Sayıştay 2. Dairesi 36468 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

2

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

36468

Karar Tarihi

5 Mart 2013

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2005

  • Daire: 2

  • Dosya No: 36468

  • Tutanak No: 36652

  • Tutanak Tarihi: 05.03.2013

  • Konu:

KARAR

Dairesi adına Belediye Başkanı İ. Melih GÖKÇEK, İhale Komisyonu Başkanı Hasan UÇAR, İhale Komisyonu Üyeleri Kiramen ÖNCEL ve Dilek BAKIR vekili Avukat Handan KURT’un sözlü açıklamaları ile Sayıştay Savcısının dinlenilmesi ve dosyada mevcut belgelerin incelenmesinden sonra, duruşma talep eden dilekçi Avukat Nazlı ERGÜL’e duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 430. maddesi uyarınca gıyabında gereği görüşüldü;

870 sayılı Asıl İlam’ın 23. maddesi ile hüküm dışı bırakılan konu hakkında düzenlenen ek rapor üzerine hüküm dışı kaydı kaldırılarak; 1112 sayılı Ek İlam ile Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından “Milli Kütüphane Karşısı Yaya Bölgesi Çevre Düzenleme İnşaat İşi”nde mülkiyeti kendisine ait olmayan alan üzerine dükkân, kafeterya, büfe gibi yapılar inşa edilmesi nedeniyle 4.259.813,32 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçesinde özetle;

Rekreasyonun, bireylerin iş yaşamı dışında özgür iradeleriyle kendilerini geliştirmek ve yenilemek amacıyla gönüllü olarak katıldıkları aktiviteler olduğunu, günümüz toplumlarında “rekreasyon” kavramının büyük önem kazandığını,

Rekreasyonun; kamu, ticari, özel, gönüllü, terapi, okul, silahlı kuvvetler ve işyeri rekreasyonu şeklinde bir sınıflandırmaya tabii tutulduğunu, bunlardan Kamu rekreasyon programlarının temel felsefesinin her türlü yerleşim biriminde yaşayan vatandaşların serbest zamanlarını bireysel ve guruplar halinde verimli bir şekilde kullanmaları ve kendilerini çok yönlü olarak geliştirmeleri olduğunu,

Rekreasyon uygulamasının yerel yönetimlerin temel görevlerinden biri olduğunu, Yerel yönetimlerin rekreasyon hizmetlerini finanse edebilmek için ellerindeki mevcut açık ve kapalı tesislerde sundukları program ve hizmetler ile gelir sağlayabildiklerini,

Öncelikle stadyumlar ve çevresi, spor salonları ve çevresi, marinalar, parklar, yüzme havuzları, su sporları merkezleri, golf tesisleri, tenis sahaları, sahil bantları ve plajların rekreasyon hizmetleri için büyük gelir potansiyeli oluşturduğunu, bu tesislerin profesyonel kişilerce yönetilmesi ve işletilmesinin büyük önem arz ettiğini,

Ek finansman olanakları arasında botanik bahçeleri, hayvanat bahçeleri, özel (tema) parklar, gösteriler, sergiler ve eğlence organizasyonları için alınan giriş ücretleri ve/veya aidatları, yerel yönetimlere ait rekreasyon alanlarından elde edilen kira gelirleri, rekreasyon ürün satışları ve stand kullanım ücretlerinin sayılabileceğini,

Bu itibarla, Gökkuşağı Rekreasyon alanının hemen yanıbaşında bulunan Milli Kütüphane’nin hafta sonları da açık olduğunu, burada ders çalışmak, araştırma yapmak ya da kültürel etkinliklerde bulunmak amacında olan hemşerilerimizin günlük yemek, içmek yahut açık hava etkinliğinde bulunmak ihtiyacının giderilmesinin ancak kamu yararı çerçevesinde ele alınarak giderilebileceği için bu ihtiyaçları gidermek görevinin öncelikle Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde olduğunu,

Diğer taraftan, 17/6/2010 tarihli ve 5998 sayılı Belediye Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile değiştirilen 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 73. maddesinin birinci ve ikinci cümlelerinin, “Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır.” hükmünü taşıdığını,

Madde gerekçesinde de anlaşılacağı gibi, Belediyelerin kentin gelişimine uygun olarak, Konut alanları, Sanayi ve Ticaret alanları, Teknoloji parkları, Rekreasyon alanları ve Sosyal Donatılar oluşturmak veya kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak ve geliştirmek amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabileceğini,

Büyükşehir belediye sınırları içinde yapılacak kentsel dönüşüm uygulamalarında büyükşehir belediyesinin münhasır yetkili olup, büyükşehir belediye meclisinin uygun görmesi halinde ilçe belediyelerinin de kentsel dönüşüm ve gelişim projelerini uygulayabilmesine imkân verildiğini,

Gökkuşağı Rekreasyon alanının da 10/12/1974 tarihli ve 693 sayılı İmar İdare Heyeti kararıyla onaylı 66300/B sayılı parselasyon planı kapsamında kadastrosu Maliye Hazinesi’ne ait, vasfı yol olan kamuya terkli bir alan olup tesciline dair bir kayda 38 yıl aradan sonra rastlanmadığını,

Söz konusu Rekreasyon alanının 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 17. maddesi ile bir ilgisi bulunmamakta olup, 16/12/2011 gün ve 3730 sayılı Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclis Kararı ile imar mevzuatına uygun olarak “Kamusal Rekreasyon kullanımlı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı”nın onaylandığını,

Yine İnönü Bulvarı’nın anılan bölümünün 1974 tarihli 66300/B sayılı parselasyon planına göre yola terkli olarak gözükmekte olduğunu ancak DOP (Düzenleme Ortaklık Payı) olarak terkine dair bir tescil belgesine ulaşılamadığını,

Gökkuşağı Rekreasyon tesislerine 18/8/2006 tarihli ve 23 sayılı yazı ile yapı ruhsatı verildiğini, belirtilen ruhsatın, Ankara Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği’nin 11 ve 88. maddelerine istinaden verildiğini,

Umumi hizmetlere tahsisli mülkler üzerinde arsa sahiplerine tanınan geçici yapı hakkı, Gökkuşağı proje alanında Belediye tasarrufunda olan yolun sınırlı ve atıl bir bölümünün Kamusal Rekreasyon (Mavi Masa) gibi değerlendirilmek suretiyle kullanıldığını,

Tesislerin yer aldığı İnönü Bulvarının; 5216 sayılı Kanunun ilgili maddeleri, Ankara Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği’nin 11. maddesi ve 16/12/2007 gün ve 486 sayılı Büyükşehir Belediyesi Meclis Kararı uyarınca Büyükşehir Belediyesi sorumluluğunda olduğunu,

Alanda yer alan tesislerin DOP’a dayanmasının söz konusu olmadığını, DOP’un taşınmazın oluşumuyla ilgili farklı bir kavram olduğunu, verilen ruhsatın 5. maddede belirtildiği gibi 3194/33. maddeye dayandırılmadığının da bilinmesi gereken bir husus olduğunu,

Yine anılan sahanın 16/12/2011 tarihli ve 3730 sayılı Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclis Kararı ile “Kamusal Rekreasyon” olarak onaylanmış olup, ticari nitelik taşımadığını,

Söz konusu tesislerin bulunduğu alanın 2005 onaylı Ticari Rekreasyon planından vazgeçilerek kamusal kullanım kararları getirilmiş olup herhangi bir çelişkiden söz edilemeyeceğini, aksine planlama ilke ve esasları ile kamu yararına bir rehabilitasyonun söz konusu olduğunu,

Aynı şekilde ilamın 1. sayfasında; mülkiyeti kendisine ait olmayan alan üzerine inşaat yapılamaz, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine göre umumi hizmetlerden başka maksatlarla kullanılamaz denildiği, ayrıca 3. sayfasında; İlk savunmalarda 3194 sayılı kanunun 18, 19. maddelerine göre Düzenleme Ortaklık Payından (DOP) karşılandığı ifade edilmişse de bu defa DOP’dan hiç bahsedilmediği, 3194 sayılı kanun 33. maddesine göre ruhsat verildiği ifade edilerek bu madde kapsamında umumi hizmetlere ayrılan dükkan, cafe, büfe vb. muvakkat yapılara izin verilemeyeceğinden bahisle konunun Sayıştay makamının 12/11/2009 tarihli yazısıyla incelenmek üzere İçişleri Bakanlığına gönderildiğinin anlaşıldığını,

Ancak Mülkiye Başmüfettişi Sn. Muhittin Aliz’e verilen 27.07.2010 (Ek 1) ve 29.11.2010 tarihli (Ek 2) savunmalarda da belirtildiği gibi söz konusu alanın; Büyükşehir Belediyesinin yetki ve tasarrufunda olduğunu, yapılan tesislerin tamamen kamusal amaçlı olduğunu, geçici olduğunu ve özel mülkiyete konu edilmediğini ayrıca verilen ruhsatın İmar Kanunu’nun 33. maddesine göre değil bitmiş, kamuya ait tesislere kamu yararı dikkate alınarak, imar yönetmeliğinin 11. ve 88. maddesine göre verilmiş olduğunu, ilk savunmalarda DOP’dan bahsedildiği halde daha sonraki savunmalarda DOP’dan bahsedilmemesinin bir çelişki olmadığını kastının da bulunmadığını, bir detay olduğunu, söz konusu alanın 10.12.1974 tarih ve 693 sayılı (Ek 3) o dönem belediye meclisinin imar yetkilerini kullanmakta olan İmar İdare Heyeti Kararı ile tasdikli 66300 no’lu kesin parselasyon planı (Ek 4) ve cetveli (Ek 5) kapsamında DOP olarak ayrıldığını, bu işlemin 1985 yılında yürürlüğe giren 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine göre değil, mülga 6785 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre tesis edildiğinin bilindiğini,

İçişleri Bakanlığının 09/12/2010 tarih ve 417 sayılı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı kararı (Ek 6) ile “Ortada ceza-i sorumluluğu gerektiren herhangi bir eylem bulunmadığı cihetle” inceleme konusu Büyükşehir Belediye Başkanlığı çalışanları hakkında “Soruşturma izni verilememesine” hükmedilmesine ve bir konu hakkında ikinci kez soruşturma yapılmaması gerekmesine rağmen ilgi yazınızda konu edilen Mülkiye Başmüfettişi Sn. Muhittin Aliz’e ait 12/11/2010 tarihli İçişleri Bakanlığı araştırma raporunda; “Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile de yönetmeliğin 11. maddesine aykırı olarak İmar planı değişikliğinin kabulünden bahisle yönetmelikte sayılan yerler dışında, kamu hizmeti sayılmayan faaliyetlerin (ticaret, işyeri, küçük mağaza, cafe, büfe vb.) yapılmasına sebebiyet verildiğinin ifade edildiğini ancak bu ifadenin hukuki bir dayanağının bulunmadığını, belediye mevzuatı ve işleyişine vakıf olmayan bir bilirkişi raporuna dayandırıldığı hissini uyandırdığını, zira mevzuat hiyerarşisine göre imar planlarının yönetmeliklerin üzerinde bir idari işlem olduğunu, üstelik usulde paralellik ilkesi gereği imar yönetmeliğini onaylayan meclisin plan değişikliği ile farklı bir hüküm vermesinin mevzuata hiçbir aykırılığının da bulunmadığını kaldı ki hatalı iddialara konu imar planı yerine, 16.12.2011 tarih ve 3730 sayılı Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla (Ek 7), tesis alanı hakkında “Gökkuşağı Kamusal Rekreasyon Alanı” imar planının (Ek 8) onaylandığının ifade edildiğini,

Ayrıca, belediyelerin hüküm ve tasarrufundaki yerler üzerinde inşaat başlıklı Ankara Büyükşehir Belediyesi İmar yönetmeliğinin 11. maddesinin 1. fıkrasının, 16/12/2011 tarih ve 3724 sayılı Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla (Ek 9) yeniden düzenlenerek kamu hizmetlerine ücretsiz tahsisin ön plana çıkarıldığının yine bilinen bir gerçek olduğunu,

İçişleri Bakanlığının, aynı Başmüfettişin soruşturmasına dayalı “…kamu zararının bulunmadığı..” vurgulanarak önce soruşturma izni vermezken ikinci incelemede “… alınan Meclis ve Encümen kararlarının imar mevzuatına aykırı şekilde alındığı, kesinleşmesinin sağlandığı”, kamunun zarara uğratıldığı, ilgililer hakkında soruşturma gerektiği iddialarının kişisel olduğunu, hukuki mesnetten yoksun olduğunu ve çelişkili bir durum oluşturduğunu, hakkaniyete uygun olmadığı kanaatini uyandıran bu durumun İdari Mahkemelerin konusu olduğunun ise herkesin malumu olduğunu,

Müfettiş raporunun sonuç bölümünde ise anılan tesislerin anahtar teslimi ihalesi yapıldığı, işyerlerinin kiraya verildiği, sonradan kiracılar tarafından boşaltılarak hizmet dışı kaldığı, 4.259.813. TL kamu zararına neden olunduğu iddialarına katılmanın da mümkün olmadığını, şu anda 10’u aşkın bölümün hizmet verdiğini

Sonuç olarak;

Söz konusu alanın Büyükşehir belediyesi tasarrufunda bulunduğunu, yapılan tesisin kamusal amaçlı geçici tesisler olduğunu, Büyükşehir belediyesinin de Devletin bir ünitesi olduğu gibi çalışanlarının da memur olduğunu ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununu hükümlerine tabi tutulduğunu,

2011 yılında yapılan sözleşmelerle; Belediye Halk Ekmek Fabrikası, Tariş, PTT genel Müdürlüğü, Tarım Bakanlığı Tarmeg, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Devlet Hastanelerine yardım Vakfı (Hasvak), Belso A.Ş., ve Fiskobirlik gibi kamu tüzel kişiliklerine “bedelsiz” tahsislerin (Ek 10) yapıldığını, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Gülbirlik ve Tarmeg (ikinci) için bedelsiz tahsislerin ise imza aşamasında olduğunu, nitekim 2005 yılı ticari rekreasyon planından vazgeçilerek son onaylı imar planı ve imar yönetmeliğindeki düzenlemeler ile tüm kullanımların kamusal amaç vurgulanarak somutlaştırıldığını,

5018 Sayılı Kanunun 71. maddesi ve yönetmeliğinde zikredilen hükümlere göre Bakanlık raporunda da teyit edildiği gibi herhangi bir kamu zararının oluşmadığını, ayrıca 6009 Sayılı kanunun geçici 8. maddesi hükümlerine göre bu tür soruşturmalarda kamu çalışanlarının idari ve mali yargılamanın dışında tutulması gerektiği görüş ve kanaatine varıldığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı; ”Adı geçen dilekçesinde; Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Gökkuşağı Rekreasyon alanının mevzuatına uygun olduğunu, bu işlemde hukuka aykırı bir cihetin bulunmadığını ifade ederek hakkında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

Konu yargılama aşamasında bütün boyutları ile incelenmiş olup, ortaya konulanlar Daire kararının gerekçelerini karşılamaktan uzaktır. Bu sebeple, verilen kararın tasdikine hükmedilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Konu ile ilgili olarak başlangıçta, 2. Dairenin 870 sayılı ilamında yer alan “hüküm dışı” bölümünde;

“…………. söz konusu çevre düzenlenmesi işi içerisinde yapımı gerçekleştirilen yerlere ait ruhsat alınıp alınmadığının sorulması, alınmış ise belgelerinin istenilmesi, dükkan, kafeterya, büfe gibi yapılar için harcanan tutarın belirlenmesi ve yapılacak ek sorgu üzerine alınacak savunmalara göre ek rapor düzenlenmesi için denetçisine muhtıra verilmesine ve düzenlenecek ek raporun Dairemize intikaline değin konunun hüküm dışı bırakılmasına” karar verilmiş;

Bilahare, gönderilen savunmalar üzerine Denetçi tarafından düzenlenen ek raporun 2. Daire’de görüşülmesi sonucunda çıkarılan 1132 sayılı ek ilamda; olayın safahatından, sorumluların savunmalarından ve İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulunun İnceleme Raporundan ayrıntılı biçimde bahsedildikten sonra, söz konusu ek ilamın sonuç bölümünde;

“…..

Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Milli Kütüphane Karşısı Yaya Bölgesi Çevre Düzenleme İnşaatı İşi’nde, mülkiyeti Belediyeye ait olmayan alan üzerine dükkan, kafeterya, büfe gibi yapılar inşa edilerek, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 62 nci maddesinin (c) bendindeki,“ Yapım işlerinde arsa temin edilmeden, mülkiyet, kamulaştırma ve gerekli hallerde imar işlemleri tamamlanmadan ve uygulama projeleri yapılmadan ihaleye çıkılamaz.” hükmü ihlal edilmiştir.” denilerek;

870 sayılı ilamın 23. maddesindeki hüküm dışı kaydının kaldırılmasına ve söz konusu iş için harcanan toplam 4.259.813,32 TL’nin, sorumlu addedilen; Sayman- İhale Komisyonu Başkanı, Tahakkuk Memuru- İhale Komisyonu üyesi, diğer ihale komisyonu üyeleri ile İhale Yetkilisinden tazminen tahsiline, karar verilmiştir.

Görüldüğü üzere, söz konusu tazmin hükmünün yasal gerekçesi; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 62. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükmü ile 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edilmesi olarak gösterilmiştir.

Oysa savunmalarda sorumlular tarafından yapılan ayrıntılı açıklamalara rağmen, ek ilamda 4734 sayılı Kanun’un 62. maddesine aykırılık durumlarının ne olduğu açık ve net olarak ortaya konulmadığı gibi; bu eksiklikler mevcut olsa dahi, buna rağmen ihaleye çıkılmış olmasının müeyyidesi, 4734 sayılı Kanunun 60. maddesinin son fıkrasında belirtildiği üzere, gerek ihaleye çıkılmasına izin verenler; gerekse ihaleyi yapanlar hakkında ilgili mevzuatları gereğince disiplin cezası uygulanmasının yanı sıra, fiil veya davranışlarının özelliğine göre ceza kovuşturması neticesinde cezai müeyyide uygulanması ve tespit edilmiş bulunan zarar ve ziyan var ise genel hükümlere göre tazmin ettirilmesidir. Bunu gerçekleştirecek merciler ise yine 4734 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yapılacak yasal başvurular üzerine adli mahkemelerdir.

Ayrıca; söz konusu 4734 sayılı Kanun’un 60. maddesi hükmü, ihale işlemlerinden sözleşme yapılmasına kadar olan süreç ile ilgilidir. Oysa ek ilamda tazmin hükmüne konu verile emirleri ve ekleri, ihale gerçekleştirilip yüklenici ile sözleşme yapıldıktan sonra, bu sözleşme ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilen söz konusu yapım işi ile ilgili imalatların bedellerinin ödenmesine ilişkindir.

Bu meyanda, söz konusu 1132 sayılı ek ilamda ilişik tutulan verile emirleri ve eki hakediş belgeleri üzerinden, gerek 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu’nun gerekse 832 sayılı Sayıştay Kanunu’nun ilgili madde hükümleri uyarınca, sorumlu addedilen şahıslara tazmin hükmolunmasını gerektirecek mevzuata aykırı yersiz veya fazla bir ödeme tespitinin yapılmamış olduğu görülmüştür.

Yine 3194 sayılı Kanun’a uyulmama hususunda kesin bir yargı ve yetkili mercilerin kararı bulunmadığı gibi, sorumlularca kanuna uygun hareket edildiği ileri sürülmektedir. Kaldı ki ilamda iddia edildiği üzere 3194 sayılı Kanuna uygun hareket edilmese bile bu hususun değerlendirileceği ve hükme bağlanacağı yargı mercii, duruma göre idari veya adli mahkemelerdir.

Diğer taraftan tazmin hükmüne konu olan yapıların tamamlanıp amacı doğrultusunda kullanılması, halen belediyenin tasarrufunda bulunması, bunlarla ilgili bugüne kadar hak sahipliliği veya ilamda iddia edildiği üzere imar mevzuatına aykırılıktan dolayı kişi, kurum ve kuruluşlarca Belediye hakkında sahiplilik veya başka nedenlerle herhangi bir talepte bulunulmaması, dava konusu yapılmaması, idari ve adli mercilerce Belediye hakkında kamu zararı kapsamında değerlendirilecek herhangi cezai bir hüküm ve yaptırım uygulanmaması ve bu nedenle Belediyece ödemede bulunulmaması karşısında, Belediyece İmar Kanununa aykırı hareket edildiği gerekçesiyle tazmine konu bir husus da bulunmamaktadır.

Bu durumda Sayıştay Dairesi’nin ve Temyiz Kurulu’nun konu ile ilgili değerlendirmesinin ve vereceği kararın tek ölçüsünün söz konusu işlemin Belediye Kanununa göre Belediyeye verilmiş görev ve yetki kapsamında olup olmadığıdır. Bu Hususla ilgili olarak 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun "Belediyenin Görev ve Sorumlulukları" başlıklı 14'üncü maddesinde;

"Belediye, mahalli ve müşterek nitelikte olmak şartıyla;

a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafi ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır..." hükmü bulunmaktadır. Anılan hüküm karşısında yapılan işlemin Belediyenin yetki, görev ve sorumluluğu içerisinde olduğu ve 5393 sayılı Kanun’un “Belediyenin Giderleri” başlıklı 60'ıncı maddesindeki Belediyenin giderleri kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.

Bu itibarla dilekçi iddialarının kabul edilerek 1112 sayılı Ek İlam ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

Karar verildiği 05.03.2013 tarihli ve 36652 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim