Sayıştay 1. Dairesi 41871 Kararı - Özel İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1
Sayıştay Kararı
41871
26 Haziran 2019
Özel İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Özel İdareler
-
Yılı: 2015
-
Daire: 1
-
Dosya No: 41871
-
Tutanak No: 46508
-
Tutanak Tarihi: 26.06.2019
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Kurum personeline, Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğine aykırı olarak yiyecek yardımı yapılması.
- 19 sayılı ilamın 7 nci maddesi ile; … İlçe Özel İdaresi personeline yiyecek yardımının, Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğine aykırı olarak yemek verme yerine lokanta aracılığıyla temin edilmesi sonucu kamu zararı oluştuğu gerekçesi ile … TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmü 06.06.2018 tarih ve 44643 tutanak sayılı Temyiz Kurulu ilamı ile tasdik edilmiştir.
Sorumlu karar düzeltilmesi için vermiş olduğu dilekçesinde özetle;
Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 10 Şubat 2018 tarih ve 30328 sayılı Resmi Gazete yayımlanan 2017/11180 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla değişikliğe uğradığını,
Eski hükmün;
“Madde 3 - Yiyecek yardımı yemek verme şeklinde yapılır. Bu yardım karşılığında nakden bir ödemede bulunulmaz.”
Yeni hükmün;
“MADDE 1-19/11/1986 tarihli ve 86/11220 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Yiyecek yardımı sadece yemek verme şeklinde çapılır. Bu yardım, nakden veya kupon, kart, fiş, bilet ya da bu mahiyette bir ödeme aracı verilmek suretiyle yapılamaz."
Eski hükmün;
“Madde 5 - Kurum bütçelerine yiyecek yardımı karşılığı olarak konulan ödenek, memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluşa ödenir.
Yemek servisi yiyecek yardımından faydalanabilecek personel sayısının asgari 50 olması ve yemekhane için elverişli yer bulunması şartıyla atamaya yetkili amirin onayı ile kurulabilir.”
Yeni hükmün;
“Madde 2- Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına aşağıdaki cümleler eklenmiştir.
"Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler sadece yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluş tarafından yapılır."
"Yiyecek yardımı bu şekilde kurulan yemek servislerinde yapılır."
Yukarıda izah edilen maddi hatalar ve yönetmelik değişikliği birlikte değerlendirildiğinde;
657 sayılı Kanuna tabi memurlara yapılacak yiyecek yardımının nakit veya temsili araçlar sağlanarak dışarıdan temin edilmesi şeklinin, yönetmelik değişikliğinden önce çeşitli idarelerce uzun zamandır yapılagelen yaygın bir uygulama olduğunu, diğer birçok kurumda yapılan yemek yardımı uygulamasında mevzuat açısından sakınca görülmeyerek sorgu konusu edilmediği ve/veya verilmiş tazmin hükümlerinin kaldırıldığı görüldüğünden, çalışanların yoğun talebi ve haklı beklentilerine uygun davranmak suretiyle işlemin gerçekleştirildiğini, yapılan işlemin tazmine konu edilmesinin, Anayasanın “Kanun Önünde Eşitlik ve İdarenin Bütünlüğü İlkesi” ile bağdaşmayarak hukukun üstünlüğünü zedeleyecek bir sonuç olarak değerlendirildiğini,
Anayasanın 2 nci maddesinde;
“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde; insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir, ” hükmüne yer verildiğini,
Hukuk devletinin, insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyucu adaletli bir hukuk düzeni kuran bunu sürdürmekte kendini yükümlü sayan bütün eylem ve işlemleri yargı denetimine bağlı olan devlet olduğunu,
Hukuk devleti ilkesinin; devletin tüm organlarının üstünde hukukun mutlak egemenliğinin bulunmasını, yasa koyucunun da her zaman Anayasa ve Hukukun üstün kuralları ile kendisini bağlı saymasını gerektirdiğini, bu bağlamda yasa koyucunun yasal düzenlemelerin yapılması sırasında ki takdir yetkisinin, sınırsız ve keyfi olmayıp, hukuk devleti ilkeleriyle sınırlı olduğunu,
Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden birinin “belirlilik” olduğunu, bu ilkeye göre, kanun düzenlemelerinin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu tedbirler içermesi gerektiğini,
Belirlilik ilkesinin, hukuki güvenlikle bağlantılı olduğunu, bireyin, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmesi gerektiğini, bireyin ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebileceğini ve davranışlarını belirleyeceğini,
Hukuk güvenliğinin, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığını (Anayasa Mahkemesi 26.12.2013 gün ve E.2013/67, K2013/164) Hukuk devletinin unsurlarının, doktrinde de belirlenmiş olduğunu, bunlardan konuyla ilgili iki tanesinin “hukuki güvenlik” ve “belirlilik” ilkeleri olduğunu,
Bireyin devlete güven duymasının, ancak hukuki güveliğin sağlandığı bir hukuk devleti düzeninde mümkün olabileceğini, Anayasada öngörülen temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ve insan haklarının insan hayatına egemen kılması için Devletin, bireylerin hukuka olan inançlarını ve güvenlerini korumakla yükümlü olduğunu,
Doktrinde hukuki güvenlik ilkesinin gereklerinin;
-
Devlet faaliyetleri, önceden öngörülebilir, tahmin edilebilir olmalıdır.
-
Devlet faaliyeti, önceden hukuk kurallarıyla düzenlenmiştir.
-
Hukuk düzeninde mümkün olduğunca hukuki istikrar sağlanmalıdır.
-
İdarenin tek yanlı işlem yapma üstünlüğüne karşı, güvence niteliğindeki kurallarla (bireylere katılma, dinleme ve savunma hakkı gibi haklar tanınarak) birey ile idare arasında denge sağlanmalıdır.
-
İdare, bireyin haklı beklentilerine uygun davranmalıdır.
-
Yasal düzenlemelerde hukuka ve devlete olan güveni zedeleyici hususlardan kaçınılmalıdır.
-
Devlet kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirilebilmesi için hukuk güvenliğinin sağlandığı bir hukuk devleti yaratmalıdır. (Prof Dr. Bahtiyar Akyılmaz, Prof. Dr. Murat Sezginer, Doç. Dr. Cemil Kaya. Türk İdare Hukuku . Ankara 2009, 5.130.131),
Şeklinde sıralandığını,
Buna göre, hukuk devletinin unsurlarından olan “hukuki güvenlik” ilkesi gereği devlet faaliyetlerinin önceden tahmin edilebilir, öngörülebilir olması gerektiğini,
“Belirlilik” ilkesinin gereğinin ise, maddi hukuk ve usul kurallarının önceden öngörülebilir bir açıklıkta ve kişilerin haklı beklentilerini bariz şekilde bertaraf etmeyecek düzenlemeler yapılmasını gerektirdiğini,
Aksi takdirde, ucu açık yasa ifadesinin kullanımıyla tesis edilen işlemlerden dolayı oluşan belirsizlik nedeniyle, memurun görev yapamaması veya kanun ve yönetmeliğe yapılan yorum engeli nedeniyle, yasalarla sağlanan bir haktan kişilerin faydalanmamalarına yol açacak fiil ve davranışların sergilenmesinin kaçınılmaz olacağını,
Sonuç olarak;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10 uncu maddesinde herkesin ayrım gözetilmeksizin eşit olduğu, Devlet organları ve İdare Makamlarının bütün işlemlerinde, kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduklarının Anayasal güvence altına alındığını,
Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan "Hukuki Güvenlik" ilkesinin, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığını,
İdarenin yetkili organlarınca bütçeye bu amaçla konulan ödeneğin aşılmamış olması dikkate alındığında, kanunen verilen sosyal hakkın ve 2015 yılı itibariyle yürürlükte olan mevcut yönetmelikle murad edilen maksadın hasıl olduğunu, bu durumun işyeri memnuniyetine dayalı olarak hizmette meydana gelen artışın en önemli nedeni olduğunu, 10 Şubat 2018 tarih ve 30328 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle, yönetmelikte yoruma açık olan ve idareler arasında farklı uygulamalara neden olan maddelerde değişiklik yapılarak uygulamada birlik sağlanmasının amaç edinildiğini, 2015 yılında yapılan uygulamayla belirsiz olan bir konuda Sayıştay Başkanlığının önceki yıllarda tazmin hükümlerinin kaldırılması yönünde aldığı kararları emsal alınarak mevcut durumun memur lehine yapılmış bir uygulama olarak değerlendirilmesini,
Bu itibarla;
Tazmine konu edilen tutarlar içerisinde yer alan ve yükleniciden kesilen Damga Vergisi tutarları ile ilgili mevzuatı uyarınca yükleniciye ödenen ve yüklenici tarafından da ilgili dairesine ödenen Katma Değer Vergisinin ilama bağlanan tutara dahil edilmiş olmasının düzeltilmesini,
2015 yılında yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerinde 2017/11180 sayılı Kararla değişiklik yapılmış olması, uygulama tarihinde yapılan işlemin karine olarak uygun olduğu sonucunu doğurduğunu,
Yukarıda açıklanan nedenlerle Temyiz Kurulu kararının düzeltilerek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Başsavcılık mütalaasında;
“…
Adı geçen dilekçesinde özetle: Daha önceki savunmalarını da tekrarlayarak, 10 Şubat 2018 tarih ve 30328 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliği ile Devlet memurları Yönetmeliğinde değişiklik yapılarak Devlet Memurları yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının;
“Yiyecek yardımı sadece yemek verme şeklinde yapılır. Bu yardım, nakden veya kupon, kart, fiş, bilet ya da bu mahiyette bir ödeme aracı verilmek suretiyle yapılamaz." şeklinde değiştirildiğini,
Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına;
“Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler sadece yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluş tarafından yapılır.”
“Yiyecek yardımı bu şekilde kurulan yemek servislerinde yapılır.” cümlelerinin eklendiğini,
Yukarıda izah edilen maddi hatalar ve yönetmelik değişikliği birlikte değerlendirildiğinde;
657 sayılı Kanuna tabi memurlara yapılacak yiyecek yardımının nakit veya temsili araçlar sağlanarak dışarıdan temin edilmesi şekli, yönetmelik değişikliğinden önce çeşitli idarelerce uzun zamandır yapılan yaygın bir uygulama olduğunu,
Diğer birçok kurumda yapılan yemek yardımı uygulamasında mevzuat açısından sakınca görülmeyerek sorgu konusu edilmediği ve/veya verilmiş tazmin hükümlerinin kaldırıldığı görüldüğünden, çatışanların yoğun talebi ve haklı beklentilerine uygun davranmak suretiyle işlem gerçekleştirildiğini,
Yapılan işlemin tazmine konu edilmesinin "Anayasamızdaki Kanun Önünde Eşitlik ve idarenin Bütünlüğü ilkesi" ile bağdaşmayarak hukukun üstünlüğünü zedeleyecek bir sonuç olarak değerlendirildiğini,
Hukuk devletinin unsurlarından olan "hukuki güvenlik” ilkesi gereği devlet faaliyetlerinin önceden tahmin edilebilir, öngörülebilir olması gerektiğini,
"Belirlilik" ilkesinin gereği ise, maddi hukuk ve usul kurallarının önceden öngörülebilir bir açıklıkta ve kişilerin haklı beklentilerini bariz şekilde bertaraf etmeyecek şekilde düzenlemeler yapılmasını gerektirdiğini,
Aksi takdirde, ucu açık yasa ifadesinin kullanımıyla tesis edilen işlemlerden dolayı oluşan belirsizlik nedeniyle, memurun görev yapamaması veya kanun ve yönetmeliğe yapılan yorum engeli nedeniyle, yasalarla sağlanan bir haktan kişilerin faydalanamamalarına yol açacak fiil ve davranışlar sergilenmesinin kaçınılmaz olacağını,
İdarenin yetkili organlarınca bütçeye bu amaçla konulan ödeneğin aşılmamış olması, yönetmelikte uygun görüldüğü şekliyle tespit edilen yemek maliyetinin yarısından fazlasına ilişkin bir ödemenin de yapılmamış olması dikkate alındığında, kanunen verilen sosyal hakkın ve 2015 yılı itibariyle yürürlükte olan mevcut yönetmelikle murad edilen maksadın hasıl olduğunu, bu durumun işyeri memnuniyetine dayalı olarak yapılmasının en önemli neden olduğunu, 10 Şubat 2018 tarih ve 30328 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle, yönetmelikte yoruma açık olan ve idareler arasında farklı uygulamalara neden olan maddelerde değişiklik yapılarak uygulamada birlik sağlanmasının amaç edinildiğini,
2015 yılında yapılan uygulamayla belirsiz olan bir konuda Sayıştay Başkanlığınca önceki yıllarda müteaddit defalar tazmin hükümlerinin kaldırılması yönünde aldığı kararları emsal alınarak ve “hukuki güvenlik ilkesi”ne güvenerek yapılan işlemin, harcama yetkilisi olarak belirsizlikleri azaltma yeteneğinin uygulanması kapsamında memur lehine yapılmış bir uygulama olarak değerlendirilmesinin daha uygun olacağını,
Tazmine konu edilen tutarlar içerisinde yer alan ve yükleniciden kesilen Damga Vergisi tutarları ile ilgili mevzuatı uyarınca yükleniciye ödenen ve yüklenici tarafından da ilgili dairesine ödenen Katma değer Vergisinin ilama bağlanan tutara dahil edilmiş olmasının da yanlış olduğunu,
2015 yılında yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerinde, 2017/11180 sayılı Kararla değişiklik yapılmış olmasının, uygulama tarihinde yapılan işlemin karine olarak uygun olduğu sonucunu doğurduğunu,
Belirterek,
Sayıştay Temyiz Kurulunun söz konusu kararının düzeltilmesini ve tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
657 sayılı Kanunun 212 nci maddesine dayanarak çıkarılan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin:
4 üncü maddesi; ”(Değişik:8/8/2016-2016/9103 K.) Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin Ankara, İstanbul ve İzmir illeri için üçte ikisini, diğer iller için yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır.
Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır.
Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmı yemek yiyenlerden alınır. 2155 sayılı Bazı Kamu Personeline Tayın Bedeli Verilmesi Hakkında Kanuna göre tayın bedeli verilen personel ile sözleşmeli olarak çalıştırılanların, bu Yönetmeliğe göre yiyecek yardımı yapılan yemek servislerinde yemek yemeleri halinde, yemek bedelinin tamamı kendilerinden alınır.” hükmünü,
5 inci maddesinin üçüncü fıkrası; “Yemek servisi için gerekli bina, tesis ve demirbaş eşya kurumlarca sağlanır. Bunlara karşılık memurlardan ücret alınmaz.” hükmünü,
9 uncu maddesi ise; “Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin uygulanmasında, kurum kadrolarında olup, yemek servisinde görevlendirilen personel giderleri, su, elektrik ve havagazı giderleri yemek maliyetine dahil edilmez.” hükmünü,
4734 sayılı Kamu İhale Kanununun:
2 nci maddesi; “Madde 2- Aşağıda belirtilen idarelerin kullanımında bulunan her türlü kaynaktan karşılanan mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihaleleri bu Kanun hükümlerine göre yürütülür:
a)(Değişik: 1/6/2007-5680/1 md.) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı; döner sermayeli kuruluşlar, birlikler (meslekî kuruluş şeklinde faaliyet gösterenler ile bunların üst kuruluşları hariç), tüzel kişiler...”
Aynı kanunun 4 üncü maddesi ise; “Madde 4- Bu Kanunun uygulanmasında;
Mal: Satın alınan her türlü ihtiyaç maddeleri ile taşınır ve taşınmaz mal ve hakları,
Hizmet: (Değişik: 30/7/2003-4964/3 md.) Bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, (...) (2) , tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, meslekî eğitim, fotoğraf, film, fikrî ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri, ... İfade eder.”
hükümlerini içermektedir.
Yukarıda belirtilen yönetmelik ve kanun maddeleri hükümlerine göre, yemek hizmetlerinin 4734 sayılı Kanun kapsamında hizmet alımı yoluyla temin edilmesinde mevzuata aykırı bir durum bulunmadığı, bu nedenle de ihale bedelinin tamamının tazminine hükmedilmesinin ve ihale komisyonu üyelerine sorumluluk yüklenilmesinin uygun olmayacağı,
Yönetmeliğin 4 üncü maddesindeki “(Değişik:8/8/2016-2016/9103 K.) Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin Ankara, İstanbul ve İzmir illeri için üçte ikisini, diğer iller için yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır.
Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır.
Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmı yemek yiyenlerden alınır...”
Hükümleri aynı yönetmeliğin 5 ve 9 uncu maddeleri ile birlikte dikkate alınarak, hesaplanacak yemek maliyetinin yarısı üzerinden, yemek yiyenlerden tahsil edilen kısım düşüldükten sonra geriye kalan kısmının diğer sorumlulardan tazmin hükmüne karar verilmesinin uygun olacağı,
Düşünülmektedir.
Ayrıca, benzeri olaylarla ilgili birden fazla Temyiz Kurulu Kararı bulunduğu da dikkate alındığın da; karar düzeltme talebinin kabulü yönünde karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” denilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 212 nci maddesinde;
“Devlet memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esaslar Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tespit olunur.” hükmüne yer verilmiş ve bu hüküm uyarınca hazırlanan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının, Devlet Memurlarının yiyecek yardımından hangi hallerde, ne şekilde faydalanacaklarını ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esasları belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, bu Yönetmeliğin 657 sayılı Kanuna tabi memurlar hakkında uygulanacağı; “Yardım Şekli” başlıklı 3 üncü maddesinde, yiyecek yardımının yemek verme şeklinde yapılacağı, bu yardım karşılığında nakden bir ödemede bulunulamayacağı; “Yardımın Şartları” başlıklı 5 inci maddesinde; Kurum bütçelerine yiyecek yardımı karşılığı olarak konulan ödeneğin, memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluşa ödeneceği, yemek servisi, yiyecek yardımından faydalanabilecek personel sayısının asgari 50 olması ve yemekhane için elverişli yer bulunması şartıyla atamaya yetkili amirin onayı ile kurulabileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Söz konusu Yönetmelikte yer alan düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda, 657 sayılı Kanuna tabi personele yiyecek yardımı, belli şartların gerçekleşmesi durumunda kurulacak yemek servisi aracılığıyla “yemek verme” şeklinde yapılabilecek bir yardım olup, lokanta, restoran vb. yerler vasıtasıyla sağlanmasına imkân bulunmamaktadır.
4734 sayılı Kamu İhale Kanununun “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; mal veya hizmet alımları ile yapım işleri ihalelerinin bu Kanun hükümlerine göre yürütüleceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde de; “Bu Kanunun uygulanmasında; (…) Hizmet: Bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, meslekî eğitim, fotoğraf, film, fikrî ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri, (…) ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu durumda, yiyecek yardımının, lokanta, restoran vb. yerler vasıtasıyla dışarıdan karşılanması, 4734 sayılı Kanunun yukarıda yer alan hizmet tanımı kapsamında da bulunmamaktadır.
Ayrıca dilekçede, tazmine konu edilen tutarlar içerisinde yer alan ve yükleniciden kesilen damga vergisi tutarları ile ilgili mevzuatı uyarınca yükleniciye ödenen ve yüklenici tarafından da ilgili dairesine ödenen katma değer vergisinin ilama bağlanan tutara dahil edilmiş olmasının yanlış olduğu ileri sürülmekte ise de;
Yasal vergiler eklenerek ödeme yapılmış olduğundan, idare bütçesine gider olarak kaydedilen verginin, ilamdaki tazmin miktarının hesaplanması aşamasında giderin bir unsuru olarak tazmin miktarına dahil edilmesinde mevzuata aykırı bir durum söz konusu değildir.
5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinin birinci fıkrasında, kamu zararı tanımlanmış; ikinci fıkrasında da, bu zararın belirlenmesinde esas alınacak kriterler düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kanunda, “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” da kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterlerden birisi olarak sayılmıştır. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, lokanta, restoran vb. yerler vasıtasıyla yemek ihtiyacının dışarıdan karşılanması ile ilgili ilçe özel idaresinin işlemi, Yiyecek Yardımı Yönetmeliği ve 4734 sayılı Kanuna aykırı olduğundan; bu işlem neticesi yapılan ödeme, mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme mahiyetindedir.
Bu nedenle 19 sayılı ilamın 7 nci maddesi ile verilen tazmin hükmünü tasdik eden 06.06.2018 tarih ve 44643 tutanak sayılı Temyiz Kurulu ilamının 1 inci maddesinin DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLMADIĞINA
(Üyeler …, …, …, …, …’in aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğu ile,
KARŞI OY GEREKÇESİ
(Üyeler …, …, …, …, …:
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 212 nci maddesine dayanılarak çıkarılan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin “Yemek Servisi Giderleri” başlıklı 4 üncü maddesinde;
“Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dâhil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır.
Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır.
Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmı yemek yiyenlerden alınır. 2155 sayılı Bazı Kamu Personeline Tayın Bedeli Verilmesi Hakkında Kanun'a göre tayın bedeli verilen personel ile sözleşmeli olarak çalıştırılanların, bu Yönetmeliğe göre yiyecek yardımı yapılan yemek servislerinde yemek yemeleri halinde, yemek bedelinin tamamı kendilerinden alınır.” denilmektedir.
2014 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu eki Bazı Ödeneklerin Kullanımına ve Harcamalara İlişkin Esasları düzenleyen (E) Cetvelinin 36 ncı maddesine göre; 657 sayılı Kanunun 212 nci maddesine dayanılarak hazırlanan ve 19/11/1986 tarihli ve 86/11220 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 4 üncü maddesi uyarınca yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere kurum bütçelerinden yapılan yemek yardımı, Ankara, İstanbul ve İzmir illerinin büyükşehir belediyesi sınırları içinde görev yapan personel için yemek maliyetlerinin azami üçte ikisi olarak uygulanabilmektedir.
Buna göre kurum bütçesinden kadrolu memurların her gün yiyebileceği ihtimaline karşılık konulan yiyecek yardımı ödeneğinden yemek maliyetinin yarısını aşmamak üzere harcama yapılabileceğinden, yemek maliyetinin bütçeden karşılanamayacak olan kısmı yemek yiyenlerden karşılanacaktır. Yemek yiyenlerden alınacak yemek ücretleri tarifesi ise her yılbaşında Bütçe Uygulama Talimatı ile asgari rakamlar üzerinden belirlenmekte olup, kurumlar yemek maliyetinin kalan kısmını karşılayacak şekilde bu rakamların daha üstünde fiyatlar tespit edebilecektir.
Bu nedenle Bütçe Uygulama Talimatı ile belirlenen miktarlar en az alınması gereken miktarı ifade etmektedir. Eğer Bütçe Uygulama Talimatında belirtilen miktarlar üzerinden kişilerden tahsil edilen bedel, yemeğin maliyetinin kalanını karşılamaya yetmiyorsa, kişilerden tahsil edilen miktarın yemeğin maliyetinin kalan kısmını karşılayacak şekilde artırılması veya yemeğin maliyetinin düşürülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde yemek maliyetinin yarısından fazla bir miktarı bütçeden karşılanmış olacaktır ki bu da yukarıda ifade edilen Bütçe Kanunu hükmüne aykırıdır. Kaldı ki devlet memurlarının yiyecek yardımından hangi hallerde, ne şekilde faydalanacaklarını ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esasları belirlemek amacıyla hazırlanan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin "Yardım Şekli" başlıklı 3 üncü maddesinde yiyecek yardımının yemek verme şeklinde yapılacağı ve bu yardım karşılığında nakden bir ödemede bulunulmayacağı açık bir şekilde ifade edilmektedir.
Zira, bahsi geçen Yönetmeliğin "Yardımın Şartları" başlıklı 5 inci maddesinde yer alan; "Kurum bütçelerine yiyecek yardımı karşılığı konulan ödenek memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyette kuruluşa ödenir” hükmü karşısında, özel firmalardan yemek teminine açıkça cevaz verilmediği anlaşılmakta ise de bunun Kanunda öngörülmüş sosyal bir hak oluşu, bu hakkın bir şekilde yerine getirilmesi gerekliliği; aksi halde, yemek yardımından yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluş vasıtasıyla faydalanan memurlara nazaran Kanunda öngörülmüş bir haktan mahrum bırakılma gibi eşitlik ilkesine aykırı bir durumun söz konusu olacağı hususları göz önüne alındığında, bu tür bir uygulamanın memur lehine değerlendirilerek kabul edilmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla yemek yardımından yararlananlardan yemek maliyetinin yarısının kesilmesi bu durumda da kamu zararı tutarının, yemek maliyetinin yarısı ile personelden kesilen rakamlar arasındaki fark olması gerekmektedir.
Bu nedenle, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak Temyiz Kurulu Kararının düzeltilmesi ve yeniden hüküm tesisini temin için ilam maddesi ile verilen tazmin hükmünün bozularak dosyanın kararı veren daireye gönderilmesi gerekir.)
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:35