığı, Ek İlamın 19.12.2014 tarihinde hâlihazırda Asıl İlama karşı bir temyiz başvurusu yapılmış ve bu başvuru sonuçlandırılmamış iken sorumluya tebliğ edildiği; bu sebeple, sorumlunun Asıl İlama ilişkin mevcut başvurusundaki itirazların bir şekilde karara bağlanacağı (ya da bağlanması gerektiği) düşüncesiyle Ek İlama karşı temyiz başvurusunda bulunmadığı, temyiz başvurusunun Ek İlam düzenlendiği gerekçesiyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına yönelik oldukça ağır bir müdahale niteliği taşıdığı belirtilerek Anayasanın 36 ncı maddesinde güvence altına alınan adil yargılama kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 50 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince Kararın bir örneğinin adil yargılama hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Sayıştay Temyiz Kuruluna iletilmesi için Sayıştay 2. Dairesine (…) GÖNDERİLMESİNE karar verilmiş, Sayıştay 2. Dairesince de … sayılı üst yazı ile bahsi geçen Anayasa Mahkemesi Kararı Kurulumuza gönderilmiştir.
Söz konusu Anayasa Mahkemesi Kararı karşısında; 30 sayılı (Asıl) İlamın 18. maddesine yönelik itirazlar ve Başsavcılık mütalaaları doğrultusunda tekemmül ettirilen temyiz dosyasının, 276 sayılı Ek İlamın 1. maddesi için de geçerli olduğu kabul edilerek yeniden yargılama yapılmasına karar verilmek suretiyle işbu dosyayla sorumlu … adına duruşma talebinde bulunan … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden, gerek 30 sayılı (Asıl) gerekse 276 Ek İlamdaki tüm hususların bir arada değerlendirilmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Konunun Esası Yönünden İnceleme:
İlama esas yargı raporu eki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;
… Restaurant ve … Tesisi ile ilgili olarak özel bütçe hesaplarına yatırılan yıllık … TL bedelli kira sözleşmesinin yanı sıra … ile 26.07.2010 tarihinde 3 yıl süre ile geçerli olacak bir protokol imzalandığı; söz konusu protokolün 4. maddesinde; “Şirket, Kuruma nakden ve defaten ayda … (…) TL tutarında Kurumun talep ettiği faturalı giderlerin ödenmesi şeklinde katkıda bulunmayı taahhüt edecektir. O ay için kullanılmayan katkı tutarı bir sonraki aya devredecektir.” hükmünün bulunduğu görülmektedir.
Aynı şekilde, … Kantin ile ilgili olarak da özel bütçe hesaplarına yatırılan yıllık … TL bedelli kira sözleşmesinin yanı sıra kiracı … ile 26.07.2010 tarihinde 3 yıl süre ile geçerli olacak bir protokol imzalandığı; söz konusu protokolün 4. maddesinde “Şirket, Kuruma nakden ve defaten ayda … (…) TL tutarında Kurumun talep ettiği faturalı giderlerin ödenmesi şeklinde katkıda bulunmayı taahhüt edecektir. O ay için kullanılmayan katkı tutarı bir sonraki aya devredecektir.” hükmünün bulunduğu görülmektedir.
Yine aynı bilgi ve belgelerden; bahsedilen protokollerin firma ile Defterdarlık Milli Emlak Müdürlüğü arasında 01.08.2007-31.07.2010 tarihleri arasında üç yıl süre ile geçerli olan kira kontratlarının süresi sona ermeden ilgili firma ile 26.07.2010 tarihinde imzalandığı; düzenlenen iki protokol dikkatlice incelendiğinde, protokollerin yenilenen kira kontratından yaklaşık dört gün önce düzenlenmiş olduğu, düzenlenen protokollerin üniversite kayıtlarına ve arşiv sistemine girmediği, protokollerle aktarıldığı ifade edilen tutarların zarf içinde protokolde öngörüldüğü şekilde faturalı gider karşılığı değil elden verildiği, elden verilen protokol kapsamında öngörülen tutarların muhasebe kayıtlarında ve bütçe gelirleri içinde yer almadığının görüleceği; yetkisiz bir şekilde resmi olmayan yollarla protokollerin kira kontratından ayrı olarak gizli bir şekilde hazırlanıp imzalanması ve karşılığında kayıtlara girmeyen ve mali mevzuata aykırı olarak bir bedelin elden alınması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesinde hükme bağlanan görevin kötüye kullanılması suçuna yol açacak sonuç doğurduğu; nitekim … Üniversitesi Rektörlüğü’nün … tarih ve İS … sayılı ve … tarih ve … sayılı soruşturma emirleri ile bu protokollere konu olan hususlara ilişkin kapsamlı soruşturma başlatıldığı (soruşturmaya konu olan kamu zararı tutarının protokollerin yürürlükte olduğu tüm yıllar için … TL olarak belirlendiği); soruşturma sonucunda ilama konu olan işlemleri gerçekleştiren sorumluların 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesi gereğince görevi kötüye kullandıkları sabit görülmüş ve dolayısıyla sorumluların bu eylemler bakımında lüzum-u muhakeme (son soruşturmanın açılması) kararı verildiği; disiplin soruşturması sonucunda ise ilama konu olan işlemleri gerçekleştiren sorumlular hakkında, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanları ve Memurlar Disiplin Yönetmeliği’nin 8/l maddesinde yer alan “görevi sebebiyle bağlı olduğu herhangi bir teşebbüsten veya görevi sebebiyle denetim altında bulunan herhangi bir kuruluştan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak mevzuat dışı herhangi bir menfaat sağlamaya teşebbüs etmek” şeklinde tanımlanan disiplin suçunun oluştuğu anlaşıldığından 1/8 oranında aylıktan kesme cezası uygulamasına gidildiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun “Gelir kaynakları” başlıklı 55’inci maddesinde aynen:
“Yükseköğretim üst kuruluşları, yükseköğretim kurumları ve bunlara bağlı birimlerin gelir kaynakları;
a. Her yıl bütçeye konulacak ödenekler,
b. Kurumlarca yapılacak yardımlar,
c. Alınacak harç ve ücretler,
d. Yayın ve satış gelirleri,
e. Taşınır ve taşınmaz malların gelirleri,
f. Döner sermaye işletmelerinden elde edilecek karlar,
g. Bağışlar, vasiyetler ve diğer gelirlerdir.”
hükmü yer almaktadır.
Söz konusu bu hükme göre taşınmaz malların gelirleri veya bağış kabul edilse dahi bağış gelirleri yükseköğretim kurumlarının gelirleri arasında olup, bu gelirlerin üniversite özel bütçe hesaplarına kaydedilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, özel bütçe hesaplarına kaydedilmesi gerekirken, alınan paralara ilişkin özel bütçe hesaplarında herhangi bir kaydın tutulmaması ve bu gelirlerden yapılan harcamalara ilişkin herhangi bir belgenin de ibraz edilmemesi mevzuat hükümleriyle bağdaşmamaktadır.
Sorumlu (ve vekili), dilekçesinde … Restaurantın, üniversitenin kokteyl ve ikramlı toplantılarına sağladığı katkı ve desteğin belli bir düzen çerçevesinde işlemesi için söz konusu protokollerin imzalandığını, böyle bir protokolün “ikinci kira sözleşmesi” olmayıp müstecirin üniversiteye sağlamayı vaat ettiği desteğin izlenebilir ve belli bir düzen çerçevesinde işlemesi için belgelenmesi olduğunu, protokol çerçevesinde üniversitenin menfaat elde ettiği açık olmakla birlikte kira geliri vasfında bir gelir elde edildiği ve bunun da özel bütçeye yatırılmayarak kamu zararına neden olunduğu sonucuna varılamayacağını, protokol hükümlerinin esas itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 290 ıncı maddesinde düzenlenmiş olan “Koşullu-mükellefiyetli Bağışlama” kurumunun varlığını gösterdiğini, şirketin de protokol kapsamındaki katkı ve destek vaatlerini, anılan protokole uygun biçimde ayni olarak ifa ettiğini, dolayısıyla, alınması gereken bir kiranın alınmaması, tahsil edilmiş bir paranın yatırılmaması suretiyle kamu zararına neden olunması biçiminde bir uygulama söz konusu olmadığını belirtmiş ise de; Üniversite ile şirket arasında düzenlenen ikinci belge ister kira sözleşmesi olsun, ister protokol olsun isterse Borçlar Kanunu’ndaki koşullu-mükellefiyetli bağışlama olsun, elde edilen gelirin 2547 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre bütçeye gelir kaydedilerek bütçe içine alınması gerekmektedir. Oysa Üniversite tarafından bu işlem yapılmamış, söz konusu gelir herhangi bir resmi kayıt altına alınmamıştır. Dolayısıyla, Üniversitenin geliri durumunda olan bir paranın yine Üniversite adına harcandığına dair bir ispatta bulunulmamış olmaktadır.
Son olarak, tazmin hükmüne konu olan olayla ilgili paraların nereye harcandığına gelince; (Ek ve Asıl) İlamda sorumluluğu olmasına rağmen temyiz talebinde bulunmayan diğer sorumlu Rektör Yardımcısı … yargılamanın iadesi istemiyle hesabı yargılayan Daireye yaptığı başvurusu sırasında; protokol gereği tahsil edilen tutarın … TL’sinin … Fakültesi … Binası’nda yer alan bir amfinin açılışı için düzenlenen konser karşılığında ödendiğini, bu hizmet için fatura istenmediğini, ancak tutarın banka hesabına yatırıldığına ilişkin dekontun savunma ekinde gönderildiğini, … Daire Başkanlığı’nın faturasız ve acil harcamaları için ödeme yapıldığına ilişkin dönemin Daire Başkanının imzaladığı tutanağın olduğunu, buna göre Rektör’ün yurtdışı telefon gideri (… TL), …’ye yatırılan ceza bedeli (… TL), ikram bedeli (… TL) kargo bedeli (… TL) olmak üzere … TL harcandığını, her ay faturasız ve acil gider harcamaları için aylık … TL ödeme yapıldığına ilişkin dönemin teknik ekip sorumlusunun imzaladığı tutanak olduğunu, bu giderlerin Rektör …’un onayı ile protokol gereği elde edilen gelirlerden karşılandığını, babasının vefatı nedeniyle …’a giden bir öğretim üyesinin maddi durumu yetersiz olduğu için … TL’lik uçak bilet bedelinin ödendiğini, dönemin … Koordinatörü’ne elemanlarının teknik görgü ve bilgilerini artırmak amacıyla … dışındaki yapı fuarlarına katılımını desteklemek için yapılan harcamalar için … TL ödendiğini, bununla birlikte tutanağı olmayan ancak ilgili kişilerce teyit edilebilecek harcamalar bulunduğunu, Rektör onayı ile çeşitli konserler için … TL, dönemin … Koordinatörü’ne forma yapımı için … TL, dönemin … Kurulu Başkanı’nın teklifi ile eğitimcilere … TL, dönemin Rektör Özel Kalemi’ne … cenaze çelenk bağışı için … TL, Japon misafirlerin … gezisi için … TL, … öğrencilerine yardım için … TL ödendiğini, Üniversitenin harcamaları için Rektörlük makamı tarafından para istendiğini, bu amaçla verilen … TL’nin nereye harcandığı konusunda bilgisi olmadığını ifade etmiş olup … Fakültesi … Binası’nda yer alan bir amfinin açılışı için düzenlenen konser karşılığında yapılan giderin kamu gideri niteliği bulunmamakla beraber resmi kanıtı sunulmayan diğer harcamaların hukuken bir geçerliliği olmadığından kabul edilmesi de mümkün değildir.
Sorumluluk Yönünden İnceleme:
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8 inci maddesinde aynen:
“Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır.”,
“Üst yöneticiler” başlıklı 11 inci maddesinde aynen:
“Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Ancak, Millî Savunma Bakanlığında üst yönetici Bakandır. Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar. Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.”,
“Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesinde aynen:
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
Esas alınır.
(Değişik üçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.
(Değişk son fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
“Yetkisiz tahsil ve ödeme” başlıklı 72 nci maddesinde aynen:
“Kanunların öngördüğü şekilde yetkili kılınmamış hiçbir gerçek veya tüzel kişi, kamu adına tahsilat veya ödeme yapamaz.
Yetkisiz tahsilat veya ödeme yapılması, kamu hizmeti karşılığında veya kamu hizmetleriyle ilişkilendirilerek bağış veya yardım toplanması veya başka adlarla tahsilat veya ödeme yapılması hallerinde; söz konusu tutarlar, yetkisiz tahsilat veya ödeme yapılanlardan alınarak, ilgisine göre bütçeye gelir kaydedilir veya ilgililerine iade edilmek üzere emanet hesaplarına kaydedilir. Ayrıca, bunlar hakkında ilgili kanunları uyarınca adli ve idari yönden gerekli işlemler yapılır.”
Hükümleri yer almaktadır.
Bunun yanı sıra Sayıştay Genel Kurulunun “Sayıştayca yapılan incelemeler sonucunda kamu zararı tespit edildiğinde ve kamu kaynağının verimli, etkin ve ekonomik kullanılmadığı saptandığında 5018 sayılı Kanun çerçevesinde sorumlu tutulacak görevli ve yetkililerin belirlenmesi” hususundaki tereddütleri gidermek için yaptığı inceleme neticesinde verdiği 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararında “Sorumlular” başlıklı III. Bölümün 2. alt başlığında üst yöneticilerin sorumlulukları incelenmiştir. Buna göre;
“Üst yöneticiler işlerin gidişatından harcama yetkililerinin ve diğer görevlilerin bilgilendirmeleri ve raporları ile bilgi sahibi olmaktadırlar. Bununla birlikte üst yöneticilerin özel kanunlardan doğan Sayıştaya karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir. Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur.
Dolayısıyla bu aşamada bir genelleme yaparak üst yöneticilerin, işlemlerin hukuka uygun olarak yürütülmesinden sorumlu olacakları ya da olmayacakları yönünde bir görüş belirtilmesi uygun bulunmamaktadır.”
Şeklinde karara bağlanmıştır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde; mevzu bahis olayda, kayıt dışı olarak yapılan birçok harcamadan bilgisi olan ve taşınmaz kira sözleşmelerini imzalayan Üst Yönetici Rektör ile protokolleri imzalayan Rektör Yardımcısına sorumluluk tevcih edilmesinde yasal açıdan herhangi bir aykırılık bulunmamaktadır.
Sonuç itibarıyla, özellikle yukarıda detaylarıyla belirtilen 5018 sayılı Kanunun “Yetkisiz tahsil ve ödeme” başlıklı 72 nci maddesi hükümleri karşısında temyiz talebinde bulunan sorumlu (ve vekilinin) iddialarının reddedilerek 30 sayılı (Asıl) İlamın 18. maddesiyle … TL olarak verilen ancak sonradan yargılamanın iadesi kanun yoluyla düzeltilerek 276 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE, (Temyiz Kurulu ve …. Daire Başkanı … ve …. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye … ve Üye …’un aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,
6085 sayılı Kanunun 57 nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,
Karar verildiği 22.06.2022 tarih ve 52137 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
Temyiz Kurulu ve …. Daire Başkanı … ve …. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye … ve Üye …:
Gerek (Asıl) İlamda gerekse Ek İlamda kamu zararına neden olduğu gerekçesiyle tazmin hükmüne konu edilen protokoller, “ikinci kira sözleşmesi” niteliğinde olmayıp; müstecirin Üniversiteye sağlamayı vaat ettiği desteğin izlenebilir ve belli bir düzen çerçevesinde işlemesinin belgelenmesinden ibarettir. Anılan protokoller çerçevesinde Üniversitenin menfaat elde ettiği açık olmakla birlikte; kira geliri vasfında bir gelir elde edildiği, bunun da özel bütçeye yatırılmayarak kamu zararına neden olunduğu sonucuna varılamaz. Zira; söz konusu yerler, ilgili mevzuat uyarınca rayiç bedelleri dikkate alınarak kiralanmıştır.
Protokoller kapsamında sağlanan katkılar, kira sözleşmesiyle doğrudan ilişkili olmayan, Üniversiteye menfaat sağlamaya yönelik katkılardır. Bu yolla, Üniversitenin bütçesinden karşılanması mümkün olmayan pek çok harcamanın, anılan protokoller çerçevesinde, müstecirin koşullu (ayni) bağışlarıyla karşılandığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, bir kiralama ilişkisi değil de koşullu bağışlamaya dayandığından; Üniversitenin geliri olarak nitelendirilemeyecek bu gelirlerden dolayı 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesi kapsamında bir kamu zararı doğması da düşünülemez.
Kaldı ki, Denetçi tarafından söz konusu gelirlerin nereye harcandığına ve bu harcamaların kamusal nitelik taşımadığına dair herhangi bir tespit de bulunmamaktadır.
Bu itibarla, sorumlu (ve vekilinin) temyiz dilekçesindeki iddialarının kabul edilerek tazmin hükmünün kaldırılması gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:49