Sayıştay 2. Dairesi 35222 Kararı - Yüksek Öğretim Kurumları Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
35222
10 Haziran 2014
Yüksek Öğretim Kurumları
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 2
-
Karar Tarihi: 10.06.2014
-
Karar No: 35222
-
İlam No:
-
Madde No: 34
-
Kamu İdaresi Türü: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Hesap Yılı: 2010
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
… Tıp Fakültesi personeline ait maaş ödemelerine ilişkin olarak;
A) “Geliştirme ödeneği” ile “Eğitim-Öğretim Ödeneği”nin fiilen çalışılmayan süreler için de ödenmesi,
B) Kümülatif vergi matrahlarının eksik hesaplanması sonucu gelir vergisi kesintisinin eksik yapılması.
..… Tıp Fakültesi’nde görevli personelin maaş ödemelerinde,
A) “Geliştirme ödeneği” ile “Eğitim-Öğretim Ödeneği”nin fiilen çalışılmayan süreler için de ödendiği görülmüştür.
2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun “Geliştirme Ödeneği” başlıklı 14 üncü maddesinde;
“Diğer yükseköğretim kurumlarına göre sosyo-ekonomik açıdan daha az gelişmiş yerlerde öğretim yapan ve/veya yeterli sayıda öğretim elemanı sağlanamayan yükseköğretim kurumları ile bunların bölümlerinde görevli öğretim elemanlarına; almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge toplamının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın beş katına kadar geliştirme ödeneği ödenebilir.
Geliştirme ödeneği verilecek yükseköğretim kurumları, ödeneğin verilmesine ilişkin usul ve esaslar ile oran veya miktarları, bu ödenekten yararlanma süresi ile yararlanamayacak olanlar ve diğer hususlar Yükseköğretim Kurulu ile Milli Eğitim Bakanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilir.
Bu ödenek damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz.”
Hükmü yer almaktadır.
Konu ile ilgili olarak yayımlanan 2005/8681 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 3 üncü maddesinde;
“Geliştirme ödeneği, çalışmayı izleyen aybaşında ödenir. Bu ödeneğe, ödeneğin verilmesi gereken yükseköğretim kurumlarında fiilen göreve başlanıldığı tarihten itibaren hak kazanılır. Görevden ayrılma halinde, o ay içinde çalışılan günler itibarıyla hesap edilerek ödenir. Daha yüksek veya daha düşük geliştirme ödeneğine hak kazanacak şekilde görev yerleri değişenler hakkında da aynı usule göre işlem yapılır.”
denilmektedir.
Aynı Bakanlar Kurulu Kararının 6 ncı ve 7 nci maddelerinde ise aynen;
“Madde 6 - Geliştirme ödeneğinden yararlanabilmek için görevin ilgili yükseköğretim kurumlarında fiilen yapılması şarttır.
Ancak;
a) Yıllık izin süresince,
b) Bir takvim yılında toplam 15 günü aşmayan mazeret izni süresince,
c) Hastalık izni kullanılması, tedavi kurum veya kuruluşlarında yatmak suretiyle tedavi görülmesi ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun 20 nci maddesine göre refakatçi izni verilmesi hallerinde (ancak, bu bent uyarınca ödenecek geliştirme ödeneğinin toplam süresi, her ne suretle olursa olsun bir takvim yılı içinde 30 günü geçemez),
d) 2547 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi ile mevzuatı uyarınca yurt içi veya yurt dışında geçici görevlendirme sebebiyle ayrılmalarda 15 güne kadar olan süreler için (ancak, bu bent uyarınca ödenecek geliştirme ödeneğinin toplam süresi, her ne suretle olursa olsun bir takvim yılı içinde 30 günü geçemez),
e) …
fiilen çalışma şartı aranmaz.
Madde 7 - Geliştirme ödeneği;
a) 2547 sayılı Kanunun 33 üncü maddesine göre lisansüstü eğitim-öğretim için yurt dışına gönderilenlere,
b) 2547 sayılı Kanunun 38 inci maddesine göre görevlendirilenlere,
c) Özel kanunlardaki hükümlere dayanılarak yükseköğretim kurumları dışında görevlendirilenlere,
d) Kısmi statüde çalışanlara,
ödenmez.”
Hükümleri yer almaktadır.
Bu hükümlere göre kuruluş geliştirme ödeneğinin ödenebilmesi için görevin fiilen yapılması gerekmektedir.
….. Üniversitesi bünyesinde bulunan personelin raporlu, yurt içi ve yurtdışı görevlendirilme, yüksek lisans için yurtdışına gönderilme ve 38 madde kapsamında yapılan görevlendirilme süreleri incelenmiş ve yukarıda belirtilen ve kuruluş geliştirme ödeneğinin ödenmemesi gerektiği hallerde geliştirme ödeneğinin ödenmesine devam edildiği tespit edilmiştir.
Öte yandan, 2914 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun “Eğitim Öğretim Ödeneği” başlıklı ek 1 inci maddesinde;
“4.11.1981 tarih ve 2547 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi ve 39 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yurtdışına gönderilenler ile anılan Kanunun 38 inci maddesine göre diğer kurum ve kuruluşlarda görevlendirilenlerden yüksek öğretim kurumlarındaki kadro görevini yapmayanlar hariç olmak üzere Yükseköğretim Kurumlarında görevli öğretim elemanlarına en yüksek Devlet memuru aylığı (ek gösterge dahil) brüt tutarının on ikide biri, her ay aylıklarla birlikte Eğitim Öğretim Ödeneği olarak ödenir. Bu ödenek damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz.”
hükmü yer almaktadır.
Buna göre; Kanunun 33 ve 39 uncu maddesi kapsamında yurtdışında görevlendirilenler ile 38 madde kapsamında başka kurum ve kuruluşlarda görevlendirilenlerden kadrosunun bulunduğu yükseköğretim kurumundaki kadro görevini yapmayanlara eğitim öğretim ödeneğinin ödenmemesi gerekmektedir.
Yapılan incelemede yurtdışına giden personel ile 38 inci madde görevlendirilenlerden kadro görevi dışında çalışanlara ait eğitim öğretim ödeneğinin kesilmediği görülmüştür.
Bu itibarla, ….. Tıp Fakültesi personeline kuruluş geliştirme ödeneği ile eğitim öğretim ödeneğinin fiilen çalışılmayan süreler için de ödenmesi sonucu oluşan …… TL’den …… TL’sinin aşağıda yer alan tabloda yazılı belgelerle tahsil edildiği anlaşıldığından bu miktar için ilişik kalmadığına, kalan ..… TL kamu zararının Harcama Yetkilisi (Dekan) Prof. Dr. …… ve Gerçekleştirme Görevlisi (Fakülte Sekreteri) ……’den müştereken ve müteselsilen,
6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizi ile birlikte tazminine oybirliğiyle,
B) Kümülatif vergi matrahlarının eksik hesaplanması sonucu gelir vergisi kesintisinin eksik yapıldığı görülmüştür.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesi;
“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez… ”
şeklinde düzenlenmiştir.
Kanunun “Gerçek Ücretler” başlıklı 63 üncü maddesinde ise;
“Ücretin gerçek safi değeri işveren tarafından verilen para ve ayınlarla sağlanan menfaatler toplamından aşağıdaki indirimler yapıldıktan sonra kalan miktardır.
-
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 190 ncı maddesi uyarınca yapılan kesintilerle, Ordu Yardımlaşma Kurumu ve benzeri kamu kurumları için yapılan kanuni kesintiler,
-
Kanunla kurulan emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesinde belirtilen sandıklara ödenen aidat ve primler;
-
Sigortanın veya emeklilik sözleşmesinin Türkiye’de kain ve merkezi Türkiye’de bulunan bir sigorta veya emeklilik şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla; ücretlinin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primler ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları,
İndirim konusu yapılacak prim, aidat ve katkıların toplamı, ödendiği ayda elde edilen ücretin % 10’unu (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta poliçeleri için ödenen primlerde, ödendiği ayda elde edilen ücretin % 5’ini) ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz. Bakanlar Kurulu bu oranı % 20 oranına kadar (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta poliçeleri için % 10 oranına kadar) artırmaya ve belirtilen haddi asgari ücretin yıllık tutarının iki katını geçmemek üzere yeniden belirlemeye yetkilidir.
- Çalışanlar tarafından ilgili kanunlarına göre, sendikalara ödenen aidatlar (Şu kadar ki, aidatın ödendiğinin tevsik edilmesi şarttır. ),
Ücretin gerçek değerinin tayininde, Gelir Vergisi gibi şahsi vergiler ücretten indirilmez.
Yabancı parası ile ödenen ücretler ödeme gününün borsa rayiciyle Türk parasına çevrilir.
Hizmet erbabına verilen ayınlar, verildiği gün ve yerdeki ortalama perakende fiyatlarına göre; konut tedariki ve sair suretle sağlanan menfaatler, konutun emsal kirasına veya menfaatin emsal bedeline göre değerlenir.”
Hükümleri yer almaktadır.
Aynı Kanunun 94 üncü maddesinde ise kamu idare ve müesseselerinin hizmet erbabına ödenen ücretler ile ücret sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları belirtilmiştir.
273 Seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği uyarınca Gelir Vergisi Kanunun 103 üncü madde hükmüne göre 2010 yılı için belirlenen gelir vergisi matrahlarına göre oranlar aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
“8.800 TL'ye kadar % 15
22.000 TL'nin 8.800 TL'si için 1.320 TL, fazlası % 20
50.000 TL'nin 22.000 TL'si için 3.960 TL, (ücret gelirlerinde 76.200 TL'nin 22.000 TL'si için 3.960 TL), fazlası % 27
50.000 TL'den fazlasının 50.000 TL'si için 11.520 TL, (ücret gelirlerinde 76.200 TL'den fazlasının 76.200 TL'si için 18.594 TL), fazlası % 35
Kanunun 104 üncü maddesinde ise; yıllık Gelir Vergisi, vergiye tabi gelirlerin yıllık toplamından 31'inci maddedeki indirimler düşüldükten sonra 103'üncü maddedeki nispetler uygulanmak suretiyle hesaplanacağı hüküm altına alınmıştır.
160 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “1. Genel ve Katma Bütçeli İdareler ile Döner Sermayeden Ödenen Ücretlerin Vergilendirilmesi” başlıklı bölümünde ise;
“193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesinde; "İşverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler" ücret olarak tanımlanmış, 62. maddede ise "İşverenler, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir."
hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, ücretlerin ne şekilde vergilendirileceği 31/1/1981 gün ve 17237 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 128 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde açıklanmıştır. Buna göre, bir hizmet erbabının birden fazla işverenden ücret alması halinde, her bir işverenin ödediği ücretler, ayrı ayrı vergilendirilmektedir. Dolayısıyla vergi tarifesi, her bir işverenin ödediği ücrete, diğer işveren veya işverenlerin ödediği ücretle ilgilendirilmeksizin ayrı ayrı uygulanmaktadır. Ancak, söz konusu ücretlerin gayrisafi tutarları toplamının, Gelir Vergisi Kanununun 86. maddesinde belirtilen haddi aşması halinde, bu ücretlerin yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir. Bu konuda 18/3/1986 gün ve 19051 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 149 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde gerekli açıklamalar yapılmıştır:
Döner sermaye işletmeleri, 3046 sayılı Kanunun 40. ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 58. maddeleri uyarınca Bakanlıklar ile bağlı kuruluşlar ve üniversiteler bünyesinde kurulabilmektedir. Döner sermaye işletmelerinin bağlı olduğu kurumlardan ayrı bütçe ve muhasebe sistemleri ve ayrıca, tahakkuk birimleri bulunmaktadır. Ayrıca, bazı kuruluşlar bünyesinde birden fazla döner sermaye işletmesi kurulması da mümkün bulunabilmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, bugüne kadar yapılan uygulamada bakanlıklar, bağlı kuruluşlar ve üniversiteler bünyesinde kurulan döner sermaye işletmeleri, bağlı oldukları kurumlardan ayrı bir işveren olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, ayrı işverenler olarak kabul edilen döner sermaye işletmeleri tarafından ödenen ücretler, döner sermaye işletmelerinin bağlı olduğu kurumlar tarafından ödenen ücretlerle ilgilendirilmeksizin, ayrı ayrı vergilendirilmiştir. Ancak, bu konuda verilen ve müstakâr hâl alan Danıştay kararlarında, döner sermaye işletmeleri, bünyesinde bulunduğu kurumdan ayrı bir işveren olarak kabul edilmemiştir. Bu durumda bakanlıklar, bağlı kuruluşlar ve üniversiteler ile bu kuruluşlar bünyesindeki döner sermaye işletmelerinin, 1/1/1990 tarihinden geçerli olmak üzere, tek işveren olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür.
Bu çerçevede;
a) Bakanlıklar, bağlı kuruluşlar ve üniversitelerde bulunan tahakkuk birimlerinin, bu kuruluşlar bünyesinde kurulmuş olan döner sermaye işletmelerindeki tahakkuk birimleri ile koordineli olarak çalışmaları,
b) Bu kuruluşlar tarafından bir ay içinde yapılan ücret ödemeleri ile döner sermaye işletmeleri tarafından yapılan ücret ödemelerinin toplanarak, 128 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan esaslar çerçevesinde vergilendirilmesi,
gerekmektedir.”
Denilmiştir.
Bu hükümlere göre, çalışanlara yapılan ve para ve/veya para ile ifade edilebilen ve kanunda istisna edildiği açıkça belirtilmeyen her türlü ödemeler maaş kapsamında gelir vergisine tabidir ve bu ödemelerden 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 103 üncü maddesinde belirtilen oranlarda vergi kesintisi yapılarak vergi dairesine yatırılması gerekmektedir. Bu ödemelerin döner sermayeden katkı payı, ek ders veya temel maaş adı altında ödenmesi vergilendirme açısından herhangi bir farklılık doğurmamaktadır.
….. Üniversitesi bünyesinde bulunan ve tüzel kişiliği olsun veya olmasın bu üniversitenin bünyesi altında faaliyet gösteren tüm kurum ve kuruluşların tek bir işveren gibi değerlendirilmesi ve gelir vergisi matrahlarının da tüm birimlerden gelir vergisine tabi olan ödemelerin toplanarak kümülatif olarak hesap edilmesi gerekmektedir.
Yapılan incelemede, …… Üniversitesinde döner sermayeden katkı payı alan personellere yapılan ödemelerde;
-Maaş matrahlarına ek ders ve döner sermaye ödemelerinin eklenmediği ve/veya eksik eklenmesi,
-Ek ders matrahlarına maaş ve/veya döner sermaye ödemelerinin eklenmediği ve/veya eksik eklenmesi,
-Döner sermaye matrahlarına ise ek ders ve/veya maaş matrahlarının eklenmediği ve/veya eksik eklenmesi,
nedenleriyle gelir vergisinin eksik kesildiği tespit edilmiştir.
Bu itibarla, ….. Tıp Fakültesi bünyesinde çalışmakta olan personelin kümülatif vergi matrahlarının yanlış hesaplanması nedeniyle eksik gelir vergisi kesilmesi sonucu oluşan ..… TL’den (sorguda her ne kadar …… TL olarak belirtilmişse de)
-
..… TL’sinin ………’nın 2010 yılında emekli olması nedeniyle bu yılda maaş almadığı anlaşıldığından bu miktar için ilişik bulunmadığına;
-
..… TL’nin aşağıda yer alan tabloda yazılı belgelerle tahsil edildiği anlaşıldığından bu miktar için ilişik kalmadığına;
-
….. TL kamu zararının Harcama Yetkilisi (Dekan) Prof. Dr. …… ve Gerçekleştirme Görevlisi (Fakülte Sekreteri) …….’den müştereken ve müteselsilen,
6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizi ile birlikte tazminine oybirliğiyle,
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:10