Sayıştay 1. Dairesi 43565 Kararı - Yüksek Öğretim Çeşitli Konular

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

1

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

43565

Karar Tarihi

23 Eylül 2020

İdare

Yüksek Öğretim Kurumları

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları

  • Yılı: 2014

  • Daire: 1

  • Dosya No: 43565

  • Tutanak No: 48221

  • Tutanak Tarihi: 23.09.2020

  • Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar

KARAR

Döner sermayeye gönderilen paraların muhasebe hesaplarına eksik kaydedilmesi ve muhasebe kayıtlarına girmeyen tutarlardan hak sahibi olmayan kişilere ve firmalara gerçeğe aykırı gönderme emirleriyle ödeme yapılması:

303 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle; … Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü banka hesabına Sosyal Güvenlik Kurumundan gönderilen paraların muhasebe hesaplarına eksik kaydedilmesi ve muhasebe kayıtlarına girmeyen tutarlardan hak sahibi olmayan kişilere ve firmalara gerçeğe aykırı gönderme emirleriyle ödeme yapıldığı gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir. {41 sayılı (Asıl) İlamın 1. maddesiyle de aynı konu hakkında (… TL olarak) tazmin hükmü verilmiş, bu hükme karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Sayıştay Temyiz Kurulunun 19.04.2017 tarihli ve 42993 tutanak sayılı Kararı ile hükmün BOZULMASINA ve Saymanlık Müdürlüğünde yapılan usulsüz işlemler sonucunda ortaya çıkan kamu zararında, Döner Sermaye İşletme Müdürü …’ın sorumluluğunun bulunmadığı; ayrıca 41 sayılı ilamın hüküm tarihi olan 19.11.2015 tarihinden sonra düzenlendiği için Daire yargılaması sırasında mevcut olmayan ve dilekçe ekinde ibraz edilen 15.06.2016 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporunun Daire tarafından görülmesi gerektiği düşünüldüğünde; sunulan belgelerin değerlendirilmesi ve sorumluluk konusunda belirtilen hususların dikkate alınarak yeniden hüküm tesisini teminen DAİREYE GÖNDERİLMESİNE (temyiz talebinde bulunan diğer sorumlulardan … için aynı tarihli ve 42994; … için aynı tarihli ve 42995 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararları ile söz konusu sorumluların dosyalarının sorumlu …’nun dosyası ile BİRLEŞTİLEREK DAİREYE GÖNDERİLMESİNE) karar verilmiş, ancak Sayıştay 1. Dairesi kararında direnerek 303 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle yeniden işbu tazmin hükmünü (hükümden önce tahsil edilen … TL’yi düşerek … TL olarak) vermiştir.}

Sorumlu (Muhasebe Kayıtlarında İmzası Bulunan Muhasebe Yetkilisi sıfatıyla temyiz talebinde bulunan …), temyiz dilekçesinde özetle; … Üniversitesi Döner Sermaye Müdürlüğündeki görevine 17.09.2012 tarihinde başladığını, Saymanlığı …’tan devraldığını, banka işlemlerinin yapıldığı Muhabir Banka olan … Bankası ile yapılan protokolün 15.01.2012 tarihinde göreve başlamasından önce imzalandığını, usulsüz para aktarmalarını gerçekleştiren ... …’ın, 19.01.2012 tarihinden 17.09.2012 tarihine kadar Saymanlık Müdürlüğü görevini vekâleten yürüttüğünü, … … Başkanlığının (…) … tarih ve … sayı ile 149 sayfa olan bir rapor düzenlediğini,

Adı soyadı Unvanı Saymanlık görevine başladığı tarih Saymanlık görevinden ayrıldığı tarih

... ... 19.01.2012 17.09.2012

… ... 17.09.2012 10.09.2012

... ... 10.09.2012 16.09.2012

… ... 16.09.2012 19.11.2012

... ... 19.11.2012 26.11.2012

… ... 26.11.2012 03.12.2012

... ... 03.12.2012 08.12.2012

… ... 08.12.2012 13.08.2013

... ... 13.08.2013 09.09.2013

… ... 09.09.2013 24.12.2013

... ... 24.12.2013 30.12.2013

… ... 30.12.2013 30.09.2013

… ... 30.09.2013 28.04.2014

… ... 28.04.2014 05.05.2014

… ... 05.05.2014 21.07.2014

… ... 21.07.2014 25.08.2014

… ... 25.08.2014 05.09.2014

Usulsüz işlemlerin başlaması ve ilk tespit;

İnceleme Raporunun 16 ncı sayfasında da yapılan tespitte; ilk usulsüz işlemlere ...’ın 02.02.2012 tarihinde başladığını, 2012 yılında Saymanlık Müdürlüğü vekâleti olmadığı halde 17.10.2012 tarihli muhasebe işlem fişini Saymanlık Müdür Vekili sıfatıyla ...'ın imzaladığının tespit edildiğini, usulsüz işlemlerin 2012, 2013 ve 2014 yıllarında sistemli ve periyodik olarak devam ettiğini,

Mahalli Denetim;

İl düzeyinde denetim yetkisine haiz ... …’nın, 03.12.2012-21.12.2012 tarihleri arasında … Saymanlık Müdürlüğünde 18 gün fiilen denetim gerçekleştirdiğini, Saymanlık Müdürlüğündeki tüm iş ve işlem süreçlerini kapsayan denetimde yukarıda belirtilen usulsüz ödemelere ilişkin en ufak bir tespit yapılamamış olduğunu, yine il düzeyinde denetim yetkisine haiz ... …’in, 02.12.2013-20.12.2013 tarihleri arasında … Saymanlık Müdürlüğünde 19 gün fiilen denetim gerçekleştirdiğini, Saymanlık Müdürlüğündeki tüm iş ve işlem süreçlerini kapsayan denetimde yukarıda belirtilen usulsüz ödemelere ilişkin en ufak bir tespit yapılamamış olduğunu,

Merkezi Denetim Elemanın Denetimi;

Merkezi Denetim Elemanı … Uzmanı …’nin … Saymanlık Müdürlüğündeki denetimine 03.07.2014 tarihinde başladığını,

Usulsüz İşlem Tarihi Tutarı Nevi İlk Usulsüzlük Tarihi:

02.02.2012

25.07.2014 … Noksan Kayıt

15.08.2014 … Noksan Kayıt

24.07.2014 … Usulsüz Ödeme

25.07.2014 … Usulsüz Ödeme

19.08.2014 … Usulsüz Ödeme

29.08.2014 … Usulsüz Ödeme

29.08.2014 … Usulsüz Ödeme

Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere Merkezi Denetim Elemanının denetimi esnasında dahi ...’ın iki kez kayıta noksan alma ve beş kez de ödeme olmak üzere yedi kez usulsüz işlem gerçekleştirebildiğini, Merkezi Denetim Elemanı, … Uzmanı …’nin ilk tespiti bir ayı aşkın süreden sonra 02.09.2014 tarihinde yapılabildiğini,

ŞİFRE;

Burada şifreden bahsederken iki ayrı şifrenin olduğunu,

  1. Banka şifresi: … Bankası tarafından kendisi … Saymanlığında göreve başlamadan önce yalnız ...'ın bilgisayarına kurulan programdan, banka hesap özeti cetvelinin alınması ile ilgili şifre olduğunu, sadece bu amaçla kullanılıp ve başka hiçbir yerde kullanılmayacağını, bu şifrenin yalnız ...’ta olduğunu,

2 - DMİS programında kullanılan şifre: DMİS uygulamasına geçildiğinde tek şifre olduğunu, bu tek şifre ile muhasebe kayıtlarına girildiğini, onay ve düzeltme işlemleri yapıldığını,

2013 yıllarının sonuna doğru düzeltme şifresinin genel şifreden ayrıldığını, bunun için kendisinin Saymanlığa vekâlet ettiği zamanlardaki geriye dönük düzeltme işlemlerini ...’ın kendi şifresi ile yaptığını, yani; banka hesap cetvelinin alınması için kullanılan banka şifresinin DMİS de; DMİS şifresinin de banka hesap cetvelinin alınmasında kullanılamayacağını, işlem yapılamayacağını, kendisinin herhangi bir şekilde şifre vermediğini, şifresi ile de yapılmış herhangi bir usulsüz işlem olmadığını, … Uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunda da belirtildiği üzere, muhasebe kayıtlarının ilk seferinde doğru olarak sisteme girildiğini, sonrasında usulsüz işlemleri kontrollerden kaçırma ve gizleme amacıyla defalarca kez iptal edilerek düzeltme yapıldığını, … Uzmanları tarafından düzenlenen İnceleme Raporunun 24 üncü sayfasında; … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğüne yaptırılan incelemede ...'ın imza taklit ettiğinin tespit edildiğinin belirtildiğini, diğer yandan ...'ın … Uzmanlarınca cezaevinde alınan ifadesinde “... Soruşturma konusu ile ilgili olarak Saymanlıkta görev yapan diğer personelin hiçbir bilgisi ve iştiraki yoktur. ...” diye ikrar ve ifadesinin bulunduğunu,

Gerekçeleri ve savunmasının;

  1. İlamın 13 üncü sayfasında belirtile satıştan iadelerle ilgili olarak;

Satışlardan iade veya satış gibi gösterilen gerçeğe aykırı ödeme talimatları ile çeşitli firmalara aktarma yapıldığının belirtildiğini ancak … Uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun 24 üncü sayfasında 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin işlemlerin tümüyle incelendiği ve sadece 29.08.2014 tarihinde toplam … lira olmak üzere bir kez bu işlemin yapıldığının tespit edildiğini, genele şamil olmadığını, bu konuda … Uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun 24 üncü sayfasında belirtildiği gibi ...’ın, banka işlemlerinde imza taklidi yaptığı bu imza taklidinin de … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğündeki incelemeyle tespit edildiğini, yine DMİS LOG kayıtlarından bu muhasebe kayıtlarının kaydetme ve onay işlemlerinin ... tarafından yapıldığının inceleme raporunda tespit edildiğini, bu işlemin yapılış tarihinin de kendisinin vekalet ettiği süreler içerisinde olmadığını yani bu husus ile ilişkilendirilemeyeceğini,

  1. 1 - İlamda; “. . . Sosyal Güvenlik Kurumundan gönderilen sağlık gelirlerine ait tutarların muhasebe kayıtlarına eksik kaydedilmek suretiyle kamu zararına neden olunduğuna,” denildiğini, öncelikle kayıtlara noksan alındığı belirtilen ve kamu zararı ile ilişkilendirilen 3015, 5639 ve 6089 yevmiye nolu muhasebe işlem fişlerine bakıldığında muhasebe kayıtlarının bankadan yapılan herhangi bir ödemeye veya gidere ilişkin olmayıp, banka hesabına giren tutarlara ait muhasebe kayıtları olduğunu (Bu MİF lerin asıllarına Sayıştay Denetçilerinin ulaşamadığını), burada, banka hesabına giren tutarların Saymanlığın muhasebe hesaplarına noksan kaydedilmesinin, bankaya giren tutarı değiştirmediğini yani hesaplara noksan alınmasının, SGK’dan gelen tutarlardan bir eksilmeyi veya herhangi bir gidere sebep olmadığını, bunun bir kayıt hatası olduğunu, bu kayıt hatasından dolayı sorumluluk yüklenemeyeceğini, örneğin; 25. 07. 2014 tarihli ve 5639 yevmiye nolu muhasebe işlem fişi ile … TL hesaplara alınması gerekirken … TL noksanı ile … TL olarak hesaplara alınmış olduğunu ancak bu hatalı kaydın … TL’yi kaybetmediğini, bu miktarın yine banka hesabında mevcut olduğunu, yani bu hatalı kayıt ile bankadan fiilen bir gider veya eksilmenin olamayacağını, bahse konu olan bu kayıt hataları sebebiyle; gelen tutarların Saymanlık hesaplarına noksan kaydedilmesinin banka mevcudunu fiilen değiştiremeyeceğini, burada bir kamu zararından bahsedilecekse SGK’dan gelen ve Saymanlık banka hesabına fiilen giren tutarların hesaplara noksan alınması ile değil, yapılan ödemelerle ilişkilendirilmesi gerektiğini, gelen paranın kayıtlara noksan alınmasının; bir kayıt hatası olduğunu, sonucu tayin edici bir nitelik taşımadığını, kamu zararı olarak değerlendirilen tutarların hiç birinde verile emri veya herhangi bir sarf belgesi bulunmadığını, tanzim edilmediğini, kendi imzasına bağlı gelirin azalması veya usulsüz bir giderin bulunmadığını, diğer yandan ıslak imzalı banka hesap cetvelini almamakla kamu zararına elverişli ortam sağlandığı değerlendirmesinin de isabetli bir değerlendirme olmadığını, ıslak imzalı banka hesap cetvelinin alınması gerektiğini ancak ıslak imzalı banka hesap cetveli alınmış olsa bile sonucun değişmeyeceğini,

Örnek olarak:

Yevmiye No İlk Tarihi Değişim T. Değişim Tarihi Değişim T.

316 (R.S 3 Md.l) 31.01.2014 5 kez değiştirilmiş 16.07.2014

569 (R.S 4 Md 2) 14.02.2014 16.04.2014 (62 gün)

1298 (R.S 4 Md 3) 14.03.2014 16.04.2014 (32 gün)

1721 (R.S 4 Md.4) 28.03.2014 07.04.2014 (09 gün) 16.04.2014 (18 gün)

4341 (R.S 5 Md 9) 27.06.2014 30.06.2014 (03 gün) 09.07.2014 (12 gün) 26.08.2014

Yani, bankaya gelen paraların; doğru tutarlarının kayda girildiği ancak DMİS sisteminde kayıtlı olan tutarların ... tarafından değiştirildiğini, Bakanlık … Uzmanlarının LOG kayıtlarından tespit ettiklerini, yukarıdaki örneklerin; (banka ekstresi ıslak imzalı alınsaydı dahi) hesaplara doğru kayıt alınmış olsaydı dahi sonradan değiştirileceğini gösterdiğini, banka ekstresinin alınmamasının; geliri azaltıcı veya gidere bir sebep olmadığını ancak finansal veriler ve tablolara esas teşkil ettiğini, hiç bir mevzuatta banka ekstresinin alınmamasının geliri azaltacağı veya gidere sebep olacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, 5018 sayılı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesinde;

“(Değişik birinci fıkra: 25.4.2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.

Kamu zararının belirlenmesinde;

a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması.

b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,

c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,

d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

f) (Mülga:22.12.2005-5436/10 md.)

g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,

Esas alınır.” denildiğini,

Burada konunun muhtemelen (e) bendi ile ilişkilendirildiğini, ancak Sosyal Güvenlik Kurumundan gelen paraların Saymanlığın tarh ve tahakkukuna bağlı olan bir tahsilat olmadığını, bir vergi veya milli emlak geliri gibi tahsili Saymanlığın tarh ve tahakkukuna bağlı bulunmadığını, Üniversite Hastanesinin aylık dönemler sonunda SGK ile mutabık kaldığı tutarın, Saymanlığın banka hesabına geldiğini, Saymanlığın gelen tutarları kayda aldığını, bunun içinde Saymanlığın tahakkuk kayıtlarının noksan, fazla veya hiç tahakkuku olmazsa dahi gelirde herhangi bir eksilmenin olmayacağını, bunun için de kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ile ilişkilendirilemeyeceğini,

Emsal olmak üzere;

Sayıştay Başkanlığı 2. Dairesinin; 2012 yılı için 30 Kasım 2016 tarihli ve 454 ilam nolu; 18.10.2016 tarihli ve 35422 sayılı Kararın 16 ncı sayfasında; “...Buna göre usulsüz işlemler nedeniyle ortaya çıkan kamu zararının, muhasebe yetkilisi olduğu için savunması alınan …’nun (...-... Vekili) mevzuata aykırı karar, işlem ve eyleminden kaynaklanmadığı, kamu zararına ilişkin olarak illiyet bağı olmadığından kamu zararında sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır...” denilmek suretiyle sorumluluğunun kaldırıldığını (İlamın kesinleştiğini),

Sayıştay Başkanlığı 2. Dairesinin; 2013 yılı için 30 Kasım 2016 tarihli ve 312 ilam nolu; 18.10.2016 tarihli ve 35423 sayılı Kararın 16 ncı sayfasında; “... Buna göre usulsüz işlemler nedeniyle ortaya çıkan kamu zararının, muhasebe yetkilisi oldukları için savunmaları alınan .. (...) ve …’nun (...-... Vekili) mevzuata aykırı karar, işlem ve eyleminden kaynaklanmadığı, kamu zararına ilişkin olarak illiyet bağı olmadığından kamu zararında sorumlulukları bulunmadığı anlaşılmıştır...” denilmek suretiyle sorumluluğunun kaldırıldığını (İlamın kesinleştiğini),

Yani 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin olarak yapılan yargılamada sorumluluğunun kaldırıldığını, … Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğü banka ve emanet hesaplarında kayıtlı tutarların hak sahibi olmayan üçüncü kişilere aktarılması suretiyle kamu zararına sebebiyet verilmesi hakkındaki Sayıştay 3. Dairesinin 22.04.2014 tarihli ve 1499 Nolu Ek İlamında;

“... bir kamu görevlisinin oluşan kamu zararı nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için söz konusu zararın kamu görevlisinin karar, işlem veya eylemi sonucunda oluşması diğer bir ifadeyle zarar ile kamu görevlisinin, işlem veya eylemi arasında bir illiyet bağının mevcut olması ve zarara neden olan karar, işlem veya eylemin kamu görevlisinin kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliğinden kaynaklanması gerekmektedir. ..

Yukarıda yer verilen usulsüz işlemlerin gerek 5018 sayılı Kanunun 71 inci ve 657 sayılı Kanunun 12 inci maddesi gerekse Sayıştay Genel Kurulu Kararı çerçevesinde değerlendirilmesi durumunda da, ortaya çıkan kamu zararı nedeniyle sorumluluğu bulunan kişinin suç teşkil eden fiilleri kasten işleyen ve bu şekilde mal edinen memur olduğu, görevinden kaynaklanan kontrolleri yerine getiren ve usulsüz işlemlerde herhangi bir kasıt, kusur veya ihmali bulunmayan muhasebe yetkilisine sorumluluk affedilmeyeceği kanaatine varılmıştır.”

Denilmek suretiyle, muhasebe yetkilisinin beraatına ilişkin hüküm tesis edildiğini,

Sayıştay 3. Dairesinin 22.04.2014 tarihli ve 1499 Nolu Ek İlamında;

“... Ayrıca 14.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında da; "5018 sayılı Kanuna göre mali sorumluluğun şartları şöyle sıralanabilir:

  • Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem bulunmalıdır.

  • Ortada bir kamu zararı olmalıdır.

  • Mevzuata aykırı Karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olmalıdır.

Bu yeni sorumluluk sisteminde objektif (kusursuz) sorumluluk anlayışından vazgeçilmiş bulunulmaktadır.

Bilindiği üzere muhasebe yetkilileri, 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi hükmü uyarınca kendilerine verilen görev ve sorumlulukları muhasebe birimi personeli aracılığıyla yerine getirmektedir. Muhasebe birimlerine verilen görev ve sorumlulukların etkin, doğru ve tam bir biçimde yerine getirilebilmesi amacıyla, muhasebe birimlerinde görev yapan personelin görev unvanlarıma göre iş tanımları yapılmakta, muhasebe işlemleri de muhasebe yetkilisince belirlenen iş grubuna dahil memurlarca kayıt altına alınmaktadır.”

Denildiğini, T.C Sayıştay Başkanlığının Sayıştay 3. Dairesinin 22.04.2014 tarihli ve 1499 Nolu Ek İlamında belirtildiği üzere görev dağılımının tarafınca yapıldığını, yapılan usulsüz iş ve işlemler ile hiçbir illiyet bağının bulunmadığını, emsal olmak üzere; T.C Sayıştay Başkanlığının 1499 nolu İlamı ve 22.04.2014 tarihli Ek İlamının da ekte sunulduğunu, sonuç olarak imzaladığı iddia edilen üç adet muhasebe işlem fişi ile SGK’dan gelen paranın noksan kayda alınması ve banka hesap özetinin ıslak imzalı alınmamasının geliri azaltıcı veya gidere sebep olmayacağını, kayıt hatası olarak değerlendirileceğini, kendi imzası ve şifresine bağlı bir gelir azalması veya gider olmadığını, söz konusu ödemeler içinde herhangi bir ödeme emri veya sarf belgesi tanzim edilmediğini, illeyet bağı kurulamayacağını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sorumlu ikinci temyiz dilekçesinde özetle;

İlgi sayılı Mütalaanın 3/4 sayfasında; Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 73 üncü maddesinin beşinci fıkrasında; “Muhasebe birimlerinin hesabı bulunan bankalarca, bir gün içinde muhasebe birimi adına tahsil edilen tutarlar ile karşılığında onaylanan veya düzenlenen alındıların tarih ve numaralarını; muhasebe birimi adına ödenen veya gönderilen tutarlar ile bunlara ait çek ve gönderme emirlerinin tarih ve numaralarını gösteren iki nüsha banka hesap özet cetveli düzenlenerek ertesi gün muhasebe birimine gönderilir. Banka hesap özet cetvelinin bir nüshası muhasebe işlem fişine bağlanır, diğer nüshası ise açılacak bir dosyada muhafaza edilir. Tahsilat ve ödemeleri ayrıntılı olarak gösteren cetvelin, bankaca, en geç ertesi gün düzenlenerek onaylandıktan sonra teslimat müzekkeresi ve gönderme emirlerinin ikinci nüshalarıyla birlikte muhasebe birimine gönderilmesi ve muhasebe birimlerinin de bu cetveli araması gerekir.” denilmesine rağmen, söz konusu Yönetmelik hükmüne uyulmayarak bankadan yazılı ve onaylı hesap özet cetveli alınmadığı ...”, “Program üzerinden alınan ve ıslak imza olmadığı için kolaylıkla tahrif edilen ekstreler kullanılarak usulsüz ödemelerle sonuçlanan bir dizi usulsüz işlemin gerçekleştirilmiş olmasında Muhasebe Müdürü … ve Muhasebe Müdür Yardımcısı …'nun ihmallerinin de elverişli bir ortam sağladığı,”, “... ihmallerinden dolayı usulsüz işlemlerin oluşmasına elverişli bir ortam sağlayan Muhasebe Yetkilileri ile işletme Müdürü de sorumludur...” denildiğini,

  1. Banka ekstresinin ıslak imzalı olarak alınmamasının; bir kamu zararı veya kamu giderine sebep olacağına dair bir tek mevzuat gösterilemediğini, sonucu tayin edici bir nitelik taşımadığını, buna uygulanacak cezaya ilişkin bir hükmün mevzuatta yer almadığını, Sosyal Güvenlik Kurumundan gönderilen paraların banka hesabı kayıtlarına eksik kaydedilmesi üzerinde ısrarla durulduğunu ancak dosyada mevcut olan savunmalarında da … Uzmanlarının İnceleme Raporlarında da ıslak imzalı olarak alınan banka ekstralarının banka hesabı kayıtlarına doğru girip daha sonra defalarca değiştirildiğinin LOG kayıtlarından tespit edildiğini, (Kamuda görev yapanların maaşlarını bankadan aldıklarını, kaç kamu görevlisi maaş hesabına ait banka ekstresi aldığını, ekstra almadığı için maaşında bir eksilme veya irademiz dışında bir gider olmadığını)  

2 -Mütalaanın 3 üncü sayfasında; ”... Muhasebe Müdür Yardımcısı …’nun ...” denildiğini, gerek Defterdarlıktaki dosyada, gerekse saymanlıktaki dosyada, gerekse inceleme raporunda veya imzası bulunan hiçbir belgede görev unvanının Muhasebe Müdür Yardımcısı olarak geçmediğini,

  1. Mütalaanın 3 üncü sayfasının son paragrafında üç yıldan (2012, 2013, 2014) bahsedildiğini, ama 2012 ve 2013 yıllarına ait kesinleşen ilamlardan bahsedilmediğini, Sayıştay Başkanlığı 2. Dairesinin; 2012 yılı için 30 Kasım 2016 tarihli ve 454 ilam nolu; 18.10.2016 tarihli ve 35422 sayılı Kararın 16 ncı sayfasında, yine 2. Dairenin; 2013 yılı için 30 Kasım 2016 tarihli ve 312 ilam nolu;18.10.2016 tarihli ve 35423 sayılı Kararının 16 ncı sayfasında sorumluluğunun kaldırıldığını (ilamların kesinleştiğini), yani 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin olarak yapılan yargılamada sorumlu tutulmadığını,

Ayrıca;

  1. 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 7 nci maddesinin (3) nolu bendinde; “Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür.” denildiğini, burada da illiyet bağının nasıl tespit edildiği ve kurulduğunun anlaşılamadığını,

  2. Mütalaada belirtilen hususlar kamu zararı bağlamında; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu 71 inci maddesi ile de ilişkilendirilmediğini,

  3. Diğer yandan 5237 sayılı Kanunun “Suçta ve cezada kanunilik ilkesi” Madde 2’nin birinci bendine de muhalefet edildiğini (5237/2. 1), Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceğini ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağını belirterek temyiz talebinin kabul edilmesini istemiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak Muhasebe Kayıtlarında İmzası Bulunan-Muhasebe Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden ve buna ilişkin 43684 sayılı dosyası kendi gündem sırasında görüşülen ..., temyiz dilekçesinde özetle;

1-GENEL BİLGİ

… Üniversitesi Döner Sermaye Müdürlüğündeki görevine 30.09.2013 tarihinde başladığını, Saymanlığı Müdür Yardımcısı …’dan devraldığını, Saymanlık Müdürlüğü görevini … tarihli Valilik Oluru ile … Mal Müdürlüğüne görevlendirilmesine kadar yürüttüğünü, banka işlemlerinin yapıldığı Muhabir Banka olan … Bankası ile protokolün … tarihinde kendisi göreve başlamadan önce imzalandığını, usulsüz para aktarmalarını gerçekleştiren ... ...’ın 19.01.2012 tarihinden, …’nun başladığı tarih olan 17.09.2012 tarihine kadar Saymanlık Müdürlüğü görevini vekaleten yürüttüğünü,

2- USULSÜZ İŞLEMLERİN BAŞLAMASI VE İLK TESPİT,

3-MAHALLİ DENETİM,

  1. MERKEZİ DENETİM ELEMANIN DENETİMİ’ne ilişkin açıklamalara yer vermiş olup buradaki açıklamaların, …’nun açıklamaları ile aynı olduğundan tekrar yer verilmediğini,

Sorumlu dilekçesinin devamında özetle;

  1. BANKA FAKTÖRÜ (… Bankası);

Yapılan usulsüz ödemelerin esas kusurlu tarafının … Bankası … Şubesi olduğunu, … Uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun 6. sayfasında; “Usulsüz aktarma işlemleri, günlük banka ödemeleri için Saymanlıkça düzenlenen gönderme emri ve eki gönderme emri listesinde ayrı olarak, ... tarafından hazırlanıp imzalanan ve … Bankası … Şubesine fakslanan son gönderme emri listeleriyle gerçekleştirilmiştir. Fakslar … (döner Sermaye Saymanlığının faks numarası) ve … (… Tıp Fakültesi Dekan Sekreterliği) numaralı fakslardan gönderilmiştir. Yukarıda belirtilen gerçeğe aykırı gönderme talimatları (gönderme emri listeleri) … Bankası … Şubesinden temin edilmiştir..." denildiğini, ekte sunulan gönderme emri listelerinin incelendiğinde görüleceği gibi; ödeme listelerini ...’ın Muhasebe Uzmanı kaşesini basarak imzaladığını, listelerin de Saymanlık mühürünün dahi kullanılmadığını, 2014 yılında yapılan bütün usulsüz işlemlerin tamamının bu şekilde geçekleştirildiğini, kaldı ki 2014 yılında ...’ın Saymanlık Müdürlüğüne vekaletinin de söz konusu olmadığını; çünkü 2014 yılında ... olarak kendisinin ve ... olarak …’nun olduğunu, hiçbir surette izinlerini dahi çakıştırmadıklarını, Saymanlık yetkisinin Müdür olarak kendisinde, izine ayrıldığında da Saymanlık vekaletinin ... …’ya verildiğini, usulsüz para aktarmalarının, ...’ın mevzuat hükümlerine aykırı olarak Bankaya gönderdiği faks ve elektronik ileti şeklindeki gerçeğe aykırı ödeme talimatlarıyla gerçekleştirildiğini, kendisinin göreve başladığı 30/09/2013 tarihinde …’da müdürlük sınavına girdiği aynı gün dahi ...’ın verdiği talimatla bir seferde … TL’lik ödeme geçekleştirmiş olduğunu, yani ... ...’ın Saymanlık Müdürlüğünde görevinde olmadığı ve sınav için …'da bulunduğu 30/09/2013 tarihinde bile usulsüz işlem gerçekleştirdiğini, Sayıştay Başkanlığı 2. Dairesinin; 2013 yılı için 30 Kasım 2016 tarihli ve 312 sayılı İlamı ile yapılan yargılamada sorumluluğunu kaldırdığını (İlamın kesinleştiğini), 30 Kasım 2016 tarihli ve 312 sayılı ilam nolu; 18.10.2016 tarihli ve 35423 sayılı Kararın 16 ncı sayfasında; “... Buna göre usulsüz işlemler nedeniyle ortaya çıkan kamu zararının, muhasebe yetkilisi oldukları için savunmaları alınan ... (...) ve …’nun (...-... Vekili) mevzuata aykırı karar, işlem ve eyleminden kaynaklanmadığı, kamu zararına ilişkin olarak illiyet bağı olmadığından kamu zararında sorumlulukları bulunmadığı anlaşılmıştır. ...” denildiğini, ödeme talimatlarının gerçeğe aykırı olduğu hususunun, … Uzmanları tarafından düzenlenen İnceleme Raporunda tespit edildiğini, eğer Banka, mevzuatta belirtildiği şekilde ıslak imzalı ve mühürlü gönderme emirlerini aramış olsaydı, bu usulsüz ödemelerin hiçbirinin gerçekleşmeyecek olduğunu, Saymanlık Müdürlüğünde göreve başladığında, devir işlemlerinin yapıldığı tarih olan … tarihli ve … sayılı resmi yazı ile Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 586 ncı maddesi gereği tatbik imzası ile birlikte … Bankası A.Ş. … Şubesine bildirildiğini, Bankanın, mevzuatta belirtildiği şekilde ıslak imzalı ve mühürlü gönderme emri arama zorunluluğunun protokolde belirtilmediğini ve bu nedenle faks ve elektronik ileti şeklindeki ödeme talimatlarını yeterli gördüğünü gerekçe gösterse dahi, yetkisi olmayan bir kişinin kendi adını ve unvanını kullanarak gönderdiği ödeme talimatını yerine getirdiğini, İlamda belirtilen Sosyal Güvenlik Kurumundan gelen paraların eksik kayda alınması ve usulsüz para aktarmalarının, ... ... tarafından elektronik ortamda alınan hesap özet cetvelleri, yine elektronik ortamda tahrif ederek değiştirmek suretiyle gizlediğini, elektronik ortamda tahrif edilerek değiştirilen hesap özet cetvellerini gerçeğinden ayırmanın imkansız olduğunu, Hesap bilgilerine erişimi sağlamak için banka tarafından sağlanan “(...)” programın, banka protokolünün yapılmasına müteakip sadece ... ...'ın kullandığı masaüstü bilgisayara kurulmuş olduğunu ve şifresinin de yine sadece ...’a verildiğini, yani hesap özetlerinin elektronik ortamda alınmasını sağlayan söz konusu programın kurulmasının kendisinin göreve başladığı tarihten yaklaşık yirmi ay öncesine denk geldiğini, … Bankası A.Ş. … Şubesi tarafından 2012 yılının Şubat ayında kurulan “(...)” programının hiçbir veri güvenliği bulunmadığı gibi kolayca ve gerçeğinden ayrılmayacak derecede değiştirilme imkanının da bulunduğunu, ancak, … Bankası … Şubesinin, gönderilen tüm bu yetki yazılarına itibar etmek yerine yetkisiz bir personel olan ... tarafından gerçekleştirilen, mevzuat şartlarına uymayan, ıslak imzasız, faks ve elektronik talimatlarla İlamda belirtilen usulüz para aktarma işlemlerini gerçekleştirdiğini, usulsüz para aktarma (kamu zararına ait) işlemlerinin hiç birinde imzasının bulunmadığını, … Bankası … Şubesinin, sorumluluklarını yerine getirmediğini,

6-ŞİFRE:

İki ayrı şifre bulunduğunu;

  1. Banka Şifresi: … Bankası tarafından … Saymanlığında göreve başlamadan önce yalnız ...’ın bilgisayarına kurulan programdan, banka hesap özeti cetvelinin alınması ile ilgili olan şifre olduğunu, sadece bu amaçla kullanıldığını ve başka hiçbir yerde kullanılmayacağını,

  2. DMİS programında kullanılan şifre: DMİS uygulamasına geçildiğinde tek şifre olduğunu, bu tek şifre ile muhasebe kayıtlarına girildiğini, onay ve düzeltme işlemleri yapıldığını, 2013 yıllarının sonuna doğru düzeltme şifresinin genel şifreden ayrıldığını, bunun içinde 2013 yılının sonuna kadar geriye dönük düzeltme işlemlerini ...’ın kendi şifresi ile yaptığını, 2014 yılından itibaren düzeltme yetkisinin sadece ...ne verildiğini,

Yani banka hesap cetvelinin alınması için kullanılan banka şifresinin DMİS de; DMİS şifresinin de banka hesap cetvelinin alınmasında kullanılamayacağını, ... olarak görev yaptığı dönemde Uzman ...’ın normalde hatalı kayıt nedeniyle düzeltilmesi gereken muhasebe işlem fişlerini düzeltmesi için önceden onaylanmış olan onayın kaldırılmasını isteyeceğini, düzeltilmesi gereken muhasebe işlem fişlerine müdür olarak bakıp düzeltilmesi için onayı kaldırma işlemini yaptığını ve onay kaldırma işlemini yaparken ...'ın beklediğini, onay kaldırıldıktan sonra gittiğini, Dairede onay kaldırma yetki şifresinin 2014 yılından itibaren sadece ...ne verildiği için başka kimsede bulunmadığını, dolayısıyla kendi şifresini kullanarak onayları iptal ettiğini, yazılı veya sözlü olarak ...’a herhangi bir şekilde şifresini vermediğini, ... ...'ın DMİS şifresini nasıl ele geçirdiğini bilmediğini, ...’ın bilgisayar programlarının kullanılması konusunda ileri derecede bilgili bir personel olduğunu, bilgisayar bilgisini kullanmak suretiyle veya onay kaldırma işlemini yaparken beklediği esnada bir şekilde şifresini öğrenmiş olabileceğini, … Uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunda da belirtildiği üzere, muhasebe kayıtlarının ilk seferinde doğru olarak sisteme girildiğini, sonrasında usulsüz işlemleri kontrollerden kaçırma ve gizleme amacıyla defalarca kez iptal edilerek düzeltme yapıldığını, … Uzmanları tarafından düzenlenen İnceleme Raporunun 24 üncü sayfasında … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğüne yaptırılan incelemede ...'ın kendi imzasını taklit ettiğinin de tespit edildiğinin belirtildiğini, elektronik ortamda tahrif edilerek değiştirilen hesap özet cetvellerini gerçeğinden ayırmanın imkânsız olduğunu, suç teşkil eden bu fiillerin ne kadar nitelikli olduğunu ve kendisinin tespit edemeyeceğini, Emekli Baş Müfettiş …, Sayıştay Emekli Uzman Denetçisi … ve Sayıştay Emekli Uzman Denetçisi …’dan müteşekkil komisyonun bilirkişi olarak; … Uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunu incelediğini ve kırk üç sayfalık bir rapor yazmış olduklarını, bu raporun 38/43 nolu sayfasında; “... ...'ın 2012, 2013 ve 2014 yıllarında işlediği Zimmet fiillerinin zincirleme olarak işlenmiş NİTELİKLİ ZİMMET suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği;” diyerek günlük idari kontrollerde tespit edilmesinin çok zor olduğunu teyit ettiklerini, gerçekten de bu olayın günlük kontrollerle tespit edilmesinin oldukça zor olan bir durum olduğunu, 2012 yılında ... … ve 2013 yılında ... …’in de yaptıkları Daire denetiminde usulsüz işlere ilişkin hiçbir tespit yapamadıklarını, bu usulsüz olayın nitelikli evrakta sahtecilik olduğunu, ayrıca ...’ın … Uzmanlarınca cezaevinde alınan ifadesinde “... Soruşturma konusu ile ilgili olarak Saymanlıkta görev yapan diğer personelin hiçbir bilgisi ve iştiraki yoktur... “ diye ikrar ve ifadesinin bulunduğunu,

GEREKÇELİ SAVUNMASININ;

  1. Sayıştay 1. Dairesinin 04/01/2016 tarihli ve 41 sayılı İlamında ve buna ilişkin olarak tarafına tevdii edilen 27/04/2015 tarihli ve 2014. 3833. 127 sayılı sorguda;

31.01.2014 tarihli ve 316 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi ile … TL

14.02.2014 tarihli ve 569 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi ile … TL

14.03.2014 tarihli ve 1298 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi ile …TL

28.03.2014 tarihli ve 1721 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi ile … TL

15.04.2014 tarihli ve 2449 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi ile … TL

15.05.2014 tarihli ve 3310 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi ile … TL

17.06.2014 tarihli ve 3983 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi ile … TL

27.06.2014 tarihli ve 4341 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi ile … TL

Olmak üzere, … Üniversitesi Döner Sermaye Saymanlık Müdürlüğünde Sosyal Güvenlik Kurumundan Gönderilen paraların banka hesabı kayıtlarına eksik kaydedilmesi suretiyle kamu zararına neden olduğunun belirtildiğini, Ancak;

a) 31.01.2014 tarihli ve 316 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi;

… Uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun 3 üncü sayfasında; “... Alınan LOG kayıtlarında söz konusu işlemin ilk kez 31/01/2014 tarihinde 316 yevmiye numarası ile doğru tutar üzerinden muhasebe kayıtlarına alındığı, ancak daha sonra çeşitli tarihlerde bu kaydın bir önceki silinmek suretiyle 5 kez değiştirildiği, en son ise 16/07/2014 tarihinde … liralık tahrif edilmiş tutar esas alınmak suretiyle değişiklik yapıldığı tespit edilmiştir...” şeklinde tespit yapıldığını, Raporda da belirtildiği üzere 316 yevmiye no.lu muhasebe işlem fişinin 16/07/2014 tarihli tahrif edilmiş son halinde adına atılmış olan imzanın kendi elinden çıkmayıp hakiki imzalarının model alınması suretiyle adına sahte olarak atıldıklarını rapora ekli … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı Ekspertiz Raporu ile tespit edildiğini,

b) 14/02/2014 tarihli ve 569 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi;

… Uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun 4 üncü sayfasında; “... DMİS LOG kayıtlarının incelenmesi sonucunda, bu işlemin doğru tutar üzerinden 14/02/2014 tarihinde muhasebe kayıtlarına alındığı, ancak 16/04/2014 tarihinde … liralık tahrif edilmiş tutar esas alınmak suretiyle değişiklik yapıldığı görülmüştür. ...” şeklinde tespit yapıldığını, Raporda da belirtildiği üzere 569 yevmiye no.lu muhasebe işlem fişinin 16/04/2014 tarihli tahrif edilmiş son halinde adına atılmış olan imzanın kendi elinden çıkmayıp hakiki imzalarının model alınması suretiyle adına sahte olarak atıldıklarının rapora ekli … Kriminal Polis Laboravtuarı Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı Ekspertiz Raporu ile tespit edildiğini,

c) 14.03.2014 tarihli ve 1298 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi;

… Uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun 4 üncü sayfasında; “... 14/03/2014 tarihli ve 1298 yevmiye no’lu muhasebe işlem fişinde söz konusu tutar … lira eksiğiyle … lira olarak gösterilmiştir. Tahrifat muhasebe işlem fişi üzerindeki gerçek tutarın bir rakamının kalemle değiştirilmesi suretiyle yapılmıştır. ... DMİS LOG kayıtlarından bu işlemin 14/03/2014 tarihinde doğru tutarlar üzerinden muhasebe kayıtlarına alındığı, ancak 16/04/2014 tarihinde … liralık tahrif edilmiş tutar esas alınmak suretiyle değişiklik yapıldığı tespit edilmiştir. ...” şeklinde tespit yapıldığını, Raporda da belirtildiği üzere 1298 yevmiye no.lu muhasebe işlem fişinin, kendi imzasının da bulunduğu 14/03/2014 tarihli ilk kaydı doğru tutarlar üzerinden muhasebe kayıtlarına alındığını, yine, İnceleme Raporunda da belirtildiği üzere söz konusu tahrifatın ... tarafından 32 gün sonra yapıldığını, kendi imzasının bulunduğu 1298 yevmiye no'lu muhasebe işlem fişinin de bilgisi dışında üzerinde kalemle tahrif edildiğini, 32 gün sonra yapılmış olan böyle bir tahrifatı günlük olağan kontrollerde tespit edebilmesinin mümkün olmadığını,

d) 28.03.2014 tarihli ve 1721 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi;

… Uzmanları taralından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun 4 üncü sayfasında; “ ... DMİS LOG kayıtlarından, 07/04/2014 ve 16/04/2014 tarihinde iki kez değiştirildiği ve 16/04/2014 tarihinde yapılan değişiklikle muhasebe kaydında bankaya giren tutarın … lira eksiğiyle … lira olarak gösterildiği tespit edilmiştir.” şeklinde tespit yapıldığını, Raporda da belirtildiği üzere 1721 yevmiye no.lu muhasebe işlem fişinin, kendi imzasının da bulunduğu 28/03/2014 tarihli ilk kaydı doğru tutarlar üzerinden muhasebe kayıtlarına alındığını, yine, inceleme raporunda da belirtildiği üzere, ... tarafından 07/04/2014 ve 16/04/2014 tarihlerinde iki kez tahrif edildiğini,

e) 15.04.2014 tarihli ve 2449 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi;

… Uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun 4 üncü sayfasında; “ ... 15/04/2014 tarihli ve 2449 yevmiye no'lu muhasebe işlem fişi ve eklerinde bu tutar … lira eksiğiyle … lira olarak gösterilmiştir. ... ” şeklinde tespit yapıldığını, 2449 yevmiye no.lu muhasebe işlem fişindeki imza ile kendi gerçek imzası ile karşılaştırıldığında muhasebe işlem fişi üzerinde bulunan imzanın tarafına ait olmadığının çıplak gözle dahi görüleceğini,

f) 15.05.2014 tarihli ve 3310 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi;

… Uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun 5 inci sayfasında; “... 15/05/2014 tarihli ve 3310 yevmiye no.’lu muhasebe işlem fişi ve eki hesap ekstresinde bu tutar … lira eksiğiyle … lira olarak gösterilmiştir. Ekli belgelerden muhasebe işlem fişi ve hesap ekstresi tahrif edilmiştir. ... ” şeklinde tespit yapıldığını, Raporda da belirtildiği üzere 3310 yevmiye no.lu muhasebe işlem fişindeki imzanın, hakiki imzanın model alınması suretiyle sahte olarak atıldıklarının rapora ekli … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı Ekspertiz Raporu ile tespit edildiğini,

g) 17.06.2014 tarihli ve 3983 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi;

… uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun 5 inci sayfasında; “... 17/06/2014 tarihli ve 3983 yevmiye no.’lu muhasebe işlem fişi ve eklerinde bu tutar … lira eksiğiyle … lira olarak gösterilmiştir. Ekli belgelerden muhasebe işlem fişi ve hesap ekstresi tahrif edilmiştir. ... ” şeklinde tespit yapıldığını, Raporda da belirtildiği üzere 3983 yevmiye no.lu muhasebe işlem fişindeki imzanın, hakiki imzanın model alınması suretiyle sahte olarak atıldıklarının rapora ekli … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı Ekspertiz Raporu ile tespit edildiğini,

h) 27.06.2014 tarihli ve 4341 yevmiye no.lu Muhasebe İşlem Fişi;

… uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun 5 inci sayfasında; "... DMİS LOG kayıtları üzerinde yapılan incelemede söz konusu fiş muhteviyatının 30/06/2014 tarihinde gerçek tutar üzerinden muhasebe kayıtlarına alındığı ancak 09/07/2014 tarihinde tahrif edilmiş tutarlar kullanılmak suretiyle eski kavdın değiştirildiği, 26/08/2014 tarihinde ise söz konusu muhasebe kaydı yine değiştirilerek gerçek tutarları ihtiva eden ilk kayda dönüldüğü görülmüştür. ... ” şeklinde tespit yapıldığını, Raporda da belirtildiği üzere 4341 yevmiye no.lu muhasebe işlem fişinin doğru tutarları ihtiva ettiğini, 4341 yevmiye no.lu muhasebe işlem fişinin doğru tutarları ihtiva eden sistem çıktısının ekte sunulduğunu, Raporda da belirtildiği üzere banka tahsilatının eksik kayda alınmasının söz konusu olmadığını, ayrıca 4341 yevmiye no.lu muhasebe işlem fişinde adına atılmış olan imzanın, hakiki imzaların model alınması suretiyle sahte olarak atıldıklarının rapora ekli … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün .. tarihli ve … sayılı Ekspertiz Raporu ile tespit edildiğini,

  1. Sayıştay 1. Dairesinin 41 sayılı İlamında ve buna ilişkin olarak tarafına tevdii edilen 27/04/2015 tarihli ve 2014. 3833. 127 sayılı sorguda; 29.08.2014 tarihinde …’ye … lira 29.08.2014 tarihinde …'ye … lira olmak üzere, toplam … TL'nin kurumla ticari hiçbir ilişkisi olmadığı anlaşılan firmalara satıştan iade gibi gösterilmek suretiyle aktarıldığı tespit edilmiştir denilerek kamu zararına sebebiyet verilmesi; 29.08.2014 tarihli ve 6349, 6350 yevmiye no.lu muhasebe işlem fişi ve 383858 no.lu gönderme emri; Sayıştay 1. Dairesinin 04.01.2016 tarihli ve 41 sayılı İlamında ve Satışlardan iade veya satış gibi gösterilen gerçeğe aykırı ödeme talimatları ile çeşitli firmalara aktarma yapıldığının belirtildiğini, ancak … Uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun 24 üncü sayfasında 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin işlemlerin tümüyle incelendiği ve sadece 29.08.2014 tarihinde toplam … lira olmak üzere bir kez bu işlemin yapıldığının tespit edildiğini, 29.08.2014 tarihinde ayni gün de … lira ve … lira olmak üzere toplam … lira olduğunu, bundan başka satıştan iade olarak herhangi bir gider bulunmadığını, bu konuda … uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun 24 üncü sayfasında belirtildiği gibi ...’ın, banka işlemlerinde imza taklidi yaptığını bunun da … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğündeki incelemeyle tespit edildiğini, yine DMİS LOG kayıtlarında bu muhasebe kayıtlarının kaydetme ve onay işlemlerinin ... tarafından yapıldığının İnceleme Raporunda tespit edildiğini,

  2. İlamda; “... Sosyal Güvenlik Kurumundan gönderilen sağlık gelirlerine ait tutarların muhasebe kayıtlarına eksik kaydedilmek suretiyle kamu zararına neden olunduğunun ...” belirtildiğini, öncelikle kayıtlara noksan alındığı belirtilen ve kamu zararı ile ilişkilendirilen 3015, 5639 ve 6089 yevmiye nolu muhasebe işlem fişlerine bakıldığında muhasebe kayıtlarının bankadan yapılan herhangi bir ödemeye veya gidere ilişkin olmayıp, banka hesabına giren tutarlara ait muhasebe kayıtları olduğunu (Bu MİF’lerin asıllarına Sayıştay Denetçileri ulaşamadığını) burada, banka hesabına giren tutarların saymanlığın muhasebe hesaplarına noksan kaydedilmesinin, bankaya giren tutarı değiştirmediğini yani hesaplara noksan alınmasının, SGK’dan gelen tutarlardan bir eksilmeyi veya herhangi bir gidere sebep olmadığını, bir kayıt hatası olduğunu, bu kayıt hatasından dolayı sorumluluk yüklenemeyeceğini, örneğin; 25.07.2014 tarihli ve 5639 yevmiye nolu muhasebe işlem fişi ile … TL hesaplara alınması gerekirken … TL noksanı ile … TL olarak hesaplara alınmış olduğunu ancak bu hatalı kaydın …TL’yi kaybetmediğini, bu miktarın yine banka hesabında mevcut olduğunu, yani bu hatalı kayıt ile bankadan fiilen bir gider veya eksilmenin olamayacağını, kamu zararı olarak değerlendirilen tutarların hiçbirinde verile emri veya herhangi bir sarf belgesi bulunmadığını ve tanzim edilmediğini (sorumlunun dilekçesinin devamında yaptığı açıklama ve itirazların …’nun açıklamaları ile aynı olmakla birlikte) ifade ederek sonuç itibariyle, olarak tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak Mali İşlemlerle İlgili Kontrol ve Takip Görevi Bulunan-İşletme Müdürü sıfatıyla temyiz talep eden ve buna ilişkin 43731 sayılı dosyası kendi gündem sırasında görüşülen ..., temyiz dilekçesinde özetle;

  1. Olayların özeti

… Üniversitesi Döner Sermaye Saymanlık Müdürlüğünde Sosyal Güvenlik Kurumundan Üniversite Hastanesine gönderilen paraların muhasebe kayıtlarına eksik kaydedilmesi ve söz konusu tutarların kurumla ticari ilişkisi olmayan kişi ve firmalara usulsüz olarak aktarılması suretiyle oluşan toplam … TL kamu zararına ilişkin olarak 1. Daire tarafından çıkarılan 2014/41 sayılı İlamda hakkında tazmine hükmedildiğini, İlamın temyiz edilmesi neticesinde Temyiz Kurulunun, olaylarda denetim yetkisinin ve sorumluluğunun bulunmadığını, adli yargıya ibraz edilen bilirkişi raporunun da görülmesi gerektiğini belirterek söz konusu İlamı bozarak Dairesine gönderdiğini, Temyiz Kurulunun bozma kararı üzerine, 1. Daire tarafından çıkarılan 29.11.2017 tarihli ve 303 sayılı Ek İlamda Denetçi ve Savcı görüşlerinin hakkındaki tazmin hükmünün kaldırılması yönünde olması karşısında, daha önce Temyiz Kurulunca bozulan 41 sayılı İlamdaki aynı cümlelerle hakkındaki tazmin hükmünde ısrar edildiğini, 303 sayılı Ek İlamı aşağıda açıklayacağı nedenlerle temyiz ettiğini,

  1. Temyiz incelemesi ile bozulan 41 sayılı İlama ilişkin önceki açıklamalarında özetle;

• Olayların Saymanlık Müdürlüğünde meydana geldiği ve İşletme Müdürlüğünün mevzuat dışı bir eylemi olmadığı,

• İşletme müdürlerinin, saymanlık müdürlüğünü denetleme ve kontrol yetkisinin bulunmadığı,

• İşletme müdürünün hesap sorumlusu olmadığı,

• İşletme Müdürünün işletmede sadece kendi uhdesindeki görevleri yerine getiren bir birimin sorumlusu ve mali işlerde “gerçekleştirme görevlisi” konumunda olduğu,

• Tarafına atfedilen sorumluluğun yetkisiz ve kusursuz sorumluluk olduğu ve bunun hakkaniyet, hukuk ve Sayıştay Genel Kurulu içtihatlarıyla uyuşmadığı,

• İşletme Müdürlüğünden gönderilen herhangi bir tahakkuk belgesine dayanmayan, saymanlıkça re’sen yapılan bu usulsüz işlemlerden Yönetmeliğin 18 inci maddesi kapsamında İşletme Müdürünün sorumlu tutulamayacağını zira, İşletme Müdürünün bu madde kapsamında saymanla birlikte sorumlu tutulabilmesi için söz konusu usulsüzlüklerin İşletme Müdürünün imzası olan bir belgeye dayanıyor olması gerektiği,

• Usulsüzlükleri yapan Saymanlık görevlisinin, bu aktarmaları DMİS programına girdikten sonra hemen sildiği, DMİS’te bu aktarmaların görünmediği, dolayısıyla İşletme Müdürü olarak DMİS kayıtlarından denetim elemanlarının bile fark edemediği bu nitelikli dolandırıcılığı fark etmesinin beklenemeyeceği,

Hususlarını yazılı ve sözlü olarak ifade ettiğini ve bunları yine tekrarladığını,

  1. İşletme Müdürünün Konumunun;

İşletme müdürleri hakkındaki yerleşik algılar nedeniyle işletme müdürünün konumundan bahsetmek istediğini, üniversite döner sermaye işletmelerinin, 2547 sayılı Kanun 58 inci maddesine göre üniversitelerdeki piyasa konusu hizmetlerin yürütülmesi için kurulmuş ve yapılandırılmış kurumlar olduğunu, üniversitenin tamamının tek bir işletme bu işletmenin en üst yöneticisinin rektör olduğunu, ilk yıllarda kanunen harcama yetkilisi olan rektörlerin, mali işlemlerin ve hacmin büyümesi üzerine harcama yetkilerini birim amirlerine devrettiklerini, hastanelerde harcama yetkilileri yani mali olarak en üst yetkililerin başhekimler olduğunu, daha önce rektörlere bağlı olan işletme müdürünün hastanelerde mali olarak başhekimlere bağlı gerçekleştirme görevlisi olarak görev yaptığını, işletmenin yöneticilerinin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58 inci maddesinde sayıldığını, bunlar içerisinde işletme müdürünün yer almadığını; yani işletme müdürünün kanunen işletmenin yöneticileri arasında sayılmadığını, 58 inci maddeye göre işletme yöneticilerinin; rektör, rektör yardımcıları, genel sekreter ve işletmenin her biriminin (hastane, fakülteler, yüksekokullar) akademik yöneticileri olduğunu, üniversitede işletme müdürlüğü uhdesindeki mali işlemlerin, tahakkuk, faturalama, satın alma işlemlerinden oluştuğunu, işletme müdürünün gerçekleştirme görevlisi olarak bu işlemleri yürüttüğünü, idari ve mali işlerin mevzuata uygunluğundan sorumlu olduğunu, işletme müdürünün bir kuruş bile harcama yetkisinin bulunmadığını, kısaca, işletme müdürünün işletmenin her şeyinde yetkili üst yöneticisi değil; sadece kendi uhdesindeki idari işlemler, tahakkuk ve satın alma işlerinden sorumlu bir buna mukabil işletme yönetiminde oy hakkı ve harcama yetkisi bulunmayan, işlerinde ilgili mevzuatı ve yönetimin talimatlarını uygulayan bir birim amiri olduğunu,

  1. İşletme müdürünün saymanlık üzerinde denetim ve kontrol yetkisinin bulunmadığını;

Saymanlık müdürlüklerinin, işletmenin mali ve muhasebe kayıtlarını tuttuğunu, bu kurumun, defterdarlığa bağlı olarak çalıştığını, saymanlık müdürlerinin işletme yürütme kurulunun kanuni üyesi olarak işletme yönetiminde oy hakkına sahip olduğunu, işletme yönetiminde söz hakkı olmayan işletme müdürlerinin ise, saymanlık müdürleri, saymanlık personeli ve işlemleri üzerinde denetim ve kontrol yetkisine sahip olmadıklarını, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58 inci Maddesine Göre Döner Sermaye İşletmelerinin Kurulmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 12 nci maddesi gerekçe gösterilerek, işletme müdürünün işletmenin tüm idari mali ve teknik işlerinden sorumlu olduğundan bahisle işletme müdürüne yetkisiz ve kusursuz sorumluluk yöneltildiğini, Temyiz Kurulunun 19/04/2017 tarihli 42993 sayılı bozma kararının karşı oy şerhinde de belirtildiği üzere, söz konusu Yönetmeliğin "Örgüt” başlıklı 11 inci maddesinde; “Döner Sermaye İşletmelerinin hizmetleri yönetim kurulu, ita amiri, işletme müdürü, tahakkuk memuru, veznedar, ayniyat memuru, ambar memuru, memurlar ve işçiler tarafından saymanlık hizmetleri ise Maliye Bakanlığınca kurulan döner sermaye saymanlıklarınca yürütülür." denilerek işletme ve saymanlık kavramları birbirinden ayrı tutulduğunu, dolayısıyla, Yönetmeliğin lafzını ve ruhunu yansıtan madde metninden anlaşılacağı üzere, işletmenin idari mali ve teknik işleri ile saymanlık hizmetlerinin birbirinden ayrı olduğunu ve saymanlık hizmetlerinin Maliye Bakanlığı hiyerarşisinde yürütüldüğünü, “işletme” ifadesinin kapsamını veren bu madde hükmü karşısında Saymanlık hizmetlerinde meydana gelen usulsüzlüklerin, işletmenin işleri arasında sayılamayacağını ve bu işlerden İşletme Müdürünün sorumlu tutulamayacağını, İşletme Müdürünün sorumlu olduğu mali işlemlerin kendi uhdesindeki mali işlemler (tahakkuk ve satın alma) olduğunun ve İşletmenin işlemlerinde mevzuata aykırılık ve usulsüzlük olmadığının ... Bakanlığının İnceleme Raporunda da tespit edildiğini, İşletme Müdürüne bağlı olmayan, ondan emir ve talimat almayan, başka bir kamu teşkilatına bağlı bir kurumun iş ve işlemlerinden İşletme Müdürünün sorumlu tutulamayacağını,

  1. Aynı olay hakkında Sayıştay 2. Dairesinin kesinleşmiş ilamları bulunduğunu;

İlam konusu olayların yıllara sâri bir nitelik arz ettiğini, 2012 yılında başladığını, 2014 yılı içerisinde sona erdiğini, olayın 2012 ve 2013 yıllarına ait yapılan yargılamaları neticesinde Sayıştay 2. Dairesinin 18.10.2016 tarihli ve 35422 karar, 454 ilam numaralı ve yine ilam konusu 2013 yılındaki usulsüz işlemlerin yargılamasına ilişkin 18.10.2016 tarihli ve 35423 karar, 312 ilam numaralı Kararında (her iki karar, sf.14);

“… Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesinin mali ve muhasebe işlemleri Maliye Bakanlığına bağlı olarak kurulan Saymanlık Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Döner Sermaye İşletmesi Müdürleri gelir ve giderlerin ilgili mevzuatına uygun olarak tahakkuk ettirilmesi ve alacakların tahsil edilebilir duruma getirilmesinden sorumludurlar. Bu haliyle Saymanlık Müdürlüğü ile Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü birbirinden bağımsız, farklı görev, yetki, sorumluluk ve çalışma usulü olan birimlerdir. İşletme müdürlerinin saymanlık müdürleri üzerinde denetim ve kontrol yetkisi bulunmamaktadır.

Yapılan incelemede bahsi geçen usulsüz işlemlerin Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünde düzenlenen herhangi bir belgeye dayanmadığı, bu işlemlerin saymanlık müdürlüğünde oluşturulan gerçeğe aykırı belgelerle yapıldığı, işletme müdürlüğünde yer alan muhasebe kayıtlarının sosyal güvenlik kurumundan gönderilen tutarları ihtiva ettiği anlaşılmıştır.

Bu nedenlerle, saymanlık müdürlüğünde resen yapılan usulsüz işlemler sonucunda ortaya çıkan kamu zararında döner sermaye işletme müdürü ...’ın sorumluluğunun bulunmadığı,...”

Denildiğini, ilam konusu olaylarda sorumluluğunun bulunmadığının kesin hüküm haline geldiğini,

  1. DMİS Kayıtları ve Karşılaştırmalar;

303 sayılı Ek İlamda -Temyizde bozulan 41 sayılı ilamdaki aynı ifadelerle- DMİS kayıtlarının İşletme Müdürüne açık olduğu ve bu kayıtları İşletme Müdürünün görebildiğinin belirtildiğini, halbuki, usulsüz ödemeleri yapan ...’ın bu işlemleri DMİS programından hemen sildiği ve usulsüz ödemelerin muhasebe kayıtları dışında tutulduğu (DMİS programında bu usulsüz kayıtların olmadığı) hususunun … Bakanlığı İnceleme Raporunda (sayfa 2 ve 3) yer aldığını, dolayısıyla her gün incelense de programda olmayan bu kayıtları görmenin olanaksız olduğunu; karşılaştırmalarla ilgili olarak ise; günü gününe karşılaştırma yapıldığını, kendilerine gelen ekstrelerin doğru olması nedeniyle de karşılaştırmalarda bir sorun çıkmadığını önceki 41 sayılı İlama karşı savunmalarında da belirttiğini,

  1. Yönetmeliğin 18 inci maddesine göre tarafına sorumluluk yüklenemeyeceğini;

Yönetmeliğinin 18 inci maddesi gereği 16 ve 17 nci maddelerinde sayılan mali takip ve kontrol görevleri nedeniyle de Saymanla birlikte sorumlu tutulduğunu, bu maddede; “Sayman bu Yönetmeliğin 16. ve 17. maddelerinde sayılan görevlerinden dolayı ilgisine göre tahakkuk memuru, İta Amiri ve ilgili diğer memurlarla birlikte sorumludur” denildiğini, bu kapsamda sorumlu tutulabilmesi için usulsüz işlemlerin bir harcama belgesine dayanması ve bu harcama belgesinde de imzasının olması gerektiğini, ilam konusu işlemlerin Saymanlıkta re’sen yapılan işlemler olduğunu, İşletmeden gönderilen bir tahakkuk belgesine dayanmadığını dolayısıyla, üzerinde imzası olan herhangi bir belgeye dayanmayan bu işlemlerden bu madde kapsamında sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki, 18 inci madde hükmü kapsamında sorumluluk atfedilirken sadece Gerçekleştirme Görevlisine sorumluluk yöneltilerek, Harcama Yetkilisinden hiç bahsedilmemesinin bu suçlamanın hukuksuzluğuna işaret ettiğini, kamu zararına sebep olan işlemlerin, işletmenin gerçeğe ve mevzuata aykırı herhangi bir işleminden ve ya belgesinden kaynaklanmadığı ve Saymanlık Müdürlüğünde re’sen yapılan işlemler olduğunun … Bakanlığı Raporunda sabit olduğunu,

  1. Sayıştay Genel Kurulunun Sorumluluklarla İlgili Kararı;

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı Kararında sorumlu tutulacak grupların belirlendiğini, bunların; Bakanlar, üst yöneticiler, harcama yetkilileri, gerçekleştirme görevlileri ve muhasebe yetkilileri olduğunu, döner sermaye işletme müdürünün “gerçekleştirme görevlisi” görevini yürüttüğünü, gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğunun ikincil sorumluluk mahiyetinde olduğunu, 5018 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre “Gerçekleştirme Görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” denildiğini ve hükümde ifade edildiği üzere, gerçekleştirme görevlileri harcama yetkilisinin talimatı üzerine görev yaptıklarını, gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluklarının 5018 sayılı Kanunun 33 üncü maddesine atıf yapılarak 5189/1 sayılı Genel Kurul Kararında;

“Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine, işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

(...)

