Sayıştay 2. Dairesi 35275 Kararı - Yüksek Öğretim Kurumları Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
35275
18 Aralık 2014
Yüksek Öğretim Kurumları
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 2
-
Karar Tarihi: 18.12.2014
-
Karar No: 35275
-
İlam No: 93
-
Madde No: 5
-
Kamu İdaresi Türü: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Hesap Yılı: 2013
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Emekli milletvekili öğretim üyesine ödenen maaş
Milletvekilliğinden emekli olduktan sonra Üniversiteye dönerek ......... Fakültesi’nde göreve başlayan öğretim üyesine maaş ödendiği görülmüştür.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrasında;
“Bir süre öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra Bakanlar Kuruluna veya Yasama Organı Üyeliğine seçilenler, bu görevlerde geçirdikleri süreler hesaba katılmak ve buna göre aylık dereceleri yükseltilmek, meslek unvan ve sıfatlarını kazanma ile ilgili hükümler saklı kalmak şartıyla başvurmaları halinde bu Kanun hükümlerine göre ayrıldıkları yükseköğretim kurumuna kadro koşulu aranmaksızın dönerler.
Bunlardan emekli iken yükseköğretim kurumlarına dönenlerin veya yüksek öğretim kurumlarına döndükten sonra emekliliğe hak kazanıp emekli olanların emekli aylıkları kesilmez. Bunlara yükseköğretim kurumlarınca, ders yükü zorunluluğu aranmadan ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödenir; bu ödemelerin dışında aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödeme yapılmaz.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, yasama organı üyeliği sona erdikten sonra, ayrıldığı Üniversiteye dönen öğretim görevlisine maaş ödenmemesi gerekmektedir.
5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasında;
“Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.”,
üçüncü fıkrasında;
“Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 11 inci maddesine göre 1.1.2005 tarihinden önce alınmış Bakanlar Kurulu kararları uygulanmaz.”
denilmiş ve devamında bu fıkralarda yer alan hükümlerin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar hakkında uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Buna göre, söz konusu maddeyle Yasama Organı üyeliği bittikten sonra emekli aylığı almakta iken bir kadroya atananların emekli aylığı kesilmeden çalışmalarına imkan sağlanmakta ancak bu kişilere kadrolarının gerektirdiği aylık ve diğer mali hakların ödenmesi konusunda bir hüküm getirilmemektedir. Ancak 2547 sayılı Kanununun 60 ıncı maddesi (a) fıkrasına atıf yapılarak Üniversiteye dönüşe imkan verdiği açık olup, bu fıkrada belirtilen hakların kendilerine ödenmesi gerekir. Dolayısıyla bu durumda olan kişilere sadece 2547 sayılı Kanun’un 60 ıncı maddesine göre ders yükü zorunluluğu aranmadan ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödenmesi mümkündür. Oysa yapılan incelemede milletvekilliğinden emekli olduktan sonra Üniversiteye dönen öğretim üyesine maaş ödendiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, milletvekilliğinden emekli olduktan sonra Üniversiteye dönerek .......... Fakültesi’nde göreve başlayan Prof. Dr. ………………’e maaş ödenmesi sonucu sebep olunan ………… TL kamu zararının, Gerçekleştirme Görevlisi (Fakülte Sekreteri) …………. ile Harcama Yetkilisi (Dekan V.) Prof. Dr. ………………’dan, müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizi ile birlikte tazminine;
Diğer taraftan, duruşma sırasındaki savunmalarda, Dairece söz konusu ödemeler için tazmin hükmü verilmesi halinde Anayasaya aykırılık iddiasıyla konunun Anayasa Mahkemesine götürülmesi talep edilmiştir.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası özel bir düzenleme olup, öğretim üyelerinin yasama organı üyeliğinden sonra yükseköğretim kurumlarına dönüşlerine ve bu kurumlardan alacakları ücretlere ilişkin açık hükümler ortaya koymaktadır. Buna göre öğretim üyeleri yasama organı üyeliğinden sonra kadro koşulu aranmaksızın yükseköğretim kurumlarına dönebileceklerdir. Bu fıkraya, 17.09.2004 tarih ve 5234 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle eklenen bent ile bunlardan emekli iken yükseköğretim kurumlarına dönenlerin veya yükseköğretim kurumlarına döndükten sonra emekliliğe hak kazanıp emekli olanların emekli aylıklarının kesilmeyeceği ve bunlara çalışmaları karşılığında ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödeneceği, bunun dışında kendilerine aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödeme yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır.
21.04.2005 tarih ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 30 uncu maddesi ise herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların kamu kurum ve kuruluşlarının kadrolarına açıktan atanmaları ile ilgili düzenlemeler getiren genel nitelikte bir madde olup, atanma, emeklilik veya yaşlılık aylığı ile ilgili hükümler getirmiştir. Maddede yer verilen istisnalar, açıktan atanma ve/veya emeklilik veya yaşlılık aylığının kesilmesi gibi hususlarla ilgili olup bu istisnalar sonucu yapılan atamalarda çalışılan kurumdan alınacak ücretlere ilişkin bir kural bu maddede yer almamaktadır.
Farklı görevlerde bulunan ve farklı mevzuat hükümlerine tabi olan personel arasında; atanma, özlük hakları, malî haklar, emeklilik gibi konularda tam bir eşitlik aranması gerekmemektedir. Kanun koyucu, farklı hukukî statülerdeki kişiler için farklı hükümlerin uygulanmasını öngörebilir. Anayasa Mahkemesinin muhtelif kararlarında ifade edildiği üzere, “Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi, birbiriyle aynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını ve ayrıcalıklı kişi veya toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme aykırılık oluşturur. Anayasa’nın amaçladığı eşitlik, eylemli değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumların aynı, ayrı hukuksal durumların ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz.” (bkz. Anayasa Mahkemesi kararı: 03.02.2011 E.2009/64, K.2011/34). Bu nedenle 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrasında yer alan ve belli bir istihdam alanını düzenleyen hükmün, Anayasanın “kanun önünde eşitlik” ilkesine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmek yerinde olmaz. Bu itibarla, söz konusu hükmün iptali için konunun Anayasa Mahkemesine götürülmesine gerek bulunmadığına,
oyçokluğuyla,
Azınlık Görüşü:
Daire Başkanı ……………..’in karşı oy gerekçesi;
Prof. Dr. ……………, bir süre öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra milletvekili seçilmiş, daha sonra milletvekilliğinden emekli olmuş ve milletvekilliği sona erdikten sonra da 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesine göre öğretim üyesi olarak Üniversiteye dönmüştür.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun “Kurumlara dönüş” başlıklı 60’ıncı maddesinin (a) fıkrasında, “Bir süre öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra Bakanlar Kuruluna veya Yasama Organı Üyeliğine seçilenler, bu görevlerde geçirdikleri süreler hesaba katılmak ve buna göre aylık dereceleri yükseltilmek, meslek unvan ve sıfatlarını kazanma ile ilgili hükümler saklı kalmak şartıyla başvurmaları halinde bu Kanun hükümlerine göre ayrıldıkları yükseköğretim kurumuna kadro koşulu aranmaksızın dönerler.” hükmü yer almıştır.
Bu fıkraya, 21.09.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 17.09.2004 tarih ve 5234 sayılı Kanunla eklenen bentte ise, “Bunlardan emekli iken yüksek öğretim kurumlarına dönenlerin veya yüksek öğretim kurumlarına döndükten sonra emekliliğe hak kazanıp emekli olanların emekli aylıkları kesilmez. Bunlara yüksek öğretim kurumlarınca, ders yükü zorunluluğu aranmadan ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödenir; bu ödemelerin dışında aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödeme yapılmaz.” denilmektedir.
Bu hükümlere göre daha önce öğretim üyesi olarak çalışanlardan milletvekili seçilenler, milletvekilliğinden emekli olduktan sonra, ayrıldıkları yükseköğretim kurumuna kadro koşulu aranmaksızın dönme imkânına sahip bulunmaktadırlar. Diğer bir ifadeyle, bu kişiler, daha önce ayrıldıkları yükseköğretim kurumunda bir kadroya atanabilecekleri gibi, bir kadroya atanmadan da o yükseköğretim kurumuna dönerek öğretim üyeliği yapabileceklerdir.
Bunların malî hakları konusunda, doğrudan bir kadroya atanmak suretiyle görev yapanlar ile bu şekilde bir atama işlemi olmadan göreve başlayanlar arasında anılan fıkrada bir ayırım yapılmamış olmakla birlikte, bir kadroya atanmanın hukuki sonucu, ilgili mevzuatta o kadro için öngörülen malî hakların ilgiliye sağlanmasıdır. Esasen söz konusu fıkrada, bir atama işleminden bahsedilmemekte ve herhangi bir istihdam şekline de atıf yapılmadan genel bir ifadeyle “kadro koşulu aranmaksızın dönerler” denilmektedir. Bu durumda, milletvekilliğinden emekli olduktan sonra yükseköğretim kurumlarına dönen kişilere sağlanacak malî hakların kapsamı konusunda istihdam şekli dikkate alınmalıdır. Bir kadroya atama işlemi yapılmadan çalıştırılanlara, maddede belirtilen ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödenmesi; buna karşılık bir kadroya ataması yapılarak çalıştırılanlara ise, o kadro için kanunların belirlediği malî hakların sağlanması gerekmektedir.
Diğer taraftan, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların, kamu kurum ve kuruluşlarının kadrolarına açıktan atanmaları ve emekli aylıkları kesilmeden çalışmaları konusunda önce 2004 ve 2005 malî yıllarına ait bütçe kanunlarında, daha sonra da 5335 sayılı Kanunla bazı sınırlamalar getirilmiş ve bu sınırlamaların istisnaları da yine aynı kanunlarda gösterilmiştir.
27.04.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve halen yürürlükte bulunan 21.04.2005 tarih ve 5335 sayılı Kanunun konuya ilişkin 30 uncu maddesinde; herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların kural olarak kamu kurum ve kuruluşlarının kadrolarına açıktan atanamayacakları öngörülmüş, ancak bu hükmün istisnasını teşkil etmek üzere, hangi görevlere açıktan atama yapılabileceği ve kimlerin emekli aylıkları kesilmeden çalıştırılabilecekleri konusu da ayrıca hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasında, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların bu aylıkları kesilmeksizin herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamayacakları ve görev yapamayacakları; üçüncü fıkrasında da, diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümlerinin uygulanmayacağı hükme bağlanmaktadır. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise ikinci ve üçüncü fıkrada getirilen yasaklamanın istisnaları gösterilmiştir.
Bahse konu 30 uncu maddenin dördüncü fıkrasında gösterilen istisnalar, emekli aylığı almakta iken bir kadroya açıktan atananların, emekli aylıkları da kesilmeden çalışabilmelerini öngörmektedir. Diğer bir ifadeyle, kadrolarına ait malî haklardan istifade etmeleri tabiî olan bu kişilerin, bu haklarının yanı sıra emekli aylıklarını da alabilmelerine imkân sağlanmıştır. Fıkrada sayılan istisnalar arasında, 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar da bulunduğundan, bu kişilerin de, emekli aylıkları kesilmeksizin, atandıkları kadronun malî haklarından yararlanmaları gerekmektedir. Esasen konuyla ilgili hükümlerin tedvininde, 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrasında “kadro koşulu aranmaksızın dönerler” denilmişken, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında “2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar” ifadesi kullanılmak suretiyle, kadrosuz olarak göreve dönenler ile bir kadroya atanmak suretiyle göreve dönenler arasındaki fark gözetilmiş ve kadroya atananlar bakımından özel bir düzenleme getirilmiştir.
Bu itibarla, Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olan Prof. Dr. ………………..’in aylık ve diğer mali haklarının, yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca kendisine ödenmesi gerekir.
Daire Başkanı ……………… ve Üye …………………’in karşı oy gerekçesi;
2547 sayılı Kanunun 60. maddesinin (a) fıkrasının ikinci bendinde yer alan, ”Bunlara yüksek öğretim kurumlarınca, ders yükü zorunluluğu aranmadan ek ders ücreti ve sınav ücreti ile döner sermaye payı ödenir; bu ödemelerin dışında aylık, ödenek, tazminat ve benzeri herhangi bir ödeme yapılmaz.” hükmünün Anayasaya aykırı olduğu hususu, duruşmadaki savunmalar sırasında ileri sürülmüş ve söz konusu hükmün karara esas tutulacak olması halinde, bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine müracaat edilmesi talebinde bulunulmuştur. 5335 sayılı Kanunda, milletvekilliğinden emekli olanların, emekli aylıkları kesilmeksizin çalışabilecekleri görevler arasında öğretim üyeliğine atananlar da sayılmış olup, anılan Kanunda sayılan diğer görevlere atananlar için aylıkların ve kadroya bağlı diğer malî hakların ödenmesi, buna karşılık öğretim üyeliğine atananlar için bu ödemelerin yapılmaması, aynı durumda olan kişiler arasında eşitsizliğe yol açacaktır. Dolayısıyla, tazmin kararına esas alınan bu hükmün uygulanması, Anayasanın 10 uncu maddesiyle teminat altına alınmış olan “kanun önünde eşitlik” ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Bu itibarla Anayasanın 152 nci ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 40 ıncı maddesi uyarınca, söz konusu talep doğrultusunda, anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine müracaat edilmesi gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:11