Sayıştay 1. Dairesi 44815 Kararı - Özel İdareler İş Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

1

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

44815

Karar Tarihi

6 Temmuz 2022

İdare

Özel İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Özel İdareler

  • Yılı: 2012

  • Daire: 1

  • Dosya No: 44815

  • Tutanak No: 52278

  • Tutanak Tarihi: 06.07.2022

  • Konu: İş Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Konu: 2005 tarihinden sonra işe gireceklere uygulanacak ücret skalası.

558 sayılı Ek ilamın 5 inci maddesi ile ... İl Özel İdaresinde çalışan ve Özel İdare ile Köy Hizmetlerinin 2005 yılında birleşmesinden sonra 2006 yılında İl Özel İdaresinde işe alınan işçilerin maaş ödemelerinde 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17’inci maddesine istinaden düzenlenen ve 2005 tarihinden sonra işe gireceklere uygulanacak ücret skalası olan Ek-1/B yerine 2005 öncesi işe girenlere uygulanacak ücret skalası olan Ek-1’in uygulanması sonucu oluşan kamu zararı tutarı ...-TL’ye verilen tazmin hükmünün 10.03.2021 tarih ve 49182 sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla tasdikine karar verilmiştir.

***Öncesinde;

362 sayılı Ek İlam’ın 5’inci maddesi ile, , ... İl Özel İdaresinde çalışan ve Özel İdare ile Köy Hizmetlerinin 2005 yılında birleşmesinden sonra 2006 yılında İl Özel İdaresinde işe alınan işçilerin maaş ödemelerinde 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17’inci maddesine istinaden düzenlenen ve 2005 tarihinden sonra işe gireceklere uygulanacak ücret skalası olan Ek-1/B yerine 2005 öncesi işe girenlere uygulanacak ücret skalası olan Ek-1’in uygulanması sonucu,

A-) İlam’ın (A) bendinde yer alan tazmin hükmü, işçi ücretlerinin hesabında derece ve kademe tespitinin yanlış yapılmasından dolayı verilmiştir.

Söz konusu tazmin kararında, Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi sorumluluğuna hükmedilmiştir.

B-) İlam’ın (B) bendinde yer alan tazmin hükmü, ... tarihinde ... Sendikası ile ... İl Özel İdaresi adına ...Sendikası ( ...) arasında imzalanan ve takip eden dönem sözleşmelerinde de aynı hükmün yer aldığı, 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17’nci maddesinin ilk fıkrası uyarınca, 01.03.2005 tarihinden sonra işe ilk defa alınacak işçilere uygulanacak Ek 1/B’de belirlenen ücret skalası yerine, Hukuk Müşavirliğinin de görüşü alınarak ... Sendikası ... Şube Başkanlığı ile ... İl Özel İdaresi adına İl Valisi ve Genel Sekreter Vekili arasında ... tarihinde imzalanan Protokol uyarınca, Ek-1’de yer alan ücret skalasının uygulanması gerekçesiyle verilmiştir.

Söz konusu tazmin kararında, Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi ile birlikte;

  • ... tarihli Protokolü onaylayan Vali ...’ın,

-Kararların uygulanması için ilgili karar yazısını Vali’ye takdim eden Genel Sekreter Vekili ...’in,

-Protokol hükümleri çerçevesinde 2005 tarihinden sonra işe gireceklere uygulanacak ücret skalası olan EK 1/B yerine, 2005 öncesi işe girenlere uygulanacak ücret skalası olan EK-1’in uygulanmasının uygun olacağı yönünde görüş veren Hukuk Müşaviri ...’in, sorumluluğuna hükmedilmiştir.

Sayıştay Temyiz Kurulunun 18.10.2016 tarih 42272 sayılı Kararı ile;

362 sayılı Ek İlam’ın 5’inci maddesinin;

(A) bendinde yer alan tazmin hükmünün; işçi ücretlerinin hesabında derece ve kademe tespitinin yanlış yapılması gerekçesiyle, tasdikine karar verilmiştir.

(B) bendinde yer alan tazmin hükmü ise, esas yönünden mevzuata uygun olmakla birlikte;

“Hukuk Müşavirliğince verilen görüşlerin istişari nitelikte olması ve herhangi bir bağlayıcılığının bulunmaması nedeniyle sorumluluğuna hükmedilmesi mümkün değildir. Aynı şekilde, 01.03.2009-28.02.2011 dönemini kapsayan 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17’nci maddesinin uygulanmamasına dair ... tarihli Protokolü imzalayan Vali ve Genel Sekreter Vekilinin de, daha sonraki dönemlere ilişkin Toplu İş Sözleşmelerine aykırı yapılan ödemelerden sorumlu tutulması mümkün değildir. “ gerekçesiyle (sadece harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin sorumlu olması yönünde), sorumlulukların yeniden tespitini teminen bozulmuştur.

Bunun üzerine 558 sayılı Ek ilamın 5 inci maddesi ile Sayıştay Temyiz Kurulunun 18.10.2016 tarih 42272 sayılı Kararına uyarak söz konusu kamu zararından harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi sorumlu tutulmuş olup söz konusu tazmin hükmünün 10.03.2021 tarih ve 49182 sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla tasdikine karar verilmiştir.

İlamda Harcama Yetkilisi ... tarafından gönderilen karar düzeltme dilekçesinde özetle,

Sayıştay Temyiz Kurulu 05.08.2021 tarihli ilamı ile temyiz talebinin reddedildiği, söz konusu kararın hukuken ve vicdanen doğru bir karar olmadığı,

Öncelikle Kurulunuzca verilen kararda Toplu İş Sözleşmesinde değişiklik yapmak için işçi sendikası ve asil işveren tarafından imzalanan protokolü amirleri olan Vali ve Genel Sekreter vekilinin imzaladığı, bu kişiler aleyhine herhangi bir tazmin hükmü çıkarmayıp ... İl Özel idaresi Hukuk müşavirliği tarafınca hukuka uygundur görüşünü de göz önünde bulundurarak işlemleri yapmış olması sebebi ile tarafına tazmin hükmü çıkarılmasının hukuk ve adaletin ana gayelerinden biri olan vicdanların rahatlatılmasına hizmet etmediği,

"Anayasanın 10.maddesinde “Herkes, dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” kuralına yer verildiği, 'Ücrette Adalet Sağlanması' başlıklı 55. maddesinin ise’ ücret emeğin karşılığıdır. Devlet çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.' şeklinde olduğu,

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunda, toplu iş sözleşmesi imzalandıktan sonra değişiklik yapılması ile ilgili açık bir hüküm bulunmadığı, Söz konusu Kanunun 'Toplu iş sözleşmesinin şekli ve süresi' başlıklı 35. maddesinin ikinci fıkrasında, toplu iş sözleşmesinin süresinin, sözleşmenin imzalanmasından sonra taraflarca uzatılamayacağı, kısaltılamayacağı ve sözleşme süresinden önce sona erdirilemeyeceği düzenlenmiş, ancak sonradan değişiklik yapılmasına ilişkin herhangi bir yasak getirilmediği, Kanun koyucunun sonradan değişikliğe ilişkin olarak süre dışında bir kısıtlamaya yer vermediği, bu nedenle, tarafların anlaşarak toplu iş sözleşmesinde değişiklik yapabileceklerinin, her iki tarafın bu konudaki rızasına bağlı olduğu, Söz konusu kanun sadece süre için kısıtlama koyduğu değişiklik yapılması ile ilgili herhangi bir kısıtlama getirmemişken İşçi sendikası ve asil işveren tarafından yapılan protokolün yok hükmünde sayılmasının hukuken doğru bir karar olmadığı, Toplu İş Sözleşmelerinin asıl amacının işçiyi kamu işverenine karşı korumak olduğu, işçilerin haklarının yeterince adil bir şekilde savunulması için işçi sendikalarının kurulduğu, İşçi Sendikaları Toplu İş Sözleşmesi yapılırken güçlü olan işverene karşı zayıf olan işçiyi koruma gayesi güderek diğer taraftan işveren sendikaları işçiye karşı güçlü olan işvereni temsil ettiği ve kanundan kaynaklı Toplu İş Sözleşmesinde usulen bulunması gerekenin sendikalar olduğu, Her ne kadar kanundan kaynaklı olarak işveren sendikalarının işvereni temsil edeceğinden bahsedilse de işveren sendikasının işlemlerde asıl olan işverene vekâlet ettiği ve yukarda açıklandığı gibi işverenin işçiye karşı güçlü olduğu ve asılın yapmış olduğu protokol vekili olan işveren sendikasının katılmamasından dolayı yok sayılmasının kanunun amacına hizmet etmemekte olduğu,

Ayrıca, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu 33. maddesinin beşinci fıkrasında, toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmelerin, Anayasaya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremeyeceğinin ifade edildiği,

Sayıştay Başkanlığı Denetim ve Yargı Hizmetleri Birim Başkanlığının 13.08.2021 tarihli ve L-26157191-215.01-21046345 sayılı ile ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına gönderilmiş olan yazı eki incelendiğinde aynı konu ile ilgili 10.03.2021/49216 nolu ekte sunulan Temyiz Kurulu İlamında ...’ın bu tazmin hükmünde sorumluluğa iştiraki bulunmadığından kurulca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA, oy birliğiyle karar verildiğinin tespit edildiği,

4857 sayılı İş Kanunu’nun 'Eşit davranma ilkesi başlıklı 5. maddesinde, İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz, işveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşında belirli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştıramaz.' denildiği, söz konusu protokol ile Anayasanın hükmünün amacının sağlandığı bu sebeple tarafına zimmet çıkarılmasının hukuken doğru olmadığı,

İfade edilerek Sayıştay’ın Temyiz Kurulu kararının düzeltilmesini arz ve talep edilmiştir.

Başsavcılık Mütalaasında;

“ ... İl Özel İdaresi 2012 yılı hesabının 1. Dairede yargılanması sonucu çıkarılan 11.01.2019 tarih ve 558 numaralı ek ilamının 5. Maddesinde yer alan tazmin hükmünün tasdikine ilişkin, 10.03.2021 tarih ve 49182 tutanak numaralı Temyiz Kurulu Kararının düzeltilmesini talep eden;

Harcama Yetkilisi ...' ün ilgi yazı ekinde gönderilen 13/10/2021 tarihli dilekçesi ve ekleri incelendi.

Adı geçen dilekçesinde özetle; Daha önceki savunmalar da tekrarlayarak,

Toplu İş Sözleşmesinde değişiklik yapmak için işçi sendikası ve asil işveren tarafından imzalanan protokolü amirleri olan Vali ve Genel sekreter vekilinin imzaladığını,

Bu kişiler aleyhine herhangi bir tazmin hükmü çıkarılmayıp ... İl Özel idaresi Hukuk müşavirliğinin hukuka uygundur görüşünü de göz önünde bulundurarak işlemleri yapmış olması sebebi ile tarafına tazmin hükmü çıkarılmasının hukuk ve adaletin ana gayelerinden biri olan vicdanların rahatlatılmasına hizmet etmediğini,

4857 sayılı İş Kanunu'nun 'Eşit davranma ilkesi" başlıklı 5. maddesinde, "İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz, işveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşında belirli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştıramaz." Denildiğini,

Söz konusu protokol ile Anayasa hükmünün amacının sağlandığını, bu sebeple tarafına zimmet çıkarılmasının hukuken doğru olmadığını,

İfade etmiş ve 10.03.2021 tarih ve 49182 tutanak numaralı Temyiz Kurulu Kararının düzeltilmesini talebinde bulunmuştur.

Karar düzeltme talebi yerinde değildir.

Çünkü 1. Dairenin 11.01.2019 tarih ve 558 numaralı ek ilamının 5. Maddesindeki tazmin hükmünün, sorumlularca temyiz edilmesi üzerine;

Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen 10.03.2021 tarihli ve 49182 tutanak numaralı ilamda ve ilgili Daire İlamında savunmada ileri sürülen hususlar karşılanmıştır.

Bu nedenlerle, "KARARIN DÜZELTMESİNE MAHAL BULUNMADIĞINA" karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.

Arz ederim.” Denilmektedir.

Dilekçinin Yanıtında;

Başsavcılık Mütalaasında; “Karar düzeltme talebi yerinde değildir. Çünkü 1.Dairenin 11.01.2019 tarih ve 558 numaralı ek ilamının 5. Maddesinde ki tazmin hükmünün, sorumlularca temyiz edilmesi üzerine, Sayıştay Temyiz kurulunca verilen 10.03.2021 tarihli ve 49182 tutanak numaralı ilamda ve ilgili Daire ilamında savunmada ileri sürülen hususlar karşılanmıştır.

Bu nedenlerle, "KARARIN DÜZELTMESİNE MAHAL BULUNMADIĞINA" karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir. “Denilmekte olduğu,

Konunun Sayıştay denetiminde zimmete konu olma sebebinin; söz konusu protokolün geçersiz olması olduğu,

Temyiz Kurulu neticesinden protokolün geçerli olduğu ancak sonraki yıllarda yeni bir sözleşme yapıldığından protokolün 2010 ve 2011 yılında geçerli ancak 2012 yılını kapsamayacağından 2010 yılı ve 2011 yılında ödemeler ile ilgili herhangi bir tazmin hükmü çıkmadığı, 2012 yılı zimmetinin temyiz edilmemesi göz önünde bulundurulduğunda Karar düzeltilmesinin gerekli olduğu, Protokolde herhangi bir süre kısıtlaması olmadığı halde protokolü 28.02.2011 tarihi ile sınırlandırmanın yerinde bir karar olmadığı,

Ayrıca; 28.02.2011 tarihinden sonra 10 ay süresince protokolün gereği uygulandığı ve herhangi bir tazmin hükmü veya bulgu söz konusu olmadığından tamamen iyi niyet ve Temyiz Kurulu üyeleri …. Daire Başkanı ... ve üye ...’in belirttiği gerekçelerle ödemeye devam edildiği,

Sayıştay’ın Temyiz Kurulu kararının duruşmalı bir şekilde görüşülerek düzeltilmesini arz ve talep ettikleri ifade edilmiştir.

Başsavcılık 2. Mütalaasında;

... İl Özel İdaresi 2012 yılı hesabının 1. Dairede yargılanması sonucu çıkarılan 11.01.2019 tarih ve 558 numaralı ek ilamının 5. Maddesinde yer alan tazmin hükmünün tasdikine ilişkin, 10.03.2021 tarih ve 49182 tutanak numaralı Temyiz Kurulu Kararının düzeltilmesini talep eden, 2. Karar Düzeltme talebi dilekçesi incelenmiş olup;

Adı geçen tarafından ileri sürülen hususların 17/11/2021 tarih ve 21064443 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalâamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Arz ederim.

Duruşma talebinde bulunan ... duruşma gününe ilişkin tebligat yapılmasına rağmen duruşmaya katılmamıştır.

Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

558 sayılı Ek ilamın 5 inci maddesi ile ... İl Özel İdaresinde çalışan ve Özel İdare ile Köy Hizmetlerinin 2005 yılında birleşmesinden sonra 2006 yılında İl Özel İdaresinde işe alınan işçilerin maaş ödemelerinde 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17’inci maddesine istinaden düzenlenen ve 2005 tarihinden sonra işe gireceklere uygulanacak ücret skalası olan Ek-1/B yerine 2005 öncesi işe girenlere uygulanacak ücret skalası olan Ek-1’in uygulanması sonucu oluşan kamu zararı tutarı ...-TL’ye verilen tazmin hükmünün 10.03.2021 tarih ve 49182 sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla tasdikine karar verilmiştir.

... tarihinde ... Sendikası ile ... İl Özel İdaresi adına ...Sendikası ( ...) arasında 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesi imzalanmıştır.

01.03.2009-28.02.2011 tarihleri arasında geçerli olan Sözleşmenin 17’nci maddesi uyarınca 01.03.2005 tarihinden sonra işe ilk defa alınan işçilere, sözleşme ekinde yer alan EK-1/B ücret skalası üzerinden ödeme yapılması kararlaştırılmış ve bu hüküm 01.03.2011-28.02.2013 tarihleri arasında geçerli olan 3. Dönem Toplu İş Sözleşmesi ve 01.03.2013-28.02.2015 tarihleri arasında geçerli olan 4. Dönem Toplu İş Sözleşmesinde de aynen korunmuştur.

... İl Özel İdaresi, daimi işçilerin de ...İş Sendikasına üye işçilerin bu sendikadan istifa ederek ... Sendikasına üye olmaları nedeni ile ilgililerin hangi sözleşme ve ücret skalasından faydalandırılması gerektiğine dair, ... tarih ve ... sayılı yazı ile, Hukuk Müşavirliğinden görüş talep etmiştir.

Hukuk Müşavirliğinin ... tarih ve ... sayılı yazısında, “Yol-İş Sendikasına üye olan işçilerin tamamının ... Sendikası ile İl Özel İdaresi adına imzalanan sözleşmeden faydalandırılmaları, ... Sendikasına üye olup 2005 yılından sonra işe girenlerin ise idare ile ek protokol yapılarak aynı ücret skalasından faydalandırılabilecekleri görüş ve kanaatine varılmıştır.” denilmiştir.

Hukuk Müşavirliğinin de görüşü alınarak, ... Sendikası ... Şube Başkanlığı ile ... İl Özel İdaresi (adına İl Valisi) arasında ... tarihinde imzalanan Protokolün 3’üncü maddesinde; “ ... İl Özel İdaresi adına ...Sendikası ( ...) ile ... arasında işletme düzeyinde imzalanan 01/03/2009 – 28/02/2011 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17.maddesinde özetle ‘01.03.2005 tarihinden sonra işe ilke defa alınacak işçilere uygulanacak Ücret Skalası Ek-1/b’de belirlenmiştir…’ hükmü yer almaktadır.

... İl Özel İdaresinde ... Sendikası üyesi 803 (Sekizyüzüç) adet işçi personel bulunmakta olup, bu personelden 15 (Onbeş) adedi anılan Toplu iş Sözleşmesinin 17. maddesi kapsamında yer almakta olup, bu durum verimli çalışmayı sağlamak, işçilerin hak ve menfaatlerini dengelemek, karşılıklı iyi niyet ve güvenle iş barışı ve iş huzuru kavramlarını olumsuz yönde etkileyeceği, bu durumun oluşmasına mahal vermemek, işveren ve işçi arasındaki karşılıklı iyi niyetin daha sağlıklı temeller üzerine tesis edilmesi amacıyla ve ayrıca 15 (Onbeş) adet eski hükümlü ve özürlü kadrosunda istihdam edilen personellerin 803 (Sekizyüzüç) kişilik genel işçi sayısı içerisinde %1,8 gibi düşük bir orana tekabül ettiğinden, bu işçilerin söz konusu Toplu İş Sözleşmesinin eki 1 nolu Ücret Skalasından ... Sendikasına üye oldukları tarih itibariyle intibaklarının yapılmasına esas olmak üzere iş bu protokol ... İl özel İdaresi ve ... Sendikası Şube Başkanlığı arasında karşılıklı olarak mutabakata varılarak tanzim edilmiştir.” denilmiş ve 01.03.2005 tarihi sonrası işe ilk defa giren işçilere, 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin geçerli olduğu tarihler arasında, daha yüksek yevmiye rakamlarını ihtiva eden Ek-1’de yer alan ücret skalasının uygulanmasına karar verilmiştir.

Dosya bilgi ve belgelerinin incelenmesi sonucu;

... tarihinde ... Sendikası ile ... İl Özel İdaresi adına ... Sendikası arasında imzalanan 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17’nci maddesinin ilk fıkrasında;

“01.03.2005 tarihinden sonra işe ilk defa alınacak işçilere uygulanacak ücret skalası Ek 1/B’de belirlenmiştir. Bu işçilerin intibakları işe ilk alındıkları pozisyonun başlangıç derecesinin birinci kademesine yapılır. Bu işçiler TİS(Toplu İş Sözleşmesi) hükümlerinden yararlanırlar.” denilmektedir.

... Sendikası ... Şube Başkanlığı ile ... İl Özel İdaresi adına İl Valisi arasında ... tarihinde imzalanan Protokolün düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun,

“Toplu iş sözleşmesinin tanımı ve muhtevası” başlıklı 2’nci maddesinde; “Toplu iş sözleşmesi, hizmet akdinin yapılması, muhtevası ve sona ermesi ile ilgili hususları düzenlemek üzere işçi sendikası ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren arasında yapılan sözleşmedir.”;

“Toplu iş sözleşmelerinin süresi ve bitimi” başlıklı 7’nci maddesinde; “…Toplu iş sözleşmesinin süresi, sözleşmenin imzalanmasından sonra taraflarca uzatılamaz, kısaltılamaz ve sözleşme süresinden önce sona erdirilemez.”;

“İşverenin toplu iş sözleşmesiyle bağlılığı” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf işveren sendikasının üyesi olan işverenin o sendika ile ilgisinin daha sonra herhangi bir suretle kesilmesi halinde dahi, söz konusu işveren o sözleşme ile bağlı kalır.”;

“Yetki” başlıklı 12’nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Bir işveren sendikası, üyesi işverenlere ait işyerleri, sendika üyesi olmayan bir işveren ise kendi işyeri veya işyerleri için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.” hükümleri yer almaktadır.

Buna göre, bir işverenin sendika üyesi olması halinde, toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi tamamen sendikaya geçmiş olmakla birlikte; işverenin sendika üyeliği devam ettiği sürece de bu yetki işveren sendikasında olacaktır. Hatta, işverenin sendika üyeliğinden ayrılması halinde dahi, yürürlükte bulunan toplu sözleşme hükümleri sözleşme süresi boyunca bağlayıcılık arz etmektedir.

Bununla birlikte, 4857 sayılı İş Kanununun 22’nci maddesinin son fıkrasında yazılı olan “taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilirler” hükmünde yer alan “taraflar” ifadesinden, iş ilişkisinin taraflarını değil; toplu iş sözleşmesinin taraflarını yani, somut olayda sözleşmeyi imzalamış olan işçi ve işveren sendikalarını anlamak gerekir.

Ayrıca, Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinde:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

(Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmektedir.

4857 Sayılı İş Kanununun “Eşit Davranma İlkesi” başlıklı 5’inci maddesi ise:

“İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz.

İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.

İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz.

Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz.

İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz.

İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır.

20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.” şeklindedir.

Söz konusu maddelerde belirtilen eşitlik ve eşit davranma ilkeleri, bir kişiye tanınmış olan hakkın aynı şartlarda bulunan diğer kişilere de tanınmasını öngörmüştür. Dolayısıyla, farklı zamanlarda işe alınan ve kıdemleri farklı olan işçilere ödenecek ücretin toplu iş sözleşmesi ile farklılaştırılması halinin, Anayasa’nın 10’uncu maddesine aykırılığını ileri sürmek mümkün değildir. Keza, 4857 sayılı Kanun’un 5’inci maddesindeki işverenin eşit davranma yükümlülüğünü, farklı niteliklere sahip işçilere mutlak olarak aynı kriterlerin uygulanması veya aynı ücretin ödenmesi olarak değerlendirmek de mümkün değildir.

Buna rağmen, İdarenin böyle bir eşitsizliğin olduğu ve bunun da iş barışını bozduğu yönünde bir tespiti olması halinde, yapılacak değişikliğin işçi ve işveren sendikaları arasından düzenlenecek olan sözleşme değişikliği ile giderilmesi gerekmekte olup; aksi durum, Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununa aykırılık teşkil edecektir.

Bununla birlikte, 01.03.2005 tarihinden sonra işe başlayan işçiler için EK: 1/A ücret skalasının uygulanmasına dayanak teşkil ettiği iddia edilen ve ... Valiliği İl Özel İdare Genel Sekreterliği ile T.Yol-İş Sendikası ... Şube Başkanlığı arasında düzenlenen ... tarihli protokolün, sadece 01.03.2009-28.02.2011 dönemini kapsayan 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17’nci maddesinin uygulanmamasına ilişkin olduğu ve daha sonraki dönemlere ait 3. ve 4. Dönem Toplu İş Sözleşmelerini ilgilendiren ücret ödemelerine dayanak oluşturmadığı görülmüştür. Zira, 01.03.2011-28.02.2013 tarihleri arası için ödenecek ücretlerin belirlendiği 3. Dönem Toplu İş Sözleşmesinde; 01.03.2013-28.02.2015 tarihleri arası için ödenecek ücretlerin belirlendiği skalalar 4. Dönem Toplu İş Sözleşmesinde imza altına alınmış ve İlam’ın dayanağı olan 17’nci madde hükmü bu Sözleşmelerde aynen yerini korumuştur. Bu durum, söz konusu işlemin, bilinçli bir şekilde yapıldığını ve sehven yapılan bir hatanın olmadığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla tarafların irade beyanlarında herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Haliyle Protokol de, Sözleşme taraflarının irade beyanlarını yok saymış olmaktadır.

Toplu iş sözleşmesine aykırı olarak yapılan ödemeler kamu zararına sebep olmuştur.

Sorumluluk Yönünden İnceleme:

Dilekçi, Konu ile ilgili Mülki İdare Amiri(Vali) ve Genel Sekreter ile Yol İş Sendikası tarafından protokole bağlanmasının Hukuka uygun olduğu Hukuk Müşavirliğinin ilgi yazısı ile belirtilen protokole uygun olarak yapılan ödemede harcama yetkilisi olarak sorumlu olmayacağını ifade etse de; ... tarihli protokolün, sadece 01.03.2009-28.02.2011 dönemini kapsayan 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17’nci maddesinin uygulanmamasına ilişkin olduğu ve daha sonraki dönemlere ait 3. ve 4. Dönem Toplu İş Sözleşmelerini ilgilendiren ücret ödemelerine dayanak oluşturmadığı görülmüştür.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 32 ve 33’üncü maddeleri uyarınca harcama yetkilileri, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan; asli bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlileri de, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumludurlar. Dolayısıyla ilgilinin sorumluluğa ilişkin itirazının da geçerli bir dayanağı bulunmamaktadır.

Ayrıca Karar Düzeltme dilekçesinde, aynı konu ile ilgili ...’ın bu tazmin hükmünde sorumluluğa iştiraki bulunmadığından Kurulca yapılacak işlem olmadığına, karar verildiği ifade edilmişse de; aynı konunun 2012 yılı İlamına ilişkin bahsi geçen kişinin temyiz başvuru süresini geçirdiği bu sebeple süre aşımından talebin reddine, 2013 yılı İlamına ilişkin ise 2013 yılı ilamında sorumluluğa iştiraki olmadığı için yapılacak işlem olmadığına karar verilmiştir.

Bu itibarla, sorumlunun talebinin reddi ile 10.03.2021 tarih ve 49182 sayılı Temyiz Kurulu Kararında KARAR DÜZELTMESİNE MAHAL OLMADIĞINA, oy birliğiyle,

06.07.2022 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim