Sayıştay 1. Dairesi 45426 Kararı - Özel İdareler Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1
Sayıştay Kararı
45426
28 Nisan 2021
Özel İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Özel İdareler
-
Yılı: 2017
-
Daire: 1
-
Dosya No: 45426
-
Tutanak No: 49562
-
Tutanak Tarihi: 28.04.2021
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
Konu: Dernek ve vakıflara nakdi yardım yapılması.
- 151 sayılı İlamın 2 nci maddesiyle ... İl Özel İdaresince 2017 yılında çeşitli demek, kulüp ve vakıflara toplam ... TL tutarında nakdi yardım yapılması sonucu oluşan kamu zararının tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Dilekçilerden ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... 151 sayılı ilamın 2. maddesi ile verilen hükme itiraz etmekte ise de Sayıştay Dairelerince alınan kararlara karşı Temyiz Kuruluna itirazen başvurabilecekler 6085 sayılı Kanunun 52 nci maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilen memurlardan ibaret olup, bunlar arasında yer almayan şahısların dilekçesi üzerine Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına, oybirliği ile karar verilmesi üzerine konunun esas yönünden incelemesine geçildi.
İlamda Üst Yönetici olarak sorumlu tutulan ...ve ... tarafından gönderilen aynı mahiyetteki dilekçede özetle;
“İlgide kayıtlı ilam ile, ... İl Özel idaresince 2017 yılında Dernek ve Vakıflara yapılan ... TL. ödemenin kanun hükümlerine aykırı şekilde yapıldığından, dolayısıyla kamu zararı oluştuğundan bahisle, ilgililerden tahsiline karar verildiği, 5018 Sayılı Kanununun 29. Maddesinde yer alan "gerçek ve tüzel kişilere kanuni dayanağı olmayan kamu kaynağı kullandırılamaz" hükmüne dayandırıldığı,
Öncelikle "kamu zararı" kavramından ne anlaşılması gerektiği hususunun irdelenmesi önem arz ettiği, Bilindiği üzere; kamu görevlilerinin kasıt, kusur ve ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda ,mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması nedeniyle kamu kaynağında eksilmeye neden olunmasının kamu zararını oluşturduğu,
Mezkur Sayıştay ilamında yer alan ödemelerin; genelde kamuya yararlı vakîf ve derneklere, engellliler derneklerine ve amatör spor derneklerine yapıldığı,
Yapılan ödemelerde usul eksiklikleri bulunmakla birlikte, bu ödemelerin il özel İdaresinin görev alanına girmediği ve genel kamu yararı doğrultusunda olmadığı savının, hakkaniyete uygun olmayacağı,
Her ne kadar 5018 Sayılı Kanun Mali yönetimi ve kontrol kanununun 29.maddesinin kamuya yararlı dernek ve vakıflara açıkça izin veren 29. maddesi değiştirilmiş ise de; 5302 Sayılı İl Özel idaresi Kanununun "il özel idaresinin görev ve sorumlukları," başlıklı 6. maddesinde; özel idarenin mahalli müşterek nitelikte gençlik ve spor, kültür, sanat, sosyal hizmet ve yardım yapmakla görevli ve yetkili olduğu; bu hizmetleri de vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunacağı; hizmet sunumunda engelli, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanacağının öngörüldüğü,
Aynı Kanunun 7. maddesinde de kanunlarla verilen, görev ve hizmetlerin yerine getirilebilmek için İl Özel İdaresinin her türlü faaliyette bulunmak yetki ve imtiyazının olduğu; 30. maddesinde Valinin il halkının huzur ve esenlik, sağlık ve mutluluğu için önlemleri almakla yetkili olduğu öngörülmüş; 43. maddesinde de engellilere yapılacak sosyal hizmet veya yardımlar ile sosyo -kültürel etkinlikler için yapılan giderler özel idarenin görevleri arasında sayıldığı,
5253 sayılı Dernekler Kanununun 10. Maddesinde de 'derneklerin kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak proje yürütebilecekleri, bu projelerde kamu kurum ve kuruluşlarının yüzde ellisine kadar aynî ve nakdi katle sağlanabileceği,
5302 Sayılı Kanunun "diğer kuruluşlarla ilişkileri" başlıklı 64. Maddesinde de görev alanına giren konularda derneklerle ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceklerinin belirtildiği,
Yukarıda sayılan mevzuat hükümleri birlikte nazara alındığında usul eksiklerini bulunmakla birlikte, {örneğin il genel meclîs kararının alınmamış olması)söz konusu ödemeleri, mevzuata aykırı şekilde yapılmış ödemeler ve dolayısıyla kamu zararı olarak kabul etmenin, hakkaniyetle bağdaştırılamayacağı, .
Diğer taraftan ilama konu ödemelerin nasıl bir konjonktürde yapıldığı önem arzetmektedîr. Bu ödemelerin 15 Temmuzda yapılan menfur darbe teşebbüsünün sonrasında yapıldığı göz ardı edilmemelidir. Olağanüstü bir dönemde; toplumun birlik ve esenliğini huzur ve güvenliğini, dayanışmayı sağlamak başat görev olmuştur.5442 sayılı İl İdaresi Kanunu uyarınca İl de devletin temsilcisi ve ilin her türlü gidişatından sorumlu Valinin olağanüstü bir konjonktürde, toplumun huzur ve güvenliği doğrultusunda, zaruretten doğan tasarrufunu ,"kamu zararı" olarak görmek, kamu vicdanını incitecektir. Olayın kamu yararı ve sosyal fayda boyutu göz ardı edilmemelidir.
Ayrıca söz konusu ödemelerin önemli bir kısmının, ... de yaşayan 60 bin Suriyelinin barınma ve iaşelerine katkı sağlayan, kamunun yükünü paylaşan dernek ve vakıflara yapıldığı,
Menfur darbe teşebbüsü sonrasında toplumun STK 'lara olan güveninin zedelenmesi ve dolayısıyla katkısının azalması sonucunda, mezkur dernek ve vakıfların hayati fonksiyonlarını yerine getiremez duruma düştüğü, birlikte yürütülen faaliyetler doğrultusunda, il özel idaresince geçici süreyle yapılan katkının can suyu niteliğinde olduğu,
Sonuç itibariyle, ilama konu ödemelerin; il özel idaresinin görev kapsamında olduğu, olağanüstü bir dönemde, acil hizmet ve zaman baskısından kaynaklanan saiklerle usul işlemlerinde eksiklikler olmasına rağmen, zaruretten doğan genel kamu yararına matuf ödemeler olduğu, bu itibarla "kamu zararı" olarak kabul edilmesinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı hususununun dikkate alınarak mezkur daire kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık Mütalaasında;
“Adı geçen dilekçesin de özetle: Daha önceki savunmalarını da tekrarlayarak,
Yapılan ödemelerde usul eksiklikleri bulunmakla birlikte, bu ödemelerin il özel İdaresinin görev alanına girmediği ve genel kamu yararı doğrultusunda olmadığı savının, hakkaniyete uygun olmayacağını,
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 6. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin, il özel idarelerinin, gençlik ve spor faaliyetlerini il sınırları içinde yapmakla görevli ve yetkili kıldığını,
Aynı Kanunun 7. maddesinde de kanunlarla verilen, görev ve hizmetleri yerine getirilebilmek için İl Özel İdaresinin her türlü faaliyette bulunmak yetki ve imtiyazının olduğunu,
-
Maddesinde Valinin il halkının huzur ve esenlik, sağlık ve mutluluğu için önlemleri almakla yetkili olduğunun öngörüldüğünü,
-
maddesinde de engellilere yapılacak sosyal hizmet veya yardımlar ile sosyo - kültürel etkinlikler için yapılan giderlerin özel idarenin görevleri arasında sayıldığını,
5253 sayılı Dernekler Kanununun 10. Maddesinde de derneklerin kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak proje yürütebilecekleri, bu projelerde kamu kurum ve kuruluşlarının yüzde ellisine kadar aynî ve nakdi katkı sağlanabileceğinin ifade edildiğini,
5302 Sayılı Kanunun diğer kuruluşlarla ilişkileri başlıklı 64. Maddesinde de görev alanına giren konularda derneklerle ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceklerinin belirtildiğini,
Yapılan uygulamaların mevzuata uygun olduğunu,
İfade ederek, maddede belirtilen kamu zararı hükmünün kaldırılması talebinde bulunmuştur.
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Bütçelerden yardım yapılması ” başlıklı 29 uncu maddesinde;
“Gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.
Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. ”
Denilmektedir.
5253 sayılı Demekler Kanununun;
“Yardım ve işbirliği” başlıklı 10 uncu maddesinde ise dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere, benzer amaçlı derneklerden, siyasi partilerden, işçi ve işveren sendikalarından ve mesleki kuruluşlardan maddî yardım alabilir ve adı geçen kurumlara maddî yardımda bulunabilirler.
5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, dernekler kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütebilirler. Bu projelerde kamu kurum ve kuruluşları, proje maliyetlerinin en fazla yüzde ellisi oranında aynî veya nakdî katkı sağlayabilirler. (Ek cümle: 18/2/2009 - 5838/7 md.) 4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesi çerçevesinde engellilerin ve eski hükümlülerin mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyonu, kendi işlerini kurmaları, engellilerin iş bulmasını sağlayacak destek teknolojilerine ilişkin projeler ile benzeri projelerde bu oran aranmaz”
“Gençlik ve spor kulüpleri ” başlıklı 14 üncü maddesinde;
“Derneklerden başvurmaları halinde; spor faaliyetine yönelik olanlar spor kulübü, boş zamanları değerlendirme faaliyetine yönelik olanlar gençlik kulübü ve her iki faaliyeti birlikte amaçlayanlar gençlik ve spor kulübü adını alır. Bu kulüpler, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce tutulacak kütüğe kayıt ve tescil edilir.
Kulüplerin organları, bu organların görev ve yetkileri, kulüplerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce de den etlenmesi ve bunlara yapılacak yardımların şekil ve şartları, üst kuruluş oluşturmada uyulacak esas ve usuller, gençlik ve spor faaliyetlerini yürüteceklerin nitelikleri ve bunlara uygulanacak disiplin işlemleri, kulüplerin kayıt ve tesciline ilişkin esaslar İçişleri Bakanlığının uygun görüşü üzerine Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlıkça yürürlüğe konulacak yönetmelikte düzenlenir.”
Denilmektedir.
Gerek 5018 sayılı Kanunun 29. Maddesinde, gerekse 5253 sayılı Kanunun 10. Maddesinde kamu kuruluşlarınca derneklere yardım yapılabileceği belirtilmekte ise de;
6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 19 uncu maddesinde; “5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
c) Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir. ”
“5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesi; belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, 5018 sayılı Kanunun bütçelerden yardım yapılmasına imkân veren 29 uncu maddesindeki hüküm, 6360 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi ile 5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesine eklenen fıkra ile hem belediyeler hem de özel idareler ve bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için 6360 sayılı Kanunun Resmi Gazete’ de yayımı tarihi olan 06.12.2012 tarihinden itibaren uygulanamayacağı için, söz konusu kurumlar için bütçelerine ödenek koymak sureti ile yardım yapılması uygulaması kaldırılmıştır.
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi sonucunda; düzenlenen protokollerin içeriğinin ise 5302 sayılı Kanun’un 64’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan, “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, dernekler, vakıflar ve 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkarlar Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. ” hükmü ile bağdaşmadığı, bu durumda, yapılan ödemelerin ortak hizmet projeleri kapsamında yapılan ödemeler olmayıp, maddi yardım niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Söz konusu nakdi yardımların yapılmasına ilişkin Ödeme Emri Belgelerine ekli Protokol ve Valilik Makamı Olur’larında imzası bulunan Vali ve Genel Sekreter de kamu zararından üst yönetici ve diğer sorumlu sıfatlarıyla harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri ile birlikte sorumludurlar.
Bu nedenlerle temyiz talebinin reddi ile 2017 yılı ... İl Özel İdaresi hesabının Sayıştay 1. Dairesi tarafından yargılanması sonucunda çıkarılan 19.04.2019 tarih ve 151 numaralı ilamın 2. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün, tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa edilmektedir.
Arz ederim.” Denilmektedir.
Sorumlu ...’ın Başsavcılık Mütalaasına Yanıtında özetle;
Konuya ilişkin; mevzuat hükümleri aşağıda belirtildiği,
a) 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunun;
“İl Özel İdarelerinin Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 6. Maddesinde; özel idarenin mahalli müşterek nitelikte gençlik ve spor, kültür, sanat, sosyal hizmet ve yardım yapmakla görevli ve yetkili olduğu; bu hizmetleri de vatandaşlara en yakın yerlerde veren uygun yöntemlerle sunacağı; hizmet sunumunda engelli, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanacağı,
b) 7. Maddesinde kanunlarla verilen, görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi için, İl Özel İdaresinin her türlü faaliyette bulunma yetki ve imtiyazının olduğu,
c) 30. Maddesinde Valinin İl halkının huzur ve esenlik, sağlık ve mutluluğu için önlemleri almakla yetkili olduğu,
d) 43. maddesinde engellilere yapılacak sosyal hizmet veya yardımlar ile sosyokültürel etkinlikler için yapılan giderlerin İl Özel İdaresinin görevleri arasında sayıldığı,
e) 64. maddesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapım, bakım, onarım ve taşıma işlerinin bedelli veya bedelsiz üstlenebileceği veya bu kuruluşla ilk ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceği ve bu amaçla kaynak aktarımında bulunabileceği; Demek ve Vakıflarla Ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceği,
f) 65. maddesinde sağlık, eğitim hizmetleriyle yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında İl’de dayanışma ve katılımı sağlamak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik projeler uygulayabileceği,
Öngörüldüğü,
5253 sayılı Demekler Kanunun 10. maddesinde derneklerin kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanına giren konularda ortak proje yürütebileceklerinin belirtildiği,
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, yapılan ödemeleri mevzuata aykırı ödemeler, dolayısıyla kamu zararı olarak görmenin, hakkaniyetle bağdaştırılamayacağı,
Diğer taraftan yapılan ödemelerin; 15 Temmuz menfur darbe girişiminin sonrası yapıldığı; olağanüstü bir dönemde toplumun birlik ve esenliğini, huzur ve güvenini tesis amacıyla yapıldığı; acil hizmet ve zaman baskısından kaynaklanan saiklerden dolayı usul işlemlerinde eksiklikler bulunabileceği; nazardan uzak tutulmaması gerektiği,
Ayrıca söz konusu ödemelerin önemli bir kısmının, ...’de yaşayan 60 bin Suriyelinin barınma ve iaşelerine katkı sağlayan, kamunun yükünü paylaşan demek ve vakıflara yapıldığı dikkate alınması gerektiği,
Sonuç itibariyle, ilama konu ödemeler, İl Özel İdaresinin görev kapsamında olduğundan ve ilamda dayanak yapılan demekler kanununun 10. Maddesine ilişkin şekil eksiklikleri de tamamlanarak ekte sunulduğundan, değerlendirilmenin bu çerçevede yapılarak söz konusu tazmin hükmünün kaldırılmasını ve Temyiz Kumlu duruşmasına katılma talebimin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Başsavcılık 2. Mütalaasında;
“İlgi: 06.01.2020 tarihli ve 63714638-225.07.01[45109]-E.20000819 sayılı yazınız.
İlgi yazınız ekinde gönderilen 2. Temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçen tarafından ileri sürülen hususların 16/07/2019 tarih ve E.1938601 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalâamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Arz ederim.” Denilmektedir.
İlamda Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ..., ..., Diğer Sorumlular ... ve ... tarafından gönderilen dilekçede özetle,
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun “İl özel İdaresinin Görev Sorumlulukları” başlıklı 6’ncı maddesinde Özel İdarenin mahalli müşterek nitelikte olmak şartıyla gençlik ve spor, kültür, sanat, sosyal hizmet ve yardım yapmakla görevli ve yetkili olduğu, bu hizmetleri de vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunacağı, hizmet sunumunda engelli, yaşlı ve düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanacağı ifade edildiği,
Aynı kanunun 7’nci maddesinde de kanunlarla verilen görev ve hizmetleri yerine getirebilmek için her türlü faaliyette bulunmak yetki ve imtiyazının olduğu, 30’ncu maddesinde Valinin İl Halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak ve kanunlarla İl Özel idaresine verilen ve il Genel Meclisi veya il Encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak yetkili olduğu belirtilmiş, 43’ncü maddesinde de engellilere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar ile sosyo-kültürel etkinlikler için yapılan giderler İl özel idaresinin giderleri arasında sayıldığı,
Yapılan yardımların 5302 sayılı il Özel İdaresi Kanunu ile verilen görevler çerçevesinde olup, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun 29’ncu maddesi değiştirilmiş olsa da, bu madde gereği Bakanlar Kurulunca çıkarılan, il Özel İdarelerinde dahil olduğu kamu idarelerinin bütçelerinden, kamu yararı gözetilerek dernek ve vakıflara yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esasların belirlendiği 17.07.2006 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan yönetmelik gereği yardım yapılan derneğin yardımı yapacak idarenin görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi, yardımların öncelik toplumun ihtiyaç ve sorunlarına çözüm sağlaması, dernek ile yardım yapacak idare arasında protokol yapılması gibi şartların arandığı, Aynı yönetmelik gereği yardımın miktarı ve dağıtımı, üst yöneticinin onayı ile belirtileceği, Dernek ve vakıfların yardımları kamu yararı gözeterek, veriliş amacına uygun olarak kullanmak zorunda olduğu, Bu yönetmelik hükümlerine göre verilen yardımların denetimi yapılmış olup, denetim sonucunda yardımların kullanıldığı raporlar ile tespit edildiği,
Kamu zararının; Kamu görevlilerinin kasıt, kusur ve ihmallerinden kaynaklanan mevzuatı aykırı karar, işlem ve eylemleri sonucunda, mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması nedeniyle kamu kaynağında eksilme olunması durumunda doğduğu, Dernek, birlik, vakıf ve benzeri kuruluşlara yapılan yardımların mevzuat hükümlerine uygun yapılmış olup, kamu zararı hükmünün temyiz edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Başsavcılık Mütalaasında;
“5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 6. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin, il özel idarelerinin, gençlik ve spor faaliyetlerini il sınırları içinde yapmakla görevli ve yetkili kıldığını,
Aynı Kanunun 7. maddesinde de kanunlarla verilen, görev ve hizmetleri yerine getirilebilmek için İl Özel İdaresinin her türlü faaliyette bulunmak yetki ve imtiyazının olduğunu,
-
Maddesinde Valinin il halkının huzur ve esenlik, sağlık ve mutluluğu için önlemleri almakla yetkili olduğunun öngörüldüğünü,
-
maddesinde de engellilere yapılacak sosyal hizmet veya yardımlar ile sosyo -kültürel etkinlikler için yapılan giderlerin özel idarenin görevleri arasında sayıldığını,
Yapılan yardımların 5302 sayılı il özel idaresi Kanunu ile verilen görevler çerçevesinde olup, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun 29'ncu maddesi değiştirilmiş olsa da, bu madde gereği Bakanlar Kurulunca çıkarılan, İl özel İdarelerinde dahil olduğu kamu idarelerinin bütçelerinden, kamu yararı gözetilerek dernek ve vakıflara yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esasların belirlendiği yönetmeliğin yürürlükte olduğunu,
Yapılan uygulamaların mevzuata uygun olduğunu,
İfade ederek, maddede belirtilen kamu zararı hükmünün kaldırılması talebinde bulunmuştur.
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun "Bütçelerden yardım yapılması " başlıklı 29 uncu maddesinde;
"Gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.
Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. "
Denilmektedir.
5253 sayılı Demekler Kanununun;
"Yardım ve işbirliği" başlıklı 10 uncu maddesinde ise dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere, benzer amaçlı derneklerden, siyasi partilerden, işçi ve işveren sendikalarından ve mesleki kuruluşlardan maddî yardım alabilir ve adı geçen kurumlara maddî yardımda bulunabilirler.
5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, dernekler kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütebilirler. Bu projelerde kamu kurum ve kuruluşları, proje maliyetlerinin en fazla yüzde ellisi oranında aynî veya nakdî katkı sağlayabilirler. (Ek cümle: 18/2/2009 - 5838/7 md.) 4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesi çerçevesinde engellilerin ve eski hükümlülerin mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyonu, kendi işlerini kurmaları, engellilerin iş bulmasını sağlayacak destek teknolojilerine ilişkin projeler ile benzeri projelerde bu oran aranmaz "
"Gençlik ve spor kulüpleri " başlıklı 14 üncü maddesinde;
"Derneklerden başvurmaları halinde; spor faaliyetine yönelik olanlar spor kulübü, boş zamanları değerlendirme faaliyetine yönelik olanlar gençlik kulübü ve her iki faaliyeti birlikte amaçlayanlar gençlik ve spor kulübü adını alır. Bu kulüpler, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce tutulacak kütüğe kayıt ve tescil edilir.
Kulüplerin organları, bu organların görev ve yetkileri, kulüplerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce de den etlenmesi ve bunlara yapılacak yardımların şekil ve şartları, üst kuruluş oluşturmada uyulacak esas ve usuller, gençlik ve spor faaliyetlerini yürüteceklerin nitelikleri ve bunlara uygulanacak disiplin işlemleri, kulüplerin kayıt ve tesciline ilişkin esaslar İçişleri Bakanlığının uygun görüşü üzerine Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlıkça yürürlüğe konulacak yönetmelikte düzenlenir."
Denilmektedir.
Gerek 5018 sayılı Kanunun 29. Maddesinde, gerekse 5253 sayılı Kanunun 10. Maddesinde kamu kuruluşlarınca derneklere yardım yapılabileceği belirtilmekte ise de;
6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 19 uncu maddesinde; "5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
c) Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir. "
"5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesi; belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz." hükmü yer almaktadır.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, 5018 sayılı Kanunun bütçelerden yardım yapılmasına imkân veren 29 uncu maddesindeki hüküm, 6360 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi ile 5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesine eklenen fıkra ile hem belediyeler hem de özel idareler ve bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için 6360 sayılı Kanunun Resmi Gazete' de yayımı tarihi olan 06.12.2012 tarihinden itibaren uygulanamayacağı için, söz konusu kurumlar için bütçelerine ödenek koymak sureti ile yardım yapılması uygulaması kaldırılmıştır.
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi sonucunda; düzenlenen protokollerin içeriğinin 5302 sayılı Kanun'un 64'üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan, "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, dernekler, vakıflar ve 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkarlar Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. " hükmü ile bağdaşmadığı, bu durumda, yapılan ödemelerin ortak hizmet projeleri kapsamında yapılan ödemeler olmayıp, maddi yardım niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Söz konusu nakdi yardımların yapılmasına ilişkin Ödeme Emri Belgelerine ekli Protokol ve Valilik Makamı Olurların da imzası bulunan Vali ve Genel Sekreter de kamu zararından üst yönetici ve diğer sorumlu sıfatlarıyla harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri ile birlikte sorumludurlar.
Bu nedenlerle temyiz talebinin reddi ile 2017 yılı ... İl Özel İdaresi hesabının Sayıştay 1. Dairesi tarafından yargılanması sonucunda çıkarılan 19.04.2019 tarih ve 151 numaralı ilamın 2. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün, tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa edilmektedir.” Denilmektedir.
Duruşma talebinde bulunan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... duruşma gününe ilişkin tebligat yapılmasına rağmen duruşmaya katılmamışlardır.
Duruşma talebinde bulunan Diğer Sorumlu ... ile Sayıştay Kanununun 55 inci maddesi gereği Temyiz Kurulunca görülen lüzum üzerine duruşmaya katılmasına karar verilen Mali Hizmetler Müdürü ..., Meclis Üyesi ... ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ;
151 sayılı İlamın 2 nci maddesiyle ... İl Özel İdaresince 2017 yılında çeşitli dernek, kulüp ve vakıflara toplam ... TL tutarında nakdi yardım yapılması sonucu oluşan kamu zararının tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun “İl özel İdaresinin Görev Sorumlulukları” başlıklı 6’ncı maddesinde Özel İdarenin mahalli müşterek nitelikte olmak şartıyla gençlik ve spor, kültür, sanat, sosyal hizmet ve yardım yapmakla görevli ve yetkili olduğu, bu hizmetleri de vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunacağı, hizmet sunumunda engelli, yaşlı ve düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanacağı ifade edilmiştir.
Aynı kanunun 7’nci maddesinde de kanunlarla verilen görev ve hizmetleri yerine getirebilmek için her türlü faaliyette bulunmak yetki ve imtiyazının olduğu, 30’ncu maddesinde Valinin İl Halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak ve kanunlarla İl Özel idaresine verilen ve il Genel Meclisi veya il Encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak yetkili olduğu belirtilmiş, 43’ncü maddesinde de engellilere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar ile sosyo-kültürel etkinlikler için yapılan giderlerin İl özel idaresinin giderleri arasında sayılmıştır.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 64 üncü maddesinde;
"İl özel idaresi, il genel meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;
….
c) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, dernekler, vakıflar ve 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkarlar Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir" hükmü yer almaktadır.
Dernekler tarafından gerçekleştirilecek projelere, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 64/c maddesi uyarınca, İl Özel İdaresinin katılması amaçlanmaktadır. Protokollerin nasıl yapılacağına ilişkin uygulamada bir şekil şartı da olmadığından dernek ve vakıflar tüzüklerinde belirtilen amaçlar doğrultusunda istediği projeyi/protokolü yapabilmektedirler.
Rapor dosyası ve eklerinin incelenmesi sonucu; İdare ile ortak proje gerçekleştirilen vakıf ve dernekler ile yapılan yardımın hangi işlere kullanılacağının idare ve karşı taraf ile hüküm altına alınmış olduğu, yapılan yardımlarla alakalı meclis kararı alındığı, ilgili kararda söz konusu yardımların ne amaçla gerçekleştirildiğinin açıkça belirtilmiş olduğu, söz konusu projelerin kamu yararı gözetilerek gerçekleştirilen projeler olduğu, bununla birlikte, araştırmalar sonucu yapılan nakdi yardımların, yerinde kullanılıp kullanılmadığı hususunda da gerekli tetkik ve incelemelerin yapıldığı, protokol içeriklerinin derneklerin amaçları ile uyumlu olduğu, her ne kadar projelere ilişkin, ne kadar bir katkı yapılacağını belirleyen Protokollerde “yardım” kelimesi kullanılsa da bunun sadece bir usul hatasından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla; 151 sayılı ilamın 2. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca BOZULARAK yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle yeniden hüküm tesisinin temini için dosyanın hükmü veren Daireye TEVDİİNE,(Üye ...’ın aşağıda yazılı ilave gerekçesi ile Üyeler ..., ..., ..., ..., ..., ...’ın aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oyçokluğu ile,
Karar verildiği 28.04.2021 tarih ve 49562 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
İlave gerekçe
Üye ...’ın ilave gerekçesi;
“151 sayılı İlamın 2’nci maddesi ile; ... İl Özel İdaresince 2017 yılında çeşitli dernek, kulüp ve vakıflara toplam ... TL tutarında nakdi yardım yapılması sonucu oluşan kamu zararının tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
İlamda; gerek 5018 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde, gerekse 5253 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde kamu kurumlarınca derneklere yardım yapılabileceği belirtilmekte ise de; 06.12.2012 tarihli ve 28489 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 19 uncu maddesiyle 5393 sayılı Belediye Kanununun 75 inci maddesine eklenen;“5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesi; belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz.” hükmü ile 06.12.2012 tarihinden itibaren il özel idarelerince dernek, vakıf vb. kuruluşlara ayni veya nakdi yardım sağlanması imkânının ortadan kaldırıldığı, belirtilmiş;
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi sonucunda, düzenlenen protokollerin içeriğinin 5302 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan, ‘Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, dernekler, vakıflar ve 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkarlar Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. ‘ hükmü ile bağdaşmadığı, bu durumda, yapılan ödemelerin ortak hizmet projeleri kapsamında yapılan ödemeler olmayıp, maddi yardım niteliğinde olduğu ifade edilmiştir.
Bu defa, sorumluların verdikleri temyiz dilekçesinde özetle;
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunun;
“İl Özel İdarelerinin Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 6. Maddesinde; özel idarenin mahalli müşterek nitelikte gençlik ve spor, kültür, sanat, sosyal hizmet ve yardım yapmakla görevli ve yetkili olduğu; bu hizmetleri de vatandaşlara en yakın yerlerde veren uygun yöntemlerle sunacağı; hizmet sunumunda engelli, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanacağı,
-
Maddesinde kanunlarla verilen, görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi için, İl Özel İdaresinin her türlü faaliyette bulunma yetki ve imtiyazının olduğu,
-
Maddesinde Valinin İl halkının huzur ve esenlik, sağlık ve mutluluğu için önlemleri almakla yetkili olduğu,
-
maddesinde engellilere yapılacak sosyal hizmet veya yardımlar ile sosyokültürel etkinlikler için yapılan giderlerin İl Özel İdaresinin görevleri arasında sayıldığı,
-
maddesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapım, bakım, onarım ve taşıma işlerinin bedelli veya bedelsiz üstlenebileceği veya bu kuruluşla ilk ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceği ve bu amaçla kaynak aktarımında bulunabileceği; Demek ve Vakıflarla Ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceği,
-
maddesinde sağlık, eğitim hizmetleriyle yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında İl’de dayanışma ve katılımı sağlamak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik projeler uygulayabileceği,
hususlarının öngörüldüğü,
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, yapılan ödemeleri mevzuata aykırı ödemeler, dolayısıyla kamu zararı olarak görmenin, hakkaniyetle bağdaştırılamayacağı,
Diğer taraftan yapılan ödemelerin; 15 Temmuz menfur darbe girişiminin sonrası yapıldığı; olağanüstü bir dönemde toplumun birlik ve esenliğini, huzur ve güvenini tesis amacıyla yapıldığı; acil hizmet ve zaman baskısından kaynaklanan saiklerden dolayı usul işlemlerinde eksiklikler bulunabileceği hususunun nazardan uzak tutulmaması gerektiği,
Ayrıca söz konusu ödemelerin önemli bir kısmının, ...’de yaşayan 60 bin Suriyelinin barınma ve iaşelerine katkı sağlayan, kamunun yükünü paylaşan dernek ve vakıflara yapıldığı hususunun dikkate alınması gerektiği,
Sonuç itibariyle, ilama konu ödemelerin, İl Özel İdaresinin görev kapsamında olduğu,
Belirtilerek, değerlendirilmenin bu çerçevede yapılarak söz konusu tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmiştir.
Konu, mevcut bilgi ve belgeler ile ilgili mevzuat hükümleri kapsamında değerlendirilmiştir:
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun, “İl Özel İdaresinin görev ve sorumlulukları” başlıklı 6’ncı maddesinde, il özel idaresinin, mahalli müşterek nitelikte olmak şartıyla gençlik ve spor, kültür, sanat, sosyal hizmet ve yardım yapmakla görevli ve yetkili olduğu, bu hizmetleri de vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunacağı, hizmet sunumunda engelli, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanacağı ifade edilmiş; 7’nci maddesinde de; il özel idaresinin kanunlarla verilen görev ve hizmetleri yerine getirebilmek için her türlü faaliyette bulunmak yetki ve imtiyazının olduğu, belirtilmiştir.
Yine, aynı Kanunun 30’uncu maddesinde, Valinin il halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak ve kanunlarla il özel idaresine verilen ve il genel meclisi veya il encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmakla yetkili olduğu belirtilmiş; 43’üncü maddesinde ise, “her türlü alt yapı, yapım, onarım ve bakım giderleri, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar, yurt içi ve yurt dışı kamu ve özel kesim ile sivil toplum örgütleriyle birlikte yapılan ortak hizmetler ve diğer proje giderleri, sosyo-kültürel etkinlikler için yapılan giderler ile kanunla verilen görevler ve hizmetlerin yürütülmesi için yapılan diğer giderler” özel idarenin giderleri arasında sayılmıştır.
Yapılan incelemede, özel idarenin yukarıda belirtilen görev ve yetkileri çerçevesinde bazı derneklere yardımda bulunduğu görülmektedir. İhtilaf konusu husus, 6360 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanununun 75 inci maddesine eklenen; “5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29’uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10’uncu maddesi; belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz.” şeklindeki hüküm ile getirilen düzenlemedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 6360 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanununa ekleme yapılmasına rağmen, konu il özel idarelerini de ilgilendirdiği halde, kanun koyucu, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa da ekleme yapılmasına gerek görmemiştir.
Getirilen düzenleme ile 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29’uncu maddesi il özel idareleri ve belediyeler için bir anlamda aşağıdaki şekli almış olmaktadır:
“Gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz.”
Bu düzenlemeye göre şayet kanuni bir dayanağı varsa il özel idaresince gerçek veya tüzel kişilere kamu kaynağı kullandırılabilecek, yardımda bulunulabilecektir. Ancak 5302 sayılı Kanunda da, diğer kanunlarda da il özel idaresinin derneklere doğrudan nakdi yardım yapabileceğine dair düzenleme bulunmamaktadır. Nitekim belediye ve özel idarelerin derneklere yardım yapmalarını engelleyen bu düzenleme ile birlikte, 6360 sayılı Kanunun 17’nci maddesi ile esasen dernek statüsündeki amatör spor kulüpleri için özel bir düzenlemeye gidilmiş ve sadece belediyelerin amatör spor kulüplerine nakdî yardım yapabilmesi kanuni dayanağa kavuşturulmuştur.
Diğer taraftan; 23.11.2004 tarihli ve 25649 sayılı R.G.’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş olan 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10’uncu maddesinde, derneklerin kamu kurumlarından doğrudan nakdi yardım alabileceğine dair bir düzenleme zaten yer almamaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında derneklerin kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütebileceği, bu projelerde kamu kurum ve kuruluşlarının, proje maliyetlerinin en fazla yüzde ellisi oranında aynî veya nakdî katkı sağlayabileceği belirtilmektedir.(Ek cümle:18.02.2009/5838/7.m.)
Kanun koyucu, 6360 sayılı Kanun ile getirdiği, 10’uncu maddenin il özel idareleri ve belediyeler için uygulanmayacağına dair düzenlemeyle, derneklere yapılacak kaynak aktarımını kısıtlamamış, aksine yapılacak ortak projelerdeki %50 lik sınırlamayı kaldırmıştır. Zira bu maddede kamu kurumlarının derneklere yapacağı yardım değil, ortak projeye sağlayacağı katkı düzenlenmektedir.
Bu meyanda, şu hususu belirtmek gerekmektedir;
22.05.2005 tarihli ve 25745 sayılı R.G.de yayımlanarak yürürlüğe giren 5302 sayılı il Özel İdaresi Kanununun “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 64’üncü maddesinde;
“İl özel idaresi, il genel meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda; … dernekler, … ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm,6360 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme tarihinde mevcut ve yürürlükte olup, bu hükümde herhangi bir yasal değişikliğe gidilmemiştir.
Bu hüküm gereğince de, Kanunda belirtilen prosedür yerine getirilmek suretiyle özel idarenin derneklerle ortak hizmet projeleri gerçekleştirmesi mümkündür. Aslında bu hüküm, Dernekler Kanununun 10’uncu maddesinde yer alan hüküm tarihinden (18.02.2009) daha önce (22.05.2005 tarihinde) 5302 sayılı Kanunda yer almış olup, yürürlüğü ve geçerliliği devam etmektedir.
Savunmalarda söz konusu işlemlerin,5302 sayılı Kanunun 64’üncü maddesi çerçevesinde gerçekleştirildiği ifade edilmektedir. Ancak, ilamda; “yapılan incelemede nakdi yardım yapılan dernek ve vakıflarla düzenlenen protokollerin içeriğinin 5302 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan hüküm ile bağdaşmadığı, bu durumda, yapılan ödemelerin ortak hizmet projeleri kapsamında yapılan ödemeler olmayıp, maddi yardım niteliğinde olduğu” ifade edilmiştir.
Öncelikle; mevzuatta “ortak hizmet projesi”nden tam olarak neyin anlaşılması gerektiğine dair bir düzenleme yer almamaktadır. Yapılan incelemede, yardımlara ilişkin olarak proje teklif formlarının ve buna bağlı olarak protokollerin mevcut olduğu; söz konusu protokoller incelendiğinde, protokol içeriklerinin derneklerin amaçları ile uyumlu olduğu, anlaşılmıştır.
Kendisine verilen görev ve hizmetleri yerine getirebilmek için özel idarenin her türlü faaliyette bulunmak yetki ve imtiyazına sahip olduğu, Valinin de il halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak ve kanunlarla il özel idaresine verilen görevleri yapmakla yetkili olduğu düşünüldüğünde, ‘ortak hizmet projesi’ konusundaki belirsizlik de dikkate alındığında; yapılan yardımların idarenin görevleri doğrultusunda sarf edilip edilmediği tespit edilmeden, bir hüküm vermek, idarenin takdir yetkisini sınırlayacak veya ortadan kaldıracak bir nitelik de arz edebilir. Bu tür bir tespit yapılmadan, idarenin derneklerle imzalanan protokol çerçevesinde yaptığı para aktarımının karşılığı yapılan işin, ortak hizmet projesi kapsamında olmadığını söylemek mümkün değildir. Dolayısıyla bu aşamada bir kamu zararının varlığından söz etmek bu açıdan uygun olmaz.
Ayrıca; 5302 sayılı Kanununun “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 64’üncü maddesinde il özel idaresine, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapım, bakım, onarım ve taşıma işlerini bedelli veya bedelsiz üstlenebilme imkanı da tanınmıştır. 5393 sayılı Kanun gereği belediyelerin ‘mabetlerin yapımı, bakımı, onarımı’ görevi, amatör spor kulüplerine ayni ve nakdî yardım yapma ve gerekli desteği sağlama görevi, engellilere yönelik hizmetleri yürütmek ve engelliler merkezini oluşturmak görevi bulunmaktadır. Özel idare için belediyeler diğer kamu kuruluşu niteliğindedir. Özel idarenin belediyeye ait bakım, onarım ve taşıma işlerini üstlenmesi de mümkün görülmektedir. Duruşma sırasında ibraz edilen belgeler ve fotoğraflar incelendiğinde birçok cami inşaat, bakım ve onarımı için, kadın ve engelli derneklerinin hizmetleri için yardımda bulunulduğu görülmektedir.
Kamu görevlileri, bütçe ödeneklerinin verimli, tutumlu ve yerinde harcanmasından sorumludur. Bu çerçevede ibadet yeri bulunmayan veya kullanıma uygun olmayan beldeye bir mabet yapmak yerine, kaynakları verimli ve tutumlu kullanmak adına, yapımı devam eden mabetlere destek olma yolunu seçmiş olan sorumlular hakkında kamu zararına sebep oldukları gerekçesiyle tazmin hükmü vermek hakkaniyetle bağdaşmaz. Yapılan yardımların ne maksatla harcandığı araştırılıp, fiili durumun ortaya konulması, konunun bu açıdan tekrar değerlendirilmesi gerekir.
Diğer derneklere yapılan yardımların gerekçelerine bakıldığında, bazılarının spor kulüplerine, bazılarının da engellilerle ilgili giderlerde kullanılmak üzere verildiği görülmektedir. Bu görevlerden bazılarını da il genel meclisi kararıyla il özel idaresinin üstlenmesi mümkün görülmektedir. 5302 sayılı Kanunun 65’inci maddesi gereği İl özel idaresi eğitim, spor ve kültür hizmetleriyle, engellilere yönelik hizmetlerin yapılmasında, ilde dayanışma ve katılımı sağlamak, hizmetlerde etkinlik, tasarruf ve verimliliği artırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygulayabilmektedir. Bu çerçevede çıkartılan, “İl özel İdaresi ve Belediye Hizmetlerine Gönüllü Katılım Yönetmeliği” ne göre, yerel yönetim hizmetlerine katılan gönüllüler gerçek ve tüzel kişiler olabilmektedir. Aynı yönetmeliğe göre İl özel idaresi veya belediyeler, kendi özel kanunlarına uygun olarak aralarında yapacakları protokol çerçevesinde dernekler ve vakıflar ile ortak çalışma ve işbirliği de yapabilmektedir.
Ayrıca, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29’uncu maddesi değiştirilmiş olsa da, bu madde gereği Bakanlar Kurulunca çıkarılan, il özel idarelerinin de dahil olduğu kamu idarelerinin bütçelerinden, kamu yararı gözetilerek dernek ve vakıflara yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esasların belirlendiği yönetmelik de yürürlüktedir. 17/7/2006 tarihli ve 26231 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik gereği, yardım yapılan derneğin, yardımı yapacak idarenin görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi, yardımların öncelikle toplumun ihtiyaç ve sorunlarına çözüm sağlaması, dernek ile yardım yapacak idare arasında protokol yapılması gibi şartlar aranmaktadır. Bu çerçevede yardım yapılan derneklerin özel idarenin görev alanına giren faaliyetlerde bulunmadığı söylenemez.
Diğer taraftan, önemli bir husus olarak;
Sorumlu tutulan Vali tarafından temyiz dilekçesinde belirtilen;
“Yapılan ödemelerin; 15 Temmuz menfur darbe girişiminin sonrası yapıldığı; olağanüstü bir dönemde toplumun birlik ve esenliğini, huzur ve güvenini tesis amacıyla yapıldığı; acil hizmet ve zaman baskısından kaynaklanan saiklerden dolayı usul işlemlerinde eksiklikler bulunabileceği hususunun nazardan uzak tutulmaması gerektiği,
Ayrıca, söz konusu ödemelerin önemli bir kısmının, ...’de yaşayan 60 bin Suriyelinin barınma ve iaşelerine katkı sağlayan, kamunun yükünü paylaşan dernek ve vakıflara yapıldığı hususunun dikkate alınması gerektiği,” şeklindeki ifadeler göz önüne alındığında, söz konusu uygulamalarda birinci derecede sorumlu tutulan Valinin konumunu, yetki ve sorumluluklarını “yetki genişliği ilkesi” açısından açısından özellikle değerlendirmek gerekecektir:
“1982 Anayasası 126'ncı maddesi ile ‘İller yetki genişliği esasına göre yönetilir.’ hükmünü getirmekle birlikte yetki genişliğinin tanımına, özelliklerine, içeriğine veya nasıl uygulanması gerektiğine yönelik hiçbir düzenlemeye yer vermemektedir. İl idaresini düzenleyen 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu da konuyu 3'üncü maddesi ile düzenlemekte olup ilgili hüküm, ‘İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır. İllerde genel idare teşkilatı il, ilçe ve bucak bölümlerine uygun olarak düzenlenir. Belli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile birden çok ili içine alan çevrede, bu hizmetler için yetki genişliğine sahip kuruluşlar meydana getirilebilir.’ Şeklinde düzenlemiştir.
İllerin yetki genişliği esasına göre yönetilmesi, merkezden yönetimin yumuşatılmış bir şekli olup, merkeziyetçiliğin zararlarını ortadan kaldırma veya azaltma amacı gütmektedir. Bu ilke ile merkezdeki yöneticilerin ellerinde bulunan bir takım yetkileri taşradaki yöneticilere aktarılmaktadır. Yetki genişliğinden faydalanan valiler illerde hem devleti hem de yürütme organını temsil etmektedir. Valiler, yetki genişliği ile temsil ettikleri yönetimin yetkilerini kullanabilmekte, kamu gücü ile icrai kararlar almak ve resen hareket etmek yetkilerine sahip olmaktadır.
Danıştay 2'nci Dairesi 24.05.2005 tarih, 2004/1326 esas ve 2005/1786 sayılı Kararında; ‘Yetki genişliğinden amaç, merkezden yönetimin sakıncalarını belli ölçüde ortadan kaldırmak ve merkezden yönetim sisteminin işleyişinde olanaklar ölçüsünde sürat sağlamaktır. Merkezden karar almak ve uygulamak gibi kamu gücünden doğan yetkilerin, bir bölge veya hizmetin başında bulunan memura tanınması, yetki genişliği olarak tanımlanır. Yetki genişliği uygulamasında yetki, merkezi idarenin memurlarına kanunla doğrudan verilebileceği gibi merkezin belirlediği sınırlar çerçevesinde İl yönetim kademelerine de devredilebilir. Yetki genişliğine tabi kademeler, merkezin hiyerarşisine dahildirler ve merkez örgütü içinde sayılırlar. Bunlar merkezi temsil ettikleri gibi kendilerine verilen yetkileri merkez adına kullanırlar ve merkez adına hareket ederler. Gerçekte kamu gücü bunların değil, merkezin elindedir. Bunun sonucu olarak verilen yetkileri ancak merkezin düzenlediği çerçevede ve merkezin denetimi altında kullanabilirler. İl yönetiminin başı olan Vali, ilde devletin, hükümetin ve ayrı ayrı her bakanlığın temsilcisidir.’ şeklinde konu açıklanmıştır.
Taşrada yerel yönetimlerin “mahalli müşterek ihtiyaç” olarak tanımlanan hizmetleri dışında diğer tüm kamusal hizmetler (adli ve askeri hizmetler hariç) temel olarak vali ve kaymakamların sorumluluğunda gerçekleşmektedir. Bu hizmetler; eğitimden sağlığa, sosyal hizmetlerden din hizmetlerine, güvenlikten bayındırlığa kadar büyük bir çeşitlilik arz etmektedir. Tüm bunlarla birlikte son dönemlerde geleneksel görevlerin yanı sıra mülki idare amirlerine tüketici hakları, insan haklarının korunması, çevresel sorunlar, sosyal hizmetler, kırsal kalkınma ve yönetimin iyileştirilmesi gibi çeşitli konularda da önemli görev ve sorumluluklar yüklenmiştir.
5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 9/E maddesinde yer alan “Vali, ilde Devletin ve Hükümetin temsilcisi ve ayrı ayrı her Bakanın mümessili ve bunların idari ve siyasi yürütme vasıtasıdır. Bu sıfatla: (…) İlin her yönden genel idare ve genel gidişini düzenlemek ve denetlemekten sorumludur” hükmü, il ve ilçelerin her yönden genel idare ve genel gidişini düzenlemek ve denetlemek görevini valiye vermektedir.
Danıştay 9'uncu Dairesinin 16.10.1998 tarih, 1997/4588 esas ve 1998/3700 sayılı Kararında, ‘Anayasanın 126'ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre illerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır. Bu esas, 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 3'üncü maddesinde belirtildikten sonra 4'üncü maddesinde, il genel idaresinin başı ve merciinin vali olduğu, bakanlıkların kuruluş kanunlarına göre oluşturulan taşra teşkilatının valinin emri altında bulunduğu belirtilmiştir. Yine aynı kanunun valilerin hukuki durumları, görev ve yetkilerini gösteren 9'uncu maddesinde, valinin, ilde devletin ve hükümetin temsilcisi ve ayrı ayrı her bakanın mümessili ve bunların idari ve siyasi yürütme vasıtası olduğu, bu sıfatla valilerin ilin genel idaresinden her bakana karşı ayrı ayrı sorumluluğu bulunduğu, bakanların, bakanlıklarına ait işleri için valilere re'sen emir ve talimat verebilecekleri hüküm altına alınmıştır. Bu hukuki duruma göre valiler, bakanlıkların taşra teşkilatı bakımından mahallin en büyük mülkiye memurudur. Nitekim, 1580 sayılı Belediye Kanununun 7 ve 71'inci maddelerinde vali ve kaymakamlar, "mahallin en büyük mülkiye memuru" olarak tanımlandığı gibi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 80 ve 81. maddelerinde yine "mahallin en büyük mülkiye memuru olarak tanımlanmışlardır.’Denilmektedir.” (Alıntı:Türk Hukuk Düzeninde Yetki Genişliği İlkesi, ÇETİN,Beytullah, Doktorant / Avukat, Selçuk Üniversitesi, SBE, Kamu Hukuku A.B.D., Uluslararası Yönetim Akademisi Dergisi- International Journal Of Management Academy) Yıl: 2018, Cilt: 1, Sayı: 2, ss.94-112)
Bu meyanda, yapılmış olan kamu zararı iddiasına konu uygulamaları, ... İlinin o dönem içinde bulunduğu olumsuz şartlar, ilin sosyo-kültürel yapısı,..vs. etkenler göz önüne alınarak, yukarıda belirtilen çerçeve içerisinde değerlendirmek gerekmektedir.
Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda, mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması nedeniyle kamu kaynağında eksilmeye neden olunması durumunda doğar. Oysa, yukarıda etraflıca açıklanmış olan ilgili mevzuat hükümleri karşısında, yapılmış bulunan kamu zararı iddiasına konu harcamaların mevzuatta öngörülmemiş olduğunu söylemek mümkün değildir. Aynı şekilde, söz konusu derneklere aktarılan kaynakların fiilen, özel idare görev ve amaçları çerçevesinde harcanmadığını ileri sürmek de mümkün değildir.
Açıklanan bütün bu gerekçelere istinaden, 151 sayılı ilamın 2. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA karar verilmesi gerekir.”
Karşı oy gerekçesi
Üye ...’ ın karşı oy gerekçesi ;
“Daire kararının tasdikine karar verilmesi gerektiğine ilişkin azınlık görüşündeki üyelerin görüş ve gerekçelerine katılmaktayım.
Ancak usul yönünden aşağıda açıkladığım gerekçelerle görüşmelere devam edilmesi gerekirdi.
“Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular olağan kanun yolu olarak temyiz ve karar düzeltme, olağanüstü kanun yolu olarak ise yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 Sayılı Kanunun, Temyiz başlıklı 55. Maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi ile yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beratı anlamına gelen bir hükümdür.
Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dahil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk Hukuk Sisteminde Temyiz İncelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 Sayılı Kanunda normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.
İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumluların haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.
Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında bozma kararı verildiği kabul edilemeyeceğinden sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.
Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna ( 9 ile 13 arasında bir oya) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılamaz. Açıklanan nedenlerle müzakerelere devam edilerek kaldırma kararı dışındaki seçenekler üzerinde görüşme yapılmalı, tasdik veya bozma kararları oylanmalıdır.”
Üyeler ..., ..., ..., ..., ...’ın karşı oy gerekçesi:
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Bütçelerden yardım yapılması” başlıklı 29’uncu maddesinde;
“Gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.
Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. "
5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun “Yardım ve işbirliği” başlıklı 10’uncu maddesinde ise;
“Dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere, benzer amaçlı derneklerden, siyasi partilerden, işçi ve işveren sendikalarından ve meslekî kuruluşlardan maddî yardım alabilir ve adı geçen kurumlara maddî yardımda bulunabilirler.
5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, dernekler kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütebilirler. Bu projelerde kamu kurum ve kuruluşları, proje maliyetlerinin en fazla yüzde ellisi oranında aynî veya nakdî katkı sağlayabilirler. (Ek cümle: 18/2/2009 - 5838/7 md.) 4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesi çerçevesinde engellilerin ve eski hükümlülerin mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyonu, kendiişlerini kurmaları, engellilerin iş bulmasını sağlayacak destek teknolojilerine ilişkin projeler ile benzeri projelerde bu oran aranmaz. ” hükmü yer almaktadır.
Gerek 5018 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesinde, gerekse 5253 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinde kamu kuramlarınca derneklere yardım yapılabileceği belirtilmekte ise de;
06.12.2012 tarihli ve 28489 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 19’uncu maddesiyle 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75’inci maddesine eklenen; “5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesi; belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz. ” hükmü ile 06.12.2012 tarihinden itibaren il özel idarelerince dernek, vakıf vb. kuruluşlara ayni veya nakdi yardım sağlanması imkanı ortadan kaldırılmıştır.
Ancak, diğer taraftan, ortak hizmet projesi çerçevesinde derneklerle birlikte bazı görevlerin yerine getirilebileceği, ancak söz konusu projeler için il genel meclisince alınacak karara, bu karar üzerine dernekle yapılacak bir anlaşmaya ve ilgili derneğin kamu yararına çalışan dernek statüsü yoksa aynı zamanda mahallin en büyük mülki idare amirinin iznine gerek görüldüğü, dolayısıyla, ortak hizmet projesi kapsamında gerçekleştirilen kaynak aktarımının yardımdan farklı değerlendirildiği, nitekim, yardım yapılması halinde ortaya çıkan yükümlülük tek taraflı ve karşılıksız iken gerçekleştirilecek ortak hizmet projelerinde il özel idare ile dernek arasında bir iş bölümü yapılmakta ve taraflara ait hak ve yükümlülükler söz konusu projeye ilişkin olarak düzenlenecek sözleşme ile net bir şekilde ortaya konulmaktadır.
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi sonucunda; düzenlenen protokollerin içeriğinin 5302 sayılı Kanun'un 64'üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan, "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, dernekler, vakıflar ve 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkarlar Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. " hükmü ile bağdaşmadığı, bu durumda, yapılan ödemelerin ortak hizmet projeleri kapsamında yapılan ödemeler olmayıp, maddi yardım niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Kaldı ki, bu amaçla gönderilmiş bir ödenek varsa bile, bunun nasıl kullanılacağı Dernekler Yönetmeliğinin “Kamu kurum ve kuruluşları ile yürütülen ortak projeler” başlıklı 91. Maddesinde açıklanmıştır. İlgili maddede aynen;
“Derneklerin, görev alanlarına ilişkin konularda kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği yapabilmesi, ortak bir projenin yürütülmesi şeklinde olur. Ancak, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklıdır. Projelerin, toplumun ihtiyaç ve sorunlarına yönelik çözümler üretecek ve toplumsal gelişmeye katkı sağlayacak nitelikte olması şarttır. Yapılacak protokol çerçevesinde, projenin yürütülmesinden sorumlu olan, kamu kurum ve kuruluşu ile derneğin eşit sayıda temsilcilerinden oluşan ve tercihen koordinatörlüğünü dernek temsilcilerinden birinin yaptığı bir proje yönetim grubu oluşturulur. Protokolde, proje yönetim grubunda proje saymanı olarak dernek saymanının yer alması zorunludur. (Değişik son cümle:RG-23/1/2013-28537) Gerekli görülen hallerde protokol, proje ve diğer belgelerin bir örneğinin dernekler birimine verilmesi istenir.
Kamu kurum ve kuruluşları ile dernekler yürütecekleri¬ ortak projelerde kendi kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı hallerde, ortaklık anlaşması çerçevesinde, proje maliyetine sağlayacakları nakdi katkıları ortak bir hesapta bloke ederler. Kamu kurum ve kuruluşları projelere en fazla ayni veya nakdi yüzde elli katkıda bulunabilirler. Kamu kurum ve kuruluşları proje süresini geçmemek şartıyla, ortak projeye arsa tahsisinde bulunabilir. Proje çerçevesinde yapılacak harcamaların bir bankada açılacak ortak bir hesaptan yapılması, harcamaların belgelendirilmesi ve bu belgelerin asıl suretlerinin dernekler ile ilgili kamu kurum ve kuruluşunda saklanması zorunludur.
Bu şekilde yürütülen projelerin gerçekleşme durumu ve bu projeler için yapılan harcamalar ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından denetlenebileceği gibi, mülki idare amirleri tarafından da denetlenebilir.” denilmektedir.
Buna göre idarelerin ortaklık anlaşması çerçevesinde, proje maliyetine sağlayacakları nakdi katkıları ortak bir hesapta bloke etmeleri, proje çerçevesinde yapılacak harcamaların bir bankada açılacak ortak bir hesaptan yapılması, harcamaların belgelendirilmesi ve bu belgelerin asıl suretlerinin dernekler ile ilgili kamu kurum ve kuruluşunda saklanması gerekmektedir.
Temyiz Dilekçesi eki belgelerinde; Dernek yardımlarına ilişkin proje dosyası, Protokol, 2019 yılına ait Meclis Kararı ve yapılan yardımın yerinde kullanıldığına ait inceleme raporu yer almakta ise de; Daire yargılaması sırasında sunulmayan söz konusu belgelerin incelenmesi neticesinde;
-Meclis Kararında, 2017 yılı denetim raporunda konu edilen hususlara ilişkin İçişleri Komisyonu tarafından yapılan inceleme sonucunda kamu zararının oluşmadığı belirtilmiş olup, bahse konu nakdi yardımdan önce alınmış İl Genel Meclis Kararının mevcut olmadığı,
-Protokollerin Konusunun “nakdi yardım” olduğu,
Görülmüştür.
Ayrıca, Dilekçiler, kamu zararı bulunmadığını iddia etmişse de; 5018 sayılı Kanun’un 71. maddesinin f bendine göre mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması hükmüne göre il özel idaresinin derneklere 5018 sayılı Kanun’un 29’uncu ve 5253 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi karşısında nakdi yardım yapabilmesi mümkün değildir. İl Özel İdareleri, derneklere sadece ortak hizmet projeleri kapsamında katkı sağlayabilecektir.
Bu itibarla, 151 sayılı ilamın 2. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:28