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.”

Denildiğini, bu hüküm uyarınca, bir mali işlemi gerçekleştirmede görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, gerçekleştirme işlemini yapan memurun, yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevli tarafından düzenlenip imzalanan belgeye dayanıyor olmasının zorunlu olduğunu, gerçekleştirme görevlisi olan işletme müdürünün sorumluluğuna ancak ödeme belgesinde bir hata olması halinde gidilebileceğini, söz konusu edilen işlemlerin, ödeme emri belgesindeki ya da işletmenin herhangi bir belgesindeki hata ve gerçeğe aykırılıkla ilgili olmadığı gibi, gerçekleştirme görevlisi ya da işletme müdürü sıfatıyla yapılan iş ve işlemlerle de ilgisi bulunmadığını, İlamda kamu zararına neden olan işlemlerin, hak sahibi olmayan kişilere ödeme yapılması ile ilgili olduğunu, Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı Kararında “hak sahibi olmayan kişilere ödeme yapılması nedeniyle ortaya çıkan kamu zararından, doğrudan ve tek başına muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması gerektiğine oybirliğiyle," ifadelerine ver verildiğini,

  1. Kamu zararı sorumluluk tespitinde illiyet bağı bulunması gerektiğini;

Sorumluluğa hükmedilebilmesi için ortaya çıkan zararın kamu görevlisinin bir fiilinden kaynaklanmış olması, “zarar” ile “zarar veren olay” arasında illiyet bağı (neden-sonuç ilişkisi) bulunması gerektiğini, Sayıştay Denetim Yönetmeliğinin 43 üncü maddesinde, kamu zararına ilişkin olarak bir kamu görevlisine sorumluluk yöneltilebilmesi için 'Kamu zararının, belirlenen kamu görevlilerinin mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemlerinden kaynaklandığına ilişkin illiyet bağının kurulması." şartının getirildiğini, dolayısıyla, İşletme Müdürü olarak, kamu zararı ile illiyet bağı olan, mevzuata aykırı bir kararı, işlemi veya eylemi bulunmadığından hem 5018 ve 6085 sayılı Kanunlar, hem Sayıştay Denetim Yönetmeliği, hem de mezkur Sayıştay Genel Kurul Kararına göre tarafına sorumluluk yöneltilemeyeceğini,

  1. Temyiz Kurulunun;

“Bu durumda; Saymanlık Müdürlüğünde yapılan usulsüz işlemler sonucunda ortaya çıkan kamu zararında, Döner Sermaye İşletme Müdürü ...’ın sorumluluğunun bulunmadığı ayrıca 41 sayılı ilamın hüküm tarihi olan 19.11.2015 tarihinden sonra düzenlendiği için Daire yargılaması sırasında mevcut olmayan ve dilekçe ekinde ibraz edilen 15.06.2016 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporunun Daire tarafından görülmesi gerektiği düşünüldüğünde; sunulan belgelerin değerlendirilmesi ve sorumluluk konusunda yukarıda belirtilen hususların dikkate alınarak yeniden hüküm tesisi için 41 sayılı ilamın 1 inci maddesi ile … TL'ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün BOZULMASINA ..." şeklindeki Kararından sonra Dairesince yapılan inceleme ve yargılama neticesinde çıkarılan 303 sayılı Ek İlamda Denetçi ve Savcı görüşlerinin, hakkındaki tazmin hükmünün kaldırılması şeklinde gelişmesi karşısında, Ek İlamdaki tazmin hükmü gerekçelerinin, bozulan 41 sayılı İlamın gerekçe metninden hiçbir farkı bulunmadığını, bu açıdan da, Temyiz Kurulu Kararına göre kendisi hakkında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sorumlu ... vermiş olduğu ek dilekçesinde ise özetle; temyiz konusu olan usulsüz aktarmalara ilişkin olarak … Rektörlüğünün, olayda görevini ihmal ettiği tespitiyle verdiği disiplin cezasının iptali için … İdare Mahkemesine açtığı dava sonucunda Mahkeme heyetinin, "kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek eylemini” işlemediğine, diğer bir deyişle; Mahkemenin, görevi ihmal etmediğine hükmederek disiplin cezasını iptal ettiğini, söz konusu Mahkeme Kararının, … Bölge İdare Mahkemesinin 2018/1069 karar nolu istinaf kararıyla kesinleştiğini, temyiz konusu olaylarda herhangi bir yetki, sorumluluğu ve görevi ihmalinin olmadığına; Temyiz Kurulunun 19/04/2017 tarihli 42993 sayılı bozma kararı ve Sayıştay 2. Dairesinin kesinleşen 2013/312 ve 2012/454 sayılı kararlarına ek olarak sunmuş olduğu aynı yöndeki kesinleşmiş mahkeme kararının da değerlendirilmesini ve hakkındaki tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Bu itirazlar üzerine Temyiz Kurulunun 27.02.2019 tarihli ve 45743 tutanak (29789 ilam) [temyiz talebinde bulunan diğer sorumlulardan ... için aynı tarihli ve 43744 tutanak (29799 ilam); ... için aynı tarihli ve 45745 tutanak (29800 ilam)] sayılı Kararında özetle; “usulsüz işlemler nedeniyle ortaya çıkan kamu zararından, suç teşkil eden fiilleri kasten işleyen ... ile birlikte görevlerinden kaynaklanan kontrolleri yerine getirmede gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek ihmallerinden dolayı usulsüz işlemlerin oluşmasına elverişli bir ortam sağlayan Muhasebe Yetkilileri ile İşletme Müdürünün de sorumlu olduğu” belirtilerek (bu defa … TL olarak) tazmin hükmünün TASDİKİNE, oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Yukarıda adı geçen sorumlu (…), bu defa karar düzeltilmesi kanun yoluna başvurarak gönderdiği dilekçede özetle; 27.02.2019 tarihli ve 45743 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararında; “Program üzerinden alınan ve ıslak imza olmadığı için kolaylıkla tahrif edilen ekstreler kullanılarak usulsüz ödemelerle sonuçlanan bir dizi usulsüz işlemin gerçekleştirilmiş olmasında Muhasebe Müdürü ... ve Muhasebe Müdür Yardımcısı …'nun ihmallerinden elverişli bir ortam sağladığı …” denilerek 2014 yılında SGK’dan gelen ve fiilen Saymanlığın banka hesabına giren ancak muhasebe kayıtları için tanzim edilen, 3015, 5638 ve 6089 yevmiye nolu muhasebe işlem fişlerinde imzası bulunduğu için bahse konu olan tazmin hükmü kendisine isnat edildiğini,

  1. 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 7 inci maddesinin (3) nolu bendinde; “Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür.” denilmekte olduğunu, 17.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında ve Sayıştay 3. Dairesinin 22.04.2014 tarihli ve 1499 nolu Ek İlamında;

“…

  • Mevzuata aykırı Karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olmalıdır.

Bu yeni sorumluluk sisteminde objektif (kusursuz) sorumluluk anlayışından vazgeçilmiş bulunulmaktadır.”

Ve ayrıca; “Muhasebe birimlerinde görev yapan personelin görev unvanlarıma göre iş tanımları yapılmakta, muhasebe işlemleri de muhasebe yetkilisince belirlenen iş grubuna dâhil memurlarca kayıt altına alınmaktadır.” denildiğini, İlamda belirtilen iş bölümünün yazılı olarak tarafınca yapıldığını, burada da illiyet bağı kurulamadığını, illiyet bağının bir hukuk terimi olduğunu, Türkçe karşılığının "nedensellik bağı" olarak adlandırılabileceğini, hukuki sonuç ile sonucu ortaya çıkaran olguların arasındaki bağı belirttiğini, ortaya çıkan zarar ile failin davranışı (fiil) arasındaki bağlantı olarak tanımlanabileceğini (bu olayda fail ...’ın yetkisi olmadığı halde Bankaya verdiği talimatla bu yetkisiz ve usule uygun olmayan talimatı Bankanın verine getirmesinin fiili oluşturduğunu), maddi hukukta olsun ceza hukukunda olsun kusur veya kasttan sorumlu tutulabilmek için uygun illiyet bağının varlığının aranacağını, böyle bir bağ kurulamıyorsa sorumluluk oluşmayacağını,

UYGUN İLLİYET BAĞI: Kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye sebep olma seklinde gerçekleşen kamu zararının, kamu görevlisinin karar, eylem ve işleminde kaynaklanması gerektiğini, nedensellik ve sebep sonuç ilişkisinin varlığının mecbur olduğunu, ıslak imzalı banka ekstresinin alınmayışının geliri azaltıcı veya gideri çoğaltıcı bir durumda olmadığını, kesinlikle sonucu tayin edici bir nitelik taşımadığını, bunun için de ekstre alınmamasının hiçbir kanun ve içtihat doğrultusunda illiyet bağı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını,

İLLİYET BAĞI VE OBJEKTİF İSNADİYET:

a) Hiç kimsenin, kendi hareketinin neden olmadığı, kendi hareketinin sonucu olmayan bir neticeden sorumlu tutulamayacağını, usulsüz olan para çıkışlarının hiç birisinin kendisinin yetkili veya yetkisiz olarak yazılı, sözlü veya e-maili ile yapılmadığını, kendisinin hiçbir şekilde usulsüz bir ödeme talimatı vermediğini,

b) Bir neticeden sorumlu tutulabilmenin temelini, hareket ile netice arasındaki sebep sonuç ilişkisini ifade eden “nedensellik bağı”nın oluşturduğunu, bu olaydaki nedensellik bağının; ekstreyi almamak değil ödeme talimatı vermek olduğunu,

c) Sorumluluk için ayrıca, meydana gelen neticenin faile objektif olarak isnat edilebilmesinin de gerektiğini, burada sadece bir neticenin failin “eseri” olarak görülüp görülemeyeceği sorunu söz konusu olduğu için “objektif isnadiyet’ten bahsedildiğini,

NEDENSELLİK BAĞI: Hileli davranışlarla mağdurun aldatılması ile zararın doğması arasında illiyet bağı bulunması, failin de illiyet bağının bilincinde olması gerektiğini, failin hileli hareketlerde bulunması sonucu mağdurun aldatılması, mağdurun bozulan iradesi sonucu faile veya üçüncü bir kişiye menfaat sağlaması gerektiğini, bu olayda; sadece banka ekstresinin alınmayışının bir menfaat sağlamasının mümkün olmadığını,

    • Banka ekstresinin ıslak imzalı olarak alınmayışının kamu zararı durumu:

Kamu zararı bağlamında; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesi ile ve herhangi bir bendi ile de ilişkilendirilemediğini, hiçbir bendi ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, kamu zararı bağlamında banka ekstresinin alınmayışının adının dahi geçmediğini, bahse konu olan ekstrenin ıslak imzalı alınmamasının geliri azaltacağı veya gidere sebep olmasının mümkün olmadığını, kesinlikle sonucu tayin edici bir nitelik taşımadığını, eğer ... yetkisi olmadığı halde ve usule uygun olmayan ödeme talimatlarını vermemiş ve bankada bu yetkisiz ve usulsüz talimatları yerine getirmemiş olsaydı mevcut paradan bir eksilme olmayacağını, yani banka ekstresinin alınmayışının bir gidere etkin bir fiil olmadığını, diğer yandan, ıslak imzalı banka hesap cetvelini almamakla kamu zararına elverişli ortam sağlandığı değerlendirmesinin de hukuka uygun bir değerlendirme olmadığını, ıslak imzalı banka hesap cetvelini almaları gerekliliği konusuna kendilerinin de katıldığını, ıslak imzalı banka hesap cetvelini düzenli almış olsalardı bile bu kamu zararının yine olacağını, ıslak imzalı banka hesap cetvelini almış olsalar bile sonucun değişmeyeceğini, örnek olarak;

Yevmiye No İlk Tarihi Değişim T. Değişim Tarihi Değişim T.

316 (R.S 3 Md.l) 31.01.2014 5 kez değiştirilmiş 16.07.2014

569 (R.S 4 Md 2) 14.02.2014 16.04.2014 (62 gün)

1298 (R.S 4 Md 3) 14.03.2014 16.04.2014 (32 gün)

1721 (R.S 4 Md.4) 28.03.2014 07.04.2014 (09 gün) 16.04.2014 (18 gün)

4341 (R.S 5 Md 9) 27.06.2014 30.06.2014 (03 gün) 09.07.2014 (12 gün) 26.08.2014

Olduğunu, yani, Bankaya gelen paraların doğru tutarlarla kayda girildiğini ancak DMİS sisteminde kayıtlı olan tutarların ... tarafından değiştirildiğini, Bakanlık … Uzmanlarının LOG kayıtlarından tespit ettiklerini, yukarıdaki örneklerden de görüldüğü üzere; banka ekstresinin ıslak imzalı alınıp hesaplara doğru kayıt alındığı durumda dahi sonradan değiştirileceğini gösterip kamu zararının olmasını engelleyemediğini, tablodaki örnek kayıtların bunu teyit etmekte olduğunu, yani ekstrenin alınmasının bu kamu zararının olmasını engelleyemediğini, bunun için sadece banka ekstresinin alınmayışının kamu zararının olmasına bir sebep olmadığını, bunun için bahse konu olan kamu zararına kendisinin banka ekstresinin ıslak imzalı olarak almadığı için sebep olduğumu söylemenin ne kadar hukuka uygun olabileceğin Kurulumuzun takdirlerine bıraktığını, SGK’dan gelen paranın saymanlık muhasebe kayıtlarına noksan alınması ve ıslak imzalı banka hesap özet cetvelinin alınmamasının fiili olarak bankadaki mevcut paradan bir gidere veya eksilmeye sebep olmadığını, ayrıca geliri azaltıcı bir durum da olmadığını, banka ekstresinin alınmamasının; geliri azaltıcı, gideri çoğaltıcı veya gidere bir sebep olmadığını, ancak finansal veriler ve tablolara esas teşkil edeceğini, hiçbir mevzuatta banka ekstresinin alınmamasının geliri azaltacağı veya gidere sebep olacağına ilişkin bir tek hüküm bulunmadığını, buna uygulanacak cezaya ilişkin de hüküm ifade eden bir tek mevzuat da bulunmadığını, bunun idari bir olay olduğunu, bunun için de Kurumunca yapılan soruşturma sonucunda bu husus ile ilgili olarak uyarı cezası aldığını, eğer bu kamu zararına sebep olsaydı uyarı cezası ile yetinilmeyeceğini, diğer yandan 5237 sayılı Kanunun “Suçta ve cezada kanunilik ilkesi” başlıklı 2 inci maddesinin birinci bendine de muhalefet edildiğini, Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceğini ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağını, günümüzde hiçbir kanunda banka ekstresinin alınmayışının suç olduğunun sayılmadığını ve bir ceza belirlenmediğini,

  1. Kendisine isnat edilen tazmin hükmünün hiçbir kanun ile desteklenemediğini, sadece yoruma dayanmadığını, herhangi bir kanun ile desteklenemediği için usule uygun olmadığını, hukukta; “Usul esasa mukaddemdir’’ ilkesinin herkesin malumu olduğunu, bunun için de söz konusu olan tazmin hükmünün yok hükmünde olması gerektiğini, Kanuna dayanmayan ve yoruma dayanan bir hükmün de zaten irapta da mahalli olamayacağını, Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 73/5 maddesinde banka ekstrelerinin alınmasına ilişkin hüküm bulunduğunu, ancak alınmaması halinde nasıl bir ceza gerektirdiğini ve hangi ceza uygulanmasına ilişkin gerek mezkûr Yönetmelikte gerekse günümüzdeki yürürlükte olan hiçbir kanun da bu hususa ilişkin hiçbir hüküm bulunmadığını, bunun için izafe edilen tazmin hükmü ile;
  1. 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 7 inci maddesinin (3) nolu bendine;

  2. 14.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararına;

  3. Sayıştay 3. Dairesinin 22.04.2014 tarihli ve 1499 nolu Ek İlamına;

  4. 6098 sayılı Kanunun 49 uncu maddesine;

  5. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu 71 inci maddesine;

  6. 5237 sayılı Kanunun 2 inci maddesinin birinci bendine;

  7. Hukukta; usulün esasa mukaddem olması ilke ve kuralına da muhalefet edildiğini,

Diğer taraftan;

  1. Bu kadar yüksek rakamda bir kamu zararı için olayın faili olan ...’ın ifadesi alınabilecek iken bunun yapılmadığını,

  2. Sayıştay 3. Dairesinin 22.04.2014 tarihli ve 1499 nolu Ek İlamında; belirtilen iş bölümünü yapmış olduğunu, V.H.K.İ. …’e 07.11.2012 tarihinde yaptığı sekiz maddelik yazılı iş bölümünde “Banka ekstresine bağlı iş ve işlemler’'' başlığı altında bu görev ile de görevlendirdiğini, ancak adı geçenin şimdiye kadar bilgi ve görgüsüne dahi başvurulmadığını,

  3. 2014 Yılında ...’a kesinlikle bir gün dahi olsun saymanlık yetkisi verilmediğini, … Bankasına, yetkisi olmayan bir kişinin, mail, faks ve telefon teyidi gibi usule uymayan ödeme talimatlarının hangi nedenle gerçekleştirildiğinin bir yazı ile dahi sorulmadığını, bu hususların da dikkat çekici olduğunu,

Sonuç olarak, kendisinin imzaladığı üç adet muhasebe işlem fişi ile SGK’dan gelen paranın noksan kayda alınması ve banka hesap özetinin ıslak imzalı alınmamasının bir gelirin azalmasına veya gidere sebep değil; kayıt hatası olduğunu, kendisinin ihmalimden kaynaklanan hiçbir işleminin sonucu tayin edici bir nitelik taşımadığını, kendisinin imzasına ve şifresine bağlı usulsüz bir gelir azalması veya usulsüz gider bulunmadığını, kendisinin yetkili veya yetkisiz olarak yazılı, sözlü veya e-maili ile hiçbir talimatı olmadığını ve buna bağlı olarak hiçbir ödeme yapılmadığını, kendisinin hiçbir şekilde usulsüz bir ödeme talimatı vermediğini, söz konusu ödemeler içinde herhangi bir ödeme emri veya sarf belgesi tanzim edilmediğini, kendisinin ihmalinden dolayı herhangi bir kamu zararı söz konusu olmadığını, olayın nitelikli evrakta sahtecilik olduğunu, kendisinin herhangi bir illiyet bağım bulunmadığını (idari soruşturmada, adli yargılamada ve … incelemesinde de tespit edilemediğini), bilerek, kasten veya ihmali ile hiçbir usulsüz iş ve işlemin gerçekleştirilmesine sebep olmadığını ifade etmek suretiyle tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini arz etmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak Muhasebe Kayıtlarında İmzası Bulunan-Muhasebe Yetkilisi sıfatıyla karar düzeltilmesi talep eden ve buna ilişkin 43684 sayılı dosyası kendi gündem sırasında görüşülen ..., karar düzeltilmesi dilekçesinde özetle; öncelikle kayıtlara noksan alındığı belirtilen ve kamu zararı ile ilişkilendirilen 316, 569, 1298, 1721, 2449, 3310, 3983, 4341 yevmiye nolu muhasebe işlem fişlerine bakıldığında muhasebe kayıtlarının Bankadan yapılan herhangi bir ödemeye veya gidere ilişkin olmayıp, banka hesabına giren tutarlara ait muhasebe kayıtları olduğunu (bu MİFlerin asıllarına Sayıştay Denetçilerinin ulaşamadığını), burada, banka hesabına giren tutarların Saymanlığın muhasebe hesaplarına noksan kaydedilmesinin, bankaya giren tutarı değiştirmediğini, yani hesaplara noksan alınmasının, SGK’dan gelen tutarlardan bir eksilmeyi veya herhangi bir gidere sebep olmadığını, bunun bir kayıt hatası olduğunu, bu kayıt hatasından dolayı sorumluluk olamayacağını, bahse konu olan bu kayıt hataları sebebiyle; gelen tutarların Saymanlık hesaplarına noksan kaydedilmesinin banka mevcudunu fiilen değiştiremeyeceğini, burada bir kamu zararından bahsedilecekse SGK’dan gelen ve Saymanlık banka hesabına fiilen giren tutarların hesaplara noksan alınması ile değil; yapılan ödemelerle ilişkilendirilmesi gerektiğini, gelen paranın kayıtlara noksan alınmasının; bir kayıt hatası olduğunu, sonucu tayin edici bir nitelik taşımadığını, bunun için bu noksan kayıt alınmasında kamu zararından bahsetmenin ne kadar doğru olacağının sorgulanması gerektiğini, kamu zararı olarak değerlendirilen tutarların hiçbirinde verile emri veya herhangi bir sarf belgesi bulunmadığını, tanzim edilmediğini, bunun içinde kendi imzasına bağlı olarak kesinlikle hiçbir şekilde gelirin azalması veya usulsüz bir gider bulunmadığını, elektronik ortamda tahrif edilerek değiştirilen hesap özet cetvellerini gerçeğinden ayırmanın imkânsız olduğunu, bu durumun da konusu suç teşkil eden bu fiillerin ne kadar nitelikli olduğunu ve kendisi tarafından tespitinin imkânsızlığını ortaya koymakta olduğunu, Emekli Baş Müfettiş …, Sayıştay Emekli Uzman Denetçisi … ve Sayıştay Emekli Uzman Denetçisi …’dan müteşekkil komisyonun bilirkişi olarak; … Uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunu da incelediklerini ve kırk üç sayfalık bir rapor yazdıklarını, bu Raporun 38/43 nolu sayfasında “... ...’ın 2012, 2013 ve 2014 yıllarında işlediği zimmet fiillerinin zincirleme olarak işlenmiş NİTELİKLİ ZİMMET suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; …” diyerek günlük idari kontrollerde tespit edilmesinin çok zor olduğunu teyit ettiğini, gerçekten de bu olayın günlük kontrollerle tespit edilmesinin oldukça zor olan bir durum olduğunu, 2012 yılında ... … ve 2013 yılında ... …’in de yaptıkları Daire denetiminde usulsüz işlere ilişkin hiçbir tespit yapamadıklarını, bu usulsüz olayın nitelikli evrakta sahtecilik olduğunu, yapılan usulsüz ödemelerin esas kusurlu tarafının … Bankası … Şubesi olduğunu, şöyle ki; … Uzmanları tarafından düzenlenen .. tarihli ve …sayılı İnceleme Raporunun 6. sayfasında “Usulsüz aktarma işlemleri, günlük banka ödemeleri için Saymanlıkça düzenlenen gönderme emri ve eki gönderme emri listesinde ayrı olarak, ... tarafından hazırlanıp imzalanan ve … Bankası … Şubesine fakslanan gönderme emri listeleriyle gerçekleştirilmiştir. Fakslar … (Döner Sermaye Saymanlığının faks numarası) ve … (…Tıp Fakültesi Dekan Sekreterliği) numaralı fakslardan gönderilmiştir. Yukarıda belirtilen gerçeğe aykırı gönderme talimatları (gönderme emri listeleri … Bankası … Şubesinden temin edilmiştir. ...”denildiğini, dilekçe ekinde sunulan gönderme emri listeleri incelendiğinde görüleceği gibi; ödeme listelerini ...’ın Muhasebe Uzmanı kaşesini basarak imzaladığını, listelerde Saymanlık mühürü dahi kullanılmadığını, yapılan bütün usulsüz işlemlerin tamamının da bu şekilde geçekleştirildiğini, kaldı ki 2014 yılında ...’ın Saymanlık Müdürlüğüne vekaletinin de söz konusu olmadığını, çünkü 2014 yılında ... olarak kendisinin ve ... olarak …’nun bulunduğunu, kendilerinin de hiçbir surette izinleri çakıştırmadıklarını, Saymanlık yetkisinin Müdür olarak kendisinde izine ayrıldığında da Saymanlık vekâletinin ... …’ya verildiğini, mevzuatımız gereği Saymanlık Yetkilisi herhangi bir nedenle görevinden ayrıldığında; görevden ayrılmadan Saymanlık Müdürlüğüne kimin vekâlet edeceğinin vekâlet edecek kişinin tatbik imzası da bulunan bir yazı ile bankaya bildirildiğini, … Bankasının, … tarih ve … sayı ve .. işaretli yazıları ile “Şubemizde yapılacak olan yılsonu bilgi güncelleme sebebi ile Kurumunuza ait personellerin yetki belgelerinin şubemize gönderilmesi hususunu,” diye yazı yazdıklarını, Saymanlık ile Banka arasında yetki belgesi diye bir olay bulunmadığını, Banka için yetkili kişinin; görev başındaki Saymanlık yetkilisinin Saymanlık görevinden ayrılmadan kendi imzası ile bildirdiği kişi olduğunu, Bankanın bu yazısına karşılık … tarihli yazı ile Bankaya bildirildiğini, bu yazıda Saymanlık Yetkilisi olarak … ve … olarak tatbik imzalarının ile belirtildiğini, Maliye Bakanlığının ödemeye yetkili hiçbir biriminde bilgisayardan e-mail, faks veya telefon teyidi ile ödeme talimatı diye bir olay bulunmadığını, usulsüz para aktarmalarının ...’ın mevzuat hükümlerine aykırı olarak Bankaya gönderdiği faks ve elektronik ileti şeklindeki gerçeğe aykırı ödeme talimatlarıyla gerçekleştirildiğini, ama maalesef Bankanın bu hususa da uymadığını, kişinin yetkisi olmadığı halde ödeme talimatlarını yerine getirdiğini, hatta kendisinin göreve başladığı 30/09/2013 tarihinde …’da müdürlük sınavına girdiği aynı gün dahi verdiği talimatla bir seferde … TL’lik ödeme geçekleştirdiğini, yani, ... ...’ın Saymanlık Müdürlüğünde görevinde olmadığı ve sınav için …'da bulunduğu 30.09.2013 tarihinde bile usulsüz işlem gerçekleştirdiğini, Sayıştay Başkanlığı 2. Dairesinin; 2013 yılı için 30 Kasım 2016 tarihli ve 312 sayılı İlamı ile yapılan yargılamada sorumluluğunu kaldırdığını, İlamın kesinleştiğini, 16 ncı sayfasında; “... Buna göre usulsüz işlemler nedeniyle ortaya çıkan kamu zararının, muhasebe yetkilisi oldukları için savunmaları alınan ... (...) ve …’nun (...-... Vekili) mevzuata aykırı karar, işlem ve eyleminden kaynaklanmadığı, kamu zararına ilişkin olarak illiyet bağı olmadığından kamu zararında sorumlulukları bulunmadığı anlaşılmıştır. ...” denildiğini, ödeme talimatlarının gerçeğe aykırı olduğu hususunun … Uzmanları tarafından düzenlenen İnceleme Raporunda tespit edildiğini, eğer Banka, mevzuatta belirtildiği şekilde ıslak imzalı ve mühürlü gönderme emirlerini aramış olsaydı, bu usulsüz ödemelerin hiçbirinin gerçekleşmemiş olacağını, Saymanlık Müdürlüğünde göreve başladığında, devir işlemlerinin yapıldığı tarih olan 01.10.2013 tarihli ve 153 sayılı resmi yazının Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 586 ncı maddesi gereği tatbik imzası ile birlikte … Bankası A.Ş. … Şubesine bildirildiğini, Bankanın, mevzuatta belirtildiği şekilde ıslak imzalı ve mühürlü gönderme emri arama zorunluluğunun protokolde belirtilmediğini ve bu nedenle faks ve elektronik ileti şeklindeki ödeme talimatlarını yeterli gördüğünü gerekçe gösterse dahi, yetkisi olmayan bir kişinin kendi adını ve unvanını kullanarak gönderdiği ödeme talimatını verine getirdiğini, ancak, … Bankası … Şubesinin, gönderilen tüm bu yetki yazılarına itibar etmek yerine yetkisiz bir personel olan ... tarafından gerçekleştirilen, mevzuat şartlarına uymayan, ıslak imzasız faks ve elektronik talimatlarla İlamda belirtilen usulüz para aktarma işlemlerini gerçekleştirdiğini, usulsüz para aktarma (kamu zararına ait) işlemlerin hiçbirinde imzasının bulunmadığını, … Bankası … Şubesi gönderilen yetki yazılarının gereği olarak sorumluluklarını verine getirmiş olsaydı göreve başladığı tarihlerden sonra yapılan usulsüz ödemelerin hiçbirinin gerçekleşmeyeceğini, bu konuda … Uzmanları tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun da 24 üncü sayfasında belirtildiği gibi ...’ın, banka işlemlerinde imzasını taklit etmiş olup, bu imza taklidinin de … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’ndeki incelemeyle tespit edildiğini,

  1. 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 7 inci maddesinin (3) nolu bendinde; “Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür.” denilmekte olduğunu, 17.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında ve Sayıştay 3. Dairesinin 22.04.2014 tarihli ve 1499 nolu Ek İlamında;

“…

  • Mevzuata aykırı Karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olmalıdır.

Bu yeni sorumluluk sisteminde objektif (kusursuz) sorumluluk anlayışından vazgeçilmiş bulunulmaktadır.”

Ve ayrıca; “Muhasebe birimlerinde görev yapan personelin görev unvanlarıma göre iş tanımları yapılmakta, muhasebe işlemleri de muhasebe yetkilisince belirlenen iş grubuna dâhil memurlarca kayıt altına alınmaktadır.” denildiğini, İlamda belirtilen iş bölümünün yazılı olarak tarafınca yapıldığını, burada da illiyet bağı kurulamadığını, illiyet bağının bir hukuk terimi olduğunu, Türkçe karşılığının "nedensellik bağı" olarak adlandırılabileceğini, hukuki sonuç ile sonucu ortaya çıkaran olguların arasındaki bağı belirttiğini, ortaya çıkan zarar ile failin davranışı (fiil) arasındaki bağlantı olarak tanımlanabileceğini (bu olayda fail ...’ın yetkisi olmadığı halde Bankaya verdiği talimatla bu yetkisiz ve usule uygun olmayan talimatı Bankanın verine getirmesinin fiili oluşturduğunu), maddi hukukta olsun ceza hukukunda olsun kusur veya kasttan sorumlu tutulabilmek için uygun illiyet bağının varlığının aranacağını, böyle bir bağ kurulamıyorsa sorumluluk oluşmayacağını,

UYGUN İLLİYET BAĞI: Kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye sebep olma seklinde gerçekleşen kamu zararının, kamu görevlisinin karar, eylem ve işleminde kaynaklanması gerektiğini, nedensellik ve sebep sonuç ilişkisinin varlığının mecbur olduğunu, ıslak imzalı banka ekstresinin alınmayışının geliri azaltıcı veya gideri çoğaltıcı bir durumda olmadığını, kesinlikle sonucu tayin edici bir nitelik taşımadığını, bunun için de ekstre alınmamasının hiçbir kanun ve içtihat doğrultusunda illiyet bağı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını,

İLLİYET BAĞI VE OBJEKTİF İSNADİYET:

a) Hiç kimsenin, kendi hareketinin neden olmadığı, kendi hareketinin sonucu olmayan bir neticeden sorumlu tutulamayacağını, usulsüz olan para çıkışlarının hiç birisinin kendisinin yetkili veya yetkisiz olarak yazılı, sözlü veya e-maili ile yapılmadığını, kendisinin hiçbir şekilde usulsüz bir ödeme talimatı vermediğini,

b) Bir neticeden sorumlu tutulabilmenin temelini, hareket ile netice arasındaki sebep sonuç ilişkisini ifade eden “nedensellik bağı”nın oluşturduğunu, bu olaydaki nedensellik bağının; ekstreyi almamak değil ödeme talimatı vermek olduğunu,

c) Sorumluluk için ayrıca, meydana gelen neticenin faile objektif olarak isnat edilebilmesinin de gerektiğini, burada sadece bir neticenin failin “eseri” olarak görülüp görülemeyeceği sorunu söz konusu olduğu için “objektif isnadiyet’ten bahsedildiğini,

NEDENSELLİK BAĞI: Hileli davranışlarla mağdurun aldatılması ile zararın doğması arasında illiyet bağı bulunması, failin de illiyet bağının bilincinde olması gerektiğini, failin hileli hareketlerde bulunması sonucu mağdurun aldatılması, mağdurun bozulan iradesi sonucu faile veya üçüncü bir kişiye menfaat sağlaması gerektiğini, bu olayda; sadece banka ekstresinin alınmayışının bir menfaat sağlamasının mümkün olmadığını,

Banka ekstresinin ıslak imzalı olarak alınmayışının kamu zararı durumu:

Kamu zararı bağlamında; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesi ile ve herhangi bir bendi ile de ilişkilendirilemediğini, hiçbir bendi ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, kamu zararı bağlamında banka ekstresinin alınmayışının adının dahi geçmediğini, bahse konu olan ekstrenin ıslak imzalı alınmamasının geliri azaltacağı veya gidere sebep olmasının mümkün olmadığını, kesinlikle sonucu tayin edici bir nitelik taşımadığını, eğer ... yetkisi olmadığı halde ve usule uygun olmayan ödeme talimatlarını vermemiş ve bankada bu yetkisiz ve usulsüz talimatları yerine getirmemiş olsaydı mevcut paradan bir eksilme olmayacağını, yani banka ekstresinin alınmayışının bir gidere etkin bir fiil olmadığını, diğer yandan, ıslak imzalı banka hesap cetvelini almamakla kamu zararına elverişli ortam sağlandığı değerlendirmesinin de hukuka uygun bir değerlendirme olmadığını, ıslak imzalı banka hesap cetvelini almaları gerekliliği konusuna kendilerinin de katıldığını, ıslak imzalı banka hesap cetvelini düzenli almış olsalardı bile bu kamu zararının yine olacağını, ıslak imzalı banka hesap cetvelini almış olsalar bile sonucun değişmeyeceğini, örnek olarak;

Yevmiye No İlk Tarihi Değişim T. Değişim Tarihi Değişim T.

316 (R.S 3 Md.l) 31.01.2014 5 kez değiştirilmiş 16.07.2014

569 (R.S 4 Md 2) 14.02.2014 16.04.2014 (62 gün)

1298 (R.S 4 Md 3) 14.03.2014 16.04.2014 (32 gün)

1721 (R.S 4 Md.4) 28.03.2014 07.04.2014 (09 gün) 16.04.2014 (18 gün)

4341 (R.S 5 Md 9) 27.06.2014 30.06.2014 (03 gün) 09.07.2014 (12 gün) 26.08.2014

Olduğunu, yani, bankaya gelen paraların doğru tutarlarla kayda girildiğini ancak DMİS sisteminde kayıtlı olan tutarların ... tarafından değiştirildiğini, Bakanlık …Uzmanlarının LOG kayıtlarından tespit ettiklerini, yukarıdaki örneklerden de görüldüğü üzere; banka ekstresinin ıslak imzalı alınıp hesaplara doğru kayıt alındığı durumda dahi sonradan değiştirileceğini gösterip kamu zararının olmasını engelleyemediğini, tablodaki örnek kayıtların bunu teyit etmekte olduğunu, yani ekstrenin alınmasının bu kamu zararının olmasını engelleyemediğini, bunun için sadece banka ekstresinin alınmayışının kamu zararının olmasına bir sebep olmadığını, bunun için bahse konu olan kamu zararına kendisinin banka ekstresinin ıslak imzalı olarak almadığı için sebep olduğumu söylemenin ne kadar hukuka uygun olabileceğin Kurulumuzun takdirlerine bıraktığını, SGK’dan gelen paranın saymanlık muhasebe kayıtlarına noksan alınması ve ıslak imzalı banka hesap özet cetvelinin alınmamasının fiili olarak bankadaki mevcut paradan bir gidere veya eksilmeye sebep olmadığını, ayrıca geliri azaltıcı bir durum da olmadığını, banka ekstresinin alınmamasının; geliri azaltıcı, gideri çoğaltıcı veya gidere bir sebep olmadığını, ancak finansal veriler ve tablolara esas teşkil edeceğini, hiçbir mevzuatta banka ekstresinin alınmamasının geliri azaltacağı veya gidere sebep olacağına ilişkin bir tek hüküm bulunmadığını, buna uygulanacak cezaya ilişkin de hüküm ifade eden bir tek mevzuat da bulunmadığını, bunun idari bir olay olduğunu, bunun için de Kurumunca yapılan soruşturma sonucunda bu husus ile ilgili olarak uyarı cezası aldığını, eğer bu kamu zararına sebep olsaydı uyarı cezası ile yetinilmeyeceğini, diğer yandan 5237 sayılı Kanunun “Suçta ve cezada kanunilik ilkesi” başlıklı 2 inci maddesinin birinci bendine de muhalefet edildiğini, Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceğini ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağını, günümüzde hiçbir kanunda banka ekstresinin alınmayışının suç olduğunun sayılmadığını ve bir ceza belirlenmediğini, kendisine isnat edilen tazmin hükmünün hiçbir kanun ile desteklenemediğini, sadece yoruma dayanmadığını, herhangi bir kanun ile desteklenemediği için usule uygun olmadığını, hukukta; “Usul esasa mukaddemdir” ilkesinin herkesin malumu olduğunu, bunun için de söz konusu olan tazmin hükmünün yok hükmünde olması gerektiğini, Kanuna dayanmayan ve yoruma dayanan bir hükmün de zaten irapta da mahalli olamayacağını, Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 73/5 maddesinde banka ekstrelerinin alınmasına ilişkin hüküm bulunduğunu, ancak alınmaması halinde nasıl bir ceza gerektirdiğini ve hangi ceza uygulanmasına ilişkin gerek mezkûr Yönetmelikte gerekse günümüzdeki yürürlükte olan hiçbir kanun da bu hususa ilişkin hiçbir hüküm bulunmadığını, bunun için izafe edilen tazmin hükmü ile;

  1. 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 7 inci maddesinin (3) nolu bendine;

  2. 14.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararına;

  3. Sayıştay 3. Dairesinin 22.04.2014 tarihli ve 1499 nolu Ek İlamına;

  4. 6098 sayılı Kanunun 49 uncu maddesine;

  5. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu 71 inci maddesine;

  6. 5237 sayılı Kanunun 2 inci maddesinin birinci bendine;

  7. Hukukta; usulün esasa mukaddem olması ilke ve kuralına da muhalefet edildiğini,

DMİS şifresinin gizli tutulması konusunda gerekli dikkat ve özen gösterilmediği için şifrenin başkalarınca öğrenilmesinden dolayı sorumlu tutulma konusu:

... olarak görev yaptığı dönemde Dairede çalışan Uzman ...’ın normalde hatalı kayıt nedeniyle düzeltilmesi gereken muhasebe işlem fişlerini düzeltmesi için önceden onaylanmış olan onayın kaldırılmasını söylediğini, düzeltilmesi gereken muhasebe işlem fişlerine baktığını, düzeltilmesi için onayı kaldırma işlemini yaptığını, kendisinin bu onay kaldırma işlemini yaparken ...’ın da beklediğini, onay kaldırıldıktan sonra gittiğini, Dairede onay kaldırma yetki şifresinin 2014 yılından itibaren Sadece ...ne verildiği için başka kimsede bulunmadığını, bunun için de, kendisinin özel şifresini kullanarak onayları iptal ettiğini, bu kadar yüksek tutarda kamu zararı olmasına rağmen olayın faili olan ...’ın ifade ve bilgisine başvurulmadığını, adı geçenin ifadesine başvurulması halinde kendisine ait olan şifreyi nasıl elde ettiği hususunun açıklığa kavuşabileceğini, kendisinin, yazılı veya sözlü olarak ...’a herhangi bir şekilde şifremi vermediğini, kendisine ait olan şifreyi nasıl elde ettiğini bilmediğini,

Sonuç olarak SGK’dan gelen paranın noksan kayda alınması ve banka hesap özetinin ıslak imzalı alınmamasının bir gider veya gidere sebep değil; kayıt hatası olduğunu, kamu zararı anlamında; kendisinin ihmalinden kaynaklanan hiçbir işleminin sonucu tayin edici bir nitelik taşımadığını, kendisine izafe edilen hususun bir kayıt hatası olduğunu, kendi imzasına bağlı bir gelir azalması veya gider bulunmadığını, söz konusu ödemeler için de herhangi bir ödeme emri veya sarf belgesi tanzim edilmediğini, usulsüz işlemler nedeniyle ortaya çıkan kamu zararının kendisinin; mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemimden kaynaklanmadığını, kamu zararına ilişkin olarak illiyet bağının da bulunmadığını ifade etmek suretiyle açıkladığı nedenler ve dosyanın re'sen incelenmesi sonucunda ortaya çıkacak nedenler dikkate alınarak karar düzeltilmesi yoluyla tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak Mali İşlemlerle İlgili Kontrol ve Takip Görevi Bulunan-İşletme Müdürü sıfatıyla karar düzeltilmesi talep eden ve buna ilişkin 43731 sayılı dosyası kendi gündem sırasında görüşülen ..., karar düzeltilmesi dilekçesinde özetle; Temyiz Kurulu Kararında hakkında verilen tazmin hükmünün tasdikine karşı, aşağıdaki sebeplerle karar düzeltme talebinde bulunduğunu,

  1. Aynı konu hakkında Temyiz Kurulunca farklı hükümler verildiğini,

  2. Temyiz Kurulu Kararında hükmün esasına etkili iddia ve itirazlarım karşılanmadığını,

  3. Bahse konu Kararın, kanuna aykırılıklar taşıdığını,

1. AYNI KONU HAKKINDA TEMYİZ KURULUNCA FARKLI HÜKÜMLER VERİLDİĞİNİ:

    1. İlamın gerekçe kısmında (41. ve 42. sayfalar) ve önceki bölümlerde “Usulsüzlüklerin muhasebe kayıtları dışında tutulduğu”nun defalarca belirtildiğini, dolayısıyla, bahse konu işlemlerin muhasebe kayıtlarında yer almadığı hususunun, Kararda kabul edilerek hükümleştiğini, bu kabule göre, muhasebe sisteminde olmayan bilgilere sistemden ulaşılmasının maddi imkânsızlık teşkil ettiğini, söz konusu usulsüz belgeler sistemde oluşturulduktan sonra . . . tarafından kayıtların hemen silindiğinin İnceleme Raporuyla sabit olduğunu, iki defa denetim yapan … Bakanlığı denetim elemanlarının da bu nitelikli işlemleri fark edemediklerinin açık bir şekilde ortada olduğunu, bu durumda, Kararın gerekçesinde DMİS kayıtlarının tarafına açık olduğu, raporlar bölümünden bu bilgilere ulaşabilmesine rağmen bu işlemleri fark etmeyerek kamu zararına neden olan işlemlere zemin hazırladığım hükmünün, yukarıda bahsettiği Karar hükmü ile farklılık arz ettiğini, yani, Kararda DMİS’te usulsüz kayıtların bulunmadığı kabul edildiği halde, olmayan bu kayıtları fark etmemekten dolayı, kamu zararına sebep olan işlemlere elverişli bir ortam sağladığı ifadesinin, Karar hükümleri arasında esaslı bir farklılık teşkil ettiğini,
    1. Kararın gerekçe kısmında ve önceki bölümlerde “İşletme Müdürlüğüne gönderilen ekstrelerin gerçek tutarları ihtiva ettiği, bunların ve Saymanlığa gönderilen bildirim yazılarının daha sonra Saymanlıkta tahrif edildiği”nin belirtildiğini ve kabul edildiğini, Karardaki bu hükme göre, İşletme tarafından banka ekstrelerinin gelir tahakkuku açısından İşletmedeki bilgilerle karşılaştırıldığı kabul edilmekle birlikte, SGK'dan alınan bilgilerle, Saymanlıktan alınan banka ekstrelerinin İşletme Müdürlüğünde karşılaştırılması esnasında herhangi bir farklılığın ortaya çıkmayacağının da kabul edilmiş olduğunu, nitekim, karşılaştırmaların rutin olarak yapıldığını ve İşletmeye doğru belgeler gönderildiği için herhangi bir farklılık tespit edilmediğini, buna en somut delilin, ekstreler karşılaştırıldıktan sonra İşletme Müdürlüğünden Saymanlığa yazılan ve soruşturma ve inceleme dosyalarında mevcut olan bildirim yazıları olduğunu, bu durumda, Karar gerekçesindeki “İşletme Müdürlüğünün tuttuğu kayıtlarla Saymanlık kayıtlarının hiç karşılaştırılmadığı” bu nedenle kamu zararına sebep olan işlemlere zemin hazırladığım hükmünün yukarıdaki paragrafta bahsettiği hüküm ile esaslı bir çelişki oluşturduğunu,
    1. Temyiz Kurulu aynı konu hakkında vermiş olduğu 19. 04. 2017 tarihli Kararda; “İlama konu usulsüz işlemlerin Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünde düzenlenen herhangi bir belgeye dayanmadığı, bu işlemlerin Saymanlık Müdürlüğünde oluşturulan gerçeğe aykırı belgelerle yapıldığı, İşletme Müdürlüğüne ilk etapta doğru olarak girilen kayıtların gönderildiği, dolayısıyla İşletme Müdürlüğünde yer alan muhasebe kayıtlarının Sosyal Güvenlik Kurumundan gönderilen tutarları ihtiva ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda; Saymanlık Müdürlüğünde yapılan usulsüz işlemler sonucunda ortaya çıkan kamu zararında, Döner Sermaye İşletme Müdürü . . . 'ın sorumluluğunun bulunmadığı” şeklindeki hükmü sonrasında yeniden hüküm tesisi istendiğini, Dairesince yapılan inceleme sonucunda Denetçi ve Savcı görüşleri lehine değiştiği halde, 19. 04. 2017 tarihli mezkur Karardan sonra dosyada ve Dairenin kararında noktasına virgülüne kadar hiçbir değişiklik olmadığı halde, Temyiz Kurulunun hüküm değiştirerek tarafına sorumluluk yüklemesinin, adil yargılanma hakkımı ihlal eden ve hukuki, sosyal, maddi ve ruhsal olarak tarafını mağdur eden esaslı bir farklılık arz ettiğini,
    1. Yine, 19. 04. 2017 tarihli aynı Kararın gerekçe kısmında;

“Döner Sermaye İşletmesinin mali ve muhasebe işlemleri Maliye Bakanlığına bağlı olarak kurulan Saymanlık Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Döner Sermaye İşletmesi Müdürleri gelir ve giderlerin ilgili mevzuatına uygun olarak tahakkuk ettirilmesi ve alacakların tahsil edilebilir duruma getirilmesinden sorumludurlar. Bu haliyle Saymanlık Müdürlüğü ile Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü birbirinden bağımsız, farklı görev, yetki, sorumluluk ve çalışma usulü olan birimlerdir, işletme Müdürlerinin Saymanlık Müdürleri üzerinde denetim ve kontrol yetkisi bulunmamaktadır." denilerek işletme müdürü olarak saymanlık ve işlemleri üzerinde denetim ve kontrol yetkim olmadığına hükmedilmiştir.

Kararın gerekçe kısmında geçen diğer bir hükümde ise 5018 sayılı Kanunun 71. Maddesine atıfta bulunularak; "Bu hükme göre, Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü banka hesabına Sosyal Güvenlik Kurumundan gönderilen paraların muhasebe hesaplarına eksik kaydedilip muhasebe kayıtlarına girmeyen tutarlardan hak sahibi olmayan kişilere ve firmalara gerçeğe aykırı gönderme emirleriyle ödeme yapılması kamu zararına neden olmuştur.”

Denildiğini, söz konusu eylemlerin 1.3. numaralı paragrafta belirttiği “İtama konu usulsüz işlemlerin Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünde düzenlenen herhangi bir belgeye dayanmadığı ...” şeklindeki aynı Karar hükmüne göre İşletme Müdürlüğüne ait olmayan iş, işlem ve belgeler olduğunun kabul edildiğini, dolayısıyla Kurulun, söz konusu Karar metni ile kamu zararı nedenleri arasında tarafının herhangi bir eylemi ve işlemi olmadığına hükmettiğini, Kurulun, hakkında verdiği bu hükümler karşısında, bu defa tazmin kararına tasdik hükmü vermesinin, hükümler arasında esaslı bir farklılık olduğu hususunu doğruladığını,

    1. Aynı konu hakkında Sayıştay 2. Dairesinin kesinleşmiş İlamlarında ve Kurulumuzun 19. 04. 2017 tarihli Kararında olaylarda sorumluluğu olmadığına hükmedilmiş olduğunu ve dosyada aleyhine bir değişiklik olmadığı halde, bu defa tarafına sorumluluk yüklendiğini, hukuki güvenlik ilkesinin hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığını, belirlilik ilkesinin ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmekte olduğunu, (AYM, E. 2013/39, K. 2013/65, 22/5/2013).

2. HÜKMÜN ESASINA ETKİLİ İTİRAZLARININ KARARDA KARŞILANMADIĞINI:

    1. Yönetmeliğin 18 inci maddesine göre tarafına sorumluluk yüklenmesine yapmış olduğum itirazın Kararda karşılanmadığını,
    1. Söz konusu olaylarda sorumluluğu olmadığına dair kesinleşmiş Sayıştay Kararları olmasından dolayı yönelttiği itirazın, Kararda karşılanmadığını,
    1. Kanunlara aykırılıkla ilgili diğer itirazlarının da Kararda karşılanmadığını,

3. BAHSE KONU KARARIN, KANUNA AYKIRILIKLAR TAŞIDIĞINI:

    1. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71 ’inci maddesinde; “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. ” şeklinde tanımlanarak kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak unsurlar a-g işaretli bentlerde sayıldığını, gerek bu madde gerek diğer maddeler nazara alındığında 5018 sayılı Kanuna göre mali sorumluluğun şartlarının şöylece sıralanabileceğini (5189/1 Say. Gen. Kur. Kar. );
  • Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem bulunmalıdır.

  • Ortada bir kamu zararı olmalıdır.

  • Mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olmalıdır.

Kamu zararına neden olan Saymanlık işlemlerine ait belgelerde imzasının bulunmadığını, bu işlemlerde herhangi bir tasarrufu ve yetkisinin de olmadığını, bunların yanında, Kararda tarafına yöneltilen kontrol etmeme ve karşılaştırma yapmama fiilleri sonucunda kamu zararına neden olan usulsüz işlemlerin oluşmasına elverişli bir ortam hazırladığım hükmü ile tazminin tasdikine karar verildiğini ki bu fiilleri hiçbir şekilde kabul etmediğini, kendi uhdesindeki işlerde gerekli kontrol ve karşılaştırmaları yaptığını, ancak söz konusu bilgiler muhasebe kayıtlarından gizlendiğinden ve işletmeye doğru belgeler gönderildiğinden bu kontrollerde herhangi bir durum ortaya çıkmadığını önceki savunmalarında da belirttiğini, Kararda hiçbir yerde “kamu zararına neden olmuştur” denilmediğini, “kamu zararına neden olan işlemlere elverişli bir ortam hazırlamıştır” denildiğini, bu şekilde, üzerime yüklenen eylem ile kamu zararı arasında uygun neden sonuç ilişkisi kurulmadığını, kamu zararına sebep olan olayın usulsüz para aktarımları olduğunu, sonucun ise kamu zararı oluşması olduğunu, aksi kabul edilse bile, Saymanlıktan İşletmeye doğru olarak gönderilen kayıtların gelir tahakkuk takibi açısından SGK’dan alınan kayıtlar ile karşılaştırması sırasında “muhasebe kayıtlarından gizleme fiili henüz gerçekleşmediğinden” herhangi bir farklılık ortaya çıkmayacağını, bu karşılaştırma fiili ile usulsüz aktarımların gerçekleşmesi fiili arasında bir nedensellik bağı olmadığı gibi, kamu zararının oluşması ile de nedensellik ilişkisi bulunmadığını, dolayısıyla, kamu zararı ile uygun (doğrudan) bir illiyet bağı kurulmadan hakkımda verilen tazmin hükmünün, 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesine ve Borçlar kanununa açık bir şekilde aykırılık teşkil ettiğini,

    1. 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 58. Maddesine Göre Döner Sermaye İşletmelerinin Kurulmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmeliğin “Saymanın Sorumlulukları” başlıklı 18 inci maddesinde; “Sayman bu Yönetmeliğin 16. ve 17. maddesinde sayılan görevlerinden dolayı ilgisine göre tahakkuk memuru, ita amiri ve ilgili diğer memurlarla birlikte sorumludur” denilmekte olduğunu, bu madde hükmünün, saymanın sorumluluklarını düzenlediğini; harcama yetkilisinin ya da gerçekleştirme görevlisinin sorumluluklarından bahsetmediğini, tahakkuk memurunun görevlerinin ise aynı Yönetmelikte;

“MADDE 14. Tahakkuk memurları gider ve gelirlere ilişkin tahakkuk belgeleri üzerinde aşağıda belirtilen hususları aramakla yükümlüdür:

a) Yeteri kadar ödenek bulunması,

b) Giderlerin bütçedeki tertiplere uygun olması,

c) Giderlerin kanun, tüzük, kararname ve yönetmeliklere uygun olması.

d) Maddi hata bulunmaması,

e) Verile emrine bağlanması gereken taahhüt ve tahakkuk belgelerinin tamam olması,

f) İstihdamın kadro dâhilinde bulunması,

g) Gelirlerin kanun ve yönetmeliklere uygun olması,"

Şeklinde sıralandığını, söz konusu görevlerin tahakkuk belgelerinde yapılacak kontrollerle ilgili görevler olduğunu, bu madde hükmüne göre Saymanla birlikte tahakkuk memuru olarak tarafının sorumlu tutulabilmesi için Yönetmelikte sayılan bu görevleri yerine getirmemiş olmasının şart olduğunu, söz konusu kamu zararının herhangi bir ödeme belgesine dayanmadığı, Saymanlık görevlisince re’sen yapılan işlemler olduğunun Kararda sabit olduğunu, dolayısıyla, tahakkuk memuru olarak mevzuat aykırı herhangi bir eylemi ve işlemi olmadığının da sabit olduğunu, Yönetmelikte işletme müdürüne saymanın görevleri ile ilgili takip ve kontrol görevi yüklenmediğini, önceki savunmasında da belirttiği gibi, Yönetmeliğin 10 uncu maddesinde örgüt tanımı yapılırken işletme ve saymanlık kavramlarının ayrı tutulduğunu, dolayısıyla işletmenin idari mali ve teknik işlerinin, saymanlık işlerini kapsamadığını, bir kamu görevlisinin, kendine bağlı olmayan bir kurumun işlerini denetlemesi ve kontrol etmesinin hayatın doğal akışına ve idare hukukuna aykırı bir durum olduğunu, saymanlığın; bu işlerin düzgün yürümesi için Maliye Bakanlığınca kurulup yürütülen, saymanlık hizmeti verdiği kurumun mali işlerinin mali kontrol aracılığıyla mevzuata uygun olmasını sağlayan, mali işlerde nitelikli ve uzman personelden müteşekkil temel bir kamu kurumu olduğunu, böyle iken; “18 inci maddeye göre mali işlemlerle ilgili takip ve kontrol görevlerinden sorumludur.” denilerek hukuk normlarının yüklemediği görev sorumlulukların tarafına yüklenmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, son olarak, olaylarda mevzuata aykırı herhangi bir işlemi ve eylemi olmadığının daha önceki beyanlarında arz ettiği kesinleşmiş Sayıştay Kararlarında da sabit olduğunu, kamu zararının, işletme müdürü olarak denetim ve kontrol alanımın dışında olan muhasebe hizmetlerinde gerçekleştiğini, bu husus Temyiz Kurulunun önceki Kararında kabul edildiğini, bu hizmetlerin başka bir kamu kurumu tarafından yürütüldüğünü, söz konusu para aktarımlarının re’sen yapıldığı ve tarafından düzenlenen hiçbir belgeye dayanmadığının da ilgili raporlarda ve Temyiz Kurulu Kararında sabit olduğunu, kendisinin İşletme Müdürü olarak hesap sorumlusu olmadığını, hesap devredip devralmadığını, İşletme Müdürlüğünden dolayı fazladan 5 kuruş döner sermaye ve yönetici payı almadığını, 5 kuruş mali sorumluluk tazminatı da almadığını, rektör, genel sekreter, rektör yardımcıları, başhekim, dekan ve yardımcıları işletme yöneticisi oldukları için işletmeden onbinlerce lira yönetici payı aldıkları halde, söz konusu olayda ne sorgulandıklarını ne de yargılandıklarını, “en zayıf halka olarak” kendisinin Üniversiteden diğer İşletme Müdür Vekilleri ile birlikte yargılandığını, haksızlıklara hukuka aykırı sonuçlara maruz bırakıldığını, işinden edildiğim için asgari ücretle çalışarak hayatını kazanmaya çalıştığını, kendisinin herhangi bir terör örgütüne üyeliği ve iltisakı bulunmadığını, temyiz konusu olayla ilgili ceza yargılamasının da yapıldığı … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin bununla ilgili beraat kararının kesinleşme şerhini dilekçe ekinde sunduğunu, temel hak ve hürriyetleri bağlamında Anayasanın 10 uncu ve 36 ncı maddelerine göre herkesin kanunlar önünde eşit olduğunu ve adil yargılanma hakkına sahip olduğunu, yukarıda açıklamaya çalıştığı kadarıyla, söz konusu Temyiz Kurulu Kararının aynı konu hakkında birbirine aykırı hükümler içermekte, itirazlarını karşılamamakta ve Anayasa ve Kanunlara açıkça aykırılık teşkil etmekte olduğunu, bu şekilde adil yargılanma hakkının, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, aynı konu hakkında farklı kararlar verilmesi nedeniyle hukuki belirsizlik oluştuğunu, bu nedenlerle ve Kurulumuzca re’sen gözetilecek nedenlerle, karar düzeltme istemimin kabulüyle tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini arz etmiştir.

(Her üç sorumlu için de geçerli) (Karar düzeltilmesine ilişkin) Başsavcılık mütalaasında özetle; sorumlunun dilekçesinde özetle; banka hesabına giren tutarların Saymanlığın muhasebe hesaplarına noksan kaydedilmesinin bankaya giren tutarı değiştirmediği, yani hesaplara noksan alınmasının, SGK’dan gelen tutarlardan bir eksilmeye veya herhangi bir gidere sebep olmadığı ve kayıt hatası olduğu, bu kayıt hatasından dolayı sorumluluk olamayacağı, kamu zararı olarak değerlendirilen tutarların hiç birinde verilen emri veya herhangi bir sarf belgesi bulunmadığı. imzasına bağlı olarak kesinlikle hiçbir şekilde gelirin azalmasının veya usulsüz bir giderin bulunmadığı, elektronik ortamda tahrif edilerek değiştirilen hesap özet cetvellerini gerçeğinden ayırmanın imkânsız olduğu, bu durumun da konusu suç teşkil eden bu fiillerin ne kadar nitelikli olduğunu ve tarafından tespitinin imkânsızlığını ortaya koyduğu, yapılan usulsüz ödemelerin esas kusurlu tarafının Banka Şubesi olduğu, usulsüz para aktarmalarının ...'ın mevzuat hükümlerine aykırı olarak Bankaya gönderdiği faks ve elektronik ileti şeklindeki gerçeğe aykırı ödeme talimatlarıyla gerçekleştirildiği, 2013 yılı hesabı ile ilgili Sayıştay İlamlarında sorumluluklarının kaldırıldığı, kendisine izafe edilen tazmin hükmü ile;

  • 6085 Sayılı Sayıştay Kanununun 7 inci maddesinin (3) nolu bendine,

  • 14.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararına,

  • Sayıştay 3. Dairesinin 22.04.2014 tarihli ve 1499 nolu Ek İlamına,

  • 6098 sayılı Kanunun 49 uncu maddesine,

  • 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu 71 inci maddesine,

  • 6237 sayılı kanunun 2 inci maddesinin birinci bendine;

  • Hukukta: usulün esasa mukaddem olması ilke ve kuralına da

Muhalefet edildiği hususlarının iddia edildiği,

Sorumlulardan ...’ın karar düzeltilmesi dilekçesinde ise daha önceki savunmalarını da tekrarlayarak özetle; aynı olay hakkında kendisinin suçlu olmadığını belirten ilam bulunduğu ve Temyiz Kurulunca farklı hükümler verildiği, sorgu (sonrasında ilam) konusu işlemlerle illiyet bağı kurulacak bir işlemi bulunmadığından tarafına sorumluluk yöneltilmesinin hukuka uygunluk göstermediği, verilen kararın 5018 Sayılı Kanunun 71 inci maddesine ve Borçlar Kanununa açık bir şekilde aykırı olduğu, kamu zararı olarak değerlendirilen tutarların hiçbirinde verile emri veya herhangi bir sarf belgesi bulunmadığı, Temyiz Kurulu Kararının aynı konu hakkında birbirine aykırı hükümler içerdiği, itirazlarını karşılamadığı, Anayasa ve Kanunlara açıkça aykırılık teşkil ettiği, bu şekilde adil yargılanma hakkının ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, aynı konu hakkında farklı kararlar verilmesi nedeniyle hukuki belirsizlik oluştuğu hususlarının iddia edildiği,

Bu meyanda karar düzeltilmesi yoluyla tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; … Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü banka hesabına Sosyal Güvenlik Kurumundan gönderilen paraların muhasebe hesaplarına eksik kaydedildiği, muhasebe kayıtlarına girmeyen tutarlardan hak sahibi olmayan kişilere ve firmalara gerçeğe aykırı gönderme emirleriyle ödeme yapıldığı, bu hususlara ilişkin olarak … Bakanlığı … Müdürlüğü … Uzmanları tarafından … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporunun hazırlandığının görüldüğü, Rapor ekinde yer alan muhasebe işlem fişleri, banka hesap ekstreleri, gönderme emirleri, İnceleme Raporu ile Bilirkişi Raporunun birlikte değerlendirilmesi sonucunda; Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün … Bankası A.Ş.'de açılan … Numaralı (… müşteri numaralı) hesabı kullandığı, bu hesaba Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından … Üniversitesi Araştırıma ve Uygulama Hastanesi adına ve tedavi ücretleri karşılığı olarak para yatırıldığı, Muhasebe Uzmanı ...'ın bu usulsüz ödemelerin gerçekleşmesinde; Sosyal Güvenlik Kurumundan gönderilen paraların banka hesabı kayıtlarına eksik kaydedilmesi, kaydedilmeyen kısımların gerçeğe aykırı ödeme talimatlarıyla bazı kişi ve firmalara aktarılması ile satışlardan iade gibi gösterilen tutarların gerçeğe aykırı ödeme talimatlarıyla çeşitli firmalara aktarılması yöntemlerini kullandığı, Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 73 üncü maddesinin beşinci fıkrasında; “Muhasebe birimlerinin hesabı bulunan bankalarca, bir gün içinde muhasebe birimi adına tahsil edilen tutarlar ile karşılığında onaylanan veya düzenlenen alındıların tarih ve numaralarını; muhasebe birimi adına ödenen vey a gönderilen tutarlar ile bunlara ait çek ve gönderme emirlerinin tarih ve numaralarını gösteren iki nüsha banka hesap özet cetveli düzenlenerek ertesi gün muhasebe birimine gönderilir. Banka hesap özet cetvelinin bir nüshası muhasebe işlem fişine bağlanır, diğer nüshası ise açılacak bir dosyada muhafaza edilir. Tahsilat ve ödemeleri ayrıntılı olarak gösteren cetvelin, bankaca, en geç ertesi gün düzenlenerek onaylandıktan sonra teslimat müzekkeresi ve gönderme emirlerinin ikinci nüshalarıyla birlikte, muhasebe birimine gönderilmesi ve muhasebe birimlerinin de bu cetveli araması gerekir.” denilmesine rağmen, söz konusu Yönetmelik hükmüne uyulmayarak Bankadan yazılı ve onaylı hesap özet cetveli alınmadığı, bunun yerine elektronik oltamda söz konusu hesabın günlük kayıtlarına ulaşıldığı ve günlük hesap özet cetveli alındığı, hesap bilgilerine erişimi sağlamak için Banka tarafından sağlanan "i...)" programının ... ...'ın kullandığı masaüstü bilgisayara kurulduğu ve şifresinin kendisine verildiği, elektronik ortamda günlük banka hesap özet cetvellerine (ekstrelere) ulaşan adı geçen memurun ekstrelerde yer alan SGK’dan gönderilmiş paraları olduğundan daha düşük göstermek suretiyle tahrifat yaptığı ve böylece gerçeğe aykırı ekstre ürettiği, sahteciliğin anlaşılmaması için İşletme Müdürlüğünce hazırlanan ve Saymanlığa gönderilen SGK tahsilatlarına ilişkili bazı muhasebe işlem fişleri ve bunların üst yazılarının da tahrif edildiği, daha sonra bu tahrif edilmiş ekstreler esas alınarak muhasebe kayıtları yapılarak SGK’dan gönderilen paraların Saymanlık kayıtlarına eksik kaydedildiği, bu yöntemle muhasebe kayıtları dışında tutulan ve … Bankası … Şubesi hesabında bulunan paraların bahsi geçen memurun düzenlediği sahte ödeme talimatlarıyla İşletme ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan kişi ve firmalara aktarıldığı, daha sonra hesap bilgilerine ulaşmak için Banka tarafından kurulan sistem üzerinden alınan ekstreler üzerinde tahrifat yapılarak (söz konusu usulsüz ödemeler ekstrelerde gösterilmeyerek) usulsüz ödemelerin muhasebe kayıtları dışında tutulduğu, program üzerinden alınan ve ıslak imza olmadığı için kolaylıkla tahrif edilen ekstreler kullanılarak usulsüz ödemelerle sonuçlanan bir dizi usulsüz işlemin gerçekleştirilmiş olmasında ... ... ve Saymanlık Müdür Yardımcısı …’nun ihmallerinin de elverişli bu ortam sağladığı, Ayrıca ... …'in kendisine sağlanan DMİS şifresinin gizli tutulması konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermediği için şifrenin başkalarınca öğrenilmesine ve muhasebe kayıtlarının usulsüz olarak değiştirilmesinde kullanılmasına neden olduğu, Döner Sermaye Saymanlığının işletmenin gelir ve giderlerin takıp ve kontrol işlemleri için kullandığı DMİS Muhasebe Uygulama Programının; İşletme Müdürünün erişimine açık olduğu, raporlar bölümünden Hastanenin her türlü mali bilgisine ulaşılabilmesinin mümkün olmasına rağmen üç yıl boyunca çok sayıda usulsüz işlemle Hastaneye ait toplam … TL gibi Hastane için çok büyük ve önemli bir tutarın hak sahibi olmayan kişi ve firmalara aktarılmasında İşletme Müdürü ...’ın da ihmalinin bulunduğu, Hastanenin mali işlemlerine ilişkin olarak İşletme Müdürlüğünün tuttuğu kayıtlarla Saymanlığın kayıtlarının hiç karşılaştırılmadığı, yine sorumluların savunmalarından da anlaşıldığı üzere yıl sonlarında SGK tahsilatlarının yıllık toplamlarında İşletme kayıtlarıyla Saymanlık kayıtları arasında önemli tutarsızlıklar görüldüğü halde bunların araştırılması yoluna gidilmediği, oysa 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun 58 inci maddesine göre Döner Sermaye İşletmelerinin Kurulmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik’in 12 nci maddesi gereği İşletmenin idari ve mali işlemlerini mevzuata ve işletmecilik ilkelerine uygun bir şekilde yürütmekle görevli olan İşletme Müdürünün, aynı zamanda 18 inci madde gereği Yönetmeliğin 16 ve 17 nci maddelerinde sayılan mali işlemlerle ilgili kontrol ve takıp görevlerinden de sorumlu olduğunun anlaşıldığı, yukarıda yer verilen usulsüz işlemler nedeniyle ortaya çıkan kamu zararından, suç teşkil eden fiilleri kasten işleyen ... ile birlikte görevlerinden kaynaklanan kontrolleri yerine getirmede gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek ihmallerinden dolayı usulsüz işlemlerin oluşmasına elverişli bu ortam sağlayan Muhasebe Yetkilileri ile İşletme Müdürünün de sorumlu olduğu, konu ile ilgili olarak ... hakkında, … 2. Ağır Ceza Mahkemesince "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan verilen beraat kararının bu sorumluluğu ortadan kaldırmadığı; bu nedenlerle karar düzeltme talebinin reddedilmesine karar verilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak Mali İşlemlerle İlgili Kontrol ve Takip Görevi Bulunan-İşletme Müdürü sıfatıyla karar düzeltilmesi talep eden ve buna ilişkin 43731 sayılı dosyası kendi gündem sırasında görüşülen ..., Başsavcılık mütalaasına yanıt olarak gönderdiği ikinci karar düzeltilmesi dilekçesinde özetle; Temyiz Kurulunun hakkındaki tazmin hükmünün tasdiki kararında dikkate alınan … 2.Ağır Ceza Mahkemesi Kararı için Anayasa Mahkemesine yaptığı başvurunun incelenmesi neticesinde Anayasa Mahkemesince başvurusu kabul edilerek, adil yargılama yapılmadığına karar verildiğini, bu şekilde, bahse konu Mahkeme Kararının da ortadan kalkmış olduğunu, söz konusu Anayasa Mahkemesi Kararının, 31.03.2020 tarihli ve 31085 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığını, tarafına yapılan tebligatta, karar düzeltme duruşmasının 01.04.2020 günü yapılacağının bildirildiğini, ancak, Temyiz Kurulu bürosu ile telefon görüşmesinde koronavirüs önlemleri nedeniyle duruşmanın bu tarihte olmayacağının ya da gıyabında yapılabileceğinin şifahen bildirildiğini, konunun aciliyetine binaen dilekçesini postaya vermeden önce faks yoluyla gönderdiğini, hakkında yapılacak karar düzeltilmesi incelemesinde söz konusu Anayasa Mahkemesi Kararının da değerlendirilmesini arz etmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak Mali İşlemlerle İlgili Kontrol ve Takip Görevi Bulunan-İşletme Müdürü sıfatıyla karar düzeltilmesi talep eden ve buna ilişkin 43731 sayılı dosyası kendi gündem sırasında görüşülen ...’a yönelik Başsavcılık ikinci mütalaasında özetle; Başsavcılık ikinci mütalaasında özetle; dilekçede adı geçen tarafından ileri sürülen hususların daha önceki görüşlerinin değiştirilmesini sağlayacak mahiyet taşımaması hasebiyle yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı belirtilmiştir.

İşbu dosyayla duruşma talebinde bulunan sorumlu …, 43684 sayılı dosyayla duruşma talebinde bulunan sorumlu … ve 43731 sayılı dosyayla duruşma talebinde bulunan sorumlu … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Yargılamaya esasa rapor ekinde yer alan muhasebe işlem fişleri, banka hesap ekstreleri, gönderme emirleri, İnceleme Raporu ile Bilirkişi Raporunun birlikte değerlendirilmesinden kamu zararına konu olan olayın; elektronik ortamda günlük banka hesap özet cetvellerine (ekstrelere) ulaşan ... ...’ın ekstrelerde yer alan SGK’dan gönderilmiş paraları olduğundan daha düşük göstermek suretiyle tahrifat yapması ve böylece gerçeğe aykırı ekstre üretmesi, ayrıca sahteciliğin anlaşılmaması için, İşletme Müdürlüğünce hazırlanan ve Saymanlığa gönderilen SGK tahsilatlarına ilişkin bazı muhasebe işlem fişleri ve bunların üst yazılarını da tahrif etmesi, daha sonra bu tahrif edilmiş ekstreleri esas alarak yaptığı muhasebe kayıtları ile SGK’dan gönderilen paraları Saymanlık kayıtlarına eksik kaydetmesi, bu yöntemle muhasebe kayıtları dışında tutması ve … Bankası … Şubesi hesabında bulunan paraları düzenlediği sahte ödeme talimatlarıyla İşletme ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan kişi ve firmalara aktarması şeklinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Temyize ve bu defa karar düzeltilmesine esas Ek İlamda ise;

  • Program üzerinden alınan ve ıslak imza olmadığı için kolaylıkla tahrif edilen ekstreler kullanılarak usulsüz ödemelerle sonuçlanan bir dizi usulsüz işlemin gerçekleştirilmiş olmasında Saymanlık (Muhasebe) Müdürü ... ve Saymanlık (Muhasebe) Müdür Yardımcısı …’nun ihmallerinin de elverişli bir ortam sağladığı, ayrıca …’in kendisine sağlanan DMİS şifresinin gizli tutulması konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermediği için şifrenin başkalarınca öğrenilmesine ve muhasebe kayıtlarının usulsüz olarak değiştirilmesinde kullanılmasına neden olduğu,

  • Döner Sermaye Saymanlığının işletmenin gelir ve giderlerin takip ve kontrol işlemleri için kullandığı DMİS muhasebe Uygulama Programı; İşletme Müdürünün erişimine açık olduğu, raporlar bölümünden Hastanenin her türlü mali bilgisine ulaşılabilmesinin mümkün olmasına rağmen üç yıl boyunca çok sayıda usulsüz işlemle Hastaneye ait toplam … TL gibi hastane için çok büyük ve önemli bir tutarın hak sahibi olmayan kişi ve firmalara aktarılmasında İşletme Müdürü ...’ın da ihmalinin bulunduğu, Hastanenin mali işlemlerine ilişkin olarak İşletme Müdürlüğünün tuttuğu kayıtlarla Saymanlığın kayıtlarının hiç karşılaştırılmadığı, yılsonlarında SGK tahsilatlarının yıllık toplamlarında İşletme kayıtlarıyla Saymanlık kayıtları arasında önemli tutarsızlıklar görüldüğü halde bunların araştırılması yoluna gidilmediği,

Gerekçe gösterilerek söz konusu sahtecilik işlemini gerçekleştiren ...nın yanı sıra (Muhasebe Yetkilisi olarak) ... ve Saymanlık Müdür Yardımcısı ile İşletme Müdürünün sorumluluğuna gidilerek tazmin hükmü verilmiştir.

... ve Saymanlık Müdür Yardımcısının Sorumluluğu Hususu:

05.07.1983 tarihli ve 18098 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 58. Maddesine Göre Döner Sermaye İşletmelerinin Kurulmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik’in “Yönetim ve Örgüt” başlıklı Üçüncü Bölümündeki “Sayman” başlıklı 15 inci maddesinde:

“(Başlığıyla birlikte değişik:RG-25/12/1998-23564)

Döner sermaye işletmelerinin saymanlık hizmetleri Maliye Bakanlığınca kurulacak döner sermaye saymanlıklarınca yürütülür.

Döner sermaye işletmelerinin mali ve muhasebe işlemleri Maliye Bakanlığınca atanacak sayman ile saymanlık personeli tarafından yürütülür. Saymanın geçici veya sürekli olarak görevi başında olmadığı hallerde saymanlık görevi Maliye Bakanlığınca vekaleten görevlendirilecek personel tarafından yürütülür.”,

“(Değişik başlık:RG-25/12/1998-23564) Saymanın Görevleri” başlıklı 16 ıncı maddesinde:

“Sorumlu saymanın başlıca görevleri şunlardır:

a) Malî işlemleri mevzuatta belirtilen usullere uygun biçimde yapmak ve yaptırmak,

b) (Değişik:RG-25/12/1998-23564) Tekdüzen Hesap Çerçevesi ve hesap planına göre muhasebe ve defter kayıtlarını tutmak,

c) Usulüne uygun olarak tahakkuk ettirilen istihkakları sahiplerine ödemek, gelirleri tahsil ettirmek,

d) Gelir ve gidere ilişkin her türlü belgeleri, defterleri ve makbuzları saklamak,

e) Ayniyat, ambar ve vezne işlerinin usulüne uygun biçimde yürütülmesini sağlamak,

f) Demirbaş ve ambar kayıtlarının esas deftere uygunluğunu sağlamak,

g) Banka ve kasada bulunan para ve bu mahiyetteki kıymetli evrakın kontrolünü yapmak,

h) İşletmenin bütün alacak ve borçlarının zamanında tahsil edilmesini veya ödenmesini sağlamak, bu yönde gerekli takibatı yapmak,

i) (Değişik:RG-25/12/1998-23564) Aylık mizanları izleyen ayın 9'una kadar düzenlemek,

j) Malî yılın bitimini izleyen 2 ay içinde işletmenin envanterini, kesin mizanını ve bilançosunu düzenlemek ve asılları ile birlikte gelir gider belgelerini Sayıştay’a, bilanço ve eklerinin onaylı birer örneğini Maliye Bakanlığına göndermek,

k) Veznedar, ayniyat memuru ve ambar memurlarını, kefalet kanunu esasları dahilinde kontrol etmek,

l) Sayman mutemetleri ile İta Amiri mutemetlerinin hesaplarını kontrol etmek, Yönetmeliğe uymalarını sağlamak,

m) Muhasebe ile ilgili diğer işleri yapmak.”

“Sorumlu Saymanın Ödemeden Önce Yapacağı İşler” başlıklı 17 nci maddesinde:

“Sorumlu sayman verile emirlerinde, aşağıdaki hususları aramak ve sağlamakla yükümlüdür:

a) Bütçede yeterli miktarda ödenek bulunması,

b) Giderlerin bütçedeki tertibe uygun olması,

c) Giderlerin kanun, tüzük, yönetmelik ve kararnamelere uygun olması,

d) Maddi hata bulunmaması,

e) Verile emirlerine bağlanması gereken belgelerin tamam olması,

f) Hak sahibinin kimliği,

g) Atama ve istihdamın kadro dahilinde bulunması,

Sorumlu sayman, yaptığı inceleme sonunda bu hususlara uygun görmediği ödemeleri yapmayarak, ödemeye ilişkin belgeleri gerekçesiyle birlikte, tahakkuk memuruna geri gönderir. Saymanın (a), (d), (e), (f), (g) bentlerinde yazılı hususlara aykırılık nedeniyle geri çevirmeleri kesin olup sayman ödemeye zorlanamaz.

Bu maddenin (b) ve (e) bentlerinde yazılı hususlara aykırılık nedeniyle geri çevirmelerde sorumluluk İta Amirince yazılı olarak üstlenildiği takdirde sayman ödemeyi yapar.” ve

“Saymanın Sorumlulukları” başlıklı 18 inci maddesinde:

“Sayman bu Yönetmeliğin 16. ve 17. maddelerinde sayılan görevlerinden dolayı ilgisine göre tahakkuk memuru, İta Amiri ve ilgili diğer memurlarla birlikte sorumludur.”

Hükümleri yer almaktadır.

Diğer taraftan, 01.05.2007 tarihli ve 26509 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Döner Sermayeli işletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin “Muhasebe yetkilisinin görev ve yetkileri” başlıklı 14 üncü maddesinde:

“(1) Muhasebe yetkilisinin görev ve yetkileri aşağıda belirtilmiştir:

a) Gelirleri ve alacakları ilgili mevzuatına göre tahsil etmek, yersiz ve fazla tahsil edilenleri ilgililerine iade etmek.

b) Giderleri ve borçları hak sahiplerine ödemek.

c) Para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetleri almak, saklamak ve ilgililere vermek veya göndermek.

ç) Yukarıdaki bentlerde sayılan işlemlere ve diğer malî işlemlere ilişkin kayıtları usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutmak, belge ve bilgileri her türlü müdahaleden bağımsız olarak düzenlemek.

d) Yönetmelik gereğince düzenlenmesi gereken belge ve bilgileri, belirtilen sürelerde ilgili yerlere düzenli olarak vermek.

e) Veznenin kontrolünü ilgili mevzuatında öngörülen sürelerde yapmak.

f) Muhasebe hizmetlerine ilişkin defter, kayıt ve belgeleri ilgili mevzuatında belirtilen sürelerle muhafaza etmek ve denetime hazır bulundurmak.

g) Muhasebe yetkilisi mutemetlerinin hesap, belge ve işlemlerini ilgili mevzuatında öngörülen zamanlarda denetlemek veya muhasebe biriminden uzak yerlerde görev yapan muhasebe yetkilisi mutemedinin bulunduğu yerdeki birim yöneticisinden kontrol edilmesini istemek.

ğ) Hesabını kendinden sonra gelen muhasebe yetkilisine devretmek, devredilen hesabı devralmak.

h) Muhasebe birimini yönetmek.

ı) Diğer mevzuatla verilen görevleri yapmak.”,

“Muhasebe yetkilisinin sorumlulukları” başlıklı 15 inci maddesinde:

“(1) Muhasebe yetkilileri;

a) Bu Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde sayılan hizmetlerin zamanında yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından.

b) Mutemetleri aracılığıyla aldıkları ve elden çıkardıkları para ve parayla ifade edilen değerler ile bunlarda meydana gelen kayıplardan,

c) Ön ödeme ile kesin ödemelerin yapılması ve ön ödemelerin mahsubu aşamalarında ödeme emri belgesi ve eki belgelerin usulünce incelenmesi ve kontrolünden,

ç) Yersiz ve fazla tahsil edilen tutarların ilgililerine geri verilmesinde, geri verilecek tutarın, düzenlenen belgelerde öngörülen tutara uygun olmasından,

d) Ödemelerin, ilgili mevzuatın öngördüğü öncelik sırası da göz önünde bulundurularak, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre yapılmasından.

e) Rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla, kendinden önceki muhasebe yetkilisinden hesabı devralırken göstermediği noksanlıklardan.

f) Muhasebe yetkilisi mutemetlerinin hesap, belge ve işlemlerini ilgili mevzuata göre kontrol etmekten,

g) Yetkili mercilere hesap vermekten,

sorumludurlar.

(2) Muhasebe yetkililerinin Kanuna göre yapacakları kontrollere ilişkin sorumlulukları, görevleri gereği incelemeleri gereken belgelerle sınırlıdır.

(3) Muhasebe yetkililerinin ret ve iadeler ile ayrılıp gönderilmesi gereken paylara ilişkin fazla ve yersiz ödemelerde sorumluluğu, bu Yönetmeliğin 20 nci maddesi uyarınca yapması gereken kontrollerle sınırlıdır.”,

“Yetkisiz tahsil ve ödeme yapılamayacak hâller ile birleşemeyecek görevler” başlıklı 17 nci maddesinde:

“(1) Kanunların öngördüğü şekilde yetkili kılınmamış hiçbir gerçek veya tüzel kişi işletme adına tahsilat ve ödeme yapamayacağı gibi muhasebe hizmeti de veremez.

(2) Usulüne göre atanmadığı hâlde muhasebe hizmetlerinden bir kısmını veya tamamını kendiliğinden yapanlar ile yapılması konusunda emir veren yöneticiler hakkında, Sayıştay tarafından belirlenecek malî sorumlulukları saklı kalmak üzere, adlî ve idarî yönden de ayrıca işlem yapılır.

(3) Harcama yetkilisi ile muhasebe yetkilisi görevi aynı kişide birleşemez.”

“Muhasebe yetkililerince ödeme emri belgesi ve ekleri üzerinde yapılacak kontroller” başlıklı 20 nci maddesinde:

“(1) Muhasebe yetkilileri ödeme emri belgesi ve ekleri üzerinde;

a) Yetkililerin imzasını,

b) Ödemenin çeşidine göre ilgili mevzuatında belirlenen belgelerin tamam olmasını,

c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,

ç) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri,

kontrol etmekle yükümlüdürler.

(2) Muhasebe yetkilileri, yukarıda belirtilen kontroller dışında kontrol ve inceleme yapamaz; ödemelerde ilgili mevzuatında düzenlenmiş belgeler dışında belge arayamaz. Yukarıda sayılan konulara ilişkin hata veya eksiklik bulunması hâlinde ödeme yapamaz ve ödemeye zorlanamaz.

(3) Muhasebe yetkilileri, ödeme emri belgesi eki belgelerin, ödemesi yapılacak giderin çeşidine ve alım şekline göre Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde ve özel mevzuatında öngörülen belgelerden olmasını ve bu belgelerin eksiksiz olarak ödeme emri belgesi ekine bağlanmasını kontrol etmekle sorumlu olup, belgelerin alınan mal veya hizmet ya da yapılan iş bazında miktar veya ara toplam olarak bütçedeki tertiplerine uygunluğunun kontrolünden ve doğruluğundan sorumlu değildir.

(4) Muhasebe yetkililerinin maddi hataya ilişkin sorumlulukları; bir malî işlemin muhasebeleştirilmesine dayanak teşkil eden karar, onay, sözleşme, hakediş raporu, bordro, fatura, alındı ve benzeri belgelerde; gelir, alacak, gider ya da borç tutarının tespit edilmesine esas rakamların hiçbir farklı yoruma yer vermeyecek biçimde, bilerek veya bilmeyerek yanlış seçilmesi, oranların yanlış uygulanması, aritmetik işlemlerin yanlış yapılması ve muhasebeleştirmeye esas toplamlarının muhasebeleştirme belgesinde ilgili hesaplara noksan veya fazla kaydedilmek suretiyle yapılan yersiz ve fazla alma, verme, ödeme ve gönderilmesiyle sınırlıdır. Teknik nitelikteki belgelerde, bu niteliğe ilişkin olarak yapılmış maddi hatalardan bu belgeleri düzenleyen ve onaylayan gerçekleştirme görevlileri sorumlu olup, muhasebe yetkililerinin bu belgelere ilişkin sorumlulukları aritmetik işlemlerdeki yanlışlıklarla sınırlıdır.

(5) Muhasebe yetkilileri, ön ödemeler ile geri verilecek para ve para ile ifade edilen değerlere ilişkin olarak düzenlenen muhasebeleştirme belgeleri ve ekleri üzerinde de birinci fıkradaki hususları kontrol etmekle yükümlüdürler.” ve

“Hesaba ilişkin işlemler” başlıklı 73 üncü maddesinde:

“…

(5) Muhasebe birimlerinin hesabı bulunan bankalarca, bir gün içinde muhasebe birimi adına tahsil edilen tutarlar ile karşılığında onaylanan veya düzenlenen alındıların tarih ve numaralarını; muhasebe birimi adına ödenen veya gönderilen tutarlar ile bunlara ait çek ve gönderme emirlerinin tarih ve numaralarını gösteren iki nüsha banka hesap özet cetveli düzenlenerek ertesi gün muhasebe birimine gönderilir. Banka hesap özet cetvelinin bir nüshası muhasebe işlem fişine bağlanır, diğer nüshası ise açılacak bir dosyada muhafaza edilir. Tahsilat ve ödemeleri ayrıntılı olarak gösteren cetvelin, bankaca, en geç ertesi gün düzenlenerek onaylandıktan sonra teslimat müzekkeresi ve gönderme emirlerinin ikinci nüshalarıyla birlikte muhasebe birimine gönderilmesi ve muhasebe birimlerinin de bu cetveli araması gerekir.”

Denilmektedir.

Yukarıda detaylı bir şekilde alınan muhasebe yetkilisi konumundaki saymanın görev ve yetkileri bağlamında konu ele alınacak olursa;

Ek İlamda Bankadan yazılı (ıslak imzalı) ve onaylı banka ekstresi (hesap özet cetveli) yerine elektronik ortamda alınması nedeniyle kamu zararının oluştuğu belirtilerek ... ve Saymanlık Müdür Yardımcısının (Sayman Vekili olarak) sorumluluğuna gidilmiş olup; kamu zararı banka ekstrelerinin alınışı sırasında değil, bunların DMİS sistemi üzerinde elektronik ortamda değiştirilmesi sonucunda adı geçen ...nın yetkisi olmadığı halde Bankaya verdiği ödeme talimatlarının Bankaca yerine getirilmesi sırasında oluşmuştur. Nitekim banka ekstrelerinin (ektrelere göre oluşturulan muhasebe işlem fişleri ve üst yazıların da benzer şekilde) İşletme Müdürlüğü kayıtlarında bulunan tutarlarının gerçek rakamları ihtiva ettiği … Bakanlığı Uzmanlarınca düzenlenen İnceleme Raporunda açık bir şekilde görülmektedir.

Sorumluların iddia ettiği gibi banka ekstrelerinin ıslak imzalı olarak alınmayışı gelir azaltıcı veya gider çoğaltıcı bir etkiyle kamu zararına sebep olmamıştır. Ancak bu ekstrelerin ve bu ekstrelere göre oluşturulan muhasebe işlem fişlerinin (gerçeğinden az rakamları içerecek şekilde) DMİS sistemi üzerinde elektronik ortamda değiştirilmesi, eksik tutarların kayıt dışı tutularak sahte ödeme talimatlarıyla (gönderme emirleriyle) İşletme ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan kişi ve firmalara aktarılmasına zemin hazırlamak suretiyle dolaylı bir yoldan da olsa kamu zararına sebep olmuştur. Diğer bir ifadeyle, kamu zararına sebep olan sahte ödeme talimatlarıdır. Ancak bu sahte ödeme talimatlarının düzenlenmesi işlemine vesile olan elektronik ortamda tahrif edilen ekstreler, muhasebe işlem fişleri ve üst yazılardır.

Kaldı ki, yukarıya alınan Döner Sermayeli işletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin “Hesaba ilişkin işlemler” başlıklı 73 üncü maddesine göre hesap özet cetvelleri (ekstreler), tahsilatlar kadar ödeme talimatlarını da içermekte olup, banka ekstrelerinin onaylı ve ıslak imzalı olarak alınmış olması durumunda bu ekstrelerde yapılan ödemeler de görüleceğinden; söz konusu kamu zararına neden olay da gerçekleşmeyecektir.

Diğer yandan, tahrifat işlemini fiilen gerçekleştiren ...nın ekstreleri, muhasebe işlem fişlerini ve üst yazıları değiştirirken Saymanlık kayıtlarına elektronik ortamda nasıl ulaşabildiği büyük önem arz etmekte olup, mevcut bilgi ve belgelerden; bunu Muhasebe Yetkilisi konumundaki ... ya da (ona vekalet eden) Saymanlık Müdür Yardımcısının DMİS şifresini kullanarak yaptığı anlaşılmaktadır.

Saymanlık belgeleri üzerinde onay yetkisinin sadece ...nde (ya da vekilinde) olduğu göz önünde tutulduğunda ve … Bakanlığı Uzmanlarınca düzenlenen İnceleme Raporundaki fiş değiştirme işlemlerine ... (ya da vekilinin) izin verdiği tespiti karşısında; Ek İlamdaki “DMİS şifresinin gizli tutulması konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermediği için şifrenin başkalarınca öğrenilmesine ve muhasebe kayıtlarının usulsüz olarak değiştirilmesinde kullanılmasına neden olduğu” gerekçeleriyle tazmin hükmünde ...ne ve (vekili olarak) Saymanlık Müdür Yardımcısına sorumluluk yüklenmesinde hukuken bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

İşletme Müdürünün Sorumluluğu Hususu:

05.07.1983 tarihli ve 18098 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 58. Maddesine Göre Döner Sermaye İşletmelerinin Kurulmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik’in “Yönetim ve Örgüt” başlıklı Üçüncü Bölümündeki “İşletme Müdürü” başlıklı 12 nci maddesinde:

“Döner Sermaye işletmesinin işletme müdürü, rektör tarafından üniversite personeli arasından atanır. İşletme Müdürünün görevleri şunlardır:

a) İşletmenin idari, malî ve teknik işlerini, kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, çalışma programları, bütçe esasları ve işletmecilik ilkelerine uygun biçimde yürütmek,

b) Döner sermaye kadrolarına atanan veya görevlendirilen memurlar ile işletmeye alınan işçilerin görevlerini iş bölümü esasları dahilinde düzenlemek, izlemek ve denetlemek,

c) Döner sermaye memurlarının atamalarını teklif etmek ve işletmeye işçi alınması, çıkarılması ve işçilerin özlük haklarına ilişkin işleri yapmak,

d) İşletmenin çalışma programlarının ve bütçe tasarılarının zamanında hazırlanmasını sağlamak,

e) Canlı ve cansız demirbaşları ile malzemelerin iyi bir şekilde kullanılmasını, saklanmasını, korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak,

f) Ambar ve ayniyat işlerinin usulüne göre yürütülmesini sağlamak, gerekli denetimi yapmak.”,

“Tahakkuk Memuru” başlıklı 13 üncü maddesinde:

“Döner sermayeden yapılacak giderler ile tahsis edilecek gelirler, tahakkuk memuru tarafından tahakkuk ettirilir. Tahakkuk memurluğu işletme müdürü tarafından yürütülür.

(Ek:RG-23/1/2001-24296) İlgili üniversitenin tüm eğitim öğretim, araştırma ve uygulama birimlerinin faaliyet alanlarını kapsayan döner sermaye işletmelerinde tahakkuk memurluğu görevi uygun görüldüğü ölçüde üniversite bünyesindeki fakülte, enstitü, yüksekokul ve diğer birimlerde görevli yöneticilere, Rektörün onayını almak şartıyla devredilebilir.”,

“Tahakkuk Memurunun Görevleri” başlıklı 14 üncü maddesinde:

“Tahakkuk memurları gider ve gelirlere ilişkin tahakkuk belgeleri üzerinde aşağıda belirtilen hususları aramakla yükümlüdür:

a) Yeteri kadar ödenek bulunması,

b) Giderlerin bütçedeki tertiplere uygun olması,

c) Giderlerin kanun, tüzük, kararname ve yönetmeliklere uygun olması,

d) Maddi hata bulunmaması,

e) Verile emrine bağlanması gereken taahhüt ve tahakkuk belgelerinin tamam olması,

f) İstihdamın kadro dahilinde bulunması,

g) Gelirlerin kanun ve yönetmeliklere uygun olması,”,

Hükümleri yer almaktadır.

Öte yandan, aynı Yönetmeliğin “Saymanın Sorumlulukları” başlıklı 18 inci maddesinde; “Sayman bu Yönetmeliğin 16. ve 17. maddelerinde sayılan görevlerinden dolayı ilgisine göre tahakkuk memuru, İta Amiri ve ilgili diğer memurlarla birlikte sorumludur.” hükmü yer almakta olup, bu madde bağlamında Ek İlamdaki gerekçelerle İşletme Müdürüne Tahakkuk Memuru sıfatıyla sorumluluk yüklenmesinde de mevzuata aykırı bir husus bulunmamaktadır.

Son olarak, Ek İlamda kendisine sorumluluk yüklenen sorumluların ceza mahkemesinde almış oldukları (ve duruşma sırasında “görevi ihmal” olarak ifade ettikleri) ceza da birimlerindeki denetim görevini tam olarak yerine getirmediklerini açık bir şekilde göstermektedir.

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, sorumluluk yönünden yapılan itirazların reddedilerek, sorumlu(lar) tarafından ileri sürülen iddia ve itirazların tamamının Temyiz Kurulu Kararında karşılandığı ve Kararın Kanuna aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından ve ayrıca Kararın düzeltilmesini icap ettiren başka bir husus da ileri sürülmediğinden; (303 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle verilen … TL’lik tazmin hükmünü tasdik eden) söz konusu 27.02.2019 tarihli ve 45743 tutanak (29789 ilam) sayılı Temyiz Kurulu Kararında KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLMADIĞINA, (Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …’ın aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,

Karar verildiği 23.09.2020 tarih ve 48221 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü

Üye … ve Üye …:

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 nci maddesinde:

“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.

Kamu zararının belirlenmesinde;

a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,

b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,

c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,

d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,

Esas alınır.”

hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü banka hesabına Sosyal Güvenlik Kurumundan gönderilen paraların muhasebe hesaplarına eksik kaydedilip muhasebe kayıtlarına girmeyen tutarlardan hak sahibi olmayan kişilere ve firmalara gerçeğe aykırı gönderme emirleriyle ödeme yapılması kamu zararına neden olmuştur.

2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun 58. Maddesine Göre Döner Sermaye İşletmelerinin Kurulmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 11 inci maddesinde:

“Döner sermaye işletmesinin hizmetleri, yönetim kurulu, ita amiri, işletme müdürü, sayman, tahakkuk memuru, veznedar, ayniyat memuru, ambar memuru, memurlar ve işçiler tarafından, saymanlık hizmetleri ise Maliye Bakanlığınca kurulan saymanlıklarca yürütülür.”,

12 nci maddesinde:

“Döner sermaye işletmesinin işletme müdürü, rektör tarafından üniversite personeli arasından atanır. İşletme Müdürünün görevleri şunlardır:

a) İşletmenin idari, malî ve teknik işlerini, kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, çalışma programları, bütçe esasları ve işletmecilik ilkelerine uygun biçimde yürütmek,

…”,

15 inci maddesinde:

“Döner sermaye işletmelerinin saymanlık hizmetleri Maliye Bakanlığınca kurulacak döner sermaye saymanlıklarınca yürütülür.

Döner sermaye işletmelerinin mali ve muhasebe işlemleri Maliye Bakanlığınca atanacak sayman ile saymanlık personeli tarafından yürütülür. Saymanın geçici veya sürekli olarak görevi başında olmadığı hallerde saymanlık görevi Maliye Bakanlığınca vekâleten görevlendirilecek personel tarafından yürütülür.”

Denilmektedir.

… Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesinin mali ve muhasebe işlemleri Maliye Bakanlığına bağlı olarak kurulan Saymanlık Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Döner Sermaye İşletmesi Müdürleri gelir ve giderlerin ilgili mevzuatına uygun olarak tahakkuk ettirilmesi ve alacakların tahsil edilebilir duruma getirilmesinden sorumludurlar. Bu haliyle Saymanlık Müdürlüğü ile Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü birbirinden bağımsız, farklı görev, yetki, sorumluluk ve çalışma usulü olan birimlerdir. İşletme Müdürlerinin Saymanlık Müdürleri üzerinde denetim ve kontrol yetkisi bulunmamaktadır.

Yapılan incelemede bahsi geçen usulsüz işlemlerin Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünde düzenlenen herhangi bir belgeye dayanmadığı, bu işlemlerin Saymanlık Müdürlüğünde oluşturulan gerçeğe aykırı belgelerle yapıldığı, İşletme Müdürlüğüne muhasebe biriminde ilk etapta doğru olarak girilen kayıtların gönderildiği, dolayısıyla İşletme Müdürlüğünde yer alan muhasebe kayıtlarının Sosyal Güvenlik Kurumundan gönderilen tutarları ihtiva ettiği anlaşılmıştır.

Bu nedenlerle Saymanlık Müdürlüğünde resen yapılan usulsüz işlemler sonucunda ortaya çıkan kamu zararında Döner Sermaye İşletme Müdürü ...’ın sorumluluğu bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde:

“Muhasebe hizmeti; gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir.

Muhasebe yetkilisi, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumludur. 9.12.1994 tarihli ve 4059 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin muhasebe hizmetleri Maliye Bakanlığınca yürütülür. Muhasebe yetkilileri gerekli bilgi ve raporları düzenli olarak kamu idarelerine verirler.

Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;

a) Yetkililerin imzasını,

b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını,

c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,

d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri,

Kontrol etmekle yükümlüdür.

…”

hükmü yer almaktadır.

Saymanlık Müdürlüğü bünyesinde gerçekleştirilen usulsüz işlemler Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen paraların muhasebe kayıtlarının eksik yapılması ve hak sahibi olmayan kişilere ödeme yapılması hususlarını içermektedir.

Yapılan incelemede, Sosyal Güvenlik Kurumundan Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün ilgili hesabına gönderilen paraların ilk muhasebe kayıtlarının bu tutarlar üzerinden yapıldığı, buna ilişkin olarak İşletme Müdürlüğünde bulunan muhasebe işlem fişlerinin gerçek tutarları ihtiva ettiği, İşletme Müdürlüğünce hazırlanan ve Saymanlık Müdürlüğüne gönderilen muhasebe işlem fişlerinde yazan tutarların Muhasebe Uzmanı ... tarafından değiştirildiği, muhasebe işlem fişlerine eklenen ve elektronik ortamda ulaşılabilen müşteri hesap ekstrelerinde yer alan tutarların da bu fişlere uygun şekilde değiştirildiği, böylelikle Sosyal Güvenlik Kurumundan gönderilen paraların Saymanlık Müdürlüğü kayıtlarına eksik kaydedildiği, muhasebe kayıtları dışında tutulan paraların ise ilgili tarafından hesabın bulunduğu bankaya sahte ödeme talimatları ve hatta faks ve elektronik posta gönderilmek suretiyle İşletme Müdürlüğü ile borç-alacak ilişkisi bulunmayan kişi ve firmalara aktarılmasının sağlandığı, bankanın bu aktarma işlemlerini Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 73 üncü maddesine göre düzenlenmesi gereken “gönderme emri” olmadan gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.

Muhasebe yetkilileri muhasebe biriminin yönetiminden ve muhasebe hizmetlerinin yürütülmesinden sorumludurlar. Muhasebe yetkililerinin bu sorumlulukları kapsamına giren hususlar arasında muhasebe kayıtlarının mevzuata ve usulüne uygun şekilde tutulması, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi yer almakta ise de; muhasebe kayıtlarının eksik tutulması ve hak sahibi olmayan kişilere ödeme yapılması işlemlerinin tahrif edilmiş muhasebe işlem fişleri ve hesap ekstreleriyle yapıldığı, bazı aktarma talimatlarına “SGK İl Müd. Sağ. Arş. Talimat İade” şeklinde not konulmak suretiyle usulsüz aktarmaların gizlenmeye çalışıldığı, bunlara ilişkin olarak Saymanlıkça bankaya gönderilen herhangi bir gönderme emri bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu usulsüz işlemleri ...’ın bilinçli şekilde gerçekleştirdiği görülmüştür.

Dolayısıyla, usulsüz işlemler nedeniyle ortaya çıkan kamu zararının, Muhasebe Yetkilisi sıfatıyla … (...) ve …’nun (...-... Vekili) mevzuata aykırı karar, işlem ve eyleminden kaynaklandığını söylemek mümkün olmadığından, kamu zararı ile bu kişiler arasında illiyet bağı kurmak da mümkün değildir.

Nitekim, aynı kamu idaresinin 2012 ve 2013 yılı hesapları Sayıştay 2. Dairesince hükme bağlanmış olup, yapılan yargılama sonucunda sadece Muhasebe Yetkilisi (Muhasebe Uzmanı-Saymanlık Müdür Vekili) sıfatıyla ...’ın sorumluluğuna hükmedilmiştir.

Sonuç itibariyle, … Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü banka hesabına Sosyal Güvenlik Kurumundan gönderilen paraların muhasebe hesaplarına eksik kaydedilmesi ve muhasebe kayıtlarına girmeyen tutarlardan hak sahibi olmayan kişilere ve firmalara gerçeğe aykırı gönderme emirleriyle ödeme yapılması sonucu sebep olunan kamu zararının Muhasebe Yetkilisi (Muhasebe Uzmanı-... Vekili) ...’a münferiden yüklenmesini ve Ek İlamda kendisine sorumluluk yüklenen ..., Saymanlık Müdür Yardımcısı ve İşletme Müdürünün uhdesinden kaldırılmasını teminen tazmin hükmünün bozularak Dairesine gönderilmesi gerekir.

Üye … ve Üye …:

Karardaki gerekçelerle ...ne ve Saymanlık Müdür Yardımcısına sorumluluk yüklenmesinde mevzuata bir aykırılık bulunmamakla beraber, İşletme Müdürü açısından aynı şeyi söylemek mümkün görülmemektedir.

Şöyle ki, Ek İlam maddesinde ve bu maddeye ilişkin temyiz talebi sonucunda verilen Temyiz Kurulu Kararında; aynı Yönetmeliğin “Saymanın Sorumlulukları” başlıklı 18 inci maddesindeki; “Sayman bu Yönetmeliğin 16. ve 17. maddelerinde sayılan görevlerinden dolayı ilgisine göre tahakkuk memuru, İta Amiri ve ilgili diğer memurlarla birlikte sorumludur.” hükmünden hareketle Tahakkuk Memuru sıfatıyla İşletme Müdürüne de sorumluluk tevcih edilmiştir. Ancak bu gerekçe bile Ek İlama konu usulsüz işlemlerin Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünde düzenlenen herhangi bir belgeye dayanmadığını göstermekte olup; bu işlemlerin Saymanlık Müdürlüğünde oluşturulan gerçeğe aykırı belgelerle yapıldığı, İşletme Müdürlüğüne ilk etapta doğru olarak girilen kayıtların gönderildiği, dolayısıyla İşletme Müdürlüğünde yer alan muhasebe kayıtlarının Sosyal Güvenlik Kurumundan gönderilen tutarları ihtiva ettiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, ilk etapta doğru bilgiler geldiğinden Hastanenin mali işlemlerine ilişkin olarak İşletme Müdürlüğünün tuttuğu kayıtlarla Saymanlığın kayıtlarının karşılaştırılmasına gerek duyulmaması normal olduğu gibi; bu haliyle herhangi bir tutarsızlık görülmesi mümkün olmadığından paraların hak sahibi olmayan kişi ve firmalara aktarılmasında İşletme Müdürünün ihmalinin bulunduğundan da söz edilemeyecektir.

Dolayısıyla, Saymanlık Müdürlüğünde yapılan usulsüz işlemler sonucunda ortaya çıkan kamu zararında, Döner Sermaye İşletme Müdürü ...’ın sorumluluğundan söz edilemeyeceği için tazmin hükmünün adı geçen İşletme Müdürünün uhdesinden kaldırılmasını teminen tazmin hükmünün bozularak Dairesine gönderilmesi gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:07

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim