Sayıştay 2. Dairesi 38539 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
38539
23 Haziran 2015
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2009
-
Daire: 2
-
Dosya No: 38539
-
Tutanak No: 40684
-
Tutanak Tarihi: 23.06.2015
-
Konu:
KARAR
TEMYİZ KURULU KARARI
Duruşma talebinde bulunan Dursun ASLAN ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
- 1428 sayılı ilamın 4. maddesinin;
a bendi ile; “15 Kişilik Tecrübeli Usta Hizmeti Alım İşi”nde; asgari ücret fiyat farkının belli bir oran kadar artırılarak ödenmesi nedeniyle 9.252,30 TL’ye,
b bendi ile; Hazinece karşılanan prim tutarlarının, Belediye tarafından yüklenici Pak Temizlik Turizm Taşımacılık İnş. Petrol Ürün ve Hizmet Taah. San. Ltd. Şti.’nin hakedişlerinden düşülmeden ödemelerin gerçekleştirilmesi nedeniyle 5.672,44 TL’ye,
c bendi ile; Resmi ve Dini Bayram günleri ile yılbaşı günü için mesai ücreti ödenmesi nedeniyle 1.190,48 TL’ye,
d bendi ile; Yapılan ödemeler üzerinden Katma Değer Vergisi tevkifatı yapılmaması nedeniyle 30.932,53 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Sorumlu temyiz dilekçesinde özetle;
a bendine ilişkin olarak;
Pak Tem. Taş. İnş. Pet. Ür. ve Hiz. Taah. San. Dış Tic. Ltd. Şti. yüklemindeki 15 kişilik tecrübeli usta Hizmet Alım İşi ile ilgili olarak İdari Şartnamenin 26.3.1. maddesine göre; “15 kişilik tecrübeli her ustanın net asgari ücretin 2,65 katından az ödeme yapılamaz" hükmü yer aldığını, ustaların tecrübeli ve kalifiye eleman olmalarından dolayı idari şartnamenin 26. maddesi hükümleri gereğince asgari ücret fiyat farkı ödemesi yapıldığını, bu sebeple yapılan işlemin yasal olduğunu,
b bendine ilişkin olarak;
Düzenlenen sorgu sonrasında 2009/1428 nolu ilamın 10. maddesinde belirtilen hususlarla ilgili, Belediye temizlik hizmet alım işinin yüklenicisi olan ORİON Grup Sosyal Hiz. Proje Tem. San.Tic. Ltd. Şti'ne yazı yazılarak hakedişlerden kesilmesi gereken 5 puanlık bedele isabet eden miktarın Belediyeye iade edilmesinin istendiğini, yüklenicinin işleme itiraz ederek yasadan kaynaklanan indirimden faydalandığını, her hangi bir ödemenin söz konusu olamayacağını bildirmesi üzerine yüklenici aleyhine icra işlemi başlatıldığını, yüklenicinin icra işlemine itiraz etmesi üzerine konunun yargıya taşındığını ve Ankara 18. İş Mahkemesinin 14.06.2012 tarih ve 2012/439 K: sayısıyla özetle; Davacı Belediye Başkanlığının 5510 sayılı yasa gereği işverenlere tanınan 5 puanlık prim oranı indiriminden kaynaklanan miktarın davalı şirketin hakkedişlerinden kesilmeyerek ödemiş olması nedeniyle oluşan bir kamu zararı olmadığı bu nedenle de davalı şirket aleyhine yapılan ilamsız icra takibinin yerinde olmadığı takibe yapılan itirazın doğru olduğu ve itirazın iptalini gerektirir bir durumun olmadığını dolayısıyla 5510 sayılı yasadan kaynaklanan 5 puanlık kesintinin şirketin hakkedişlerinden kesilemeyeceği gerekçesi ile Belediye tarafından şirket aleyhine açılan davayı reddettiğini,
Ayrıca, Belediye hizmet binasının temizlik hizmeti alım işine ilişkin bir sonraki yılda ihale yapılan işin yüklenicisi OBS İnş.Gıd.Tem.Ltd.Şti'nin hakkedişlerden Sayıştay Başkanlığı denetçilerinin sorgu konusu ettikleri aynı konuyla ilgili 5510 sayılı yasaya istinaden 5 puanlık kesinti yapıldığını, şirketin konuyla ilgili Belediye aleyhine açmış olduğu davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.04.2013 tarih ve 2013/164 K: sayılı kararıyla "5510 sayılı yasa kapsamında şirketin hakedişlerinden 5 puanlık kesinti yapılmasına ilişkin işlemin iptaline ve yapılan kesinti miktarın davacıya (ŞİRKETE) idarece hesaplanarak yasal faizi ile birlikte iadesine," hükmettiğini ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 18.03.2013 tarih ve 12/11862 esas 13/6498 karar sayılı ilamı ile 05.03.2012 tarih 2011/13835 esas, 2012/5381 karar sayılı kararının aynı yönde olduğuna atıfta bulunulduğunu,
Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerden dolayı 5510 sayılı yasadan kaynaklanan her hangi bir kamu zararına sebep verilmediğinin mahkeme kararlarıyla da karar altına alındığını,
c bendine ilişkin olarak;
15 kişilik tecrübeli usta hizmet alım işine ait teknik şartnamede; “her bir personele aylık 30 saati geçmeyecek şekilde mesai yaptırılacaktır” hükmü gereği idarenin acil ve ihtiyaç duyduğu günlerde 2 saat mesai yaptırıldığını, 459 nolu ödeme emrindeki 8-11 Aralık 2008 Kurban Bayramı’na denk gelen günlerdeki mesailerin bir önceki haftaya veya bir sonraki haftaya ait olduğunu, mesailerin 8-9-10-11 yazılmasının sehven olup toplam mesailerin 30 saati aşmadığını,
Yine 5615 sayılı ödeme emrindeki 01 Ocak 2009 yılında kendilerinin ekte gönderilen kayıtlarında yılbaşı günü mesai yaptırılamadığını, ancak firmanın kontrol çizelgesinde sehven gösterildiğini,
8840 sayılı ödeme emrinde ise 23 Nisan 2009 tarihinde ekte gönderilen kayıtlarında çalışma veya mesai yaptırılmadığını,
d bendine ilişkin olarak;
Düzenlenen sorgu sonrasında 2009/1428 nolu ilamın 4/d maddesinde Pak Tem. Taş. İnş. Pet. Ür. ve Hiz. Taah. San. Dış Tic. Ltd. Şti. yüklemindeki 15 kişilik tecrübeli usta hizmet alım işine ilişkin hakedişlerin incelenmesi sonucunda yükleniciye yapılan ödemeler üzerinde hesaplanan KDV tevkifatının yapılmadığı sonucu oluşan KDV dahil 30.932,53 TL kamu zararı ile ilgili olarak ilgili firma aleyhine Ankara 26. İcra Müdürlüğü’nde 2011/9902 sayılı dosya ile icra davası açıldığını, davalı şirketin icra takibine haksız şekilde itiraz ederek itirazın iptali davası açılmasına sebebiyet verdiğini, konunun bilirkişi heyetine havale edildiğini, bilirkişi raporunda ise özetle "davalı şirketin defterinde davacı adına düzenlenen faturalarda KDV vergilerinden tevkifat hesaplanıp kaydedilmediği faturadaki KDV vergisinin tamam beyan edildiği ve ödediği görülmektedir” denildiğini söz konusu bilirkişi raporunun dilekçemiz ekinde olduğunu, dolaysıyla KDV'yi ilgili firmanın vergi dairesine yatırdığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Başsavcılığı; “Adı geçenin dilekçesinde sözü edilen İlamın 4/a maddesine ilişkin olarak, asgari ücret fiyat farkının mevzuatına uygun olarak ödendiği, bu artışa bağlı ödemelerde mevzuatına aykırılık bulunmadığı belirtilerek, verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmektedir.
Ortaya konulanlar Daire kararının gerekçelerini karşılamaktan uzaktır. Bu itibarla verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.
Dilekçede İlamın 4/b maddesine ilişkin olarak, % 5'lik SGK katkı paylan konusunda açtıkları davayı kaybettikleri, ayrıca bu ödemeler konusunda mevzuatına aykırı bir yön bulunmadığı belirtilerek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
Ortaya konulanlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
Adı geçenin dilekçesinde sözü edilen İlamın 4/c maddesine ilişkin olarak, resmi tatil, bayram ve yılbaşı için mesai ücreti ödenmesinin mevzuatına uygun olduğu belirtilerek, verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmektedir.
Ortaya konulanlar Daire kararının gerekçelerini karşılamaktan uzaktır. Bu itibarla verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.
İlamın 4/d maddesine ilişkin olarak da tazmine konu KDV tevkifatının dava konusu yapıldığı, yapılan bilirkişi incelemesinde sözü edilen tutarların beyan edilerek ödendiğinin anlaşıldığı belirtilerek, verilen tazmin hükmünün kaldırılması istenilmektedir.
Ortaya konulanlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
a bendine ilişkin olarak;
Taraflar arasında akdedilen Götürü Bedel Hizmet Alımı Sözleşmesinin fiyat farkını düzenleyen 15.2 nci maddesinde;
“Sadece Asgari Ücret fiyat farkı verilecektir.
Verilecek fiyat farkı hesabı 4734 sayılı Kamu İhale kanununa göre ihalesi yapılacak olan hizmet alımlarına ilişkin fiyat farkı hesabında uygulanacak esasların 07.05.2004 gün ve 25455 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 4734 Sayılı Kamu İhale Kanuna Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esasların 8’inci maddesinin aşağıdaki hükümlerine göre ödeme yapılacaktır.” denilmektedir.
İşin idari şartnamesinin “Teklif Fiyata Dahil Olan Masraflar” başlıklı 26 ncı maddesinde; “26.3.1 15 kişilik tecrübeli her usta için net asgari ücretin 2,65 katından az ödeme yapılamaz.” hükmü yer almaktadır.
4734 Sayılı Kamu İhale Kanuna Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar’ın 8. maddesinde;
“İhale konusu hizmetin gerçekleştirilebilmesi için çalıştırılacak 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi personelin, sayı ve günlük çalışma saatinin belirtilmesi kaydıyla;
a) Asgari ücret tespit komisyonunca ihale (son teklif verme) tarihinde 16 yaşını doldurmuş işçiler için belirlenmiş asgari ücretin değiştirilmesi halinde eski ve yeni asgari ücret arasındaki fark,
b) İhale (son teklif verme) tarihi itibarıyla işveren tarafından karşılanacak olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigortası primine ilişkin toplam tutarda; asgari ücret değişikliği veya sigorta primi alt sınır değişikliği ile prim oranları değişikliği gibi sebeplerle meydana gelecek fark,
c) 506 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde sözleşmede öngörülen ücret ekleri nedeniyle, işveren tarafından karşılanmakta olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigorta primine ilişkin toplam tutarda meydana gelecek fark,
toplamı (a), (b) ve (c) bentleri toplamı), 506 sayılı Kanun gereğince işveren nâm ve hesabına Hazinece yapılacak olan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle bu Esasların 7 nci maddesi uygulanmaksızın ödenir veya kesilir.” hükmü yer almaktadır.
Konuya ilişkin olarak (09.01.2009 tarih ve 27105 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan şekli ile) Kamu İhale Genel Tebliği’nde;
“……
Çalışan personele asgari ücretin üzerinde bir ödeme öngörülmekle birlikte hizmet alımlarına ilişkin Fiyat Farkı Esaslarının sadece 8 inci maddesinin uygulanacağı hizmet alımı ihalelerinde, ihale tarihi itibarıyla geçerli brüt asgari ücretin artması halinde anılan madde gereği sadece asgari ücretteki artış miktarı ve bu artış miktarından kaynaklanan işveren payı kadar fiyat farkı hesaplanacaktır.
Fiyat Farkı Esaslarının bütün olarak uygulandığı ve vasıflı işçiliğin a2 olarak belirlendiği hizmet alımı ihalelerinde, Esasların 7 nci maddesi gereği ihale tarihi itibarıyla geçerli brüt asgari ücretteki artış oranı kadar ücret farkı hesaplanacaktır. Esaslar bütün olarak uygulanmakla birlikte vasıflı işçilik a1 olarak belirlenmişse 8 inci madde gereği sadece asgari ücretteki artış miktarı ve bu artış miktarından kaynaklanan işveren payı kadar hesaplama yapılacaktır.
Asgari ücretin üzerinde bir ödeme öngörülen vasıflı personelin çalıştırıldığı işlerde Fiyat Farkı Esaslarının sadece 8 inci maddesi uygulandığında asgari ücretteki değişiklik sonrasında yüklenici vasıflı personelin ücretini asgari ücretteki artış miktarı kadar, Esasların tümü uygulanarak işçiliğin a2 olarak belirlendiği hallerde ise asgari ücretteki artış oranı kadar artırabileceğinden ücret bordrosu da buna göre düzenlenecektir.
….” denilmektedir.
Buna göre, asgari ücretin artırılması halinde, eski ve yeni asgari ücretler arasındaki fark ile bu farktan doğan ve işverence karşılanması gereken sosyal sigorta primleri ile sigorta primi alt sınır artışından kaynaklanan fark ve bu farklara ait işsizlik ödeneğinin her işçi için aynı miktarda fiyat farkı olarak ödenmesi gerekmektedir.
Kararname’nin 8. maddesine göre işçiler için asgari ücretin üzerinde ödeme öngörülmüş olsa bile asgari ücret fiyat farkı ödemesi ancak asgari ücretteki miktar artışları esas alınarak yapılabilecektir.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde, asgari ücret fiyat farkının 2,65 kat arttırılarak ödemenin gerçekleştirildiği görülmüştür.
Bu itibarla temyiz talebinin reddi ile 1428 sayılı ilamın 4. maddesinin a bendi ile 9.252,30 TL’ye verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
b bendine ilişkin olarak;
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Prim oranları ve devlete katkısı” başlıklı 81 inci maddesinin (ı) bendinde aynen;
“(Ek: 17/4/2008-5763/24 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıktan sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler ile 29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa ve 22/2/2006 tarihli ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile diğer taksitlendirme ve yapılandırma Kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu fıkra hükmünden yararlandırılır. Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz...” denilmektedir.
01.10.2008 tarihinden sonra yürürlüğe giren düzenlemeye göre, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanmaya başlanılmıştır. Dolayısıyla Fiyat Farkı Kararnamesinin 8’inci madde esaslarına göre yapılacak fiyat farkı ödemelerinde Hazinece karşılanan tutarların dikkate alınması ve hakediş ödemelerinden düşülmesi gerekir. Aksi halde aynı prim tutarının hem bütçeden hem de Hazineden ödenmesi yolu açılmış olur.
Nitekim bu husus, Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımlarında Teklif Fiyata Dahil Olacak Masraflar” başlıklı maddesinin 17 nci fıkrasında aynen;
“(Ek: 25/10/2008 – 27035 R.G. / 4 md.) 15/5/2008 tarihli ve 5763 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (ı) bendinde; özel sektör işverenlerinin, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın Hazinece karşılanacağı hüküm altına alınmıştır.
İhale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığı tüm hizmet alımı ihalelerinde, teklifler Hazine tarafından karşılanacak olan işveren sigorta primi tutarı dikkate alınmadan, işveren payları üzerinden hesaplanarak sunulacak ve değerlendirilecektir. Bu çerçevede, fiyat farkı hesaplanması öngörülen ihalelerde sözleşmenin yürütülmesi aşamasında, yüklenicinin yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca prim teşvikinden yararlanması halinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esasların 8 inci maddesinde yer alan, ‘b) İhale (son teklif verme) tarihi itibarıyla işveren tarafından karşılanacak olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigortası primine ilişkin toplam tutarda; asgari ücret değişikliği veya sigorta primi alt sınır değişikliği ile prim oranları değişikliği gibi sebeplerle meydana gelecek fark,
…506 sayılı Kanun gereğince işveren nam ve hesabına Hazinece yapılacak olan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle bu Esasların 7 nci maddesi uygulanmaksızın ödenir veya kesilir.’ hükmü gereğince, Hazine tarafından karşılanan prim tutarı, idare tarafından yüklenicinin hakedişinden kesilecektir.” denilmek suretiyle açık bir biçimde ifade edilmiştir.
01.10.2008 tarihinden itibaren malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmı hazine tarafından karşılandığından aynı mahiyetteki ikinci kez prim ödenmesinin önlenmesi için buradaki ödemeden %5 prim tutarının düşülmesi gerekir. %5 prim tutarı düşülmediği takdirde mükerrer ödeme yapılmış olacaktır. Şöyle ki; Firma tarafından gerçekleştirilen hizmet alımı işinde; firma teklif verirken işçi ücreti, primler gibi birçok unsuru içeren toplam maliyetini hesaplamıştır. Firmanın teklifinde, primler de işverenin maliyeti içerisinde yer almakta ve idare tarafından bu primler de firmaya ödenmektedir. İdare işçilerin prim dahil tüm ücretlerini yükleniciye ödemekte diğer taraftan da Hazine bu işçilere ait işveren payını karşılamaktadır. Böylece işveren payı bir yandan idarece bir yandan da Hazinece ödenmiş olmaktadır.
Bu nedenle, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar’ın 8. madde esaslarına göre yapılacak fiyat farkı ödemelerinde Hazinece karşılanan tutarların dikkate alınması ve hakediş ödemelerinden düşülmesi gerekir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan mal ve hizmet alımları, mevzuat hükümleri doğrultusunda ihale öncesinde hazırlanan şartname ve sözleşme tasarılarındaki hükümler ile diğer esas ve usullere göre yürütülmektedir. Özel hukuk gerçek veya tüzel kişilerinin kendi aralarında akdettikleri sözleşme hükümleri ile kamu kesimi ve özel kesim arasında akdedilen hizmet alım sözleşmeleri bu açıdan farklılık arz etmektedir. Şartnameler ile sözleşme tasarısındaki hükümleri kabul ederek idare ile sözleşme imzalayan istekli, yüklenici durumuna gelerek şartname ve sözleşmede kendine düşen sorumlulukları yerine getirmeyi taahhüt etmiş olmaktadır. İdari şartname ve sözleşmede yer alan fiyat farkına ilişkin hususlar da bu kapsamda, sözleşmenin imzalanması ile birlikte yüklenicinin taahhüdü gereği uygulanması gereken kurallardan olmaktadır.
5510 sayılı kanunla getirilen uygulamanın, özel sektörün işçi istihdamını teşvik ve sigorta primlerinin düzenli yatırılmasını dolayısıyla, çalışanların mağduriyetinin engellenmesi ve kamu gelirlerinin düzenli tahsilinin sağlanmasına yönelik olduğu bilinmektedir. Oysa, kamunun gerçekleştirdiği personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalelerinde, hangi alanda kaç kişi çalışacağı, bunların nitelikleri ve bunlara ödenecek ücretler dahil her türlü şartların kamuca belirlenerek şartnamelere konulduğu, gerek işçilere ödenecek ücretlerin gerekse ilgili personele ait SGK primlerinin düzenli olarak ödenmesinin yine idarece takip edildiği dikkate alındığında istihdamı, gerçekleştiren gerçek işverenin ihaleyi kazanan özel sektör değil kamu idaresi olduğu görülmektedir. Fiyat farkı kararnamesi de buradan hareketle, sadece personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihaleleri ile malzeme kullanılarak üretim yapılan diğer ihaleleri ayırarak farklı uygulamalar öngörmüştür. Açıklanan nedenlerle Fiyat Farkı Kararnamesi ile herhangi bir malzeme kullanılmaksızın ve herhangi bir mal üretimde bulunmaksızın sadece belirli sayıda işçi çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalelerinde 5510 sayılı Kanun gereğince %5’lik prim avantajından faydalanan işverenlerden bunun fiyat farkı hesabında dikkate alınması suretiyle geri alınması öngörülmüştür.
Sorumlu benzer konuda verilen mahkeme kararlarının göz önünde bulundurularak tazmin hükmünün kaldırılmasının gerektiğini iddia etmişse de, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Diğer yandan Anayasa’nın 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
“... Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.
Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.”
832 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 65. maddesinde ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır.
Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştayın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.
Bu itibarla temyiz talebinin reddi ile 1428 sayılı ilamın 4. maddesinin b bendi ile 5.672,44 TL’ye verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
c bendine ilişkin olarak;
1428 sayılı ilamın 4. maddesinin c bendi, tazmin hükmünde harcama yetkilisi sıfatıyla iştiraki bulunan Ayhan KAVLAK’ın başvurusu üzerine düzenlenen 23.06.2015 tarih ve 40683 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamı ile kaldırılmış bulunduğundan, sorumlunun 4. maddenin c bendi ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA
d bendine ilişkin olarak;
1428 sayılı ilamın 4. maddesinin d bendi, tazmin hükmünde harcama yetkilisi sıfatıyla iştiraki bulunan Ayhan KAVLAK’ın başvurusu üzerine düzenlenen 23.06.2015 tarih ve 40683 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamı ile kaldırılmış bulunduğundan, sorumlunun 4. maddenin d bendi ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,
- 1428 sayılı ilamın 5. maddesinin;
a bendi ile; “30 Kişilik Tecrübeli Usta Hizmet Alım İşi”nde asgari ücret fiyat farkının belli bir oran kadar artırılarak ödenmesi nedeniyle 5.740,52 TL’ye,
b bendi ile; Hazinece karşılanan prim tutarlarının, Belediye tarafından yüklenici Best Turizm Taşımacılık İnş. Petrol Ürün ve Hizmet San. Ltd. Şti.’nin hakedişlerinden düşülmeden ödemelerin gerçekleştirilmesi nedeniyle 18.386,91 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Sorumlu temyiz dilekçesinde özetle;
a bendine ilişkin olarak;
Best Trz. Taş. İnş. Pet. Ltd. Şti. yüklemindeki 30 kişilik tecrübeli usta hizmet alımı işi ile ilgili idari şartnamenin "Teklif fiyata dahil olan masraflar” başlıklı 26 ( 3 ) maddesinde; “bu işe ait brüt her usta tüm asgari ücretin 2,1 katından az ödeme yapılamaz" hükmü yer aldığını, ustaların tecrübeli ve kalifiye eleman olmalarından dolayı idari şartnamenin 26. maddesi hükümleri gereğince asgari ücret fiyat farkı ödemesi yapıldığını, bu sebeple yapılan işlemin yasal olduğunu,
b bendine ilişkin olarak;
Düzenlenen sorgu sonrasında 2009/1428 nolu ilamın 10. maddesinde belirtilen hususlarla ilgili, Belediye temizlik hizmet alım işinin yüklenicisi olan ORİON Grup Sosyal Hiz. Proje Tem. San.Tic. Ltd. Şti'ne yazı yazılarak hakedişlerden kesilmesi gereken 5 puanlık bedele isabet eden miktarın Belediyeye iade edilmesinin istendiğini, yüklenicinin işleme itiraz ederek yasadan kaynaklanan indirimden faydalandığını, her hangi bir ödemenin söz konusu olamayacağını bildirmesi üzerine yüklenici aleyhine icra işlemi başlatıldığını, yüklenicinin icra işlemine itiraz etmesi üzerine konunun yargıya taşındığını ve Ankara 18. İş Mahkemesinin 14.06.2012 tarih ve 2012/439 K: sayısıyla özetle; Davacı Belediye Başkanlığının 5510 sayılı yasa gereği işverenlere tanınan 5 puanlık prim oranı indiriminden kaynaklanan miktarın davalı şirketin hakkedişlerinden kesilmeyerek ödemiş olması nedeniyle oluşan bir kamu zararı olmadığı bu nedenle de davalı şirket aleyhine yapılan ilamsız icra takibinin yerinde olmadığı takibe yapılan itirazın doğru olduğu ve itirazın iptalini gerektirir bir durumun olmadığını dolayısıyla 5510 sayılı yasadan kaynaklanan 5 puanlık kesintinin şirketin hakkedişlerinden kesilemeyeceği gerekçesi ile Belediye tarafından şirket aleyhine açılan davayı reddettiğini,
Ayrıca, Belediye hizmet binasının temizlik hizmeti alım işine ilişkin bir sonraki yılda ihale yapılan işin yüklenicisi OBS İnş.Gıd.Tem.Ltd.Şti'nin hakedişlerden Sayıştay Başkanlığı denetçilerinin sorgu konusu ettikleri aynı konuyla ilgili 5510 sayılı yasaya istinaden 5 puanlık kesinti yapıldığını, şirketin konuyla ilgili Belediye aleyhine açmış olduğu davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.04.2013 tarih ve 2013/164 K: sayılı kararıyla "5510 sayılı yasa kapsamında şirketin hakedişlerinden 5 puanlık kesinti yapılmasına ilişkin işlemin iptaline ve yapılan kesinti miktarın davacıya (ŞİRKETE) idarece hesaplanarak yasal faizi ile birlikte iadesine," hükmettiğini ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 18.03.2013 tarih ve 12/11862 esas 13/6498 karar sayılı ilamı ile 05.03.2012 tarih 2011/13835 esas, 2012/5381 karar sayılı kararının aynı yönde olduğuna atıfta bulunulduğunu,
Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerden dolayı 5510 sayılı yasadan kaynaklanan her hangi bir kamu zararına sebep verilmediğinin mahkeme kararlarıyla da karar altına alındığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Başsavcılığı; “Adı geçenin dilekçesinde sözü edilen İlamın 5/a maddesine ilişkin olarak, asgari ücret fiyat farkının mevzuatına uygun olarak ödendiği, bu artışa bağlı ödemelerde mevzuatına aykırılık bulunmadığı belirtilerek, verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmektedir.
Ortaya konulanlar Daire kararının gerekçelerini karşılamaktan uzaktır. Bu itibarla verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.
Dilekçede İlamın 5/b maddesine ilişkin olarak, % 5'lik SGK. katkı payları konusunda açtıkları davayı kaybettikleri, ayrıca bu ödemeler konusunda mevzuatına aykırı bir yön bulunmadığı belirtilerek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
Ortaya konulanlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
a bendine ilişkin olarak;
Taraflar arasında akdedilen Götürü Bedel Hizmet Alımı Sözleşmesinin fiyat farkını düzenleyen 15.2 nci maddesinde; “Bu sözleşme kapsamında yapılan işler için fiyat farkı verilecektir. Yürürlükteki fiyat farkı kararnamesi hükümlerine göre uygulama yapılacaktır.
Kararnamenin ilgili hükümleri aşağıya çıkarılmıştır.” denilmektedir.
İşin İdari Şartnamesinin “Teklif Fiyata Dahil Olan Masraflar” başlıklı 26 ncı maddesinde; “26.3. Bu işe ait sözleşmenin uygulanması esnasında çalıştırılacak vasıflı personele ödenecek ücretin asgari ücrete oranı aşağıdaki şekilde olacaktır.
Sıra İşçinin Pozisyonu Asgari Ücretin Fazlası %
1 Usta (Brüt) 2,1
…” hükmü yer almaktadır.
4734 Sayılı Kamu İhale Kanuna Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esasların 8 inci maddesinde;
“İhale konusu hizmetin gerçekleştirilebilmesi için çalıştırılacak 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi personelin, sayı ve günlük çalışma saatinin belirtilmesi kaydıyla;
a) Asgari ücret tespit komisyonunca ihale (son teklif verme) tarihinde 16 yaşını doldurmuş işçiler için belirlenmiş asgari ücretin değiştirilmesi halinde eski ve yeni asgari ücret arasındaki fark,
b) İhale (son teklif verme) tarihi itibarıyla işveren tarafından karşılanacak olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigortası primine ilişkin toplam tutarda; asgari ücret değişikliği veya sigorta primi alt sınır değişikliği ile prim oranlan değişikliği gibi sebeplerle meydana gelecek fark,
c) 506 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde sözleşmede öngörülen ücret ekleri nedeniyle, işveren tarafından karşılanmakta olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigorta primine ilişkin toplam tutarda meydana gelecek fark,
toplamı (a), (b) ve (c) bentleri toplamı), 506 sayılı Kanun gereğince işveren nâm ve hesabına Hazinece yapılacak olan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle bu Esasların 7 nci maddesi uygulanmaksızın ödenir veya kesilir.” hükmü yer almaktadır.
Konuya ilişkin olarak (09.01.2009 tarih ve 27105 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan şekli ile) Kamu İhale Genel Tebliği’nde;
“……
Çalışan personele asgari ücretin üzerinde bir ödeme öngörülmekle birlikte hizmet alımlarına ilişkin Fiyat Farkı Esaslarının sadece 8 inci maddesinin uygulanacağı hizmet alımı ihalelerinde, ihale tarihi itibarıyla geçerli brüt asgari ücretin artması halinde anılan madde gereği sadece asgari ücretteki artış miktarı ve bu artış miktarından kaynaklanan işveren payı kadar fiyat farkı hesaplanacaktır.
Fiyat Farkı Esaslarının bütün olarak uygulandığı ve vasıflı işçiliğin a2 olarak belirlendiği hizmet alımı ihalelerinde, Esasların 7 nci maddesi gereği ihale tarihi itibarıyla geçerli brüt asgari ücretteki artış oranı kadar ücret farkı hesaplanacaktır. Esaslar bütün olarak uygulanmakla birlikte vasıflı işçilik a1 olarak belirlenmişse 8 inci madde gereği sadece asgari ücretteki artış miktarı ve bu artış miktarından kaynaklanan işveren payı kadar hesaplama yapılacaktır.
Asgari ücretin üzerinde bir ödeme öngörülen vasıflı personelin çalıştırıldığı işlerde Fiyat Farkı Esaslarının sadece 8 inci maddesi uygulandığında asgari ücretteki değişiklik sonrasında yüklenici vasıflı personelin ücretini asgari ücretteki artış miktarı kadar, Esasların tümü uygulanarak işçiliğin a2 olarak belirlendiği hallerde ise asgari ücretteki artış oranı kadar artırabileceğinden ücret bordrosu da buna göre düzenlenecektir.
….” denilmektedir.
Buna göre, asgari ücretin artırılması halinde, eski ve yeni asgari ücretler arasındaki fark ile bu farktan doğan ve işverence karşılanması gereken sosyal sigorta primleri ile sigorta primi alt sınır artışından kaynaklanan fark ve bu farklara ait işsizlik ödeneğinin her işçi için aynı miktarda fiyat farkı olarak ödenmesi gerekmektedir.
Kararname’nin 8. maddesine göre işçiler için asgari ücretin üzerinde ödeme öngörülmüş olsa bile asgari ücret fiyat farkı ödemesi ancak asgari ücretteki miktar artışları esas alınarak yapılabilecektir.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde, asgari ücret fiyat farkının 2,1 kat arttırılarak ödemenin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla temyiz talebinin reddi ile 1428 sayılı ilamın 5. maddesinin a bendi ile 5.740,52 TL’ye verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
b bendine ilişkin olarak;
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Prim oranları ve devlete katkısı” başlıklı 81 inci maddesinin (ı) bendinde aynen;
“(Ek: 17/4/2008-5763/24 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıktan sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler ile 29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa ve 22/2/2006 tarihli ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile diğer taksitlendirme ve yapılandırma Kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu fıkra hükmünden yararlandırılır. Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz...” denilmektedir.
01.10.2008 tarihinden sonra yürürlüğe giren düzenlemeye göre, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanmaya başlanılmıştır. Dolayısıyla Fiyat Farkı Kararnamesinin 8’inci madde esaslarına göre yapılacak fiyat farkı ödemelerinde Hazinece karşılanan tutarların dikkate alınması ve hakediş ödemelerinden düşülmesi gerekir. Aksi halde aynı prim tutarının hem bütçeden hem de Hazineden ödenmesi yolu açılmış olur.
Nitekim bu husus, Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımlarında Teklif Fiyata Dahil Olacak Masraflar” başlıklı maddesinin 17 nci fıkrasında aynen;
“(Ek: 25/10/2008 – 27035 R.G. / 4 md.) 15/5/2008 tarihli ve 5763 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (ı) bendinde; özel sektör işverenlerinin, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın Hazinece karşılanacağı hüküm altına alınmıştır.
İhale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığı tüm hizmet alımı ihalelerinde, teklifler Hazine tarafından karşılanacak olan işveren sigorta primi tutarı dikkate alınmadan, işveren payları üzerinden hesaplanarak sunulacak ve değerlendirilecektir. Bu çerçevede, fiyat farkı hesaplanması öngörülen ihalelerde sözleşmenin yürütülmesi aşamasında, yüklenicinin yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca prim teşvikinden yararlanması halinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esasların 8 inci maddesinde yer alan, ‘b) İhale (son teklif verme) tarihi itibarıyla işveren tarafından karşılanacak olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigortası primine ilişkin toplam tutarda; asgari ücret değişikliği veya sigorta primi alt sınır değişikliği ile prim oranları değişikliği gibi sebeplerle meydana gelecek fark,
…506 sayılı Kanun gereğince işveren nam ve hesabına Hazinece yapılacak olan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle bu Esasların 7 nci maddesi uygulanmaksızın ödenir veya kesilir.’ hükmü gereğince, Hazine tarafından karşılanan prim tutarı, idare tarafından yüklenicinin hakedişinden kesilecektir.” denilmek suretiyle açık bir biçimde ifade edilmiştir.
01.10.2008 tarihinden itibaren malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmı hazine tarafından karşılandığından aynı mahiyetteki ikinci kez prim ödenmesinin önlenmesi için buradaki ödemeden %5 prim tutarının düşülmesi gerekir. %5 prim tutarı düşülmediği takdirde mükerrer ödeme yapılmış olacaktır. Şöyle ki; Firma tarafından gerçekleştirilen hizmet alımı işinde; firma teklif verirken işçi ücreti, primler gibi birçok unsuru içeren toplam maliyetini hesaplamıştır. Firmanın teklifinde, primler de işverenin maliyeti içerisinde yer almakta ve idare tarafından bu primler de firmaya ödenmektedir. İdare işçilerin prim dahil tüm ücretlerini yükleniciye ödemekte diğer taraftan da Hazine bu işçilere ait işveren payını karşılamaktadır. Böylece işveren payı bir yandan idarece bir yandan da Hazinece ödenmiş olmaktadır.
Bu nedenle, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar’ın 8. madde esaslarına göre yapılacak fiyat farkı ödemelerinde Hazinece karşılanan tutarların dikkate alınması ve hakediş ödemelerinden düşülmesi gerekir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan mal ve hizmet alımları, mevzuat hükümleri doğrultusunda ihale öncesinde hazırlanan şartname ve sözleşme tasarılarındaki hükümler ile diğer esas ve usullere göre yürütülmektedir. Özel hukuk gerçek veya tüzel kişilerinin kendi aralarında akdettikleri sözleşme hükümleri ile kamu kesimi ve özel kesim arasında akdedilen hizmet alım sözleşmeleri bu açıdan farklılık arz etmektedir. Şartnameler ile sözleşme tasarısındaki hükümleri kabul ederek idare ile sözleşme imzalayan istekli, yüklenici durumuna gelerek şartname ve sözleşmede kendine düşen sorumlulukları yerine getirmeyi taahhüt etmiş olmaktadır. İdari şartname ve sözleşmede yer alan fiyat farkına ilişkin hususlar da bu kapsamda, sözleşmenin imzalanması ile birlikte yüklenicinin taahhüdü gereği uygulanması gereken kurallardan olmaktadır.
5510 sayılı kanunla getirilen uygulamanın, özel sektörün işçi istihdamını teşvik ve sigorta primlerinin düzenli yatırılmasını dolayısıyla, çalışanların mağduriyetinin engellenmesi ve kamu gelirlerinin düzenli tahsilinin sağlanmasına yönelik olduğu bilinmektedir. Oysa, kamunun gerçekleştirdiği personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalelerinde, hangi alanda kaç kişi çalışacağı, bunların nitelikleri ve bunlara ödenecek ücretler dahil her türlü şartların kamuca belirlenerek şartnamelere konulduğu, gerek işçilere ödenecek ücretlerin gerekse ilgili personele ait SGK primlerinin düzenli olarak ödenmesinin yine idarece takip edildiği dikkate alındığında istihdamı, gerçekleştiren gerçek işverenin ihaleyi kazanan özel sektör değil kamu idaresi olduğu görülmektedir. Fiyat farkı kararnamesi de buradan hareketle, sadece personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihaleleri ile malzeme kullanılarak üretim yapılan diğer ihaleleri ayırarak farklı uygulamalar öngörmüştür. Açıklanan nedenlerle Fiyat Farkı Kararnamesi ile herhangi bir malzeme kullanılmaksızın ve herhangi bir mal üretimde bulunmaksızın sadece belirli sayıda işçi çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalelerinde 5510 sayılı Kanun gereğince %5’lik prim avantajından faydalanan işverenlerden bunun fiyat farkı hesabında dikkate alınması suretiyle geri alınması öngörülmüştür.
Sorumlu benzer konuda verilen mahkeme kararlarının göz önünde bulundurularak tazmin hükmünün kaldırılmasının gerektiğini iddia etmişse de, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Diğer yandan Anayasa’nın 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
“... Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.
Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.”
832 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 65. maddesinde ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır.
Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştayın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.
Bu itibarla temyiz talebinin reddi ile 1428 sayılı ilamın 5. maddesinin b bendi ile 18.386,91 TL’ye verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 23.06.2015 tarih ve 40684 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:13