Sayıştay 1. Dairesi 36983 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1
Sayıştay Kararı
36983
24 Haziran 2014
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 1999
-
Daire: 1
-
Dosya No: 36983
-
Tutanak No: 39297
-
Tutanak Tarihi: 24.06.2014
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten ve duruşmada murafaacı Murat KARAYALÇIN ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşüldü:
Temyiz Kurulunun 14.10.2008 tarih ve 30370 sayılı ilamıyla Sayıştay Birinci Dairesince verilen 2395 sayılı Ek İlam hükmünün bozulmasına karar verilmesine karşı, bu defa 2405 sayılı ek ilamın 1-A maddesiyle; Belediye tarafından yurtdışına ihraç edilen tahviller karşılığında temin edilen ve 06.03.1992 tarihli Danışmanlık Sözleşmesi ile takip ve yönetimi Belko Limited Şirketi’ne devredilen dövizlerin, milli bankalar haricindeki Pasifik Bank Off-Shore Ltd.’ye yatırılması; Pasifik Bank Off-Shore Ltd.’nin iflas etmesi sonucu yatırılan dövizlerin tahsilinin imkânsız hale gelmesi ve bu nedenle belediyenin 455.874,8.-ABD Dolarlık zarara uğratılması gerekçesiyle tazmin hükmü verilmişti.
Dilekçi dilekçesinde özetle:
■ Tahvil Fon yönetiminin 06.03.1992 tarihli danışmanlık sözleşmesi ile BELKO LTD. ŞTİ' ne verilmesi,
■ Belediye meclisinin 04.06.1990 Tarih ve 223 Sayılı, 04.10.1990 Tarih ve 354 sayılı, 06.05.1991 Tarih ve 232 Sayılı, 08.10.1991 Tarih ve 393 Sayılı, 13.10.1992 Tarih ve 329 Sayılı kararlarına dayanılarak dış piyasalardan borçlanılması,
■ Tahvil fon gelirlerinin 1211 Sayılı T.C. Merkez Bankası Kanunu'nun 41/3 maddesi ve Belediye Bütçe ve Muhasebe Usulü Tüzüğü'nün 35.maddelerine aykırı olarak Milli Bankalar dışındaki yabancı bankalarda tutulması
ÖNCELİKLE GÖREVDE BULUNDUĞU YÖNETİM DÖNEMİ (EK 1):
Adı-Soyadı: Unvanı : Görev Tarihi:
Murat KARAYALÇIN B.B. ŞEHİR BAŞKANI 04.04.1989-29.09.1993
SAVUNMASI:
A- Birinci dairece, tazmine gerekçe olarak gösterilen beş adet karar, yurtdışı piyasalarından belediyenin borçlanabilmesi için yetki veren meclis kararları olduğunu,
1580 Sayılı Kanun'un Meclisin müzakere edeceği işler başlıklı 70. Maddesinin 5. bendine göre Meclis ikrazlar ve istikrazlar hakkında müzakere edebileceği ve bunlarla ilgili karar verebileceği ifade edildiğini,
Aynı Kanunun Encümenin Vazifeleri başlıklı 88.maddesinde, encümenin vazifeleri sayılmış olup bu maddeye binaen encümenin aldığı karar gereği tahvil fon yönetim işlemleri B. şehir Belediyesi ile Belko Ltd. Şti'nin yetkililerince imzalanan 06.03.1992 tarihli "Danışmanlık Sözleşmesi" ile bu şirkete verildiğini, Şirketin %99 hissesinin belediye payı olduğunu,
Aynı Kanunun, en büyük belediye amiri sıfatıyla reisin vazifesi başlıklı maddesinin b) bendi gereğince Meclis ve encümeninin, mafevk mercilerin kararlarını infaz etmek olarak sayıldığından bu kararların ve emirlerin tarafınca yerine getirilmesi yasanın amir hükmü ve amir hüküm gereği tercih hakkının olamayacağını, Bundan dolayıdır ki bu karar ve emirlerden ötürü hukuken bir sorumluluk taşımayacağını,
B- Tahvil fon yönetimi 06.03.1992 Tarihinde belediye ile Belko Ltd. Sti. arasında imzalanan "DANIŞMANLIK SÖZLEŞMESİ" ile başladığını, Murat Karayalçın olarak bahse konu sözleşmede imzasının bulunmadığını, İmzalamadığı sözleşme gerekçe gösterilerek tarafına sorumluluk tevcih edilmesinin hukuki olmadığını (Ek-2),
C- Yönetim dönemime ait cetvelden anlaşıldığı üzere belediyeden 29.09.1993 Tarihinde ayrıldığını, Halbuki 05.01.1994 tarih ve 18 nolu talimat ile pasifik banka havalesi yapılan 1.000.000.00 USD görevden ayrıldığından üç ay sonrası olduğunu, Suç ve sorumluluk oluşmasında gerekli unsurlar kişi, zaman ve yer kavramları olduğunu, Görevli olmadığı bir yerde ve zamanda düzenlenmiş talimattan dolayı tazmin hükmedilmesi hukuken mümkün olmadığını,
1211 sayılı yasaya göre, fon gelirlerinin TC MB'na yatırılmadığı iddiasına gelince; Yasanın 41/3 maddesine göre, banka yatan paraya faiz vermez zaten ilk başlarda borç ile alınan tahvilleri bankaya yatıramazsınız, banka faiz ödemediğine göre borçlanmanın bir anlamı kalmaz bankada para atıl kalır. Borçlanmanın mantığı elde edilecek gelirler ile projeleri finanse etmektir. Tahvil fon yönetiminden elde edilen paralar Büyükşehir Belediyesinin TC MB ile TC ZB ndaki hesaplarına yatırıldığını,
Bu paralarının Belediye Bütçe ve Muhasebe Usulü Tüzüğü'nün 35. maddesine göre kayıtlara alınmadığı iddiası belediyeye yatırılacak kamu hukukundan doğan paralar için geçerli olduğunu, Belediye Gelirleri Kanunu'na göre tahsil edilen paralar, vergi, resim, harç, kesilen para cezaları, Devlet katkı payları vb gibi. Paraların TC MB da değerlendirilmesi konusu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne verilen Ankara Üniversitesi Öğretim Görevlileri'nin Bilirkişi Raporlarında açıklandığını,
Belediye Bütçe ve Muhasebe Usulü Tüzüğü gereğince; Hesap İşleri Daire Başkanlığının 26.10.1990 tarih ve 2028 sayılı teklifiyle, tüzüğün öngördüğü borç ödeme fonunun oluşturulması Belediye Meclisi'nin 07.01.1991 tarih ve 20 sayılı kararıyla ve bu karara istinaden TC. Emlakbank Ulus Şb de 14.02.1991 tarih ve 30402-44410 numaralı borç ödeme hesabı açılarak gerçekleştirildiğini,
Madde 35- Belediye geliri olarak yapılan her türlü tahsilat, bir tahsilat fişiyle belediye veznesine veya bir teslimatla bankaya yatırılır. Belediyeler yerel koşullara göre belediye bünyesinde vezne kurabilecekleri gibi veznedarlık görevini Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek devlet bankalarına da yaptırabilirler. Şeklinde ifade edilmiştir. Fon gelirleri bu maddenin kapsamı dışında kalmaktadır.
Yurtdışı tahvil ihracını da içeren yıllık bütçeler Belediye Meclisinden geçirilmiş ve vali tarafından onaylanmıştır.
1580 sayılı Belediye Kanunu'nun Belediyenin, Hak ve Selahiyetleri ve İmtiyazları başlıklı 19.maddesinin 6.bendi "Belediyeye ait hizmetlerin ifası zımnında şahsi hükmi sıfatıyla sınır dahil ve haricinde menkul ve gayrimenkul mallara tasarrufa, bey ve şiraya, icar ve isticar, ikraz ve istikraza, teberruatın kabulüne, emsali nukut ve taahhüdatı medenieyeyi ifaya ve davaya ve sulh ve ibraya ehil olmak" hükmünü içerdiğini,
Bu hüküm çerçevesinde belediyelerin borç almaya ve borç vermeye yetkili olduğunu, Tahvil ihracı suretiyle borçlanan belediyenin Büyükşehir Belediyesi olduğu dikkate alındığında 1580 sayılı kanuna göre sonraki ve özel kanun niteliği taşıyan 3030 sayılı Kanunun da dikkate alınması gerektiğini, Anılan Kanunun "Büyükşehir Belediyesi Gelirleri" Başlığını taşıyan 18.maddesinin (h) bendinde Büyükşehir Belediyesi gelirleri arasında, "iç ve dış borçlanmalar ile tahvil ve hisse senedi gelirleri de" sayıldığını, Sonuç olarak Ankara Büyükşehir Belediyesinin tahvil ihracı suretiyle borçlanmasına izin veren bu hükümler nedeniyle hukuka aykırı borçlanmadan söz etmek imkanı da bulunmadığını,
1993 Yılına kadar Büyükşehir Belediyelerinin yurtdışına tahvil ihracı için Hazineden izin alma zorunluluğu yoktu ve bununla ilgili bir yasal bir düzenleme de bulunmamakta olduğunu,
Belediye Bütçe Ve Muhasebe Usulü Tüzüğü'nün 94. Ve 95. Maddelerinde yer alan ve tüzüğün 94. maddesinde, "Büyük yatırımlarını gerçekleştirmek için uzun veya orta vadeli kredi alan belediyeler, borçlarını ödeyebilmek için belediye meclisinin kararıyla belediye bütçesi içinde borç ödeme fonu oluşturabilirler. Uluslararası kredi kuruluşlarından borçlanan belediyeler tahvil ihracı suretiyle kaynak yaratan belediyelerce de bu fonun oluşturulması zorunludur." Biçimindeki düzenleme; aynı Tüzüğün 95.maddenin son fıkrasında yer alan, " Fonun paraları belediyenin bankadaki genel hesabı dışında ve en fazla gelir getirecek şekilde milli bankalardan birine yatırılır." Denilen maddesi de incelendiğinde sonuç olarak işlemlerimizin 1211 sayılı Merkez Bankası Yasasının 41/3 maddesine aykırı olmadığı ve Muhasebe Usulü Tüzüğünde öngörülen hükümlerine uygun davranış olarak değerlendirilmesi gerektiğini,
Tahvil fon yönetiminde değerlendirilen ve TL ye dönüşen paralar Büyükşehir belediyesinin TC MB ile TC ZB daki hesaplarına yatırıldığını,
BANKA İSİMLERİ VE HESAP NUMARALARI (Ek-3):
• TC MERKEZ BANKASI: TL HESABI NO.350103001/1,2,3 TL TL HESABI NO=39 DÖVİZ HESABI (USD) 852301001/8
• TC ZİRAAT BANKASI: ULUS ŞB=30427/1753-7 ULUS ŞB=30/402-1883/7 TC ZİRAAT BANKASI Tahvil Fon Yönetim Müdürlüğü
Tahvil fon gelirleriyle ilgili olarak Belediye Bütçe ve Muhasebe Usulü Tüzüğünün 35. Maddesine aykırı hareket edilmediği belgeleri ile sabit olduğunu,
31.03.1994 tarihi itibarıyla Mülkiye Müfettişlerinin hazırladıkları teftiş raporlarındaki kayıtlar ile Ankara 18. ve 19. Asliye Hukuk mahkemelerinin tayin ettiği bilirkişi kurulu raporları, Hesap işleri D. Bşk.lığının yazısı, Belko Ltd. Şti.nin kayıtları birbirlerini doğruladığını, (Teftiş Layihası Ek-4)
31.03.1994 Tarihi İtibariyle Tablo USD:
Toplam Tahvil Borçlanması 608.400.000 USD
Komisyon ve Swap Giderleri 21.945.000 USD
Net Tahvil Paraları 586.455.000 USD
Tahvil Fonu Gelirleri 74.955.209 USD
Toplam Miktar 661.410.209 USD
Harcamalar 615.197.030 USD
Projelere 409.473.276 USD
Borç Ve Faize 80.725.615 USD
İlçe ve Bağ.K 124.998.139 USD
Kalan Para 46.213.179 USD
Olarak belirlendiği, bu bakiyenin yukarıdaki maddeler incelenirken belirtilen 31.03.1994 tarihi itibariyle gösterilen değerlere tekabül ettiği görülmektedir.
Ayrıca Müfettişler Layihası'nın 42. Sayfasında;
Aynen " Yurt dışı tahvil piyasalarında tahvil ihracı suretiyle elde edilen 608 milyon ABD doları eşdeğerdeki Belediye parasının 3 yılı aşkın bir süre belediye bütçe ve Muhasebesi dışında Belko Ltd. Şirketinde işçi statüsündeki kişilerin oluşturduğu fon yönetimine verilmesi sonucu belediyenin zarara uğradığı gerekçesiyle uğranılan zararın neden olanlardan tahsili için tazmin raporu düzenlenmiş ise de; Belediyenin Fon yönetiminden dolayı uğradığı zararın tam olarak belirlenebilmesi için fon işlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, belediye zararının yanı sıra belediye karlarının da göz önünde bulundurulması, belediye zararlarının fon yönetimi konusunda uzman bilirkişiler tarafından ancak tesbit edilebileceği, uzmanlık alanımız dışındaki bu konuda tazmin raporu düzenlenmemesi ve bu konudaki müfettişlik tesbitlerimizin gerekli işlemlerin yapılması için ilgili Büyükşehir Belediye Başkanlığına gönderilmesi gerektiği görüşündeyim. Arz ederim.07.03.1995"
Bizimde katıldığımız üzere çok yerinde bu tesbitle bu şekilde ifade edilmiş ancak bu değerlendirme hiçbir zaman yapılmadığını,
Kamu kaynaklı paralardan B.B. ve M.U. Tüzüğü'nün 35.maddesine göre belediye muhasebesine alınan paraların usulüne uygun harcanmaması durumunda tesbit edilen tutara kamu zararı veya fazla ödeme olarak tanımlanır. Fon yönetimi için Kamu Zararı tanımı ifadesi kullanılırsa yanlış bir hukuki saptama olur. Fon yönetiminde sadece KAZANÇ ya da KAYIP'tan söz edilir. Fon yönetimi hesaplarının bir bütün olarak belediye ve Belko şirketi ile birlikte denetlenmesi gerekirdi yani fonunun başlangıç ve bitiş tarihini kapsayacak şekilde.(30.10.1990-1997 arası) Müfettiş kısmi bir denetim yapmış olup, denetçi de layihadan aldığı bilgilerle raporu Sayıştay Yargısı'na intikal ettirdiğini,
Halbuki tahvil fon yönetimine esas; brüt 608.000.000.00 USD net 586.455.000.00 USD tutarlarında para vardır.Bu rakamlar üzerinden KAYIP-KAZANÇ hesabının yapılması gerektiğini,
Örneğin: Kazanç = 586.455.000.00+Tahvil Fon Gelirleri>(büyüktür) 608.000.000 USD Kayıp = 586.455.000.00+Tahvil Fon Gelirleri<(küçüktür) 608.000.000 USD *Bu şekildeki hesaplama ile tahvil fon gelirinden kar mı yoksa zarar mı edildiği tespit edilebileceğini,
Denetim elemanları (Mülkiye müfettişi, Sayıştay Denetçisi) bu denetimi yapmadıkları için ortada milyon USD lik fon gelirlerini görmemezlikten gelip, 455.784.80 USD için kamu zararı vardır demişlerdir. Bu durumda hukuki vicdani kanaate aykırı olduğunu,
SAVUNMANIN ÖZETİ VE NETİCE-İ TALEBİ:
-
- Dairenin Ek ilamında yazılı ve Tazmine gerekçe olarak gösterilen Belediye Meclisi kararları, borçlanma ile ilgili kararlar olması sebebiyle bu kararlara dayanarak tarafına sorumluluk yüklenemeyeceği ,
-
Belediye ile Belko Ltd. Şti. arasında hazırlanan Danışmalık sözleşmesinde imzası bulunmadığı için sorumluluk yükletilmesinin hukuki olmayacağı,
-
29.09.1993 Tarihinde belediyedeki görevinden ayrılmış olduğundan 05.01.1994 Tarih ve 18 sayılı talimattan dolayı sorumluluğunun bulunmadığını, Bu sebeplerden ötürü tarafına Tazmin hükmolunan toplam 455.874.80 USD nin Temyiz yargılamasının, duruşmalı olarak yapılmasını ve Tazmin hükmünün Kurulunuz tarafından kaldırılarak, beraat ettirilmesini talep etmektedir.
Sayıştay Savcılığının karşılamasında:
“Ankara Büyükşehir Belediyesinin dış piyasalardan tahvil ihraç etmesi suretiyle elde edilen dövizlerin takip ve idaresinin belediye encümeni kararı gereği Belko Limited Şirketine verilmesi, 1580 sayılı Kanunun 19/6, 70/5, 71, 99 ve 100. maddeleri ile 3030 sayılı Kanunun 18/h. Maddesine uygundur. Dövizlerin takip ve idaresinin daha iyi yapılabilmesi amacı adı geçen şirket bünyesinde kurulan ekonomik kurulun görüşleri ve genel sekreterin talimatları ile milli bankaların dışındaki bankalarda dövizlerin değerlendirilmesi 1211 sayılı Merkez Bankası Kanunun 41/3. maddesi, Belediye Bütçe ve Muhasebe Usulü Tüzüğünün 94., 95 ve 107. maddelerine aykırı ise de dış borcun tamamının yönetimi sonucu belediyenin elde ettiği yabancı paralar ve faiz gelirlerin toplamlarının, milli bankalara değerlendirilmesi halinde elde edileceği varsayılan faiz ve anaparaların toplamları mukayese edilmesi ile kamu zararının meydana gelip gelmediğinin tespiti, ayrıca olayla ilgili Ankara 18. ve 19. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan dava sorumluların suçlu olup olmadığına ilişkin kararın kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması için dosyasının dairesine gönderilmesine,
832 sayılı kanunun 76. maddesi gereği karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir. Arz ederim.” denilmiştir.
14.10.2008 tarih ve 30370 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla şu gerekçelerle ilam bozularak daireye tevdi edilmiştir.
-
800.000. ABD dolarından, 344.125,2 ABD dolarının belediye hesabına geçtiğine ilişkin dilekçe ekinde gönderdikleri ilam tarihinden önceki tarihleri taşıyan Merkez Bankası Dekontların incelenmesi,
-
Tazmine konu tutar olan 800.000. ABD dolarının kesinleşmiş bir meblağ olup olmadığının, söz konusu belediye kaynağının zaman aşımına uğrayıp uğramadığının ve artık tahsili imkansız hale gelmiş belediye kaynağının bulunup bulunmadığının varsa ne miktarda olduğunun ve bu belediye kaynaklarının belediyenin saymanlık kayıtlarıyla nasıl ilişkilendirildiğinin açıklığa kavuşturulmadan eksik incelemeye dayalı olarak tazmin hükmü verilmesi,
-
Ankara Büyükşehir belediyesinin dış piyasalarından tahvil ihraç etmek suretiyle elde ettiği gelirlerin Belediye hesaplarına intikal ettirilerek takip ve tahsilinin yapılmamasından Ankara Büyükşehir Belediyesi Hesap İşleri Daire Başkanının sorumluluğa katılması,
-
Daire tarafından tanzim edilen 2405 sayılı ek ilamda:
-
15.04.1994 tarihli Pasifikbank Off. Shore Ltd. cevabi yazısında sabit olduğu ve Bankanın iflası nedeniyle kalan bakiyenin T.C.Merkez Bankası aracılığıyla 344.125,2 ABD dolarlık kısmının tahsil edildiği ve 455.874,8.. ABD Dolarlık belediye alacağının tahsil edilemediği tespit edildiği,
-
Off. Shore bankacılığı yapan Pasifıkbank Off. Shore Ltd.' nin iflas etmiş olması nedeniyle hakkında hukuki takibat yapılamadığından belediyenin alacağının takip ve tahsil kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespitinin yapılamadığı, diğer taraftan, Sayıştay yargısı açısından belediye alacağının, tahsil kabiliyeti olup olmadığına bakılacağına ilişkin herhangi bir mevzuat hükmü bulunmadığından ve alacağın tahsil kabiliyeti olup olmamasının hükme tesir edecek bir niteliği olmadığından bu konuda yapılacak bir işlem bulunmadığına,
-
“Dönemin Hesap İşleri Daire Başkanının sorumluluğu bulunsa bile olayın tespit edildiği tarihten bu güne kadar Hesap İşleri Daire Başkanı adına herhangi bir sorgu düzenlenmediği, 818 sayılı Borçlar Kanununun 60. maddesinde yer alan zamanaşımı süresi dikkate alındığında bu gün itibarıyla ilgiliye yeniden sorgu yazılmasına imkân bulunmadığı anlaşıldığından Hesap İşleri Daire Başkanı için yapılacak işlem bulunmadığına” denilmiştir.
15.03.2005 tarih ve 27705 sayılı Temyiz Kurulu Kararında:
“Bu yasa hükümlerine göre, Büyükşehir belediyelerin dış borçlanma yoluyla elde ettikleri paralar Büyükşehir belediye gelirleri içinde yer almaktadır. Dış borçlanma yoluyla temin edilen söz konusu kaynağın diğer belediye gelirleri gibi belediye resmi kayıtları olarak belediye bütçesi dahilinde hesabının tutulması ve görevli sayman tarafından hesabın Sayıştay’a verilmesi gerekmektedir. Borçlanmaların yapıldığı yıllarda görev başında bulunan saymanın Ankara Büyükşehir belediyesinin dış piyasalarından tahvil ihraç etmek suretiyle gelir elde ettiği konusuna muttali olduğu; hatta 22/02/1992 tarihli Belediye Başkanı Murat KARAYALÇIN onayı ile “Ekonomik Kurul” adı altında bir organ oluşturularak yasal olarak Belediye yetkili organlarına verilmiş yetkilerin, üyelerinin bir kısmının da devlet memuru olmayan bu kurula devredilmesinde mezkur kurulun üyeleri arasında bulunduğu ve Kurulun sekretaryasının yürütülmesinin Hesap İşleri Daire Başkanlığı uhdesine verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, Ankara Büyükşehir belediyesinin dış piyasalarından tahvil ihraç etmek suretiyle elde ettiği gelirlerin Belediye hesaplarına intikal ettirilerek takip ve tahsilinin yapılmasından Ankara Büyükşehir belediyesi Hesap İşleri Daire Başkanın sorumluluğu bulunmaktadır.” denilmiştir.
Bu karar üzerine 1.Daire bozma kararına direnerek;
“1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu’nun 20.maddesi ve Belediye Bütçe ve Muhasebe Usulü Tüzüğü’nün 45.maddesi hükmü gereği; her sayman, yönetim dönemi içinde tahsili kendisine verilmiş gelirlerin ve kişi borçları hesabında kayıtlı tutarların izlenmesi ve tahsili ile yükümlü bulunduğundan,
Tahvil ihracı suretiyle gerçekleştirilen borçlanma işlemleri ve gelirlerinin takip ve yönetimi; belediye hesaplarına intikal ettirilmeksizin, bizzat Belediye Başkanı Murat KARAYALÇIN tarafından imzalanan danışmanlık sözleşmesi ile Belko Limited Şirketi’ne devredilmek suretiyle, yönetim dönemi hesabı dışında izlendiğinden ve takip ve yönetimi, saymanlık uhdesine bırakılmaksızın, özel bir şirkete devredildiğinden ve bu nedenle de saymanın, söz konusu işlemleri, belediye kayıtlarına intikal ettirme ve takip ve tahsil etme inisiyatifi bulunmadığından,
Saymanın borçlanma ile ilgili herhangi bir birim veya kurulda görev almasının, borçlanma işlemlerinin saymanlık nezninde ve hesaplarında gerçekleştirilmesi anlamına gelmeyeceği anlaşıldığından,
Sayman sıfatına haiz Hesap İşleri Daire Başkanının sorumluluğunun bulunmadığına,” denilmiştir.
14.10.2008 tarih ve 30370 sayılı Temyiz Kurulu Kararında ise 2005 tarihli yukarıda belirtilen Temyiz Kurulu Kararındaki aynı gerekçelerle Hesap İşleri Daire Başkanının sorumlu olması gerektiği ifade edilmiştir.
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesinden, Ankara Büyükşehir belediyesinin hazine garantisine haiz olmadan 1990, 1991 ve 1992 yıllarında 5 parti halinde Almanya ve Japonya piyasalarından 5 yıl vadeli tahvil ihraç etmek suretiyle yaklaşık 608 milyon USD borçlandığı, bunun için 1990, 1991 ve 1992 bütçe kararnamelerine borçlanma yetkisi için hükümler konulduğu ancak bu konuda ayrı bir Meclis kararı alınması 1580 sayılı yasanın 70. maddesi hükmü uyarınca yasal zorunluluk iken (18.03.1992 tarihli 4,6 milyar Japon Yeni borçlanması hariç) Meclis Kararı alınmadığı ve dolayısıyla 1580 sayılı kanunun 71. maddesine aykırı olarak Mülki Amir onayının da alınmadığı, mevzuatta hazine garantisinin 09/01/1993 tarihinde getirildiği fakat Türkiye’nin itibarının zedelenmemesi gerekçesiyle hazinenin belediyenin borcunu üstlendiği ve 1995 yılında hazinece ödenmeye başlanıldığı, temin edilen dövizlerin yönetimi uzmanlık gerektirmesi gerekçesiyle belediyenin %98 (kalan %2 si de Halk Ekmek şirketine ait) hissesi bulunan BELKO LTD. ŞTİ ile 06/03/1992 tarihinde ve 22/12/1992 tarihinde Danışmanlık Sözleşmeleri ile dış borçlanma yoluyla elde edilen dövizlerin takip ve yönetimini söz konusu şirkete devredildiği, bu kaynağın hemen kullanılamayacak olmasından dolayı ödeme tarihlerine kadar geçecek sürede nemalandırılması amacıyla önce yurtdışı bankalarında daha sonra da yaklaşık 25-30 adet yurtiçi bankalarına ve uluslararası piyasalarda yurtdışı yatırım fonlarına yatırıldığı, Belediyenin dış piyasalarından tahvil ihraç etmek suretiyle elde ettiği dövizlerin Belediye bütçesi ile ilişkilendirilmeksizin BELKO LTD. ŞTİ ‘nin yönetimine verildiği bundan dolayı Belediye bütçesi içinde oluşturulmuş olan Borç ödeme fonu ile herhangi bir irtibatın olmadığı söz konusu dövizlerin ancak ilgili yatırımları üstlenen yüklenicilere hak ediş bedellerinin veya yurtdışı borç faizlerinin ödenmesi esnasında Bütçe gideri yazılarak Belediye kayıtlarına intikal ettirildiği, dolayısıyla bu aşamaya kadar Belediyenin resmi kayıtlarında bulunmadığından Sayıştay denetiminde de 1994 yılına kadar fark edilemediği,
Konunun ilk aşamada Sayıştay’ca hüküm dışı bırakılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi üzerine Ankara Cumhuriyet Savcılığınca görevi kötüye kullanmak suçundan dava açıldığı, Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 1998/01338 sayılı kararında “Sanıklara atılı görevi kötüye kullanma suçunun işlendiğine dair savunmaların ve bilirkişi raporlarının aksine mahkumiyete yeterli herhangi bir kanıt temin edilemediği gibi oluşan bu durum nedeni ile herhangi bir suçun varlığından da söz edilemeyeceği anlaşıldığından sanıkların ayrı ayrı beraatlerine” karar verildiği, ancak Ankara Büyükşehir Belediyesi vekilince davanın temyiz edilmesi sonucunda Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesinin 3/04/2001 tarih ve Esas No:2001/3331, Karar No:2001/3586 sayılı Kararında ‘Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak (1-…)2-24/11/1995 tarihli müfettiş raporu ve 23/03/2000 tarihli bilirkişi raporu ile hükme dayanak yapılan 22/11/2000 tarihli bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi için yeniden uzman kişilerden rapor alınması ve sonuca göre hangisinin hangi nedenle üstün tutulduğu açıklanarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi, yasaya aykırı ve katılan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN Bozulmasına,” denilmesi üzerine, Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/01407 sayılı kararında 4616 sayılı Şartlı Salıverme Yada Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun gereğince açılan kamu davasının ertelendiği,
Bilahare, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2002/926 esas sayılı tazmin davası açıldığı adı geçen mahkemece 03/07/2003 tarihli, 19/10/2004 tarihli ve 31.10.2007 tarihli olmak üzere Bilirkişi Heyetleri atandığı görülmüştür.
Gerek dilekçi eki belgelerde, gerek ek rapor ve ilamda mahkemenin kesinleşmiş kararına ilişkin bir belgeye rastlanamamıştır.
832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesinde denetim sırasında suç teşkil eden bir fiile rastlandığı takdirde izlenecek yöntem belirtilirken ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay'ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır.
Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, vergi konusunda Danıştay’ca verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemekle birlikte Sayıştay, Anayasanın verdiği yetkiye istinaden sorumluların hesap ve işlemlerini yargılama yoluyla kesin hükme bağlarken kuruluş kanunu ile genel mali yönetim ve kontrol mevzuatını esas almakta ve diğer yargı mercilerinden hesap mahkemesi olarak ayrılmaktadır. Yargılamada hesap yılını esas alarak, hesap yılında geçerli usul ve hükmünde esas aldığı mevzuata dayalı olarak hüküm vermektedir. Kısaca sorumluluk ve sorumlu tespitinde diğer yargı kurumlarından ayrılmaktadır.
Buna göre; olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1050 sayılı Kanunun sorumlular ile sorumluluk hallerini düzenleyen 13 ve müteakip maddelerinin ihlal edilip edilmediği ile edenlerin hangi sıfatla (sayman- tahakkuk memuru – ita amiri – usulüne uygun olarak sayman sıfatıyla görevlendirilmediği halde sayman sıfatı kullananlar gibi) sorumlu oldukları ve ihlal ettikleri mevzuat hükümlerinin ve 832 sayılı Kanunun 45. Maddesi gereğince “ sorumlularca; gelir, gider, mal ve kıymetlerin mevzuata uygun olarak tahakkuk ettirilmediği, alınmadığı, harcanmadığı, verilmediği, saklanmadığı veya idare edilmediğinin “ kesin olarak tespiti ve Sayıştay İlamında yer alması gerekmektedir. Bu çerçevede İlam değerlendirildiğinde, ilgililerin hangi sıfatla ve hangi işlemlerden dolayı sorumlu tutuldukları belli değildir. Özellikle sorumlu tutulanların görev sürelerinden sonra varlığı devam ettirilen fon işlemlerinden dolayı kendilerinden sonra fonu sonlandırmayan, hesabı devir alan yetkililer sorumlu tutulmaksızın sorumlu bulunmaları hakkaniyete ve eşitlik kurallarına da uygun değildir.
Gerek dilekçi dilekçeleri ve sözlü açıklamaları, gerekse rapor eki belge ve bilgiler çerçevesinde yurtdışı tahvil ihracı nedeniyle belediyenin zarara uğradığı iddiasına karşılık fon yönetimin oluşturulduğu tarihten sorumlu tutulanların görevlerinin sona erdiği tarihten yıllar sonra sona erdiği tarih aralığında yapılan işlemlere ilişkin kar zarar durumu net olarak ortaya konulamamıştır. Fon hesabının bir bütün olarak ele alınıp gerek merkez bankası gerekse diğer banka kayıtları ayrıntılı incelenememiş ve bu konuda bilgi ve belgelere ulaşılamamıştır. Öte yandan borçlanma suretiyle elde edilen kaynağın altında bir tutarın hesabının verilmemesi ile Belediye Hesaplarına intikal ettirilmemesi de söz konusu değildir. Dosyada mevcut Sayıştay Başkanlığının yazısı üzerine Ankara Büyük Şehir Belediyesinden alınan yazıdan, masraflar düşüldükten sonra borçlanılan tutarın üzerinde bir kaynak yaratıldığı ve bunun belediye hesaplarına intikali ile projelerde kullanıldığı anlaşılmıştır. Mevzuata aykırı oluşturulmuş fon için sorumluluk oluşturulur iken milli bankalardaki tutarlara beraat kararı verip bir kısmına vermemek ve bunu yaparken de fon uygulamasını devam ettirenleri ve özellikle sayman sıfatını haiz olan görevlileri sorumluluğa dahil etmemek ve bunu hesap işleri daire başkanının sorgusunun yapılmamasına ve Borçlar Kanunun zaman aşımı hükümlerine dayandırmak isabetli ve hukuki değildir. Bu görüşün bir an için doğru olduğu düşünülür ise ilamla sorumlu tutulanlar için de gerekçe oluşturur.
2405 sayılı ek ilamda sorumlu tutulan görevlilerin 832 ve 1050 sayılı Kanunlara dayalı bir sorumluluk tevdi edilmediği ayrıca Murat KARAYALÇIN’ın “Danışmanlık Sözleşmesinde” imzası olduğu gerekçesiyle sorumlu tutulduğu belirtilmesine rağmen belgelerde bu şahsa ilişkin herhangi bir imzanın olmadığı tespit edilmiştir.
Ayrıca sorumlulardan Murat KARAYALÇIN, zararın meydana geldiği tarihten daha önceki bir tarihte, 29/9/1993 tarihinde belediye başkanlığından ayrıldığını ileri sürmektedir. Bu konuda aksine bir iddia bulunmadığına göre görevden ayrıldığı tarihten sonra meydana gelen zarar için, belediye fonlarının yurt dışında değerlendirilmesi konusunda emir ve talimatlarının bulunduğu gerekçesiyle ilgilinin sorumluluğunun bulunduğu kabul edilse bile, kendisinden sonra göreve gelen ve zarar tarihine kadar görevde bulunan kişilerin de müdebbir bir kamu yöneticisi gibi davranmadıkları için sorumluluğa iştiraklerinin sağlanması bir zorunluluktur. Oysa dava konusu borca uygulanacak hükümleri içeren mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu açısından diğer sorumlular yönünden zaman aşımı süresi çoktan geçmiştir. Buna rağmen tüm sorumluluğun söz konusu kişi üzerinde bırakılması hakkaniyete uygun düşmeyeceği gibi Anayasa’da ifade edilen hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmaz. Bu nedenle görevden ayrıldığı tarihten sonra ortaya çıkan zarar nedeniyle ilgilinin tek başına sorumluluğu ileri sürülerek tazmin hükmü kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Ayrıca 1990 yılında tahvil ihracına ilişkin işlemler başlamış ve bankanın iflas etme tarihi 1994 yılı dolayısıyla bu fiil mütemadi olarak 1990-1994 yılları arasında gerçekleştirilmiş fakat tüm sorumlular ayrıntılı olarak ortaya konulmamıştır. Fonu devralınması sonrası sürecin nasıl işlediği ne ölçüde takibatın yapıldığı ve bu konuda kimlerin sorumlu olması gerektiğine ilişkin bir tespit ortaya konulmamıştır.
Bu itibarla; fon yönetimine ilişkin olarak net kar veya zararın ortaya konulmaması, sorumluluk konusunda 832 ve 1050 sayılı kanunlara uygun bir sorumluluk tespit edilmemesi ve karar verilmesi için 1989 yılında başlayan bu işlemlere ilişkin yeterli belgelerin elde olmaması gerekçeleriyle 1.Daire tarafından 2405 sayılı ek ilamın 1-A maddesine ilişkin verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 26.06.2014 tarih ve 39297 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:10