Sayıştay 2. Dairesi 34524 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

2

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

34524

Karar Tarihi

14 Ekim 2014

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2008

  • Daire: 2

  • Dosya No: 34524

  • Tutanak No: 39546

  • Tutanak Tarihi: 14.10.2014

  • Konu:

KARAR

  1. 641 sayılı ilamın 1 inci maddesiyle; Konya Büyükşehir Belediyesi'nde görevli iç denetçilerin görev tazminatlarının hatalı hesaplanması sonucu fazla ödemede bulunulduğu gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde:

Konya Büyükşehir Belediyesinde görevli iç denetçilerin görev tazminatlarının hatalı hesaplanması sonucu fazla ödemede bulunulduğu Sayıştay Denetçi raporu ile tespit edilmiş, Sayıştay 2. Dairesinin 11/11/2010 gün ve 641 sayılı ilamı ile 1.942,48 TL tazmin hükmüne karar verilmiştir. Sayıştay 2 inci Dairesi tarafından verilen karar usul esas yönünden hukuka aykırı olup temyizen incelenerek bozulması gerekir. Şöyle ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 27/01/1973 gün ve 1972/6 E. ve 1973/2 K. Sayılı, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve 1968/8 E. ve 1973/14 K. Sayılı kararında ve Danıştay 11.Dairesi'nin 07/02/2005 tarih ve Esas: 2002/2860; Karar: 2005/415 sayılı kararında " Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun kararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının ise, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde geri alınabileceği vurgulanmıştır." denildiğinden ilgililerin dava açma süresi içerisinde kalan fazla ödemeleri geri alınmış, diğer fazla ödemeler ise yukarıda yazılı Danıştay kararı gereği geri alınamadığını,

Savunma ekinde sunulan bordrolardan da görüleceği üzere iki aylık fazla ödeme miktarlarının ahizlerden geri alındığını, Sayıştay ilamında iç denetçilerden tahsil edilen meblağ hiç dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, Öncelikle ahizler tarafından ödenen miktar toplam miktardan düşülmesi gerekirdi.

Sayıştay 2. Dairesi tarafından yukarıda bahsedilen yüksek yargı kararları dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, Zira bahse konu yüksek yargı kararlarında hatalı ödemelerin ancak dava açma süresi içinde geri alınabileceği vurgulanmış, idare tarafından dava açma süresi olan 60 günlük süre içinde iki aylık fazla ödeme miktarı iç denetçilerin maaşlarından kesilerek tahsil edildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

Sayıştay savcılığının karşılamasında:

“1- 641 sayılı ilamın 1 inci maddesi ile ilgili olarak; Dilekçi tarafından ileri sürülen iddialar usule ve hukuka uygun ilam hükmünün bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile Daire Kararının tasdikine karar verilmesi uygun olur.” Denilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde Danıştay Kararının dikkate alınması gerektiğini ancak 2 aylık fazla ödeme için işlem yapabileceklerini, 2 aylık kısım için de tahsilatı yaptıkları fakat savunma eki gönderilen belgelerin dikkate alınmadığını belirtmiştir.

Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, vergi konusunda Danıştay’ca verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemekle birlikte Sayıştay, Anayasanın verdiği yetkiye istinaden sorumluların hesap ve işlemlerini yargılama yoluyla kesin hükme bağlarken kuruluş kanunu ile genel mali yönetim ve kontrol mevzuatını esas almakta ve diğer yargı mercilerinden hesap mahkemesi olarak ayrılmaktadır. Yargılamada hesap yılını esas alarak, hesap yılında geçerli usul ve hükmünde esas aldığı mevzuata dayalı olarak hüküm vermektedir. Kısaca sorumluluk ve sorumlu tespitinde diğer yargı kurumlarından ayrılmaktadır. Bu açıdan 2 aylık süre içinde tahsil edilemeyen fazla ödeme için herhangi bir işlem yapılamayacağı iddiası yerinde görülmemekle Sayıştay yargılaması sorumlular üzerinden işlemekte ve tazmin hükmü de sorumlulara çıkmaktadır. Fazla ödemenin yapıldığı ahiz konumunda olan kişiye tazmin hükmü verilmemektedir. Dolayısıyla Danıştay’ın verdiği bu kararın Sayıştay yargısını etkileyen bir yönü bulunmamaktadır.

Dilekçinin ikinci iddiası ise savunma eki 2 aylık kesinti yapıldığı ve bu kesintinin kamu zararı hesabında dikkate alınmadığına ilişkindir. Rapor dosyası ve eki belgeler ile savunma eki maaş bordrosunun incelenmesinde iki aya ilişkin bir kesintiye rastlanmamış bordro sorgu üzerine konunun düzeltildiğine ilişkin 2009 Kasım ayına ilişkin iki iç denetçiye ilişkin bordrolardır. Dolayısıyla bir tahsilat söz konusu değildir. Konunun esasına ilişkin bir itirazları da bulunmamaktadır.

Dilekçi iddialarının reddedilerek; 2.Daire tarafından 641 sayılı ilamın 1.maddesiyle Konya Büyükşehir Belediyesi'nde iç denetçi kadrosunda görev yapanlara gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda görev tazminatı ödenmesi gerekirken mahsup işleminin yapılmaması sonucu 1.942,48 YTL.’ye verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 641 sayılı ilamın 2 inci maddesiyle; Konya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterinin temsil tazminatı ile Genel Sekreter Yardımcıları ve Daire Başkanlarının görev tazminatlarının hatalı hesaplanması sonucu 8.928,20 YTL fazla ödemede bulunulduğu gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde:

  1. Temsil ve makam tazminatı ödenenlere de ek ödeme yapılması kararnamede yer aldığını,

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 24.07.2008 tarihli ve 5793 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ile değiştirilen ek 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ile makam, temsil veya görev tazminatından yararlanan personel, söz konusu ek 3 üncü maddenin birinci fıkrası uyarınca ek ödemeden yararlanacak personel kapsamına alındığını,

2008/14012 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 375 sayılı kanun hükmünde kararnamenin ek 3 üncü maddesi uyarınca yapılacak ek ödeme tutarları kararlaştırıldığını,

Bahse konu 2008/14012 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Ek ödemenin usul ve esasları" başlıklı 4. Maddesinde ;

"(1) Ek ödeme, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesi ile bu Kararda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yapılır.

(2) 17/4/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karara ekli (III) sayılı cetvelin "B. Din Hizmetleri Tazminatı" bölümünün (d) sırası (aynı Karara ekli (II) sayılı Özel Hizmet Tazminatı Cetvelinin "(A) Üst Yönetim ve Genel İdare Hizmetleri" bölümünün 6 ncı grubunun 7 nci sırasında, 7 nci grubunun 1 inci sırasında ve 9 uncu grubunun 7 nci sırasında sayılanlar hariç) ile aynı cetvelin "F. Adalet Hizmetleri Tazminatı" bölümünün 2 nci sırasında öngörülen tazminatlardan yararlananlara yapılacak ek ödeme, anılan sıralarda öngörülen tazminat oranı kadar eksik ödenir. Ancak, ödenecek ek ödeme hiçbir şekilde en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %28'inden az olamaz.

(3) Orman Genel Müdürlüğü merkez teşkilatında görev yapan personele yapılacak ek ödeme, 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Kanunun 71 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yapılan ödemelerden yararlandıkları sürece, 2/3 oranında yapılır. Oranların hesaplanmasında küsurlar tama iblağ edilir.

(4) İlgili mevzuatı uyarınca memurlara yılın belirli dönemlerinde mutat olarak ödenen ikramiyelerin bir aya isabet eden net tutarları, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %28'inden fazla olan ek ödemelerin net tutarından mahsup edilir.

(5) 1/3/2006 tarihinden sonra kurulan üniversiteler hariç olmak üzere, üniversitelerin tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile uygulama ve araştırma merkezlerinde (hastaneler dâhil) görev yapan personele 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yapılacak ödemeler döner sermaye bütçesinden karşılanır." şeklinde düzenlendiğini,

Bakanlar Kurulu Karara ekli ek ödeme cetvelinde ise;

KADRO VE GÖREV UNVANI ORAN (%)

A- Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Alanlar:

  1. Kadroları Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan personelden;

a) 17/4/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karara ekli (II) sayılı Özel Hizmet Tazminatı Cetvelinin "(A) Üst Yönetim ve Genel İdare Hizmetleri" bölümünün;

  • 2 nci grubunda sayılanlar 62

  • 3 üncü grubunda sayılanlar 61

  • 4 üncü grubunda sayılanlar 58

-5 inci grubunda sayılanlardan;

Makam tazminatından yararlananlar

Makam tazminatından yararlanmayanlar

41 53

-6 ncı grubunda sayılanlardan;

Makam tazminatından yararlananlar

Makam tazminatından yararlanmayanlar

39 53

Düzenlemesi yapılarak makam ve tazminatından yararlanan personel içinde ödeme miktarları belirlendiğini,

Yukarıda verilen maddeler gereği 2008/14012 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 4. Maddesi ile bu ödemenin usul ve esasları belirlenmiş ve kimlere bu ödemenin yapılmayacağı belirlenmiş, bununla da yetinilmeyerek her grup için % oranları belirlenmiştir. Bakanlar Kurulu kararının bu açıklığına rağmen yorum yoluyla karar ittihazı idare hukuku kurallarına açıkça aykırı olduğunu,

Kanun Hükmünde Kararname ve Bakanlar Kurulu kararının çıkarılması sırasında karar verenlerce de Temsil ve görev tazminatı oranları bilinmekte ve bu oranlar göz önüne alınarak bir ek ödeme getirilmektedir. Hele temsil tazminatı yönünden -ilam hükmünde- daha abes bir durum vardır ki Kanun koyucu ve Bakanlar Kurulu hiç ödenmeyecek bir ödeme unsurunu düzenlemiş /belirlemiş anlamına geldiğini,

  1. Normlar hiyerarşisi gereği 375 sayılı KHK hükümleri uygulanır. Bilindiği üzere Normlar hiyerarşisi, hukuk normlarının derece ve kuvvetini belirlemekte ve bir hukuk düzeninde var olan normların çokluğu anlamına gelmektedir. Hukuk düzeni bir piramide benzetilecek olursa bu piramit anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve adsız düzenleyici işlemlerden oluşan birden çok normun varlığını ifade etmektedir. Bu normlar farklı kademelerde yer almakta, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. (Prof Dr Kemal Gözler, İdare Hukuku) Aynı zamanda aynı olayı düzenleyen eşit hukuki statüdeki iki norm birbiriyle çeliştiği takdirde, genel hüküm ve özel hüküm ilişkisi veya önceki düzenleme ve sonraki düzenleme ilişkilerine bakılmak suretiyle söz konusu olaya uygulanacak hukuk normu tespit edildiğini,

Aynı olayı düzenleyen iki ayrı kanun, ikisi de genel veya ikisi de özel nitelikte ise bu durumda sonraki kanunun önceki kanunla düzenlenen hususlarda meydana getirdiği değişiklikler çerçevesinde sonraki kanun uygulanmalıdır. Sonraki tarihli kanunla önceki tarihli bir kanunla düzenlenen hükümlerin kaldırıldığı açıkça ifade edilebileceği gibi zımni bir kaldırma da söz konusu olabilmektedir. Aynı anda aynı olayı düzenleyen biri genel diğeri özel iki ayrı kanun yürürlükte bulunduğu takdirde ise, eğer önceki kanun genel yeni kanun özel ise, bu takdirde olaya özel olan yeni kanun hükümleri uygulanmalıdır. Şayet, önceki kanun özel yeni kanun genel ise bu durumda da kanun koyucunun genel yasayı çıkarırken hangi amacı taşıdığına bakmak gerekir. Yasa koyucu önceki tarihli özel kanunla düzenlenen hususlarda yeni bir bakış açısıyla sonraki tarihli genel kanunla bir değişiklik öngördüğü takdirde olaya sonraki tarihli genel kanunun uygulanması gerekir (Aydın Zevkliler, 1986: 72-73).

Aynı değerlendirmeler diğer düzenleyici işlemler içinde geçerlidir. (K.Gözler İdare Hukuku C.l 1134)

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 24.07.2008 tarihli ve 5793 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ile değiştirilen ek 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ile makam, temsil veya görev tazminatından yararlanan personel, söz konusu ek 3 üncü maddenin birinci fıkrası uyarınca ek ödemeden yararlanacak personel kapsamına alınmış olup, 11 Haziran 2008 tarihli Resmi Gazete yayınlanan 2008/13694 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli "Görev Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kararı" ve bu kararın 3. Maddesinin atfıyla 10/3/2000 tarihli ve 2000/457 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli Kararın 3, 4, 5 ve 6 ncı maddelerinin uygulanması gerektiği iddiası normlar hiyerarşisine aykırı olduğunu,

  1. Aynı makamdan çıkan düzenleyici işlemlerde sonraki işlem uygulanır.

İdare hukukunda aynı makamdan çıkan düzenleyici işlemler arasında hiyerarşi ilişkisinin bulunmadığı, şayet aynı makamdan çıkan iki idari işlem arasında bir çatışma varsa bu çatışma "lex posterior derogat legi priori" sonraki hüküm önceki hükmü ilga eder ilkesi gereği çözümlenir ve sonraki hükmün önceki hükme ilga ettiği sonucuna varılır. (K.Gözler İdare Hukuku C.1 1136)

İlam hükmündeki iddialarının kabulü halinde 16 Ağustos 2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2008/14012 karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli kararın 11 Haziran 2008 Tarihli Resmi Gazete yayınlanan 2008/13694 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli "Görev Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kararı" ve bu kararın 3. Maddesinin atfıyla 10/3/2000 tarihli ve 2000/457 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli Kararın 3, 4, 5 ve 6 ncı maddelere aykırılığı kabul edilmiş olur ki -esasen böyle bir aykırılık yoktur- bu durumda, aynı makamdan çıkmış bulunan daha sonraki tarihli 2008/14012 karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli kararın uygulanması ve önceki kararın bu kararla çatışan yönlerinin zımnen ilga edildiğinin kabulü gerekir. Aksi kabul istikrar kazanan idare hukuku kurallarına aykırı olacaktır.

  1. Yüksek Yargı kararları gereğince hatalı ödemeler ancak dava açma süresi içinde geri alınabilir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 27/01/1973 gün ve 1972/6 E. ve 1973/2 K. Sayılı, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve 1968/8 E. ve 1973/14 K. Sayılı kararında ve Danıştay 11 .Dairesi'nin 07/02/2005 tarih ve Esas: 2002/2860; Karar: 2005/415 sayılı kararında " Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun kararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının ise, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde geri alınabileceği vurgulanmıştır." denilmiştir. İlgililere yapılan ödemeler hatalı olarak kabul edilse bile dava açma süresi geçtiğinden yapılan fazla ödemeler yukarıda yazılı Danıştay kararı gereği geri alınması da mümkün değildir.

Anılan nedenlerle 16 Ağustos 2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2008/14012 karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli karar ile usul ve esasları ve oranları belirlenen ek ödemenin mahsuba tabi tutulmadan doğrudan ödenmesi mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde:

2008/13694 sayılı sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Görev tazminatı göstergeleri" başlıklı 1 inci maddesinde:

Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa göre almakta olan personelden; bu kanunlarda makam tazminatı öngörülmüş olan kadrolara atanmış olanlardan, almakta oldukları makam tazminatı gösterge rakamı;

  1. 000 olanlara 9. 000,

  2. 500 - 4. 500 olanlara 7. 000,

  3. 000 ve daha az olanlara 6. 000,

gösterge rakamının, almakta oldukları makam tazminatı gösterge rakamına ilave edilmesi suretiyle bulunan görev tazminatı gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda görev tazminatı ödenir." denilmektedir.

Temsil tazminatı ödenmesine ilişkin 2000/457 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının l'inci maddesinde, makam tazminatı gösterge rakamı 7000 olan l'inci dereceli kadroya atanmış Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterine (Genel Müdüre yapılan atıfla) 17000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda görev tazminatı ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

2008/13694 sayılı Kararın "Uygulama" başlıklı 3'üncü maddesinde; " 10/3/2000 tarihli ve 2000/457 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli Kararın 3, 4, 5 ve 6 ncı maddeleri görev tazminatı hakkında da uygulanır." denilmektedir.

2000/457 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 4'üncü maddesinde ise aynen; "Bu tazminatın ödenmesinde; aylık (ek gösterge dahil), taban aylığı, kıdem aylığı, makam ve yüksek hakimlik tazminatları, aile yardımı ödeneği, lojman ve yabancı dil tazminatları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 213 üncü maddesinden sonra gelen "Zam ve Tazminatlar" başlıklı Ek Maddesi kapsamındaki zam ve tazminatlar ile aynı Kanunun Ek 33 üncü maddesindeki nöbet ücreti, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun Ek 3 ve Ek 17 nci maddeleri kapsamındaki zam ve tazminatlar, 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunu kapsamındaki üniversite ödeneği, idari görev ödeneği, eğitim öğretim ödeneği ve geliştirme ödeneği, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 106 ncı maddesi kapsamındaki ödenek ve tazminatlar, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve diğer yargı kuruluşlarında ödenen ek ödenek ve ek tazminatlar, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesi kapsamındaki tazminatlar, 28/2/1982 tarihli ve 2629 sayılı Kanun kapsamında yapılan ödemeler, 13.11.1996 tarih ve 4208 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca yapılan ek ücret ödemeleri, doğal afetler nedeniyle yapılan ödemeler, Personel ve Teşkilat Kanunları gereği verilen ve aylık veya ücret mahiyeti taşımayan mükafat ve ödüller 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun kapsamında yapılan ödemeler, 28/2/1985 tarihli ve 3160 sayılı Kanun kapsamında yapılan ödemeler, huzur hakkı, toplantı ödeneği ile yönetim ve denetim görevi karşılığında yapılan ödemeler mahsup işlemine tabi tutulmaz.

Yukarıdaki fıkra kapsamı dışında kalan personel veya teşkilat kanunları veya diğer düzenlemeler ile kaynağı ne olursa olsun ödenmekte olan; ilgili mevzuatları uyarınca kurulmuş fon ve hesaplardan yapılan her türlü ödemeler, 24/6/1994 tarihli ve 4009 sayılı Kanunun 56'ncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca yapılan ödemeler, İl Özel İdaresi Kanununun 100 ve 140'mcı maddeleri uyarınca yapılan ödemeler, fiilen yapılmayan ders karşılığı ödenen ek ders ücretleri, maktu ve nispi olarak ödenen her türlü fazla çalışma ücretleri (asayiş tazminatı dahil, doğal afetler nedeniyle yapılan ödemeler hariç), ek tazminat ve kurumsal bazda yapılan tazminat ödemeleri, 8/5/1991 tarihli ve 3717 sayılı Kanunun değişik 2 nci maddesi uyarınca yol tazminatının 1/2 si olarak kamu bankasına yatırılan paralardan her ay itibarıyla yapılan ödemeler, döner sermaye kaynaklarından yapılan her türlü ödemeler, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca yapılan ek tazminat ödemeleri, muhtelif mevzuat çerçevesinde yapılan; ödeme, ücret ödemesi, ek ücret ödemesi, teşvik ödemesi ve ikramiye ile benzeri adlar altında yapılan bütün ödemelerin aylık net tutarları, temsil tazminatının net tutarından mahsup edilir."

Hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan; 2008/14012 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3'üncü maddesi uyarınca yapılacak ek ödeme tutarları kararlaştırılmıştır. Bu ek ödeme; 2000/457 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 4'üncü maddesinin ilk fıkrasında yer almayan bir ödeme olduğundan temsil ve görev tazminatlarından mahsubu gerekmektedir. Görev Tazminatı Ödenmesine Dair 2008/13694 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 4'üncü maddesine göre görev tazminatının %80'inin asgari görev tazminatı olarak ödenmesi gerekmekte olup, temsil tazminatında mahsup ile ilgili bir sınırlama bulunmamaktadır.

Genel Sekretere yapılan temsil tazminatı ödemesinden 2008/14012 sayılı Kararda belirtilen tutar mahsup edildikten sonra kalan 11.490, Genel Sekreter Yardımcılarına 7200 (9000 x 0,80) ve Daire Başkanlarına 6400 (8000 x 0,80) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda temsil/görev tazminatı ödenmesi gerekirken mahsup işleminin yapılmaması sonucu 8.928,20 YTL ödemede bulunulduğu anlaşılmıştır.

Dilekçi ayrıca dilekçesinde Danıştay Kararının dikkate alınması gerektiğini ancak 2 aylık fazla ödeme için işlem yapabileceklerini belirtmiştir.

Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, vergi konusunda Danıştay’ca verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemekle birlikte Sayıştay, Anayasanın verdiği yetkiye istinaden sorumluların hesap ve işlemlerini yargılama yoluyla kesin hükme bağlarken kuruluş kanunu ile genel mali yönetim ve kontrol mevzuatını esas almakta ve diğer yargı mercilerinden hesap mahkemesi olarak ayrılmaktadır. Yargılamada hesap yılını esas alarak, hesap yılında geçerli usul ve hükmünde esas aldığı mevzuata dayalı olarak hüküm vermektedir. Kısaca sorumluluk ve sorumlu tespitinde diğer yargı kurumlarından ayrılmaktadır. Bu açıdan 2 aylık süre içinde tahsil edilemeyen fazla ödeme için herhangi bir işlem yapılamayacağı iddiası yerinde görülmemekle Sayıştay yargılaması sorumlular üzerinden işlemekte ve tazmin hükmü de sorumlulara çıkmaktadır. Fazla ödemenin yapıldığı ahiz konumunda olan kişiye tazmin hükmü verilmemektedir. Dolayısıyla Danıştay’ın verdiği bu kararın Sayıştay yargısını etkileyen bir yönü bulunmamaktadır.

Bu itibarla; dilekçi iddialarının reddedilerek 2.Daire tarafından 641 sayılı ilamın 2 inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 14.10.2014 tarih ve 39546 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:10

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim