Sayıştay 1. Dairesi 40224 Kararı - Özel İdareler Vergi ve Harç

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

1

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

40224

Karar Tarihi

8 Şubat 2017

İdare

Özel İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Özel İdareler

  • Yılı: 2013

  • Daire: 1

  • Dosya No: 40224

  • Tutanak No: 42712

  • Tutanak Tarihi: 08.02.2017

  • Konu: Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar

KARAR

Konu: İl Özel İdaresine ait yüzme havuzunun kiralanması işinde, sözleşme kira bedeli üzerinden Katma Değer Vergisi tahsil edilmemesi.

167 sayılı ilamın 2 nci maddesiyle; İl Özel İdaresine ait 80. Yıl Yüzme Havuzunun Kiralanması İşinde, sözleşme kira bedeli üzerinden Katma Değer Vergisi tahsil edilmemesi nedeniyle … TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Sorumlu, Harcama Yetkilisi (İşletme ve İştirakler Müdür Vekili) ... göndermiş olduğu temyiz dilekçesinde özetle;

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1. maddesinde verginin konusu, aynı kanunun 8/h maddesinde vergi mükellefinin açıklandığı, 1/3-f bendinde Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinin vergiye tabi olduğu,

Ancak vergiden istisnaları düzenleyen 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-d maddesi ile "İl Özel İdarelerinin İktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri", istisna kapsamında sayıldığı, sorgu kağıdında da bu duruma, muktezadan alıntı yapılarak "1- Devletin hüküm ve tasarrufundaki (iktisadi işletme mahiyetinde olmayan) gayrimenkullerin kiraya verilmesi halinde anılan Kanunun 17/4-d maddesi gereği katma değer vergisi hesaplanmayacaktır." şeklinde açıklama getirildiği, Katma Değer Vergisi uygulamasında kiralamaya konu olan mal ve hakların iktisadi işletmeye tabi olup olmaması veya aktifte kayıtlı bulunup bulunmaması önem kazandığı,

Bir mal veya hakkın iktisadi işletmeye dahil olmasının neyi ifade ettiğinin (1 Seri Nolu) KDV Genel Tebliğinde açıklandığı, tebliğin l-B/8. bölümünün 10. Paragrafında "Sonuç olarak, iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin (Arazi, bina ve bunlarla birlikte kiralanan mütemmim cüzü ve teferruatı, voli mahalleri ve dalyanlar ile gayrimenkul olarak tapu sicilinde tescil edilen haklar) kiralanması işlemleri katma değer vergisine tabi olmayacak; sadece iktisadi işletmeye dahil gayrimenkullerin kiralanması işlemi vergiye tabi tutulacaktır." denilmek suretiyle vergiye konu edilecek gayrimenkullerin kiralama işleminin ne özellikte olması gerektiğinin ifade edildiği,

KDV Kanununun 1/3-f maddesi ile kiralama işlemlerinin tamamı, katma değer vergisinin konusuna alındığı halde aynı kanunun 17/4-d maddesi hükmü ile iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralaması işlemlerinin katma değer vergisinden istisna edildiği,

Kanun maddesi hükmü gereğince, işletmenin bilançosunda yer almayan, işletme defteri veya serbest meslek kazanç defterinde kayıtlı olmayan gayrimenkullerin kiraya verilmesi işlemlerinin, katma değer vergisinden istisna edildiği, bu durumda Gelir Vergisi Kanununun 70. Maddesinin 1-4 bentlerinde sayılan gayrimenkullerin (Arazi, bina ve bunlarla birlikte kiralanan mütemmim cüzü ve teferruatı, voli mahalleri ve dalyanlar ile gayrimenkul olarak tapu sicilinde tescil edilen haklar) kiralaması işlemlerinin katma değer vergisine tabi olmayacağı,

İl Özel İdarelerinin, 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi Ve Kontrol Kanununun 2. maddesi ile mahalli idareler olarak genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri olarak tarif edildiği, kamu idareleri, dernekler, vakıflar ve belediyeler, iktisadi işletme mahiyetinde olmadıklarından bunlara ait gayrimenkullerin kiralanması işlemlerinin prensip olarak katma değer vergisine tabi olmadığı,

24/7/2008 tarih 5793 sayılı kanunun 13 maddesi ile değişik 17/4-p bendi ile de hazinece yapılan taşınmaz teslimi ve kiralamaları istisna kapsamına dahil edildiği, dolayısıyla hazine adına kayıtlı gayrimenkullerin kiralanması işlemlerinin de hazine veya tasarrufu yapan idare, iktisadi işletme mahiyetinde olmadığından, kanun maddesi hükmü gereğince vergiye tabi olmadığı,

Ancak, bu kuruluşlara ait veya tabi olan veya bunlar tarafından kurulan yada işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların, iktisadi işletme sayıldığından bunlara ait gayrimenkullerin kiraya verilmesi işlemlerinin vergiye tabi olduğu,

İl Özel İdaresine ait veya tabi olan iktisadi işletme niteliğinde her hangi bir müessese bulunmadığı, İl Özel İdaresi bünyesinde ve bütçesi dahilinde "Bütçe İçi İşletme" mevcut olduğu, İl Özel İdaresince kiraya verilen taşınmazların tapu tescil kayıtlarının kendi uhdesinde olduğu, İşletme ve İştirakler Müdürlüğü ismi “işletme"yi çağrıştırsa da bunun standart bir isim olduğu, vergi açısından her hangi bir özelliğinin bulunmadığı,

İl Özel İdaresine ait 80. Yıl Yüzme Havuzunun, 2003 yılında tamamlandığı, 2004 yılında bir sezon yazar kasa kullanmak suretiyle vergiye tabi olarak işletme niteliğinde çalıştırıldığı, tesiste cankurtaran, sağlık ekibi, ambulans gibi bulundurulması zorunlu olan unsurların temin edilme zorluğu, yerel şartlarda işletme potansiyelinin olmaması gibi nedenlerden dolayı işletmekten vazgeçildiği, sadece fiziki mekan olarak kiralama yolunun tercih edildiği,

İsminden sosyal tesis niteliğinde bir işletme gibi anlaşılsa da fiziki mekan değişikliğinden dolayı yüzme havuzu niteliği kalmadığından işletme niteliğinde olmadığı, boş alan şeklinde sadece işyeri olarak kiraya verildiği,

Kiralama ihalesini müteakip işyeri kiracısının İl Encümeninden izin almak suretiyle, havuz bölümünü iptal edip İl Encümeninin 18/03/2014 tarih ve 33 sayılı kararı ile Yüzme Havuzu kısmı iptal edilerek Düğün ve Toplantı Salonu şekline dönüştürüldüğü, işletmeci tarafından ayrı bir mekan olarak düzenleme yapıldığı, yüzme havuzu niteliğinde hiç kullanılmadığı ve her hangi bir işletme niteliğinin söz konusu olmadığını belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılamasında özetle; İl Özel İdarelerine ait yüzme havuzunun atıl bir vaziyette olduğu, Özel İdare bünyesinde bulunan bir iktisadi işletme tarafından işletilmediği ve işletmenin aktifinde kayıtlı olmadığından söz konusu gayrimenkulün kiraya verilmesinin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanun'un 17/4-d maddesi gereği istisna kapsamında olduğu, kira bedelinden ayrıca Katma Değer Vergisinin tarh, tahakkuk ve tahsil edilmesi mümkün olmadığı belirtilerek tazmin kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

3065 sayılı Kanun’un “Kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde; “Türkiye’de yapılan aşağıdaki işlemler katma değer vergisine tabidir.” denildikten sonra, aynı maddenin birinci fıkrasında; “Ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler”, üçüncü fıkrasının (f) bendinde; “Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri,” Katma Değer vergisine tabi işlemler arasında sayılmıştır.

Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında hizmet tabirinden ne anlaşılması gerektiği ise Kanun’un “Hizmet” başlıklı 4 üncü maddesinde; “Hizmet, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemlerdir.

Bu işlemler; bir şeyi yapmak ve işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi, şekillerde gerçekleşebilir...” hükmüne yer verilmek suretiyle yapılan kiralama işlemlerinin hizmet kapsamında Katma Değer Vergisine tabi olduğu ifade edilmiştir.

Anılan maddede atıf yapılan Gelir Vergisi Kanunu’nun 70 inci maddesinin beşinci bendinde ise; “Arama, işletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatları, ihtira beratı (ihtira beratının mucitleri veya kanuni mirasçıları tarafından kiralanmasından doğan kazançlar, serbest meslek kazancıdır.), alameti farika, marka, ticaret unvanı, her türlü teknik resim, desen, model, plan ile sinema ve televizyon filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi haklar…” hükmü yer almakta olup, işletme haklarının açıkça madde hükmünde yer aldığı görülmektedir.

Öte yandan, konuyla ilgili olarak 11 seri nolu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin (E) bölümünde bu durum açıkça şu şekilde ifade edilmiştir; “Katma Değer Vergisi Kanunun 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (g) bendinde sayılan; genel bütçeye dahil idareler, katma bütçeye dahil idareler, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birlikler, üniversiteler, dernek ve vakıflar ile her türlü mesleki kuruluşların kuruluş amaçlarına uygun teslim ve hizmetleri Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamına girmediğinden vergiye tabi olmayacaktır. Bu kuruluşlar iktisadi işletme niteliği taşımadığından sahip oldukları gayrimenkullerin kiralanması işlemleri de vergiye tabi olmayacak, ancak Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesi kapsamına giren diğer mal ve hakların kiralanması işlemleri ile bu kuruluşlarca gerçekleştirilen her türlü ithalat vergiye tabi olacaktır...”

Bununla birlikte 3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (p) bendinde sadece “Hazinece yapılan taşınmaz teslimi ve kiralamaları” işlemleri Katma Değer Vergisinden istisna olup, anılan hükmün mefhumu muhalifinden, hazine dışındaki kamu tüzel kişilerinin münhasıran gayrimenkul kiralamalarının Katma Değer Vergisine tabi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

Bu durumda, gayrimenkul kiralaması dışında kalan, işletme hakkının kiralanması gibi, kamuya ait diğer mal ve hakların kiralanması işlemlerinin, yukarıdaki hükümler gereği Katma Değer Vergisine tabi olacağı değerlendirilmektedir.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerine göre, İl Özel İdaresine ait 80.Yıl Yüzme Havuzunun Kiralanması işleminin, işletme hakkının kiralanması olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, yapılan sözleşmeye göre alınan kira bedelleri üzerinden %18 oranında Katma Değer Vergisi tahsil edilmesi gerekmektedir.

Sorumlular savunmalarında, yüzme havuzunun işletme olarak değil, sadece iş yeri olarak kiraya verildiğini belirtmiş olsalar da, “80. Yıl Yüzme Havuzu Tesisleri” alt başlıklı Kira Sözleşmesinin:

“Kiraya Verilen Yer” başlıklı 1 inci maddesinde kiraya verilen yerin “80. Yıl Yüzme Havuzu Tesisleri” olduğu,

“Kullanma Amacı ve Şekli” başlıklı 9 uncu maddesinde “Kiralanan yer, yüzme havuzu, eğitim, sosyal tesis, çay bahçesi, sünnet ve nişan töreni gibi hizmetlerde kullanılacaktır. Farklı amaçlar için kullanılamaz.”

13 üncü maddesinde “Kiralanan yerde, idarenin izni olmaksızın hiçbir şekilde tadilat ve ilave yapılamaz, kullanım amacı değiştirilemez, kısmen veya tamamen bir başkasına devredilemez, kiraya verilemez, temlik ve istifadesine tahsis edilemez. Kiralanan yere, kiracı veya devralan sıfatı ile girenler veya taşınmazı işgal edenler, hakkında hiç bir ihtara gerek kalmadan tahliye ettirilir.”

23 üncü maddesinde “İşletmeci, elektrik, su ve telefon gibi abonelikleri tesise giriş tarihi itibari ile kendi adına yaptıracak. Abonelik ve kullanıma ait tüm giderleri işletmeci tarafından karşılanacaktır.”

24 üncü maddesinde “İşletmeci yüzme sezonu boyunca yeterli sayıda Sağlık ekibi ile cankurtaran bulundurmakla yükümlüdür.”

26 ncı maddesinde “İşleticinin çalıştırdığı personelin iş kazası, kıdem ve ihbar tazminatı gibi doğması muhtemel her türlü tazminat ödemelerin sorumluluğu işletmeciye aittir.”

27 nci maddesinde “İşletme süresi içinde, İşletmeden yararlanacak olanların can güvenliğini sağlayacak şekilde ilkyardım aracı dahil her türlü tedbir, işletmeci tarafından alınacaktır.”

28 inci maddesinde “İşletmecinin, tesiste çalıştırdığı personelin kasıtlı veya ihmalleri sonucu, tesisten yararlananlara vereceği her türlü zarar ve ziyandan işletmeci sorumludur.”

ve 29 uncu maddesinde “Tesiste, hijyenik şartlarda hazır yiyecekler ile içeceklerin satışı yapılacak, alkollü içki satışı yapılmayacaktır.”

Hükümlerine yer verildiği görülmüştür.

Bu açıdan bahse konu kiralama işlemine ilişkin sözleşme hükümlerinden, kiraya verilen gayrimenkulün işletme hakkının kiralanması şeklinde kiralanmış olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, sorumlunun talebinin reddi ile 167 sayılı ilamın 2 nci maddesi ile … TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, Oyçokluğu ile,

(Temyiz Kurulu Başkanı ve .. Daire Başkanı …, .. Daire Başkanı …, .. Daire Başkanı … ile Üyeler …, …, … ve …’ın “İktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanmasının KDV karşısındaki durumu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde aşağıdaki gibi açıklanmıştır.

“3065 sayılı Kanunun (1/3-f) maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri vergiye tabi tutulmuştur. Buna mukabil Kanunun (17/4-d) maddesi ile iktisadi işletmelere dâhil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri vergiden istisna edilmiştir.

Bu istisna uygulamasının kapsamına yalnızca taşınmazlar girmekte olup, Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde sayılan diğer mal ve hakların kiralanması işlemleri genel hükümler çerçevesinde KDV’ye tabidir.

İktisadi bir işletmeye dâhil olup olmama açısından şirketlerde herhangi bir tereddüt söz konusu değildir. Şirket sermayesini oluşturan bir gayrimenkul zaten bilânçoya alınmış olacaktır. Kurumlar ile bilanço esasına tabi olan işletmelerde, bilançonun aktifinde kayıtlı mal ve haklar iktisadi işletmeye dâhil sayılır. Bilânçonun aktifindeki bir gayrimenkulün kiraya verilmesi karşılığında alınan kira bedeli KDV’ye tabidir.

Diğer taraftan Vergi Usul Kanununun 187 nci maddesi, ferdi teşebbüslerde bina ve arazinin envantere alınması hakkında bir takım özel hükümler getirmiştir.

Ferdi teşebbüslerde bina ve arazinin envantere alınması hakkında getirilen esaslardan birincisi; fabrika, ambar, atölye, dükkân, mağaza ve arazinin işletmede ister kısmen, ister tamamen kullanılsın değerlerinin tamamı üzerinden envantere alınacağıdır. Yükümlünün sahip olduğu gayrimenkulün bir bölümünü işletme ihtiyaçları için kullanması, bu gayrimenkulün değerinin tamamı üzerinden envantere alınmasına engel değildir. Sahip olunan gayrimenkulün işletmede kullanılan kısmı için kira tahakkuk ettirilemeyeceği gibi diğer kısımların üçüncü şahıslara kiralanması karşılığında elde edilen gelir, ticari kazancın bir unsuru olacak ve ayrıca bu kiralama işlemi KDV’ye tabi olacaktır.

Ferdi teşebbüslerde bina ve arazinin envantere alınması hakkında getirilen ikinci esas; ticaret hanları gibi oda oda veya kısım kısım kullanılabilen binalarla evlerin ve apartmanların yarısından fazlasının işletmede kullanıldığı takdirde envantere ithal edileceğidir. Bu durumda işletme ihtiyacı dışında kalan kısımların üçüncü şahıslara kiraya verilmesi karşılığında alınan kira bedeli ticari kazancın bir unsuru sayıldığından, bu kiralama işlemi KDV’ye tabi olacaktır. Ancak yukarıda sözü edilen ve oda oda veya kısım kısım kullanılabilen gayrimenkullerin yarısından azının işletmede kullanılması halinde bu gayrimenkuller iktisadi işletmeye dâhil sayılmadığından envantere ithal edilmez. Dolayısıyla elde edilen kira bedeli de KDV’ye tabi değildir.

İktisadi işletmelere dâhil olmayan gayrimenkullerin (arazi, bina ve bunlarla birlikte kiralanan mütemmim cüzü ve teferruatı, voli mahalleri ve dalyanlar ile gayrimenkul olarak tapu sicilinde tescil edilen hakların) kiralanması işlemleri KDV’ye tabi değildir; sadece iktisadi işletmeye dâhil gayrimenkullerin kiralanması işlemi KDV’ye tabidir.

Yukarıda sayılan gayrimenkuller dışında kalan ve Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde sayılan diğer mal ve hakların (arama, işletme, imtiyaz hakları ve ruhsatları ve diğer hakların) kiralanması işlemleri iktisadi işletmeye dâhil olup olmadığına bakılmaksızın KDV’ye tabi bulunmaktadır.”

Yukarıdaki açıklamalardan ... İl Özel İdaresinin yüzme havuzunu kiraya verme işlemi iktisadi işletmeye dahil olmayan bir gayrimenkulün kiralanması niteliğinde görülmeyip GVK’nin 70 inci maddesinde sayılan diğer mal ve hakların kiralanması şeklinde vergiye tabi olduğu anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle yüzme havuzu bizatihi bir iktisadi işletme niteliğinde olup iktisadi işletmenin kiralanması işletme hakkının kiralanması olarak vergiye tabidir.

Kamu kurum ve kuruluşlarının 3065 sayılı Kanunun (1/3-f) maddesine göre yaptıkları kiralamada verginin mükellefi ve sorumlusu konusunda ise aynı Genel Tebliğde “Tam Tevkifat Uygulaması” başlıklı bölümünde aşağıdaki düzenleme yapılmıştır.

“2.1.2.3. Kiralama İşlemleri

3065 sayılı Kanunun (1/3-f) maddesine göre, Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiraya verilmesi işlemleri KDV’nin konusuna girmektedir.

Buna göre, söz konusu mal ve hakların kiraya verilmesi işlemi, ticari, sınaî, zirai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde verilen bir hizmet olmasa dahi KDV’ye tabi olacaktır.

Bu kiralama işlemleri ile ilgili KDV;

  • Kiraya verenin başka faaliyetleri nedeniyle KDV mükellefiyetinin bulunmaması (sadece sorumlu sıfatıyla KDV ödeyenler bu kapsama dâhildir),

  • Kiracının KDV mükellefi olması (sadece sorumlu sıfatıyla KDV ödeyenler bu kapsama dâhil değildir),

şartlarının birlikte var olması halinde, kiracı tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir.

Ayrıca, kiracının;

  • Gelir Vergisi Kanununa göre basit usulde vergilendirilenler (istisnadan vazgeçerek KDV mükellefi olmasalar dahi),

  • Banka ve sigorta şirketleri gibi faaliyetleri KDV’den istisna olan işletmeler,

  • Sadece KDV’ye tabi işlemlerinin bulunduğu dönemlerde KDV mükellefiyeti tesis ettirerek beyanname vermeleri uygun görülenler,

  • 5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar olması hallerinde de, kiralama hizmetine ait KDV söz konusu kiracılar tarafından bu bölüm kapsamında tevkifata tabi tutulacaktır.

Tevkifata tabi tutulan KDV’nin beyan ve ödenmesi konusunda, Tebliğin (I/C-2.1.1.1) bölümündeki açıklamalar dikkate alınır.

KDV’ye tabi olan kiralama işlerinde kiraya verenin başka faaliyetleri dolayısıyla KDV mükellefi olması halinde, tam tevkifat uygulaması söz konusu olmaz; kiraya veren, kiralama faaliyetlerine ait KDV’yi diğer faaliyetleri ile birlikte genel esaslara göre beyan eder. Faaliyetleri sadece 2 No.lu KDV Beyannamesi vermelerini gerektirenler, bu kapsamda mütalaa edilmez.

Yukarıda belirtilenler hariç kiracının KDV mükellefi olmaması halinde de (faaliyetleri sadece 2 No.lu KDV Beyannamesi vermelerini gerektirenler de bu kapsamda mütalaa edilecektir) kira bedeli üzerinden hesaplanan KDV, kiraya veren tarafından mükellef sıfatıyla beyan edilir. Kiraya verenin başka nedenlerle KDV mükellefiyeti olmaması bu uygulamaya engel değildir.

Kiralama işleminin KDV’den müstesna olması halinde, mükellef veya sorumlu sıfatıyla KDV beyan edilmez.

Örneğin; Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde sayılan mal ve haklar arasında yer alan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri, bir iktisadi işletmeye dahil olmamaları şartıyla, 3065 sayılı Kanunun (17/4-d) maddesine göre KDV’den müstesnadır.

Dolayısıyla, bir iktisadi işletmeye dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemlerinde KDV ve sorumluluk uygulaması söz konusu olmayacaktır.

5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşların Tebliğin bu bölümü kapsamındaki kiralama işlemlerinde, kiracının KDV mükellefi olup olmadığına bakılmaksızın, tevkifat uygulanmayacaktır. Bu durumda, söz konusu idare, kurum ve kuruluşlar kiraya verme işlemleri dışında KDV’ye tabi işlemleri bulunmamaları kaydıyla, 1 No.lu KDV Beyannamesini sadece kiralama işleminin gerçekleştiği dönemler için verirler. Genel bütçeli idarelerde KDV’nin beyanı konusunda, Tebliğin (I/C-2.1.1.1) bölümündeki açıklamalar dikkate alınır.”

Genel Tebliğde yapılan bu düzenlemeye göre ... İl Özel İdaresinin yüzme havuzunu kiraya vermesi 3065 sayılı Kanunun 1-3/f maddesine göre vergiye tabi olup verginin mükellefi de İl Özel İdaresidir. Ancak Tebliğle Maliye Bakanlığı 5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer almayan kamu kurum ve kuruluşlarının başka faaliyetleri dolayısıyla KDV mükellefi olmaması halinde işlemden doğan verginin KDV mükellefi olan sorumlu tarafından beyan edilip ödenmesi gerekir. Oysa ilamda vergiye tabi işlem nedeniyle kiracının sorumluluğunun bulunup bulunmadığına yönelik bir değerlendirme yapılmadan mükellef olarak görülen İl Özel İdaresinin sorumlularına tazmin hükmü kurulmuştur. Diğer taraftan Vergi Usul Kanununa göre vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde; ziyaa uğratılan ve ikmalen veya re’sen tarh edilecek vergi için vergi ziyaı cezası ile gecikme faizi de hesaplanarak müeyyide uygulanması gerekmektedir. Kuşkusuz bu müeyyidelere karşı sorumlu/mükellefin söz konusu Kanun uyarınca uzlaşma ve cezalarda indirme talebi ile vergi mahkemelerinde dava açma yolu bulunmaktadır. Sayıştay ilamıyla mükellef veya sorumlunun yararlanabileceği bu yollar kapandığı gibi potansiyel kamu geliri olan vergi ziyaı cezası ile gecikme faizinden de vaz geçilmesi sonucu doğmaktadır. Tazmin konusu işlemle vergi ziyaına yol açıldığının düşünülmesi halinde uygulanacak müeyyideleri ve kanun yollarını belirlemek için gerektiğinde vergi incelemesi yaptırmak suretiyle işlem tesis edilmesi için Bakanlığına da yazılmasını teminen yeniden değerlendirilmek üzere dosyasının Dairesine tevdinin uygun olacağı düşünülmektedir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı)

Karar verildiği 08.02.2017 tarih ve 42712 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:06

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim