Sayıştay 1. Dairesi 44884 Kararı - Özel İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

1

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

44884

Karar Tarihi

4 Mart 2020

İdare

Özel İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Özel İdareler

  • Yılı: 2012

  • Daire: 1

  • Dosya No: 44884

  • Tutanak No: 47278

  • Tutanak Tarihi: 04.03.2020

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Konu: İl Özel İdaresi Genel Sekreterine ve Genel Sekreter Yardımcısına ilişkin ek ödeme oranlarının 666 sayılı KHK’nın (I) sayılı cetvelinde kadro unvanları gösterilerek belirtilmiş olmasına rağmen (II) sayılı cetvele göre ödenmesi.

  1. 381 sayılı ilamın 1 maddesi ile İl Özel İdaresi Genel Sekreterine ve Genel Sekreter Yardımcısına ilişkin ek ödeme oranlarının 666 sayılı KHK’nın (I) sayılı cetvelinde kadro unvanları gösterilerek belirtilmiş olmasına rağmen (II) sayılı cetvele göre ödenmesi nedeniyle ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Temyiz Kurulunun 41810 tutanak sayılı kararı ile; Anayasa Mahkemesinin, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) Sayılı Cetvelin “A-Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Alanlar ” bölümünün (1) numaralı sırasının; (d) ve (e) bendlerini iptal etmesi üzerine, mahkemelerin bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlü oldukları gerekçesiyle, tazmin hükmünün bozulmasına hükmedilmiştir.

Temyiz Kurulunun bozma kararı üzerine, Sayıştay 1. Dairesince düzenlenen 559 sayılı ek ilamın 1. maddesiyle önceki kararda ısrar edilerek yeniden tazmin hükmü verilmiştir.

TEMYİZ DİLEKÇESİ

İlamda Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ..., Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ..., Kamu İdaresi adına ... (Genel Sekreter) ve ... (Mali Hizmetler Müdürü) tarafından verilen ortak mahiyetteki temyiz dilekçelerinde özetle;

  1. Daha önce aynı konuda; Sayıştay 1.Dairesi’nin 01.07.2015 tarihli, 381 sayılı ilamı 1.ve 2. maddeleri ile; İl Özel İdaresi Genel Sekreterine ve genel sekreter yardımcısına ilişkin ek ödeme oranlarının 666 sayılı KHK nın (I) sayılı cetvelinde kadro unvanları gösterilerek belirtilmiş olmasına rağmen (II) sayılı cetvele göre maaş ödemesi yapıldığı gerekçesiyle hakkında tazmin hükmü çıkarıldığını,

  2. Bu hükmün kendisinin temyizi sonucu Sayıştay Temyiz Kurulunca, bozulmasına karar verildiğini,

  3. Buna rağmen, temyize konu iş bu ek ilamla, Sayıştay Temyiz Kurulu kararında belirtilen gereken değerlendirme yapılmadan, “tazmin kararına konu hesabın 2012 yılına ait olup, Anayasa Mahkemesi kararının 13.11.2014 tarihli olduğu, anayasa mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği" gerekçesiyle yine tazmin hükmü kurulduğunu,

Bu tazmin hükmünün Sayıştay bozma ilamına ve hukuka tamamen aykırı olduğunu,

Şöyle ki;

A -Anayasa Mahkemesi İptal kararlarının geriye yürümezliği kuralının sadece iptal kararından önce kesin hükme bağlanmış ihtilaf ve davalara ilişkin olduğunu,

B -İptal kararı sırasında henüz kesin sonuca bağlanmamış ihtilaf ve olaylarda geriye yürümezlik ilkesinin uygulanamayacağına Anayasa Mahkemesi’nin bir Kanunun ya da KHK’nin bir bölümünü anayasaya aykırı bularak iptal etmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davanın anayasaya aykırılığı kesin olarak saptanmış olan kural ve hükümlere göre çözüme bağlanmasının Anayasa’nın üstünlüğü prensibine, hukuk devleti ilkesine ve hakkaniyete aykırı olacağının kökleşmiş yargı içtihatları ve doktrinle sabit olduğunu,

C-Somut olayda hesap 2012 yılına ait ise de; Anayasa Mahkemesince iptal kararı 2014 tarihinde verildiğini ve yürürlüğe girdiğini, bozulan ilk tazmin hükmünün ise 01.07.2015 tarihinde yani anayasa mahkemesinin iptal kararından sonra verildiğini,

Dolayısı ile zaten Anayasa Mahkemesi hükmü tazmin hükmünden önceki tarihli olmakla 2015 yılındaki değerlendirmede 2014 tarihli yürürlüğe girmiş Anayasa Mahkemesi kararının dikkate alınması gerektiğini,

D- Nitekim Danıştay 4.Dairesi’nin 1990/234E.1991/248K. sayılı içtihadı ve diğer emsal içtihatlar ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 08.10.2009 tarihli, 2009/611 E.2009/1769K. sayılı içtihat içeriğinde ve doktrinde de açık ve dayanaklı olarak vurgulandığı üzere;

“Anayasa Mahkemesi iptal kararının iptale konu hüküm ile ilgili eldeki tüm davaları doğrudan doğruya etkileyeceği, Anayasa ya aykırılığı tespit edile, • kurala görülmekte olan davalarda dayanılamayacağı sonucuna varılmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği kuralının, vargı yerlerinin Anayasa ya aykırılığı usulüne göre saptanmış kanun hükümlerine göre karar tesis edecekleri yönünde yorumlanıp uygulanması söz konusu olmayacaktır”

“Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya KHK'nın tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez “

Hükümleri ile iptal edilen Anayasa’ya aykırı düzenleme ile ilgili eldeki kesinleşmemiş tüm davalarda Anayasa Mahkemesi iptal kararının dikkate alınması gerektiği, bu durumda geriye yürümezlik kuralının uygulanamayacağının açıkça vurgulandığı,

  1. Somut olayda da; Anayasa Mahkemesinin 666 sayılı KHK’nin dayanak ibarelerini Anayasa’ya ve kanuna aykırı bularak 13.11.2014 tarihinde iptal etmişken bu iptal tarihinden sonra 01.07.2015 tarihli ilamda; Anayasa’ya aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararıyla 13.11.2014 tarihinde sabit olmuş düzenleme hükümlerine göre karar verilmesinin mümkün olmadığı, iptal kararı içeriği dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğinin açık olduğu,

Aksi durumda Sayıştay'ın; Anayasa Mahkemesine bizzat kendi başvurusu sonucu Anayasaya aykırılığı hüküm altına alınmış olan hüküm ve düzenlemelere göre karar vermesinin, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine ve hakkaniyete aykırı olacağı,

Nitekim Sayıştay Temyiz Kurulu kararının da bu yöne işaret etmiş olmasına rağmen ek ilamda bu hususun dikkate alınmadan gene tazmin hükmü verilmiş olmasının yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, belirterek

Sayıştay 1. Dairesi'nin 11.01.2019 tarihli, 559 ilam no’lu Ek ilamındaki 1 ve 2 no’lu tazmin hükümlerinin kaldırılmasını talep etmiştir.

BAŞSAVCILIK MÜTALAASI

Temyiz talebinde bulunan sorumluların tamamı için Başsavcılık mütalaasında;

... İl Özel İdaresi 2012 yılı hesabının 1. Dairede yargılanması sonucu çıkarılan 11.01.2019 tarih ve 559 numaralı ek ilamının;

1 ve 2. maddelerinde yer alan tazmin hükümlerini temyiz eden Gerçekleştirme Görevlisi ... (…)’ ın ilgi yazı ekinde gönderilen 01/04/2019 tarihli dilekçesi ve ekleri incelendi.

Adı geçen dilekçesinde özetle; Daha önceki savunmaları da tekrarlayarak,

Sayıştay Temyiz Kurulu kararında belirtilen gereken değerlendirme yapılmadan, “tazmin kararına konu hesabın 2012 yılına ait olup Anayasa Mahkemesi kararının 13.11.2014 tarihli olduğu, anayasa mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği" gerekçesiyle tazmin hükmü kurulduğunu,

Bu tazmin hükmünün Sayıştay bozma ilamına ve hukuka tamamen aykırı olduğunu,

Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralının sadece iptal kararından önce kesin hükme bağlanmış ihtilaf ve davalara ilişkin olduğunu,

Konu ile ilgili Danıştay kararları bulunduğunu,

Yapılan işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını,

İfade etmiş ve ilamda belirtilen tazmin hükmünün kaldırılması talebinde bulunmuştur.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 36 ncı maddesine 661 sayılı KHK’nın 62 inci maddesi ile eklenen dördüncü fıkrada; “(...) diğer illerde ise genel sekreter kadrosuna atananlar genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık bağımsız daire başkanları, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar ise genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152’nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynı usul ve esaslar dâhilinde yararlanırlar. Genel sekreter olarak atananların bu görevde geçen süreleri mesleki kıdemlerinde geçmiş sayılır”

denilmek suretiyle İl Özel İdaresi Genel Sekreterinin özlük haklarına ilişkin düzenleme yapılmıştır.

666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Ek 10 uncu madde de yer alan; "Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı, Başbakanlık ve bakanlıklar ile bunların bağlı ve ilgili kuruluşları (Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile 2659 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2’ nci maddesi kapsamında bulunanlar hariç), sosyal güvenlik kurumlan, Türkiye İnsan Hakları Kurumu, Yükseköğretim Kurulu, Üniversitelerarası Kurul ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının;” ifadesi gereğince, söz konusu maddede belirlenen tutarlarda ek ödeme yapılabilmesi için öncelikle ek ödeme yapılacak personelin madde metninde sayılan kurumlarda çalışıyor olması gerekmektedir. İl Özel İdareleri ise mahalli idare kapsamında olup Başbakanlık ya da bakanlıkların bağlı ya da ilgili kuruluşları kapsamında bulunmamaktadırlar.

5302 sayılı Kanunun 661 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 62’ nci maddesiyle değişik 36’ ncı maddesinin dördüncü fıkrasında, genel sekreter kadrosuna atananlar genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık bağımsız daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152’nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanacakları ifade edilmiş olup, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen söz konusu ek ödeme ise yukarıda sayılanların dışında yeni bir ödeme olup 5302 sayılı Kanunun 36’ ncı maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında değerlendirilemeyecektir. Dolayısıyla aynı konuyu düzenleyen ve yürürlükte bulunan iki farklı yasal düzenlemenin varlığından bahsedilemeyecektir.

Bununla birlikte, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile Sayıştay 1. Dairesi tarafından 25.09.2014 tarih ve 10367 tutanak nolu Karar ile Anayasa Mahkemesine iptal başvurusunda bulunulmuş, Anayasa Mahkemesi tarafından bu başvuru üzerine verilen 13.11.2014 tarih ve E:2014/172 K:2014/170 sayılı Kararın “Sonuç” kısmında;

“11.10.2011 günlü 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) Sayılı Cetvelin “A-Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Alanlar ” bölümünün (1) numaralı sırasının;

A- (d) bendinde yer alan “... diğer illerin il özel idaresi genel sekreteri, ...” ibaresinin

B- (e) bendinde yer alan “... büyükşehir belediyesi bulunmayan illerin il özel idaresi genel sekreter yardımcısı ,...” ibaresinin,

Anayasaya aykırı olduklarına ve iptallerine, iptal hükümlerinin, Anayasanın 153 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanunun 66’ ncı maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, Kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine, 13.11.2014 gününde oy birliği ile karar verildi. ” denilmiştir.

Anayasanın “Anayasa Mahkemesinin Kararları” başlıklı 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında iptal kararlarının geriye yürümeyeceği açıkça belirtilmiş olup, söz konusu olayda gerekçe olarak belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı 13.11.2014 tarihlidir.

Tazmin kararına konu olan husus ise 2012 yılı hesabına ilişkin olup, yapılan uygulama 2012 yılında yürürlükte bulunan 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine aykırıdır. Bu yönde Temyiz Kurulunun kararları da istikrar kazanmıştır.

Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı gereğince 2012 yılında yürürlükte bulunan 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine aykırı olarak ... İl Özel İdaresi Genel Sekreterine ve Genel Sekreter Yardımcılarına ait ek ödemelerin (II) sayılı Cetveldeki ücret ve tazminat unsurları esas alınarak hesaplanması ve ödenmesi sonucu kamu zararına sebebiyet verilmiştir.

Ayrıca, aynı konu ile ilgili 1. Dairenin daha önceki 01.07.2015 tarih ve 381 numaralı ilamındaki tazmin hükümlerinin, sorumlularca temyiz edilmesi üzerine;

Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen 19.04.2016 tarihli ve 41810, 41811 ve 41812 tutanak numaralı bozma kararlarındaki bozma gerekçeleri tekrar değerlendirilerek, Sayıştay 1. Dairesi tarafından karar verilmiş ve bu kararlarda da savunmada ileri sürülen hususlar karşılanmıştır.

Bu nedenlerle temyiz talebinin reddi ile ... İl Özel İdaresi 2012 yılı hesabının Sayıştay 1. Dairesi tarafından yargılanması sonucunda çıkarılan 11.01.2019 tarih ve 559 numaralı ilamın;

1 ve 2. maddeleri ile verilen tazmin hükmünün, tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa edilmektedir.” denilmektedir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

İl Özel İdaresi Genel Sekreterine ve Genel Sekreter Yardımcısına ilişkin ek ödeme oranlarının 666 sayılı KHK’nın (I) sayılı cetvelinde kadro unvanları gösterilerek belirtilmiş olmasına rağmen (II) sayılı cetvele göre ödenmesi nedeniyle kamu zararı oluşmuştur.

Anayasa’nın “Anayasa Mahkemesinin kararları” başlıklı 153’üncü maddesinde;

“…İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar” denilmektedir.

5302 sayılı Kanunun "Norm kadro ve personel istihdamı" başlıklı 36 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında;

"Genel sekreter, valinin teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile atanır ve aynı usulle görevden alınır. Büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel sekreter kadrosuna atananlar, genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürleri, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar bakanlık bağımsız daire başkanları, 1. hukuk müşaviri ve daire başkanı kadrosuna atananlar ise bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynen yararlanırlar; diğer illerde ise genel sekreter kadrosuna atananlar genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık bağımsız daire başkanları, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanırlar. Genel sekreter olarak atananların bu görevde geçen süreleri mesleki kıdemlerinde geçmiş sayılır,” denilmek suretiyle, il özel idaresi genel sekreteri ve yardımcılarının özlük hakları hakkında bir düzenleme yapılmıştır.

666 sayılı KHK'nin 1 inci maddesiyle 375 sayılı KHK'ya eklenen ek 10 uncu maddede yer alan, “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı, Başbakanlık ve bakanlıklar ile bunların bağlı ve ilgili kuruluşları (Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile 2659 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesi kapsamında bulunanlar hariç), sosyal güvenlik kurumları, Türkiye İnsan Hakları Kurumu, Yükseköğretim Kurulu, Üniversitelerarası Kurul ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının;” ifadesi gereğince söz konusu maddede belirlenen tutarlarda ek ödeme yapılabilmesi için, öncelikle ek ödeme yapılacak personelin madde metninde sayılan kurumlarda çalışıyor olması gerekmektedir. İl özel idareleri ise, mahalli idare olup, başbakanlık, bakanlık ya da bunlara bağlı veya ilgili kuruluşlar arasında ve dolayısıyla madde kapsamında bulunmamaktadır. Oysa ki söz konusu ödeme bu maddeye göre yapılmıştır.

5302 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında; genel sekreter kadrosuna atananların, genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık bağımsız daire başkanları ve genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananların, genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Kanunun 152 nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanacakları ifade edilmiştir.

666 sayılı KHK ile getirilen ek ödeme ise, 5302 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında olmayan yeni bir ödemedir. Dolayısıyla söz konusu yasal düzenlemeler birbirinden farklı ödemeleri ifade etmektedir.

666 sayılı KHK ile (I) sayılı cetvelde “İl Özel İdaresi Genel Sekreteri” kadro unvanı açıkça belirtilmiş olup ek ödemenin burada yer alan orana göre yapılması öngörülmüştür. Oysa ki söz konusu idare tarafından (II) sayılı cetvele göre ödeme yapıldığı görülmektedir.

Anayasanın “Anayasa Mahkemesinin Kararları” başlıklı 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında iptal kararlarının geriye yürümeyeceği açıkça belirtilmiş olup, söz konusu olayda gerekçe olarak belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı 13.11.2014 tarihlidir.

Söz konusu ödeme ise, 2012 yılı hesabına ilişkin olup, yapılan uygulama 2012 yılında yürürlükte bulunan 666 sayılı KHK hükümlerine aykırıdır.

Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği kuralının Anayasanın bir hükmü olduğu dikkate alındığında, 2012 yılında yürürlükte bulunan 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine aykırı olarak ... İl Özel İdaresi Genel Sekreterine ve Genel Sekreter Yardımcılarına ait ek ödemelerin (II) sayılı Cetveldeki ücret ve tazminat unsurları esas alınarak hesaplanması ve ödenmesi nedeniyle kamu zararına sebebiyet verilmiştir.

Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin iptal Kararından sonraki yürürlükteki mevzuat esas alındığında dahi ödemenin 375 sayılı KHK’nın Ek 9. maddesi hükmü gereğince I sayılı Cetvele göre yapılması gerekir. Ek 10. Madde kapsamında olunmadığından II sayılı Cetvele göre ödeme söz konusu olamaz. Bahse konu Ek 10. Madde incelendiğinde, ek ödemenin bu maddeye göre yapılamayacağı açıktır.

Bu itibarla, temyiz talebinin reddi ile 559 sayılı ek ilamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, (…. Daire Başkanı ..., Üye ... ve Üye ...’ın aşağıda yazılı ayrışık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,

Karar verildiği 04.03.2020 tarih ve 47278 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi

…. Daire Başkanı ..., Üye ... ve Üye ...’ın karşı oy gerekçesi:

666 sayılı KHK’nın ilgili hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile Sayıştay 1.Dairesi tarafından 25.09.2014 tarih ve 10367 tutanak nolu Karar ile Anayasa Mahkemesine iptal başvurusunda bulunulmuş,

Anayasa Mahkemesi tarafından bu başvuru üzerine verilen 13.11.2014 tarih ve E:2014/172 K:2014/170 sayılı Kararın “Sonuç” kısmında;

11.10.2011 günlü 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) Sayılı Cetvelin “A-Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Alanlar” bölümünün (1) numaralı sırasının;

A- (d) bendinde yer alan “… diğer illerin il özel idaresi genel sekreteri,…” ibaresinin

B- (e) bendinde yer alan “… büyükşehir belediyesi bulunmayan illerin il özel idaresi genel sekreter yardımcısı,…” ibaresinin,

Anayasaya aykırı olduklarına ve İPTALLERİNE, iptal hükümlerinin, Anayasanın 153’üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanunun 66’ncı maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, Kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine, 13.11.2014 gününde oy birliği ile karar verildi.” denilmiştir.

Sorumlular tarafından yapılan temyiz başvurusu tarihinde, 559 sayılı ilam henüz kesinleşmemiş olup 1 ve 2’nci maddesinde kamu zararına gerekçe olarak alınan 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) Sayılı Cetvelin “A-Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Alanlar” bölümünün (1) numaralı sırasının (d) bendinde yer alan “… diğer illerin il özel idaresi genel sekreteri,…” ibaresi ile, (e) bendinde yer alan “… büyükşehir belediyesi bulunmayan illerin il özel idaresi genel sekreter yardımcısı,…” ibaresinin Anayasa Mahkemesi Kararı ile Anayasaya aykırı bulunarak iptal edildikleri sabit olduğundan temyize konu ilam hükmü yasal dayanaktan yoksun hale gelmiştir.

Bu itibarla, temyiz talebinin kabulü ile 559 sayılı ek ilamın 1’nci maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA, karar verilmesi gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:48

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim