Sayıştay 2. Dairesi 34190 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

2

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

34190

Karar Tarihi

14 Şubat 2012

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2006

  • Daire: 2

  • Dosya No: 34190

  • Tutanak No: 34381

  • Tutanak Tarihi: 14.02.2012

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden ve sorumlular adına duruşma talebinde bulunan Avukat İsmail ÖZOĞLU ile Sayıştay Savcılığının sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşüldü:

  1. 1123 sayılı ilamın 1’inci maddesinde, Bakır İnşaat Malzemeleri San. Ve Tic.Ltd. Şti. tarafından ASKİ Genel Müdürlüğü aleyhine başlatılan icra takibi neticesinde firma hakedişi olan asıl alacak yanında, gecikme faizi, vekalet ücreti, harç ve diğer giderlerin de kurum bütçesinden ödenmesi nedeniyle toplam 3.358,59 YTL.’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçiler dilekçelerinde, İlama konu olan Bakır İnşaat Malzemeleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'den satın alınan malzemelere ilişkin tanzim edilen faturanın 06.03.2006 tarihinde düzenlendiğini ve 22.03.2006 tarihinde muayene ve kabul işlemlerinin yapıldığını, malzemenin 29.03.2006 tarihinde ambar giriş kayıtlarının yapıldığını, Makine ve Malzeme İkmal Dairesi Başkanlığınca ödemeye esas tüm evrakın 03.04.2006 tarihinde ödeme emri belgesi hazırlanması için tahakkuka bağlanarak yasal süresi içerisinde Genel Müdürlük Makamına sunulduğunu, Ancak Makam'ca, kurum tarafından yapılan her türlü ödemenin incelenmesinde olduğu gibi bu ödemeye ilişkin de tahakkuk evrakının incelenmesi safhasında adı geçen firma tarafından Aski Genel Müdürlüğü aleyhine 25.04.2006 tarihinde icra takibine geçildiğinin anlaşıldığını, fatura alacaklısı firma tarafından inceleme süreci dahi beklenmeksizin icra takibine geçildiğinden sorguya konu gecikme faizi, vekâlet ücreti, harç ve diğer giderler yasal zorunluluk ve süresi içerisinde bütçeden ödenmek zorunda kalındığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

Sayıştay Savcılığı, “Yapılan icra takibi neticesinde hükmedilen vekalet ücreti, icra giderleri, harç ve benzeri giderlerin ödenmesi yasal zorunluluktur. Söz konusu takip kurum aleyhine yapıldığına göre anılan giderlerinde kurum bütçesinden ödenmesi gerekir. Yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi uygun olur " şeklinde görüş bildirmiştir.

Sorumlular tarafından yapılan savunmalarda, gecikmenin kendi kusurlarından kaynaklanmadığı, mahkeme kararını yerine getirmek zorunda olduklarından sözkonusu ödemeleri yaptıkları belirtilmektedir. Söz konusu takip kurum aleyhine yapıldığına göre anılan giderlerinde kurum bütçesinden ödenmesi gerekir. Bunun yanısıra bu kişilerin ödemenin geciktirilmesi hususunda kusurlu olup olmadığına ilişkin bir tespitte sözkonusu değildir.

Bu nedenlerle dilekçilerin iddialarının kabulü ile 1123 sayılı ilamın 1’inci maddesi ile toplam 3.358,59 YTL.’ye verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. 1123 sayılı ilamın 2’nci maddesinde, kurum bünyesinde bulunan 40 adet kasa ile 45 veznedarın “Hırsızlık gasp ve emniyeti suistimal sigortalarına” ilişkin giderlerin ASKİ Genel Müdürlüğü bütçesinden ödenmesi nedeniyle toplam 3.597,00 YTL.’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçi dilekçesinde, 2560 sayılı İSKİ Kanunu'nun 1. maddesinde, İSKİ' nin ve dolayısıyla ASKİ 'nin Büyükşehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş olduğu belirtilmiş olup, madde metninde "resmi kuruluştur" deyimi geçmediğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.07.2005 gün ve E.2005/13-414, K.2005/464 sayılı ilamında "ASKİ Genel Müdürlüğü'nün genel, katma veya özel bütçelerle idare edilen dairelerden olmadığı, başka bir deyimle ASKİ' nin hukuksal statüsünün diğer resmi dairelerden farklı olduğu"nun hüküm altına alındığını,

ASKİ Genel Müdürlüğü'nün bütçesi ve görevlerinin 2560 sayılı kanunda gösterilmiş olup, belediye niteliğinde veya belediye kanuna tabi bir kuruluş olmadığını, Dolayısıyla belediye mevzuatında açıkça belirtilen hususlar dışında ASKİ Genel Müdürlüğü hakkında bu mevzuat hükümleri uygulanmadığını, diğer taraftan sorguda atıf yapılan Mülga 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu'nun 29. maddesinde yurt dışında yaptırılabilecek sigortalar ve zorunlu sigortalar baslığı altında kamu menfaati açısından gerekli görüldüğü hallerde belli branşlarda Bakanlar Kurulunca sigorta ihdas etme ve buna ilişkin tarifleri belirleme yetkisini içermekte olup ilgili maddenin konuluş amacı kamu menfaatinin ağırlıklı olduğu alanlarda sigorta mevzuatının kamu yararı açısından eksik kalmış düzenleme boşluklarını ve bu boşluklardan doğacak kamu zararını gidermeyi amaçladığını, Dolayısıyla madde metninden ilgili kanunun (29. maddesinin) konuluş amacından yola çıkıldığında kasa sigortasının Bakanlar Kurulu Kararıyla ihdas edilmesi zorunlu sigortalar kapsamında ve 29. madde içeriğine aykırı olduğu seklinde bir yorum çıkarılmasının hukuken mümkün olmadığını, Aksinin kabulünün kamu tüzel kişilerinin ve kamu görevi gören tüm birimlerin yaptırmış olduğu mal ve teminat sigorta giderlerinin zikredilen madde kapsamında yer almadığı gerekçesiyle kamu zararı olarak kabulü sonucunu doğuracağını, söz konusu sigortanın ihtiyari sigorta olarak kabulü durumunda sigortalama amacının dışardan gelebilecek risklere ve muhtemel suistimal olasılıklarına karsı ihdas edilmiş olduğunu ve bununla kamu yararı gözetildiğini, Kurumun sigorta ettirilen kasalarındaki günlük tahsilat miktarı ve sigorta ettirilen riskin ödenen ve sorguya konu olan sigorta primine nazaran kıyaslanamayacak derecede yüksek olduğu göz önüne alındığında sigorta yaptırılmasında çok büyük bir kamu menfaatinin olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

Sayıştay Savcılığı, “ASKİ Genel Müdürlüğü Büyükşehir Belediyesine bağlı bir kamu kuruluşudur. Devlette ana kural kamu mallarının sigorta ettirilmemesidir. Aksi takdirde çok büyük mal varlığına sahip olan Devlet aşırı tutarda sigorta ücreti ödemek zorunda kalır. Kaldı ki kasa ile ilgili işlemleri yapan kamu görevlilerinin üstlenmiş oldukları sorumluluk sigorta ile teminat altına alınan hususları da kapsamaktadır. Görev esnasında meydana gelecek zararı sorumluluk kusurları oranında tazmin etmek mecburiyetindedirler. Sigorta yapılması halinde meydana gelecek zarar ikinci kez teminat altına alınmış olmaktadır. Bu durumda ödenecek olan sigorta ücreti kamu kaynağından eksilmeye neden olacaktır. Bu bakımdan temyiz itirazlarının reddi ile Daire Kararının onanmasına karar verilmesi uygun olur”şeklinde görüş bildirmiştir.

