Sayıştay 1. Dairesi 41675 Kararı - Özel İdareler İş Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1
Sayıştay Kararı
41675
31 Ocak 2018
Özel İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Özel İdareler
-
Yılı: 2014
-
Daire: 1
-
Dosya No: 41675
-
Tutanak No: 44036
-
Tutanak Tarihi: 31.01.2018
-
Konu: İş Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: İşçilerin maaş ödemelerinde, 01.03.2005 tarihinden sonra işe gireceklere uygulanacak ücret skalası olan EK: 1/B yerine bu tarihten önce işe girenlere uygulanacak olan EK: 1/A ücret skalasının uygulanması.
- 237 sayılı İlamın 6’ncı maddesinde, 2006 yılında Kuruma alınan işçilerin maaş ödemelerinde; 01.03.2005 tarihinden sonra işe gireceklere uygulanacak ücret skalası olan EK: 1/B yerine bu tarihten önce işe girenlere uygulanacak olan EK: 1/A ücret skalasının uygulanması nedeniyle …. TL’ye tazmin hükmolunmuştur.
İlamda Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan … ve Gerçekleştirme Görevlisi olarak sorumlu tutulan …. aynı mahiyetteki dilekçelerinde,
a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasalının Eşitlik ilkesine esas 10.maddesinin son fıkrasında aynen “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar, ” hükmü,
b) 4857 Sayılı İş Kanunun Eşit Davranma ilkesi Başlıklı 5.maddesinin 2. fıkrasında aynen “İşveren esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi çalışan işçiye belirsiz süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. ” hükmü, 4857 Sayılı İş Kanunun 5. maddesinin 4.fıkrasında aynen “Aynı ve eşit değerde bir işçi için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücretle çalıştırılamaz .” hükmü,
c) 4857 sayılı İş Kanunu’nun Çalışma Koşullarında Değişiklik ve İş Sözleşmesinin Feshi başlıklı 22.maddesinin son fıkrasında aynen “Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz.” Hükmü Doğrultusunda;
... İl Özel İdaresi ile ... Sendikaları arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin 17.maddesine istinaden düzenlenen ücret skalasında 2005 yılından sonra işe giren ve EK 1/B skalasından ücretlerini alan 15 işçiye, EK 1 no'lu ücret skalasının uygulanmasına esas olmak üzere 03.05.2010 tarihinde ... Valiliği İl Özel İdaresi ile ... Sendikası ... Şubesi arasında protokol tanzim edilerek, bu protokol çerçevesinde bahsi geçen işçilerin, anılan Toplu İş Sözleşmesi eki EK 1 no'lu ücret skalasından faydalandırıldığını,
Bu protokolün düzenlenmesindeki temel amacın aynı işyerinde, aynı işi yapan personeller arasındaki ücret adaletsizliğinin eşitsizliğin giderilerek iş barışının sağlanması olduğunu,
Daire Kararında İl Valisinin böyle bir protokolü tanzim etmekte yetkisiz olduğunun değerlendirildiğini, bunun yanlış bir değerlendirme olduğunu, Toplu İş Sözleşmesinde İl Özel İdaresini temsilen bulunan TÜHİS’in, İl Valisinin onayı alınmadan zaten İl Özel İdaresini temsil etme yetkisini alamayacağını, Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde TÜHİS’in İşveren temsilcisi olarak yer aldığını, doğal olarak işverenin İl Özel İdaresi, İdarenin başı olan Vali olduğunu,
Bu protokolün 4857 sayılı yasanın 22.maddesinin son fıkrası hükmü çerçevesinde İşveren ve ... İl Özel İdaresinde çalışan işçilerin yasal temsilcisi olan ... Sendikası ... Şubesi arasında düzenlendiğini,
Aynı konu ile ilgili olarak Tekirdağ İl Özel İdaresinde çalışan ve 1/B Skalasından ücret alan işçilerin 1 no'lu skaladan faydalandırılmasına esas olmak üzere protokol düzenlenip, düzenlenemeyeceği konusunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 01/08/2012 tarih ve 9784 sayılı görüş yazında “...söz konusu protokole göre 2005 yılından sonra işe giren 10 adet işçiye Ek 1 ücret skalasının uygulanmasında yasal olarak herhangi bir engel olmadığı düşünülmektedir.” hususu belirtilmiş olup, bu durumun tesis edilen işlemin yerindeliğini desteklediğini,
Ayrıca Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 18.03.2008 tarih ve 2007/26230 esas ve 2008/5312 sayılı kararında; "işveren, diğer işçilerin lehine fakat bir veya birkaç işçinin aleyhine sonuç doğuracak, eşitsizlik yaratacak talimatlar veremeyeceği gibi işçiye ceza ve cefa vermek amacıyla da talimatlar veremez. Buna göre işveren talimat verirken eşit işlem borcuma riayet etmekle de yükümlüdür." Denildiğini,
Daire kararında tazminine karar verilen konuyla aynı evsafta işleme esas olmak üzere Düzce İl Özel İdaresi 2012 yılı hesabı ile ilgili olarak düzenlenen sorgu raporunun yapılan yargılanması sonunda Sayıştay 1.Dairesinin 13.03.2014 tarih ve 10319 sayılı ilamında özetle “.. .Alınan bu kararla, aynı işi yapan ve aralarında sadece işe giriş tarih farkı olan işçiler arasındaki ücret dengesizliği giderilmiş ve yukarıda belirtilen kanun hükmünün ifade ettiği eşit davranma ilkesinin gerekleri yerine getirilmiştir.
Bu nedenle mevzuatına uygun olduğu anlaşılan … TL ile ilgili olarak ilişilecek bir husus bulunmadığına karar verilmiştir. ” denildiğini,
Konuya çalışma koşulları açısından bakmak gerekirse; kıdem açısından aralarında ay hatta gün farkı bulunan ve aynı işi yapan personel arasında skala ücret uygulaması nedeniyle ciddi ücret farkı bulunduğunu, 2005 yılından sonra işe alınan bir işçinin, daha önce işe alınan, aynı işi yapan kendisinden bir yıl daha kıdemli arkadaşının aldığı ücreti 10 yıl geçse dahi alamadığını, çalışanlara adil bir ücret verilmesi hakkının, Avrupa Sosyal Şartının 4 maddesinde ayrıntılı biçimde düzenlendiğini,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun çeşitli kararlarında işçi ücretinden indirime gidilemeyeceği sonucuna varılırken Avrupa Sosyal Şartından söz edildiğini,
Anayasanın 10. maddesinde "Herkes, dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” kuralına yer verildiğini, "Ücrette Adalet Sağlanması" başlıklı 55. maddesi "Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır " şeklinde olduğunu,
İş Kanununun 9. maddesinde, iş sözleşmesinin taraflarının kanun hükümleriyle getirilen sınırlamalar saklı olmak üzere ihtiyaçlarına göre sözleşme düzenleyebilecekleri kuralı yer aldığını, İş Sözleşmesinin taraflarının sözleşme serbestisi ilkesince iradeleri ile sözleşme hükümlerini değiştirebileceğini, İdarenin de işçilerle yapılan Toplu İş Sözleşmesinin tarafı olduğundan, İş Hukukunun temel ilkelerinden olan “İşçi Lehine Yorum” ilkesi gereği ve yukarıda belirtilen tüm bu müktesebat ve Anayasanın eşitlik ilkesi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 01.08.2012 tarih B.13.0ÇGM.0.12.01.00/103/9784 sayılı yazılarında işçilerin ve işverenlerin Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 5. maddesine aykırı olmamak koşulu ile serbest iradeleri ile hüküm koyabilecekleri hususunun belirtilmesi sebepleriyle uygulamanın yapıldığını,
İşlemin yasal gerekçelere dayandığı ve işçiler arasındaki adaletsizliği gidermiş olduğunu, Sayıştay Temyiz Kurulunun 40326 numaralı kararının da emsal alınarak tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
Başsavcılık mütalaasında;
“Özel İdareleri ile ... Sendikası arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin 17. maddesi gereği düzenlenen ücret skalasında 2005 yılından sonra işe giren işçilere, EK/1 no’lu ücret skalasının uygulanmasının: Anayasanın 10. maddesi 4857 sayılı Kanunum 5,9 ve 22. maddeleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 17.01.2014 tarih ve 922 sayılı görüşü, Sayıştay 1. Dairesinin 13.03.2014 tarih ve 10319 sayılı ilamı, Sayıştay Temyiz Kurulunun 40326 sayılı ilamı, Tokat 1. İş Mahkemesinin 2009/134 sayılı kararı ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin dilekçesinde belirtilen benzeri olaylarla ilgili emsal kararları esas alındığında yasal olduğunu ileri sürerek tazmin hükmünün kaldırılmasını’’ istemektedir.
Toplu İş Sözleşmesinin 17. maddesinde: “ 01.03.2005 tarihinden sonra ilk defa işe alınacak işçilere uygulanacak ücret skalası ek 1/B de belirlenmiştir. Bu işçilerin intibakları işe ilk alındıkları pozisyonun başlangıç derecesinin birinci kademesine yapılar. Bu işçiler Toplu İş Sözleşmesi Hükümlerinden yararlanırlar” demektedir. Bu madde 01.03.2011-28.02.2013 tarihleri arasında geçerli olan 3. Dönem Toplu İş Sözleşmesi ile 01.03.2013-28.02.2015 tarihleri arasında geçerli olan 4. Dönem Toplu İş Sözleşmesi içinde geçerlidir. Anlaşılacağı üzere 01.03.2005 tarihinden soma ilk defa işe giren işçilere uygulanması gereken ücret skalası ek 1/B belirlenmiş olup bu uygulama 2014 yılı içinde uygulanmasına devam edildiği halde Ek: 1/A skalasının uygulanarak ücret ödenmesi yasal değildir.
Bu durum karşısında Daire kararının tasdikine, karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir” denilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ.
İl Özel İdaresinde çalışan işçiler adına sözleşme imzalamaya yetkili olan ... Sendikası (... ) ile İl Özel İdaresinin üyesi bulunduğu ve toplu iş sözleşmesi yetkisini devrettiği Türkiye Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) arasında imzalanan 01.03.2013-28.02.2015 dönemlerini kapsayan 4.Dönem Grup Toplu İş Sözleşmesiyle, 01.03.2005 tarihinden önce işe giren işçiler için l/A ve bu tarihten sonra işe giren işçiler için l/B olmak üzere iki farklı ücret skalası belirlenmiştir.
Bu hükme rağmen İdare, 01.03.2005 tarihinden sonra işe başlayan işçiler için de ... Valiliği İl Özel İdare Genel Sekreterliği ile T.... Sendikası ... Şube Başkanlığı arasında düzenlenen 03.05.2010 tarihli protokolü dayanak alarak, EK: 1/A ücret skalasını uygulamış ve ücret ödemelerini de, buna göre yapmıştır.
07.11.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun "Toplu iş sözleşmesinin tanımı ve muhtevası" başlıklı 2’nci maddesinin birinci fıkrasında; "Toplu iş sözleşmesi, hizmet akdinin yapılması, muhtevası ve sona ermesi ile ilgili hususları düzenlemek üzere işçi sendikası ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren arasında yapılan sözleşmedir."
Aynı Kanunun "Yetki" başlıklı 12’nci maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir işveren sendikası, üyesi işverenlere ait işyerleri, sendika üyesi olmayan bir işveren ise kendi işyeri veya işyerleri için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir." denilmektedir.
Bu hükümler, 07.11.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 2 ve 41 inci maddeleriyle de aynen muhafaza edilmiştir.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca; işçi ile işveren arasındaki iş sözleşmenin içeriğinin (Ücret, izin, çalışma süresi, yolluk vb.) toplu iş sözleşmesiyle belirlenmesi ve toplu iş sözleşmesinin işveren adına üye olduğu işveren sendikası (Üye değilse kendisi) tarafından yapılması gerekmektedir.
Dolayısıyla, sözleşme yapma yetkisini, üyesi olarak TÜHİS'e devreden İl Özel İdaresinin herhangi bir organı, Vali ya da İl Genel Meclisi, kendi başına, Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinde değişiklik yapma hakkı ve yetkisine sahip değildir. Toplu İş Sözleşmesinde, herhangi bir değişikliğe ihtiyaç olması durumunda bunu yapacak olanlar, Toplu İş Sözleşmesi tarafları, ... ve TÜHİS' tir.
Bu itibarla; 2005 yılından sonra işe giren işçilere, 1/A skalasından ücret ödenmesine cevaz veren protokolün, yasal dayanağı bulunmamaktadır. Protokolün yapıldığı tarihte yürürlükte olan 2822 sayılı Kanunun 2’nci maddesinde de, protokolde yetkili olanların, toplu iş sözleşmesini imzalayan işçi ve işveren sendikaları olduğu belirtilmiştir.
Kaldı ki, dayanak olarak gösterilen 03.05.2010 tarihli protokolün, 01.03.2009-28.02.2011 dönemini kapsayan 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin, 17’nci maddesinin uygulanmamasına, dolayısıyla 01.03.2005 tarihinden sonra işe başlayan işçiler için EK: 1 skalasının uygulanmasına ilişkin olduğu ve daha sonraki dönemlere ait 3. ve 4. Dönem Grup Toplu İş Sözleşmelerinde aynen muhafaza edilen 17’nci maddenin uygulanmasına ilişkin hükümleri içermediği ve bu dönemlere ilişkin ücret ödemelerine dayanak oluşturmadığı anlaşılmıştır.
Toplu iş sözleşmesi sürecinde detaylı irdelenmesi kaçınılmaz olan ücretler hususunda; kıdeme (işe giriş tarihine) göre bir belirleme yapılmıştır. Protokol, işin kıdem ve tecrübe nedeniyle daha iyi ve çabuk yapılması, kıdemin önemsenmesi ve bunun ücretle teşvik edilmesi gibi hususları bertaraf etmiştir. İşverenin işçiye eşit davranma yükümlülüğünden; her işçinin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamı çıkmaz. İşçiler arasındaki kıdem farkı, ücretlerde de farklı uygulamayı gerektirebilir. Aynı kıdeme sahip işçilere farklı kurallar uygulanmadığına göre, kanun karşısında eşitliğin ihlal edildiği de söylenemez.
Ayrıca, 01.03.2011- 28.02.2013 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesindeki ücret skalası, 01.03.2013-28.02.2015 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesinde de devam etmiş olup; bu durum, söz konusu işlemin, bilinçli bir şekilde yapıldığını ve sehven yapılan bir hatanın olmadığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla tarafların irade beyanlarında herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Haliyle Protokol de, Sözleşme taraflarının irade beyanlarını yok saymış olmaktadır.
Sayıştay Daireleri ve Temyiz Kurulunca her karar, olaya ve olayın koşullarına münhasır farklı kararlar verilir ve olayla ilgili sorumluları bağlar. Hukuk sisteminde aynı konuda farklı kararların olması olağan bir durumdur. Sayıştay Dairelerinin ve Temyiz Kurulu’nun içtihadı birleştirme kararı dışında diğer kararlara uyma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Sorumlular tarafından emsal olarak gösterilen İş Mahkemesi ve Yargıtay kararları ile ilgili olarak ise; Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, sorumluların temyiz talebinin reddi ile 237 sayılı İlamın 6’ncı maddesiyle … TL. için verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, Oyçokluğuyla(3.Daire Başkanı … Üyeler ….nun aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı)
Karşı oy gerekçesi
(3.Daire Başkanı … Üyeler ….nun karşı oy gerekçesi:
“Anayasanın 10’uncu maddesinde ‘Herkes, dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir’ kuralına yer verilmiştir. ‘Ücrette Adalet Sağlanması’ başlıklı 55. maddesi ise ‘Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. ...’ şeklindedir.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda, toplu iş sözleşmesi imzalandıktan sonra değişiklik yapılmasıyla ilgili açık bir hüküm bulunmamaktadır. Söz konusu Kanunun ‘Toplu iş sözleşmesinin şekli ve süresi’ başlıklı 35’inci maddesinin ikinci fıkrasında, toplu iş sözleşmesinin süresinin, sözleşmenin imzalanmasından sonra taraflarca uzatılamayacağı, kısaltılamayacağı ve sözleşme süresinden önce sona erdirilemeyeceği düzenlenmiş, ancak sonradan değişiklik yapılmasına ilişkin herhangi bir yasak getirilmemiştir. Kanun koyucu sonradan değişikliğe ilişkin olarak süre dışında bir kısıtlamaya yer vermemiştir. Bu nedenle, tarafların anlaşarak toplu iş sözleşmesinde değişiklik yapabileceklerinin, her iki tarafın bu konudaki rızasına bağlı olduğu kabul edilir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun ‘Eşit davranma ilkesi’ başlıklı 5’inci maddesinde;
“İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz, işveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz.
- maddesinde ise;
“Her türlü işte uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi veya işverene düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz” denilmektedir.
Bu hükümler karşısında, 5620 sayılı kanunla daimi kadrolara geçmiş İl Özel İdaresi işçileri için (intibaklarının ... Sendikasına üye oldukları tarih itibariyle yapıldığı düşünüldüğünde), her ne sebeple olursa olsun kazanılmış bir hakkın işçiden geri alınması ve işçi ücretlerinde bu şekilde bir azaltmaya gidilmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 62’nci maddesi hükmüne aykırı olduğu düşünülmektedir. İş Mahkemelerinde İdare aleyhine açılan alacak davalarında; İş Kanununun 62.maddesine aykırı işlem yapılamayacağı, arttırılmış ücret uygulamasından sonra ücretin azaltılması yoluna gidilemeyeceği belirtilerek, davaların kabulüne karar verilmektedir.
Bunların yanı sıra, Çalışma ve Soysal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğünün, 2005 yılından sonra işe giren işçilere Ek-1 ücret skalasının uygulanmasında yasal olarak herhangi bir engel bulunmadığı şeklinde görüş yazılarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak; Protokol ile, aynı işi yapan ve aralarında sadece işe giriş tarih farkı olan işçiler arasındaki ücret dengesizliği giderilmiş ve yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin ifade ettiği eşit davranma ilkesinin gerekleri yerine getirilmiştir. Bu nedenle, tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.”
Karar verildiği 31.01.2018 tarih ve 44036 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:40