Sayıştay 1. Dairesi 36840 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

1

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

36840

Karar Tarihi

30 Nisan 2013

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2009

  • Daire: 1

  • Dosya No: 36840

  • Tutanak No: 37056

  • Tutanak Tarihi: 30.04.2013

  • Konu:

KARAR

Duruşma talep eden dilekçiye duruşma gününe ilişkin tebligat yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunmadığı, kanuni bir vekil göndermediği ve duruşmada hazır bulunmama nedenlerini kabul edilebilir bir belge ile tevsik etmediği anlaşılmakla, dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

  1. 776 sayılı ilamın 1. maddesi ile Encümen kararlarıyla, 3194 sayılı İmar Kanunu hükümlerine istinaden Belediye Encümenince verilen cezalarda indirime gidilmesi nedeniyle 145.100,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde Belediye Meclis üyesi, 2009 yılı Nisan ayı sonlarında da Encümen üyesi seçildiğini, tazminle sorumlu tutulduğu encümen kararlarının 07.05.2009 ve 14.05.2009 tarihlerinde, yani encümen üyesi seçildiği ilk ay içerisinde alınmış kararlar olduğunu,

İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre verilen para cezasının idari bir para cezası olup 5326 sayılı Kabahatler Kanununa tabi olduğunu, bu Kanun’un 30. maddesine göre; ilgili kamu kurum ve kuruluşunun Mahkeme tarafından karar verilinceye kadar idari yaptırım kararını geri alabileceğini, burada Belediyece verilmiş olan idari para cezasının herhangi bir mahkeme kararı ile hüküm altına alınmadığından indirime tabi tutulduğunu, yapılan işlemin kanuna ve hukuka uygun olduğunu,

Kaldı ki Encümence verilen idari para cezasının kanuni dayanaktan yoksun olduğunu, çünkü cezanın dayanağı olan İmar Kanunu’nun 42. maddesinin işlemin yapıldığı tarihte Anayasa Mahkemesinin 17.04.2008 tarih ve 2005/5 E. 2008/93 K sayılı kararı ile iptal edildiğini ve yürürlükten kaldırıldığını, işlem tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olan bir yasa maddesine göre ceza verildiğini, Encümence verilen cezanın kanuni dayanaktan yoksun olduğu için hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, Danıştay'ın birçok kararında da, hukuka aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararı ile saptanmış olan yasa maddesine göre verilen para cezalarının Anayasanın üstünlüğüne ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı olacağının belirtildiğini,

670 nolu belge olarak nitelendirilen encümen kararında; Cuma Aslan isimli vatandaşın aynı taşınmazı için verilen iki ayrı cezaya ilişkin encümen kararlarından, sonraki tarihli (24.04.2009) encümen kararının uygulanmasına karar verildiğini, yani vatandaşın aynı taşınmazı için encümence alınmış iki ayrı/mükerrer karar olduğunu, ilk kararın (05.03.2009) iptaline, ikinci kararın (24.04.2009) uygulanmasına karar verildiğini, tek eylemden iki ayrı ceza verilemeyeceğine göre 14.05.2009 tarihinde verilen 670 nolu kararın hukuka ve adalete uygun bir karar olduğunu, kaldı ki her iki kararın da yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararının yürürlükte bulunduğu tarihte verilmiş yani hukuki dayanaktan yoksun kararlar olduğunu,

702 nolu belge olarak nitelendirilen Encümen kararının ise; Ali Kılıç isimli bir vatandaşın binanın bahçe alanında profil demirden yapmış olduğu tadilat nedeniyle verilmiş olan cezanın indirimine ilişkin olduğunu, Ali Kılıç isimli kişinin, profil demirden yaptığı projeye aykırı tadilatı kendisinin eski hale getirdiğini, verilen para cezasının aşırı yüksekliği dikkate alınarak hakkaniyete daha uygun bir miktara çekildiğini,

İlk verilen 40.000 TL'lik para cezasının o miktarda verilmesini gerektiren bir yasa hükmü olmadığını, Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilen İmar Kanunu’nun 42. maddesindeki para cezası sınırının bile üstünde verildiğini, yani verilen para cezası miktarının işlenen fiile denk olmadığı ve tamamen keyfi olarak verildiği ve de imara aykırılığın vatandaş tarafından giderildiği için cezanın hakkaniyete uygun bir sınıra çekildiğini, kaldı ki yukarıda belirtilen ve ekte sunulan Danıştay kararları da dikkate alındığında cezanın verildiği tarihte cezanın dayanağı olan İmar Kanunu’nun 42. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, bilinen bu durum karşısında, miktar yönünden de o miktar bir ceza verilmesini gerektirir bir yasa hükmü bulunmadığı halde tamamen keyfi olarak verilmiş bir cezada direterek vatandaşın mağduriyetine neden olmanın adalete ve hukuka aykırı olacağından verilen cezadan indirime gidildiğini, Belediyeyi zarara uğratma kastı olmadığı gibi verilmiş bir zarar da olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “İlamın 1. maddesi ile ilgili olarak: “670 sayılı belgeye ait tazmin kararına konu kamu zararı ile ilgili İmar Kanun’un 42. maddesine göre verilen para cezasının idari para cezası olduğunu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 30. maddesine istinaden cezaların bir kısmının encümenleri kararı ile kaldırılmasının yasal olduğunu, ayrıca İmar Kanunun 42. maddesinin Anayasa Mahkemesi’nin 17.04.2008 tarih ve 2005/5 E., 2008/93 K sayılı Kararı ile iptal edildiğini, ayrıca 702 sayılı belge ile ilgili Danıştay 4. Dairesinin 2011/2920 E., 2011/2600 K. no.lu kararını örnek göstererek kamu zararı bulunmadığını ileri sürerek tazmin hükmünün kaldırılmasını,” istemektedir.

5326 sayılı Kanun’un 30. maddesinde: “-(1) Kanun yoluna başvuran kişi, bu konuda karar verilinceye kadar başvurusundan vazgeçebilir. Vazgeçme halinde bir daha aynı konuda başvuruda bulunulamaz.

(2) İlgili kamu kurum ve kuruluşu da mahkeme tarafından karar verilinceye kadar kanun yolu başvurusunu kabul ederek idarî yaptırım kararını geri alabilir.” demektedir. Hükümden anlaşılacağı üzere belediyeler tarafından 3194 sayılı İmar Kanun’un 42. maddesi gereği verilen para cezalarını encümen kararı ile geri çekilmesi mümkün olduğu halde kısmen kaldırılmasının mümkün değildir.

Ayrıca 5393 sayılı Kanun’un Belediye Encümeninin Görev ve yetkileri başlıklı 34. maddesinde Belediye Encümenine herhangi bir nedenle verilen cezaların miktarında indirimde bulunma yetkisi verilmediğinden verilen cezaların belli miktarının alınmamamsı yasal değildir.

Diğer taraftan tazmin kararı verilirken 3194 sayılı İmar Kanun’un 42. maddesi ile ilgili Anayasa Mahkemesi’nin 17.04.2008 tarih ve 2005/5 E., 2008/93 K. sayılı iptal Kararının yürürlük tarihi olan 05.03.2009 tarihi dikkate alındığından bu yöndeki iddialar yasal değildir.

Yukarda belirtilen nedenlerle yasaya uygun tazmin kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

31/03/2005 ve 25772 Mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun "Genel Kanun Niteliği" başlıklı 3. maddesinde;

“(Değişik: 5560 - 6.12.2006 / m.31) (1) Bu Kanunun;

a) İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,

b) Diğer genel hükümleri, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanır.” denilmekte,

Aynı Kanun’un “Vazgeçme ve Kabul” başlıklı 30. maddesinde ise;

“(1) Kanun yoluna başvuran kişi, bu konuda karar verilinceye kadar başvurusundan vazgeçebilir. Vazgeçme halinde bir daha aynı konuda başvuruda bulunulamaz.

(2) İlgili kamu kurum ve kurulusu da mahkeme tarafından karar verilinceye kadar kanun yolu başvurusunu kabul ederek idari yaptırım kararını geri alabilir.” denilmektedir.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre verilen para cezası da idari bir para cezası olup 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun yukarıda belirtilen hükümlerine tabidir.

Bu durumda 5326 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 2. fıkrası gereğince, ilgili kamu kurumunun (belediyenin) verdiği idari para cezasını geri alabilme yetkisi vardır. İdari yaptırımı (para cezasını) tamamen kaldırma yetkisinin, daha az bir yetki olan kısmen kaldırma (ya da cezayı indirme) yetkisini içinde barındıracağı açıktır.

Ayrıca belediye encümen kararları idari yargı davalarına konu teşkil edebilecek idari işlemlerdendir. Mevzuatında aksine bir hüküm bulunmuyorsa idari işlemler, yetki ve usulde paralellik ilkesi gereğince, söz konusu işlem tesis edilirken takip edilmesi gereken aynı yol, esas ve usuller tatbik edilmek suretiyle kaldırılabilir, geri alınabilir, değiştirilebilir veya aynı konuda yeni bir işlem tesis edilebilir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda belediye Encümeni’nin verdiği idari para cezasını geri almasını ya da değiştirmesini engelleyen bir hüküm bulunmadığı gibi, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun yukarıda belirtilen 30. maddesi hükmü, idari para cezasını geri alma yetkisini idareye tanımıştır.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 30. maddesinde “mahkeme tarafından karar verilinceye kadar kanun yolu başvurusunu kabul ederek idari yaptırım kararını geri alabilir” denilmek suretiyle, yetkinin kullanma süresi için bir sınırlama getirilmiş, ancak idari işlemin geri alınması için mutlaka ilgilinin mahkemeye başvuru şartı aranmamıştır.

Diğer yandan Encümen tarafından verilen idari para cezasının dayanağı olan İmar Kanunu’nun 42. maddesi, Anayasa Mahkemesinin 17.04.2008 tarih ve 2005/5 E. 2008/93 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş, bu karar 5.11.2008 tarih ve 27405 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 05.03.2009 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 05.03.2009 tarihi itibariyle İmar Kanunu’nun 42. maddesi hükmü yürürlükten kalktığından bu tarihten sonra bu maddeye dayanılarak verilen idari para cezaları zaten yok hükmündedir.

Kaldı ki, dilekçe ekinde gönderilen, aynı konuya ve aynı idareye ilişkin olarak idari dava konusu olmuş, 05.03.2009 tarihinden çok önceki bir tarihte, 26.06.2008 günlü ve 747 sayılı encümen kararı ile verilen idari para cezasını onaylayan Şanlıurfa İdare Mahkemesinin kararı, Danıştay tarafından (05.04.2010 Tarih ve E. 2009/15193 K. 2010/3321 sayılı kararla) “hukuka aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararı ile saptanmış olan yasa maddesine göre verilen para cezalarının Anayasanın üstünlüğüne ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı olacağı” belirtilerek bozulmuştur.

Bunun yanında rapor dosyası içerisinde yer alan ve tazmin hükmüne konu olan encümen kararlarından birisi olan 14.05.2009 tarih ve 670 numaralı Encümen Kararı incelendiğinde; Cuma Aslan isimli vatandaşın aynı taşınmazı için verilen iki ayrı cezaya ilişkin encümen kararlarından, sonraki tarihli (24.04.2009 tarih ve 544 sayılı) encümen kararının uygulanmasına karar verildiği, yani vatandaşın aynı taşınmazı için encümence alınmış iki ayrı/mükerrer karar olduğu, ilk kararın (05.03.2009 tarih ve 340 sayılı) iptaline, ikinci kararın (24.04.2009 tarih ve 544 sayılı) uygulanmasına karar verildiği görülmüştür. Kaldı ki her iki kararın da yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlükte bulunduğu 05.03.2009 tarihinden sonra verilmiş, yani hukuki dayanaktan yoksun kararlar olduğu, tazmine konu encümen kararı ile hukuka aykırı bu durumun bir nebze giderildiği görülmüştür.

Yine tazmin hükmüne konu olan 14.05.2009 tarih ve 702 numaralı Encümen Kararı incelendiğinde; kararın Ali Kılıç isimli vatandaşın binasında izinsiz yapmış olduğu tadilat nedeniyle verilmiş olan cezanın indirimine ilişkin olduğu, Ali Kılıç isimli kişinin, projeye aykırı tadilatı kendisinin eski hale getirmesi ve verilen para cezasının aşırı yüksekliği (40.000,00 TL) dikkate alınarak cezada indirim yapıldığı görülmüştür.

Kaldı ki Encümenin hangi gerekçelerle verdiği cezayı indirdiği, geri aldığı ya da hangi vatandaşın itirazını kabul edip hangisini kabul etmediği hususu, idarenin takdir yetkisi içerisinde olup Sayıştay yargısının konusu değildir. Encümen kararları idari nitelikte kararlar olduğundan, bu hususta Encümenin keyfi davranıp davranmadığına ilişkin uyuşmazlıkların çözüm yeri İdari yargı mercileridir.

Bu itibarla dilekçi iddialarının kabul edilerek 776 sayılı ilamın 1. maddesi ile 145.100,00 TL’ye verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. 776 sayılı ilamın 7. maddesi ile Belediye Encümeni Kararına istinaden Şanlıurfa Spor Kulübü Derneği’ne Belediye Bütçesinden nakit para yardımı yapılması nedeniyle 1.200.000,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; Sayıştay 1. Dairesince verilen kararda, Belediyece yapılan 200.000 TL ve 1.000.000 TL'lik iki ayrı yardımın gerekçeleri ve kararda yer alan muhalefet şerhi göz ardı edilerek toplam 1.200.000 TL yardımın aynı gerekçeyle mevzuata aykırı olarak nitelendirildiğini,

Oysa 200.000 TL'lik yardım ile 1.000.000 TL'lik yardımın hukuki nitelendirmesi ve gerekçesinin farklı olduğunu,

Kendisi ve diğer seçilmiş Encümen üyeleri tarafından sadece 200.000 TL'lik yardımın yapılmasının uygun bulunduğu ve kabul edildiğini, kendisinin katılamadığı diğer arkadaşlarının ise şerh düştüğü 1.000.000 TL'lik yardımın hukuki durumunun ayrı olarak nitelendirilmesi gerektiğini,

Çünkü Şanlıurfa Spor Kulübü Derneği bünyesinde bulunan amatör takımların malzeme ihtiyaçlarında kullanılmak üzere 200.000 TL yardım istendiğinde yapılacak yardımın hukuki olup olmayacağını belirlemek için Belediye Hukuk İşleri Müdürlüğünden görüş alınmasına karar verildiğini, Belediye Hukuk İşleri Müdürlüğünün uygun görüşü alındıktan sonra toplumsal gelişime katkıda bulunmak amacıyla Şanlıurfa Spor Derneği bünyesindeki amatör takımlara harcama belgelerinin ibrazı şartıyla malzeme alınması için 200.000 TL'lik yardım yapılmasına karar verildiğini, dikkat edilirse yardımın, Şanlıurfa Spor Derneği bünyesindeki amatör spor kulüplerine yapıldığını, yapılan yardım malzeme alımına ilişki olduğunu, 4-5 amatör takımı bünyesinde bulundurduğu dikkate alındığında her bir takım için yapılan yardımın çok normal bir yardım olduğunu, burada profesyonel spor kulübüne yapılmış bir yardım olmadığı halde 1. Dairece profesyonel spor kulübüne yardım yapıldığı varsayılarak verilen tazmine ilişkin kararın açıkça hukuka ve adalete aykırı olduğunu,

  1. Dairece, 07. 05. 2009 tarihli 200. 000 TL'lik yardım kararımızla aynı ve birlikte değerlendirilen 1. 000. 000 TL'lik yardım kararına ise kendisinin katılamadığını, diğer seçilmiş encümen üyelerinin ise karara "Şanlıurfa Spor Derneğine yaklaşık 4 ay önce 200. 000 TL yardım yapıldığı, aynı derneğin yaklaşık 4 ay sonra 1. 000. 000 TL nakdi yardım talebinin kabulünün hukuki ve doğru olmadığı, Şanlıurfa'da çok sayıda amatör spor kulübünün bulunduğu, tüm amatör spor kulüplerine aynı oranda ayni yardım yapılabileceği, ancak diğer amatör kulüplerine de bu oran ve miktarda bir yardımın yapılmasının imkansızlığı dikkate alındığında bir tek spor kulübüne yapılacak bu yardımın doğru olmadığı, kaldı ki istenen miktarın bir iki amatör takımın ihtiyacının çok üstünde bir miktar olduğu” şeklinde muhalefet şerhi koyduklarını,

200.000 TL'lik yardımın kanuna ve hukuka uygun olduğunu, Belediyenin yasal görevleri arasında yer alan amatör spor kulüplerini desteklemek görevinin ifası amacıyla yapılmış mevzuata uygun bir yardım olduğunu,

5393 sayılı Belediye Kanununun 14. madde hükmüne göre Belediyelerin amatör spor kulüplerine malzeme vereceğini ve gerekli desteği sağlayacağını, yapılan yardımın bu kapsamda yapıldığını, Temyiz Kurulunun 15.12.2009 tarihli bir kararında da Belediye Encümeninin Gümüşhane spor Kulübüne maddi yardım yapılmasına ilişkin kararının hukuka uygunluğu belirtilerek tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “5393 Sayılı Belediye Kanun’un 14/b maddesinde: “amatör spor kulüplerine malzeme verir ve gerekli desteği sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan sporculara belediye meclisi kararıyla ödül verebilir. Gıda bankacılığı yapabilir.” demektedir. Maddeden anlaşılacağı üzere Şanlıurfa Spor Kulübü Derneği bünyesinde bulunan amatör takımların malzeme ihtiyaçlarında kullanılmak üzere dilekçeye ek (6) da sunulan encümen kararına istinaden yapılan ödemede mevzuata aykırılık bulunmadığından 200.000 TL kısma isabet eden tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; Şanlıurfa Spor Kulübü Derneği’ne 1.000.000,00 TL yardım yapılmasına ilişkin 27.08.2009 tarih ve 1210 sayılı encümen kararında Encümen üyeleri Mehmet ATAŞ ve Mustafa Hakkı SARAÇ’ın karara muhalefet şerhi düşerek karşı oy kullandıkları ancak bu iki üyenin de tazmin hükmünde sorumlu tutulduğu görülmüştür.

Spor kulübü derneğine nakdi yardım yapılmasına ilişkin karara katılmayarak karşı oy kullanan Encümen üyeleri Mehmet ATAŞ ve Mustafa Hakkı SARAÇ’ın tazmin hükmünde sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu itibarla 776 sayılı ilamın 7. maddesi ile verilen tazmin hükmünün usulden bozularak sorumlulukların yeniden belirlenmesi için dosyanın hükmü veren daireye TEVDİİNE,

Karar verildiği 30.04.2013 tarihli ve 37056 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim