Sayıştay 2. Dairesi 34949 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

2

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

34949

Karar Tarihi

25 Haziran 2013

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2008

  • Daire: 2

  • Dosya No: 34949

  • Tutanak No: 37427

  • Tutanak Tarihi: 25.06.2013

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

  1. 818 sayılı ilamın 5. maddesi ile Özel İdare Müdürlüğünde boş bulunan Bilgi İşlem Müdürlüğü, Encümen Müdürlüğü, Sağlık ve Ruhsat Müdürlüğü kadrolarına vekâleten atanan personele vekalet ettikleri boş kadroların aylığının ödenmesi nedeniyle 3.795,87 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçesinde özetle; 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 35. Maddesi gereği 14.10.2007 tarih ve 73 sayılı İl Genel Meclisi Kararı ile 1. Dereceli Bilgi İşlem Müdürlüğü kadrosu ile Encümen Müdürlüğü Kadrosu ihdas edilmiş olup, VHKİ kadrosunda görev yapmakta olan Reşat KAMİLOĞLU'na Bilgi İşlem Müdürlüğü Kadrosu, Birsen ACAR'a da Encümen Müdürlüğü kadrosunun, vekâlet edilen kadroya ait özellikleri taşıyan personel bulunmadığından ilgili kişinin bu görevi fiilen yaptığı göz önünde bulundurularak kendisine bu kadronun verildiğini,

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 35. Maddesi gereği 14.10.2007 tarih ve 73 sayılı İl Genel Meclisi Kararı ile 1. dereceli Sağlık Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü kadrosu ihdas edilmiş olup, Şef kadrosunda görev yapmakta olan Hatice ŞİMŞEK’e vekalet edilen kadroya ait özellikleri taşıyan personel bulunmadığından ilgili kişinin bu görevi fiilen yaptığı göz önünde bulundurularak kendisine bu kadronun verildiğini,

Reşat KAMİLOĞLU ile Hatice ŞİMŞEK’in vekalet ettikleri tarih itibariyle açık öğretim fakültesi lisans mezunu olduklarını,

Birsen ACAR’ın vekalet ettiği tarih itibariyle açık öğretim fakültesi önlisans mezunu olduğunu,

Rize İdare Mahkemesinin 24.04.2008 tarih E:2007/420, K:2008/322 sayılı kararlarıyla, asilde aranan şartları taşımayan bir kişinin vekil olarak atanamayacağı ve kendisine vekalet aylığı ödenmeyeceğinin açık olmakla birlikte, davacının üstlendiği sorumluluk dikkate alınarak, Anayasanın 18. maddesinde düzenlenen ve angaryayı yasaklayan hükmü uyarınca da, davacının fiilen yürüttüğü görev karşılığında vekalet aylığına eş değer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerektiğine hükmedildiğini,

Söz konusu kararda; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı'nda yer verilen ilkeler gözetildiğinde, söz konusu ödemelerin yapılmasında davacının herhangi bir gerçek dışı beyanı veya hilesi bulunmadığından, bu şekilde yapılan ödemelerin istirdadının, ancak en son yapılan hatalı ödeme tarihinde geriye doğru 60 gün içinde kalan sürede gerçekleşen yersiz ödemelerle sınırlı olacağı bu süreyi aşan dönemlerde yapılan ödemelerin geri alınmasının ise mümkün olmadığı sonucuna varıldığını,

Ayrıca 01.08.2010 tarih ve 27659 sayı ile Resmi Gazetede yayımlanan Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişik Yapılmasına Dair 6009 sayılı Kanunun Geçici 8. Maddesi ile yapılan ödemelerin af kapsamında olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “Dilekçi tarafından ileri sürülen nedenler 657 sayılı Kanun’un 86 ve 175 inci maddeleri ile Maliye Bakanlığında yayımlanan 99 seri nolu Devlet Memurları Genel Tebliğinin 2 inci maddesinde yazılı sebeplerden hiç birisine uygun düşmediğinden temyiz talebinin reddine Daire Kararının onanmasına karar verilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

657 sayılı Devlet Memurlar Kanununun “Vekâlet görevi ve aylık verilmesinin şartları” başlıklı 86. maddesinde;

“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.

Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.

Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, köy ve kasaba imamlığına ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahallî idarelerde izin şartı aranmaz) ile, açıktan vekil atanabilir.

Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısiyle atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir.

Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekalet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler.

Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekâleten gördürülebilir.

Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir.” denilmektedir.

Maliye Bakanlığınca yayımlanan 99 Seri Nolu Devlet Memurları Genel Tebliğinin 2’nci maddesinde de, asilde aranan şartlara sahip vekil memur bulunamadığı takdirde, hizmetin aksamadan yürütülmesi bakımından her hangi bir şekilde boşalmış veya boş bulunan bir görevin öncelikle varsa yardımcıları yoksa asilde aranan şartlara sahip en yakın personel tarafından tedviren gördürülmesinin mümkün olduğu, bu Tebliğin 3 üncü maddesinde ise, 657 sayılı Kanunun vekalet ücreti ödenmesine ilişkin 175 inci maddesine göre, tedvir dolayısıyla herhangi bir ödeme yapılmasının mümkün bulunmadığı ifade edilmiştir.

Rapor dosyası ve eklerinin incelenmesinde; 3. dereceli Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni kadrosunda görev yapmakta olan Reşat Kamiloğlu’nun, asli görevi uhdesinde kalmak üzere, 657 sayılı Kanunun 86’ncı maddesine göre, boş bulunan 1. dereceli Bilgi İşlem Müdürlüğüne; 3. dereceli Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni kadrosunda görev yapmakta olan Birsen Acar’ın, aynı usulle boş bulunan 1. dereceli Encümen Müdürlüğü kadrosuna; 3. dereceli Şef kadrosunda görev yapmakta olan Hatice Şimşek’in, aynı usulle boş bulunan 1. dereceli Sağlık ve Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü kadrolarına vekaleten atandıkları görülmüştür.

Kanun’un 86’ncı maddesinin 6’ncı fıkrasında belirtilen “Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekâleten gördürülebilir.” hükmünün bir sonucu olarak, boş bulunan 1. dereceli Encümen Müdürlüğü, 1. dereceli Bilgi İşlem Müdürlüğü ve 1. dereceli Sağlık ve Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü kadrolarına vekâlet eden memurlara vekâlet edilen kadronun aylığının verilemeyeceği açıktır.

Dilekçiler her ne kadar vekalet eden memurların lisans ve ön lisans mezunu olduğunu ifade etmişse de, burada önemli olan nokta; vekillerin asilde aranan şartları taşıması değil, 657 sayılı Kanun’un 86. maddesine göre, boş olan kadrolara vekalet durumunda, yine 86. maddede sayılan belli görevler dışında, vekalet aylığı ödenemeyeceği hususudur.

Ayrıca dilekçiler Rize İdare Mahkemesinin kararına istinaden tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; Anayasanın 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“... Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.”

832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesinde ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır.

Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.

Dilekçi tarafından, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun Kararına atfen, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten itibaren dava açma süresi içinde geri alınmasının mümkün olduğu ileri sürülmekte ise de, 832 sayılı Kanunun 66’ncı maddesi belirtildiği üzere Sayıştay, sayman hesaplarının Sayıştay’a noksansız verildiği tarihten itibaren 2 yıl içinde yargılamakla mükellef olup, ilgili mevzuatta Sayıştay’ın yargılama süresine ilişkin başkaca bir sınırlama bulunmamaktadır.

Diğer yandan dilekçiler, yapılan ödemenin 6009 sayılı Kanun ile getirilen af kapsamında değerlendirilerek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için, çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte, genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, 657 sayılı kanun hükümlerine aykırı olarak ödenen vekalet aylığını bu kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 818 sayılı ilamın 5. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 818 sayılı ilamın 6. maddesi ile İl Özel İdare Müdürlüğünde boş bulunan 2. dereceli Mali Hizmetler Uzmanlığı kadrosuna 3. Dereceli Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni kadrosunda görev yapan Neziha AYMELEK ATAK’ın vekalet etmesi sebebiyle adı geçene yersiz olarak;

a) 2. dereceli Mali Hizmetler Uzmanlığı kadrosu aylığının (Ek gösterge dahil) ödenmesi nedeniyle 933,91 TL,

b) Vekalet ettiği kadro için gerekli şartları taşımamasına rağmen, bu kadronun yan ödeme ve özel hizmet tazminatının ödenmesi nedeniyle 4.336,72 TL olmak üzere toplam 5.270,63 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçesinde özetle; 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunun 35. Maddesi gereği 14.10.2007 tarih ve 73 sayılı İl Genel Meclisi Kararı ile 2. Dereceli Mali Hizmetler Uzmanlığı kadrosu ihdas edilmiş olup, VHKİ kadrosunda görev yapmakta olan Neziha AYMELEK ATAK’ın vekalet edilen kadroya ait özellikleri taşıyan personel bulunmadığından ilgili kişinin bu görevi fiilen yaptığı göz önünde bulundurularak kendisine bu kadronun verildiğini, Neziha AYMELEK ATAK’ın İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Ön Lisans mezunu olduğunu,

Rize İdare Mahkemesinin 24.04.2008 tarih E:2007/420, K:2008/322 sayılı kararlarıyla, asilde aranan şartları taşımayan bir kişinin vekil olarak atanamayacağı ve kendisine vekalet aylığı ödenmeyeceğinin açık olmakla birlikte, davacının üstlendiği sorumluluk dikkate alınarak, Anayasanın 18. maddesinde düzenlenen ve angaryayı yasaklayan hükmü uyarınca da, davacının fiilen yürüttüğü görev karşılığında vekalet aylığına eş değer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerektiğine hükmedildiğini,

Söz konusu kararda; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı'nda yer verilen ilkeler gözetildiğinde, söz konusu ödemelerin yapılmasında davacının herhangi bir gerçek dışı beyanı veya hilesi bulunmadığından, bu şekilde yapılan ödemelerin istirdadının, ancak en son yapılan hatalı ödeme tarihinde geriye doğru 60 gün içinde kalan sürede gerçekleşen yersiz ödemelerle sınırlı olacağı bu süreyi aşan dönemlerde yapılan ödemelerin geri alınmasının ise mümkün olmadığı sonucuna varıldığını,

Ayrıca 01.08.2010 tarih ve 27659 sayı ile Resmi Gazetede yayımlanan Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişik Yapılmasına Dair 6009 sayılı Kanunun Geçici 8. Maddesi ile yapılan ödemelerin af kapsamında olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “Dilekçi tarafından ileri sürülen nedenler 657 sayılı Kanun’un 86 ve 175 inci maddeleri ile Maliye Bakanlığında yayımlanan 99 seri nolu Devlet Memurları Genel Tebliğinin 2 inci maddesinde yazılı sebeplerden hiç birisine uygun düşmediğinden temyiz talebinin reddine Daire Kararının onanmasına karar verilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

İlamın A bendine ilişkin olarak;

657 sayılı Devlet Memurlar Kanununun “Vekâlet görevi ve aylık verilmesinin şartları” başlıklı 86. maddesinde;

“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.

Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.

Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, köy ve kasaba imamlığına ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahallî idarelerde izin şartı aranmaz) ile, açıktan vekil atanabilir.

Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısiyle atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir.

Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekalet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler.

Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekâleten gördürülebilir.

Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir.” denilmektedir.

Maliye Bakanlığınca yayımlanan 99 Seri Nolu Devlet Memurları Genel Tebliğinin 2’nci maddesinde de, asilde aranan şartlara sahip vekil memur bulunamadığı takdirde, hizmetin aksamadan yürütülmesi bakımından her hangi bir şekilde boşalmış veya boş bulunan bir görevin öncelikle varsa yardımcıları yoksa asilde aranan şartlara sahip en yakın personel tarafından tedviren gördürülmesinin mümkün olduğu, bu Tebliğin 3 üncü maddesinde ise, 657 sayılı Kanunun vekalet ücreti ödenmesine ilişkin 175 inci maddesine göre, tedvir dolayısıyla herhangi bir ödeme yapılmasının mümkün bulunmadığı ifade edilmiştir.

Rapor dosyası ve eklerinin incelenmesinde; 3. dereceli Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni kadrosunda görev yapmakta olan Neziha Aymelek Atak’ın, asli görevi uhdesinde kalmak üzere, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine göre, boş bulunan 2. dereceli Mali Hizmetler Uzmanlığı kadrosuna vekaleten atandığı ve atandığı bu kadronun gösterge, ek gösterge ve emekli keseneği devlet hissesine ait farkın kendisine ödendiği görülmüştür.

Kanun’un 86’ncı maddesinin 6’ncı fıkrasında belirtilen “Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekâleten gördürülebilir.” hükmünün bir sonucu olarak, boş bulunan 2. dereceli Mali Hizmetler Uzmanlığı kadrosuna vekâlet eden memura vekâlet edilen kadronun aylığının verilemeyeceği açıktır.

Dilekçiler her ne kadar vekalet eden memurun ön lisans mezunu olduğunu ifade etmişse de, burada önemli olan nokta; vekillerin asilde aranan şartları taşıması değil, 657 sayılı Kanun’un 86. maddesine göre, boş olan kadrolara vekalet durumunda, yine 86. maddede sayılan belli görevler dışında, vekalet aylığı ödenemeyeceği hususudur. Kaldı ki Neziha AYMELEK ATAK ön lisans mezunu olup, vekalet ettiği kadro için eğitim şartı, lisans mezunu olmaktır. Dolayısıyla Neziha AYMELEK ATAK, asilde aranan şartları da taşımamaktadır.

Ayrıca dilekçiler Rize İdare Mahkemesinin kararına istinaden tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; Anayasanın 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“... Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.”

832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesinde ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır.

Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.

Dilekçiler tarafından, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun Kararına atfen, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten itibaren dava açma süresi içinde geri alınmasının mümkün olduğu ileri sürülmekte ise de, 832 sayılı Kanunun 66’ncı maddesi belirtildiği üzere Sayıştay, sayman hesaplarının Sayıştay’a noksansız verildiği tarihten itibaren 2 yıl içinde yargılamakla mükellef olup, ilgili mevzuatta Sayıştay’ın yargılama süresine ilişkin başkaca bir sınırlama bulunmamaktadır.

Diğer yandan dilekçiler, yapılan ödemenin 6009 sayılı Kanun ile getirilen af kapsamında değerlendirilerek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için, çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte, genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, 657 sayılı kanun hükümlerine aykırı olarak ödenen vekalet aylığını bu kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Bu itibarla 818 sayılı İlam’ın 6. maddesinin “a” bendi ile 933,91 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün mevzuata uygun olduğuna,

İlamın B bendine ilişkin olarak;

01.01.2008 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe giren 2008/13055 Karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 3 üncü maddesinde, 17.4.2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar” ve eki cetvellerin 2008 yılında da uygulanmasına devam olunacağı kararlaştırılmıştır.

Söz konusu, 17.04.2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının “Vekalet” başlıklı 9’uncu maddesinde;

“657 sayılı kanunun 86 ncı maddesi uyarınca;

a) 1) Kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere;

aa) Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,

bb) Vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,

cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları,

kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark, 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlandığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir.

  1. aa) Esas ve usule ilişkin olarak yukarıda belirtilen şartları bir arada taşımayanlara,

………….

Vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatlar ödenmez.” hükümleri yer almaktadır.

25.08.2007 tarih ve 26624 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mali Hizmetler Uzmanlığı Yönetmeliğinin “Yazılı sınav ve başvuru şartları” başlıklı 5’inci maddesinin dördüncü bendinin (b) alt bendinde, mali hizmetler uzmanı olabilmek için en az dört yıllık lisans eğitimi veren hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari birimler fakültelerinden veya bunlara denkliği yetkili makamlarca kabul edilen yurt içi veya yurt dışındaki öğretim kurumlarından mezun olunması gerektiği hükme bağlanmıştır.

Rapor dosyası ve ekleri içerisinde yer alan “Vekalet Onayı”nın incelenmesinde, Neziha AYMELEK ATAK’ın 3. dereceli Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni Kadrosunda görev yaptığı, asli görevi uhdesinde kalmak üzere, boş bulunan 2. Dereceli Mali Hizmetler Uzmanı kadrosuna, 657 Kanunun 86’ncı maddesine göre ve Maliye Bakanlığınca yayınlanan 99 Seri Nolu Devlet Memurları Genel Tebliğine göre vekaleten görevlendirildiği, anılan personelin 4 yıl süreli İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünün ilk iki yılını bitirdiği, yani ön lisans mezunu olduğu görülmüştür.

Söz konusu kişinin, vekalet ettiği görev için Yönetmeliğin 5’inci maddesinin eğitim durumu olarak gerekli gördüğü dört yıllık bir fakülteyi bitirmediği, dolayısıyla, asaleten atanmada aranan tüm şartları taşımadığı anlaşıldığından, kendisine 2. dereceli Mali Hizmetler Uzmanlığı kadrosunun yan ödeme ve özel hizmet tazminatının ödenmesi yasal olarak mümkün değildir.

Ayrıca dilekçiler Rize İdare Mahkemesinin kararına istinaden tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; Anayasanın 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“... Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.”

832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesinde ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır.

Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.

Dilekçiler tarafından, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun Kararına atfen, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten itibaren dava açma süresi içinde geri alınmasının mümkün olduğu ileri sürülmekte ise de, 832 sayılı Kanunun 66’ncı maddesi belirtildiği üzere Sayıştay, sayman hesaplarının Sayıştay’a noksansız verildiği tarihten itibaren 2 yıl içinde yargılamakla mükellef olup, ilgili mevzuatta Sayıştay’ın yargılama süresine ilişkin başkaca bir sınırlama bulunmamaktadır.

Diğer yandan dilekçiler, yapılan ödemenin 6009 sayılı Kanun ile getirilen af kapsamında değerlendirilerek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için, çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte, genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, Bakanlar Kurulu Kararına aykırı olarak ödenen tazminat farklarını bu kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Bu itibarla 818 sayılı İlam’ın 6. maddesinin “b” bendi ile 4.336,72 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün mevzuata uygun olduğuna,

Sonuç olarak, 818 sayılı ilamın 6. maddesi ile toplam 5.270,63 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 818 sayılı ilamın 7. maddesi ile 3. dereceli Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni kadrosunda görev yapmakta olan Neziha Aymelek Atak’a, vekalet ettiği kadro için gerekli şartları taşımamasına rağmen, 2. Dereceli Mali Hizmetler Uzmanlığı kadrosuna ait yan ödeme ve özel hizmet tazminatının (1 Ocak-15 Mayıs Dönemi) ödenmesi nedeniyle 418,40 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçilerden Perihan KARADENİZ ve Bayram Ali SOYBİLGİN 818 sayılı İlam’ın 7. maddesine itiraz etmekte ise de söz konusu madde ile ilgili olarak verilen tazmin hükmünde bu kişilerin sorumluluğa iştiraki bulunmamaktadır.

Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar, 832 sayılı Kanunun 68. maddesinin (c) fıkrasının atıfta bulunduğu 63. maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilen memurlardan ibaret olup bunlar arasında yer almayan Perihan KARADENİZ ve Bayram Ali SOYBİLGİN’in dilekçesi üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

Diğer dilekçilerin talebi bu ilamın 2. maddesinde belirtildiği gibi olup yine bu ilamın 2. maddesinde belirtilen gerekçelerle 818 sayılı ilamın 7. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 818 sayılı ilamın 8. maddesi ile 1. dereceli Boş Hukuk Müşavirliği kadrosuna 3. dereceli Şef kadrosunda görev yapan Fugen YAVUZAY’ın vekalet etmesi sebebiyle adı geçene yersiz olarak;

a) 1. dereceli Hukuk Müşavirliği kadrosu aylığının (Ek gösterge dahil) ödenmesi nedeniyle 1.304,15 TL,

b) 1. dereceli Hukuk Müşavirliği kadrosuna ait Yan ödeme ve Özel Hizmet Tazminatının ödenmesi nedeniyle 5.776,87 TL olmak üzere toplam 7.081,02 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçesinde özetle; 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunun 35. maddesi gereği 05.09.2006 tarih ve 66 sayılı İl Genel Meclisi Kararı ile 1. Dereceli hukuk müşavirliği kadrosuna atanan Fugen YAVUZAY’ın 1. Dereceli Hukuk Müşavirliği kadrosuna vekâlet etmesine rağmen 5302 sayılı Kanunun 67. maddesinin (b) fıkrasında yer alan avukatlık ücreti dağıtımında belirtilen hususlardan faydalanmadığı ve ücret talep etmediği gibi 1. Dereceli Hukuk Müşavirliği kadrosundaki cetvelde yer alan % 200 olan ek göstergeyi almayarak % 135'ten ücret aldığını,

Ayrıca kurumlarında vekalet edilen kadroya ait özellikleri taşıyan personel bulunmadığından ilgili kişinin bu görevi fiilen yaptığı göz önünde bulundurularak kendisine bu kadronun verildiğini,

Fugen YAVUZAY’ın Hukuk Fakültesi mezunu olmamakla beraber 4 yıllık İşletme Fakültesi mezunu olduğunu, kurumlarında Hukuk birimindeki iş ve işlemlerin İş Mahkemelerinde görüldüğü göz önüne alındığında, İdari Hakimliğe alınacak adaylar için yapılan sınav başvurularında da belirtildiği üzere "Değişik paragraf 02.08.2006-26247 SRG.Yön.2.md. İdari Yargıda adaylar için …… hukuk fakültesi mezunu olanlar dışında alınacak adaylar bakımından, her dönemde ihtiyaç oranında, hukuk ve hukuk bilgisine programlarında yeterince yer veren siyasal bilgiler, idari bilimler, iktisat ve maliye alanlarında en az dört yıllık yüksek öğrenim yapmış ve bunlara denkliği kabul edilmiş yabancı öğretim kurumlarından mezun olmak" ibaresi bulunduğunu,

Rize İdare Mahkemesinin 24.04.2008 tarih E:2007/420, K:2008/322 sayılı kararlarıyla, asilde aranan şartları taşımayan bir kişinin vekil olarak atanamayacağı ve kendisine vekalet aylığı ödenmeyeceğinin açık olmakla birlikte, davacının üstlendiği sorumluluk dikkate alınarak, Anayasanın 18. maddesinde düzenlenen ve angaryayı yasaklayan hükmü uyarınca da, davacının fiilen yürüttüğü görev karşılığında vekalet aylığına eş değer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerektiğine hükmedildiğini,

Söz konusu kararda; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı'nda yer verilen ilkeler gözetildiğinde, söz konusu ödemelerin yapılmasında davacının herhangi bir gerçek dışı beyanı veya hilesi bulunmadığından, bu şekilde yapılan ödemelerin istirdadının, ancak en son yapılan hatalı ödeme tarihinde geriye doğru 60 gün içinde kalan sürede gerçekleşen yersiz ödemelerle sınırlı olacağı bu süreyi aşan dönemlerde yapılan ödemelerin geri alınmasının ise mümkün olmadığı sonucuna varıldığını,

Ayrıca 01.08.2010 tarih ve 27659 sayı ile Resmi Gazetede yayımlanan Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişik Yapılmasına Dair 6009 sayılı Kanunun Geçici 8. Maddesi ile yapılan ödemelerin af kapsamında olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “Dilekçi tarafından ileri sürülen nedenler 657 sayılı Kanun’un 86 ve 175 inci maddeleri ile Maliye Bakanlığında yayımlanan 99 seri nolu Devlet Memurları Genel Tebliğinin 2 inci maddesinde yazılı sebeplerden hiç birisine uygun düşmediğinden temyiz talebinin reddine Daire Kararının onanmasına karar verilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

İlamın A bendine ilişkin olarak;

657 sayılı Devlet Memurlar Kanununun “Vekâlet görevi ve aylık verilmesinin şartları” başlıklı 86. maddesinde;

“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.

Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.

Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, köy ve kasaba imamlığına ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahallî idarelerde izin şartı aranmaz) ile, açıktan vekil atanabilir.

Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısiyle atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir.

Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekalet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler.

Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekâleten gördürülebilir.

Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir.” denilmektedir.

Maliye Bakanlığınca yayımlanan 99 Seri Nolu Devlet Memurları Genel Tebliğinin 2’nci maddesinde de, asilde aranan şartlara sahip vekil memur bulunamadığı takdirde, hizmetin aksamadan yürütülmesi bakımından her hangi bir şekilde boşalmış veya boş bulunan bir görevin öncelikle varsa yardımcıları yoksa asilde aranan şartlara sahip en yakın personel tarafından tedviren gördürülmesinin mümkün olduğu, bu Tebliğin 3 üncü maddesinde ise, 657 sayılı Kanunun vekalet ücreti ödenmesine ilişkin 175 inci maddesine göre, tedvir dolayısıyla herhangi bir ödeme yapılmasının mümkün bulunmadığı ifade edilmiştir.

Rapor dosyası ve eklerinin incelenmesinde; Fugen YAVUZAY’ın 3. dereceli Şef kadrosunda görev yaptığı, asli görevi uhdesinde kalmak üzere boş bulunan 1. dereceli Hukuk Müşavirliği kadrosuna 657 sayılı Kanunun 86’ncı maddesine ve Maliye Bakanlığınca yayınlanan 99 Seri Nolu Devlet Memurları Genel Tebliğine göre vekaleten görevlendirildiği anlaşılmıştır. Ancak 657 sayılı Kanun hükmü ve 99 seri nolu Tebliğe göre, boş bulunan hukuk müşavirliği kadrosu, aylık ödenmek suretiyle vekaleten gördürülecek görevlerden olmadığından ve yapılan görevlendirme tedviren bir görevlendirme olduğundan, bu görev memurlara ancak ücretsiz olarak gördürülebilir.

Kanun’un 86’ncı maddesinin 6’ncı fıkrasında belirtilen “Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekâleten gördürülebilir.” hükmünün bir sonucu olarak, boş bulunan 1. dereceli Hukuk Müşavirliği kadrosuna vekâlet eden memura vekâlet edilen kadronun aylığının verilemeyeceği açıktır.

Dilekçiler Rize İdare Mahkemesinin kararına istinaden tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; Anayasanın 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“... Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.”

832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesinde ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır.

Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.

Dilekçiler tarafından, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun Kararına atfen, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten itibaren dava açma süresi içinde geri alınmasının mümkün olduğu ileri sürülmekte ise de, 832 sayılı Kanunun 66’ncı maddesi belirtildiği üzere Sayıştay, sayman hesaplarının Sayıştay’a noksansız verildiği tarihten itibaren 2 yıl içinde yargılamakla mükellef olup, ilgili mevzuatta Sayıştay’ın yargılama süresine ilişkin başkaca bir sınırlama bulunmamaktadır.

Diğer yandan dilekçiler, yapılan ödemenin 6009 sayılı Kanun ile getirilen af kapsamında değerlendirilerek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için, çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte, genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, 657 sayılı kanun hükümlerine aykırı olarak ödenen vekalet aylığını bu kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Bu itibarla 818 sayılı İlam’ın 8. maddesinin “a” bendi ile 1.304,15 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün mevzuata uygun olduğuna,

İlamın B bendine ilişkin olarak;

01.01.2008 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe giren 2008/13055 Karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 3 üncü maddesinde, 17.4.2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar” ve eki cetvellerin 2008 yılında da uygulanmasına devam olunacağı kararlaştırılmıştır.

Söz konusu, 17.04.2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının “Vekalet” başlıklı 9’uncu maddesinde;

“657 sayılı kanunun 86 ncı maddesi uyarınca;

a) 1) Kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere;

aa) Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,

bb) Vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,

cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları,

kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark, 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlandığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir.

  1. aa) Esas ve usule ilişkin olarak yukarıda belirtilen şartları bir arada taşımayanlara,

………….

Vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatlar ödenmez.” hükümleri yer almaktadır.

02.02.2000 tarih ve 23952 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler İle Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin, “Öğrenim düzeyi” başlıklı 14’üncü maddesinin (h) bendinde, bu Yönetmeliğe tabi personelin Hukuk Müşaviri, Hukuk Danışmanı kadrolarına atanabilmesi için hukuk fakültesinden mezun olması ve avukatlık stajını yapmış olmasının şart olduğu hükme bağlanmıştır.

Rapor dosyası ve eklerinin incelenmesinde; Fugen YAVUZAY’ın 3. dereceli Şef kadrosunda görev yaptığı, asli görevi uhdesinde kalmak üzere boş bulunan 1. dereceli Hukuk Müşavirliği kadrosuna 657 Kanunun 86’ncı maddesine ve Maliye Bakanlığınca yayınlanan 99 Seri Nolu Devlet Memurları Genel Tebliğine göre vekaleten görevlendirildiği, anılan personelin 4 yıl süreli İşletme Fakültesi mezunu olduğu görülmüştür.

Söz konusu kişinin, vekalet ettiği görev için Yönetmeliğin 14’üncü maddesinin eğitim durumu olarak gerekli gördüğü, Hukuk Fakültesi mezunu olma ve Avukatlık Stajını yapma şartına uygun olmadığı, dolayısıyla 17.04.2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Vekalet başlıklı 9 uncu maddesi gereği vekalet ettiği görev için gerekli olan asaleten atanmada aranan tüm şartları taşımadığı anlaşıldığından, kendisine Hukuk Müşavirliğine ait yan ödeme ve özel hizmet tazminatının ödenmesi yasal olarak mümkün değildir.

Ayrıca dilekçiler Rize İdare Mahkemesinin kararına istinaden tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; Anayasanın 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“... Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.”

832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesinde ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır.

Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.

Dilekçiler tarafından, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun Kararına atfen, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten itibaren dava açma süresi içinde geri alınmasının mümkün olduğu ileri sürülmekte ise de, 832 sayılı Kanunun 66’ncı maddesi belirtildiği üzere Sayıştay, sayman hesaplarının Sayıştay’a noksansız verildiği tarihten itibaren 2 yıl içinde yargılamakla mükellef olup, ilgili mevzuatta Sayıştay’ın yargılama süresine ilişkin başkaca bir sınırlama bulunmamaktadır.

Diğer yandan dilekçiler, yapılan ödemenin 6009 sayılı Kanun ile getirilen af kapsamında değerlendirilerek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için, çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte, genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, Bakanlar Kurulu Kararına aykırı olarak ödenen tazminat farklarını bu kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Bu itibarla 818 sayılı İlam’ın 8. maddesinin “b” bendi ile 5.776,87 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün mevzuata uygun olduğuna,

Sonuç olarak, 818 sayılı ilamın 8. maddesi ile toplam 7.081,02 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 25.06.2013 tarih ve 37427 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim