Sayıştay 2. Dairesi 34638 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
34638
25 Haziran 2013
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2008
-
Daire: 2
-
Dosya No: 34638
-
Tutanak No: 37429
-
Tutanak Tarihi: 25.06.2013
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
-
Dilekçi, 668 sayılı ilamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün tahsil edileceğini bildirdiğinden ve ilam hükmüne karşı da herhangi bir itirazda bulunulmadığından Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,
-
Dilekçi, 668 sayılı ilamın 5. maddesi ile tazminine hükmolunan ve kendisine düşen 289,33 TL’nin 164,33 TL’sinin 20.08.2010 tarih ve 1651 numaralı ödeme emri belgesi ile tahsil edildiğini, kalan kısmının da tahsil edileceğini bildirmekte ise de, hüküm tarihinden (14.10.2010) önce yapılan bu tahsilat temyiz konusu olmayıp yargılamanın iadesiyle ilgili bulunduğundan, bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığı ve gereğinin ifasını teminen dosyanın ilgili Dairesine TEVDİİNE,
-
668 sayılı ilamın 6. maddesi ile Türkiye Vakıflar Bankası A.O’dan kullanılan krediler geri ödenirken bankanın mükellefi olduğu banka ve sigorta muameleleri vergisinin de ödenmesi nedeniyle 1.232,86 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; BSMV ile ilgili 497,34 TL'lik tutara ilişkin olarak Belediye Mali Hizmetler Müdürlüğünün ilgili bankaya bu masrafların iadesi için yazmış olduğu yazıya istinaden ilgili bankanın cevabi yazısının ekte sunulduğunu, konu ile ilgili herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı karşılamasında; “Dilekçi tarafından gönderilen belgelerin incelenmesinde; Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Şarkışla Şubesi tarafından, Şarkışla Belediye Başkanlığına gönderilen 19.08.2008 tarihli yazıda; “geri ödemelerden kaynaklanan ve başka bankalara yapılan transferlere ait masraf bedellerinin 13.08.2008 tarihinde belediyenin hesabına iade edildiği bildirilmektedir. Bu durum belediyenin borcunu tahsili anlamına geldiğinden bu tahsilatında ilamın hüküm tarihi olan 14.10.2010 tarihinden önce olduğundan sözü edilen meblağa ilişkin tazmin hükmünün Yargılamanın İadesi yoluyla kaldırılmasına karar verilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Dilekçi tazmin hükmedilen konu ile ilgili olarak Belediye Mali Hizmetler Müdürlüğünün ilgili bankaya bu masrafların iadesi için yazmış olduğu yazıya istinaden ilgili bankanın cevabi yazısının ekte sunulduğunu belirtmiştir.
Dilekçe ekinde gönderilen belgeler incelendiğinde; Belediye Mali Hizmetler Müdürlüğünün ilgili bankaya yazdığı 01.08.2008 tarihli yazıda, hem tazmin hükmedilen konu ile ilgili (İller Bankasından alınan kredilere ilişkin masraflar) Belediyenin 00158007292345763 numaralı hesabından çekilen tutarların (1.837,50 TL ve 1.522,50 TL), hem de tazmin hükmedilen konu dışında çeşitli tarihlerde Belediyenin 00158007272689107 numaralı hesabından çekilen toplam 324,51 TL’nin Belediyeye iadesinin istendiği görülmüştür.
Bankanın 19.08.2008 tarihli cevabi yazısında ise; Belediyenin 00158007272689107 numaralı hesabından çekilen tutarların (başka bankalara yapılan transfer masrafları) 13.08.2008 tarihinde Belediye hesabına iade edildiği belirtilmiştir. Ancak iade edilen bu paraların tazmin hükmü ile ilgisi bulunmamaktadır.
Yine bankanın yazısında tazmin hükmedilen konu ile ilgili olarak Belediyenin 00158007292345763 numaralı hesabından çekilen tutarların (1.837,50 TL ve 1.522,50 TL) ise Bankanın kredi kullanımlarında uygulamış olduğu masraf ve komisyon tutarı olduğu ve iadesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun “Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi” başlıklı birinci bölümünün “I-Mevzu, Vergiyi Doğuran Olay” başlıklı 28 inci maddesinin ilk fıkrasında aynen; “Banka ve sigorta şirketlerinin 10/06/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muamaleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.” denilmektedir. Aynı Kanunun “Mükellef” başlıklı 30 uncu maddesinde ise bu verginin banka ve bankerlerle sigorta şirketlerince ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
Banka ve sigorta muameleleri vergilerinin mükellefi banka olmakla birlikte uygulamada bankaların kredi sözleşmelerinde ödenmesi gereken BSMV'yi kendisi ödeyecek şekilde kredi kullandırma sözleşmesi imzalamayıp bu şekilde kredi kullandırmadıkları görülmektedir. Bankalardan tekliflerinin “Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi” kendilerine ait olması şeklinde yapmaları istenildiği takdirde uygulayacakları faiz oranının dolayısı ile kredi maliyetinin artacağı da şüphesizdir. Bu bağlamda BSMV'nin İdarece ödenmesinin kabulü karşılığında sözleşmenin diğer hükümlerinde İdare lehine sağlanan menfaatler birlikte değerlendirildiğinde kamu zararı bulunmamaktadır.
İdarenin yapılan sözleşme gereği bu ödemeyi yapması zorunlu olduğundan dilekçi iddialarının kabulü ile 668 sayılı ilamın 6. maddesiyle verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- 668 sayılı ilamın 9. maddesi ile kompanzasyon sisteminin sağlıklı çalıştırılmamasına bağlı olarak ortaya çıkan reaktif tüketim bedellerinin bütçeden ödenmesi nedeniyle 40.978,66 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; söz konusu hizmet alanında reaktif enerji tüketimini ölçen tesisler kurulmadığından iş bu tazmin kararının verildiğini, Sayıştay 6. Dairesinin 31.03.2005 tarih 10955 sayılı kararında; “resmi daireler için Reaktif enerji bedeli tahakkuk etmiş ise bedelinin ödeneceği”, Sayıştay 8. Dairesinin 04.06.2002 tarih ve 5103 sayılı kararında; “Reaktif enerji tüketimini ölçen tesislerin kurulmaması, idari bir tasarruf olduğundan tesislerin kurulmaması nedeniyle aktif enerji yanında reaktif enerji bedelinin de ödenmesinde mevzuata aykırı bir husus bulunmadığına” denildiğini ve yine Sayıştay Temyiz kurulunun 10.06.2008 tarihli ve 30227 tutanak numaralı kararında tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı karşılamasında; “Reaktif enerji tüketimini ölçen tesislerin kurulmaması veya kurulu tesislerin çalışır vaziyette bulundurulmaması, idari bir tasarruf olduğundan, sözü edilen nedenlerden dolayı, aktif enerji yanında, reaktif enerji bedelinin ödenmesinde mevzuata aykırı bir durum bulunmadığından, ayrıca konu ile alakalı istikrar kazanmış Temyiz Kurulu Kararı da bulunduğundan tazmin hükmünün sorumlular üzerinden kaldırılmasına karar verilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Enerji Piyasası Kurumunun 8.1.2004 tarih ve 284/2 nolu “Parakende Satış Tarifesi Usul ve Esasları” konulu Kurul Kararının 5’inci maddesinde aynen;
“5) REAKTİF ENERJİ TARİFESİ
Mesken abonelerine, tek fazla beslenen abonelere, bağlantı gücü 9 (dokuz) kW’a (dahil) kadar olan aboneler ile elektrik enerjisi satış tarifelerinde reaktif enerji bedeli bildirilmemiş abonelere reaktif enerji tarifesi uygulanmaz.
Reaktif enerji tarifesi; yukarda belirtilenler dışında kalan ve tek veya çift terimli tarifeden elektrik enerjisi alan abonelere aşağıdaki şartlar dahilinde uygulanır.
A) Endüktif reaktif:
Abone, çekeceği (endüktif) reaktif enerjinin ölçülmesi için gerekli ölçü aletlerini tesis etmek zorundadır. Reaktif enerji sayaçlarına geri dönmesiz mandal takılması zorunludur.
Sistemden çekilen (endüktif) reaktif enerjiyi ölçen düzeni olmayan aboneden, o dönemde çektiği aktif enerjinin 0.90 (yüzde doksan ) katı reaktif enerji bedeli alınır. Reaktif enerji ölçü aletleri olmayan müşterinin talep etmesi halinde, temin edecekleri reaktif enerji ölçü aletlerinin monte edilmesi dağıtım şirketince sağlanır.
Çekilen reaktif enerjiyi ölçmek üzere gerekli ölçü aletlerini tesis eden aboneden, çektiği aktif enerjinin 0,33 (yüzde otuz üç) (dahil) katına kadar reaktif enerji bedeli alınmaz. Bu sınır aşılırsa, çekilen reaktif enerjinin tamamına (endüktif sayaçta ölçülen değer) reaktif enerji tarifesi uygulanır.
B) Kapasitif Reaktif:
a) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca yayımlanan Elektrik Projelerinin hazırlanması ve Elektrik Tesislerinin Gerçekleştirilmesi Sürecinde Güç Faktörünün İyileştirilmesine İlişkin Tebliğe göre kompanzasyon tesisi yapma zorunluluğu bulunan abone, dağıtım şirketince gerekli görülmesi halende, aşırı kompanzasyon sonucunda sisteme vereceği reaktif (kapasitif) enerjiyi ölçmek için 1 (bir) adet geri dönmesiz reaktif (kapasitif) enerji sayacını şirketçe yapılacak bildirim tarihinden itibaren 1 (bir) ay içinde tesis etmek zorundadır.
Yapılan bildirime rağmen siteme vereceği (kapasitif) reaktif enerji sayacını tesis etmeyen aboneden, o dönemde çektiği enerjinin 0,90 (yüzde doksan) katı reaktif enerji bedeli alınır.
b) (a) bendi kapsamında sisteme vereceği (kapasitif) reaktif enerjiyi ölçmek üzere gerekli ölçü aletlerini tesis eden aboneden, çektiği aktif enerji miktarının 0,20 (yüzde yirmi) (dahil) katına kadar sisteme verilen (kapasitif) reaktif enerji için reaktif enerji bedeli alınmaz. Bu sınır aşılırsa, sisteme verilen reaktif (kapasitif sayaçta ölçülen değer) enerjinin tamamına reaktif enerji tarifesi uygulanır.
C) Endüktif ve kapasitif sınırların ikisinin birden aşılması:
(A) ve (B) bendinde belirtilen endüktif ve kapasitif sınırların ikisini birden aşan aboneye, endüktif reaktif ve kapasitif reaktif sayaçlardan hangisi daha yüksek değer kaydetmişse o sayaç değerinin tamamına reaktif enerji tarifesi uygulanır.
D) Arıza durumu:
Aboneye ait kompanzasyon tesisinde arıza sonucu oluşan ihlalin yılda (takvim yılı) bir kez olması halinde reaktif enerji bedeli faturalama da dikkate alınmaz.
Bu durumun yılda bir defadan fazla olması halinde, o yıl için daha önceden dikkate alınmayan reaktif enerji bedeli, sistemden çekildiği aydaki birim fiyat dikkate alınarak ilk çıkacak faturaya ilave edilerek tahsil edilir.” denilmektedir.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri 01.09.2006 tarih ve 26276 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun 24.08.2006 tarih ve 875 Numaralı Kararı Eki 20 Dağıtım Şirketi için Tarife Uygulamalarına ilişkin Usul ve Esaslar’ın 8. maddesinde yeniden düzenlenmiş olmakla birlikte konunun özüne ilişkin esaslı bir değişiklik olmamıştır.
Yukarıda belirtilen ‘Esas ve Usuller’de, tek veya çift terimli tarifeden elektrik enerjisi satın alan abonelerin, çekecekleri reaktif enerjiyi ölçmek için ölçü aletlerini tesis etmelerinin gerekli olduğu belirtilmekte ise de, elektrik idaresi tarafından düzenlenen elektrik faturaları belirtilen mevzuat hükümlerine göre reaktif enerji bedelli olarak düzenlenmektedir. Tesisleri kurulmadığı için veya kompanzasyon tesisi bulunmasına rağmen çeşitli nedenlerle reaktif enerji bedeli de dahil olarak düzenlenen elektrik fatura bedellerinin ödenmemesi durumunda ise ilgili Yönetmelik gereği gecikme faizi uygulanmaktadır.
Otomatik reaktif güç kompanzasyon tesislerinin kurulması ve tesisin gereği gibi işlemesi, idarenin bu tesis için gerekli yatırımı programına alması, yeterli ödenek olması gibi usul ve nedenlere bağlı olup elektrik faturalarının tahakkuk ve ödenmesi işlemleri bunun tamamen dışındadır.
Dolayısıyla, Şarkışla Belediyesinde kompanzasyon sistemi kurulmuş olmasına rağmen gerekli takiplerin yapılmaması ve önlemlerin alınmaması sonucu reaktif enerji bedelli olarak düzenlenen elektrik faturalarının ödenmesi nedeniyle söz konusu tesisin kurulmasında ve gereği gibi işletilmesinde etkisi olmayan ve elektrik faturalarının tahakkuk ve ödemesi ile görevli olanların ilişkilendirilmesi mümkün değildir. Reaktif enerji bedelli olarak düzenlenen elektrik faturalarının ödenmesi nedeniyle söz konusu tesisin işletilmesinde hiçbir etkisi olmayan gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkililerinin sorumlu tutulmaması gerekmektedir.
Belirtilen esaslar dâhilinde reaktif enerji tüketimini önlemek amacıyla kurulan kompanzasyon sisteminin sağlıklı çalıştırılmaması, sistemin kurulmamış olması ile aynı sonucu vermektedir. Sistemin sağlıklı çalıştırılmaması idarenin yükümlülüğünde bir işlem olduğundan ve elektrik dağıtım şirketi de çekilen reaktif enerjiye göre bedel tahakkuk ettirdiğinden dilekçi iddialarının kabulü ile 668 sayılı ilamın 9. maddesiyle verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 25.06.2013 tarih ve 37429 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:01