Sayıştay 2. Dairesi 28668 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2
Sayıştay Kararı
28668
11 Mart 2014
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 1999
-
Daire: 2
-
Dosya No: 28668
-
Tutanak No: 38607
-
Tutanak Tarihi: 11.03.2014
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:
430 sayılı ilamın Eki 1603 sayılı ilamda, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde çalışan S.Canan GÜNDOĞDU, Aynur GENÇOĞLU ile Tevriz KÖSE’ye ücretsiz izinli oldukları dönemlerde maaş tahakkuk etirilerek yersiz ödemede bulunulması nedeniyle toplam 4.476.572.000 liraya tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçi ilk dilekçesinde özetle; Saymanlıkça yapılan ödemelerin Devlet Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde belirtilen belgelere dayanılarak yapıldığını, ücretsiz izin. rapor, geçici görev gibi nedenlerle ayrılmalarda ancak tahakkuk dairelerinin saymanlığa bildirimleri neticesinde işlem yapılabileceğini, bu bağlamda idarede yaşanan konudan saymanlığın haberdar edilmediğini. 2003 yılı denetiminde mutemedin ücretsiz izinliler adına yapılan maaş ödemelerinin bankadaki hesaplarından ö/el kesinti hesabına aktararak zimmetine geçirdiğinin tespit edildiğini, ilgili hakkında suç duyurusunda bulunularak icra takibatının başlatıldığını. Elazığ Ağır Ceza Mahkemesinin oy birliği ile verdiği 18.4.2006 gün ve 2005/146 Esas da devam eden davanın mutemet aleyhine sonuçlandığını, aynı kişinin 2002 yılında da Sayıştay'ın 780 sayılı ilamına ek 8 r sayılı ilamla da hüküm altına alındığı ü/ere zimmet suçunu işlediği, buna göre, özel kesintilere ilişkin uygulamanın saymanlık bilgisi dışında gerçekleştiğini, ilgili hakkında icra takibi başlatıldığını, ilgili hakkında mahkeme kararı mevcut olduğunu. 2002 yılı hesabının incelemesinde de aynı durumun mevcut olduğunun tespit edildiğini beyan ederek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı “Bilindiği üzere: 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 13. maddesinde yer alan Sayman ve Tahakkuk Memurlarının tanzim ettikleri evrakın sıhhatinden ve kanunlara uygunluğundan sorumludurlar.
Diğer taraftan: 832 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 65. maddesi son hükmünde; "Genel mahkemelerce verilen hükümler Sayıştay'ın hesap ve işlemler yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir." denilmektedir.
Ayrıca: yine 1050 sayılı Kanun'un 24 sav ılı KHK ile değişik 22. maddesi (E) fıkrasında: "Adı ne olursa olsun bir komisyon veya kurul gibi bir organ ya da uzman bir görevli tarafından düzenlenen keşif, hakediş, tutanak, rapor, karar ve benzeri belgelere dayanılarak yapılan ödemelerde Sayıştay'ca saptanacak sorumluluğa tahakkuk memuru ve savmanla birlikte, söz konusu belgeleri düzenleyen ve onaylayan kişilerde katılır." hükmü ver almıştır. Ancak, buradaki ödeme uzman ve görevli tarafından hazırlanmış tutanak, karar ve benzeri belgeye dav anan bir ödeme olmadığından sorumluluğu başkalarına da yaymak mümkün değildir.
Bu konuda. Sayıştay Temyiz Kurulu'nun vermiş olduğu 20.9.2005 gün ve 28070 tutanak sayılı kararı da Savcılığımız görüşü doğrultusundadır.
Bu sebeplerle: sorumlunun kanunsuz ve mesnetsiz iddialarının reddi ile kanuna uygun ilam hükmünün tasdikine karar verilmesi uygun mütalaa edilmiştir.” Şeklinde görüş belirtmiştir.
Dilekçi ikinci dilekçesinde, 3000 kişilik idari ve akademik personelin maaşının kurumun Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Merkezinde bilgi işlem ortamında yapılarak gönderildiğini, Bu yazımsal ortamda yapılan rakam yüklenmeleri sırasında sehven hatalar da yapıldığını, İleri sürülen söz konusu usulsüz işlemin, bu sanal ortamdan ve kurumun açmış olduğu özel hesabın yaratmış olduğu boşluktan kaynaklandığının düşünüldüğünü, maaş mutemedinin Bilgi İşlem Dairesi tarafından kendisine verilen Kullanıcı Adı ve Şifresi ile internet ortamında odasındaki bilgisayardan personele ait maaş unsurları ve varsa değişikliklerin bilgisayardaki maaş programına girilerek işlendiğini, özel kesintilerin de bu şekilde yapıldığını, Bilgi İşlem Dairesi ise mutemet tarafından personele ait yüklenen maaş bilgilerini işleyerek her personele ait bordroyu dökerek mutemedine iade ettiğini, İsteyen personelin her an maaş bordrosunun bir suretini mutemedinden alabildiğini, Birim tarafından tahakkuk ettirilen nakit ve eki bordro ile maaş bordrolarında özel kesintilerin görülmediğini, bu listeler onaylandıktan sonra Ziraat Bankasına gönderildiğini ve bankanın bu listeleri esas alarak ilgili bankasına toplu olarak maaşları gönderdiğini, Özel kesintilerde dahil olmak üzere, ilgili banka tarafından, kurumun Bilgi İşlem Dairesince elektronik posta (mail) vasıtasıyla gönderilen liste esas alınarak dağıtım yapıldığını, Kurum ile banka arasında gerçekleşen bu protokolün; kurum personeli ile banka arasındaki özel bir işlem olduğunu, özel kesintilerle ilgili işlemlerin Başkanlığın bilgisi dışında banka ile Bilgi İşlem Dairesi arasında gerçekleşen bir işlem olup, bu işle herhangi bir ilgisi bulunmadığı halde Sayman sıfatıyla şahsının tazmin yönünden sorumlu tutulmasının yasal dayanaktan yoksun bulunduğunu, kurum personelinin işlerini doğru yürütüp yürütmemesine ilişkin gözetleme ve denetleme yetkisi ve sorumluluğunun kuruma veya ilgili birimin yetkililerine ait olduğunu, ileri sürülen olumsuzlukların, kurum içinde personel maaşı ile ilgili bilgilerin bilgisayara işlenmesi sırasında oluştuğunu ve kurumun açmış olduğu özel kesinti hesabı da kullanılarak eylemin tamamlandığını bu işlemlerin hiçbir aşamasında yer almalarına imkan olmadığı gibi, bu aşamalara müdahale etme şansının da bulunmadığını,
Konuyu özetlemek gerekirse;
-
Yukarıda belirtilen savunmamda değinildiği gibi kurumca verilen yetki ve sanal ortamın yaratmış olduğu boşluğun usulsüzlüğe sebebiyet vermiş olduğunu,
-
6 Sıra No.lu Muhasebat Genel Müdürlüğü Aylık ve Ücret Ödemeleri ile ilgili Genel Tebliğinin "Özel Kesintiler" başlığı altında yer alan (III) sırasında; personelin aylık ve ücretlerinin ödemesine ilişkin olarak düzenlenen bordrolarda özel kesintilere kesinlikle yer verilmeyeceği, ancak bu kesintilerin personelin talebi halinde, tahakkuk dairesince, personelin bankadaki kendi hesabına maaşı aktarıldıktan sonra yapılabileceğinin hüküm altına alındığını, Böylece Tebliğ ile Tahakkuk Dairesinin de bu konuda sorumlu tutulduğunu,
-
Bu konunun sorumluluğunun da yine kurum ile kurum personeli arasında dağıtıldığını, 1050 Sayılı Kanuna dayanarak çıkarılan Devlet Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 7 inci maddesinde; aylık, ücret ve benzeri alacakların, ita amirince görevlendirileceği mutemetlere ödeneceği belirtilmiş olup, ancak 527 sayılı KHK değişik 657 sayılı Kanunun 164 üncü maddesine göre, personel aylıklarının bankalar vasıtasıyla ödenmesi hüküm altına alınmış olduğundan, maaş bordroları kurumlar tarafından bilgisayar ortamından hazırlanarak elektronik posta (mail) yoluyla bankalara aktarıldığını, Böylece ita amirlerince mutemetlere verilen genel yetki çerçevesinde personelin imzasının alınmasına yer verilmediğini, bu konuda açık bir hüküm olmamakla birlikte, konuda sorumluluğun tamamının personelin kurumuna bırakıldığını, İta amirlerince görevlendirilen mutemet ve tahakkuk memurları yasaların personel maaşı ile ilgili kuruma yüklediği idari görevlerin yerine getirilmesinden sorumlu tutulduğunu,
-
Başhekimliğin bankada bulunan özel hesabındaki parayı çekerek kendi uhdesinde tutması, kurum ile ilgili arasındaki bir husus olduğunu, Söz konusu kesintilerin aktarıldığı özel kesinti hesabının, bilgileri dışında ilgili idare tarafından açılan hesap olduğunu, böyle bir hesabın açılışını ve özel kesintilerini bu hesaplara aktarıldığını Sayıştay Denetçisinin 2003 Mali Yılı harcamaları üzerinde yapmış olduğu denetimi sırasında bankadan alınan bir yazı eki ekstrelerden öğrenildiğini,
-
50 birimin yaklaşık 3000 personelinin her ay onlarca unsuru olan maaşlarının gözden geçirilmesi ve bu unsurların mutemedin her girişte sanal ortamda değişiklik yapabileceği göz önüne alınınca, bu tür gözden kaçırmaların kaçınılmaz olduğunu,
Bütün bu aşamalardan sonra, tek tahakkuk görevlisi ile saymanın sorumlu tutulması hukukun genel ilkelerine de uygun olmadığını, İlgilinin bu durumları göz ardı edilerek bu tür göreve atanması, para çekme ve kullanma izninin verilmesi, bankada hazine birliğine aykırı olarak her birime ilişkin bir özel kesinti hesabının açılması ve bu hesapların inceleme ve denetiminin göz ardı edilmesinde kurumun ve yetkililerinin bir sorumluluğunun olması gerektiğini, Yani en üstten aşağıya doğru kurum yetkilileri ile birlikte, tahakkuk ve ödeme aşamasında yer alan tüm ilgililerin kendi derecelerine göre sorumluluklarının bulunduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı ikinci karşılama yazısında; “İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup dilekçede ileri sürülen hususların, daha önce belirttikleri görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalâamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.” Şeklinde görüş belirtmiştir.
1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 13’üncü maddesinde; “…saymanların düzenledikleri belgelerin doğruluğundan ve kanunlara uygunluğundan sorumlu” oldukları hükmü yer almakta, bu hükme göre saymanların sorumlu tutulabilmeleri için, ödemeyle ilgili bilgi ve belgelerin ilgili dairelerce tam ve doğru olarak saymanlığa intikal ettirilmeleri veya bu belgeleri bizzat saymanların düzenlemeleri, buna rağmen saymanlarca 1050 sayılı Kanunun 81’inci maddedeki incelemelerin tam olarak yapılmaması nedeniyle fazla veya yersiz ödemeye meydan verilmesi gerekir.
Nitekim, bu husus Muhasebat Genel Müdürlüğünün ilgili tebliğleri ile ayrıntılı olarak düzenlenmiş bulunmakta, konu ile ilgili 16 Seri Nolu Genel Tebliğde; “Tahakkuk dairelerince aylıksız izinli olarak veya istifaen görevinden ayrılanlara gelecek aya ait aylık veya aylıkla birlikte peşin ödenmesi gereken diğer mali haklar tahakkuk ettirilmeyecektir. ……. Aylıksız izinli olarak veya istifaen ayrılmaların vuku bulması halinde, ilgili birimce tahakkuk dairesi ivedilikle bilgilendirilecek, …. Tahakkuk dairesi tarafından saymanlığa derhal bilgi verilerek yersiz ödemenin yapılması önlenecektir.”; Yine 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 164. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, aylıkların ödenmesi ile ilgili olarak Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esasların açıklandığı 6’sıra nolu Muhasebat Genel Tebliğinde de; “…Bu Tebliğle yapılan düzenleme ile mutemetlere yapılan maaş ödemeleri nedeniyle saymanlıklarda meydana gelen izdihama son verilmesi ayrıca mutemetlere karşı yapılan soygun ve gasp olaylarının önlenmesi amaçlanmıştır. ….Yapılan bu düzenlemeyle maaş mutemetliği kamu görevi olmaktan çıkarılmıştır. ...” hükümlerine yer verilmiştir. Bu hükümlere göre, aylıksız izne ayrılanların veya istifaen ayrılanlara, yersiz olarak maaş tahakkuk ettirilerek fazla/yersiz ödemeye neden olunması ve görevlendirilen mutemedin hesabına aktarılması; daha önce çalışan memurların ayrılmalarının bildirilmemesi ve bu kişiler halen çalışıyorlarmış gibi adlarına maaş tahakkuku yapılması suretiyle gerçekleştirildiği için, bu şekilde gerçekleştirilen fazla/yersiz ödemelerden saymanların sorumlu tutulmaması gerekir.
Ayrıca, ilamda sorumluların savunmaları ve karşılama yer almadığından, sorumluların savunmalarının alınıp alınmadığı tespit edilememektedir. Ücretsiz izinli olarak veya istifaen ayrılanların ücretlerinin tahakkuk ettirilmesi ve ayrılmaların saymanlığa bildirilmemesi yoluyla bu kişilere ait ücretlerin ödenmesi ve ödenen bu tutarların maaş mutemedi tarafından özel hesaba aktarılması yoluyla tazmin konusu fazla/yersiz ödemeler gerçekleşmiştir. Buna karşılık bu şekilde meydana gelen fazla/yersiz ödemelerden, ilamda tahakkuk memuru ile birlikte sayman(lar) da sorumlu tutulmuşlardır.
Yukarıda açıklanan şekilde gerçekleştirilen fazla/yersiz ödemelerde sorumluluğun; 1050 sayılı Muhaseb-i Umumiye Kanununun 13’üncü maddesinde yer alan; “…gider tahakkuk memurları … düzenledikleri belgelerin doğruluğundan …. sorumludurlar. …”, 22/A maddesindeki; “…tahakkuk memurları … giderin gerçek gereksinme karşılığı olmasından, … sorumlu..”, 22/C maddesinde; “Alınmayan mal ya da hizmeti alınmış; … gibi göstererek gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle Devletin malvarlığından bir eksilmeye neden olanlar ile bu ve benzeri gerçekleştirme ve diğer kanıtlayıcı belgeleri bilerek imza ya da onaylamış bulunanlar hakkında ceza kanunlarının bu eylemlere ilişkin hükümleri uygulanır.
D) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlere aykırı işlem ve davranışlardan doğan Devlet zararı, sorumlularına ödettirilir. ..” hükümleri karşısında sorumluluk tahakkuk memurlarına ait olduğundan, 430 sayılı ilamın Eki 1603 sayılı ilam ile toplam 4.476.572.000 liraya tazmin hükmünün BOZULARAK, sorumlulukların yeniden belirlenmesi için dosyanın kararı veren DAİREYE TEVDİİNE
Karar verildiği 11.03.2014 tarihli ve 38607 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:05