Sayıştay 1. Dairesi 40473 Kararı - Özel İdareler İş Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1
Sayıştay Kararı
40473
18 Ekim 2016
Özel İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Özel İdareler
-
Yılı: 2013
-
Daire: 1
-
Dosya No: 40473
-
Tutanak No: 42297
-
Tutanak Tarihi: 18.10.2016
-
Konu: İş Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Özel İdare ile Köy Hizmetlerinin 2005 yılında birleşmesinden önce Köy Hizmetlerinde çalışan ve geçmiş dönem intibakları ile ilgili İdare aleyhine dava açmamış olan 31 işçinin yerel mahkemece verilen ve Yargıtayca onaylanan kararlar çerçevesinde geriye doğru 5 yıllık alacaklarının ödenmesi amacıyla yapılan intibaklarının hesabında iş pozisyonlarına göre almaları gereken derece ve kademelerinin olması gerekenden fazla hesaplanması
- ) 216 sayılı İlam’ın 8’inci maddesinde, Özel İdare ile Köy Hizmetlerinin 2005 yılında birleşmesinden önce Köy Hizmetlerinde çalışan ve geçmiş dönem intibakları ile ilgili İdare aleyhine dava açmamış olan 31 işçinin yerel mahkemece verilen ve Yargıtayca onaylanan kararlar çerçevesinde geriye doğru 5 yıllık alacaklarının ödenmesi amacıyla yapılan intibaklarının hesabında iş pozisyonlarına göre almaları gereken derece ve kademelerinin olması gerekenden fazla hesaplanması sonucu kamu zararına neden olunduğu iddiasına ilişkin olarak, sorumluların intibak işlemlerine ilişkin istenilen belgeleri göndermemeleri nedeniyle işçilere yapılan ödemenin tamamının kamu zararı olarak değerlendirilmesi ile ilgili olarak, iddiada bulunanın iddiasını ispat mükellefiyeti bulunduğu esası çerçevesinde mevcut haliyle idare aleyhine bir hüküm tesis etme imkanı bulunmadığından, idarece yapılan işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna, karar verilmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı adına temyiz talebinde bulunan Sayıştay Savcısı ... temyiz dilekçesinde aynen;
“Temyizin Konusu: İdare Köy Hizmetlerinin birleşmesinden önce köy hizmetlerinde çalışan 31 işçiye ait geçmiş dönem intibaklarının kesinleşmiş örnek mahkeme kararları dikkate alınarak yeniden hesaplanmak suretiyle hak sahiplerine ödenmiştir. Hesap incelemesi yapan denetçi yeniden hesaplanan intibaklarla ilgili sorumlulardan bilgi ve belge istemesine rağmen bilgi ve belge verilmemiştir. Bu durum karşısında denetçisi harcama belgeleri ekindeki mevcut belgelere dayanarak idarece fazla ödemede bulunulduğu değerlendirilmesi karşın idare işleminin yasal düzenleme uygunluğuna karar vermesinin temyizinden ibarettir.
Temyiz Nedenleri: Kamu zararına sarf evrakı ekindeki bilgi ve belgelere dayanarak tespiti sağlıklı olamayacağından Başkanlık tarafından hesaplamaya ilişkin bilgi ve belgelerin temini için konunun Sayıştay Başkanlığına yazılması gerekmektedir.
6085 sayılı Kanunun 6/2. maddesinde: “Sayıştay denetimine giren işlemlerle ilgili hür türlü bilgi ve belgeyi kamu idareleri ile bankalar dahil diğer gerçek ve tüzel kişilerden isleyebilir.” Demektedir. Aynı kanunun 9. maddesinde ise bu bilgi ve belgeleri vermeyenler hakkında Sayıştay’ın istemi üzerine gerekli disiplin ve cezai kovuşturma yapılacağını açıkça belirtmektedir. Ayrıca 17.12.2011 tarih ve 28145 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sayıştay Denetim Yönetmeliğinin 12. maddesi anılan maddelerin uygulanmasına açıklık getirmiştir. Söz konusu hükümlere göre denetçinin tarafından istenilen bilgi ve belge ibraz edilmemesi üzerine Sayıştay Denetim Yönetmeliğinin 12. maddesi gereği konunun Sayıştay Başkanlığına yazılıp belgelerin temini isteyip belge temininden sonra rapor maddesinin yazılması gerektiği halde sarf evrakı ekindeki bilgi ve belgelere dayanarak bulunan kamu zararı tazmini yönündeki istemi yasal değildir.
Bu durum karşısında Denetim yönetmeliğinin 12. maddesi doğrultusundan belgelerin temini ve temin edilecek belgeler doğrultusunda yeniden hesaplama yapılması için konunun Sayıştay Başkanlığına yazılması gerekmesine rağmen iddiada bulunan iddiasını ispat mükellefiyeti bulunduğu esası çerçevesinde mevcut haliyle idare aleyhine bir hüküm tesis etme imkanı bulunmadığı görüşü ile idarece yapılan işlemin yasal düzenlemeye uygunluğuna karar vermesi yasal olmadığında kararın bozularak yeniden incelenmek üzere dosyasının dairesine iadesine, karar verilmesini
Arz ederim.” denilmiştir.
Temyiz konusu edilen 8’inci madde ile ilgili olarak temyiz karşılamalarına ait tebligat sorumlulardan;
...’e 08.12.2015 tarihinde,
...’na 31.08.2015 tarihinde,
...’ne 31.08.2015 tarihinde,
...’e 23.10.2015 tarihinde,
...’ye 12.11 2015 tarihinde,
...’na 13.11.2015 tarihinde yapılmış olmasına rağmen ilgililerden bu tarihlerden sonra herhangi bir karşılama yazısı gönderilmemiştir.
Fakat ...’nin Başsavcılığın temyiz talebinin kendisine tebliğinden önce göndermiş olduğu ve 40441 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde, söz konusu madde ile ilgili olarak;
“Öncelikle Sorgunun Konusuna Değinmekte Yarar Görüyorum;
Geçmiş dönem intibakları ile ilgili özel idare aleyhine dava açmamış olan Köy Hizmetleri kökenli 31 işçinin geriye doğru 5 yıllık alacaklarının ödenmesi amacıyla yapılan intibak hesabının hatalı olması.
Aşağıda detaylı savunmamı sunuyorum.
Sorguda örnek olarak ismi verilen “10 işçinin çalıştıkları süreleri de gösteren ödeme emri belgelerindeki kıdem listeleri incelenmiş ve olmaları gereken derece ve kademelerinin ödemeye esas derece ve kademelerinden daha düşük olduğu yani işçilere fazla ödeme yapıldığı görülmüştür denmektedir.”
Sorguda ismi geçen işçilerden ... 2001 Yılında kadroya geçerken, mevsimlik işçi olarak görev yaptığı sürelerde inşaat ustası olarak görev yaptığından, İnşaat ustasının başlangıç derecesi olan 7. Derecenin 1. Kademesine denk gelen yevmiyesi (...) yeterli kadro gelmemesi nedeni ile düz işçi olarak kadroya geçmiş olup almakta olduğu yevmiye düz işçinin başlangıç derecesi olan 1.derecenin içinde aranmış ve 1 .derecenin 8. Kademesi (18.346.685) lehte en yakın yevmiye verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı geçici hizmet süreleri de göz önüne alınarak, ismi geçen 31 işçi için mahkeme kararı emsal alınarak hesaplamalar yapılmış olup, herhangi bir fazla ödeme ve hataya mahal vermeden gerekli özen ve hassasiyet gösterilerek hazırlanmıştır.
Bu nedenle 02,06.2015 tarih ve 216 sayı ve 8 sıra nolu tazmin hususunun temyizen kaldırılmasına karar verilmesini arz ve talep ederim.
” denilmiştir.
Aynı şekilde ...’nun 40439 sayılı dosyada yer alan 10.09.2015 tarihli dilekçesinde, söz konusu madde ile ilgili olarak;
“Öncelikle Sorgunun Konusuna Değinmekte Yarar Görüyorum;
Geçmiş dönem intibakları ile ilgili özel idare aleyhine dava açmamış olan Köy Hizmetleri kökenli 31 işçinin geriye doğru 5 yıllık alacaklarının ödenmesi amacıyla yapılan intibak hesabının hatalı olması.
Aşağıda detaylı savunmamı sunuyorum.
Sorguda örnek olarak ismi verilen “10 işçinin çalıştıkları süreleri de gösteren ödeme emri belgelerindeki kıdem listeleri incelenmiş ve olmaları gereken derece ve kademelerinin ödemeye esas derece ve kademelerinden daha düşük olduğu yani işçilere fazla ödeme yapıldığı görülmüştür denmektedir.”
Sorguda ismi geçen işçilerden ... 2001 Yılında kadroya geçerken, mevsimlik işçi olarak görev yaptığı sürelerde İnşaat ustası olarak görev yaptığından, İnşaat ustasının başlangıç derecesi olan 7. Derecenin 1. Kademesine denk gelen yevmiyesi (...) yeterli kadro gelmemesi nedeni ile düz işçi olarak kadroya geçmiş olup almakta olduğu yevmiye düz işçinin başlangıç derecesi olan 1.derecenin içinde aranmış ve1 .derecenin 8. Kademesi (18.346.685) lehte en yakın yevmiye verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı geçici hizmet süreleri de göz önüne alınarak, ismi geçen 31 işçi için mahkeme kararı emsal alınarak hesaplamalar yapılmış olup, herhangi bir fazla Ödeme ve hataya mahal vermeden gerekli özen ve hassasiyet gösterilerek hazırlanmıştır.
Bu nedenle 02.06.2015 tarih ve 216 sayı ve 8 sıra nolu tazmin hususunun temyizen kaldırılmasına karar verilmesini arz ve talep ederim.” denilmiştir.
Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü;
Konuya ilişkin yargı raporunda örnek olarak bir işçinin intibakı yapılarak bu çerçevede diğer işçiler için yeniden yapılacak intibak işlemlerine ilişkin belgelerin sorumlulardan talep edildiği, sorumluların ise sorguda belirtilen işçinin durumuna ilişkin gerek toplu iş sözleşmesi gerekse yargı kararları çerçevesinde açıklamalarda bulunarak yapılan intibakın hatalı olmadığını ileri sürdükleri, ancak intibak işlemlerine ilişkin istenilen belgeleri gönderilmediği için, idarece işçilere yapılan ödemenin tamamının kamu zararı olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Sorumlular tarafından belgelerin temin edilememesi durumunda, yapılan tüm ödemelerin kamu zararı olarak değerlendirilmesi ve ilgililerin yapılan ödemelerin tamamından sorumlu tutulması mümkün değildir.
Bu itibarla, 216 sayılı İlam’ın 8’inci maddesi hükmünün TASDİKİNE, Oyçokluğu ile,
(…’ın, “Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde, Özel İdare ile Köy Hizmetlerinin 2005 yılında birleşmesinden önce Köy Hizmetlerinde geçici mevsimlik işçi statüsü ile başlayan ve 2001 yılında kadrolu daimi işçi statüsüne geçmeleriyle birlikte geçici çalıştıkları dönemde geçen sürelerinin kıdem hesabında dikkate alınmaması, kadrolu daimi işçi olduklarında ise yeni işe başlayanlar gibi iş pozisyonlarına göre başlangıç derecelerinden ücretlerinin ödenmesi gerekçeleriyle İl Özel İdaresi tüzel kişiliğine karşı açtıkları davaların yerel iş mahkemelerinde kabul edilmesi ve Yargıtayca da onanması sonrasında, işçilerin hem geçmiş yıllarda sayılmamış olan ve eksik bırakılan hizmetlerinin derece ve kademeden sayıldığı, hem de yeni derece ve kademeleri üzerinden geriye doğru 5 yıllık alacaklarının kendilerine toplu ödenmesinin 19.03.2013 tarihinde gerçekleştirildiği; İl Özel İdaresi işçilerinden 31 tanesinin mahkemeye gitmediği, fakat mahkeme kararı diğer işçiler lehine sonuçlanınca idareden mahkemeden çıkan sonucun kendilerine de uygulanmasını talep ettikleri ve İdarenin de bu talebi kabul ettiği ve ilgililere geriye dönük ödeme yapıldığı tespit edilmiştir.
... İl Özel İdaresi 2013 yılı hesabının incelenmesi neticesinde, geçmiş hizmet yıllarının hesaplanması sırasında işçilerin toplu iş sözleşmelerinde yer alan ve iş pozisyonunun gereği olan derece ve kademesinin başlangıcının yanlış alındığı ve böylece yeniden hesaplama işleminin yanlış bir sonuç doğurduğunun denetim sırasında tespit edilmesi sonucunda, sorguda isimleri ve intibak neticesinde ne kadar fark ödemesi aldığı belirtilen işçilerim doğru derece ve kademe üzerinden yasalara ve toplu iş sözleşmesine uygun olarak yeniden hesaplamasının yapılarak gönderilmesinin istendiği görülmüştür.
Ancak yargı raporuna alınan savunmalarda yeniden hesaplama yapılmadığı gibi işçilerin çalıştıkları yılları gösteren yeni belgeler de sunulmamıştır.
Bunun üzerine yargı raporunda, İlam’a esas 18.04.2012 tarih ve 2848 numaralı ödeme emri ve eki belgeler arasındaki kıdem listeleri incelendiği ve olmaları gereken derece ve kademelerinin ödemeye esas derece ve kademelerinden daha düşük olduğu yani işçilere fazla ödeme yapıldığı; işçilerin kadroya geçtikleri 2001 yılından hesaplamanın yapıldığı 2012 yılına kadar geçen süre olan 12 yılda alabilecekleri derece ve kademenin 6/12 olduğu; bu rakamların üzerine eklenecek olanın ise geçici mevsimlik çalıştıkları toplam süre olduğu; bu sürenin hesabında yılın arta kalan sürelerinin tam yıl gibi değerlendirileceği; fakat işçilerin iş pozisyonları gereği gidebilecekleri derecenin üzerine çıkamayacakları belirtilerek ayrıntılı şekilde tablo hazırlanmıştır.
Fakat, savunmaların yeterli bilgi ve kanıt taşımaması dolayısıyla ismi yazılı işçiler için intibakların yeniden yapılması ya da yeterli bilgi ve belgelerin gönderilmesi sağlanıncaya kadar bu işçilere ödenen toplam tutar olan 473.264,89 TL’nin kamu zararı olarak hükmedilmesi talep edilmiştir.
Yargı raporunun ilgili maddesinin Dairece görüşülmesi neticesinde, iddiada bulunanın iddiasını ispat mükellefiyeti bulunduğu esası çerçevesinde mevcut haliyle idare aleyhine bir hüküm tesis etme imkanı bulunmadığından, idarece yapılan işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna, karar verilmiştir.
6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun “Sayıştayın yetkileri” başlıklı 6’ncı maddesinin ikinci bendinde, “Sayıştay denetimine giren işlemlerle ilgili hür türlü bilgi ve belgeyi kamu idareleri ile bankalar dahil diğer gerçek ve tüzel kişilerden isleyebilir.” denilmektedir.
Yine 6085 sayılı Kanun’un “Kamu idareleri ve görevlilerinin sorumluluğu” başlıklı 9’uncu maddesinde;
“(1) Sorumlular veya diğer ilgililer, denetçilerin isteyecekleri bilgi, kayıt ve belgeleri vermeye, işlem, faaliyet ve malların fiili ve fiziki durumlarını geciktirmeksizin göstermeye mecburdurlar.
(2) Sorumlular veya diğer ilgililerce verilemeyen veya gösterilemeyen belgeler ilgili kamu idarelerinden istenir. Sorumlular veya diğer ilgililer belgelerin asıllarını ve aslı gösterilemeyen belgelerin ikinci nüshalarını göstermek zorundadır.
(3) Hesabı bu Kanun hükümlerine göre zamanında ve tam olarak vermeyen sorumlular veya diğer ilgililer ile Sayıştay denetimine giren kamu idareleri görevlilerinden, denetleme ve yargılama sırasında, istenilen her çeşit bilgi, belge ve defterleri vermeyen ve denetleme ve yargılamayı güçleştirenlerin aylıkları, Sayıştayın istemi üzerine ilgili kamu idarelerince, hesabı veya istenen bilgi, belge ve defterleri eksiksiz verinceye kadar yarım olarak ödenir. Yarım aylık kesilmeye başlandığı tarihten itibaren muhasebe yetkilileri en çok üç ay, diğer görevliler ise Sayıştayca belli edilen süre içinde yine hesabı veya istenilen bilgi, belge ve defterleri vermez veya denetleme ve yargılamayı güçleştiren sebepleri ortadan kaldırmazlarsa, bu defa ilgili kamu idarelerince mevzuatındaki usule göre görevden uzaklaştırılarak haklarında gerekli soruşturma veya kovuşturma yapılır.
(4) Sayıştay ilamlarının infazını izlemeyen ve gereklerini yerine getirmeyenler hakkında da üçüncü fıkradaki hükümler uygulanır.
(5) Kamu idareleri ve görevlileri, denetim ve inceleme ile görevlendirilmiş olanlara her türlü hesap, bilgi, belge ve kayıtları ibraz etmek, işlem, faaliyet ve malların fiili ve fiziki durumlarının görülmesini sağlamak, görevin düzenli olarak yapılmasını sağlayacak tedbirleri almak ve her türlü yardım ve kolaylığı göstermek zorundadır.
(6) İlgili kamu idareleri bu madde hükümlerinin uygulanış ve sonucu hakkında Sayıştaya bilgi vermeye zorunludur.
(7) Yukarıdaki hükümlere uymayanlar ile 6 ncı maddenin birinci ve ikinci fıkralarının gereklerini haklı bir sebebe dayanmaksızın tam olarak ve zamanında yerine getirmeyen ilgililer hakkında Sayıştayın istemi üzerine disiplin veya ceza kovuşturması yapılır.” hükümleri bulunmaktadır.
17.12.2011 tarih ve 28145 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sayıştay Denetim Yönetmeliği’nin 12’nci maddesinde de anılan maddelerin uygulanmasına açıklık getirmiştir.
Söz konusu hükümlere göre; denetim ve inceleme esnasında istenildiği halde bilgi, kayıt ve belgeler verilmez ise, istenilen bilgi, kayıt ve belgenin özelliğine göre denetim ekibince belirlenecek makul bir süre içerisinde söz konusu kayıt, bilgi ve belgeler Başkanlık tarafından belirlenecek esaslar çerçevesinde kurumun üst yönetiminden istenilir. Anılan yazıda istenilen belgelerin gönderileceği adres ile bilgi verecek kişilerin hazır bulunacağı yer ve zaman belirtilir. Belirtilen sürede istenilen belge gönderilmez veya bilgi vermesi gereken kişiler istenilen yerde hazır bulunmazlar ise durum bir yazı ile Başkanlığa bildirilir. Denetim ve incelemeler esnasında, faaliyet ve malların fiili ve fiziki durumları geciktirmeksizin gösterilmez ise, durum bir tutanakla tespit edilerek Başkanlığa bildirilir. Başkanlıkça Kanunun 9’uncu maddesinde öngörülen yaptırımların uygulanması için ilgili kurum üst yönetimine gerekli bildirimde bulunulur.
Denetim ve yargılamanın güçleştirilmesine gerekçe oluşturan davranış ve faaliyetler Başkanlıkça gerekçeli olarak ilgili kuruma bildirilir.
Kanunun 9’uncu maddesi hükümlerine uymayanlar ile 6’ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının gereklerini haklı bir sebebe dayanmaksızın tam olarak ve zamanında yerine getirmeyen ilgililer hakkında, Sayıştayın istemi üzerine disiplin veya ceza kovuşturması yapılır. Disiplin ve ceza kovuşturması ilgili kurumun tabi olduğu mevzuat hükümlerine göre yürütülür. Ancak Başkanlıkça kimler hakkında disiplin ve ceza kovuşturması isteminde bulunulduğu gerekçesi ile birlikte ilgili kurum üst yönetimi ile soruşturmayı yürütecek mercilere bir yazı ile bildirilir.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca, iddiada bulunanın iddiasını ispat mükellefiyeti bulunduğu esası çerçevesinde mevcut haliyle idare aleyhine bir hüküm tesis etme imkanı bulunmadığı görüşü ile idarece yapılan işlemin yasal düzenlemeye uygunluğuna karar vermesi mümkün olmadığından, gerekli belgelerin temini, temin edilecek belgeler doğrultusunda kamu zararına sebebiyet verilip verilmediğinin tespiti ve buna göre yeniden hesaplama yapılması için konunun Sayıştay Başkanlığına yazılması için hükmün Bozularak Dairesine Tevdiine karar verilmesi gerekmektedir” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı)
Karar verildiği 18.10.2016 tarih ve 42297 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:08