Sayıştay 1. Dairesi 38552 Kararı - Özel İdareler Vergi ve Harç
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1
Sayıştay Kararı
38552
15 Eylül 2015
Özel İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Özel İdareler
-
Yılı: 2011
-
Daire: 1
-
Dosya No: 38552
-
Tutanak No: 40776
-
Tutanak Tarihi: 15.09.2015
-
Konu: Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar
KARAR
KONU: Vali ve Vali Yardımcılarına 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddeleri gereğince yapılan ödemeden gelir vergisi kesilmemesi.
- 25 sayılı ilamın 4 üncü maddesinde, Vali ve Vali Yardımcılarına 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddeleri gereğince yapılan ödemeden gelir vergisi kesilmemesi nedeniyle …………..TL. ye tazmin hükmolunmuştur.
Sorumlu dilekçesinde, 4. ve 5. maddeler ile ilgili olarak özetle, 1700 sayılı Dahiliye memurlarının 5540 sayılı kanunla eklenen ek 5.maddesi kapsamında ek bir ödeme sayılması gerektiğine dair Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 18.10.2006 tarih 081814 sayılı yazısı, İçişleri Bakanlığı, Personel Genel Müdürlüğünün 16.10.2006 tarih ve 117108 sayılı yazıları, 5502 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28.ve 63 maddeleri uyarınca yapılan ödemelerden vergi kesintisi yapılmamasına ilişkin İzmir 1. Vergi Mahkemesinin 2008/115 Esas,2008/1559 sayılı Kararı ile Danıştay 4.dairesinin 2007/5848 Esas,2008/5019 sayılı Kararı bulunduğunu, Erzurum İl Özel İdaresinin 2006 yılına ait Sayıştay 8.Dairesinin 749 sayılı ilamına ek 3135 sayılı Ek ilamda (6638 nolu tutanak)söz konusu ödemelerle ilgili tazmin hükmü vermenin hukuken mümkün olmadığına karar verildiği için, Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi olarak bu ödemelerden yukarıda belirtilen Bilgi ve belgelere istinaden gelir vergisi kesintisi yapılmadığını, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun Esas No:2010/290,Karar No:2011/240 nolu Kararından sonra Gelir vergisi tevfikatı yapılmaya başlandığını,
Sayıştay İlamı üzerine gelir vergisi kesilmemesi nedeniyle yersiz ödenen tutarların tahsili için Vali Yardımcıları ve Kaymakamlardan tahsili için yapılan müracaat üzerine, Ahizlerce (Bünyan Kaymakamı …………..)konu ile ilgili olarak Vergi Mahkemesinde dava açıldığını, ………….. Vergi Mahkemesi Esas No :2012/774, Karar No:2012/584 sayılı kararında davanın idare Mahkemesinin görev alanına girdiği için Red ederek İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verdiğini, ………….. Bölge İdare Mahkemesi Esas No:2012/606,Karar No:2012/542 sayılı Görevli yargı Yerinin Belirlenmesi kararı ile, Davanın ………….. Vergi Mahkemesinde görülmesine Karar verdiğini, Konunun ………….. Vergi Mahkemesinde görülmesi üzerine de, Mahkemenin Esas No:2012/1572,Karar No:2013/652 sayılı Kararı ile ödemelerin kanuni süre içerisinde geri istenebileceğinden, bu süre geçtikten sonra tahsili yolunda işlem tesisinde hukuka uyarlık bulunmadığına Karar verdiğini,
Sayıştay’ın Temyize konu İlamında Kamu zararı oluştuğu iddia edilen tutarın Gelir Vergisi olduğunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, Zamanaşımı süreleri başlıklı 114.maddesinde:
"Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrayacağı,
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun Tahsil zamanaşımı başlıklı 102. Maddesinde;
"Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı hükmüne rağmen Vergi Mahkemesince Kanuni süre içerisinde istenebileceğine hükmetmesi nedeniyle gerçek borçlusu olan ahizlerden tahsil imkanı kalmadığını, hukuk birliğinin sağlanması açısından Kamu zararının kaldırılmasını talep etmektedir.
Sayıştay Başsavcılığı; “…4 ve 5. maddelere ilişkin olarak; 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 28. ve 63. maddeleri uyarınca Vali, Vali Yardımcıları ve Kaymakamlara yapılan ödemelerden Gelir Vergisi kesilmemesi sonucu kamu zararına sebep olunulduğu gerekçesi ile Dairesince tazmin hükmü verilmiştir.
Sorumlu; taşıdığı sıfat nedeniyle, Sayıştay İlamı üzerine gelir vergisi kesilmemesi nedeniyle yersiz ödenen tutarların ahizlerinden tahsili için yapılan müracaat sonucu ilgililerin konuya Vergi Mahkemelerine götürdüklerini, bazı mahkemelerin ya "dava konusu işlemin sebebi vergilendirme olmakla birlikte söz konusu işlemin bizatihi kendisi vergisel bir işlem olmayıp, verginin kesilmemesi nedeniyle fazla ödeme yapıldığından bahisle, kamu alacağının niteliği değiştirilip kişi borcu haline dönüştürülmek suretiyle tahsiline ilişkin bir işlemdir gerekçesi" ile 2576-a ve 6183 sayılı Kanunların hükümlerine dayanarak, ihtilafın çözümünün idare mahkemesinde olduğuna karar verdikleri; ya da Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22.12.1973 gün ve E: 1968/68, K: 1973/14 sayılı kararındaki 'İdarenin yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde süre öngörülmeksizin ödediği meblağ her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin geri istenilmesinin hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi (60 gün) içinde olanaklı olduğu, bu süre geçtikten sonra geri istenilemeyeceği" şeklindeki açık belirlemeye dayanarak, öngörülen süre geçirildikten sonra söz konusu ödemelerin yersiz yapıldığından hareketle tahsili yolunda tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi ile dava konusu işlemi iptal ettiğini belgeler sunarak bilgilendirme yapmaktadır.
Her ne kadar; mahkeme, İçtihadı Birleştirme Kararından hareketle sübjektif sonuç doğduğunu, bu ödemelerin "açık hata" kapsamında değerlendirilmesine hukuken imkan bulunmadığı sonucuna varıp, yasaya uygun olarak tesis edilmiş idari işlemin geri alınması idare hukuku ilkelerine göre mümkün bulunmadığı sonucuna varsa da; konu ile ilgili olarak Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen 03.06.2011 gün ve E:2010/290, K:2011/240 sayılı kesin karar mevcuttur.
Sayıştay, mevzuata aykırılıkları (6085/48) zaten yargılamaya esas raporun konusu yapmaktadır. Anayasanın 160. maddesinin birinci fıkrasında Sayıştay'ın kararının kesin hüküm niteliğinde olduğunun açıkça belirtilmesi ve bu karara karşı herhangi bir hukuksal yola başvurmanın öngörülmemiş olması Sayıştay kararının yargısal anlamda kesin hüküm niteliğinde olduğunu göstermektedir.
Öte yandan, Anayasanın 160. maddesinin ikinci fıkrasında, vergi ve benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay arasında uyuşmazlıklarda Danıştay kararının esas alınacağının öngörülmüş olması, Anayasa koruyucunun, Sayıştay ile Danıştay kararları arasında bu şekilde kıyaslama ihtiyacı duyması, ikisini de yargı organı olarak görmesinin bir sonucudur.
Yukarıda yapılan belirlemeler Anayasa Mahkemesinin E:2012/102 K:2012/207 sayılı 27.12.2012 tarihli kararında mevcuttur. Nitekim Yüksek Mahkemenin bu kararının; '"Sayıştay'ın sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlama görevi yönünden yargısal bir faaliyet icra ettiği ve bu çerçevede verilen kararların maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden yargı kararı niteliğinde olduğu kesin hüküm vermesi nedeniyle bunu sonuçsuz veya etkisiz kılacak şekilde gerek idari gerekse yargısal makamlar nezdinde herhangi bir karar alınmasının söz konusu olamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır." hükmü karşısında; söz konusu vergi mahkeme kararı, her ne kadar üst mahkemece karar bağlanılmamış olsa da bağlayıcı nitelikte olup her türlü yorumdan uzaktır.
Dolayısıyla Sayıştay ilamının gereği olarak tahsilat için öngörülen mevzuatın uygulamasının sorumlularca takibi ile fazla ödemelerin geri alınması yolunda hüküm kuran Daire Kararının korunulmasının uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” Şeklinde görüş belirtmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 63.maddesinde,
“Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali yardımcılarına ve kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 2. maddesinde de ücretler gelir vergisine tabi tutulacak kazançlar arasında sayılmış ve 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63. maddeleri gereğince ödenen ücretler de gelir vergisinden istisna edilmemiştir.
1700 sayılı Dâhiliye Memurları Kanununun 5540 sayılı Kanunun 1. maddesi ile eklenen “ek ödeme” başlıklı Ek 5. maddesinde,
“İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtında Mülkî İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) % 200’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 inci ve 63 üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.” denilmiştir.
Görüldüğü üzere, 5540 sayılı Kanunun 1. maddesiyle, 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63. maddesine göre ve adı geçen kamu görevlilerinin İl Özel İdaresi ile ilgili görevleri karşılığında verilen ödenekler dışında, ayrı ve farklı nitelikte bir ödeme ihdas edilmiştir. Bu ödemenin 5302 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinde öngörülen ödeneklerle ilgisi sadece tutarının tespitinde dikkate alınacak esaslar ile sınırlıdır. Madde metninde yer alan, “…bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.” hükmü ile getirilen vergi muafiyeti, 5540 sayılı yasanın 1. maddesiyle 1700 sayılı Kanuna eklenen Ek 5. maddeyle getirilen ödemeye münhasır olup, bu muafiyetin yine bu hüküm gerekçe gösterilerek 5302 sayılı yasanın 63. maddesiyle öngörülen ödeneğe de teşmili yasal açıdan mümkün görülmemektedir. Zira madde metninde yer alan “bu ödemeden” ibaresiyle kastedilen ödemenin 1700 sayılı yasanın Ek 5. maddesiyle yapılan ödeme olduğu açıktır. Dolayısıyla 5302 sayılı Kanunun 63. maddesi gereğince yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılması gerekmektedir.
Sorumlu, Sayıştay İlamı üzerine gelir vergisi kesilmemesi nedeniyle yersiz ödenen tutarların tahsili için Vali Yardımcıları ve Kaymakamlardan tahsili için yapılan müracaat üzerine, son olarak konunun ………….. Vergi Mahkemesinde görülmesi üzerine, Mahkemenin Esas No:2012/1572,Karar No:2013/652 sayılı Kararı ile ödemelerin kanuni süre içerisinde geri istenebileceğinden, bu süre geçtikten sonra tahsili yolunda işlem tesisinde hukuka uyarlık bulunmadığına karar verdiğini belirmekte ise de;
6085 saylı Sayıştay Kanunu’nun 50 nci maddesinde, Daireler tarafından yapılan hesap yargılaması sonucunda; hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna veya kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedileceği belirtilmektedir.
Anayasanın 160’ncı maddesinde;
“……..Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararlan arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır." denilmektedir.
Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay'ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, vergi konusunda Danıştay'ca verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.
Üstelik konu ile ilgili olarak, anılan ödemelerin vergiye tabi tutulması gerektiği şeklinde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen 03.06.2011 gün ve E:2010/290, K:2011/240 sayılı kesin karar mevcuttur.
6085 sayılı Sayıştay Kanununun İlamların İnfazı başlıklı 53 üncü maddesinin 2’nci fıkrasında ise; “ilamlarda gösterilen tazmin miktarı hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabi tutularak, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunur.” hükmüne yer verilmektedir.
Anayasanın yukarıda söz edilen 160’ıncı maddesine göre Sayıştay kararlarının kesin hüküm niteliğini taşıdığı kuşkusuzdur. Sayıştay ilamı ile maddede ilişik tutulan ödeme emri belgeleri üzerinde imzaları bulunan görevlilerden tahsiline karar verilmiş olup; 6085 sayılı Yasanın 53 üncü maddesi hükmü uyarınca bu miktarın İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre bu görevlilerden tahsil edilmesi gerektiği gibi, tazminle yükümlü tutulan görevlilerinin haksız ödemeden yararlanan ilgililere özel hukuk hükümleri çerçevesinde rücu etmeleri mümkündür.
Söz konusu olayda idari yargı yoluna başvuracak olan sorumlular değil, hakkında işlem yapılan kişiler yani ahizlerdir. Ahizler idari yargı mercilerinde, maaşlarından kesinti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek dava açacaklardır. Yukarıda belirttiğimiz Anayasanın 160’ıncı maddesi hükmü gereği Sayıştay ilamına karşı idari dava yoluna gidilmesi de mümkün değildir. İdari yargı mercileri ise dilekçinin de iddia ettiği gibi sadece davacı ahize fazla ödendiği belirtilen tutarın davacı adına borç çıkartılmasına yönelik işlem açısından yapılan değerlendirmede; yapılan fazla ödemenin açık hatadan kaynaklanmadığı, bu nedenle 60 günlük süre içinde geri alınabileceği hususunun Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 gün ve E:1968/68, K:1973/14 sayılı kararıyla sabit olması nedeniyle bu sürenin aşılmasını gerekçe göstererek tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediğinden bahisle dava konusu fazla ödemelerin geri istenilmesi işleminin iptaline karar vermektedirler. Ancak yapılan bu ödemelerin idari yargıda ahizlerinden alınamayacağına dair karar verilmiş olması, Sayıştay yargılaması açısından yapılmış olan usulsüz ödemeyi ve bu usulsüz ödemeden doğan sorumluluğu ortadan kaldırmayacağından, dilekçilerin bu yöndeki itirazları da yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle, sorumlu iddialarının reddi ile 25 sayılı ilamın 4 üncü maddesiyle toplam ………….. TL.ye dair tazmin hükmünün TASDİKİNE, Oybirliği ile,
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:13