Sayıştay 1. Dairesi 40852 Kararı - Özel İdareler İş Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

1

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

40852

Karar Tarihi

26 Nisan 2017

İdare

Özel İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Özel İdareler

  • Yılı: 2013

  • Daire: 1

  • Dosya No: 40852

  • Tutanak No: 43020

  • Tutanak Tarihi: 26.04.2017

  • Konu: İş Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Konu: İl Özel İdaresinde 2005 yılından sonra işe başlayan işçilerin maaş ödemelerinde 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17’nci maddesine istinaden düzenlenen ve 2005 tarihinden sonra işe gireceklere uygulanacak ücret skalası olan Ek 1/B yerine, 2005 öncesi işe girenlere uygulanacak ücret skalası olan Ek 1/A’nın uygulanması.

... İl Özel İdaresi 2013 yılı hesabı ile ilgili olarak düzenlenen yargılamaya esas raporun 16’ncı maddesinde yer alan; ... İl Özel İdaresinde 2005 yılından sonra işe başlayan işçilerin maaş ödemelerinde 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17’nci maddesine istinaden düzenlenen ve 2005 tarihinden sonra işe gireceklere uygulanacak ücret skalası olan Ek 1/B yerine, 2005 öncesi işe girenlere uygulanacak ücret skalası olan Ek 1/A’nın uygulanması konusu ile ilgili olarak söz konusu ödemenin, İl Genel Meclisinin 07.02.2013 tarih ve 13 no’lu oluru ile gerçekleştirildiğinden, söz konusu meclis kararında imzaları bulunan İl Genel Meclis Üyeleri ile onay veren Valinin savunmalarının alınması için konunun hüküm dışı bırakılmasına karar verilmiş;

Denetçisi tarafından hazırlanan ek raporda, söz konusu meclis kararında imzaları bulunan İl Genel Meclis Üyeleri ile onay veren Vali sorumluluğa dâhil edilmiş;

Dairesince; 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 50’nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereğince görüşülmesinin devamına karar verildikten sonra, 184-269 sayılı Ek İlam ile;

“... İl Özel İdaresinde 2005 yılından sonra işe başlayan işçilerin maaş ödemelerinde 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17’nci maddesine istinaden düzenlenen ve 2005 tarihinden sonra işe gireceklere uygulanacak ücret skalası olan Ek 1/B yerine 2005 öncesi işe girenlere uygulanacak ücret skalası olan Ek 1/A ’nın uygulanması nedeniyle …. TL kamu zararının tazminine” hükmolunmuştur.

İl Özel İdaresi adına Avukatlar …., …, …. müşterek imzalı dilekçelerinde, ... İl Özel İdaresi adına TÜHIS ile Yol-İş Sendikaları arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin 17. maddesine istinaden düzenlenen ücret skalasında 2005 yılından sonra işe giren ve 1/B skalasından ücretlerini alan 7 işçinin, ... İl Genel Meclisinin 07.02.2013 tarih ve 13 nolu kararına istinaden toplu iş sözleşmesi 1 nolu ücret skalasından faydalandırıldığını,

Daire tarafından “farklı işleri yapan, farklı zamanlarda işe alınan veya farklı kıdeme sahip işçilere farklı ücret ödenmesinin eşitlik ilkesine aykırı olmadığı hatta bu işçilere aynı ücretin ödenmesinin adaletsizlik olduğu ve idarenin işveren sendikası üyesi olarak artık işçi sendikası ile toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi kalmadığından bahisle, meydana gelen kamu zararını sorumlularından tahsili hususunun ilama bağlandığını, ancak kıdem açısından aralarında ay hatta gün farkı bulunan ve aynı işi yapan personel arasında skala ücret uygulaması nedeniyle ciddi ücret farkının bulunduğunu, 2005 yılından sonra işe alınan bir işçinin, daha önce işe alınan, aynı işi yapan kendisinden bir yıl daha kıdemli arkadaşının aldığı ücreti 10 yıl geçse dahi alamadığını, somut örnek vermek gerekirse işçi yevmiye listelerine bakıldığında aynı işi yapan lise mezunu elektrik tesisat ustasının 1. Skaladan ücret aldığını, kendisi ile aynı işi yapan yüksekokul mezunu elektrik teknikerinin ise 2005 yılından sonra işe başladığını, elektrik teknikerine 1. Skala uygulanması halinde elektrik tesisat ustasından kıdem farkı nedeni ile %30 eksik maaş aldığını, 2. Skala uygulanması halinde ise %138 oranında eksik maaş aldığını, Sayıştay İlamında belirtildiği gibi 2. Skalanın eşitlik ilkesine aykırı olmadığından söz etmenin mümkün olmadığını, Zira iki işçiye de 1. Skala uygulandığında yine de kıdem nedeniyle önce işe giren işçinin diğerinden yüksek ücret aldığını,

