Sayıştay 1. Dairesi 38916 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

1

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

38916

Karar Tarihi

31 Mart 2015

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2010

  • Daire: 1

  • Dosya No: 38916

  • Tutanak No: 40199

  • Tutanak Tarihi: 31.03.2015

  • Konu:

KARAR

Duruşma talep eden dilekçiye duruşma gününe ilişkin tebligat yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunmadığı, duruşmada hazır bulunmama sebeplerini kabule şayan bir belge ile tevsik etmediği, duruşmada hazır bulunan Sayıştay Savcısının Savcılık karşılamasında belirtilen hususlara paralel mutaalasının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:

  1. 139 sayılı ilamın 1 inci maddesi ile; Genel Sekreter Yardımcısı Muzaffer KAYAOĞLU ve Daire Başkanları Ramazan ÇAPACI, İsmail ERTÜRK, Köksal CALAP, Recep AYDIN, Adem KIZILKAYA ile Hukuk Müşaviri Ahmet KAHRIMAN’a makam ve görev tazminatı ödenmesi nedeniyle 50.469.72 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dairesi tarafından temyiz edilen ilam maddesine ilişkin olarak temyiz dilekçesinde özetle; Sayıştay ilamında sıra no 1 ve sıra no 2'de yer alan hükümle tazmin hükmü verildiğini,

5302 sayılı İl Özel İdaresi Yasasının 36.maddesinin, "Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar;" şeklinde iken; 661 sayılı KHK ile yapılan değişiklik ile;

"Büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel sekreter kadrosuna atananlar, genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürleri, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar bakanlık bağımsız daire başkanları, 1. hukuk müşaviri ve daire başkanı kadrosuna atananlar ise bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynen yararlanırlar" haline dönüştürüldüğünü,

Maddenin değişiklikten önceki halinde "ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklarından aynen yararlanırlar" ibaresinin yer almış olmasının, Genel Sekreterin sadece özlük haklarını içermediğini daha geniş yasal düzenlemelerin de kapsama dahil edilmek istendiğini, kanunda "ilgili mevzuat" tabiri kullanılmak suretiyle kanun, kanun hükmünde kararname, yönetmelik, tüzük, tebliğ vs. konuyla ilgisi olan her tür düzenlemenin kapsama alındığını ve yine "tüm haklardan aynen yararlanır" tabiri ile de bu düzenlemelerde yer alan hakların tamamının kastedildiğini,

Genel sekreter yardımcıları ile daire başkanlarının özlük haklarıyla ilgili düzenlemenin 5216 sayılı Kanunun 22 nci maddesinde yer aldığını,

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 22. maddesinde;

"Büyükşehir belediyesi personeli büyükşehir belediye başkanı tarafından atanır. Personelden müdür ve üstü unvanlı olanlar ilk toplantıda büyükşehir belediye meclisinin bilgisine sunulur.

Genel sekreter, belediye başkanının teklifi üzerine İçişleri Bakanı tarafından atanır. Genel sekreter kadrosuna atananlar, genel idare hizmeti sınıfına dahil bakanlık genel müdürleri, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar ise bakanlık bağımsız daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar.

Büyükşehir belediyesi 1. hukuk müşaviri ve daire başkanları, bağlı genel müdürlüklerin daire başkanlarının yararlandığı makam ve görev tazminatından aynen yararlanırlar..." denildiğini,

Madde hükmünde, "Bakanlık genel müdürü ve müstakil daire başkanı" ifadesi kullanıldığından, herhangi bir bakanlığın işaret edilmediğini,

Özel İdare gibi mahalli müşterek nitelikte görev yapan ve Anayasanın 127. maddesinde belirlenmiş Belediyelerdeki Genel Sekreter Yardımcıları ve Daire Başkanlarının da makam ve görev tazminatını aldıkları dikkate alındığında birbirleriyle aynı hukuksal konumda olanların aynı haklardan faydalanmalarını beraberinde getireceğinden, dolayısıyla da ödenen makam ve görev tazminatının kamu zararının oluşmadığını,

Ödemenin, 01.08.2010 tarih ve 27659 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 8 inci maddesi kapsamında değerlendirileceğini belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.

Savcılık;

“İlamın 1 ve 2 nci maddesi ile ilgili olarak;

A-657 sayılı Kanuna ek 26. maddesinde belirtilen bu kanuna ek (IV) sayılı cetveli ile 5302 sayılı Kanunun 36. maddesinde makam tazminatı alabilecek kadro ve görev unvanları yazılı olanlar arasında, İl Özel İdare Genel Sekreter Yardımcılarının, unvanı yer almadığından makam tazminatı almaları mümkün değildir.

B-3546 sayılı BK Kararının 1 inci maddesi gereği görev tazminatının, makam tazminatı öngörülen kadrolara atanmış olanlara ödeneceği belirtilmiş olup söz konusu görevin makam tazminatı öngörülen görevlerden olmaması nedeniyle görev tazminatı ödenmesi mümkün değildir.

Diğer taraftan yapılan ödeme 6009 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi kapsamında yapılan ödeme olmadığından,

Tazmin kararının tasdikine,” şeklinde görüş bildirmiştir.

24.10.2011 tarih ve 661 sayılı KHK’nın 62 nci maddesi ile değiştirilmeden önce 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 36 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında; “Genel sekreterlik kadrosuna atananlar, büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar; bunlar valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile atanır.” hükmü yer almıştır.

24.10.2011 tarihi öncesi için meri olan mezkur mevzuat hükmünden de anlaşılacağı üzere kanun koyucu sadece genel sekreterlik unvanı için bir düzenlemeye gitmiş olup, adı geçen kanunda genel sekreter yardımcıları ile daire başkanlarının özlük haklarına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Ek 26 ncı maddesinin (a) fıkrasında; “Bu Kanuna ekli IV sayılı cetvelde unvanları yazılı görevlerde bulunanlara hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı ödenir. Makam tazminatı damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ödemelerde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Bu tazminattan yararlananlara ayrıca yüksek hakimlik tazminatı ödenmez.” denilmektedir.

Söz konusu IV sayılı cetvelde makam tazminatı verilecek unvanlar tek tek sayılmış olup, İl Özel İdaresinde görev yapan genel sekreter yardımları ile daire başkanları sayılanlar arasında yer almamaktadır.

4505 sayılı Sosyal Güvenlikle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesi ile temsil tazminatının, Görev Tazminatı Ödenmesi Hakkında Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesi ile de görev tazminatının, makam veya yüksek hakimlik tazminatı öngörülen kadrolara atanmış olanlara ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146 ncı maddesinin ikinci fıkrasında; “Memurlara, kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz.” denilmiştir.

6009 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesinde; “Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” hükmü yer almıştır.Madde hükmünün gerekçesi ise;

“5170 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunla uluslar arası sözleşmelerin sağladığı toplu sözleşme ve sendikal haklar anayasal güvence altına alınmıştır. Ayrıca 07/05/2004 tarihinde kabul edilen ve 22/05/2004 tarih ve 25469 sayılı Resmi Gazetemde yayımlanarak yürürlüğe giren anayasa değişikliği ile Anayasanın 90. maddesi:

"Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin Milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda Milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır. düzenlemesi getirilmiştir.

Türkiye 1952 yılında ILO’nun (Uluslararası Çalışma Örgütü) 98 sayılı Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkının Korunması, 1954 yılında İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesini imzalamıştır. 98 sayılı sözleşme, örgütlenme, sendikalaşma ve toplu pazarlık hakkını memurlar dâhil tüm çalışanlara vermiştir. Diğer yandan; kamu görevlilerinin örgütlenme hakkının korunması ve istihdam koşullarının belirlenmesine ilişkin 151 sayılı ILO Sözleşmesi 25/11/1992 tarih ve 3848 sayılı Kanun ile uygun görülmüş, Bakanlar Kurulu 08/01/1993 tarih ve 93/396 sayılı kararı ile onaylamış ve 25/02/1993 tarih ve 21507 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı, ILO'nun temel haklara ilişkin 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmeleri de ülkemiz tarafından kabul edilen ve hukukun bir parçası haline gelen metinlere göre memurlara yapılan yardımlarla ilgili hukuki ve cezai takibata gidilmesi ülkemizin kabul ettiği sözleşmelere aykırıdır. Ancak uygulamada belediyeler, çalışanları temsilen kamu görevlileri sendikaları ile yaptıkları görüşmelerle, çalışanların ekonomik koşullarını, ihtiyaçlarını çalışma koşullarını değerlendirmekte, Anayasanın 5 inci maddesinde görev olarak yüklediği amacı gerçekleştirmek için çalışanlarının durumunu göz önüne alarak iyileştirici tedbirler almaktadır. Bu tedbirler, sosyal devlet ve eşitlik ilkesinin bir sonucu olduğu gibi hakkaniyet ve hukukun bir gereği olup, çalışma barışı için olmazsa olmaz bir şarttır.

Özellikle mali ve idari özerkliğe sahip olan belediyelerde çalışan memurlara Türkiye Cumhuriyetinin kabul ettiği uluslar arası sözleşmeler uyarınca yapılan ödemelerin, yıllar sonra kişi borcu çıkarılarak memurlardan tahsil edilmesinin, haklarında idari ve mali takibat yapılması olumsuz sonuçlara yol açtığı bilinmektedir.

…” şeklindedir.

Madde metninde konu edilen ek ödeme, belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idareleri tarafından memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak yapılan ödemelerdir.

Genel sekreter yardımcılarına ve daire başkanlarına yapılan ek ödemenin yasal dayanağı ise il özel İdaresinin bir tasarrufu olmayıp, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamedir. 6009 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesi herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla bütün çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte yapılan ek ödemelerle ilgili olup tazmine konu ödemeyi bu kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, 24.10.2011 tarihinden öncesi için İl Özel İdaresi genel sekreter yardımcıları ile daire başkanlarına 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında makam ve görev tazminatı ödenmesi mevzuata uygun değildir.

Bu nedenle 139 sayılı ilamın 1 inci maddesi ile 50.469,72 TL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

(Üyeler A.KARAKAYA ile A.OKUR’un;

6009 sayılı Kanunun Geçici 8 inci maddesinde; “Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” denilmiştir.Madde hükmünde yer alan “her ne ad altında olursa olsun” ibaresi kapsamına makam ve görev tazminatı olarak yapılan ilama konu ödemeler de girmektedir.Bu nedenle verilen tazmin hükmünün kaldırılması gerekir, şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı) oy çokluğu ile,

  1. 139 sayılı ilamın 2 nci maddesi ile; Genel Sekreter Yardımcısı Aydın SARIYILDIZ’a makam ve görev tazminatı ödenmesi nedeniyle 6.984,96 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçe ve Savcılık karşılaması iş bu ilamın 1 inci maddesinde belirtildiği gibidir.

24.10.2011 tarih ve 661 sayılı KHK’nın 62 nci maddesi ile değiştirilmeden önce 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 36 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında; “Genel sekreterlik kadrosuna atananlar, büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar; bunlar valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile atanır.” hükmü yer almıştır.

24.10.2011 tarihi öncesi için meri olan mezkur mevzuat hükmünden de anlaşılacağı üzere kanun koyucu sadece genel sekreterlik unvanı için bir düzenlemeye gitmiş olup, adı geçen kanunda genel sekreter yardımcıları ile daire başkanlarının özlük haklarına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Ek 26 ncı maddesinin (a) fıkrasında;

“Bu Kanuna ekli IV sayılı cetvelde unvanları yazılı görevlerde bulunanlara hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı ödenir. Makam tazminatı damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ödemelerde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Bu tazminattan yararlananlara ayrıca yüksek hakimlik tazminatı ödenmez.” denilmiştir.

Söz konusu IV sayılı cetvelde makam tazminatı verilecek unvanlar tek tek sayılmış olup, İl Özel İdaresinde görev yapan genel sekreter yardımları sayılanlar arasında yer almamaktadır.

4505 sayılı Sosyal Güvenlikle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesi ile temsil tazminatının, Görev Tazminatı Ödenmesi Hakkında Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesi ile de görev tazminatının, makam veya yüksek hakimlik tazminatı öngörülen kadrolara atanmış olanlara ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146 ncı maddesinin ikinci fıkrasında; “Memurlara, kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz.” denilmiştir.

6009 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesinde; “Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” hükmü yer almıştır.Madde hükmünün gerekçesi ise;

“5170 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunla uluslar arası sözleşmelerin sağladığı toplu sözleşme ve sendikal haklar anayasal güvence altına alınmıştır. Ayrıca 07/05/2004 tarihinde kabul edilen ve 22/05/2004 tarih ve 25469 sayılı Resmi Gazetemde yayımlanarak yürürlüğe giren anayasa değişikliği ile Anayasanın 90. maddesi:

"Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin Milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda Milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır. düzenlemesi getirilmiştir.

Türkiye 1952 yılında ILO’nun (Uluslararası Çalışma Örgütü) 98 sayılı Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkının Korunması, 1954 yılında İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesini imzalamıştır. 98 sayılı sözleşme, örgütlenme, sendikalaşma ve toplu pazarlık hakkını memurlar dâhil tüm çalışanlara vermiştir. Diğer yandan; kamu görevlilerinin örgütlenme hakkının korunması ve istihdam koşullarının belirlenmesine ilişkin 151 sayılı ILO Sözleşmesi 25/11/1992 tarih ve 3848 sayılı Kanun ile uygun görülmüş, Bakanlar Kurulu 08/01/1993 tarih ve 93/396 sayılı kararı ile onaylamış ve 25/02/1993 tarih ve 21507 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı, ILO'nun temel haklara ilişkin 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmeleri de ülkemiz tarafından kabul edilen ve hukukun bir parçası haline gelen metinlere göre memurlara yapılan yardımlarla ilgili hukuki ve cezai takibata gidilmesi ülkemizin kabul ettiği sözleşmelere aykırıdır. Ancak uygulamada belediyeler, çalışanları temsilen kamu görevlileri sendikaları ile yaptıkları görüşmelerle, çalışanların ekonomik koşullarını, ihtiyaçlarını çalışma koşullarını değerlendirmekte, Anayasanın 5 inci maddesinde görev olarak yüklediği amacı gerçekleştirmek için çalışanlarının durumunu göz önüne alarak iyileştirici tedbirler almaktadır. Bu tedbirler, sosyal devlet ve eşitlik ilkesinin bir sonucu olduğu gibi hakkaniyet ve hukukun bir gereği olup, çalışma barışı için olmazsa olmaz bir şarttır.

Özellikle mali ve idari özerkliğe sahip olan belediyelerde çalışan memurlara Türkiye Cumhuriyetinin kabul ettiği uluslar arası sözleşmeler uyarınca yapılan ödemelerin, yıllar sonra kişi borcu çıkarılarak memurlardan tahsil edilmesinin, haklarında idari ve mali takibat yapılması olumsuz sonuçlara yol açtığı bilinmektedir.

…” şeklindedir.

Madde metninde konu edilen ek ödeme, belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idareleri tarafından memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak yapılan ödemelerdir. Genel sekreter yardımcılarına ve daire başkanlarına yapılan ek ödemenin yasal dayanağı ise il özel İdaresinin bir tasarrufu olmayıp, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamedir. Bu durumda söz konusu ödemelerin, 6009 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, 24.10.2011 tarihinden öncesi için İl Özel İdaresi genel sekreter yardımcıları ile daire başkanlarına 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında makam ve görev tazminatı ödenmesi mevzuata uygun değildir.

Bu nedenle 139 sayılı ilamın 2 nci maddesi ile 6.984,96 TL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

(Üyeler A.KARAKAYA ile A.OKUR’un;

6009 sayılı Kanunun Geçici 8 inci maddesinde; “Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” denilmiştir.Madde hükmünde yer alan “her ne ad altında olursa olsun” ibaresi kapsamına makam ve görev tazminatı olarak yapılan ilama konu ödemeler de girmektedir.Bu nedenle verilen tazmin hükmünün kaldırılması gerekir, şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı) oy çokluğu ile,

  1. 139 sayılı ilamın 17 inci maddesi ile; İl Özel İdaresi genel sekreterinin oturduğu lojmanın su tüketim bedelinin özel idare bütçesinden ödenmesi nedeniyle 584,30 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Temyiz dilekçesinde özetle; 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Yasasının 36 ıncı maddesinin,

"Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar" şeklinde iken; 661 sayılı KHK ile yapılan değişiklik ile; "Büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel sekreter kadrosuna atananlar, genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürleri, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar bakanlık bağımsız daire başkanları, 1 inci hukuk müşaviri ve daire başkanı kadrosuna atananlar ise bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynen yararlanırlar" haline dönüştürüldüğünü,

Maddenin değişiklikten önceki halinde "ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklarından aynen yararlanırlar" ibaresinin yer almış olmasının, Genel Sekreterin sadece özlük haklarını içermemekte daha geniş yasal düzenlemelerin de kapsama dahil edilmek istenmesinden kaynaklandığını,

Kanun koyucu aksi irade ortaya koymuş olsaydı değişiklikten sonra olduğu gibi 657 sayılı Kanunda öngörülen zam ve tazminatlara yaptığı atfı burada da kullanacağını, oysa Kanunda "ilgili mevzuat" tabiri kullanılmak suretiyle kanun, kanun hükmünde kararname, yönetmelik, tüzük, tebliğ, vs konuyla ilgisi olan her tür düzenlemenin kapsama alındığını ve yine "tüm haklardan aynen yararlanır" tabiri ile de bu düzenlemelerde yer alan hakların tamamının kastedildiğini,

Burada sadece makam ve görev tazminatları ya da 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundan kaynaklı bir tahdit olduğunun düşünülmesinin yasa koyucunun iradesi ile örtüşmediğini,

Dolayısı ile üst norm olan kanunda, ilgili tüm mevzuata yapılan atıftan sonra, yönetmelikte ayrıca sıralanmasına gerek bulunmadığını,

Kamu Konutları Yönetmeliğine ekli (3) sayılı cetvelde; "Genel Müdür" ibaresinin yer aldığını, burada Genel İdari Hizmet sınıfının ayrılmadığını dolayısı ile tüm genel müdür kadroları bu imkândan yararlandırılmak durumunda olduğuna ve genel sekreter için de Genel İdari Hizmetler Genel Müdürlüğü için öngörülen tüm haklardan yararlanmak hakkı tanınmış olmakla eşya görev tahsisli konut hakkının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini,

Anılan yönetmelikte "b) Aydınlatma, elektrik, su, gaz ve benzeri giderlerin, konutun yüz yirmi metrekaresine isabet eden kısmından fazlası,"nın karşılanması öngörüldüğünden kamu zararı doğmadığını belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.

16.7.1984 tarihli ve 84/8345 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Kamu Konutları Yönetmeliğine ekli (3) sayılı cetvelde;

EŞYALI GÖREV TAHSİSLİ KONUTLAR

Kamu Konutları Kanunu uyarınca, eşyalı olarak tahsis edilecek görev tahsisli konutların;

a) Isınma, demirbaş eşya ve mefruşat giderleri,

b) Aydınlatma, elektrik, su, gaz ve benzeri giderlerin, konutun yüz yirmi metrekaresine isabet eden kısmından fazlası,

c) Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin (a) fıkrasının 2, 3 ve 4 numaralı bentlerinde belirtilen asansör, kalorifer, ana duvarlar, çatı, koridor gibi ortak yerlerin bakım korunması ve onarımı ile kalorifer, hidrofor gibi ortak tesislerin işletme ve konutun beş yılda bir boya ve üç yılda bir badana giderleri, ilgili kurum ve kuruluşça karşılanır.

Bu tür konutta oturanlardan, Yönetmeliğin 23 üncü maddesine göre kira bedeli alınır.

Eşyalı görev tahsisli konut tahsis edilecek makam ve rütbe sahipleri aşağıda gösterilmiştir.

A – Makam Sahipleri

1 – (...)

2 – Üniversite rektörleri,

3 – Müsteşar Yardımcıları,

4 – (Değişik : 1.9.1986 - 86/10974 K.) Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanı, Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanı,

5 – Genel Müdürler,

(…) ”denilmektedir.

Yukarıda belirtilen yönetmelik hükmünden anlaşılacağı üzere, eşyalı görev tahsisli konut tahsis edilecek makam sahipleri tek tek sayılmak suretiyle belirtilmiştir ve idarece emsal alındığı belirtilen genel müdürler için elektrik ve su gibi giderlerin ancak konutun yüz yirmi metrekaresini aşan kısmı için kurum bütçesinden ödeme yapılması öngörülmüştür.

Öte yandan 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun işletme bakım ve onarım başlıklı 6 ncı maddesi yürürlükten kaldırılmış olup, Kamu Konutları Yönetmeliğinin işletme, bakım ve onarıma ilişkin hükümleri zımnen ilgadır. 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinin (e) bendi gereğince Kamu Konutlarının işletme bakım ve onarım esaslarını tespit etme görevi Maliye Bakanlığına verilmiştir.

Kamu Konutları Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasını göstermek üzere Maliye Bakanlığınca çıkarılan ve 26.5.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 294 sıra no’lu Milli Emlak Genel Tebliğinde;

“3.3. Kamu Kurum ve Kuruluşları Tarafından Karşılanacak Giderler

Kamu konutu olarak tahsis tarihinden itibaren;

a) Özel tahsisli konutların ısınma, işletme, bakım ve onarım giderleri ile demirbaş eşya ve mefruşat giderleri ve konutun aydınlatma, elektrik, su, gaz, temizlik, telefon, kapıcı, aşçı, kaloriferci, bahçıvan ve benzeri giderleri,

b) Eşyalı görev tahsisli konutların demirbaş eşya ve mefruşat giderleri,

c) Konutların, tahsis edilenlerce karşılanacak giderleri dışındaki esaslı bakım ve onarım giderleri,(EK:5)

d) İdarelerce inşa veya satın alma yoluyla edinilenler hariç olmak üzere; diğer yollarla edinilen kullanılmış konutlardan ilk defa kamu konutu olarak kullanılacak olanlardan onarıma ihtiyaç duyulan kamu konutlarının, bu Genel Tebliğin 3.2. bölümünde belirtilen hükümlere uyulmadan, söz konusu konutların kullanıma uygun duruma getirilmesi için yapılması gereken onarım giderleri,

e) Konutların boş kaldığı süreler için ortak kullanım alanlarına ait giderler,

Kamu kurum ve kuruluşları tarafından karşılanır.” denilmektedir.

Yukarıda belirtilen Milli Emlak Genel Tebliğinden anlaşılacağı üzere, sadece özel tahsisli konutların ısınma, elektrik, su, gaz vb. giderleri kurum bütçesinden karşılanacaktır. Eşyalı görev tahsisli konutların ise sadece demirbaş eşya ve mefruşat giderleri kurum bütçesinden karşılanacak olup, diğer giderleri ise konut tahsis edilen kişiler tarafından karşılanacaktır. Dolayısıyla İl Özel İdaresi genel sekreterlerine tahsisi yapılan kamu konutlarının elektrik, su ve gaz gibi giderlerinin özel idare bütçesinden ödenmesine imkan bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, İl Özel İdaresi genel sekreterinin oturduğu lojmanın su tüketim bedelinin özel idare bütçesinden ödenmesi mevzuata aykırıdır.

Bu nedenle 139 sayılı ilamın 17 nci maddesi ile 584,30 TL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, oy birliği ile,

4.  139 sayılı ilamın 18 inci maddesi ile; İl Özel İdaresi genel sekreterinin oturduğu lojmanın elektrik tüketim bedelinin özel idare bütçesinden ödenmesi 1.179,23 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Temyiz dilekçesinde; Sayıştay ilâmında sıra no 18’te yer alan hükümle; İl Özel İdaresi Genel Sekreterinin oturduğu lojman elektrik tüketim bedelinin özel idare bütçesinden ödenmemesi gerektiği belirtilmiş ve 1.179,23 TL. kamu zararına sebebiyet verildiğine dair hüküm kurulmuş ise de ilamın 17 inci maddesi için sayılan gerekçeler nedeniyle hükmün kaldırılması ve beraat kararı verilmesini istemişlerdir.

Savcılık; “İlamın 18 ve 19 uncu maddeleri ile ilgili olarak; "İl Özel İdaresi Genel Sekreterlik görevinin; 5302 sayılı Kanunun 36, 657 sayılı Kanun'un 152 nci maddeleri ile 661 sayılı KHK hükümleri gereği Genel İdari Hizmetler Sınıfına dahil Bakanlık Genel Müdürlüğe eş değerde görev olduğunu, Kamu Konutları Yönetmeliğine ekli (3) sayılı cetvelde sayılan görevler arasında Genel Müdürlük makamının yer alması nedeniyle, elektrik, doğalgaz ve su tüketim bedellerinin özel idare bütçesinden karşılanmasının yasal olduğunu ileri sürerek tazmin kararının kaldırılmasını" istemektedir.

5302 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi gereği büyük şehirlerde genel sekreterlik kadrosuna atananların aylık, ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynen yararlanması ile ilgili olarak genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürünün emsal alınmasını işaret etmektedir. Bunlarla ilgisi olmayan kamu konutu tahsisi işlemlerinde ise 16.07.1984 tarih ve 84/8345 sayılı BKK ile yürürlüğe giren Kamu Konutları yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekir. Söz konusu yönetmeliğe ekli 3 sayılı cetvelde eşyalı konut tahsis edilecek makamlar arasında özel idare genel sekreterinin adı sayılmamaktadır. Bu durum karşısında özel idare Genel Sekreterinin lojmanının elektrik, doğalgaz ve su tüketim bedellerinin özel idare bütçesinde karşılanması mümkün olmadığından tazmin kararının tasdikine,” şeklinde görüş bildirmiştir.

16.7.1984 tarihli ve 84/8345 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Kamu Konutları Yönetmeliğine ekli (3) sayılı cetvelde;

EŞYALI GÖREV TAHSİSLİ KONUTLAR

Kamu Konutları Kanunu uyarınca, eşyalı olarak tahsis edilecek görev tahsisli konutların;

a) Isınma, demirbaş eşya ve mefruşat giderleri,

b) Aydınlatma, elektrik, su, gaz ve benzeri giderlerin, konutun yüz yirmi metrekaresine isabet eden kısmından fazlası,

c) Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin (a) fıkrasının 2, 3 ve 4 numaralı bentlerinde belirtilen asansör, kalorifer, ana duvarlar, çatı, koridor gibi ortak yerlerin bakım korunması ve onarımı ile kalorifer, hidrofor gibi ortak tesislerin işletme ve konutun beş yılda bir boya ve üç yılda bir badana giderleri, ilgili kurum ve kuruluşça karşılanır.

Bu tür konutta oturanlardan, Yönetmeliğin 23 üncü maddesine göre kira bedeli alınır.

Eşyalı görev tahsisli konut tahsis edilecek makam ve rütbe sahipleri aşağıda gösterilmiştir.

A – Makam Sahipleri

1 – (...)

2 – Üniversite rektörleri,

3 – Müsteşar Yardımcıları,

4 –(Değişik : 1.9.1986 - 86/10974 K.) Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanı, Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanı,

5 – Genel Müdürler,

(…) ” denilmiştir.

Yukarıda belirtilen yönetmelik hükmünden anlaşılacağı üzere, eşyalı görev tahsisli konut tahsis edilecek makam sahipleri tek tek sayılmak suretiyle belirtilmiştir ve idarece emsal alındığı belirtilen genel müdürler için elektrik ve su gibi giderlerinin ancak konutun yüz yirmi metrekaresini aşan kısmı için kurum bütçesinden ödeme yapılması öngörülmüştür.

Öte yandan 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun işletme bakım ve onarım başlıklı 6 ncı maddesi yürürlükten kaldırılmış olup, Kamu Konutları Yönetmeliğinin işletme, bakım ve onarıma ilişkin hükümleri zımmen ilgadır. 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinin (e) bendi gereğince Kamu Konutlarının işletme bakım ve onarım esaslarını tespit etme görevi Maliye Bakanlığına verilmiştir.

Kamu Konutları Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasını göstermek üzere Maliye Bakanlığınca çıkarılan ve 26.5.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 294 sıra no’lu Milli Emlak Genel Tebliğinde;

“3.3. Kamu Kurum ve Kuruluşları Tarafından Karşılanacak Giderler

Kamu konutu olarak tahsis tarihinden itibaren;

a) Özel tahsisli konutların ısınma, işletme, bakım ve onarım giderleri ile demirbaş eşya ve mefruşat giderleri ve konutun aydınlatma, elektrik, su, gaz, temizlik, telefon, kapıcı, aşçı, kaloriferci, bahçıvan ve benzeri giderleri,

b) Eşyalı görev tahsisli konutların demirbaş eşya ve mefruşat giderleri,

c) Konutların, tahsis edilenlerce karşılanacak giderleri dışındaki esaslı bakım ve onarım giderleri,(EK:5)

d) İdarelerce inşa veya satın alma yoluyla edinilenler hariç olmak üzere; diğer yollarla edinilen kullanılmış konutlardan ilk defa kamu konutu olarak kullanılacak olanlardan onarıma ihtiyaç duyulan kamu konutlarının, bu Genel Tebliğin 3.2. bölümünde belirtilen hükümlere uyulmadan, söz konusu konutların kullanıma uygun duruma getirilmesi için yapılması gereken onarım giderleri,

e) Konutların boş kaldığı süreler için ortak kullanım alanlarına ait giderler,

Kamu kurum ve kuruluşları tarafından karşılanır.” denilmiştir.

Yukarıda belirtilen Milli Emlak Genel Tebliğinden anlaşılacağı üzere, sadece özel tahsisli konutların ısınma, elektrik, su, gaz vb. giderleri kurum bütçesinden karşılanacaktır. Eşyalı görev tahsisli konutların ise sadece demirbaş eşya ve mefruşat giderleri kurum bütçesinden karşılanacak olup, diğer giderleri ise konut tahsis edilen kişiler tarafından karşılanacaktır. Dolayısıyla İl Özel İdaresi genel sekreterlerine tahsisi yapılmış kamu konutlarının elektrik, su ve gaz gibi giderlerinin özel idare bütçesinden ödenmesine imkan bulunmamaktadır.

Bu nedenle 139 sayılı ilamın 18 inci maddesi ile 1.179,23 TL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, oy birliği ile,

  1. 139 sayılı ilamın 19 uncu maddesi ile; İl Özel İdaresi genel sekreterinin oturduğu lojmanın doğalgaz tüketim bedelinin özel idare bütçesinden ödenmesi nedeniyle 1.131,29 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlamın 17 nci maddesi için ileri sürülen itirazların bu madde için de geçerli olduğu belirtilerek verilen tazmin hükmünün kaldırılması istenilmiştir.

Savcılık görüşü 18 inci maddede belirtildiği gibidir.

16.7.1984 tarihli ve 84/8345 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Kamu Konutları Yönetmeliğine ekli (3) sayılı cetvelde;

EŞYALI GÖREV TAHSİSLİ KONUTLAR

Kamu Konutları Kanunu uyarınca, eşyalı olarak tahsis edilecek görev tahsisli konutların;

a) Isınma, demirbaş eşya ve mefruşat giderleri,

b) Aydınlatma, elektrik, su, gaz ve benzeri giderlerin, konutun yüz yirmi metrekaresine isabet eden kısmından fazlası,

c) Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin (a) fıkrasının 2, 3 ve 4 numaralı bentlerinde belirtilen asansör, kalorifer, ana duvarlar, çatı, koridor gibi ortak yerlerin bakım korunması ve onarımı ile kalorifer, hidrofor gibi ortak tesislerin işletme ve konutun beş yılda bir boya ve üç yılda bir badana giderleri, ilgili kurum ve kuruluşça karşılanır.

Bu tür konutta oturanlardan, Yönetmeliğin 23 üncü maddesine göre kira bedeli alınır.

Eşyalı görev tahsisli konut tahsis edilecek makam ve rütbe sahipleri aşağıda gösterilmiştir.

A – Makam Sahipleri

1 – (...)

2 – Üniversite rektörleri,

3 – Müsteşar Yardımcıları,

4 – (Değişik : 1.9.1986 - 86/10974 K.) Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanı, Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanı,

5 – Genel Müdürler,

(…) ” denilmiştir.

Yukarıda belirtilen yönetmelik hükmünden anlaşılacağı üzere, eşyalı görev tahsisli konut tahsis edilecek makam sahipleri tek tek sayılmak suretiyle belirtilmiştir ve idarece emsal alındığı belirtilen genel müdürler için elektrik ve su gibi giderlerinin ancak konutun yüz yirmi metrekaresini aşan kısmı için kurum bütçesinden ödeme yapılması öngörülmüştür.

Öte yandan 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun işletme bakım ve onarım başlıklı 6 ncı maddesi yürürlükten kaldırılmış olup, Kamu Konutları Yönetmeliğinin işletme, bakım ve onarıma ilişkin hükümleri zımnen ilgadır. 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinin (e) bendi gereğince Kamu Konutlarının işletme bakım ve onarım esaslarını tespit etme görevi Maliye Bakanlığına verilmiştir.

Kamu Konutları Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasını göstermek üzere Maliye Bakanlığınca çıkarılan ve 26.5.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 294 sıra no’lu Milli Emlak Genel Tebliğinde;

“3.3. Kamu Kurum ve Kuruluşları Tarafından Karşılanacak Giderler

Kamu konutu olarak tahsis tarihinden itibaren;

a) Özel tahsisli konutların ısınma, işletme, bakım ve onarım giderleri ile demirbaş eşya ve mefruşat giderleri ve konutun aydınlatma, elektrik, su, gaz, temizlik, telefon, kapıcı, aşçı, kaloriferci, bahçıvan ve benzeri giderleri,

b) Eşyalı görev tahsisli konutların demirbaş eşya ve mefruşat giderleri,

c) Konutların, tahsis edilenlerce karşılanacak giderleri dışındaki esaslı bakım ve onarım giderleri,(EK:5)

d) İdarelerce inşa veya satın alma yoluyla edinilenler hariç olmak üzere; diğer yollarla edinilen kullanılmış konutlardan ilk defa kamu konutu olarak kullanılacak olanlardan onarıma ihtiyaç duyulan kamu konutlarının, bu Genel Tebliğin 3.2. bölümünde belirtilen hükümlere uyulmadan, söz konusu konutların kullanıma uygun duruma getirilmesi için yapılması gereken onarım giderleri,

e) Konutların boş kaldığı süreler için ortak kullanım alanlarına ait giderler,

Kamu kurum ve kuruluşları tarafından karşılanır.” denilmektedir.

Yukarıda belirtilen Milli Emlak Genel Tebliğinden anlaşılacağı üzere, sadece özel tahsisli konutların ısınma, elektrik, su, gaz vb. giderleri kurum bütçesinden karşılanacaktır. Eşyalı görev tahsisli konutların ise sadece demirbaş eşya ve mefruşat giderleri kurum bütçesinden karşılanacak olup, diğer giderleri ise konut tahsis edilen kişiler tarafından karşılanacaktır. Dolayısıyla İl Özel İdaresi genel sekreterlerine tahsisi yapılmış kamu konutlarının elektrik, su ve gaz gibi giderlerinin özel idare bütçesinden ödenmesi mevzuata uygun değildir.

Bu nedenle 139 sayılı ilamın 19 uncu maddesi ile 1.131,29 TL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, oy birliği ile,

  1. 139 sayılı ilamın 23 üncü maddesi ile; Vali Konağına ait su tüketim bedelinin ödemesinde hatalı tarife uygulanması nedeniyle 3.807,44 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Temyiz dilekçesinde özetle;

İlamda, Vali Konağına ait su tüketim bedeli hesaplanırken mesken tarifesinin esas alınması gerektiği, ancak Samsun Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (SASKİ)’nün, Vali Konağına ait su tüketim bedeli için kamu (resmi daire) tarifesi uygulanması nedeniyle fazla ödemede bulunulduğunun tespit edildiğini,

Fazla ödeme yapılmasına Samsun Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (SASKI)’nün sebebiyet verdiğini, faturayı düzenleyen ve tahsili yapan idari birimin SASKİ Genel Müdürlüğü olduğunu,

İdarece yapılan yanlış iş ve işlem bulunmadığını belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.

Savcılık; “Vali Konağı mesken olarak kullanıldığından mesken tarifesi yerine kamu konutu tarifesi uygulanarak su tüketim bedeli ödenmesi yasal olmadığından tazmin hükmünün tasdikine, karar verilmesi” şeklinde görüş bildirmiştir.

Vali Konağına ait su tüketim bedeli hesaplanırken mesken tarifesinin esas alınması gerekmektedir. Ancak Samsun Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (SASKİ)’nün, Vali Konağına ait su tüketim bedeli için kamu (resmi daire) tarifesi uygulaması nedeniyle fazla ödemede bulunulmuştur.

Bu nedenle 139 sayılı ilamın 23.maddesi ile 3.807,44 TL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, oy birliği ile,

Karar verildiği 31.03.2015 tarih ve 40199 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:11

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim