Sayıştay 1. Dairesi 40326 Kararı - Özel İdareler İş Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1
Sayıştay Kararı
40326
10 Mayıs 2016
Özel İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Özel İdareler
-
Yılı: 2013
-
Daire: 1
-
Dosya No: 40326
-
Tutanak No: 41838
-
Tutanak Tarihi: 10.05.2016
-
Konu: İş Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
İşçi ücretlerinin hatalı hesaplanması.
- 190 sayılı ilamın 3. maddesi ile 2005 yılından sonra işe başlayan işçilerin ücretlerinin, hatalı hesaplanması nedeniyle … TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
… (Harcama Yetkilisi) temyiz dilekçesinde özetle; toplu iş sözleşmelerine göre; 2005 yılı öncesi işe giren işçilerle 2005 yılı sonrası işe giren işçilerin ayrı ayrı ücret skalalarına tabi olduğunu,
Ancak iki gurup arasında oluşan ücret farkının çalışma verimini olumsuz etkileyeceği, aynı işi yapan işçiler arasında farklı ücret oluşumuna neden olduğu, eşit işe eşit ücret düşüncesiyle İl Genel Meclisinin 02.11.2012 tarihli ve 309 Sayılı kararı ile 2005 yılı sonrası işe alınan işçilere de EK-1/A skalasından ücret ödenmesi kararı alındığını,
Kendilerinin söz konusu İl Genel Meclisi Kararını uyguladığını, alınan meclis kararını uygulamama yetkisi bulunmadığını,
İl Genel Meclisince "eşit işe eşit ücret" teziyle bu karar alınırken, kendi birimlerinden teklif ve görüş alınmadığından harcama/gerçekleştirme yetkilisi olarak sadece alınan kararı uygulama zorunluluğu bulunduğunu,
İl Genel Meclisinin, 02.11.2012 tarihli ve 309 sayılı kararıyla, 01.03.2005 sonrası işe başlayan ve 23.06.2011 tarihli protokol hükümlerinden yararlanamayan üç işçinin, Toplu İş Sözleşmesi gereği 1/B skalasından ödenmesi gereken ücretlerinin, 1/A skalasından ödenmesine karar verdiğini,
İl Genel meclisince alınan bu kararla, aynı işi yapan ve aralarında sadece işe giriş tarihi farkı olan işçiler arasındaki ücret dengesizliğinin giderildiğini ve yukarıda belirtilen kanun hükmünün ifade ettiği eşit davranma ilkesinin gereklerinin yerine getirildiğini,
Bu konunun 2012 yılı Sayıştay denetiminde de sorguya alındığını, ancak özel bütçeli ve yerel yönetim niteliğinde bulunan İl Özel İdaresinde, bütçe hakkı İl Genel Meclisine ait olduğundan, elde edilecek gelirlerin nerelere harcanacağını belirleme yetkisinin de İl Genel Meclisine ait olduğunun vurgulandığını, "İl Genel Meclisinin, toplu iş sözleşmesinde öngörülen ödeme dışında çalışan personele ilave ödeme yapılmasına karar verme yetkisi de bulunmaktadır." denilerek tazmin hükmünün oy çokluğu ile kaldırıldığını,
4857 sayılı Kanun’un "Eşit Davranma İlkesi" başlıklı 5 inci maddesinde; "İş ilişkisinde dil, ırk, renk cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep vb. sebeplere dayalı ayrım yapılamaz.
İşveren esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında, kısmi süreli çalışan işçiye; belirsiz süreli çalışan işçi karşısında da, belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. (...) " denildiğini, bu itibarla İl Genel Meclisinin de 02/11/2012 tarihli ve 309 sayılı kararı ile 01/03/2005 sonrası işe başlayan ve 23/06/2011 tarihli protokol hükümlerinden yararlanamayan 3 işçinin Toplu İş Sözleşmesi gereği 1/B skalasından ödenmesi gereken ücretlerin 1/A skalasından ödenmesine karar verdiğini,
Alınan bu Meclis Kararı ile aynı işi yapan ve aralarında sadece işe giriş tarihi farklı olan işçiler arasındaki ücret dengesizliğinin giderildiğini ve yukarıda belirtilen kanun hükmünün ifade ettiği eşit davranma ilkesinin gereklerinin yerine getirildiğini, İl Özel İdaresinde, bütçe hakkı İl Genel Meclisine ait olduğundan, elde edilecek gelirlerin nerelere harcanacağını belirleme yetkisi bulunan İl Genel Meclisinin, toplu iş sözleşmesinde öngörülen ödeme dışında çalışan personele, ilave ödeme yapılmasına karar verme yetkisi de bulunduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Başsavcılığı; “Ortaya konulanlar Daire kararının gerekçelerini karşılamamaktadır. Bu bakımdan, adı geçenin temyiz talebinin reddi ile Daire kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Gereği görüşüldü:
4857 sayılı Kanun’un “Eşit davranma ilkesi” başlıklı 5 inci maddesinde; “İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz.
İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.
(…)” denilmektedir.
İl Genel Meclisi, 02.11.2012 tarih ve 309 sayılı kararıyla, 01.03.2005 sonrası işe başlayan ve 23.06.2011 tarihli protokol hükümlerinden yararlanamayan üç işçinin, Toplu İş Sözleşmesi gereği 1/B skalasından ödenmesi gereken ücretlerinin, 1/A skalasından ödenmesine karar vermiştir.
Alınan bu kararla, aynı işi yapan ve aralarında sadece işe giriş tarihi farkı olan işçiler arasındaki ücret dengesizliği giderilmiş ve yukarıda belirtilen Kanun hükmünün ifade ettiği eşit davranma ilkesinin gerekleri yerine getirilmiştir.
Diğer taraftan özel bütçeli ve yerel yönetim niteliğinde bulunan İl Özel İdaresinde bütçe hakkı İl Genel Meclisine aittir. Elde edilecek gelirlerin nerelere harcanacağını belirleme konusunda yetkisi bulunan İl Genel Meclisinin, toplu sözleşmede öngörülen ödeme dışında çalışan personele ilave ödeme yapılmasına karar verme yetkisi de bulunmaktadır.
Bu nedenle, idare tarafından yapılan uygulama mevzuata uygundur.
Bu itibarla, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen 190 sayılı ilamın 3. maddesi ile verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın Dairesine TEVDİİNE, 6085 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi hükmü gereğince Başkanın bulunduğu taraf üstün tutulmak suretiyle,
(... Daire Başkanı …. ile üyeler …’ın;
“Sorumluluk itirazına ilişkin olarak;
…, kendisinin söz konusu İl Genel Meclisi Kararını uyguladığını, alınan meclis kararını uygulamama yetkisi bulunmadığını, İl Genel Meclisince "eşit işe eşit ücret" teziyle bu karar alınırken, kendi birimlerinden (İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü) teklif ve görüş alınmadığından harcama/gerçekleştirme yetkilisi olarak sadece alınan kararı uygulama zorunluluğu bulunduğunu belirtmiştir.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; tazmin hükmünden; ödeme emrini imzalayan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri …’in ve ödemeye esas meclis kararını alan İl Genel Meclisi üyelerinin sorumlu tutulduğu görülmüştür.
5018 sayılı Kanun’un 71. maddesinde Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tanımlanmıştır.
Tazmin hükmüne konu ödemelerin dayanağı İl Genel Meclisi Kararıdır. Ödeme emrini harcama yetkilisi veya gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla imzalayan kamu görevlilerinin meclis kararını uygulamama gibi bir yetkisi bulunmamakta olup, bu kişilerin kasıt, kusur veya ihmalleri bulunmadığından tazmin hükmünden sorumlu tutulması mümkün değildir. Ayrıca ödeme emirlerinde veya meclis kararında imzası bulunmayan İl Özel İdaresi Genel Sekreteri … de tazmin hükmünden sorumlu tutulması mümkün değildir.
Diğer bir ifade ile somut olayda kamu zararına neden olan ödemelerin dayanağı İl Genel Meclisi kararı olduğundan, tazmin hükmünden sadece mezkûr karara imza atan İl Genel Meclisi üyelerinin sorumlu tutulması gerekmektedir.
Bu itibarla, sorumluluk yönünden yapılan itirazların kabulü ile sorumlulukların yeniden belirlenmesi için 190 sayılı ilamın 3. maddesi ile verilen tazmin hükmünün bozularak dosyanın dairesine tevdiine karar verilmesi gerekir,
Esasa ilişkin olarak;
İl Özel İdaresinde çalışan işçiler adına sözleşme imzalamaya yetkili olan .. Sendikası (…) ile İl Özel İdaresinin üyesi bulunduğu ve toplu iş sözleşmesi yetkisini devrettiği … Sendikası (…) arasında imzalanan ve 01.03.2011-28.02.2013 ve 01.03.2013-28.02.2015 dönemlerini kapsayan Toplu İş Sözleşmeleriyle, 01.03.2005 tarihinden önce işe giren işçiler için 1/A ve bu tarihten sonra işe giren işçiler için 1/B olmak üzere iki farklı ücret skalası belirlenmiştir.
Daha sonra “eşit işe eşit ücret” saikiyle … İl Genel Meclisi, 02.11.2012 tarih ve 309 sayılı kararıyla, 01.03.2005 sonrası işe başlayan işçilerin ücretlerinin de 1/A skalasından ödenmesine karar vermiştir. Ödemeler de buna göre yapılmıştır.
07.11.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nun “Toplu iş sözleşmesinin tanımı ve muhtevası” başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında; “Toplu iş sözleşmesi, hizmet akdinin yapılması, muhtevası ve sona ermesi ile ilgili hususları düzenlemek üzere işçi sendikası ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren arasında yapılan sözleşmedir.”
Aynı Kanunun “Yetki” başlıklı 12. maddesinin ikinci fıkrasında; “Bir işveren sendikası, üyesi işverenlere ait işyerleri, sendika üyesi olmayan bir işveren ise kendi işyeri veya işyerleri için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.” denilmektedir.
Bu hükümler, 07.11.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 2 ve 41. maddeleriyle de, aynen muhafaza edilmiştir.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca; işçi ile işveren arasındaki iş sözleşmenin içeriğinin (Ücret, izin, çalışma süresi, yolluk vb.) toplu iş sözleşmesiyle belirlenmesi ve toplu iş sözleşmesinin, işveren adına üye olduğu işveren sendikası (üye değilse kendisi) tarafından yapılması gerekmektedir.
Dolayısıyla, sözleşme yapma yetkisini, üyesi olarak …’e devreden İl Özel İdaresinin herhangi bir organı, Vali ya da İl Genel Meclisi, kendi başına, Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinde değişiklik yapma hakkı ve yetkisine sahip değildir. Toplu İş Sözleşmesinde, herhangi bir değişikliğe ihtiyaç olması durumunda bunu yapacak olanlar, Toplu İş Sözleşmesi tarafları, … ve …’tir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 10. maddesiyle, İl Genel Meclisinin görev ve yetkileri tayin edilmiş ve bu görev ve yetkiler arasında İl Özel İdaresi işçi ücretleri ile ilgili herhangi bir görev veya yetkiye yer verilmemiştir. Aynı Kanun’un 36. maddesi ve bu maddenin atıf yaptığı 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesiyle ise; İl Genel Meclisine, sadece sözleşmeli personelin alacağı ücreti tayin etme yetkisi verilmiş, bu hususta işçilerle ilgili herhangi bir sorumluluğa yer verilmemiştir.
Bu itibarla; 2005 yılından sonra işe giren işçilere, 1/A skalasından ücret ödenmesine cevaz veren 02.11.2012 tarih ve 309 sayılı kararın, hiçbir yasal dayanağının olmadığı ve açık bir şekilde mevzuata aykırılık teşkil ettiği anlaşılmıştır.
Toplu iş görüşmesi ve sözleşme süreci, işçi hizmet akdi ile ilgili tüm hususların görüşüldüğü, gerektiğinde konuyla ilgili uzman personelden istifade edildiği, görüşmenin tek bir sendika tarafından yapılması nedeniyle ilgili hizmet kolu işçileri açısından sürecin, toplu iş görüşmesinden ziyade konuyla ilgili ülke genelindeki politikanın belirlenmesi olduğu, ücret skalasının böyle bir politika ürünü olduğu ve İl Genel Meclisi kararının, münferiden alınmış bir karar olduğu göz önünde bulundurulduğunda; söz konusu kararla, birden çok faktörce belirlenmiş ve kendi içinde adaletin sağladığı sürecin işleyişi, yetkisiz bir şekilde bozulmuş ve bu sürece zarar verilmiş olmaktadır.
Toplu iş sözleşmesi sürecinde detaylı irdelenmesi kaçınılmaz olan ücretler hususunda; kıdeme (işe giriş tarihine) göre bir belirleme yapılmıştır. İl Genel Meclisinin “eşit işe eşit ücret” teziyle aldığı karar, belki aynı iş için aynı ücretin ödenmesini sağlasa da; işin, kıdem ve tecrübe nedeniyle daha iyi ve çabuk yapılması, kıdemin önemsenmesi ve bunun ücretle teşvik edilmesi gibi hususları bertaraf etmiştir. İşverenin işçiye eşit davranma yükümlülüğünden; her işçinin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamı çıkmaz. İşçiler arasındaki kıdem farkı, ücretlerde de farklı uygulamayı gerektirebilir. Aynı kıdeme sahip işçilere farklı kurallar uygulanmadığına göre, kanun karşısında eşitliğin ihlal edildiği de söylenemez.
Ayrıca, 01.03.2011-28.02.2013 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesindeki ücret skalası, 01.03.2013-28.02.2015 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesinde de devam etmiş olup; bu durum, söz konusu işlemin, bilinçli bir şekilde yapıldığını ve sehven yapılan bir hatanın olmadığını, ortaya koymaktadır. Dolayısıyla tarafların irade beyanlarında herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Haliyle İl Genel Meclisi kararı da, Sözleşme taraflarının irade beyanlarını yok saymış olmaktadır.
Bu itibarla 190 sayılı ilamın 3. maddesi ile verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı,
Üye …’ın;
“Sorumluluk itirazına ilişkin olarak;
Sorumlulukların tesisi yönünden Daire kararı yerinde olup sorumluluk yönünden yapılan itirazların reddedilmesi gerekir,
Esasa ilişkin olarak;
Yukarıda belirtilen (esasa ilişkin) azınlık görüşündeki gerekçelerle tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı),
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:11