Sayıştay 2. Dairesi 30273 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
30273
5 Mayıs 2009
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2004
-
Daire: 2
-
Dosya No: 30273
-
Tutanak No: 30791
-
Tutanak Tarihi: 05.05.2009
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:
- 846 sayılı ilamın 8. maddesi ile; belediyede görevli memurlara sosyal denge yardımı adıyla fazla ödemede bulunulduğu gerekçesiyle, 121.330.000.000. liraya tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler ortak dilekçelerinde; Türkiye'nin taraf olduğu pek çok uluslararası sözleşmelerin çalışanların örgütlenmeleri ve çalışma şartlarının düzenleme hakkına sahip olmaları ile ilgili hükümler içerdiğini,
Anayasasının temel hak ve hürriyetler bölümünde (53. madde), 26.07.1995 tarihinde değişiklik yapılarak memurlara toplu iş sözleşmesi grev hakkı olmadan sendikalar kurma ve toplu görüşme yapma hakkı verildiğini,
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 22. maddesinin, devlet memurlarına sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilme ve bunlara üye olma hakkını verdiğini,
25 Haziran 2001 tarihinde ise Kamu Görevlileri Sendikalar Kanunu çıkarılarak Uluslararası Sözleşmelerde yer alan kamu görevlilerinin sendika kurma ve sendikalara üye olabilme hakkının iç hukukta düzenlendiğini,
Son olarak 07.05.2004 tarihinde kabul edilen ve 22.05.2004 tarih 25469 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5170 sayılı Kanunun 7. maddesi ile Anayasanın 90. maddesinin son fıkrasına "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır." cümlesinin eklendiğini, bu antlaşmalar hakkında Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağını,
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının 6. maddesi "Yerel Yönetimlerde görevlilerin çalışma koşulları, liyakat ve yeteneğe göre yüksek nitelikli eleman istihdamına imkan verecek nitelikte olmalıdır. Bu amaçla eğitim olanakları ile ücret ve mesleki ilerleme olanakları sağlanmalıdır." hükmü ile Belediyelere, personeline yüksek nitelikli eleman istihdamına imkan verecek ücret olanakları sağlamayı bir görev olarak verdiğini, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun hükümlerine göre verilecek ücretin bu olanağı sağlamayacağını, çünkü bu ücretin açlık sınırının altında veya biraz üstünde olup her zaman fakirlik sınırının altında olduğunun bilindiğini,
Sendika özgürlüğüne ve örgütlenme hakkının korunmasına ilişkin 87 sayılı İLO Sözleşmesinin 10. maddesinin; örgüt terimini, çalışanların veya işverenlerin çıkarlarına hizmet ve bu çıkarları savunma amacı güden çalışanların ve işverenlerin her türlü kuruluşunu ifade eder şeklinde tanımladığını, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalar Kanununun 34. ve 35. maddelerinde toplu görüşmelerin sonuçlarına Bakanlar Kurulunun uyma yükümlülüğü olmadığı göz önüne alınırsa Kamu Görevlileri Sendikalarının memurların çıkarlarını savunduğu ve hizmet ettiğinin söylenilemeyeceğini,
5170 sayılı Kanun uyarınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve 87 no'lu İLO Sözleşmesi farklı hükümler içerdiğinden bu uyuşmazlıkta Avrupa Yerel yönetimler Özerklik Şartı ile 87 no'lu İLO Sözleşmesi hükümlerini esas alınmasının ve kanun hükmü olarak uygulanmasının Anayasanın 90. maddesinin bir gereği olduğunu,
Memurlara sosyal denge sözleşmesiyle para ödenmesinin ceza kanunu hükümleri açısından suç teşkil etmediği ile ilgili sayısız yargı kararının mevcut olduğunu,
Memurlara 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda olmamasına rağmen yapılan ek ödemeler (Döner sermayeden memurların aldığı pay, işyerleri hekimleri ücretleri, Maliye Bakanlığı, T.B.M.M. çalışanları ve Devlet Su İşleri çalışanlarına yapılan ek ödemeler) şu an hükümetin de gündeminde olduğunu, son olarak 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda Belediye Encümenindeki memur üyelere yapılan huzur hakkı ödemesi ve ikramiye verilmesinin de 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda yer almadığını,
Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, bu sözleşmelere paralel iç hukukta yapılan düzenlemeler, çeşitli yargı kararları ve en son Avrupa Konseyi İnsan Haklan Avrupa Mahkemesi'nin 21.11.2006 tarihli kararı, ödemelerin yasalara ve hukuka aykırı olmadığını ortaya koyduğunu,
Belirterek, tazmin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İlam hükmü; Belediyede görevli memur statüsündeki personele mevzuatta yeri olmadığı halde toplu iş sözleşmesi düzenlenmek suretiyle Sosyal Denge Yardımı adı altında ödemede bulunulması sonucu fazla ödeme yapıldığı gerekçesiyle verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146. maddesinde aynen;
“Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz. (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç).” hükmü bulunmaktadır.
Anayasanın “Toplu İş Sözleşmesi Hakkı” başlıklı 53’üncü maddesinde, (Değişik: 23.7.1995-4121) “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.
128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve idareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idari veya kanuni düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla düzenlenir.
Aynı işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz” denilmektedir.
Görüldüğü üzere, Anayasamızda Toplu iş sözleşmesi hakkı, sadece işçiler için tanınmış olup, memurlara ise sadece toplu görüşme hakkı tanınmıştır.
Anayasanın bu hükmünün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla 25.06.2001 tarih ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
Söz konusu Kanunun 29. maddesinde, “Toplu görüşmenin tarafları, kamu işverenleri adına Kamu İşveren Kurulu, kamu görevlileri adına her hizmet kolunda kurulu yetkili kamu görevlileri sendikaları ile bunların bağlı bulundukları konfederasyonlardır. Kamu İşveren Kurulu, Başbakan tarafından görevlendirilen bir Devlet Bakanının başkanlığında a) Başbakanlık Müsteşarı b) Maliye Bakanlığı Müsteşarı c) Hazine Müsteşarı .....gibi Kanunda yazılı kamu görevlilerinden oluşur” denilmektedir. Yine söz konusu Kanunun 30. maddesiyle toplu görüşme yapma yetkisi de her hizmet kolunda en çok üyeye sahip sendika ile bunların bağlı bulunduğu konfederasyonlara tanınmıştır. Aynı kanunun 34. maddesinde; “Toplu görüşmenin sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenen mutabakat metni uygun idari icrai ve yasal düzenlemeleri yapabilmesi için Bakanlar Kuruluna sunulur. Bakanlar Kurulu üç ay içinde mutabakat metni ile ilgili uygun idari ve icrai düzenlemeleri gerçekleştirir ve kanun tasarılarını Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar” denilmektedir. Görüldüğü üzere, memurlara Kanunda Toplu Sözleşme hakkı tanınmamış sadece Toplu Görüşme hakkı tanınmıştır. Yine Toplu Görüşme yapma yetkisi kamu işverenleri adına Kanunda sayılan kamu görevlilerinden oluşan Kamu İşveren Kurulu na ait olup Belediye Başkanının Toplu görüşme yapma yetkisi de bulunmamaktadır. Ayrıca Toplu Görüşme sonunda hazırlanan mutabakat metni memurlar üzerinde doğrudan uygulama imkanı olan bir metin olmayıp ancak Bakanlar Kurulunun idari ve icrai düzenlemeleri ile ve Kanunla yapılacak düzenlemelerle uygulanabilir hale gelmektedir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun Geçici 4. maddesinde; “...Bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmeleri akdetmeleri nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari, mali veya adli takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır” denilmektedir. Buradaki idari, mali veya adli takibat yapılamaz hükmü memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdetme nedenine bağlanmıştır. Yani memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdetme nedeniyle kamu görevlilerinin haklarında yetkiyi aşma ve görevi kötüye kullanma sebepleriyle açılan idari soruşturma ve davaları kapsamakta olup kanuni dayanağı olmayan ve sonradan yürürlüğe konulan 4688 sayılı yasaya da aykırı olan geçmişe ait toplu iş sözleşmelerinin hükümlerinin geçerli kabul edileceği anlamına gelmemektedir. Ayrıca Sayıştay, Anayasa, 832 sayılı Sayıştay Kanunu, 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ve diğer kanunlarla kendisine verilen görevleri yürürlükteki yasalar çerçevesinde yerine getirmekte, yapılan ödemelerin mevzuata uygunluğunu inceleyip, hükme bağlamaktadır. Bu nedenle dilekçi tarafından ileri sürülen yasa hükmünün Sayıştay tarafından yasalara aykırı olarak ödendiği belirlenip hükme bağlanan tazmin hükümleri ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Esasen takibat ifadesi kovuşturma anlamında kullanılan bir tabir olup, Sayıştay’ın görev ve yetkilerinin belirlendiği Anayasa, yasa ve diğer düzenlemelerde de takibat tabiri kullanılmamaktadır. Dolayısıyla Sayıştay kendisine verilen inceleme, denetleme ve kesin hükme bağlama işlevlerini yürütmekte olup yaptığı görev idari, mali veya adli takibat kapsamında bulunmamaktadır.
Mevzuatımızda yeni bir düzenleme yapılmadığı sürece, mevcut hükümlerin tespit ettiği memur statüsünün, akdi düzenlemelerle değiştirilmesi ve dolayısıyla belediyelerin, toplu iş sözleşmeleri akdetmek suretiyle veya başka birtakım tasarruflarla memurlar için yasalarda öngörülen hak ve statülerin dışına çıkılmasına yol açacak bir uygulamaya gitmeleri mümkün bulunmamaktadır.
Açıklanan sebeplerle, dilekçi iddialarının reddiyle, 846 sayılı ilamın 8. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 846 sayılı ilamın 9. maddesi ile; belediyede görevli memurlara evlenme yardımı adıyla fazla ödemede bulunulduğu gerekçesiyle, 900.000.000. liraya tazmin hükmü verilmiştir.
İşbu ilamın 1. maddesinde yazılı gerekçelerle, 846 sayılı ilamın 9. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 846 sayılı ilamın 10. maddesi ile; belediyede görevli memurlara doğum yardımı adıyla fazla ödemede bulunulduğu gerekçesiyle, 1.069.132.250. liraya tazmin hükmü verilmiştir.
İşbu ilamın 1. maddesinde yazılı gerekçelerle, 846 sayılı ilamın 9. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 846 sayılı ilamın 11. maddesi ile; belediyede görevli memurlara sosyal denge yardımı adıyla fazla ödemede bulunulduğu gerekçesiyle, 598.751.095.000. liraya tazmin hükmü verilmiştir.
İşbu ilamın 1. maddesinde yazılı gerekçelerle, 846 sayılı ilamın 9. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 05.05.2009 tarih ve 30791 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilâm tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:53