5393 sayılı Belediye Kanununun 60.maddesinin (h) bendinde “faiz, borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri” denilerek sigorta giderleri, belediyenin giderleri arasında sayılmıştır. Ancak burada ifade edilen sigorta giderleri mevzuatın izin verdiği sigorta giderlerini kapsamaktadır. İl özel idaresi, belediye, bağlı idare ve mahalli idare birliklerinin bütçe ve muhasebe kayıt ve işlemlerini kapsayan Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği 10.03.2006 tarih ve 26104 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu yönetmeliğin “Hüküm Bulunmayan Haller” başlıklı 464.maddesinde; “Bütçeye ilişkin olarak bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan ve ihtiyaç duyulan hallerde, Maliye Bakanlığınca Genel Bütçe için yapılan düzenlemeler esas alınır.”denilmektedir. Buradan hareketle 2006 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa bakıldığında Bütçe Kanununa bağlı (E) cetvelinin 26. sırasında;

“Bütçelerin diğer tertiplerinin esas giderlerine ilişkin olarak ödenen sigorta giderleri dışında Devlet mallarının sigorta edilmemesi esastır. Ancak;

a) Yanıcı, patlayıcı maddeler, gemi, uçak ve ilaç depolama yerlerinin sigorta giderleri,

b) Dış ülkelerdeki Devlete ait temsilcilik binaları ile Devlete ait eşyanın ve kira ile tutulan bina için yapılan kontratta sigorta zorunluluğu varsa kiralık binanın, Türk mülkiyetinde olan veya kira ile tutulan yerlerde organizatör şirket tarafından sigorta zorunluluğu konulmuşsa söz konusu yerlerin sigorta giderleri,

c) Sağlık Bakanlığına ait 112 acil ambulanslarının kasko sigortası ile dış kuruluşlarla ilgili olarak taşıt sigortası (misyon şefinin uygun gördüğü hallerde tam kasko) giderleri,

d) Belgelerine göre ayrılması mümkün olmayan sigorta ve navlun giderleri, bütçelerin ilgili tertiplerinden ödenir.”hükmüne yer verildiği görülmektedir.

Buna göre, Merkezi Yönetim kapsamındaki idarelere ait devlet mallarının bazı istisnalar hariç ilke olarak sigorta ettirilmemesi esası benimsenmiştir.

ASKİ Genel Müdürlüğü Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli bir kamu kuruluşu mahiyetini haiz olduğundan sahip olduğu malları da “Devlet Malı” niteliğindedir. Nitekim bu husus 2560 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde de “ İSKİ'ye ait taşınır ve taşınmaz mallar Devlet malı sayılır….”denilerek açıkça belirtilmiştir.

Diğer yandan, 7397 sayılı (Mülga) Sigorta Murakabe Kanunu’nun “Yurtdışında Yaptırılabilecek Sigortalar ve Zorunlu Sigortalar” başlıklı 29’uncu maddesi hükmüne göre; Bakanlar Kurulu kamu yararı açısından zorunlu sorumluluk sigortaları ihdas edebilir ve bu sigortaların tarife ve talimatlarını tespit etmeye yetkilidir.” Hükmüne göre; gerek kasa sigortası gerekse veznedarlara ilişkin suiistimal sigortalarının zorunlu sigortalar kapsamına alındığına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı da mevcut değildir.

Dilekçiler taraftan, sigortalama amacının dışardan gelebilecek risklere ve muhtemel suistimal olasılıklarına karsı ihdas edilmiş olduğu belirtilmekte ise de, kamu görevlileri üstlenmiş oldukları yetki ve görev sorumluluğu kapsamında sigorta ile teminat altına alınan hususları görevlerini ifa ederken yerine getirmekle zaten yükümlü bulunduklarından, ortaya çıkabilecek olan zararların, 657 sayılı Kanun 12’nci maddesine göre sorumluluk ilkesi gereği kusurlu olduğu tespit edilen personel tarafından tazmin edilmesi gerekmektedir.

Bütün bu nedenlerle, 40 (kırk) adet kasa ile 45 (kırkbeş) veznedarın hırsızlık gasp ve emniyeti suistimal sigortalarına ait giderlerin yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine aykırı olarak kurum bütçesinden ödenmesi mümkün olmadığından, dilekçilerin iddialarının reddi ile 1123 sayılı ilamın 2’nci maddesi ile toplam 3.597,00 YTL.’ye ilişkin tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1123 sayılı ilamın 3’üncü maddesinde, denetçilere ödenen aylıkların taban aylık ve yan ödeme tutarının da eklenerek hesaplanması nedeniyle toplam 13.446,59 YTL.’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçiler dilekçelerinde, Sayıştay ilamına konu yapılan ek ödemelerin tarihinin 6009 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 23.07.2010'dan önce olması nedeniyle ilamında adı geçenler hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayıp başlatılan işlemlerin ise kaldırılması gerektiğini, Aynı şekilde; 2560 sayılı Kanunun 10. maddesinde bu ücrete taban aylığın dâhil edilmeyeceğine dair herhangi bir ifadeye yer verilmediğini, Denetçi ücretinde kısıtlamaya tabi tutulan öğenin yalnızca "ek gösterge” olduğunu, Taban aylığın 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin birinci maddesinin birinci fıkrası ile getirilen bir ödeme öğesi olup, Maddenin üçüncü fıkrasında bu aylık göstergesinin hangi ödemelerin hesabında dikkate alınmayacağının sayıldığını, Sayılan öğeler içinde ücretin de yer aldığını, Ancak 375 sayılı KHK' de öngörülen taban aylığının, aylıklarını 657, 926, 3466, 2914 ve 2802 sayılı kanunlara göre almakta olanlara verileceği düzenlendiğini, dolayısıyla taban aylıkla ilgili bu kısıtlamanın, ücretini sayılan bu kanunlara göre almakta olanlar için ancak uygulanabileceğini; buna karşılık ücretlerini özel kanun niteliğindeki 2560 sayılı Kanuna göre almakta olan ASKİ denetçilerine uygulanamayacağını, Kaldı ki 2560 sayılı Kanunun 10.maddesi hükmünde denetçi ücretlerini belirleme yetkisinin Genel Kurula ait olduğunun açık bir biçimde ifade edildiğini, Bu hüküm uyarınca ek gösterge hariç olmak üzere Devlet memurlarına verilen birinci derecenin son kademesi aylık tutarının altında kalan her miktarda ücret kararlaştırılıp ödenebileceğini, ayrıca aylık hesabına taban aylığının da dâhil bulunduğunun her şeyden önce Sayıştay Temyiz Kurulunun 14.05.2002 tarih ve 25673 sayılı kararında çok açık olarak ifade edildiğini,

Keza 08.11.1995 tarih ve 22457 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı eki kararın l/b maddesinin ikinci fıkrasında "Devlet memurunun kadro aylığının (aile yardımı, yabancı dil ve lojman tazminatı hariç, diğer her türlü ödemeler dâhil) net tutarının altında kalması halinde" ifadesine yer verildiğini, Bakanlar Kurulu Kararındaki bu düzenlemenin aylık tanımının, aile yardımı, yabancı dil ve lojman tazminatı haricindeki kadro karşılığı memurlara ödenen her türlü ödemeyi kapsadığını ortaya koyduğunu, Maliye Bakanlığınca 12.11.2004 tarih ve 25641 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 158 seri no lu Tebliğde "Örnek Aylık Hesabı" cetvelinde "Aylık Unsurlar" içinde taban aylığı ve kıdem aylığının açıkça sayıldığını, Gerek aylık tanımının açıklanan bu özelliği dolayısıyla gerekse denetçi ücretlerini ele alan özel kanun niteliğindeki 2560 sayılı Kanunun 10. maddesinde taban aylığının dâhil edilmesini engelleyen ya da ortadan kaldıran ve yahut kısıtlayan bir hüküm bulunmaması nedeniyle mevzuata aykırı bir ödeme işlemi bulunmadığını, Ayrıca Denetçi ücretlerinin, 2560 sayılı kanunun 10. maddesi gereğince Genel kurulun yetkisinde olup, bu ücretlerin Belediye Genel Kurulunca belirlendiğini, kanunun 8. maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kuruluna sorgu yöneltilmesi gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

Sayıştay Savcılığı; “6009 sayılı yasanın geçici 8. maddesi uyarınca “işlemden kaldırma” kararı verilmesi uygun olur” şeklinde görüş bildirmiştir.

Dilekçiler tarafından, harcamanın Aski Genel Kurul Kararı uyarınca yapıldığından 5018 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kurulunun sorumlu tutulması gerektiği hususu ile ilgili olarak ;

Mahalli İdareler Bütçe Ve Muhasebe Yönetmeliğinin 5’inci maddesinde de belirtildiği üzere bütçe, mali yıl içindeki gelir ve gider tahminlerini gösteren, gelirlerin toplanmasına ve harcamaların yapılmasına izin veren bir meclis kararıdır ve Meclis bütçeyi onaylamakla, idareye ödenek bölüm ve maddelerinde belirtilen hizmetler için karşılarında yazılı miktarlar kadar harcama yapmaya yetki vermektedir. Meclisce idareye verilen bütçeye konulan ödeneklerle sınırlı harcama yetkisi ise idare tarafından kullanılmaktadır. Zaten bütçe tasarısı da idare tarafından hazırlanarak, Yönetim Kurulu Kararı ile kabul edildikten sonra Genel Kurulun görüş ve onayına sunulmaktadır. İdarenin bütçeyle verilen ödeneği kullanma konusunda ise ödeneği aşmamak koşulu ile takdir yetkisi sözkonusudur. Yapılan harcamaların ise bütçe ile verilen yetkiye ve kamu harcamalarının yapılmasını düzenleyen kanunlara uygun olması gerekir.

5018 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur. Anılan kanunun 33’üncü maddesinde de, Gerçekleştirme görevlilerinin, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürüttükleri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu nedenle dilekçilerin harcamadan ASKİ Genel Kurulunun sorumlu tutulması gerektiği ile ilgili iddialarının REDDİNE karar verildikten sonra konunun esasına geçildi.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un

6’ncı maddesinde;

“……

c) Bütçeyi inceleyerek karara bağlamak,

d) Personel kadrolarının ihdas, değiştirilme ve kaldırılmasına karar vermek, yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek, ….” Genel Kurulun görevleri arasında,

9’uncu maddesinde;

“….b) Genel Müdürlükçe hazırlanacak yönetmelik, bütçe, bilanço ve kadro taslakları ile personele verilecek ikramiye miktar ve zamanlarına ilişkin önerilerin ön incelemelerini yaparak Genel Kurula sunmak……” Yönetim Kurulunun görevi olarak sayılmıştır.

  1. maddesinde;

“DENETÇİLER

MADDE 10 - (Değişik: 3009 - 23.5.1984 / m.8) İSKİ'nin işlemleri, hizmet süreleri içinde sürekli olarak çalışacak olan iki denetçi tarafından denetlenir.

Denetçi seçilebilmek için mühendislik, hukuk, ekonomi ve işletme konularından en az birinde yüksek öğrenim görmüş ve uzmanlaşmış bulunmak ve aynı konuda en az 10 yıl görev yapmış olmak gerekir.

Denetçilerin hizmet süreleri iki yıl olup, hizmet süreleri sonunda yeniden seçilmeleri mümkündür.

Denetçiler İSKİ'nin çalışmalarına ilişkin olarak tespit ettikleri eksiklikler, aksaklıklar ve yasa dışı işlemler hakkındaki raporlarını Genel Kurula verirler. Raporun bir örneği de bilgi için İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanına sunulur. Ayrıca Genel Kurulun Mayıs ayı toplantısında Yönetim Kurulunun bir yıllık faaliyeti hakkında rapor verirler.

Denetçilerin istedikleri bilgi ve belgelerin Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe verilmesi zorunludur.

Denetçilerin ücretleri, Devlet memurlarına verilen birinci derecenin son kademesi aylık tutarını (Ek Gösterge hariç) aşmamak üzere Genel Kurulca kararlaştırılır.” Denilmektedir.

Denetçilere ödenecek ücret, 657 sayılı Kanun’da yer alan I sayılı Gösterge Tablosu’nda yer alan göstergelerin katsayı ile çarpılması sonucu bulunacak tutar kadardır. Ancak temyize konu ödemede aylık hesabına taban ve kıdem aylıklarının da eklendiği görülmektedir.

657 sayılı DMK'nın 155. maddesinde; "Bu Kanun’un 36. maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, Genel Bütçe Kanunu’nda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonucunda bulunacak miktarlar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir." Denilmektedir.

27.06.1989 tarih ve 375 sayılı; “Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 1. maddesinde ise;

“Bu göstergeler [1000 gösterge rakamı üzerinden ödenecek memuriyet taban aylığı ve her bir hizmet yılı için 15 (20) gösterge rakamı karşılığı ödenecek kıdem aylığı”] 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” Denilmektedir.

Dilekçiler tarafından örnek gösterilen 14.05.2002 tarih ve 25673 sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu kararı ise emekli keseneğine esas aylığın tespitine ve de bundan kaynaklanmış olup eksik kesilen gelir vergisine ilişkindir. Yine dilekçilerin 6009 sayılı kanuna göre sözkonusu ödemeler hakkında mali yargılama, takibat yapılamayacağı ileri sürülmekte ise de, 6009 Sayılı Kanunla yapılan düzenlemelerin denetçilere mevzuatına uygun olmayan ücret ödemelerini kapsamadığı açıktır.

Taban ve kıdem aylıkları 375 sayılı KHK ile aylıklara ilişkin hükümler çerçevesinde ödenecek bir aylık unsuru olarak öngörülmüştür. Taban ve Kıdem aylıklarının, KHK’nin 1. maddesinin son fıkrasında yer alan; “Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” Hükmü gereğince, “denetçi ücretlerinin” ödenmesi sırasında hesaplamalara dâhil edilmemesi gerekmektedir.

Bütün bu nedenlerle dilekçilerin iddialarının reddi ile 1123 sayılı ilamın 3’üncü maddesinde toplam 13.446,59 YTL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1123 sayılı ilamın 4’üncü maddesinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında görev yapmakta olan kurum personeline ödenen ikramiyenin hesabına taban ve kıdem aylıklarının dahil edilmesi nedeniyle toplam 1.164.953,33 YTL’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçiler dilekçelerinde, Sayıştay ilamına konu yapılan ek ödemelerin tarihinin 6009 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 23.07.2010'dan önce olması nedeniyle ilamında adı geçenler hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayıp başlatılan işlemlerin ise kaldırılması gerektiğini, ilamın 3’üncü maddesinde aylık kavramının taban ve kıdem aylığını içerdiği şeklindeki açıklamalarına ilaveten 375 sayılı KHK' nin 1. maddesinin son fıkrasında "Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz" hükmüne yer verildiğini, Bahse konu düzenleme içinde yalnızca zam, tazminat, ödenek ve ücret sayılıp, ikramiye ifadesine ise yer verilmediğini, bunun yerine "ve benzeri" ibaresi yazıldığını, ASKİ Genel Müdürlüğü' nün kuruluş kanunu olan 2560 sayılı Kanunun 6. maddesinin (d) bendinde "...yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek" hükmü yer aldığını, Bu hüküm uyarınca ASKİ personeline ödenen ikramiyenin esas unsurunun aylık değil maaş olduğunu, Ayrıca 2560 sayılı Kanun personel kanunu olmayıp su ve kanalizasyon idarelerinin kuruluş ve görevleri hakkında yayımlanmış özel bir kanun olduğunu, anılan mevzuat hükümlerine göre maaş kavramı, aylık kavramı, ikramiye kavramı "ve benzeri" ibaresi yönünden ayrı açıklamayı gerektirdiğini,

Buna göre;

a) "ve benzeri" ibaresi yönüyle:

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili fıkrasında ikramiye ifade sine/öğe sine yer verilmediği, bunun yerine "Her ne ad altında olursa olsun... ve benzeri ödemelerin..." açıklamasının ikramiye ödemesini kapsamadığını, Eğer 375 sayılı K.H.K' de ki "Her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz" metnindeki bu ibare ikramiyeyi de kapsıyor olsa idi, bu kararnameden çok daha sonra yürürlüğe giren temsil ve görev tazminatlarının ödenmesini düzenleyen 13.07.2001 tarih ve 24461 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. madde sinin (a) bendinde "ilgili mevzuatına göre ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye payı, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun benzeri ödemelerin hesabında... dikkate alınamaz." hükmüne yer verilmeyeceğini, Her iki kararname karşılaştırıldığında dikkati çeken hususun, sonradan yürürlüğe giren 631 sayılı KHK benzeri ödeme ibaresinden önce iki öğenin daha yazılmış bulunduğu ve bunların da döner sermaye payı ile ikramiye öğeleri olduğunu, Bunun 375 sayılı KHK' nin anılan maddesinin hem döner sermaye payını hem de ikramiyeyi içermediğini ve düzenlemediğini tartışmasız olarak ortaya koyduğunu, Görüldüğü üzere, öznesi bir hakkın kullanılması olduğu için aylığa ya da maaşa esas oluşturan öğelerden hangilerinin kısıtlamaya tabi tutulacağının açık bir şekilde yazılmak zorunda olduğunu,

b) Maaş ve Aylık Kavramları Yönüyle:

Aylık ile maaş ayrı ayrı kavramlar olduğunu, Esasında maaşın, 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutara karşılık gelen aylık ile eşdeğer olmayıp, maaşın dar anlamda tanımlanan aylık ile zam ve tazminatların toplamından meydana geldiğini, Bundan başka, aylığın yalnızca 657 sayılı D.M.K.'nın 155.maddesinden hareketle dar anlamda yorumlanamayacağına ilişkin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 2, 3, 94 ve 61.maddelerinde de açıklamalar yer aldığını, yasa maddelerinden ve açıklamalardan görüleceği üzere, aylık kavramından bahsedildiğinde, memurun her ay düzenli ve sürekli olarak aldığı tüm meblağı ifade ettiğini,

Ayrıca, bütün bunlardan hariç olmak üzere sorgu konusu harcama Aski Genel Kurul Kararı uyarınca yapıldığından 5018 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kuruluna sorgu yöneltilmesi gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

Sayıştay Savcılığı; “6009 sayılı yasanın geçici 8. maddesi uyarınca “işlemden kaldırma” kararı verilmesi uygun olur” şeklinde görüş bildirmiştir.

Dilekçiler tarafından, harcamanın Aski Genel Kurul Kararı uyarınca yapıldığından 5018 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kurulunun sorumlu tutulması gerektiği hususu ile ilgili olarak ;

Mahalli İdareler Bütçe Ve Muhasebe Yönetmeliğinin 5’inci maddesinde de belirtildiği üzere bütçe, mali yıl içindeki gelir ve gider tahminlerini gösteren, gelirlerin toplanmasına ve harcamaların yapılmasına izin veren bir meclis kararıdır ve Meclis bütçeyi onaylamakla, idareye ödenek bölüm ve maddelerinde belirtilen hizmetler için karşılarında yazılı miktarlar kadar harcama yapmaya yetki vermektedir. Meclisce idareye verilen bütçeye konulan ödeneklerle sınırlı harcama yetkisi ise idare tarafından kullanılmaktadır. Zaten bütçe tasarısı da idare tarafından hazırlanarak, Yönetim Kurulu Kararı ile kabul edildikten sonra Genel Kurulun görüş ve onayına sunulmaktadır. İdarenin bütçeyle verilen ödeneği kullanma konusunda ise ödeneği aşmamak koşulu ile takdir yetkisi sözkonusudur. Yapılan harcamaların ise bütçe ile verilen yetkiye ve kamu harcamalarının yapılmasını düzenleyen kanunlara uygun olması gerekir.

5018 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur. Anılan kanunun 33’üncü maddesinde de, Gerçekleştirme görevlilerinin, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürüttükleri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu nedenle dilekçilerin harcamadan ASKİ Genel Kurulunun sorumlu tutulması gerektiği ile ilgili iddialarının REDDİNE karar verildikten sonra konunun esasına geçildi.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 5. Maddesine göre bu kanun diğer büyükşehir belediyeleri hakkında da uygulanmaktadır. Kanunun 1. Maddesinin son fıkrasıyla İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi tutulmuştur. Kanunun 6.maddesinin d bendinde yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirleme görevi Genel Kurul’a verilmiştir.

Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 2006 Yılı Bütçe Kararnamesinin 9 uncu maddesinde;

“İdaremizin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur personeline, yılda toplam iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyeler, Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere iki dilimde ödenecektir.”

Denilmektedir. Bütçeye ekli 2006 Yılı Kadro Gerekçesinin 7’ nci maddesinde ise; maaşın aylık, ek gösterge, taban aylık, kıdem aylık, yan ödeme, özel hizmet tazminatı ve makam tazminatı unsurları toplamından oluştuğu ifade edilerek, personele, söz konusu unsurlardan oluşan maaş tutarının 2 katını geçmemek üzere ikramiye ödeneceği belirtilmiştir.

Yapılan ikramiye ödemelerinin, ASKİ Genel kurul kararına uygun olarak bütçede belirlenen limit dahilinde yapıldığı anlaşıldığından dilekçi iddialarının kabulü ile 1123 sayılı ilamın 4’üncü maddesiyle toplam 1.164.953,33 YTL’ye tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. 1123 sayılı ilamın 5’inci maddesinde; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında görev yapmakta olan kurum personeline Ocak ayında ödenen 1’inci ikramiye tutarları için, Temmuz ayına ilişkin katsayı artışından doğan ikramiye farklarının da ayrıca hesaplanarak ödenmesi nedeniyle toplam 71.756,26 YTL.’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçiler dilekçesinde, Öncelikle 6009 sayılı kanuna göre ilamın hükmünün işlemden kaldırılması gerektiğini, Ocak ayında yapılan ikramiye ödemesi sırasında tespit edilen katsayının Temmuz ayında yeniden belirlenmiş olmasından dolayı memur maaşının 2006 yılı için tutarının tam olarak belirlenmesinden ibaret olduğunu, Verilecek ikramiyelerin miktarının yanında zamanının belirlenmesi yetkisi ASKİ Genel Müdürlüğü Genel Kuruluna ait olup, Genel Kurul'un 28.11.2005 tarih ve 2955 sayılı kararıyla kabul edilen 2006 yılı Analitik Gelir-Gider Bütçesinde yer alan 2006 yılı kadro gerekçesinin 7. maddesi ile yıl içinde meydana gelecek olan katsayı artışlarından kaynaklanan ikramiye farklarının geçmişe yönelik olarak ASKİ Yönetim kurulunca belirlenecek bir tarihte ödeneceği kararlaştırıldığını ve uygulamanın buna göre yapıldığını, Ayrıca, konu harcama Genel Kurul Kararı uyarınca yapıldığından 5018 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kuruluna sorgu yöneltilmesi gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

Sayıştay Savcılığı; “6009 sayılı yasanın geçici 8. maddesi uyarınca “işlemden kaldırma” kararı verilmesi uygun olur” şeklinde görüş bildirmiştir.

2560 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 2 maaş tutarını geçmemek üzere memurlara ödenecek ikramiyenin miktar ve zamanını belirleme yetkisi Genel Kurula verilmiştir. Genel Kurul ise Bütçe Kararnamesinin 9 uncu maddesi ile memurlara, ikramiyenin Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere iki dilim halinde ödeneceğini belirtmiştir. Ancak, Bütçeye ekli 2006 Yılı Kadro Gerekçesinin 7 nci maddesinde ise yıl içerisinde meydana gelecek katsayı artışlarından doğacak ikramiye farklarının da Yönetim Kurulunca belirlenecek bir tarihte ödeneceği ifade edilmiştir.

2560 sayılı Kanun, idarelere, ikramiye ödemelerinin miktar ve zamanını belirleyebilmeleri hususunda bir serbesti tanımıştır. ASKİ Genel Müdürlüğü Genel Kurulu, ikramiyelerin, Aralık ayı içinde tek seferde, Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere iki seferde ya da yılın ilk yarısında herhangi bir ayda tek seferde ödeneceğini kararlaştırabilecektir. Kanun koyucu aylık katsayılar hususunda bir kısıtlamaya gitmediğinden, söz konusu ödemenin, ocak ayı içinde yapılmasında ve temmuz ayı katsayısının esas alınmasında mevzuata aykırılık olmayacağından, aylık katsayı artış farkının ödenmesinde de bir aykırılık yoktur.

Yapılan açıklamalar doğrultusunda; 1123 sayılı ilamın 5. maddesi ile toplam 71.756,26 YTL.’ye verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. Dilekçi 1123 sayılı ilamın 6’ncı maddesi ile tazmin hükmolunan 15.695,60 YTL.’nin tahsil edildiğini belirterek buna ilişkin belgeler gönderilmekte ise de, ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyize konu teşkil etmediğinden bu hususta kurulumuzca yapılacak işlem olmadığı ve söz konusu belgelerin yargılamanın iadesini gerektiren nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem ifasını teminen dosyanın ilgili daireye TEVDİİNE,

  2. 1123 sayılı ilamın 7’nci maddesinde, Genel Müdür Yardımcısı Zülfigar ALTAY’a, görevde bulunmadığı 15.08.2005- 14.02.2006 tarihleri arasındaki dönem için, haksız bir şekilde Yönetim Kurulu huzur ücreti ödenmesi nedeniyle toplam 8.173,65 YTL.’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçi dilekçesinde, Zülfigar ALTAY’ın Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmakta iken uzman kadrosuna atama işlemimin iptali amacıyla Ankara 3. İdare Mahkemesinin 2005/1 E. Sayılı dosya ile iptal davası açılmış, yapılan yargılama sonunda; Mahkemece, önce 20.05.2005 tarihinde yürütmenin durdurulmasına, daha sonra ise 10.11.2005 tarih ve E.2005/1, K2005/1700 sayılı karar ile dava konusu uzmanlığa atama işleminin iptaline karar verildiğini, Danıştay 5. Dairesinin 03.11.2008 tarih ve 2006/2182 E, 2008/5341 K. sayılı kararıyla mahkeme kararının onandığını, İdarece, Ankara 3. İdare Mahkemesinin bu iptal kararı uygulanarak Zülfigar ALTAY 24.01.2006 tarihinde yeniden Genel Müdür yardımcılığı görevine atandığını ve adı geçene görevde bulunmadığı 15.08.2005 - 14.02.2006 tarihlerine ait geriye dönük ücretleri ve Yönetim Kurulu aylıkları ödendiğini,

A) Mahkeme kararında Yönetim Kurulu aylıklarının ödenmesine ilişkin bir hükmün kararda bulunmadığı belirtilmekte ise de; iptal kararının tüm işlemleri geçersiz kılarak iptal edilen işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlayan ve idareye, bireye iptal kararından önceki hukuki durumunu kazanması için gereken işlemleri yapma mükellefiyeti yükleyen kararlar olduğunu,

B) Adı geçene Mahkeme kararı gereğince ödenen Yönetim Kurulu aylık ücretleri, huzur hakkı olmayıp, aylık kapsamında olduğunu, Nitekim 399 sayılı K.H.Kararnamenin 39. maddesinin a bendinde atanan veya seçilen bütün yönetim ve danışma kurulu başkan ve üyeleri ile denetçi ve tasfiye kurulu üyelerine her yıl Yüksek Planlama Kurulu kararıyla aylık ücret ve diğer ödemelerin yapılacağı belirlendiğini, Diğer taraftan 2560 Sayılı Kanunun "Yönetim Kurulu" başlıklı 7. maddesinin 4. fıkrasında: "Üyeler, Devlet memurlarına ilişkin mevzuatta yer alan istisnalar dışında, özel ya da kamu sektöründe başka bir görev alamazlar." hükmü çerçevesinde Yönetim Kurulu üyelerinin mevzuatta (özellikle 2560 Sayılı Kanunun 7. maddesinin 2. fıkrasının Genel Müdür ile genel müdür yardımcılarından hizmette en eski olanı, hizmette eşitlik halinde yaslı bulunanı Yönetim Kurulunun tabii üyesidirler." Yönündeki istisnai hüküm hariç) başka kurum ve kuruluşlarda görev alamayacağı hususunun düzenlenmiş olması nedeniyle, yönetim Kurulu üyelerine ödenecek aylık ücretlerin huzur hakkı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, Ayıca bu ücretlerin ödenebilmesi için Yönetim Kurulu toplantılarına katılınılması gerektiği yönünde de mevzuatımızda (özellikle 2560 Sayılı Kanunda) herhangi bir emredici hüküm de yer almadığından en kıdemli Genel Müdür Yardımcısı sıfatı ile Yönetim Kurulunda yer alan adı geçene yapılan aylık ücret ödemelerinin huzur hakkı olarak değerlendirilmesi hukuken de mümkün olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedirler.

Sayıştay Savcılığı “ Adı geçen kişinin uzman kadrosuna yapılan atama işlemi Ankara 3. idare Mahkemesinin 10.11.2005 tarih ve E:2005/1 K:2005/1700 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve Danıştay’ca da onaylanarak kesinleşmiştir. Bu durumda anılan kişiye, görevde bulunmadığı döneme ilişkin mali hak kayıplarının ödenmesi gerekir. Her ne kadar yönetim kurulu üyeliğine ilişkin ücret için fiilen toplantıya katınılması gerekir ise de bu durum uzmanlığa atanan kişiden kaynaklanmadığına göre uğramış olduğu mali hakkının karşılanması gerekir.Danıştay 1. Dairesinin E:1982/112, K:1982/130 sayılı istişari kararı da “işlemin iptali üzerine bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün mali hakların” ödenmesi gerektiği şeklindedir. Temyiz itirazlarının kabulü ile tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi uygun olur” şeklinde görüş bildirmiştir.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun;

“Yönetim Kurulu” başlıklı 7 nci maddesi;

“Yönetim Kurulu bir başkanla beş üyeden oluşur.

Büyük Şehir Belediye Başkanı Yönetim Kurulunun başkanıdır. Belediye Başkanının bulunmaması halinde, Genel Müdür Yönetim Kuruluna başkanlık eder.

Genel Müdür ile genel müdür yardımcılarından hizmette en eski olanı, hizmette eşitlik halinde yaşlı bulunan Yönetim Kurulunun tabii üyesidirler.

…”

8 inci maddesi;

“Yönetim Kurulu, olağan olarak her hafta, belirli günlerde toplanır.

Toplanma, salt çoğunluğun sağlanması ile olur. Kararlar oyçokluğu ile alınır. Çekimser oy kullanılamaz. Oylar eşit olursa başkanın bulunduğu tarafın oyu üstün sayılır.

…”

399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 34’üncü maddesi;

“a)Teşebbüslerde, bağlı ortaklıklarda ve bunları temsilen iştiraklerde teşebbüs mensupları ile kamu görevlilerinden ve dışarıdan atanan veya seçilen bütün yönetim ve danışma kurulu başkan ve üyeleri, denetçi ve tasfiye kurulu üyelerine, her yıl Yüksek Planlama Kurulu'nca belirlenen miktarda aylık ücret ve diğer ödemeler yapılabilir

b)Tahakkuk ettirilen ücret, prim, temettü ve benzeri ödemelerin, Yüksek Planlama Kurulu'nca kararlaştırılan miktarı aşan kısmı ilgililere verilmeyerek bir ay içinde temsil olunan teşebbüs veya bağlı ortaklığa ödenir.”

Hükümlerini amirdir.

399 sayılı K.H.Kararnamenin 39. maddesinin a bendinde atanan veya seçilen bütün yönetim ve danışma kurulu başkan ve üyeleri ile denetçi ve tasfiye kurulu üyelerine her yıl Yüksek Planlama Kurulu kararıyla aylık ücret ve diğer ödemelerin yapılacağı belirtilmektedir. Diğer taraftan 2560 Sayılı Kanunun "Yönetim Kurulu" başlıklı 7. maddesinin 4. fıkrasında: "Üyeler, Devlet memurlarına ilişkin mevzuatta yer alan istisnalar dışında, özel ya da kamu sektöründe başka bir görev alamazlar." hükmü çerçevesinde Yönetim Kurulu üyelerinin mevzuatta başka kurum ve kuruluşlarda görev alamayacağı hususunun düzenlenmiş olması nedeniyle de, yönetim Kurulu üyelerine ödenecek aylık ücretlerin huzur hakkı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca konu ile ilgili Danıştay içtihatları da “işlemin iptali üzerine bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün mali hakların” ödenmesi gerektiği şeklindedir. Açıklanan nedenlerle 1123 sayılı ilamın 7’nci maddesiyle toplam 8.173,65 YTL.’ye tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. 1123 sayılı ilamın 10’uncu maddesinde, Anadolu Sigortadan 41 adet muhtelif marka ve modeldeki motorlu araca yaptırılan kasko sigortası bedelinin kurum bütçesinden ödenmesi nedeniyle toplam 114.201,79 YTL.’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçi dilekçesinde, 1123 sayılı ilamın 2’ci maddesinde ASKİ’nin konumu ile ilgili belirttikleri iddialara ilave olarak , 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususları düzenleyen 92. Maddesi ile 12 Ağustos 2003 gün ve 25197 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Hakkında Tebliğ'e göre sigortalı araçta meydana gelen hasar ile araç sahibinin aracı kullanan kişiye rücu edebileceği alacaklar, manevi tazminatlar ve araçta taşınan malzemeler zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında yer almamakta olduğunu, Öte yandan zorunlu mali sorumluluk sigortasının karşı taraf aracına veya şahıslara verilen zararın poliçe ile arttırılması mümkün olmayan belli bir miktarını karşılamayı taahhüt ettiğini, Bu nedenle araç ve iş makinelerinin muhatap olduğu olası risk durumlarının değerlendirilmesi ve bu risklere göre kasko sigortası yaptırılmasında kurum yararı görüldüğünü, bu hususta idarenin takdir yetkisi olduğunu, ASKİ Genel Müdürlüğü' nün görev alanının, 2560 sayılı Yasa ile Büyükşehir Belediye sınırları olarak belirlenmesi ve 5216 sayılı Yasa ile belediye sınırlarının genişletilmesi dolayısıyla çalışma alanının arttığını, bu nedenle içme suyu kaynakları için baraj yapımı, pompa istasyonları inşaatı, su ve kanalizasyon inşaatları ile arızalarının giderilmesi ve Kesik Köprü Barajı'ndan Ankara'ya su getirilmesi projesi kapsamında çok geniş bir arazi üzerinde araç ve iş makinelerinin çalıştırılmasına ihtiyaç duyulmuş olup bu taşıtların çalışma saatleri dışında güvenlikli bir alanda toplanması ve emniyetlerinin tam olarak temin edilmesinin mümkün olmadığını, Kaldı ki araçların sigortalandığı sigorta şirketinden (Sorguda sehven Anadolu Sigorta A.Ş. olarak belirtilmiş doğrusu Başak Sigorta A.Ş.'dir.) 2006 yılında kuruma ait araçların karıştığı muhtelif trafik kazalarına ilişkin olarak toplam 98.509,25 YTL tutarında hasar bedeli tahsil edilmiş olup, araçların sigortalanmamış olması durumunda ilgili hasarın 3. şahıslardan tahsil imkanının sınırlı olması ayrıca kazaya karışan ASKİ çalışanlarının Toplu İŞ Sözleşmesi gereği tamamen kusurlu olsalar dahi kusur sorumluluk sınırlarının sözleşmede %50 oranında belirlenmiş olması göz önüne alındığında araçların sigortalanmasında kamu menfaatinin bulunduğunun açık olduğunu, İdarece Belediye İş Sendikası arasında 2006 ile 2008 yılları arasında geçerli olacak şekilde imzalanmış bulunan Toplu İş Sözleşmesinin 72. Maddesinin 2. Bendinin 7 no' lu alt bendinde açıkça: "İsçi %50 ve bunun altındaki kusurun karşılığı idare araç ve gereç v.s.'ye verdiği zarardan isçi sorumlu tutulamayacağı, gibi, %50 ve bunun üzerindeki kusuru karşılığı zararında %50'den sorumludur. Bu miktarlar üzerindeki zarar isletme gideri olarak işverene aittir. ..." yönünde düzenleme getirilmiş olup, bu hükme göre isçilerin kullanmış oldukları araçlarda meydana gelen hasarlardan ancak, %50'nin üzerinde kusurunun bulunması ve %50'nin üzerindeki kusurdan da hasarın sadece %50'si kadar sorumlu tutulabileceğini, bu durumda %75 oranında İdarenin katlanması gereken zarar ortaya çıkmakta olup, Toplu İş Sözleşmesinin bahsi geçen hükmüne göre, bu %75 oranındaki zararın isletme gideri olarak İdareye ait olacağını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

Sayıştay Savcılığı, “ ASKİ Genel Müdürlüğü Büyükşehir Belediyesine bağlı bir kamu kuruluşudur. Devlette ana kural kamu mallarının sigorta ettirilmemesidir. Aksi takdirde çok büyük mal varlığına sahip olan Devlet aşırı tutarda sigorta ücreti ödemek zorunda kalır. Kaldı ki kasa ile ilgili işlemleri yapan kamu görevlilerinin üstlenmiş oldukları sorumluluk sigorta ile teminat altına alınan hususları da kapsamaktadır. Görev esnasında meydana gelecek zararı sorumluluk kusurları oranında tazmin etmek mecburiyetindedirler. Sigorta yapılması halinde meydana gelecek zarar ikinci kez teminat altına alınmış olmaktadır. Bu durumda ödenecek olan sigorta ücreti kamu kaynağından eksilmeye neden olacaktır. Bu bakımdan temyiz itirazlarının reddi ile Daire Kararının onanmasına karar verilmesi uygun olur” şeklinde görüş bildirmiştir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 106. maddesinde de “Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır. Bu kuruluşlar, 85 inci maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere 101 inci maddedeki şartları haiz milli sigorta şirketlerine mali sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlüdürler.” denilmek suretiyle belediyelere ait motorlu araçlara sadece mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu getirilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanununun 60.maddesinin (h) bendinde “faiz, borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri” denilerek sigorta giderleri, belediyenin giderleri arasında sayılmıştır. Ancak burada ifade edilen sigorta giderleri mevzuatın izin verdiği sigorta giderlerini kapsamaktadır.

İl özel idaresi,belediye, bağlı idare ve mahalli idare birliklerinin bütçe ve muhasebe kayıt ve işlemlerini kapsayan Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği 10.03.2006 tarih ve 26104 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.Söz konusu yönetmelikte kasko sigorta giderinin ödeneceğine dair açık bir hüküm bulunmadığı gibi “Hüküm Bulunmayan Haller” başlıklı 464.maddesinde de; “Bütçeye ilişkin olarak bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan ve ihtiyaç duyulan hallerde, Maliye Bakanlığınca Genel Bütçe için yapılan düzenlemeler esas alınır.”denilmektedir. Buradan hareketle 2006 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa bakıldığında Bütçe Kanununa bağlı (E) cetvelinin 26. sırasında;

“Bütçelerin diğer tertiplerinin esas giderlerine ilişkin olarak ödenen sigorta giderleri dışında Devlet mallarının sigorta edilmemesi esastır. Ancak;

a) Yanıcı, patlayıcı maddeler, gemi, uçak ve ilaç depolama yerlerinin sigorta giderleri,

b) Dış ülkelerdeki Devlete ait temsilcilik binaları ile Devlete ait eşyanın ve kira ile tutulan bina için yapılan kontratta sigorta zorunluluğu varsa kiralık binanın, Türk mülkiyetinde olan veya kira ile tutulan yerlerde organizatör şirket tarafından sigorta zorunluluğu konulmuşsa söz konusu yerlerin sigorta giderleri,

c) Sağlık Bakanlığına ait 112 acil ambulanslarının kasko sigortası ile dış kuruluşlarla ilgili olarak taşıt sigortası (misyon şefinin uygun gördüğü hallerde tam kasko) giderleri,

d) Belgelerine göre ayrılması mümkün olmayan sigorta ve navlun giderleri, bütçelerin ilgili tertiplerinden ödenir.”hükmüne yer verildiği görülmektedir.

Buna göre, Merkezi Yönetim kapsamındaki idarelere ait devlet mallarının bazı istisnalar hariç ilke olarak sigorta ettirilmemesi esası benimsenmiştir. Mahalli idareler, merkezi yönetim kapsamında olmamakla birlikte malları Devlet malı niteliğindedir.

Devlet mallarının sigorta ettirilmemesi genel bir ilke olmakla birlikte, ASKİ Genel Müdürlüğü' nün görev alanının, 2560 sayılı Yasa ile Büyükşehir Belediye sınırları olarak belirlenmesi ve 5216 sayılı Yasa ile belediye sınırlarının genişletilmesi dolayısıyla çalışma alanının arttığı, bu nedenle içme suyu kaynakları için Kesik Köprü Barajı'ndan Ankara'ya su getirilmesi projesi kapsamında çok geniş bir arazi üzerinde (140 km.)araç ve iş makinelerinin çalıştırılmasına ihtiyaç duyulduğu, bu taşıtların çalışma saatleri dışında güvenlikli bir alanda toplanması ve emniyetlerinin tam olarak temin edilmesinin mümkün olmadığı, sadece bu proje süre ve kapsamında çalışan kamyonet ve iş makineleri için yaptırılan sigortanın ASKİ Yönetim Kurulu kararı ile işin niteliği gereği zorunluluk sebeplerle yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca araçların sigortalandığı sigorta şirketinden ödenen sigorta giderine karşın daha çok hasar bedeli tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle dilekçi iddialarının kabulü ile 1123 sayılı ilamın 10’uncu maddesiyle toplam 114.201,79 YTL.’ye tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. 1123 sayılı ilamın 11’inci maddesinde, kurum bütçesinden serbest avukatlara vekalet ücreti ödenmesi nedeniyle toplam 1.222.582,36-YTL.’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçiler dilekçelerinde,

  1. Genel Müdürlüğün alacak dosyalarının serbest avukatlar eliyle icra takibine koyularak tahsilinin sağlanması yoluna gidilmesinde herhangi bir yasal engel bulunmadığını,

a) Bu konuda Genel Müdürlüğün, Ankara Valiliği eliyle İçişleri Bakanlığı'ndan 25.03.2003 tarihli ve 279 sayılı yazı ile "İdarenin kadrolu 1 Hukuk Müşaviri, 5 Avukat ve 13 Büro Memuru ile birlikte su bedeli ve kaçak su bedellerinin tahsilatı ile çeşitli konulardaki davaları takip ettiği halen bos olan 10 avukat kadrosuna atama yapılamaması sebebi ile idare alacaklarının icra takip yoluyla tahsilinde gecikmeler yaşandığı, mevcut kadro ile hızlı ve verimli bir şekilde alacaklarımızın zamanaşımına uğramadan takibinin mümkün olmadığı" belirtilmek suretiyle "su, atık su, kaçak su vs. alacaklarımızın icra yoluyla takibinin Ankara Barosu Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerine göre imzalanacak sözleşme çerçevesinde serbest avukatlar eliyle yapılması konusunda izin verilmesi istendiğini, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü'nce de 26.03.2003 tarih ve 30943 sayılı yazı ile: "2560 sayılı ASKİ Kanununun 9/m ve 1 l/b maddeleri ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164 ve 168.maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Barolar Birliğince hazırlanıp Adalet Bakanlığı'nca onaylanan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi esas alınarak ASKİ Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Kararını müteakip Genel Müdürün dava başına ilgili avukatla yapacağı sözleşme çerçevesinde ve münhal avukat kadroları doldurulmamak şartıyla avukat çalıştırılmasının uygun mütalaa edildiğinin" belirtildiğini, Verilen izindeki prosedüre uyularak münhal durumda bulunan 3 adet boş avukat kadrosuna herhangi bir atama da yapılmadığını,

b) Gerekli izin alınmadan da serbest avukatlarla sözleşme imzalamak ve bu sözleşme çerçevesinde ödeme yapılmasının da hukuka aykırı olmadığını, Sayıştay Temyiz Kurulunun 11.11.2008 Tarih ve 304 no' lu kararıyla “özel eğitim, ihtisas ve izin gerektiren avukatlık hizmetinin, sadece bu nitelikleri taşıyanlarca yerine getirilmesi gereken nitelikli bir hizmet olması nedeniyle, bu niteliklere haiz yeterli kamu görevlisinin bulunmaması durumunda zorunlu hukuki hizmetlerin karşılanması ile kamu hizmetlerinin sürekliliği ve aksamadan yürütülmesini temin amacıyla gerçekleştirilmiş bir hizmet alımı olarak değerlendirileceğinden Maliye Bakanlığı izni ve vizesi olmaksızın Belediye Encümen Kararı üzerine yapılan avukatlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ödemede hukuka aykırılık bulunmadığına karar verdiğini, Sayıştay Temyiz Kurulu bahsi geçen kararında: "Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesinde; görev yapan bir adet kadrolu avukatla adli, idari ve hukuki is ve işlemlerin aciliyeti ve yoğunluğundan ötürü sağlıklı şekilde takibinin mümkün olmaması nedeniyle Encümence alınan karar üzerine avukatlık hizmet sözleşmesi yapıldığı ve her ay serbest meslek makbuzu karşılığı 01.03.1.001.300-380 harcama kaleminden sözleşmede yer alan "avukatlık asgari ücret tarifesine göre ödeme yapılacaktır." maddesine göre ödeme yapıldığı görülmüştür. Maliye Bakanlığı izni ve vizesi olmaksızın Belediye Encümen Kararı üzerine avukatlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan söz konusu ödeme, özel eğitim, ihtisas ve izin gerektiren avukatlık hizmetinin, sadece bu 'nitelikleri taşıyanlarca yerine getirilmesi gereken nitelikli bir hizmet olması nedeniyle bu niteliklere haiz yeterli kamu görevlisi yok ise zorunlu hukuki hizmetlerin çözümü ile kamu hizmetlerinin sürekliliği ve aksamadan yürütülmesini temin amacıyla gerçekleştirilmiş bir hizmet alımı olarak değerlendirileceğinden ilamın 4. maddesiyle YTL. ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA" karar verildiğini,

c) 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 18/h maddesi, gerek Büyükşehir Belediyesinin gerekse Genel Müdürlüğü' n serbest avukat çalıştırmasına imkân sağladığını, 5216 sayılı kanunun 18.maddesinin h bendi: "Mahkemelerde davacı veya davalı sıfatıyla ve resmi mercilerde Büyükşehir Belediyesini temsil etmek, Belediye ve bağlı kuruluş avukatlarına veya özel avukatlara temsil ettirmenin" mümkün olduğunu düzenlediğini, Nitekim Kuruluşun İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü'nün göndermiş olduğu 31.03.2009 tarih ve 900-8227 sayılı yazıda açıkça: "...5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 18.maddesinin 1.fıkrasının (h) bendi uyarınca 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164 ve 168. maddeleri çerçevesinde Büyükşehir Belediyesinin davalarını Adalet Bakanlığınca onaylanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınmak suretiyle özel avukatlara takip ettirilmesinde bir sakınca görülmediği" belirtildiğinden 2560 sayılı kanunun 6. maddesi uyarınca Genel Müdürlüğü' n Genel Kurulunun Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi olduğu hususu da göz önüne alındığında İdarenin serbest avukatlar eliyle alacak dosyalarımızın tahsili yoluna gitmesinde yasal bir engel bulunmadığı hususunun açık olduğunu, Bu hususta Sayıştay Temyiz Kurulunun da 10.05.2005 tarih ve 27866 sayılı kararında "...Belediye Başkanı bizzat mahkemede bulunmak olanağına sahip değilse, yani Belediyeyi kendisi temsil edemiyorsa, yetki verip kendi yerine görevlendireceği kişinin baroya kayıtlı, belediye ve bağlı kuruluşlarda ya da serbest çalışan bir avukat olması gerekir denilmekle konuya ilişkin yasal bir engelin de bulunmadığının belirtildiğini,

  1. Yukarıda bahsedilen Sayıştay Temyiz Kurulu kararında da belirtildiği üzere gerek avukatlık hizmetinin özel eğitim, ihtisas ve izin (avukatlık ruhsatnamesi) gerektirmesinin yanı sıra avukatlık hizmetinin, sadece bu nitelikleri taşıyanlarca yerine getirilmesi gereken nitelikli bir hizmet olması, gerekse Genel Müdürlük ‘teki mevcut kadro durumu göz önüne alındığında bu hizmeti yürütecek yeterli sayıda kamu görevlisinin bulunmaması nedeniyle serbest avukat çalıştırılması uygulaması fiili bir zorunluluk arz ettiğini, 2006 yılında ASKİ tarafından açılan ve aleyhine açılan davaları mevcut personel sayısı ile yürütülmesi imkânının bulunmadığını, İcra takibine konu her bir dosya için gerekli işlemlerin yapılması, bunun yanı sıra Kuruluş aleyhine açılan değişik konulardaki (kamulaştırmasız el atma, tazminat, Vergi Mahkemesi ve İdare Mahkemesinde açılan davaların takibi gibi vs.) davaların gereği gibi takip edilmesi zorunluluğu dikkate alındığında bütün bu is ve işlemlerin mevcut avukat ve personel sayısı ile yürütülmesinin kesinlikle mümkün olamayacağı açıkça görüleceğini,

  2. Sayıştay Temyiz Kurulu'nun kararında da açıkça belirtildiği üzere zorunlu hukuki hizmetlerin karşılanması ile kamu hizmetlerinin sürekliliği ve aksamadan yürütülmesini temin amacıyla serbest avukat eliyle alacak dosyalarının takip ettirilmesi uygulamasında kamu yararı bulunduğunu,

  3. Serbest avukatlara yapılan vekâlet ücreti ödemelerinde de yasaya aykırı bir durum bulunmadığını, Vekâlet ücreti ödemelerinin her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından yayınlanan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi hükümlerine göre yapıldığını, ayrıca, Kuruluş ile serbest avukatlar arasında yapılan Özel Avukatlık Sözleşmesinin avukata ödenecek ücretle ilgili 3/a maddesinde de kamu yararı gözetildiğini, Asgari Ücret Tarifesinde öngörülen en düşük maktu vekâlet ücreti miktarı dikkate alınmayarak kurum lehine bir durum yaratılmış ve öngörülen % 12 lik dilim üzerinden ödemede bulunulduğunu, Diğer taraftan icra takibine konu yapılıp tahsil edilemeyen dosyalar için dosyaların tevdii edildiği serbest avukatlara herhangi bir ödeme de yapılmadığını belirterek bütün bu gerekçelerle tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedirler.

Sayıştay Savcılğı; “Kurum tarafından “Avukatlık asgari ücret” esas alınmak suretiyle sözleşme yapmak suretiyle serbest avukat çalıştırmak için İçişleri Bakanlığından izin talep edilmiş ve 25.03.2003 tarih ve 279 sayılı yazı ile de izin verilmiştir. Bu talep su, atık su, kaçak su vs. alacaklarının çok fazla olması, 10 adet avukat kadrosunun boş olmasına rağmen atama yapılamaması, icra takip işlemlerinin sürüncemede kalmaması gibi nedenlerle yapılmıştır. Bakanlıktan gerekli iznin alınması ile serbest avukatlarla sözleşme yapılarak avukatlık hizmeti alınmıştır. Taraflar arasında hukuken geçerli bir sözleşme mevcut olup bu sözleşme hükümlerine göre gerekli ödemeler yapılmıştır. Yani hizmet alınmış karşılığı olan ücret ödenmiştir. Bu durum hukuki bir zorunluluktur. Kaldı ki gerçek anlamda bir kamu zararı da söz konusu değildir. Kadrolu veya sözleşmeli avukat çalıştırsa da bir ücret ödenecekti. Yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi uygun olur” şeklinde görüş bildirmiştir.

4734 sayılı Kamu İhale Kanununun Danışmanlık Hizmetleri başlıklı 48. maddesinde;

“(Değişik birinci fıkra: 30/7/2003-4964/30 md.) ÇED raporu hazırlanması, plân, yazılım geliştirme, tasarım, teknik şartname hazırlanması, denetim gibi teknik, malî, hukukî veya benzeri alanlarda niteliği itibarıyla kapsamlı ve karmaşık olduğu, özel uzmanlık ve deneyim gerektirdiği idarece tespit edilen hizmetler, danışmanlık hizmet sunucularından alınabilir. Danışmanlık hizmet ihaleleri bu Kanun hükümlerine göre yapılır. Ancak, aday ve istekli seçimi ile değerlendirilmesinde bu bölümde belirtilen özel hükümler uygulanır. Danışmanlık hizmetleri, bu bölümde yer alan hükümlere uygun olarak sadece belli istekliler arasında ihale usulü ile ihale edilir.”denilmektedir.

Avukatlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan söz konusu ödeme, özel eğitim,ihtisas ve izin gerektiren avukatlık hizmetinin, sadece bu nitelikleri taşıyanlarca yerine getirilmesi gereken nitelikli bir hizmet olması nedeniyle bu niteliklere haiz yeterli kamu görevlisi olmaması nedeni ile zorunlu hukuki hizmetlerin çözümü ile kamu hizmetlerinin sürekliliği ve aksamadan yürütülmesini temin amacıyla İçişleri Bakanlığı’ndan izin alınarak hizmet alımı olarak gerçekleştirilmiştir. Bunların yanısıra sözleşme hükümlerine göre alınan hizmetin karşılığı olan ücretin ödenmesi de zorunlu olduğundan dilekçi iddialarının kabulü ile 1123 sayılı ilamın 11’inci maddesiyle toplam 1.222.582,36-YTL.’ye ilişkin tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. 1123 sayılı ilamın 12’nci maddesinde, Başak Sigortadan 43 adet muhtelif marka ve modeldeki motorlu araca yaptırılan geniş kasko ve makine kırılması sigortası bedelinin kurum bütçesinden ödenmesi nedeniyle toplam 79.335,50 YTL.’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçi iddiaları ve savcılık görüşü ilamın 10’uncu maddesinde olduğu gibidir. İşbu ilamın 10’uncu maddesindeki gerekçelerle 1123 sayılı ilamın 12’nci maddesiyle toplam 79.335,50 YTL.’ye verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. 1123 sayılı ilamın 13’üncü maddesinde, Şeker Sigortadan 111 adet muhtelif marka ve modeldeki araç ve iş makineleri için yaptırılan geniş kasko ve makine kırılması sigortası bedelinin kurum bütçesinden ödenmesi nedeniyle toplam 175.000,10 YTL ’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçi iddiaları ve savcılık görüşü ilamın 10’uncu maddesinde olduğu gibidir. İşbu ilamın 10’uncu maddesindeki gerekçelerle, 1123 sayılı ilamın 13’üncü maddesiyle toplam 175.000,10 YTL ’ye verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

Karar verildiği 14.02.2012 tarih ve 34381 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim