Sayıştay 1. Dairesi 40437 Kararı - Özel İdareler İş Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

1

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

40437

Karar Tarihi

18 Ekim 2016

İdare

Özel İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Özel İdareler

  • Yılı: 2012

  • Daire: 1

  • Dosya No: 40437

  • Tutanak No: 42283

  • Tutanak Tarihi: 18.10.2016

  • Konu: İş Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

  1. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17’inci maddesine istinaden düzenlenen ve 2005 tarihinden sonra işe gireceklere uygulanacak ücret skalası olan Ek-1/B yerine 2005 öncesi işe girenlere uygulanacak ücret skalası olan Ek-1’in uygulanması

362 sayılı Ek İlam’ın 5’inci maddesi ile, ... İl Özel İdaresinde çalışan ve Özel İdare ile Köy Hizmetlerinin 2005 yılında birleşmesinden sonra 2006 yılında İl Özel İdaresinde işe alınan işçilerin maaş ödemelerinde 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17’inci maddesine istinaden düzenlenen ve 2005 tarihinden sonra işe gireceklere uygulanacak ücret skalası olan Ek-1/B yerine 2005 öncesi işe girenlere uygulanacak ücret skalası olan Ek-1’in uygulanması sonucu,

A-) Derece ve kademe hesabında hata yapılması nedeniyle ...-TL’ye, tazmin hükmü verilmiştir.

B-) Ek-1/B yerine, daha yüksek ücret öngörülen Ek-1’de yer alan ücret skalasının uygulanması nedeniyle ...-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam’da Hukuk Müşaviri sıfatıyla sorumlu tutulan ... 40445 sayılı dosyada, Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... 40435 sayılı dosyada, Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... 40299 sayılı dosyada yer alan temyiz dilekçesinde özetle,

Kararın hukukun genel ilkelerine, Anayasa’ya, İş Kanunu’na, Yargıtay’ın yerleşik kararlarına, Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’na, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmeleri Kanunu’na, idarelerin işleyişine, çalışma hayatı koşullarına ve Sayıştay’ın bu konuya ilişkin önceki kararlarına aykırı olduğunu;

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının eşitlik ilkesine esas 10’uncu maddesinin son fıkrasında yer alan “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” hükmü,

4857 sayılı İş Kanunun Eşit Davranma İlkesi başlıklı 5’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “İşveren esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi çalışan işçiye belirsiz süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.” hükmü,

4857 Sayılı İş Kanununun 5’inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Aynı ve eşit değerde bir işçi için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücretle çalıştırılamaz.” hükmü,

Aynı Kanunun, Çalışma Koşullarında Değişiklik ve İş Sözleşmesinin Feshi başlıklı 22’nci maddesinin son fıkrasında yer alan “Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz” hükümleri doğrultusunda ... İl Özel İdaresi ile Yol-İş Sendikaları arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin 17’nci maddesine istinaden, 2005 yılından sonra işe giren ve EK-1/B skalasından ücretlerini alan 15 işçiye, EK-1 nolu ücret skalasının uygulanmasına esas olmak üzere 03.05.2010 tarihinde ... Valiliği İl Özel İdaresi ile Türkiye Yol-İş Sendikası ... Şubesi arasında protokol tanzim edildiğini ve bu protokol çerçevesinde bahsi geçen işçilere, anılan Toplu İş Sözleşmesinde yer alan EK-1 nolu ücret skalasının uygulandığını;

Bu protokolün düzenlenmesindeki temel amacın aynı işyerinde, aynı işi yapan personeller arasındaki ücret adaletsizliğinin ve eşitsizliğin giderilerek iş barışının sağlanması olduğunu;

İlam’da İl Valisinin böyle bir protokolü tanzim etmekte yetkisiz olduğunun değerlendirildiğini; Toplu İş Sözleşmesinde İl Özel İdaresini temsilen bulunan TÜHİS’in, İl Valisinin onayı alınmadan zaten Özel İdareyi temsil etme yetkisini alamayacağını; Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde TÜHİS’in işveren temsilcisi olarak yer aldığını ve işverenin doğal olarak İl Özel İdaresi olduğunu; 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun vermiş olduğu yetki ile İdarenin başının Vali olduğunu;

Bu protokolün, 4857 sayılı Yasanın 22’nci maddesinin son fıkrası hükmü çerçevesinde, İşveren ve ... İl Özel İdaresinde çalışan işçilerin yasal temsilcisi olan Türkiye Yol-İş Sendikası ... Şubesi arasında düzenlenmiş olduğunu;

Aynı konu ile ilgili olarak Tekirdağ İl Özel İdaresinde çalışan ve 1/B skalasından ücret alan işçilerin 1 nolu skaladan faydalandırılmasına esas olmak üzere protokol düzenlenip, düzenlenemeyeceği konusunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 01.08.2012 tarih ve 9784 sayılı görüş yazında “...söz konusu protokole göre 2005 yılından sonra işe giren 10 adet işçiye Ek 1 ücret skalasının uygulanmasında yasal olarak herhangi bir engel olmadığı düşünülmektedir.” denildiğini ve bu durumun tesis edilen işlemin yerindeliğini destekleyici nitelikte olduğunu;

Ayrıca Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 18.03.2008 tarih ve 2007/26230 esas ve 2008/5312 sayılı kararında; “işveren, diğer işçilerin lehine fakat bir veya birkaç işçinin aleyhine sonuç doğuracak, eşitsizlik yaratacak talimatlar veremeyeceği gibi işçiye ceza ve cefa vermek amacıyla da talimatlar veremez. Buna göre işveren talimat verirken eşit işlem borcuma riayet etmekle de yükümlüdür.” denildiğini;

Daire kararında tazminine karar verilen konuyla aynı evsafta işleme esas olmak üzere Düzce İl Özel İdaresi 2012 yılı hesabı ile ilgili olarak düzenlenen sorgu raporunun yapılan yargılanması sonunda Sayıştay 1. Dairesinin 13.03.2014 tarih ve 10319 sayılı ilamında özetle, … alınan bu kararla, aynı işi yapan ve aralarında sadece işe giriş tarih farkı olan işçiler arasındaki ücret dengesizliği giderilmiş ve yukarıda belirtilen kanun hükmünün ifade ettiği eşit davranma ilkesinin gerekleri yerine getirilmiştir.

Bu nedenle mevzuatına uygun olduğu anlaşılan …TL ile ilgili olarak ilişilecek bir husus bulunmadığına karar verilmiştir, denildiğini;

Konuya çalışma koşulları açısından bakmak gerekirse, kıdem açısından aralarında ay hatta gün farkı bulunan ve aynı işi yapan personel arasında skala ücret uygulaması nedeniyle ciddi ücret farkı bulunduğunu; 2005 yılından sonra işe alınan bir işçinin daha önce işe alınan ve aynı işi yapan, kendisinden bir yıl daha kıdemli arkadaşının aldığı ücreti 10 yıl geçse dahi alamadığını; bu durumun kurumlardaki çalışma barışı açısından sorun yarattığını;

Çalışanlara adil bir ücret verilmesi hakkının, Avrupa Sosyal Şartının 4’üncü maddesinde ayrıntılı biçimde düzenlendiğini; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun çeşitli kararlarında işçi ücretinden indirime gidilemeyeceği sonucuna varılırken Avrupa Sosyal Şartından söz edilmiş olduğunu;

Konunun Anayasanın 10 ve 55’inci maddelerinde de ifade edildiğini ve 10’uncu maddede “Herkes, dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” kuralına yer verildiğini; “Ücrette Adalet Sağlanması” başlıklı 55’inci maddesinin “Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. ...” şeklinde olduğunu;

Temyize konu hususun, eşit davranma ilkesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, AB Anlaşmaları, Uluslararası Çalışma Örgütünün Sözleşme ve Tavsiye Kararlarında da çeşitli biçimlerde ele alındığını;

4857 sayılı İş Kanununun 9’uncu maddesinde, iş sözleşmesinin taraflarının kanun hükümleriyle getirilen sınırlamalar saklı olmak üzere ihtiyaçlarına göre sözleşme düzenleyebilecekleri kuralının yer aldığını; Yargıtay’a göre, iş ilişkisinin taraflarının yasalardaki emredici kurallara uymak şartıyla iş ilişkisinde dikkate alınacak kuralları serbestçe seçebileceklerini; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 10.04.1970 tarih 101 Esas 348 Karar sayılı içtihadı ile “İş Kanununa ait hükümlerin, kural olarak nispi nitelikte emredici hükümleri olduğu şüphe dışıdır. Şu anlamda ki İş Kanununda öngörülen haklar işçi için asgari olup bir taban teşkil eder bu tabanın üstüne çıkılabilir lakin altına inilemez.” denildiğini; Bir başka söyleyişle kamu düzeninin sınırlayıcı etkisinin, kural olarak sadece işveren için söz konusu olabileceğini; o halde tarafların toplu iş sözleşmelerine, işçi yararına, kanundakinden ve uygulamadan farklı hükümler koymalarının cazip olduğunu;

İş sözleşmesinin taraflarının sözleşme serbestisi ilkesince iradeleri ile sözleşme hükümlerini değiştirebileceklerini; İl Özel İdaresi, işçilerle yapılan Toplu İş Sözleşmesinin tarafı olduğundan, İş Hukukunun temel ilkelerinden olan “İşçi Lehine Yorum” ilkesi gereği ve yukarıda belirtilen tüm bu müktesebat ve Anayasanın eşitlik ilkesine göre aynı işi yapan işçiler arasındaki ücret adaletsizliği dikkate alındığında, işçilerin verimli çalışmasını sağlamak, işçilerin hak ve menfaatlerini dengelemek, karşılıklı iyi niyet ve güvenle iş barışı ve iş huzurunu olumsuz yönde etkileyeceği, bu durumun oluşmasına mahal vermemek, işveren ve işçi arasındaki karşılıklı iyi niyetin daha sağlıklı temeller üzerine tesisi amacıyla, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 01.08.2012 tarih B.13.0ÇGM.0.12.01.00/103/9784 sayılı yazılarında işçilerin ve işverenlerin Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 5’inci maddesine aykırı olmamak koşulu ile serbest iradeleri ile hüküm koyabileceklerinin belirtilmiş olduğunu;

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda, toplu iş sözleşmesi imzalandıktan sonra değişiklik yapılmasıyla ilgili açık bir hüküm bulunmadığını; söz konusu Kanunun “Toplu iş sözleşmesinin şekli ve süresi” başlıklı 35’inci maddesinin ikinci fıkrasında, toplu iş sözleşmesinin süresinin, sözleşmenin imzalanmasından sonra taraflarca uzatılamayacağı, kısaltılamayacağı ve sözleşme süresinden önce sona erdirilemeyeceğinin düzenlendiğini, ancak sonradan değişiklik yapılmasına ilişkin herhangi bir yasak getirilmediğini; bu nedenle, tarafların anlaşarak toplu iş sözleşmesinde değişiklik yapabileceklerinin kabul edildiğini; aksi halde, toplu iş sözleşmesinin süresine ilişkin değişiklik yapılamayacağına dair yasağın bir anlamının kalmayacağını; kaldı ki öğretide de buradan hareketle, tarafların sonradan anlaşarak toplu iş sözleşmesinin süre dışında kalan hükümlerinde değişiklik yapabileceklerinin kabul edildiğini; 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 33’üncü maddesinin beşinci fıkrasında, toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmelerin, Anayasaya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremeyeceğinin ifade edildiğini;

4857 sayılı İş Kanunu’nun “Eşit davranma ilkesi” başlıklı 5’inci maddesinde: “(Ek: 6/2/2014-6518/57 md.) İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz.” denilmekte olduğunu;

İşverenin eşit davranma borcunun olduğunu ve bunun hukuki dayanağının, Anayasanın 10’uncu maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5’inci maddesi olduğunu;

Tokat 1. İş Mahkemesinin 2009/134 Esas-Karar numaralı ilamında, 2005 sonrası işe girenlere, Toplu İş Sözleşmesi Ek-1/A ücret skalasının uygulanması gerektiğine karar verildiğini;

Ayrıca, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 17.01.2014 tarih ve 922 sayılı görüşünde, taraflar arasında yapılacak ek bir protokolle, 01.03.2005 tarihinden sonra işe girenlere, 2005’ten önce işe girenlerle aynı ücret skalasının uygulanarak mağduriyetlerinin giderilebileceğinin ifade edildiğini;

Bu nedenle; savunmaya esas olmak üzere yukarıda bahsedilen yasal dayanaklar doğrultusunda işlemin yasal gerekçelerine dayanması ve işçiler arasındaki adaletsizliği gidermiş olmasından ötürü daire kararının bozularak tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Hukuk Müşaviri ... yukarıda yer verilen hususlara ilave olarak, kendisi tarafından verilen hukuki görüşün istişari nitelikte olduğunu ve sahip olduğu hukuki bilgi ve birikim neticesinde oluşan kanaati olduğunu; sorulan konuya ilişkin görüş bildirmemesinin mümkün olmadığını; Sayıştay makamlarınca tazmin hususu çıkacak korkusu ile hukuki kanaatini bildirmemesinin mümkün olmadığını; bu nedenle kuruma bildirdiği hukuki görüşten dolayı tazmin hükmüne tabi tutulmasının doğru olmadığını;

Ayrıca idarece görüş sorulması safhasında ... İl Özel İdaresi’nin TÜHİS’e üye olduğuna ilişkin herhangi bir belge veya bilginin de kendisine ulaştırılmadığını; İlam’da da, görüş verilen tarihte ... İl Özel İdaresi’nin TÜHİS’e üye olduğuna ilişkin herhangi bir şeyin ortaya koyulmadığını; bu hususun tazmin hükmünün kaldırılmasını gerektirdiğini de belirtmiştir.

Başsavcılığın 40445 sayılı dosyada yer alan karşılama yazısında;

“Usul Yönünden:

6085 sayılı Kanun’un 48. maddesi gereği yargılamaya esas raporlar mali yılsonu itibari ile düzenlenir ve 6085 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri gereği yargılanıp karar bağlanır. Açık olan bu hükümler karşısında 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin düzenlenen raporlara ilişkin dairesince verilmiş iki ayrı karar bulunmaktadır. Sorumlu söz konusu yıllara ait iki ilamı 6085 sayılı kanunun 55. maddesi gereği 2. ayrı temyiz dilekçe ile temyiz etmesi gerektiği halde her iki karara karşı tek dilekçe vererek temyiz talebinde bulunması yasal olmadığından talebin esasa girilmeden reddine,

Esas yönünden:

Özel İdarelerinde çalışan işçilerle ilgili T.Yol-İş Sendikası arasında imzalanan 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17. maddesi 3 ve 4. dönemi kapsayan Toplu İş Sözleşmesinde de aynen korunduğundan anılan madde gereği 2005 tarihinden sonra işe gireceklere EK 1/B skalasından ücret hesaplanmasının yapılması gerekmektedir.

Dava konusu toplu sözleşmenin tarafları Yol-İş Sendikası ile TÜHİS olup 2822 sayılı Kanun’un 2,7,10 ve 12. maddeleri gereği toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi yukarda adı geçen taraflara aittir. Anlaşılacağı üzere Toplu İş Sözleşmesi Vali ve ilgili sendikanın il şubesi arasında yapılan bir protokolle değiştirilme yetkisi bulunmamaktadır. Hal böyle olunca yetkisiz taraflarca imzalanan protokole göre Toplu İş Sözleşmesi Ek/1nolu ücret skalasından işçilerin faydalandırılmak suretiyle ücret ödemesi mümkün değildir.

Diğer taraftan ileri sürülen eşitlik ilkesinin Anayasanın 10. ile 4857 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamı ile hiçbir ilgisi bulunmadığı gibi emsal gösterilen Yargıtay kararlarının içeri ile benzer olmadığından bu yöndeki iddiaları geçersiz olduğundan tazmin hükmünün tasdikine, karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmaktadır.” denilmiştir.

Başsavcılığın 40445 sayılı dosyada yer alan karşılama yazısında;

“Özel İdarelerinde çalışan işçilerle ilgili T.Yol-İş Sendikası arasında imzalanan 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17. maddesi 3 ve 4. dönemi kapsayan toplu İş Sözleşmesinde de aynen korunduğundan anılan madde gereği 2005 tarihinden sonra işe gireceklere EK 1/B skalasından ücret hesaplanmasının yapılması gerekmektedir.

Dava konusu Toplu Sözleşmenin tarafları Yol-İş Sendikası ile TÜHİS olup 2822 sayılı Kanun’un 2,7,10 ve 12. maddeleri gereği toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi yukarda adı geçen taraflara aittir. Anlaşılacağı üzere Toplu İş Sözleşmesi Vali ve ilgili sendikanın il şubesi arasında yapılan bir protokolle değiştirilme yetkisi bulunmamaktadır. Hal böyle olunca yetkisiz taraflarca imzalanan protokole göre Toplu İş Sözleşmesi Ek/1nolu ücret skalasından işçilerin faydalandırılmak suretiyle ücret ödemesi mümkün değildir.

Diğer taraftan ileri sürülen eşitlik ilkesinin Anayasamın 10. maddesi ile 4857 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamı ile hiçbir ilgisi bulunmadığı gibi emsal gösterilen Yargıtay kararlarının içeri ile benzer olmadığından bu yöndeki iddiaları geçersiz olduğu, anlaşıldığından tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmaktadır.” denilmiştir.

Başsavcılığın 40299 sayılı dosyada yer alan karşılama yazısında;

“Dilekçede; eskiden beri çalışan personel ile daha sonraki dönemlerde işe başlayan personele toplu iş sözleşmesine ek protokol yapılarak aynı ücretin ödenmesinin mevzuatına uygun olduğu, bu işlemde bir kamu zararı bulunmadığı belirtilerek, verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmektedir.

Ortaya konulanlar Daire kararının gerekçelerini karşılamaktan uzaktır. Bu itibarla, adı geçenin temyiz talebinin reddi ile Daire kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmaktadır.” denilmiştir.

İlam’da Genel Sekreter Vekili sıfatıyla sorumlu tutulan ... 40299 sayılı dosyada, yukarıdaki dosyalarda yer verilen hususlardan farklı olarak özetle;

İlam’a konu işlemi tekemmül ettiren Valilik makamının 5302 sayılı Kanunun 1’inci maddesinde il özel idaresinin 3 organından biri olarak tadat edildiğini ve aynı Kanunun 29’uncu maddesi ile il özel idaresinin başı ve temsilcisi olarak tespit edildiğini; İl Özel İdaresinin hakları ve menfaatlerini (ücret adaletsizliğinin ve eşitsizliğin giderilerek iş barışının sağlanması dahil) korumak ve il özel idaresi teşkilatının sevk ve idaresi ile sorumlu olan Vali’nin, TÜHİS ile Yol-İş sendikaları arasında akdedilen 01.03.2009 - 28.02.2011 dönemini kapsayan 2. dönem toplu iş sözleşmesinin 1’inci maddesinin de yinelediği gibi İl Özel İdaresini temsilen işveren hak ve sıfatını haiz olup işveren temsilcine (TÜHİS) verdiği yetkinin bizatihi asli sahibi olduğunu; asıl yetki sahibinin yetkisini her zaman kullanabileceği gibi, yetkilendirdiği kişilerce kullanılmasını isteyebileceğini ve ayrıca kapsamını genişletip daraltabileceğini; bu durumda İlam içeriğinde belirtildiği gibi, Devlet veya idare adına hukuksal işlemlerde bulunma yetkisi bulunmayan bir kimsenin yetki kullanması manasına gelen, bir yetki gaspının oluşmadığını; Toplu İş Sözleşmesinde İl Özel İdaresini temsilen bulunan TÜHİS’in, İl Valisinin onayı alınmadan zaten İl Özel İdaresini temsil etme yetkisini alamayacağını;

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun vermiş olduğu yetkinin İdarenin başı olan Vali tarafından istimal edilebileceğini; TÜHİS’in Anayasanın 127’nci maddesi gereğince kurulmuş üç mahalli idare kuruluşundan biri olan ve her biri ilgili kanunu doğrultusunda müstakil bir kamu tüzel kişisi olan İl Özel İdarelerinin üstünde bir kamu kurumu olmadığını; Kamu işverenlerinin ağırlıklı olduğu Sendikaya üyeliğin yasal bir zorunluluk olmadığını ve meri mevzuatta bu Sendikaya kamu kurumu niteliğinde olmayan özel sektör işverenlerinin üye olmasına yahut tersinden düşünüldüğünde kamu işverenlerinin bu sendika dışında bir sendikaya üye olmasını engelleyici hiçbir hüküm bulunmadığını; dolayısıyla yetki anlamında muhtel olan hakkı kamu hukuku ve idare hukuku açısından yetki gaspı vb. bağlamda korunması gerekli bir devlet kuruluşu olmadığını; haddizatında TÜHİS tarafından bu anlamda niza ve dava konusu edilmiş bir hususun da bulunmadığını; üstelik İnsan Kaynakları Müdürlüğünce işlem tesis edilmeden önce işçilerin bu yöndeki talepleri TÜHİS’e sorulduğunda, böyle bir değişikliğe dair protokolün Vali ve Yol İş Sendikası tarafından imzalanmasının daha uygun olacağının TÜHİS yetkilileri tarafından belirtildiğini;

Bunun dışında, sadece yukarıda zikredilen toplu iş sözleşmesinin hükümleri açısından bakılsa dahi, yetki anlamında İlama konu olan işlemin tesisine yönelik bir aykırılık bulunmadığının görüleceğini; zira toplu sözleşmenin, işçinin müracaatı ve yapılacak işlem ve anlaşmazlıkların çözümü ile ilgili 81 ve 82’nci maddelerinin özetle, işçilerin sözleşmeye ait hususlarla ilgili yazılı taleplerini öncelikle kendi kurumlarına, çözülmediği takdirde müteakiben bulunduğu yerde mevcut işçi temsilciliği şubelerine, netice alınmadığı takdirde ise sendika üst kurullarına yansıtan bir mekanizma öngördüğünü; İlama konu olan işleme bakıldığında yapılanın işlemin özünde sadece giriş tarihi nedeniyle farklı muameleye tabi tutulan engelli ve hükümlü personelin durumlarının düzeltilmesine ilişkin taleplerinin bu madde çerçevesinde yerelde neticeye bağlanmasından ibaret olduğunun görülebileceğini;

Yukarıda zikredilen kanun hükümleri, konuyla birinci dereceden ilgili bakanlık birimlerinin hukuki görüş yazıları, İş Mahkemeleri ve Yargıtay kararları, temyiz talebine konu olan İlamı veren Sayıştay 1. Dairesinin (aynı konuda ve aksi yönde olarak) yapılan ödemelerin mevzuata uygunluğunu teyit eden daha önceki kararı, doktrin anlamında uzman denetçi görüşleri birlikte değerlendirildiğinde vali yardımcısı iken tedviren vekalet ettiği ... İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği görevi esnasında İl Valisinin takdirine arz ettiği protokol konusu işlemin hukuka uygun olduğunu; 5018 ve 6085 sayılı Kanunlarda irdelenen bir kamu zararı oluşmadığını; ayrıca mezkur kanunların mali sorumluluğun tekemmül etmesi için kamu görevlisinin kasıt, kusur veya ihmalini aradığını; söz konusu işlemde adil ve mevzuata uygun bir işlem tesis edebilmek için tüm imkanların azami ölçüde tüketildiğini; dolayısıyla bir kasıt, kusur ve ihmalden söz edilemeyeceğini; hiçbir meri mevzuatta işlemin hukuka ve mevzuata aykırı olduğuna dair sarih bir hüküm bulunmadığını, bilakis yukarıda zikredilen hususlar muvacehesinde hem vicdani hem de hukuki olarak destek bulduğunu;

Tüm bu esasa dair tartışma dışında ilamların muhtevasından idarenin yapmış olduğu işlemin münhasıran 01.03.2009-28.02.2011 dönemini kapsayan 2. dönem toplu iş sözleşmesinin uygulanmasına yönelik karşılıklı irade uyumu ile teşekkül ettirilmiş bir tasarruf olmasına rağmen dahlinin bulunmadığı, görevde bulunmadığı ve dolayısıyla sorumlu olmadığı bahse konu ilk sözleşmeden bağımsız ve 01.03.2011-28.02.2013 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesine taalluk eden yevmiye tarihli ödemelerden sorumlu tutulduğunun görüldüğünü;

Bunun da esasen birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken toplu sözleşme ve hukuk mantığı açısından yanlış bir değerlendirme olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılığın 40298 sayılı dosyada yer alan görüşünde;

“Ortaya konulanlar Daire kararının gerekçelerini karşılamaktan uzaktır. Bu itibarla, adı geçenin temyiz talebinin reddi ile Daire kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmaktadır.” denilmiştir.

İlam’da Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... 40437 sayılı dosyada, yukarıdaki dosyalarda yer verilen hususlardan farklı olarak özetle;

İdarenin TÜHİS üyeliğinden tamamen ayrılma durumunu gösteren TÜHİS’in 12.01.2010 tarihli yazısına verdiği 21.09.2010 tarihli yazısının ekte olduğunu; TÜHİS’in şifahi telkinleri, idarenin yazılı olarak TÜHİS’ten ayrılma eğilimi varken üst yönetici ve işçi temsilcisi tarafından da imzalanan protokol gereği hazırlanan ödeme evraklarındaki harcamalardan dolayı verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılığın 40437 sayılı dosyada yer alan görüşünde;

“Davacının ileri sürdüğü iddialar yasal değildir. Şöyle ki:

Özel idarelerinde çalışan işçilerle ilgili T.Yol-İş sendikası arasında imzalanan 2. Dönem toplu iş sözleşmesinin 17. maddesi 3 ve 4. dönemi kapsayan toplu İş sözleşmesinde de aynen korunduğundan anılan madde gereği 2005 tarihinden sonra işe gireceklere EK 1/B skalasından ücret hesaplanmasının yapılması gerekmektedir.

Dava konusu toplu sözleşmenin tarafları Yol-İş Sendikası ile TÜHİS olup 2822 sayılı Kanunun 2,7,10 ve 12. maddeleri gereği toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi yukarda adı geçen taraflara aittir. Anlaşılacağı üzere Toplu İş Sözleşmesi Vali ve ilgili sendikanın il şubesi arasında yapılan bir protokolle değiştirilme yetkisi bulunmamaktadır. Hal böyle olunca yetkisiz taraflarca imzalanan protokole göre Toplu İş Sözleşmesi Ek/1 nolu ücret skalasından işçilerin faydalandırılmak suretiyle ücret ödemesi mümkün değildir.

Diğer taraftan ileri sürülen eşitlik ilkesinin Anayasanın 10. maddesi ve 4857 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamı ile hiçbir ilgisi bulunmadığı gibi emsal gösterilen Yargıtay kararlarının içeriği ile benzer olmadığından bu yöndeki iddiaları geçersizdir.

Bu durum karşısında yasal olmayan protokol gereği yapılan ödeme ile ilgili verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” denilmiştir.

Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü;

28.07.2009 tarihinde Türkiye Yol-İş Sendikası ile ... İl Özel İdaresi adına Türkiye Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) arasında 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesi imzalanmıştır.

01.03.2009-28.02.2011 tarihleri arasında geçerli olan Sözleşmenin 17’nci maddesi uyarınca 01.03.2005 tarihinden sonra işe ilk defa alınan işçilere, sözleşme ekinde yer alan EK-1/B ücret skalası üzerinden ödeme yapılması kararlaştırılmış ve bu hüküm 01.03.2011-28.02.2013 tarihleri arasında geçerli olan 3. Dönem Toplu İş Sözleşmesi ve 01.03.2013-28.02.2015 tarihleri arasında geçerli olan 4. Dönem Toplu İş Sözleşmesinde de aynen korunmuştur.

... İl Özel İdaresi, daimi işçilerinde Tez-Koop İş Sendikasına üye işçilerin bu sendikadan istifa ederek Yol-İş Sendikasına üye olmaları nedeni ile ilgililerin hangi sözleşme ve ücret skalasından faydalandırılması gerektiğine dair, 28.01.2010 tarih ve 849 sayılı yazı ile, Hukuk Müşavirliğinden görüş talep etmiştir.

Hukuk Müşavirliğinin 23.02.2010 tarih ve 1729 sayılı yazısında, “Yol-İş Sendikasına üye olan işçilerin tamamının Yol-İş Sendikası ile İl Özel İdaresi adına imzalanan sözleşmeden faydalandırılmaları, Yol-İş Sendikasına üye olup 2005 yılından sonra işe girenlerin ise idare ile ek protokol yapılarak aynı ücret skalasından faydalandırılabilecekleri görüş ve kanaatine varılmıştır.” denilmiştir.

Hukuk Müşavirliğinin de görüşü alınarak, Türkiye Yol-İş Sendikası Şanlıurfa Şube Başkanlığı ile ... İl Özel İdaresi adına İl Valisi arasında 03.05.2010 tarihinde imzalanan Protokolün 3’üncü maddesinde; “... İl Özel İdaresi adına Türkiye Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) ile Yol-İş arasında işletme düzeyinde imzalanan 01/03/2009 – 28/02/2011 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17.maddesinde özetle ‘01.03.2005 tarihinden sonra işe ilke defa alınacak işçilere uygulanacak Ücret Skalası Ek-1/b’de belirlenmiştir…’ hükmü yer almaktadır.

... İl Özel İdaresinde Yol-İş Sendikası üyesi 803 (Sekizyüzüç) adet işçi personel bulunmakta olup, bu personelden 15 (Onbeş) adedi anılan Toplu iş Sözleşmesinin 17. maddesi kapsamında yer almakta olup, bu durum verimli çalışmayı sağlamak, işçilerin hak ve menfaatlerini dengelemek, karşılıklı iyi niyet ve güvenle iş barışı ve iş huzuru kavramlarını olumsuz yönde etkileyeceği, bu durumun oluşmasına mahal vermemek, işveren ve işçi arasındaki karşılıklı iyi niyetin daha sağlıklı temeller üzerine tesis edilmesi amacıyla ve ayrıca 15 (Onbeş) adet eski hükümlü ve özürlü kadrosunda istihdam edilen personellerin 803 (Sekizyüzüç) kişilik genel işçi sayısı içerisinde %1,8 gibi düşük bir orana tekabül ettiğinden, bu işçilerin söz konusu Toplu İş Sözleşmesinin eki 1 nolu Ücret Skalasından Yol-İş Sendikasına üye oldukları tarih itibariyle intibaklarının yapılmasına esas olmak üzere iş bu protokol ... İl Özel İdaresi ve Yol-İş Sendikası Şube Başkanlığı arasında karşılıklı olarak mutabakata varılarak tanzim edilmiştir.” denilmiş ve 01.03.2005 tarihi sonrası işe ilk defa giren işçilere, 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin geçerli olduğu tarihler arasında, daha yüksek yevmiye rakamlarını ihtiva eden Ek-1’de yer alan ücret skalasının uygulanmasına karar verilmiştir.

A-) İlam’ın (A) bendinde yer alan tazmin hükmü, işçi ücretlerinin hesabında derece ve kademe tespitinin yanlış yapılmasından dolayı verilmiştir.

Söz konusu tazmin kararında, Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi sorumluluğuna hükmedilmiş olup; sorumlular dilekçelerinde ve duruşma sırasında konu ile ilgili olarak herhangi bir izahatta bulunmamışlardır.

Bu itibarla, 362 sayılı Ek İlam’ın 5’inci maddesinin (A) bendi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, Oyçokluğu ile,

(...’ın, “Anayasanın 10’uncu maddesinde ‘Herkes, dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir’ kuralına yer verilmiştir. ‘Ücrette Adalet Sağlanması’ başlıklı 55’inci maddesi ise ‘Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. ...’ şeklindedir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun ‘Eşit davranma ilkesi’ başlıklı 5 inci maddesinde, ‘İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz, işveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz.’ denilmektedir.

Yapılan ek protokol ile, aynı işi yapan ve aralarında sadece işe giriş tarih farkı olan işçiler arasındaki ücret dengesizliği giderilmiş ve yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin ifade ettiği eşit davranma ilkesinin gerekleri yerine getirilmiştir. Bu nedenle, tazmin hükmünün Kaldırılmasına karar verilmesi gerekir” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı)

B-) 362 sayılı Ek İlam’ın 5’inci maddesinin (B) bendi ile verilen tazmin hükmü, sorumlulukta Hukuk Müşaviri sıfatıyla iştiraki bulunan ...’in başvurusu üzerine düzenlenen 18.10.2016 tarih ve 42272 tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamı ile bozulduğundan ilgilinin işbu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına; ancak aynı mahiyette olan bu dosyanın, gereği yapılmak üzere 40445 sayılı dosya ile BİRLEŞTİRİLEREK DAİRESİNE TEVDİİNE, Oybirliği ile,

Karar verildiği 18.10.2016 tarih ve 42283 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:08

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim