Sayıştay 1. Dairesi 41607 Kararı - Özel İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1
Sayıştay Kararı
41607
4 Mart 2020
Özel İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Özel İdareler
-
Yılı: 2015
-
Daire: 1
-
Dosya No: 41607
-
Tutanak No: 47277
-
Tutanak Tarihi: 04.03.2020
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Yiyecek Yardımı.
1 sayılı İlamın 1. maddesiyle; ... İl Özel İdaresi personeline yiyecek yardımının, yemek verme yerine para ile temsil edilen araçlar (ticket) vasıtasıyla ... A.Ş’den yapılması sonucu ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Sayıştay Temyiz Kurulunun 20.02.2019 tarih ve 45737 tutanak sayılı kararında, Sayıştay 1. Dairesince verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTİLMESİ DİLEKÇESİ
Harcama Yetkilileri ... ve ..., Gerçekleştirme Görevlileri ... ve ..., İhaleyi Onaylayan ... ile İhale Komisyonu Başkan ve Üyeleri ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından verilen ortak mahiyetteki karar düzeltilmesi dilekçesinde özetle;
... İl Özel İdaresinin çalışanlarına yapmış olduğu yemek yardımından ötürü kamunun zarara uğramadığını, şöyle ki;
... İl Özel İdaresi bünyesinde çalışan personelin öğle yemeği ihtiyacının 4734 sayılı Kanun hükümlerine uygun hizmet alımı ihalesi yapılarak alındığını ve ihale kapsamında yenen yemek bedellerinin firmaya ödenmesinin 657 sayılı Kanuna uygun yapıldığını,
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 212. maddesinin yapılacak yiyecek yardımını düzenlediğini, ilgili maddeye göre;
“Devlet memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esaslar Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tespit olunur.”
hükmüne yer verildiğini,
Bu hüküm gereğince 11.12.1986 tarih ve 19308 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Memurlara Yapılacak Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin ‘yardımın şekli’ başlıklı 3. maddesine göre;
"Yiyecek yardımı yemek verme şeklinde yapılır. Bu yardım karşılığında nakden bir ödemede bulunulmaz.
Yiyecek yardımı haftalık çalışma süresi 40 saati aşmayan yerlerde öğle yemeği olarak verilir. Günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde çalışan memurlara, görevlerinin diğer yemek saatlerinde de devam etmesi şartıyla üç öğüne kadar yemek verilebilir”
hükmüne yer verildiğini,
Bu madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere ... İl Özel İdaresinde görev yapan Personele “Yiyecek Yardımı” yapılmasının kanuni zorunluluk olduğu,
Yine aynı yönetmeliğin ‘Yemek servisi giderleri’ başlıklı 4. maddesine göre;
“Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin Ankara, İstanbul ve İzmir illeri için üçte ikisini, diğer iller için yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır.
Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır.
Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmı yemek yiyenlerden alınır. 2155 sayılı Bazı Kamu Personeline Tayın Bedeli Verilmesi Hakkında Kanun'a göre tayın bedeli verilen personel ile sözleşmeli olarak çalıştırılanların, bu Yönetmeliğe göre yiyecek yardımı yapılan yemek servislerinde yemek yemeleri halinde, yemek bedelinin tamamı kendilerinden alınır”
hükmüne yer verildiğini,
Yönetmeliğin 5, 6 ve 7. maddelerinden yemek yardımının, memurlara kurumlarca oluşturulacak veya oluşturulmuş yemek servisleri aracılığıyla verilmesine göre düzenlendiği anlaşılmakta; servisler aracılığıyla verilen ve yarısı yemek yiyenlerden alınacağı belirtilen yemek maliyetinin nasıl belirleneceği ise anılan Yönetmeliğin 9. maddesinde açıklanmakta olduğunu, Yönetmeliğin anılan 9. maddesinde ise; “Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin uygulanmasında, kurum kadrolarında olup, yemek servisinde görevlendirilen personel giderleri kira, amortisman, su, elektrik ve havagazı giderleri yemek maliyetine dahil edilmez.” hükmünün yer aldığını,
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 4. maddesine göre de yemek ihtiyacının ihale yolu ile temininin mümkün olduğunu,
Ayrıca benzer konuda Sayıştay Temyiz kurulunca ilamlarında da bu konuya ilişkin ihale yoluyla yapılan yemek yardımının hukuka uygun olduğuna karar verildiğini,
Sayıştay Temyiz Kurulu’nun aynı konuda farklı kararlarının olmasının yargıya olan güveni zedelediğini, Anayasa Mahkemesinin 04/01/2017 tarih ve E. 2017/24 K. 2017/112 sayılı kararında;
“Hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Hukuki güvenlik ilkesi, Anayasa'nın tüm maddelerinde zımnen mevcut bir ilkedir. Belirlilik ilkesine göre ise, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu bir takım güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup; birey, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığım, bunların idareye ne tür müdahale yetkisini doğurduğunu, kanundan öğrenebilme imkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörüp, davranışlarını düzenleyebilir. ”
hükmüne yer verdiğini,
Dolayısıyla yargı mercilerinin kararlarında istikrar sağlayıp kişilerin hukuki belirliliğini sağlamasının Anayasal bir zorunluluk olduğunu, Temyiz Kurulu’nun da aynı konuda farklı kararlarının mevcut olmasının bu ilkeyi zedelediğini, dolayısıyla Temyiz Kurulu’nun daha önceki kararlarına binaen işbu konuda da aynı kararı vermesini talep ettiklerini, belirterek,
Karar düzeltilmesi yoluyla tazmin hükmünün tasdikine ilişkin Temyiz Kurulu Kararının düzeltilerek 1 sayılı ilamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün bozulmasını talep etmişlerdir.
BAŞSAVCILIK MÜTALAASI
Karar düzeltilmesi talebinde bulunan sorumluların tamamı için Başsavcılık mütalaasında;
... İl Özel İdaresi 2015 yılı hesabının 1 inci Dairede yargılanması sonucu çıkarılan 17.04.2016 tarih ve 1 sayılı İlamın 1. maddesinde yer alan ... TL tutarındaki tazmin hükmünün tasdikine ilişkin, 20.02.2019 tarih ve 45737 tutanak numaralı Temyiz Kurulu Kararının düzeltilmesi talebiyle;
Harcama Yetkilileri ... ve ..., Gerçekleştirme Görevlileri ... ve ..., İhaleyi Onaylayan ... ile İhale Komisyonu Başkan ve Üyeleri ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından verilen ve ilgi yazı ekinde gönderilen 30.05.2019 tarihli ortak dilekçe incelendi.
Adı geçenler ortak dilekçelerinde özetle: Daha önceki savunmalarını da tekrarlayarak,
... İl Özel İdaresi bünyesinde çalışan personelin öğle yemeği ihtiyacı 4734 sayılı Kanun'un hükümlerine uygun hizmet alımı ihalesi yapılarak alındığını ve ihale kapsamında yenen yemek bedellerinin firmaya ödenmesinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 212. Maddesine dayanılarak çıkarılan yönetmeliğe uygun olarak yapıldığını,
Ayrıca benzer konuda Sayıştay Temyiz Kurulunca ilamlarında da bu konuya ilişkin ihale yoluyla yapılan yemek yardımının hukuka uygun olduğuna karar verildiğini,
Sayıştay Temyiz Kurulu'nun aynı konuda farklı kararlarının olmasının yargıya olan güveni zedelediğini,
Anayasa Mahkemesinin 04/01/2017 tarih ve E. 2017/24 K. 2017/112 sayılı kararında;
"Hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Hukuki güvenlik ilkesi, Anayasa'nın tüm maddelerinde zımnen mevcut bir ilkedir. Belirlilik ilkesine göre ise, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu bir takım güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup; birey, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye ne tür müdahale yetkisini doğurduğunu, kanundan öğrenebilme imkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörüp, davranışlarını düzenleyebilir."
Hükmüne yer verildiğini,
Dolayısıyla yargı mercileri kararlarında istikrar sağlayıp kişilerin hukuki belirliliğini sağlamasının anayasal bir zorunluluk olduğunu,
belirterek,
Sayıştay Temyiz Kurulunun 20.02.2019 tarih ve 45737 tutanak numaralı kararının düzeltilmesini istemişlerdir.
657 sayılı Kanun'un 212. maddesine dayanarak çıkarılan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin:
4 üncü Maddesi; "(Değişik :8/8/2016-2016/9103 K.) Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin Ankara, İstanbul ve İzmir illeri için üçte ikisini, diğer iller için yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır.
Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır.
Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmı yemek yiyenlerden alınır.2155 sayılı Bazı Kamu Personeline Tayın Bedeli Verilmesi Hakkında Kanun'a göre tayın bedeli verilen personel ile sözleşmeli olarak çalıştırılanların, bu Yönetmeliğe göre yiyecek yardımı yapılan yemek servislerinde yemek yemeleri halinde, yemek bedelinin tamamı kendilerinden alınır." Hükmünü,
5 inci Maddesinin üçüncü fıkrası; ” Yemek servisi için gerekli bina, tesis ve demirbaş eşya kurumlarca sağlanır. Bunlara karşılık memurlardan ücret alınmaz.” Hükmünü,
9 uncu maddesi ise; ” Yönetmeliğin 4'üncü maddesinin uygulanmasında, kurum kadrolarında olup, yemek servisinde görevlendirilen personel giderleri, su, elektrik ve havagazı giderleri yemek maliyetine dahil edilmez." Hükmünü,
4734 sayılı Kamu İhale Kanununun:
2 inci maddesi; "Madde 2-Aşağıda belirtilen idarelerin kullanımında bulunan her türlü kaynaktan karşılanan mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihaleleri bu Kanun hükümlerine göre yürütülür:
a)(Değişik: 1/6/2007-5680/1 md.) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı; döner sermayeli kuruluşlar, birlikler (meslekî kuruluş şeklinde faaliyet gösterenler ile bunların üst kuruluşları hariç), tüzel kişiler..."
Aynı kanunun 4 üncü maddesi ise; "Madde 4-Bu Kanunun uygulanmasında;
Mal: Satın alınan her türlü ihtiyaç maddeleri ile taşınır ve taşınmaz mal ve hakları,
Hizmet: (Değişik: 30/7/2003-4964/3 md.) Bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, (?) (2), tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, meslekî eğitim, fotoğraf, film, fikrî ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri, ... ifade eder."
hükümlerini içermektedir.
Yukarıda belirtilen yönetmelik ve kanun maddeleri hükümlerine göre, yemek hizmetlerinin 4734 sayılı kanun kapsamında hizmet alımı yoluyla temin edilmesinde mevzuata aykırı bir durum bulunmadığı, bu nedenle de ihale bedelinin tamamının tazminine hükmedilmesinin ve ihale komisyonu üyelerine sorumluluk yüklenilmesinin uygun olmayacağı,
Yönetmeliğin 4 üncü maddesindeki "(Değişik:8/8/2016-2016/9103 K.)Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin Ankara, İstanbul ve İzmir illeri için üçte ikisini, diğer iller için yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır.
Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır.
Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmı yemek yiyenlerden alınır..."
Hükümleri aynı yönetmeliğin 5 ve 9 uncu maddeleri ile birlikte dikkate alınarak, hesaplanacak yemek maliyetinin yarısı üzerinden, yemek yiyenlerden tahsil edilen kısım düşüldükten sonra geriye kalan kısmının diğer sorumlulardan tazmin hükmüne karar verilmesinin uygun olacağı,
düşünülmektedir.
Ayrıca benzeri olaylarla ilgili birden fazla Temyiz Kurulu Kararı bulunduğu da dikkate alındığında; Karar Düzeltme Talebinin kabulü yönünde karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” denilmektedir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 212 nci maddesinde: “Devlet memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esaslar Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tespit olunur.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm uyarınca hazırlanan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; bu Yönetmeliğin amacının, devlet memurlarının yiyecek yardımından hangi hallerde, ne şekilde faydalanacaklarını ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esasları belirlemek olduğu,
“Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; bu Yönetmeliğin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında uygulanacağı,
“Yemek Servisi Giderleri” başlıklı 4 üncü maddesinde; (Değişik :8/8/2016-2016/9103 K.) Yiyecek yardımının gerektirdiği giderlerin, yemek maliyetlerinin Ankara, İstanbul ve İzmir illeri için üçte ikisini, diğer iller için yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanacağı,
Ödenek dağıtımının yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılacağı,
Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmının yemek yiyenlerden alınacağı, ....”
“Yardım Şekli” başlıklı 3 üncü maddesinde;(Değişik fıkra: 20/11/2017-2017/11180 K.) Yiyecek yardımının sadece yemek verme şeklinde yapılacağı, bu yardımın, nakten veya kupon, kart, fiş, bilet ya da bu mahiyette bir ödeme aracı verilmek suretiyle yapılamayacağı,
“Yardımın Şartları” başlıklı 5 inci maddesinde; kurum bütçelerine yiyecek yardımı karşılığı olarak konulan ödeneğin, memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluşa ödeneceği (Ek cümle: 20/11/2017-2017/11180 K.) yiyecek yardımının gerektirdiği giderlerin sadece yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluş tarafından yapılacağı, yemek servisinin, yiyecek yardımından faydalanabilecek personel sayısının asgari 50 olması ve yemekhane için elverişli yer bulunması şartıyla atamaya yetkili amirin onayı ile kurulabileceği, (Ek cümle: 20/11/2017-2017/11180 K.) yiyecek yardımının bu şekilde kurulan yemek servislerinde yapılacağı,
hükümlerine yer verilmiştir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanununun:
2 inci maddesi; "Aşağıda belirtilen idarelerin kullanımında bulunan her türlü kaynaktan karşılanan mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihaleleri bu Kanun hükümlerine göre yürütülür:
a)(Değişik: 1/6/2007-5680/1 md.) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı; döner sermayeli kuruluşlar, birlikler (meslekî kuruluş şeklinde faaliyet gösterenler ile bunların üst kuruluşları hariç), tüzel kişiler..."
Aynı kanunun 4 üncü maddesi ise; "Bu Kanunun uygulanmasında;
Mal: Satın alınan her türlü ihtiyaç maddeleri ile taşınır ve taşınmaz mal ve hakları,
Hizmet: (Değişik: 30/7/2003-4964/3 md.) Bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, (?) (2), tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, meslekî eğitim, fotoğraf, film, fikrî ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri, ... ifade eder."
hükümlerini içermektedir.
Yukarıda belirtilen yönetmelik ve kanun hükümlerine göre, yemek hizmetlerinin 4734 sayılı Kanun kapsamında hizmet alımı yoluyla temin edilmesinde mevzuata aykırı bir durum bulunmadığı görülmektedir.
Kurum bütçesinden kadrolu memurların her gün yiyebileceği ihtimaline karşılık konulan yiyecek yardımı ödeneğinden yemek maliyetinin yarısını aşmamak üzere harcama yapılabileceğinden, yemek maliyetinin bütçeden karşılanamayacak olan kısmı yemek yiyenlerden karşılanacaktır. Yemek yiyenlerden alınacak yemek ücretleri tarifesi ise her yılbaşında Bütçe Uygulama Talimatı ile asgari rakamlar üzerinden belirlenmekte olup kurumlar, yemek maliyetinin kalan kısmını karşılayacak şekilde bu rakamların daha üstünde fiyatlar tespit edebilecektir.
Bütçe Uygulama Talimatı ile belirlenen miktarlar, en az alınması gereken miktarı ifade etmektedir. Eğer Bütçe Uygulama Talimatında belirtilen miktarlar üzerinden kişilerden tahsil edilen bedel, yemeğin maliyetinin kalanını karşılamaya yetmiyorsa, kişilerden tahsil edilen miktarın yemeğin maliyetinin kalan kısmını karşılayacak şekilde artırılması veya yemeğin maliyetinin düşürülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde yemek maliyetinin yarısından fazla bir miktar bütçeden karşılanmış olacaktır ki bu da yukarıda ifade edilen Kanun hükmüne aykırıdır.
Yönetmeliğin “Yardımın Şartları” başlıklı 5. maddesinde yer alan; “Kurum bütçelerine yiyecek yardımı karşılığı konulan ödenek memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyette kuruluşa ödenir.” hükmü karşısında, özel firmalardan yemek teminine açıkça cevaz verilmediği anlaşılmakta ise de bunun, Kanunda öngörülmüş sosyal bir hak oluşu, bu hakkın bir şekilde yerine getirilmesi gerekliliği; aksi halde, yemek yardımından yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluş vasıtasıyla faydalanan memurlara nazaran Kanunda öngörülmüş bir haktan mahrum bırakılma gibi eşitlik ilkesine aykırı bir durumun söz konusu olacağı hususları göz önüne alındığında, bu tür bir uygulamanın memur lehine değerlendirilerek kabul edilmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla yemek yardımından yararlananlardan yapılacak yemek yardımı kesintisinin maliyetin yarısı tutarında olması gerektiği anlaşılmaktadır.
... İl Özel İdaresince yemek maliyetinin yarısı için ihaleye çıkıldığı, dolayısıyla yemek maliyetinin sadece yarısının kurum bütçesine konulan ödenekten karşılandığı ve bu anlamda fazla ödeme yapılmadığı iddia edilse de sözleşme bedelinin yemek maliyetinin tamamını kapsadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla yemek bedelinin yarısının yemek yardımından yararlananlardan alınması gerekirken bu tutarın alınmadığı, bu nedenle yemek maliyetinin yarısı kadar kamu zararı oluştuğu görülmektedir.
Buna karşın benzeri olaylarla ilgili tazmin hükmünü kaldıran kararların bulunduğu belirtilmişse de; bu kararların yanında tazmin hükmünü bozan ve tasdik eden kararlar da mevcut olup aynı konuda yargı organlarınca verilen kararların şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Sorumluluk yönünden, ihale komisyon üyeleri, ihaleleri mevzuata uygun olarak yürütmek ve sonuçlandırmakla yükümlü olup sorumluluklarının da bu çerçevede belirlenmesi gerekir. İhale komisyonu üyeleri, ancak ilgili harcama birimi tarafından hazırlanmış ve kendilerine havale edilmiş ihale işlem dosyası çerçevesinde ve ihale mevzuatına uygun olarak ihaleyi gerçekleştirmekten ve sonuçlandırmaktan sorumludur. Yemek yardımının veriliş usulü konusunda ihale komisyonu üyelerinin takdir yetkisi veya ihaleyi yapmama yetkisi bulunmamaktadır. Somut olayda ihalenin yürütülmesi ve sonuçlandırmasıyla ilgili olarak ilamda mevzuata aykırı bir tespit yer almadığından sözleşmenin uygulanması aşamasında ortaya çıkan kamu zararından da ihale komisyonu üyelerinin sorumlu tutulmaması gerekir.
Kamu zararından yalnızca, ödeme emrini imzalayan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Bu itibarla, 20.02.2019 tarih ve 45737 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının Düzeltilmesine MAHAL OLDUĞUNA, tüm ihale tutarının kamu zararı olamayacağı maliyetin yarısının kamu zararı olması gerektiği ve sorumluluğun da yeniden ele alınması için yeniden hüküm tesisini teminen 1.Daire tarafından 1 sayılı İlamın 1. maddesiyle verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın hükmü veren Daireye GÖNDERİLMESİNE (Üye ...’nün farklı gerekçesi, …. Daire ve Temyiz Kurulu Başkanı ..., …. Daire Başkanı ..., Üye ..., Üye ..., Üye ..., Üye ... ve Üye ...’ın aşağıda yazılı ayrışık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 04.03.2020 tarih ve 47277 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Üye ...’nün farklı gerekçesi:
Memurlara verilen yiyecek yardımının, yemek verme yerine para ile temsil edilen araçlar (kart) vasıtasıyla temin edildiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Esasen Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinde yer alan hükümler göz önünde bulundurulduğunda, yapılacak yiyecek yardımının, memurlara nakit para ve para temsili araçlar sağlanarak gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle Dairenin tazmin kararı yerindedir. Ancak 5018 ve 6085 sayılı Kanunlardaki düzenlemeler karşısında, yapılan bir harcamaya kamu zararı diyebilmek için onun mevzuata aykırı olması yetmemektedir. Bir kamu zararından bahsedebilmek için, kamu görevlisinin kasıt, kusur veya ihmalinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemi sonucunda kamu kaynağında bir eksilmenin olması gerekir. Mevcut olayda kasıt kusur veya ihmalden söz edilemeyeceği gibi açık bir mevzuata aykırılık da söz konusu değildir. Zira Sayıştay Temyiz Kurulu da bu konuda her defasında farklı kararlar vermiştir. Örneğin;
30.06.2015 tarih ve 40734 sayılı, 14.3.2018 tarih ve 44216 sayılı kararlarında yiyecek yardımının, para temsili araçlar sağlanarak veya bedeli ödenerek kurum dışında yemek yeme şeklinde yapılması mümkün görülmediğinden ihale bedelinin tamamına tazmin hükmü verilmesi gerektiği gerekçesiyle daire kararını onamış,
08.05.2012 tarih ve 34915 sayılı kararında Maliye Bakanlığınca memurlardan alınacak katkı paylarına ilişkin yayımlanan tutarların, Yönetmeliğe göre alınması gereken tutarlar olduğunun kabulü ile tazmin miktarının bu tutara göre hesap edilmesi için, verilen tazmin hükmüne ilişkin kararı bozmuş,
30.06.2015 tarih ve 40728 sayılı, 27.12.2017 tarih ve 43916 sayılı kararlarında da Personelden yapılacak yemek yardımı kesintisinin maliyetin yarısı tutarında olması gerektiği gerekçesiyle Daire kararlarını bozmuştur.
Temyiz Kurulunun bu şekilde farklı kararlarını çoğaltmak mümkündür. Hatta Temyiz Kurulu 1.12.2015 tarih ve 41149 sayılı kararında “Buna karşın benzeri olaylarla ilgili tazmin hükmünü kaldıran kararların bulunduğu belirtilmişse de; bu kararların yanında tazmin hükmünü bozan ve tasdik eden kararlar da mevcut olup aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır” diyerek bu durumu doğrulamıştır.
Ancak, Temyiz Kurulunun verdiği bu kararlarda istikrarla savunduğu ortak husus, Maliye Bakanlığınca memurlardan alınacak katkı paylarına ilişkin yayımlanan tutarların memurlardan yemek bedeli olarak her halükarda alınması gerektiğidir.
Hukukun üstünlüğünün temel unsurlarından biri, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı garanti altına alan ve kamuoyunun mahkemelere olan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlik ilkesidir. Toplumun yargısal sisteme olan güveni hukuk devletinin esaslı unsurlarından biri olmasına rağmen birbirinden farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi, bu güveni azaltacak nitelikte bir hukuki belirsizlik durumu yaratabilecektir. (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AİHM. Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).
AİHM, içtihat farklılıklarının yargı sistemlerinin doğal bir sonucu olduğunu kabul etmekle birlikte yüksek mahkemelerin görevinin bu çelişkileri düzeltmek olduğunu ve şayet çelişkili uygulama yüksek mahkemenin bünyesinde gelişiyorsa bu durumun toplumun adli sisteme olan güvenini azaltarak hukuki güvenlik ilkesini ihlal edeceğini belirtmiştir (AİHM: Çelebi ve diğerleri/Türkiye, B. No: 582/05, 9/2/2016, § 55) Yine AİHM, mahkemelerin yorumlarında dinamik ve evrilen bir yaklaşımı sürdürülememesinin reform ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişimin, adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmeyeceğini kabul etmektedir. (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: 36815/03, 14/1/2010, § 38).
Sayıştay yargısı açısından ilk derece mahkeme niteliğindeki dairelerce yiyecek yardımları hakkında verilen farklı kararlar yargı sisteminin doğal bir sonucudur. Zira hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı veya birden fazla yorumunun mümkün olduğu durumlarda bu yorumlardan hangisinin benimseneceği derece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Ancak Temyiz Kurulu Sayıştay dairelerince verilen ilamların son hüküm merciidir. Bu niteliği nedeniyle Temyiz Kurulunca aynı konuda uzun süredir farklı kararlar veriliyor olması, sorumluların Sayıştay yargısına olan güvenini azaltarak hukuki güvenlik ilkesini zedeleyecek bir nitelik almıştır. Yargıya olan güveni muhafaza etme bakımından kararlarda belli bir istikrar sağlaması beklenir. Bu itibarla içtihat değişikliği tek başına adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurmaz ise de bu değişiklik ile benimsenen yeni yaklaşımın benzer uyuşmazlıklarda tutarlı olarak uygulanması gereklidir.
Hukuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/39, K.2013/65, 22/5/2013).
Temyiz Kurulunca farklı kararlar verilmesine sebep olacak derecede yoruma açık söz konusu mevzuat karşısında henüz kamu idarelerini ve sorumluları bağlayıcı bir içtihadı birleştirme kararı da verilmediği göz önünde bulundurulduğunda, para benzeri kartlarla hiç mi ödeme yapılamayacağı, yoksa bu tür ihale yapılacaksa % 50 sinin mi bütçeden karşılanabileceği yorumlarından birini tercih ederek ödeme yapan sorumlular hakkında tazmin hükmü vermek hakkaniyet ve hukuk kuralları ile bağdaşmaz. Kaldı ki mevzuattaki bu müphemlik 20/11/2017-2017/11180 tarih ve sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile giderilmiş, ilgili yönetmeliğin 3. Maddesi “Yiyecek yardımı sadece yemek verme şeklinde yapılır. Bu yardım, nakten veya kupon, kart, fiş, bilet ya da bu mahiyette bir ödeme aracı verilmek suretiyle yapılamaz” şeklinde değiştirilmiştir. Bu düzenleme ile ihtilaf giderildiğinden, değişiklik öncesi yoruma müsait mevzuat göz önünde bulundurularak değişiklik tarihine kadar yapılan ödemelerin kamu zararı olarak kabul edilmemesi gerekir. Ancak Maliye Bakanlığınca memurlardan alınacak katkı paylarına ilişkin yayımlanan tutarların memurlardan yemek bedeli olarak her halükarda alınması gerekmektedir. Bu miktar da memurlardan tahsil edilmediğinden, tazmin miktarının bu tutara göre hesap edilmesi için, 1 sayılı İlamın 1. maddesiyle verilen tazmin hükmünün tasdikine ilişkin KARARIN DÜZELTİLMESİNE MAHAL BULUNDUĞUNA, verilen tazmin hükmüne ilişkin kararın bu açılardan BOZULARAK DAİREYE GÖNDERİLMESİNE karar verilmesi gerekir.
Karşı oy gerekçesi
... Daire ve Temyiz Kurulu Başkanı ..., Üye ..., Üye ..., Üye ..., Üye ... ve Üye ...’ın karşı oy gerekçesi:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 212 nci maddesinde:
“Devlet memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esaslar Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tespit olunur.” hükmüne yer verilmiş ve bu hüküm uyarınca hazırlanan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının, Devlet Memurlarının yiyecek yardımından hangi hallerde, ne şekilde faydalanacaklarını ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esasları belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, bu Yönetmeliğin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında uygulanacağı; “Yardım Şekli” başlıklı 3 üncü maddesinde, yiyecek yardımının yemek verme şeklinde yapılacağı, bu yardım karşılığında nakden bir ödemede bulunulamayacağı; “Yardımın Şartları” başlıklı 5 inci maddesinde; Kurum bütçelerine yiyecek yardımı karşılığı olarak konulan ödeneğin, memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluşa ödeneceği, yemek servisi, yiyecek yardımından faydalanabilecek personel sayısının asgari 50 olması ve yemekhane için elverişli yer bulunması şartıyla atamaya yetkili amirin onayı ile kurulabileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Söz konusu Yönetmelikte yer alan düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda, 657 sayılı Kanuna tabi personele yiyecek yardımının ihale yolu ile dışarıdan temin edilmesi şeklinde yapılması mümkün değildir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, mal veya hizmet alımları ile yapım işleri ihalelerinin bu Kanun hükümlerine göre yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde de, “Bu Kanunun uygulanmasında Hizmet: Bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, meslekî eğitim, fotoğraf, film, fikrî ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri, .. ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Yemek hazırlama ve dağıtım işinin 4734 sayılı kanun kapsamında belirtilmiş “hizmet” tanımı içinde yer alması söz konusu işin ilgili mevzuatına aykırı olarak ihale edilebileceği anlamına gelmemektedir. Zira Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği yemek yardımının yemek verme şeklinde yapılacağını açıkça belirtmiştir.
5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi 1 inci fıkrasında kamu zararı tanımlanmış, 2 nci fıkrasında da bu zararın belirlenmesinde esas alınacak kriterler düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kanunda, “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” da kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterlerden birisi olarak sayılmıştır. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, para temsili araçlar ile yemek ihtiyacının dışarıdan karşılanması ile ilgili idare işlemi, Yiyecek Yardımı Yönetmeliği ve Kamu İhale Kanununa aykırı olduğundan, bu işlem neticesi yapılan ödeme, mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme mahiyetindedir.
Ancak, Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 3 ve 5’inci maddelerinde söz konusu ödeneğin, memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluşa ödeneceği, yemek yardımın ancak yemek vermek suretiyle yapılabileceği düzenlenmiş olduğundan, yemek kuponu (ticket) vermek amacıyla ihale yapılmasının mevzuata aykırı olduğu görülmektedir.
Dolayısıyla, yemek yardımının, yemek verme yerine lokanta vb. yerlerden istifade edilmek üzere yemek kuponu (ticket) verilmek suretiyle temin edilmesinin mevzuata aykırı olduğu ve Temyiz Kurulunca verilen tazmin hükmünün tasdiki yönündeki kararın isabetli olduğu değerlendirilmektedir.
Ayrıca, yemek maliyeti yüksek hesaplanıp, sadece yarısı ödenmek suretiyle ayrıca memurlardan kesintiye gerek olmadığı ve kamu zararı olmadığı algısı yaratılmakta ise de neticede mevzuata aykırı ödemede yemek yardımının fiilen gerçekleştirildiği de kanıtlanmamıştır.
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, para temsili araçlar ile yemek ihtiyacının dışarıdan karşılanması ile ilgili idare işlemi, Yiyecek Yardımı Yönetmeliği ve Kamu İhale Kanununa aykırı olduğundan, bu işlem neticesi yapılan ödeme, mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme mahiyetindedir. Bu nedenle ... A.Ş.’ye yapılan ödemenin tamamı kamu zararı niteliğindedir. Bu itibarla, 1 sayılı İlamın 1. maddesiyle verilen tazmin hükmünün tasdikine ilişkin KARARIN DÜZELTİLMESİNE MAHAL BULUNMADIĞINA, karar verilmesi gerekir.
... Daire Başkanı ...’in karşı oy gerekçesi:
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 212 nci maddesinde: “Devlet memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esaslar Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tespit olunur.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm uyarınca hazırlanan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; Bu Yönetmeliğin amacının, Devlet Memurlarının yiyecek yardımından hangi hallerde, ne şekilde faydalanacaklarını ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esasları belirlemek olduğu,
“Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; Bu Yönetmeliğin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında uygulanacağı,
“Yardım Şekli” başlıklı 3 üncü maddesinde;(Değişik fıkra: 20/11/2017-2017/11180 K.) Yiyecek yardımının sadece yemek verme şeklinde yapılacağı, bu yardımın, nakten veya kupon, kart, fiş, bilet ya da bu mahiyette bir ödeme aracı verilmek suretiyle yapılamayacağı,
“Yardımın Şartları” başlıklı 5 inci maddesinde; kurum bütçelerine yiyecek yardımı karşılığı olarak konulan ödeneğin, memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluşa ödeneceği (Ek cümle: 20/11/2017-2017/11180 K.) yiyecek yardımının gerektirdiği giderlerin sadece yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluş tarafından yapılacağı, yemek servisinin, yiyecek yardımından faydalanabilecek personel sayısının asgari 50 olması ve yemekhane için elverişli yer bulunması şartıyla atamaya yetkili amirin onayı ile kurulabileceği, (Ek cümle: 20/11/2017-2017/11180 K.) yiyecek yardımının bu şekilde kurulan yemek servislerinde yapılacağı,
hükümlerine yer verilmiştir.
İlgili Daire ilamı ve Temyiz Kurulu kararı birlikte değerlendirildiğinde; idarenin hizmet binaları arasında yer alan Mülga Köy Hizmetlerine ait hizmet binası, sosyal tesisler ve yemekhanenin, 2005 yılında Borçka Barajı yapımında baraj altı kotta kalması nedeniyle kamulaştırılıp yıkılması, il merkezinde bulunan üç ayrı hizmet binasından herhangi birinde yemekhane kurulması durumunda, hizmet binalarının birbirine uzak olmaları nedeniyle personelin yemekhaneye taşınması için yapılacak ulaşım giderlerinin, personele mali külfet getireceği, Çayağzı hizmet binasının, şehir merkezine yaklaşık 5 km ve Topraksu mevkiinde bulunan hizmet binasının, şehir merkezine yaklaşık 3 km mesafede bulunduğu ve etraflarında öğle yemeği yenilebilecek bir işletme bulunmadığı, burada çalışan personelin, kurye aracılığı ile dağıtım yapan işletmelerden öğle yemeğini temin ettiği, şehir merkezinde bulunan hizmet binasında çalışan personelin ise, merkezde bulunan lokantalarda öğle yemeği yediğini, dolayısıyla alınan yemek katkı payının, öğle yemeği için harcandığını, söz konusu kuponların memurlarca, nakdi yardım şeklinde kullanıldığına dair bir tespitin bulunmadığı, konunun 2015 yılında yargı raporuna konu edilmesi üzerine 2016 yılında ihale yapılmadığı ve bu nedenle memurlara öğle yemeği verilmediğinden mağduriyet yaşandığı anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede, yemek maliyetinin yarısı için ihaleye çıkıldığı, dolayısıyla yemek maliyetinin sadece yarısının kurum bütçesine konulan ödenekten karşılandığı ve bu anlamda fazla ödeme bulunmadığı değerlendirilmektedir.
Söz konusu ödemelerin, kartla memura nakdi yardım olarak değil, firmaya vermiş olduğu organizasyon hizmetinin bedeli olarak yapıldığı, memurların da bu kartlarla sadece yüklenici firmanın anlaşmalı olduğu lokanta, restoran vb. yerlerde yemek hizmeti aldığı görülmektedir. Yani idare fiili imkânsızlıklar dolayısıyla yapamadığı yemek hazırlama ve dağıtım işini bu ihale vasıtasıyla yüklenici firma eliyle yapma yoluna gitmiştir.
İhale bedelinin belirlenmesinde, Yiyecek Yardım Yönetmeliğinin 5,6,7,8 ve 9. maddeleri dikkate alınarak hesaplamalar yapıldığı, bu hesaplamalara göre konulan ödeneğin aşılmadığı görülmüştür.
Mezkûr Yönetmeliğin "Yardımın Şartları" başlıklı 5 inci maddesinde yer alan; "Kurum bütçelerine yiyecek yardımı karşılığı konulan ödenek memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyette kuruluşa ödenir." hükmü karşısında, özel firmalardan yemek teminine açıkça cevaz verilmediği anlaşılmakta ise de; yemek hizmetinin Kanunda öngörülmüş sosyal bir hak oluşu, bu hakkın bir şekilde yerine getirilmesi gerekliliği; aksi halde yemek yardımından yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluş vasıtasıyla faydalanan memurlara nazaran Kanunda öngörülmüş bir haktan mahrum bırakılma gibi bir durum söz konusu olacağından bu tür bir uygulamanın memur lehine değerlendirilerek kabul edilmesi gerekmektedir.
Ayrıca aynı Yönetmeliğin “Yardım Şekli” başlıklı 3 üncü maddesinde;(Değişik fıkra: 20/11/2017-2017/11180 K.) Yiyecek yardımının sadece yemek verme şeklinde yapılacağı, bu yardımın, nakden veya kupon, kart, fiş, bilet ya da bu mahiyette bir ödeme aracı verilmek suretiyle yapılamayacağı, ifade edilse de yemek yardımının nakden veya kupon, kart, fiş, bilet ya da bu mahiyette bir ödeme aracı verilmek suretiyle yapılamayacağına ilişkin düzenleme 20/11/2017 tarih ve 2017/11180 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yapılmıştır ve düzenlemenin yürürlüğe girdiği 10.02.2018 tarihinden önceki uygulamalarda mevzuatın açık olmaması ve yargı kararlarının istikrar kazanmamış olması nedeniyle yemek yardımının kupon, kart vb ile yapılmasında mevzuata aykırılıktan söz edilemeyecektir.
Ayrıca kurum bütçesinden yemek maliyetinin yarısı için ödeme yapıldığından ortada bir fazla ödemenin varlığından bahsetmek mümkün bulunmamaktadır.
Bu itibarla 1 sayılı İlamın 1. maddesiyle verilen tazmin hükmünün tasdikine ilişkin Temyiz Kurulu Kararının DÜZELTİLMESİNE MAHAL BULUNDUĞUNA karar verilerek 1.sayılı ilamın 1. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASI gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:48