Sayıştay 2. Dairesi 37895 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
37895
20 Ocak 2015
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2010
-
Daire: 2
-
Dosya No: 37895
-
Tutanak No: 39935
-
Tutanak Tarihi: 20.01.2015
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:
43 sayılı İlam’ın 25. maddesi ile İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Adem Ceylan'a encümen ödeneği verilmesi nedeniyle 5.393,03 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi birinci dilekçesinde özetle; 5302 sayılı İl özel İdaresi Kanununun "İl Özel İdaresi Teşkilâtı" başlıklı 35. maddesinde de açık bir şekilde ifade edildiği gibi genel sekreterliğin de il özel idaresinin bir birimi olduğunu, genel sekreterliğin birim statüsünde olmasının bu birimin il özel idaresinin diğer birimleri ile eşit statüde bir birim olması anlamına gelmeyeceğini, ancak kendisine teşkilat kurma, bütçe açısından bir ödenek tahsisi ve harcama yapma yetkisi kazandırdığını,
5302 sayılı kanunun 25 ve 35. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde il encümeninin yapısını düzenleyen 25. maddede valinin biri mali hizmetler birim amiri olmak üzere her yıl birim amirleri arasından beş üye seçeceğinin belirtildiğini, 35. maddede yer alan İl özel idaresi teşkilatı genel sekreterlik, malî işler, sağlık, tarım, imar, insan kaynakları, hukuk işleri birimlerinden oluşur ibaresi gereği ise genel sekreterliğin özel idare teşkilatının bir birimi olduğunu, genel sekreterlik biriminin başı olan genel sekreterin 5302 sayılı Kanuna göre bir yürütme organı olan il encümeninde üye olmasının, il encümeninde görüşülüp karara bağlanan konular ile ilgili olarak görüş belirtmesi ve alınan kararlarda sorumluluk üstlenmesinin hizmetlerin koordinasyonu için önemli bir gereksinim olduğunu, valinin encümen toplantılarına katılmadığı durumlarda toplantıya başkanlık etmesi hususunun ise yasal zorunluluk ve arızi bir durum olduğunu, ayrıca genel sekreterin encümen üyesi olamayacağına ilişkin yasaklayıcı bir hüküm de bulunmadığını,
Bu hükümlere uygun olarak genel sekreterin valilik onayı ile diğer birim amirleri ile birlikte encümen üyesi olarak seçildiğini ve 5302 sayılı Kanunun 28. maddesi gereği memur üyelere öngörülen ödeneğin genel sekretere ödendiğini, valinin katılamadığı encümen toplantısına yasa gereğince başkanlık ettiğini ancak encümen başkanlığı için herhangi bir ödenek tahakkuk ettirilmediğini,
Asaleten ve vekâleten yürütülen görevlerde; birim amirin katıldığı toplantıda tek kişi ve buna bağlı olarak tek oy kullanması gerektiğinin iddia edilmesinin idare hukukunun temel prensibi olan "vekil, asılın bütün hak, yetki ve sorumluluklarına sahiptir" ilkesine aykırı olacağını, aksi durumda encümen toplantı yeter sayısının ve alınan kararların karar yeter sayısının tartışmaya meydan vereceğini, söz konusu dönemde encümen kararlarında asaleten ve vekâleten yürütülen görevler ile ilgili ayrı ayrı birim unvanları açılarak imzalar tamamlandığını, bu birim amirliklerine ait yetkilerin kullanıldığını ve hukuki sorumlulukların da üstlenildiğini, ödemelerin ise 28. maddeye uygun olarak asil ve birim amiri sıfatlarına göre yapıldığını,
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Adem CEYLAN'a Genel Sekreterliği asaleten, Ocak-Nisan aylarında ise Mali İşler Daire Başkanlığını vekaleten yürütmesinden dolayı belirtilen mevzuat hükümleri ve onaylar uyarınca il encümen ödeneğinin tahakkuk ettirildiğini, söz konusu valilik onayında il encümenine seçilen memur üyelerin ismen belirtilmedikleri gibi belirtilen kadrolara vekâlet edenlerin İl Encümenine katılmaları düzenlendiğinden encümene katılan birim amirliği esas alınarak ödemelerin yapıldığını,
Ayrıca; 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen geçici 4. madde gereği ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmayacağını, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takip işlemine son verileceğini, buna ilişkin Sayıştay Temyiz Kurulunun 22.03.2011 tarih ve 33077, 07.02.2012 tarih ve 34353, 06.03.2012 tarih ve 34493 tutanak sayılı kararlarının bulunduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık birinci karşılamasında; “Adı geçen dilekçesinde ilamın 25’inci maddesinde tazmine hükmedilen meblağın iki ayrı görevle özel idare toplantılarına katılan kişiye iki ayrı huzur hakkı ödenmesi, bu huzur haklarından eksik gelir vergisi kesilmesi nedeniyle tazmin hükmü verilmesinin hatalı olduğunu, şayet iki ayrı huzur hakkı ödenmesinin kamu zararı ise bu defa da eksik vergi kesilmesine yönelik tazmin hükmünün doğru olmadığını belirterek hakkında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Dilekçede ortaya konulanlar karşısında iki ayrı sıfatla özel idare toplantılarına katılmaya bağlı olarak ödenen huzur haklarından birisine yönelik olarak verilen tazmin hükmünün onanmasının uygun olacağı düşünülmekle birlikte, tazmini istenilen gelir vergisinin tespiti maksadıyla Yargılamanın İadesi Yoluyla dilekçenin Dairesine Tevdiine hükmedilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.” şeklinde görüş bildirmiştir.
Dilekçi ikinci dilekçesinde özetle; Başsavcılığın yazısında belirtilen iki ayrı toplantıya bağlı olarak ödenen huzur hakkından birisine verilen tazmin hükmünün onanmasının uygun olacağı belirtildiğinden, kamu zararı olarak çıkarılan 5.393,35 TL’den asil üye olarak ödenen huzur hakkının toplam tutarının 4.063,19 TL olup, mali işler daire başkanlığını vekâleten yürütmüş olduğu dönemlere ait ödenen ve tazmini istenilen huzur hakkı toplamının 1.329,84 TL olduğunu, dolayısıyla asil üye ödemesi tutarı olan 4.063,19 TL kamu zararına ait tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini, Ocak-Nisan aylarında Mali İşler Daire Başkanlığını vekaleten yürütmesinden dolayı ise anılan mevzuat hükümleri ve onay uyarınca ödeme yapıldığı belirtmiştir.
Başsavcılık ikinci karşılamasında; “İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçen tarafından ileri sürülen hususların 27.11.2012 tarih ve 12864-20054 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalâamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.
5302 Sayılı Kanunun:
"İl encümeni" başlıklı 25. maddesinde;
"İl encümeni valinin başkanlığında, il genel meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından bir yıl için gizli oyla seçeceği beş üye ile biri malî hizmetler birim amiri olmak üzere valinin her yıl birim amirleri arasından seçeceği beş üyeden oluşur. Valinin katılamadığı encümen toplantısına genel sekreter başkanlık eder. (...)",
"Encümen toplantısı" başlıklı 27. maddesinde;
“(...)
Encümen üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve katılanların salt çoğunluğuyla karar verir. Oyların eşitliği durumunda başkanın bulunduğu taraf çoğunluk sayılır. Çekimser oy kullanılamaz.
(…)”
“Encümen üyelerine verilecek ödenek” başlıklı 28. maddesinde; “Encümen başkanına 14000, üyelerine 12000 gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt ödenek verilir. Encümenin memur üyelerine encümen üyeleri için belirlenen gösterge rakamının yarısı ödenir.”
"İl özel idaresi teşkilâtı" başlıklı 35. maddesinde; "İl özel idaresi teşkilatı; genel sekreterlik, malî işler, sağlık, tarım, imar, insan kaynakları, hukuk isleri birimlerinden oluşur. (...)" hükümleri yer almaktadır.
Buna göre, il encümeni üye sayısının başkan dahil toplam on bir kişi olarak belirlendiği, üye tam sayısının salt çoğunluğu olan en az altı kişi ile toplanacağı ve toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar alınacağı anlaşılmaktadır. Yani il encümeni toplantısı yapılabilmesi için başkan dahil on bir üyenin en az altısının katılımı şarttır. Söz konusu mevzuat hükümlerinden, başkan dahil on bir ayrı kişinin encümen üyesi olmasının gerektiği, toplantıya katılan her bir kişinin bir oy hakkının bulunduğu ve encümen ödeneğinin de toplantıya katılan her bir kişiye ödeneceği anlaşılmaktadır.
Yapılan inceleme sonucunda, Adem Ceylan'ın "Ankara İl Özel İdare Genel Sekreterliği" görevini asaleten, "Mali İşler Daire Başkanlığı" görevini de vekaleten yürüttüğü, ocak ayından nisan ayına kadarki il encümeni toplantılarına her iki görevi temsilen katıldığı ve bundan dolayı kendisine bir aylık toplantı için iki encümen ödeneği verildiği görülmüştür.
İl encümeni toplantı ve karar nisabı açısından birisi asaleten, diğeri vekâleten yürütülen iki ayrı görev nedeniyle aynı kişinin iki üye olarak değerlendirilmesi, bu şekilde toplantı yapılarak karar alınması ve bu kişiye iki ayrı ödenek verilmesi Kanunun lafzına ve ruhuna aykırı bir uygulamadır.
Öte yandan 5917 sayılı Kanunun 36. maddesiyle 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen geçici 4. maddede; “Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir.” denilmektedir. Bu durumda 5917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 10.07.2009 (RG, 27284) tarihinden sonra yapılan ödemelere Kanunun şümulü olmayacaktır ki, bahsi geçen ödemeler 2010 yılında yapılmıştır.
Buna karşın 5302 sayılı Kanunun 35. maddesinde genel sekreterlik il özel idaresinin bir birimi olarak sayılıp, aynı Kanunun 25. maddesinde il encümeni üyelerinden beşini valinin her yıl birim amirleri arasından seçeceği, valinin katılamadığı encümen toplantısına genel sekreterin başkanlık edeceği düzenlendiğinden ve genel sekreterin encümen üyesi olamayacağına ilişkin bir hüküm de bulunmadığından genel sekretere katıldığı encümen toplantıları için encümenin memur üyeleri için öngörülen ödeneğin ödenmesi mümkündür.
Rapor dosyaları ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde; Genel Sekretere Mali İşler Daire Başkanlığını vekâleten yürütmüş olması nedeniyle aynı toplantı için ikinci kez yapılan huzur hakkı ödemelerinin (ocak ayında 339,92 TL, şubat ayında 344,32 TL, mart ayında 344,32 TL ve nisan ayında 258,24 TL olmak üzere) toplam tutarının 1.286,80 TL olduğu görülmüştür.
Ankara İl Özel İdaresi genel bütçeli bir idare olmadığından tazmin hükmü kümülatif tutar üzerinden hesaplanmıştır. Bu nedenle konun kümülatif gelir vergisi açısından ele alınmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu itibarla, 43 sayılı ilamın 25. maddesiyle toplam 5.393,03 TL’ye verilen tazmin hükmünden mevzuata uygun olarak ödenen 4.106,23 TL’sinin düşülerek kalan 1.286,80 TL’nin Harcama Yetkilisi (Genel Sekreter) Adem CEYLAN ile Gerçekleştirme Görevlisi (İns. Kayn. Eğt. Müd.) Biray ÇAKICI’nın uhdesinde kalmak üzere hükmün 1.286,80 TL olarak DÜZELTİLMEK SURETİYLE TASDİKİNE,
Karar verildiği 20.01.2015 tarih ve 39935 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:11