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında işçi ücretinden indirime gidilemeyeceği sonucuna varılırken Avrupa Sosyal Şartından söz edildiğini, Anayasanın 10.ve 55. maddelerinde adil ücretten söz edildiğini, eşit davranma ilkesinin, İnsan Haklan Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi, Avrupa Ekonomik Topluluğu Antlaşması, Uluslar Arası Çalışma Örgütünün Sözleşme ve Tavsiye Kararlarında da çeşitli biçimlerde ele alındığını,

İş Kanununun 9. maddesinde, iş sözleşmesinin taraflarının kanun hükümleriyle getirilen sınırlamalar saklı olmak üzere ihtiyaçlarına göre sözleşme düzenleyebilecekleri kuralı yer aldığını, İş Sözleşmesinin taraflarının sözleşme serbestisi ilkesince iradeleri ile sözleşme hükümlerini değiştirebileceğini, İdarenin de işçilerle yapılan Toplu İş Sözleşmesinin tarafı olduğundan, İş Hukukunun temel ilkelerinden olan “İşçi Lehine Yorum” ilkesi gereği ve yukarıda belirtilen tüm bu müktesebat ve Anayasanın eşitlik ilkesi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 01.08.2012 tarih B.13.0ÇGM.0.12.01.00/103/9784 sayılı yazılarında işçilerin ve işverenlerin Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 5. maddesine aykırı olmamak koşulu ile serbest iradeleri ile hüküm koyabilecekleri hususunun belirtilmesi sebepleriyle uygulamanın yapıldığını,

… İl Özel İdaresinin 2012 yılı hesap denetimine aynı konunun mevzuata uygun olduğuna karar verildiğini, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nda, toplu iş sözleşmesi imzalandıktan sonra değişiklik yapılmasıyla ilgili açık bir hüküm bulunmadığını, Söz konusu Kanunun “Toplu iş sözleşmesinin şekli ve süresi” başlıklı 35 inci maddesinin ikinci fıkrasında, toplu iş sözleşmesinin süresinin, sözleşmenin imzalanmasından sonra taraflarca uzatılamayacağı, kısaltılamayacağı ve sözleşme süresinden önce sona erdirilemeyeceğinin düzenlendiğini, ancak sonradan değişiklik yapılmasına ilişkin herhangi bir yasak getirilmediğini, öğretide de buradan hareketle, tarafların sonradan anlaşarak toplu iş sözleşmesinin süre dışında kalan hükümlerinde değişiklik yapabileceklerinin kabul edildiğini,

Sonuç olarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 17.01.2014 tarih ve 922 sayılı görüşünde, taraflar arasında yapılacak ek bir protokolle, 01.03.2005 tarihinden sonra işe girenlere, 2005'ten önce işe girenlerle aynı ücret skalasının uygulanarak mağduriyetlerinin giderilebileceği” ifade edilerek bu durumun mevzuata uygunluğunun ayrıntılı biçimde açıklandığını,

İl Özel İdareleri Norm Kadro Yönetmeliğine göre idarenin işçi norm kadrosunun 105 olduğunu, Ancak Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün kapatılarak işçilerinin İl Özel İdarelerine devri nedeniyle idarede normdan fazla olarak 142 işçi çalıştığını, Yani 2005 yılından sonra norm fazlası işçi çalışması nedeniyle yeni işçi alımının söz konusu olmadığını,

İlama konu 7-9 adet işçinin 5 tanesinin de zaten 5620 sayılı kanunla daimi kadrolara geçmiş İl Özel İdaresi işçileri olduğunu, bu işçilerin önceleri Koop-İş’e üye olarak ayrı bir sözleşme ile çalıştıklarını, Ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca idarede parçalı işkolunun iptal edip sadece inşaat işkolu tespit kararı alması ile bu 5 adet işçinin Yol-İş üyesi olmak zorunda kaldıklarını, Koop-İş sendikası ile İl Özel İdaresi arasında imzalanan Toplu iş sözleşmesi gereğince aldıkları ücret, Yol-İş Sendikası işçilerine uygulanan 1. skaladan daha yüksek olduğundan bu işçilerin ücretlerinde indirime gidilerek 1. skala uygulanmasının; Yol İş Sendikası ile İl Özel İdareleri arasında imzalanan 4. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17/4 maddesinde

“Başka kamu kurumlarından kanunla devredilen işçiler almakta oldukları gündelikleri ile pozisyonlarının başlangıç derecelerinin 1. Kademesinden itibaren gündeliği aranarak bulunacak en yakın lehte derece ve kademeye intibakı yapılır” hükmü gereğince hukuken mümkün olmadığını,

Dilekçe ekinde sunulan Çalışma ve Soysal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğünün 01.08.2012 tarih ve 9784 sayılı yazısı ile 2005 yılından sonra işe giren işçilere Ek-1 ücret skalasının uygulanmasında yasal olarak herhangi bir engel bulunmadığının bildirildiğini,

Yukarıda anılan işçilerin iki skala arasındaki ücret farkının kendilerinden tahsil edildiğinde ücretlerinin Koop-iş üyeliği döneminden daha az ücrete tekabül ettiğini, bu durumun ise hem Anayasaya hem iş hukukunun temel ilkelerine hem de toplu iş sözleşmesine aykırılık teşkil ettiğini,

Yukarıdaki paragrafta bahsedilen 5 işçiden geriye kalan 4 adet işçinin ise 3 tanesinin engelli 1 tanesinin ise eski hükümlü kadrosundan İş Kanunu 30. maddesi gereğince işe alındıklarını, yani pratikte bakıldığında bu ücret ayrımcılığının sadece engelli ve eski hükümlü çalışanlara yapıldığını, çünkü norm fazlası nedeniyle sadece İş Kanunu 30. maddesindeki zorunluluk nedeniyle bu tarihten sonra engelli ve eski hükümlü istihdam edildiğini, Engelli personele yapılan bu ücret ayrımcılığının, 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 14. maddesinde de yasaklandığını, bütün bu sebeplerle 269 nolu ek ilam ile verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini,

İlamda tazmin hükmünde harcama yetkilisi olarak sorumlu tutulan …, …. gerçekleştirme görevlisi olarak sorumlu tutulan ….., ….. bu hususlara ilave olarak;

5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunun Meclis kararlarının kesinleşmesi başlıklı 15. maddesinde “İl genel meclisi tarafından alınan kararların tam metni, en geç beş gün içinde valiye gönderilir. Vali, hukukin aykırı gördüğü kararları, yedi gün içinde gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere İl genel meclisine iade edebilir. Valiye gönderilmeyen meclis kararları yürürlüğe girmez. Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar (...) kesinleşir” hükmü gereğince gerçekleştirme görevlileri ve harcama yetkililerinin İl Genel Meclisi Kararlarının hukuka uygunluklarını denetlemelerinin söz konusu olamayacağını belirterek adlarına verilen hükmün kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Başsavcılık mütalaasında;

“……

İl Özel İdaresi bünyesinde çalışan işçiler adına sözleşme imzalamaya yetkili işçi sendikası olan Yol-İş Sendikası ile Özel İdarenin yetki devrettiği iş veren sendikası olan TÜHİS arasında imzalanan 01.03.2013- 28.02.2015 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesi 2005 yılından önce işe giren işçiler ile 2005 tarihinden sonra işe giren işçiler için iki ayrı ücret skalası tabi tutulmuş olup 01.03.2005 tarihinden önce işe başlayan işçiler için EK 1/B skalasından ücret ödenmesi hüküm altına alınmıştır.

Dava konusu Toplu Sözleşmenin tarafları Yol-İş Sendikası ile TÜHİS olup 2822 sayılı Kanun’un 2,7,10 ve 12. maddeleri gereği Toplu İş Sözleşmesi yapma yetkisi yukarda adı geçen taraflara aittir. Anlaşılacağı üzere Toplu İş Sözleşmesine taraf olmayan İl Genel Meclisi Kararı ve Vali onayı ile Toplu İş Sözleşmesi yetkisiz şekilde değiştirilerek 01.03.2005 tarihinden Önce işe başlayan işçilere Toplu İş Sözleşmesi Ek-l/A skalasından ücret ödemesi mümkün olmadığı,

Diğer taraftan ileri sürülen eşitlik ilkesinin Anayasa’nın 10. maddesi ile hiçbir ilgisi bulunmadığı gibi emsal gösterilen Yargıtay kararlarının içeri ile benzer olmadığından bu yöndeki iddiaları geçersiz olduğu anlaşıldığından tazmin hükmünün tasdiki gerekir”

Sorumluluk iddiaları ile ilgili olarak;

“Ayrıca yapılan ödemeden dolayı 5018 sayılı kanunun 33. maddesi gereği yapılan ödemeden Gerçekleştirme Görevlisi/Harcama Yetkilisi olarak sorumlu olduğundan bu yöndeki iddiaları yasal olmadığından talebinin reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir” denilmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden ve İdare adına Avukatlar …. ile ….. … ve Sayıştay Başsavcılığının sözlü açıklamaları dinlendikten sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Sorumluluk İtirazı Yönünden İnceleme;

5018 sayılı Kanunun "Hesap Verme Sorumluluğu" başlıklı 8’ inci maddesinde;

"Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadırlar."

Anılan Kanunun 32’nci maddesinde;

"Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesi ile mümkündür...

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ...ve bu kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur."

Gerçekleştirme süreci ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları 5018 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinde;

"Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. (Değişik son cümle: 22/12/2005-5436/10 md.) Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar." şeklinde açıklanmıştır.

Kamu zararı kavramı, 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde "kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı madde uyarınca, "Kamu zararının belirlenmesinde;

a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,

………. Esas alınır."

6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun "Sorumluluk ve Sorumluluk Halleri” ni düzenleyen 7 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında;

"Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür" hükümleri yer almıştır.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre, söz konusu ödemelere ilişkin olarak ödeme emri belgesi üzerinde, Gerçekleştirme Görevlisi/Harcama Yetkilisi olarak imzası bulunan görevlilerin ödemeye dayanak teşkil eden meclis kararında dahili olmasa da; sorumluluğu söz konusudur.

Esas Yönünden İnceleme;

İl Özel İdaresinde çalışan işçiler adına sözleşme imzalamaya yetkili olan Türkiye Yol-İş Sendikası (Yol-İş) ile İl Özel İdaresinin üyesi bulunduğu ve toplu iş sözleşmesi yetkisini devrettiği Türkiye Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) arasında imzalanan ve 01.03.2011-28.02.2013 ve 01.03.2013-28.02.2015 dönemlerini kapsayan Toplu İş Sözleşmeleriyle, 01.03.2005 tarihinden önce işe giren işçiler için l/A ve bu tarihten sonra işe giren işçiler için l/B olmak üzere iki farklı ücret skalası belirlenmiştir.

Daha sonra "eşit işe eşit ücret" saikiyle ... İl Genel Meclisi, 07.02.2013 tarih ve 13 sayılı kararı ve Valilik Makamının 27.05.2013 tarih ve 27897713-20-5224 sayılı oluruyla, 01.03.2005 sonrası işe başlayan işçilerin ücretlerinin de l/A skalasından ödenmesine karar vermiştir. Ödemeler de buna göre yapılmıştır.

07.11.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun "Toplu iş sözleşmesinin tanımı ve muhtevası" başlıklı 2’nci maddesinin birinci fıkrasında; "Toplu iş sözleşmesi, hizmet akdinin yapılması, muhtevası ve sona ermesi ile ilgili hususları düzenlemek üzere işçi sendikası ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren arasında yapılan sözleşmedir."

Aynı Kanunun "Yetki" başlıklı 12’nci maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir işveren sendikası, üyesi işverenlere ait işyerleri, sendika üyesi olmayan bir işveren ise kendi işyeri veya işyerleri için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir." denilmektedir.

Bu hükümler, 07.11.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 2 ve 41 inci maddeleriyle de aynen muhafaza edilmiştir.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca; işçi ile işveren arasındaki iş sözleşmenin içeriğinin (Ücret, izin, çalışma süresi, yolluk vb.) toplu iş sözleşmesiyle belirlenmesi ve toplu iş sözleşmesinin işveren adına üye olduğu işveren sendikası (Üye değilse kendisi) tarafından yapılması gerekmektedir.

Dolayısıyla, sözleşme yapma yetkisini, üyesi olarak TÜHİS'e devreden İl Özel İdaresinin herhangi bir organı, Vali ya da İl Genel Meclisi, kendi başına, Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinde değişiklik yapma hakkı ve yetkisine sahip değildir. Toplu İş Sözleşmesinde, herhangi bir değişikliğe ihtiyaç olması durumunda bunu yapacak olanlar, Toplu İş Sözleşmesi tarafları, Yol-İş ve TÜHİS' tir.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 10’ uncu maddesiyle, İl Genel Meclisinin görev ve yetkileri tayin edilmiş ve bu görev ve yetkiler arasında İl Özel İdaresi işçi ücretleri ile ilgili herhangi bir görev veya yetkiye yer verilmemiştir. Aynı Kanunun 36’ ncı maddesi ve bu maddenin atıf yaptığı 5393 sayılı Belediye Kanununun 49’uncu maddesiyle ise; İl Genel Meclisine, sadece sözleşmeli personelin alacağı ücreti tayin etme yetkisi verilmiş, bu hususta işçilerle ilgili herhangi bir sorumluluğa yer verilmemiştir.

Bu itibarla; 2005 yılından sonra işe giren işçilere, 1/A skalasından ücret ödenmesine cevaz veren 07.02.2013 tarih ve 13 sayılı kararın, yasal dayanağı bulunmamaktadır.

Toplu iş görüşmesi ve sözleşme süreci, işçi hizmet akdi ile ilgili tüm hususların görüşüldüğü, gerektiğinde konuyla ilgili uzman personelden istifade edildiği, görüşmenin tek bir sendika tarafından yapılması nedeniyle ilgili hizmet kolu işçileri açısından sürecin, toplu iş görüşmesinden ziyade konuyla ilgili ülke genelindeki politikanın belirlenmesi olduğu, ücret skalasının böyle bir politika ürünü olduğu ve İl Genel Meclisi kararının, münferiden alınmış bir karar olduğu göz önünde bulundurulduğunda; söz konusu kararla, birden çok faktörce belirlenmiş ve kendi içinde adaletin sağlandığı sürecin işleyişi, yetkisiz bir şekilde bozulmuş ve bu sürece zarar verilmiş olmaktadır.

Toplu iş sözleşmesi sürecinde detaylı irdelenmesi kaçınılmaz olan ücretler hususunda; kıdeme (işe giriş tarihine) göre bir belirleme yapılmıştır. İl Genel Meclisinin "eşit işe eşit ücret" teziyle aldığı karar, belki aynı iş için aynı ücretin ödenmesini sağlasa da; işin kıdem ve tecrübe nedeniyle daha iyi ve çabuk yapılması, kıdemin önemsenmesi ve bunun ücretle teşvik edilmesi gibi hususları bertaraf etmiştir. İşverenin işçiye eşit davranma yükümlülüğünden; her işçinin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamı çıkmaz. İşçiler arasındaki kıdem farkı, ücretlerde de farklı uygulamayı gerektirebilir. Aynı kıdeme sahip işçilere farklı kurallar uygulanmadığına göre, kanun karşısında eşitliğin ihlal edildiği de söylenemez.

Ayrıca, 01.03.2011- 28.02.2013 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesindeki ücret skalası, 01.03.2013-28.02.2015 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesinde de devam etmiş olup; bu durum, söz konusu işlemin, bilinçli bir şekilde yapıldığını ve sehven yapılan bir hatanın olmadığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla tarafların irade beyanlarında herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Haliyle İl Genel Meclisi kararı da, Sözleşme taraflarının irade beyanlarını yok saymış olmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, sorumluların temyiz talebinin reddi ile 184-269 sayılı Ek İlam ile ….. TL. için verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, Oy çokluğuyla,

Karşı oy gerekçesi

Üyeler …., …. ile …..’ nın karşı oy gerekçesi:

“Anayasanın 10’uncu maddesinde ‘Herkes, dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir’ kuralına yer verilmiştir. ‘Ücrette Adalet Sağlanması’ başlıklı 55. maddesi ise ‘Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. ...’ şeklindedir.

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda, toplu iş sözleşmesi imzalandıktan sonra değişiklik yapılmasıyla ilgili açık bir hüküm bulunmamaktadır. Söz konusu Kanunun ‘Toplu iş sözleşmesinin şekli ve süresi’ başlıklı 35’inci maddesinin ikinci fıkrasında, toplu iş sözleşmesinin süresinin, sözleşmenin imzalanmasından sonra taraflarca uzatılamayacağı, kısaltılamayacağı ve sözleşme süresinden önce sona erdirilemeyeceği düzenlenmiş, ancak sonradan değişiklik yapılmasına ilişkin herhangi bir yasak getirilmemiştir. Kanun koyucu sonradan değişikliğe ilişkin olarak süre dışında bir kısıtlamaya yer vermemiştir. Bu nedenle, tarafların anlaşarak toplu iş sözleşmesinde değişiklik yapabileceklerinin, her iki tarafın bu konudaki rızasına bağlı olduğu kabul edilir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun ‘Eşit davranma ilkesi’ başlıklı 5’inci maddesinde;

“İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz, işveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz.

  1. maddesinde ise;

“Her türlü işte uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi veya işverene düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz” denilmektedir.

Bu hükümler karşısında, 5620 sayılı kanunla daimi kadrolara geçmiş İl Özel İdaresi işçileri için (intibaklarının Yol-İş Sendikasına üye oldukları tarih itibariyle yapıldığı düşünüldüğünde), her ne sebeple olursa olsun kazanılmış bir hakkın işçiden geri alınması ve işçi ücretlerinde bu şekilde bir azaltmaya gidilmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 62’nci maddesi hükmüne aykırı olduğu düşünülmektedir. İş Mahkemelerinde İdare aleyhine açılan alacak davalarında; İş Kanununun 62.maddesine aykırı işlem yapılamayacağı, arttırılmış ücret uygulamasından sonra ücretin azaltılması yoluna gidilemeyeceği belirtilerek, davaların kabulüne karar verilmektedir.

Bunların yanı sıra, Çalışma ve Soysal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğünün, 2005 yılından sonra işe giren işçilere Ek-1 ücret skalasının uygulanmasında yasal olarak herhangi bir engel bulunmadığı şeklinde görüş yazılarının bulunduğu anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak; İl Genel Meclisinin kararı ile, aynı işi yapan ve aralarında sadece işe giriş tarih farkı olan işçiler arasındaki ücret dengesizliği giderilmiş ve yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin ifade ettiği eşit davranma ilkesinin gerekleri yerine getirilmiştir. Bu nedenle, tazmin hükmünün Kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.”

Karar verildiği 26.04.2017 tarih ve 43020 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:06

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim