Sayıştay 1. Dairesi 36581 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

1

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

36581

Karar Tarihi

13 Mayıs 2014

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2009

  • Daire: 1

  • Dosya No: 36581

  • Tutanak No: 39026

  • Tutanak Tarihi: 13.05.2014

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:

  1. ) 600 sayılı İlam’ın 1. maddesi ile, 2004 yılında tahakkuk etmiş Emlak Vergisi alacaklarının 2009 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zaman aşımına uğratılması nedeniyle 146.258,80. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, tazmin hükmü tesis edilirken, 5018 Sayılı yasanın 38. maddesindeki “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar ilgili kanunlarda öngörülen, tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz yapılmasından sorumludur.” hükmünün esas alınmış olduğunu; sorumluluğun, memurun yaptığı işin hesabını vermesi olduğunu ve yaptığı işin, görevi gereği yapması gereken iş olduğunu; her ne kadar, meri mevzuatta, gelirlerin toplanması Mali Hizmetler birimince yapılır denilse de, burada Tokat Belediyesine has bir uygulamanın söz konusu olduğunu; Tokat Belediyesi Başkanlık Makamının 11.06.2007 tarih ve 462 sayılı yazılı emirleri gereği, Belediyenin bütün gelirlerinin (Vergi ve Vergi Dışı Gelirleri) tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin, bütçesi personeli ve başında müdürü de bulunan ve ayrı bir müdürlük olan Su İşleri Müdürlüğü tarafından yerine getirildiğini; bu müdürlüğün Mali Hizmetler Müdürlüğüne bağlı veya onun bünyesinde ve emrinde olan bir birim olmadığını; Mali Hizmetler Müdürlüğünde ise; gelirlerin tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemleri dışındaki işlerin, gelir-gider kayıtlarının tutulmasının, tahakkuk ettirilen giderlerin hak sahiplerine ödenmesinin, muhasebeleştirilmesinin, bütçe, kesin hesap vs. işlerin yerine getirildiğini; hal böyle iken, kendisinin Mali Hizmetler Müdürü olarak, ayrı bir müdürlük olan Su İşleri Müdürlüğü personeli ve yaptığı işler üzerinde tasarrufta bulunmasının mümkün olmadığını;

Ayrıca, 600 sayılı İlam’da, Su İşleri Müdürleri Mehmet DÜLGER ve Ekrem ÖZER’in gerçekleştirme görevlileri olarak adlandırıldığını; gerçekleştirme görevlilerinin, yetki kullanan kimseler olmayıp, üzerlerine düşen görevleri mevzuat emir ve talimatlar çerçevesinde amirlerinin yönetiminde yürütmek durumda olan memurlar olduğunu; halbuki, adları geçen kişilerin, bütçesi ve personeli olan, Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsilatının yapıldığı Su İşleri Müdürlüğünün en üst yöneticisi, emir ve talimat veren birim müdürü olarak görev yapmakta olduklarını;

Bu durumda, Başkanlık Makamının yazılı emirleri ile; Belediye Su İşleri Müdürlüğünce Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin yerine getirilmesinin hiçbir evresinde yetki kullanmayan, imza atmayan, emir ve talimat vermeyen şahsının bu işlem sonucundan sorumlu tutulmasının, hem meri mevzuata hem de hakkaniyet kurallarına uygun düşmediğini belirterek şahsı ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında; “Adı geçenin dilekçe ekinde sunulan görev dağıtım belgesi fotokopisinin tetkikinden 2007 yılında Mali Hizmetler Müdürü olarak görev yaptığı ancak zaman aşımının meydana geldiği 2009 yılda aynı göreve devam edip etmediği anlaşılamadığından iddiaların reddine 832 sayılı Kanun’un 73. maddesi gereği karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” denilmiştir.

Dilekçi göndermiş olduğu ikinci dilekçesinde özetle, Savcılık Makamınca zamanaşımının meydana geldiği 2009 yılında, şahsının aynı göreve devam edip etmediğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle, talebinin reddi yönünde karar verilmesi şeklinde, görüş verildiğini; Oysaki Temyiz Kuruluna müracaat etme gerekçesinin şahsının görevde olup veya olmaması değil; Belediye Gelirlerinin tahsili görevi ve yetkisinin Belediyede Su İşleri Müdürlüğü uhdesinde bulunması olduğunu; nitekim, söz konusu Savcılık görüşünün gerekçesini oluşturan Tokat Belediyesindeki görevlendirme ile ilgili, 2009 yılı ve bu gün itibariyle de devam etmekte olan fiili çalışma ve teşkilatlanma düzeninin belgelendirilmesi için Belediye Başkanlığına vermiş olduğu ve ekte suretini sunduğu (Ek: 1); Kurula sunulmak üzere, tarafına verilen Tokat Belediye Başkanlığına ait 12.06.2012 tarih ve 445 sayılı cevabi yazının (Ek: 2), “5393 sayılı Belediye Kanunu Belediye Teşkilatı başlıklı 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclis kararı ile Belediyemiz yeniden teşkilatlandırılmıştır. Belediyemiz hizmetlerinin yürütülmesi esnasında 01.07.2007 tarihinden itibaren Birimlerin yürütecekleri görevler Belediye Başkanlığımız tarafından 11.06.2007 tarih ve M.60.0.TOK.0.71/462 sayılı; Birimler ve yetkiler konulu iç genelge ile belirlenmiş olup; söz konusu genelge 2009 Mali Yılında da yürürlüktedir. Bahse konu genelgenin onaylı sureti yazımız ekinde mevcuttur. İlgili genelgeye göre, Su İşleri Müdürlüğünün görev ve yetkileri; ilgili mevzuatı çerçevesinde, idarenin vergi harç vb. vergi gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırmak ve tahsil edilemeyenleri icra servisine intikal ettirmektir. Su İşleri Müdürlüğüne ait görevler bölümünün (c) bendi ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek. Bu düzenlemeye göre Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsilat, takip ve sonuçlandırma işlemleri Su İşleri Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir....” şeklinde düzenlenmiş olduğunu; söz konusu Belediye Gelirlerinin zamanaşımına uğratılmasında, kişisel hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını ve Tokat Belediyesindeki fiili yapılanmada da belirtildiği üzere, konuyla ilgili sorumluluğun tamamen Su İşleri Müdürlüğü yetkilisine ait olduğunu;

Sorumluluğunun, 5018 “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu” nun 38. maddesine dayandığını; Ancak, 1050 sayılı Kanun ve 832 Sayılı Sayıştay Kanununun, sorumluluğu kusursuz sorumluluk ve ortaklaşa - zincirleme olarak ele alırken, 5018 sayılı Kanunda bu anlayışın yerine kusurlu sorumluluk esasına bıraktığını;

Bu durumda netice ile yapan arasında illiyet bağının doğrudan bağlantısı olması, yani tahsil edilmeyen gelir ile bu gelirleri tahsil etmeyenin doğrudan bağlantısının olması gerektiğini;

5018 Sayılı Kanunun 8. ve 38. maddelerinde tazmin konusu hususla ilgili olarak “hesap verme sorumluluğu” ve “gelirlerin toplanması sorumluluğu” olarak sorumluluklar açıklanırken sorumluların kim olduğunun da açıkladığını Muhasebe yetkilisinin (idari ve mali) sorumlu kılınırken iki alt sırada ise “gelir toplamakta görevlendirilenler” başlığı ile münhasıran bu işle görevlendirilenlerin sorumlu olacağının bildirildiğini; kanun kusurlu sorumluluktan bahsettiğine göre burada artık ikinci bir sorumlu aramaya gerek olmadığını; Tokat Belediye Meclisinin kararı ve Başkanlık Makamının 11.06.2007 tarih ve 462 sayılı yazıları ile kurumdan en son alınan ve yukarıda içeriği açıklanan 12.06.2012 tarih ve 445 sayılı yazılarında “gelirleri toplama ile görevlendirilenler” olarak Tokat Belediyesi Su İşleri Müdürlüğünün gösterildiğini ve kamu zararından Su İşleri Müdürü ve elemanlarının sorumlu olması gerektiğini; eğer Sayıştay Kanunundan hareketle zincirleme sorumluluk söz konusu edilirse bu halde kendisi ile birlikte kendisine bu görevi yaptırmayıp ikinci bir birim ihdas eden Belediye yetkili organları olan meclis üyeleri ve belediyenin diğer yetkili organlarının da zincirleme sorumluluğunun söz konusu olması gerektiğini;

Diğer yandan 5018 sayılı yasaya göre muhasebe yetkilisinin yapacakları kontrollere ilişkin sorumluluklarının görevleri gereği incelemeleri gereken belgelerle sınırlı olduğunu; Meclis kararı ve Başkanlığın emri ile gelirlerin toplanması için görevlendirilen Su İşleri Müdürü ve Yardımcılarının söz konusu husustaki sorumluluğu da bu anlatıma göre muhasebe yetkilisine karşı olduğunu; bu ahvalde görevini gereği gibi ifa etmeyen “gelirleri toplama görevlilerinin” sorumlu olacağı bir konuda bir anlamda yasa gereği onların murakabesi ile sorumlu olacak makamın onlarla birlikte zincirleme sorumluluğundan bahsetmenin 5018 Sayılı Kanuna aykırı olduğunu belirterek şahsı ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık ikinci karşılama yazısında; “İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçenler tarafından ileri sürülen hususların 08.05.2012 tarih ve 11144-18036 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.” denilmiştir.

5018 sayılı Kanun’un 38. maddesinde; “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur” denilerek aslında net ve kesin bir dille sorumluluk tanımlanmıştır. Ancak aşama aşama tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin hangi safhalarında kimlerin sorumlu olduklarının kurum kanunlarına bırakılması ise farklılaşan ve farklılaştıkça karmaşıklaşan bir sistem ortaya çıkarmaktadır. 5018 sayılı Kanun genel mali yapıyı sistemleştirirken, gelirlerin mali hizmetler birimi tarafından ilgili mevzuatı çerçevesinde tahakkuk ettirileceğini, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürüteceğini hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre tahakkuk ve tahsil aşamalarında mali hizmetler biriminin genel olarak sorumlu olduğu çıkarsaması yapılabilir. Buna ilaveten, muhasebe hizmeti tanımlanırken, gelir ve alacakların tahsili ifade edilerek, gelirin tahsil aşamasında muhasebenin de rol aldığı ifade edilmiştir. Tarh ve tebliğ kavramlarına açıkça değinilmemiş olsa da, mali hizmetler birimlerinin bu anlamda bir fonksiyon üstlendikleri genel görev tanımlarından çıkarılabilir. Buna ilaveten, ilgili kanunlarda tarh, tahakkuk ve tahsilden sorumlu olanların da, muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi haricinde, bu kapsamda değerlendirmesi gerekmektedir.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarihli 5018 sayılı Kanun çerçevesinde sorumlulukların belirlenmesine ilişkin kararında; tahsil edilmeye hazır hale gelmiş gelirle ilgili olarak muhasebe yetkilisinin sorumluluğundan bahsedilmiştir. Kararda; “5018 sayılı Kanun’un 61’inci maddesinin birinci fıkrasında, muhasebe hizmeti; ‘gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir.’ şeklinde tanımlanmış; aynı maddenin ikinci fıkrasında muhasebe yetkilisinin, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun 60’ıncı maddesinde de, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek mali hizmetler biriminin görevleri arasında sayılmıştır. Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 23’üncü maddesinde, gelirleri ve alacakları ilgili mevzuatına göre tahsil etmek, yersiz ve fazla tahsil edilenleri ilgililerine iade etmek ve bu işlemlere ilişkin kayıtları usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutmak, mali rapor ve tabloları her türlü müdahaleden bağımsız olarak düzenlemek muhasebe yetkilisinin görevlerinden kabul edilmiş, aynı Yönetmeliğin 32’nci maddesinde de idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının yükümlüleri ve sorumluları adına ilgili hesaplara kaydedilerek tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının takip ve tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin tek başına sorumlu olduğuna çoğunlukla,” karar verilmiştir. Karardaki en önemli nokta, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş gelir ve alacakların tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu hususudur. Yani, muhasebe yetkilisinin sorumluluğu için, ön şart olarak gelirin tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz bir şekilde yerine getirilmelidir. Tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz yerine getirildiğinde, muhasebe yetkilisinin tahsilatla ilgili sorumluluğu başlamaktadır.

Gelirin aşamaları dikkate alındığında, tarh ve tahakkuku eksik veya hatalı yapılmış bir gelirin, eksik tahsil edilmesinden tek başına veya ortaklaşa olarak muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması 5018 sayılı Kanun’un objektif sorumluluktan vazgeçme anlayışına da muhalif düşmektedir. 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında, tahsil aşaması netleştirilirken, tarh ve tahakkuk aşamaları için bir sorumluluk tespiti yapılmamıştır. Gelirlerin elde edilmesinde tarh, tahakkuk ve tahsile hazır hale getirme aşamalarının mali hizmetler biriminin bir görevi olduğu dikkate alınırsa, tarh ve tahakkuk aşamalarındaki sorumluluğun soruna bağlı olarak gerçekleştiren kişi veya kurula yüklenmesi gerekmektedir.

Ayrıca, muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi idari anlamda bir bütünü ifade etse de, mali sorumluluk anlamında farklı birim veya kişilerden oluşabilir. Gelirlerin elde edilmesinde genel sorunlar sadece tarh ve tahakkuk aşamasında değil, tahsilat aşamasında da ortaya çıkabilmektedir ki, bu konuda da idarenin kendi aldığı hatalı bir karar veya emir sebebiyle muhasebe yetkilisini sorumlu tutmak mümkün değildir.

Rapor dosyası ve dilekçe eki belgelerin incelenmesi neticesinde, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclisi Kararı ile Tokat Belediyesinin yeniden teşkilatlandırıldığı; 01.07.2007 tarihinden itibaren, birimlerin yürütecekleri görevlerin Başkanlık tarafından 11.06.2007 tarih ve M.06.0.TOK.0.71/462 sayılı “Birimler ve Yetkiler” konulu İç Genelge ile belirlenmiş olduğu ve bu iç genelge uyarınca idarenin vergi, harç vb. gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırma ve tahsil edilemeyenleri icra servislerine intikal ettirme görev ve yetkilerinin Belediye Su İşleri Müdürlüğüne ait olduğu görülmüştür.

5018 sayılı Kanun’un 71. maddesinde kamu zararı; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanmaktadır.

Bu çerçevede, kamu zararından ve mali sorumluluktan bahsedilebilmesi için her somut olayda, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemin bulunması; bu fiiller sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ve kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması durumu ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının olması şartlarının birlikte aranması gerekmektedir. Zira, 1050 sayılı Kanuna hakim olan kusursuz (objektif) sorumluluk ilkesinin yerine 5018 sayılı Kanunla kusur sorumluluğu ilkesi getirilmiştir.

Temel ilke olarak kusur sorumluluğunu esas alan 5018 sayılı Kanun uyarınca kamu görevlilerinin mali karar, işlem veya eylemleri sonucu oluşan kamu zararından sorumlu olduklarına hükmedilebilmesi için manevi unsur olarak kasıt, kusur veya en azından bir ihmalin varlığı gerekmektedir.

Sorumluluk hukukunda kast ve ihmal olarak ikiye ayrılan kusur, 5018 sayılı Kanunun “kamu zararı” tanımında ayrı bir manevi unsur olarak sayılmıştır. Kusur kavramı, hukuka aykırı bir davranış biçimini ifade etmekte; kast ve ihmal ise söz konusu davranışı işleyen şahsın, ortaya çıkan hukuka aykırılıktan sorumlu tutulup tutulamayacağını belirlemektedir. Sorumlular, mali karar, işlem veya eylemlerinin yürürlükteki mevzuata aykırı olduğunu bilerek hareket ettikleri takdirde eylemin manevi unsuru olan kast gerçekleşmektedir. Bir kişinin hukuka aykırı bir sonucun meydana gelmesini istememekle birlikte, böyle bir sonucun meydana gelmesine onun tedbirsizliğinin, dikkatsizliğinin veya mesleğinin gerektirdiği özeni göstermemesinin yol açtığı durumlarda ise ihmal ortaya çıkmaktadır.

Buna göre somut olayda, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclisi Kararı ile Tokat Belediyesinin yeniden teşkilatlandırıldığı; 01.07.2007 tarihinden itibaren, birimlerin yürütecekleri görevlerin Başkanlık tarafından 11.06.2007 tarih ve M.06.0.TOK.0.71/462 sayılı “Birimler ve Yetkiler” konulu İç Genelge ile belirlenmiş olduğu ve bu iç genelge uyarınca idarenin vergi, harç vb. gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırma ve tahsil edilemeyenleri icra servislerine intikal ettirme görev ve yetkilerinin Mali Hizmetler Biriminden alınarak Belediye Su İşleri Müdürlüğüne verilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, tahakkuk etmiş bir Belediye gelirinin tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması sonucu gerçekleşen kamu zararının oluşmasında muhasebe yetkilisinin herhangi bir kasıt, kusur veya ihmalinin bulunduğundan bahsedilmesi mümkün değildir.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle, tahakkuk etmiş bir Belediye gelirinin, Belediye Meclisi Kararı ile bu konuda yetkilendirilmiş Su İşleri Müdürlüğünce tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle ortaya çıkan kamu zararından muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması mevzuata uygun görülmemiştir.

Bu itibarla, 600 sayılı İlam’ın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün usulden Bozularak sorumlulukların yeniden belirlenmesi için dosyanın kararı veren DAİREYE TEVDİİNE,

  1. ) 600 sayılı İlam’ın 2. maddesi ile, 2004 yılında tahakkuk etmiş Çevre Temizlik Vergisi alacaklarının 2009 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zaman aşımına uğratılması nedeniyle 70.943,58. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, tazmin hükmü tesis edilirken, 5018 Sayılı yasanın 38. maddesindeki “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar ilgili kanunlarda öngörülen, tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz yapılmasından sorumludur.” hükmünün esas alınmış olduğunu; sorumluluğun, memurun yaptığı işin hesabını vermesi olduğunu ve yaptığı işin, görevi gereği yapması gereken iş olduğunu; her ne kadar, meri mevzuatta, gelirlerin toplanması Mali Hizmetler birimince yapılır denilse de, burada Tokat Belediyesine has bir uygulamanın söz konusu olduğunu; Tokat Belediyesi Başkanlık Makamının 11.06.2007 tarih ve 462 sayılı yazılı emirleri gereği, Belediyenin bütün gelirlerinin (Vergi ve Vergi Dışı Gelirleri) tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin, bütçesi personeli ve başında müdürü de bulunan ve ayrı bir müdürlük olan Su İşleri Müdürlüğü tarafından yerine getirildiğini; bu müdürlüğün Mali Hizmetler Müdürlüğüne bağlı veya onun bünyesinde ve emrinde olan bir birim olmadığını; Mali Hizmetler Müdürlüğünde ise; gelirlerin tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemleri dışındaki işlerin, gelir-gider kayıtlarının tutulmasının, tahakkuk ettirilen giderlerin hak sahiplerine ödenmesinin, muhasebeleştirilmesinin, bütçe, kesin hesap vs. işlerin yerine getirildiğini; hal böyle iken, kendisinin Mali Hizmetler Müdürü olarak, ayrı bir müdürlük olan Su İşleri Müdürlüğü personeli ve yaptığı işler üzerinde tasarrufta bulunmasının mümkün olmadığını;

Ayrıca, 600 sayılı İlam’da, Su İşleri Müdürleri Mehmet DÜLGER ve Ekrem ÖZER’in gerçekleştirme görevlileri olarak adlandırıldığını; gerçekleştirme görevlilerinin, yetki kullanan kimseler olmayıp, üzerlerine düşen görevleri mevzuat emir ve talimatlar çerçevesinde amirlerinin yönetiminde yürütmek durumda olan memurlar olduğunu; halbuki, adları geçen kişilerin, bütçesi ve personeli olan, Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsilatının yapıldığı Su İşleri Müdürlüğünün en üst yöneticisi, emir ve talimat veren birim müdürü olarak görev yapmakta olduklarını;

Bu durumda, Başkanlık Makamının yazılı emirleri ile; Belediye Su İşleri Müdürlüğünce Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin yerine getirilmesinin hiçbir evresinde yetki kullanmayan, imza atmayan, emir ve talimat vermeyen şahsının bu işlem sonucundan sorumlu tutulmasının, hem meri mevzuata hem de hakkaniyet kurallarına uygun düşmediğini belirterek şahsı ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında; “Adı geçenin dilekçe ekinde sunulan görev dağıtım belgesi fotokopisinin tetkikinden 2007 yılında Mali Hizmetler Müdürü olarak görev yaptığı ancak zaman aşımının meydana geldiği 2009 yılda aynı göreve devam edip etmediği anlaşılamadığından iddiaların reddine 832 sayılı Kanun’un 73. maddesi gereği karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” denilmiştir.

Dilekçi göndermiş olduğu ikinci dilekçesinde özetle, Savcılık Makamınca zamanaşımının meydana geldiği 2009 yılında, şahsının aynı göreve devam edip etmediğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle, talebinin reddi yönünde karar verilmesi şeklinde, görüş verildiğini; Oysaki Temyiz Kuruluna müracaat etme gerekçesinin şahsının görevde olup veya olmaması değil; Belediye Gelirlerinin tahsili görevi ve yetkisinin Belediyede Su İşleri Müdürlüğü uhdesinde bulunması olduğunu; nitekim, söz konusu Savcılık görüşünün gerekçesini oluşturan Tokat Belediyesindeki görevlendirme ile ilgili, 2009 yılı ve bu gün itibariyle de devam etmekte olan fiili çalışma ve teşkilatlanma düzeninin belgelendirilmesi için Belediye Başkanlığına vermiş olduğu ve ekte suretini sunduğu (Ek: 1); Kurula sunulmak üzere, tarafına verilen Tokat Belediye Başkanlığına ait 12.06.2012 tarih ve 445 sayılı cevabi yazının (Ek: 2), “5393 sayılı Belediye Kanunu Belediye Teşkilatı başlıklı 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclis kararı ile Belediyemiz yeniden teşkilatlandırılmıştır. Belediyemiz hizmetlerinin yürütülmesi esnasında 01.07.2007 tarihinden itibaren Birimlerin yürütecekleri görevler Belediye Başkanlığımız tarafından 11.06.2007 tarih ve M.60.0.TOK.0.71/462 sayılı; Birimler ve yetkiler konulu iç genelge ile belirlenmiş olup; söz konusu genelge 2009 Mali Yılında da yürürlüktedir. Bahse konu genelgenin onaylı sureti yazımız ekinde mevcuttur. İlgili genelgeye göre, Su İşleri Müdürlüğünün görev ve yetkileri; ilgili mevzuatı çerçevesinde, idarenin vergi harç vb. vergi gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırmak ve tahsil edilemeyenleri icra servisine intikal ettirmektir. Su İşleri Müdürlüğüne ait görevler bölümünün (c) bendi ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek. Bu düzenlemeye göre Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsilat, takip ve sonuçlandırma işlemleri Su İşleri Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir....” şeklinde düzenlenmiş olduğunu; söz konusu Belediye Gelirlerinin zamanaşımına uğratılmasında, kişisel hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını ve Tokat Belediyesindeki fiili yapılanmada da belirtildiği üzere, konuyla ilgili sorumluluğun tamamen Su İşleri Müdürlüğü yetkilisine ait olduğunu;

Sorumluluğunun, 5018 “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu” nun 38. maddesine dayandığını; Ancak, 1050 sayılı Kanun ve 832 Sayılı Sayıştay Kanununun, sorumluluğu kusursuz sorumluluk ve ortaklaşa - zincirleme olarak ele alırken, 5018 sayılı Kanunda bu anlayışın yerine kusurlu sorumluluk esasına bıraktığını;

Bu durumda netice ile yapan arasında illiyet bağının doğrudan bağlantısı olması, yani tahsil edilmeyen gelir ile bu gelirleri tahsil etmeyenin doğrudan bağlantısının olması gerektiğini;

5018 Sayılı Kanunun 8. ve 38. maddelerinde tazmin konusu hususla ilgili olarak “hesap verme sorumluluğu” ve “gelirlerin toplanması sorumluluğu” olarak sorumluluklar açıklanırken sorumluların kim olduğunun da açıkladığını Muhasebe yetkilisinin (idari ve mali) sorumlu kılınırken iki alt sırada ise “gelir toplamakta görevlendirilenler” başlığı ile münhasıran bu işle görevlendirilenlerin sorumlu olacağının bildirildiğini; kanun kusurlu sorumluluktan bahsettiğine göre burada artık ikinci bir sorumlu aramaya gerek olmadığını; Tokat Belediye Meclisinin kararı ve Başkanlık Makamının 11.06.2007 tarih ve 462 sayılı yazıları ile kurumdan en son alınan ve yukarıda içeriği açıklanan 12.06.2012 tarih ve 445 sayılı yazılarında “gelirleri toplama ile görevlendirilenler” olarak Tokat Belediyesi Su İşleri Müdürlüğünün gösterildiğini ve kamu zararından Su İşleri Müdürü ve elemanlarının sorumlu olması gerektiğini; eğer Sayıştay Kanunundan hareketle zincirleme sorumluluk söz konusu edilirse bu halde kendisi ile birlikte kendisine bu görevi yaptırmayıp ikinci bir birim ihdas eden Belediye yetkili organları olan meclis üyeleri ve belediyenin diğer yetkili organlarının da zincirleme sorumluluğunun söz konusu olması gerektiğini;

Diğer yandan 5018 sayılı yasaya göre muhasebe yetkilisinin yapacakları kontrollere ilişkin sorumluluklarının görevleri gereği incelemeleri gereken belgelerle sınırlı olduğunu; Meclis kararı ve Başkanlığın emri ile gelirlerin toplanması için görevlendirilen Su İşleri Müdürü ve Yardımcılarının söz konusu husustaki sorumluluğu da bu anlatıma göre muhasebe yetkilisine karşı olduğunu; bu ahvalde görevini gereği gibi ifa etmeyen “gelirleri toplama görevlilerinin” sorumlu olacağı bir konuda bir anlamda yasa gereği onların murakabesi ile sorumlu olacak makamın onlarla birlikte zincirleme sorumluluğundan bahsetmenin 5018 Sayılı Kanuna aykırı olduğunu belirterek şahsı ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık ikinci karşılama yazısında; “İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçenler tarafından ileri sürülen hususların 08.05.2012 tarih ve 11144-18036 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.” denilmiştir.

5018 sayılı Kanun’un 38. maddesinde; “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur” denilerek aslında net ve kesin bir dille sorumluluk tanımlanmıştır. Ancak aşama aşama tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin hangi safhalarında kimlerin sorumlu olduklarının kurum kanunlarına bırakılması ise farklılaşan ve farklılaştıkça karmaşıklaşan bir sistem ortaya çıkarmaktadır. 5018 sayılı Kanun genel mali yapıyı sistemleştirirken, gelirlerin mali hizmetler birimi tarafından ilgili mevzuatı çerçevesinde tahakkuk ettirileceğini, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürüteceğini hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre tahakkuk ve tahsil aşamalarında mali hizmetler biriminin genel olarak sorumlu olduğu çıkarsaması yapılabilir. Buna ilaveten, muhasebe hizmeti tanımlanırken, gelir ve alacakların tahsili ifade edilerek, gelirin tahsil aşamasında muhasebenin de rol aldığı ifade edilmiştir. Tarh ve tebliğ kavramlarına açıkça değinilmemiş olsa da, mali hizmetler birimlerinin bu anlamda bir fonksiyon üstlendikleri genel görev tanımlarından çıkarılabilir. Buna ilaveten, ilgili kanunlarda tarh, tahakkuk ve tahsilden sorumlu olanların da, muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi haricinde, bu kapsamda değerlendirmesi gerekmektedir.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarihli 5018 sayılı Kanun çerçevesinde sorumlulukların belirlenmesine ilişkin kararında; tahsil edilmeye hazır hale gelmiş gelirle ilgili olarak muhasebe yetkilisinin sorumluluğundan bahsedilmiştir. Kararda; “5018 sayılı Kanun’un 61’inci maddesinin birinci fıkrasında, muhasebe hizmeti; ‘gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir.’ şeklinde tanımlanmış; aynı maddenin ikinci fıkrasında muhasebe yetkilisinin, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun 60’ıncı maddesinde de, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek mali hizmetler biriminin görevleri arasında sayılmıştır. Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 23’üncü maddesinde, gelirleri ve alacakları ilgili mevzuatına göre tahsil etmek, yersiz ve fazla tahsil edilenleri ilgililerine iade etmek ve bu işlemlere ilişkin kayıtları usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutmak, mali rapor ve tabloları her türlü müdahaleden bağımsız olarak düzenlemek muhasebe yetkilisinin görevlerinden kabul edilmiş, aynı Yönetmeliğin 32’nci maddesinde de idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının yükümlüleri ve sorumluları adına ilgili hesaplara kaydedilerek tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının takip ve tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin tek başına sorumlu olduğuna çoğunlukla,” karar verilmiştir. Karardaki en önemli nokta, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş gelir ve alacakların tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu hususudur. Yani, muhasebe yetkilisinin sorumluluğu için, ön şart olarak gelirin tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz bir şekilde yerine getirilmelidir. Tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz yerine getirildiğinde, muhasebe yetkilisinin tahsilatla ilgili sorumluluğu başlamaktadır.

Gelirin aşamaları dikkate alındığında, tarh ve tahakkuku eksik veya hatalı yapılmış bir gelirin, eksik tahsil edilmesinden tek başına veya ortaklaşa olarak muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması 5018 sayılı Kanun’un objektif sorumluluktan vazgeçme anlayışına da muhalif düşmektedir. 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında, tahsil aşaması netleştirilirken, tarh ve tahakkuk aşamaları için bir sorumluluk tespiti yapılmamıştır. Gelirlerin elde edilmesinde tarh, tahakkuk ve tahsile hazır hale getirme aşamalarının mali hizmetler biriminin bir görevi olduğu dikkate alınırsa, tarh ve tahakkuk aşamalarındaki sorumluluğun soruna bağlı olarak gerçekleştiren kişi veya kurula yüklenmesi gerekmektedir.

Ayrıca, muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi idari anlamda bir bütünü ifade etse de, mali sorumluluk anlamında farklı birim veya kişilerden oluşabilir. Gelirlerin elde edilmesinde genel sorunlar sadece tarh ve tahakkuk aşamasında değil, tahsilat aşamasında da ortaya çıkabilmektedir ki, bu konuda da idarenin kendi aldığı hatalı bir karar veya emir sebebiyle muhasebe yetkilisini sorumlu tutmak mümkün değildir.

Rapor dosyası ve dilekçe eki belgelerin incelenmesi neticesinde, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclisi Kararı ile Tokat Belediyesinin yeniden teşkilatlandırıldığı; 01.07.2007 tarihinden itibaren, birimlerin yürütecekleri görevlerin Başkanlık tarafından 11.06.2007 tarih ve M.06.0.TOK.0.71/462 sayılı “Birimler ve Yetkiler” konulu İç Genelge ile belirlenmiş olduğu ve bu iç genelge uyarınca idarenin vergi, harç vb. gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırma ve tahsil edilemeyenleri icra servislerine intikal ettirme görev ve yetkilerinin Belediye Su İşleri Müdürlüğüne ait olduğu görülmüştür.

5018 sayılı Kanun’un 71. maddesinde kamu zararı; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanmaktadır.

Bu çerçevede, kamu zararından ve mali sorumluluktan bahsedilebilmesi için her somut olayda, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemin bulunması; bu fiiller sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ve kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması durumu ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının olması şartlarının birlikte aranması gerekmektedir. Zira, 1050 sayılı Kanuna hakim olan kusursuz (objektif) sorumluluk ilkesinin yerine 5018 sayılı Kanunla kusur sorumluluğu ilkesi getirilmiştir.

Temel ilke olarak kusur sorumluluğunu esas alan 5018 sayılı Kanun uyarınca kamu görevlilerinin mali karar, işlem veya eylemleri sonucu oluşan kamu zararından sorumlu olduklarına hükmedilebilmesi için manevi unsur olarak kasıt, kusur veya en azından bir ihmalin varlığı gerekmektedir.

Sorumluluk hukukunda kast ve ihmal olarak ikiye ayrılan kusur, 5018 sayılı Kanunun “kamu zararı” tanımında ayrı bir manevi unsur olarak sayılmıştır. Kusur kavramı, hukuka aykırı bir davranış biçimini ifade etmekte; kast ve ihmal ise söz konusu davranışı işleyen şahsın, ortaya çıkan hukuka aykırılıktan sorumlu tutulup tutulamayacağını belirlemektedir. Sorumlular, mali karar, işlem veya eylemlerinin yürürlükteki mevzuata aykırı olduğunu bilerek hareket ettikleri takdirde eylemin manevi unsuru olan kast gerçekleşmektedir. Bir kişinin hukuka aykırı bir sonucun meydana gelmesini istememekle birlikte, böyle bir sonucun meydana gelmesine onun tedbirsizliğinin, dikkatsizliğinin veya mesleğinin gerektirdiği özeni göstermemesinin yol açtığı durumlarda ise ihmal ortaya çıkmaktadır.

Buna göre somut olayda, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclisi Kararı ile Tokat Belediyesinin yeniden teşkilatlandırıldığı; 01.07.2007 tarihinden itibaren, birimlerin yürütecekleri görevlerin Başkanlık tarafından 11.06.2007 tarih ve M.06.0.TOK.0.71/462 sayılı “Birimler ve Yetkiler” konulu İç Genelge ile belirlenmiş olduğu ve bu iç genelge uyarınca idarenin vergi, harç vb. gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırma ve tahsil edilemeyenleri icra servislerine intikal ettirme görev ve yetkilerinin Mali Hizmetler Biriminden alınarak Belediye Su İşleri Müdürlüğüne verilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, tahakkuk etmiş bir Belediye gelirinin tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması sonucu gerçekleşen kamu zararının oluşmasında muhasebe yetkilisinin herhangi bir kasıt, kusur veya ihmalinin bulunduğundan bahsedilmesi mümkün değildir.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle, tahakkuk etmiş bir Belediye gelirinin, Belediye Meclisi Kararı ile bu konuda yetkilendirilmiş Su İşleri Müdürlüğünce tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle ortaya çıkan kamu zararından muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması mevzuata uygun görülmemiştir.

Bu itibarla, 600 sayılı İlam’ın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün usulden Bozularak sorumlulukların yeniden belirlenmesi için dosyanın kararı veren DAİREYE TEVDİİNE,

  1. ) 600 sayılı İlam’ın 3. maddesi ile, 2004 yılında tahakkuk etmiş Eğlence Vergisi alacaklarının 2009 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zaman aşımına uğratılması nedeniyle 542,79. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, tazmin hükmü tesis edilirken, 5018 Sayılı yasanın 38. maddesindeki “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar ilgili kanunlarda öngörülen, tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz yapılmasından sorumludur.” hükmünün esas alınmış olduğunu; sorumluluğun, memurun yaptığı işin hesabını vermesi olduğunu ve yaptığı işin, görevi gereği yapması gereken iş olduğunu; her ne kadar, meri mevzuatta, gelirlerin toplanması Mali Hizmetler birimince yapılır denilse de, burada Tokat Belediyesine has bir uygulamanın söz konusu olduğunu; Tokat Belediyesi Başkanlık Makamının 11.06.2007 tarih ve 462 sayılı yazılı emirleri gereği, Belediyenin bütün gelirlerinin (Vergi ve Vergi Dışı Gelirleri) tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin, bütçesi personeli ve başında müdürü de bulunan ve ayrı bir müdürlük olan Su İşleri Müdürlüğü tarafından yerine getirildiğini; bu müdürlüğün Mali Hizmetler Müdürlüğüne bağlı veya onun bünyesinde ve emrinde olan bir birim olmadığını; Mali Hizmetler Müdürlüğünde ise; gelirlerin tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemleri dışındaki işlerin, gelir-gider kayıtlarının tutulmasının, tahakkuk ettirilen giderlerin hak sahiplerine ödenmesinin, muhasebeleştirilmesinin, bütçe, kesin hesap vs. işlerin yerine getirildiğini; hal böyle iken, kendisinin Mali Hizmetler Müdürü olarak, ayrı bir müdürlük olan Su İşleri Müdürlüğü personeli ve yaptığı işler üzerinde tasarrufta bulunmasının mümkün olmadığını;

Ayrıca, 600 sayılı İlam’da, Su İşleri Müdürleri Mehmet DÜLGER ve Ekrem ÖZER’in gerçekleştirme görevlileri olarak adlandırıldığını; gerçekleştirme görevlilerinin, yetki kullanan kimseler olmayıp, üzerlerine düşen görevleri mevzuat emir ve talimatlar çerçevesinde amirlerinin yönetiminde yürütmek durumda olan memurlar olduğunu; halbuki, adları geçen kişilerin, bütçesi ve personeli olan, Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsilatının yapıldığı Su İşleri Müdürlüğünün en üst yöneticisi, emir ve talimat veren birim müdürü olarak görev yapmakta olduklarını;

Bu durumda, Başkanlık Makamının yazılı emirleri ile; Belediye Su İşleri Müdürlüğünce Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin yerine getirilmesinin hiçbir evresinde yetki kullanmayan, imza atmayan, emir ve talimat vermeyen şahsının bu işlem sonucundan sorumlu tutulmasının, hem meri mevzuata hem de hakkaniyet kurallarına uygun düşmediğini belirterek şahsı ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında; “Adı geçenin dilekçe ekinde sunulan görev dağıtım belgesi fotokopisinin tetkikinden 2007 yılında Mali Hizmetler Müdürü olarak görev yaptığı ancak zaman aşımının meydana geldiği 2009 yılda aynı göreve devam edip etmediği anlaşılamadığından iddiaların reddine 832 sayılı Kanun’un 73. maddesi gereği karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” denilmiştir.

Dilekçi göndermiş olduğu ikinci dilekçesinde özetle, Savcılık Makamınca zamanaşımının meydana geldiği 2009 yılında, şahsının aynı göreve devam edip etmediğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle, talebinin reddi yönünde karar verilmesi şeklinde, görüş verildiğini; Oysaki Temyiz Kuruluna müracaat etme gerekçesinin şahsının görevde olup veya olmaması değil; Belediye Gelirlerinin tahsili görevi ve yetkisinin Belediyede Su İşleri Müdürlüğü uhdesinde bulunması olduğunu; nitekim, söz konusu Savcılık görüşünün gerekçesini oluşturan Tokat Belediyesindeki görevlendirme ile ilgili, 2009 yılı ve bu gün itibariyle de devam etmekte olan fiili çalışma ve teşkilatlanma düzeninin belgelendirilmesi için Belediye Başkanlığına vermiş olduğu ve ekte suretini sunduğu (Ek: 1); Kurula sunulmak üzere, tarafına verilen Tokat Belediye Başkanlığına ait 12.06.2012 tarih ve 445 sayılı cevabi yazının (Ek: 2), “5393 sayılı Belediye Kanunu Belediye Teşkilatı başlıklı 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclis kararı ile Belediyemiz yeniden teşkilatlandırılmıştır. Belediyemiz hizmetlerinin yürütülmesi esnasında 01.07.2007 tarihinden itibaren Birimlerin yürütecekleri görevler Belediye Başkanlığımız tarafından 11.06.2007 tarih ve M.60.0.TOK.0.71/462 sayılı; Birimler ve yetkiler konulu iç genelge ile belirlenmiş olup; söz konusu genelge 2009 Mali Yılında da yürürlüktedir. Bahse konu genelgenin onaylı sureti yazımız ekinde mevcuttur. İlgili genelgeye göre, Su İşleri Müdürlüğünün görev ve yetkileri; ilgili mevzuatı çerçevesinde, idarenin vergi harç vb. vergi gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırmak ve tahsil edilemeyenleri icra servisine intikal ettirmektir. Su İşleri Müdürlüğüne ait görevler bölümünün (c) bendi ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek. Bu düzenlemeye göre Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsilat, takip ve sonuçlandırma işlemleri Su İşleri Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir....” şeklinde düzenlenmiş olduğunu; söz konusu Belediye Gelirlerinin zamanaşımına uğratılmasında, kişisel hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını ve Tokat Belediyesindeki fiili yapılanmada da belirtildiği üzere, konuyla ilgili sorumluluğun tamamen Su İşleri Müdürlüğü yetkilisine ait olduğunu;

Sorumluluğunun, 5018 “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu” nun 38. maddesine dayandığını; Ancak, 1050 sayılı Kanun ve 832 Sayılı Sayıştay Kanununun, sorumluluğu kusursuz sorumluluk ve ortaklaşa - zincirleme olarak ele alırken, 5018 sayılı Kanunda bu anlayışın yerine kusurlu sorumluluk esasına bıraktığını;

Bu durumda netice ile yapan arasında illiyet bağının doğrudan bağlantısı olması, yani tahsil edilmeyen gelir ile bu gelirleri tahsil etmeyenin doğrudan bağlantısının olması gerektiğini;

5018 Sayılı Kanunun 8. ve 38. maddelerinde tazmin konusu hususla ilgili olarak “hesap verme sorumluluğu” ve “gelirlerin toplanması sorumluluğu” olarak sorumluluklar açıklanırken sorumluların kim olduğunun da açıkladığını Muhasebe yetkilisinin (idari ve mali) sorumlu kılınırken iki alt sırada ise “gelir toplamakta görevlendirilenler” başlığı ile münhasıran bu işle görevlendirilenlerin sorumlu olacağının bildirildiğini; kanun kusurlu sorumluluktan bahsettiğine göre burada artık ikinci bir sorumlu aramaya gerek olmadığını; Tokat Belediye Meclisinin kararı ve Başkanlık Makamının 11.06.2007 tarih ve 462 sayılı yazıları ile kurumdan en son alınan ve yukarıda içeriği açıklanan 12.06.2012 tarih ve 445 sayılı yazılarında “gelirleri toplama ile görevlendirilenler” olarak Tokat Belediyesi Su İşleri Müdürlüğünün gösterildiğini ve kamu zararından Su İşleri Müdürü ve elemanlarının sorumlu olması gerektiğini; eğer Sayıştay Kanunundan hareketle zincirleme sorumluluk söz konusu edilirse bu halde kendisi ile birlikte kendisine bu görevi yaptırmayıp ikinci bir birim ihdas eden Belediye yetkili organları olan meclis üyeleri ve belediyenin diğer yetkili organlarının da zincirleme sorumluluğunun söz konusu olması gerektiğini;

Diğer yandan 5018 sayılı yasaya göre muhasebe yetkilisinin yapacakları kontrollere ilişkin sorumluluklarının görevleri gereği incelemeleri gereken belgelerle sınırlı olduğunu; Meclis kararı ve Başkanlığın emri ile gelirlerin toplanması için görevlendirilen Su İşleri Müdürü ve Yardımcılarının söz konusu husustaki sorumluluğu da bu anlatıma göre muhasebe yetkilisine karşı olduğunu; bu ahvalde görevini gereği gibi ifa etmeyen “gelirleri toplama görevlilerinin” sorumlu olacağı bir konuda bir anlamda yasa gereği onların murakabesi ile sorumlu olacak makamın onlarla birlikte zincirleme sorumluluğundan bahsetmenin 5018 Sayılı Kanuna aykırı olduğunu belirterek şahsı ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık ikinci karşılama yazısında; “İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçenler tarafından ileri sürülen hususların 08.05.2012 tarih ve 11144-18036 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.” denilmiştir.

5018 sayılı Kanun’un 38. maddesinde; “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur” denilerek aslında net ve kesin bir dille sorumluluk tanımlanmıştır. Ancak aşama aşama tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin hangi safhalarında kimlerin sorumlu olduklarının kurum kanunlarına bırakılması ise farklılaşan ve farklılaştıkça karmaşıklaşan bir sistem ortaya çıkarmaktadır. 5018 sayılı Kanun genel mali yapıyı sistemleştirirken, gelirlerin mali hizmetler birimi tarafından ilgili mevzuatı çerçevesinde tahakkuk ettirileceğini, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürüteceğini hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre tahakkuk ve tahsil aşamalarında mali hizmetler biriminin genel olarak sorumlu olduğu çıkarsaması yapılabilir. Buna ilaveten, muhasebe hizmeti tanımlanırken, gelir ve alacakların tahsili ifade edilerek, gelirin tahsil aşamasında muhasebenin de rol aldığı ifade edilmiştir. Tarh ve tebliğ kavramlarına açıkça değinilmemiş olsa da, mali hizmetler birimlerinin bu anlamda bir fonksiyon üstlendikleri genel görev tanımlarından çıkarılabilir. Buna ilaveten, ilgili kanunlarda tarh, tahakkuk ve tahsilden sorumlu olanların da, muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi haricinde, bu kapsamda değerlendirmesi gerekmektedir.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarihli 5018 sayılı Kanun çerçevesinde sorumlulukların belirlenmesine ilişkin kararında; tahsil edilmeye hazır hale gelmiş gelirle ilgili olarak muhasebe yetkilisinin sorumluluğundan bahsedilmiştir. Kararda; “5018 sayılı Kanun’un 61’inci maddesinin birinci fıkrasında, muhasebe hizmeti; ‘gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir.’ şeklinde tanımlanmış; aynı maddenin ikinci fıkrasında muhasebe yetkilisinin, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun 60’ıncı maddesinde de, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek mali hizmetler biriminin görevleri arasında sayılmıştır. Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 23’üncü maddesinde, gelirleri ve alacakları ilgili mevzuatına göre tahsil etmek, yersiz ve fazla tahsil edilenleri ilgililerine iade etmek ve bu işlemlere ilişkin kayıtları usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutmak, mali rapor ve tabloları her türlü müdahaleden bağımsız olarak düzenlemek muhasebe yetkilisinin görevlerinden kabul edilmiş, aynı Yönetmeliğin 32’nci maddesinde de idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının yükümlüleri ve sorumluları adına ilgili hesaplara kaydedilerek tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının takip ve tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin tek başına sorumlu olduğuna çoğunlukla,” karar verilmiştir. Karardaki en önemli nokta, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş gelir ve alacakların tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu hususudur. Yani, muhasebe yetkilisinin sorumluluğu için, ön şart olarak gelirin tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz bir şekilde yerine getirilmelidir. Tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz yerine getirildiğinde, muhasebe yetkilisinin tahsilatla ilgili sorumluluğu başlamaktadır.

Gelirin aşamaları dikkate alındığında, tarh ve tahakkuku eksik veya hatalı yapılmış bir gelirin, eksik tahsil edilmesinden tek başına veya ortaklaşa olarak muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması 5018 sayılı Kanun’un objektif sorumluluktan vazgeçme anlayışına da muhalif düşmektedir. 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında, tahsil aşaması netleştirilirken, tarh ve tahakkuk aşamaları için bir sorumluluk tespiti yapılmamıştır. Gelirlerin elde edilmesinde tarh, tahakkuk ve tahsile hazır hale getirme aşamalarının mali hizmetler biriminin bir görevi olduğu dikkate alınırsa, tarh ve tahakkuk aşamalarındaki sorumluluğun soruna bağlı olarak gerçekleştiren kişi veya kurula yüklenmesi gerekmektedir.

Ayrıca, muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi idari anlamda bir bütünü ifade etse de, mali sorumluluk anlamında farklı birim veya kişilerden oluşabilir. Gelirlerin elde edilmesinde genel sorunlar sadece tarh ve tahakkuk aşamasında değil, tahsilat aşamasında da ortaya çıkabilmektedir ki, bu konuda da idarenin kendi aldığı hatalı bir karar veya emir sebebiyle muhasebe yetkilisini sorumlu tutmak mümkün değildir.

Rapor dosyası ve dilekçe eki belgelerin incelenmesi neticesinde, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclisi Kararı ile Tokat Belediyesinin yeniden teşkilatlandırıldığı; 01.07.2007 tarihinden itibaren, birimlerin yürütecekleri görevlerin Başkanlık tarafından 11.06.2007 tarih ve M.06.0.TOK.0.71/462 sayılı “Birimler ve Yetkiler” konulu İç Genelge ile belirlenmiş olduğu ve bu iç genelge uyarınca idarenin vergi, harç vb. gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırma ve tahsil edilemeyenleri icra servislerine intikal ettirme görev ve yetkilerinin Belediye Su İşleri Müdürlüğüne ait olduğu görülmüştür.

5018 sayılı Kanun’un 71. maddesinde kamu zararı; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanmaktadır.

Bu çerçevede, kamu zararından ve mali sorumluluktan bahsedilebilmesi için her somut olayda, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemin bulunması; bu fiiller sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ve kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması durumu ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının olması şartlarının birlikte aranması gerekmektedir. Zira, 1050 sayılı Kanuna hakim olan kusursuz (objektif) sorumluluk ilkesinin yerine 5018 sayılı Kanunla kusur sorumluluğu ilkesi getirilmiştir.

Temel ilke olarak kusur sorumluluğunu esas alan 5018 sayılı Kanun uyarınca kamu görevlilerinin mali karar, işlem veya eylemleri sonucu oluşan kamu zararından sorumlu olduklarına hükmedilebilmesi için manevi unsur olarak kasıt, kusur veya en azından bir ihmalin varlığı gerekmektedir.

Sorumluluk hukukunda kast ve ihmal olarak ikiye ayrılan kusur, 5018 sayılı Kanunun “kamu zararı” tanımında ayrı bir manevi unsur olarak sayılmıştır. Kusur kavramı, hukuka aykırı bir davranış biçimini ifade etmekte; kast ve ihmal ise söz konusu davranışı işleyen şahsın, ortaya çıkan hukuka aykırılıktan sorumlu tutulup tutulamayacağını belirlemektedir. Sorumlular, mali karar, işlem veya eylemlerinin yürürlükteki mevzuata aykırı olduğunu bilerek hareket ettikleri takdirde eylemin manevi unsuru olan kast gerçekleşmektedir. Bir kişinin hukuka aykırı bir sonucun meydana gelmesini istememekle birlikte, böyle bir sonucun meydana gelmesine onun tedbirsizliğinin, dikkatsizliğinin veya mesleğinin gerektirdiği özeni göstermemesinin yol açtığı durumlarda ise ihmal ortaya çıkmaktadır.

Buna göre somut olayda, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclisi Kararı ile Tokat Belediyesinin yeniden teşkilatlandırıldığı; 01.07.2007 tarihinden itibaren, birimlerin yürütecekleri görevlerin Başkanlık tarafından 11.06.2007 tarih ve M.06.0.TOK.0.71/462 sayılı “Birimler ve Yetkiler” konulu İç Genelge ile belirlenmiş olduğu ve bu iç genelge uyarınca idarenin vergi, harç vb. gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırma ve tahsil edilemeyenleri icra servislerine intikal ettirme görev ve yetkilerinin Mali Hizmetler Biriminden alınarak Belediye Su İşleri Müdürlüğüne verilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, tahakkuk etmiş bir Belediye gelirinin tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması sonucu gerçekleşen kamu zararının oluşmasında muhasebe yetkilisinin herhangi bir kasıt, kusur veya ihmalinin bulunduğundan bahsedilmesi mümkün değildir.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle, tahakkuk etmiş bir Belediye gelirinin, Belediye Meclisi Kararı ile bu konuda yetkilendirilmiş Su İşleri Müdürlüğünce tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle ortaya çıkan kamu zararından muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması mevzuata uygun görülmemiştir.

Bu itibarla, 600 sayılı İlam’ın 3. maddesi ile verilen tazmin hükmünün usulden Bozularak sorumlulukların yeniden belirlenmesi için dosyanın kararı veren DAİREYE TEVDİİNE,

  1. ) 600 sayılı İlam’ın 4. maddesi ile, Mülkiyeti belediyeye ait olup kiraya verilen gayrimenkullere ait kira bedellerinin zamanında tahsil edilmemesi sonucu söz konusu kira alacaklarının zamanaşımına uğraması nedeniyle 23.945,71. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, tazmin hükmü tesis edilirken, 5018 Sayılı yasanın 38. maddesindeki “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar ilgili kanunlarda öngörülen, tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz yapılmasından sorumludur.” hükmünün esas alınmış olduğunu; sorumluluğun, memurun yaptığı işin hesabını vermesi olduğunu ve yaptığı işin, görevi gereği yapması gereken iş olduğunu; her ne kadar, meri mevzuatta, gelirlerin toplanması Mali Hizmetler birimince yapılır denilse de, burada Tokat Belediyesine has bir uygulamanın söz konusu olduğunu; Tokat Belediyesi Başkanlık Makamının 11.06.2007 tarih ve 462 sayılı yazılı emirleri gereği, Belediyenin bütün gelirlerinin (Vergi ve Vergi Dışı Gelirleri) tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin, bütçesi personeli ve başında müdürü de bulunan ve ayrı bir müdürlük olan Su İşleri Müdürlüğü tarafından yerine getirildiğini; bu müdürlüğün Mali Hizmetler Müdürlüğüne bağlı veya onun bünyesinde ve emrinde olan bir birim olmadığını; Mali Hizmetler Müdürlüğünde ise; gelirlerin tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemleri dışındaki işlerin, gelir-gider kayıtlarının tutulmasının, tahakkuk ettirilen giderlerin hak sahiplerine ödenmesinin, muhasebeleştirilmesinin, bütçe, kesin hesap vs. işlerin yerine getirildiğini; hal böyle iken, kendisinin Mali Hizmetler Müdürü olarak, ayrı bir müdürlük olan Su İşleri Müdürlüğü personeli ve yaptığı işler üzerinde tasarrufta bulunmasının mümkün olmadığını;

Ayrıca, 600 sayılı İlam’da, Su İşleri Müdürleri Mehmet DÜLGER ve Ekrem ÖZER’in gerçekleştirme görevlileri olarak adlandırıldığını; gerçekleştirme görevlilerinin, yetki kullanan kimseler olmayıp, üzerlerine düşen görevleri mevzuat emir ve talimatlar çerçevesinde amirlerinin yönetiminde yürütmek durumda olan memurlar olduğunu; halbuki, adları geçen kişilerin, bütçesi ve personeli olan, Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsilatının yapıldığı Su İşleri Müdürlüğünün en üst yöneticisi, emir ve talimat veren birim müdürü olarak görev yapmakta olduklarını;

Bu durumda, Başkanlık Makamının yazılı emirleri ile; Belediye Su İşleri Müdürlüğünce Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin yerine getirilmesinin hiçbir evresinde yetki kullanmayan, imza atmayan, emir ve talimat vermeyen şahsının bu işlem sonucundan sorumlu tutulmasının, hem meri mevzuata hem de hakkaniyet kurallarına uygun düşmediğini belirterek şahsı ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında; “Adı geçenin dilekçe ekinde sunulan görev dağıtım belgesi fotokopisinin tetkikinden 2007 yılında Mali Hizmetler Müdürü olarak görev yaptığı ancak zaman aşımının meydana geldiği 2009 yılda aynı göreve devam edip etmediği anlaşılamadığından iddiaların reddine 832 sayılı Kanun’un 73. maddesi gereği karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” denilmiştir.

Dilekçi göndermiş olduğu ikinci dilekçesinde özetle, Savcılık Makamınca zamanaşımının meydana geldiği 2009 yılında, şahsının aynı göreve devam edip etmediğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle, talebinin reddi yönünde karar verilmesi şeklinde, görüş verildiğini; Oysaki Temyiz Kuruluna müracaat etme gerekçesinin şahsının görevde olup veya olmaması değil; Belediye Gelirlerinin tahsili görevi ve yetkisinin Belediyede Su İşleri Müdürlüğü uhdesinde bulunması olduğunu; nitekim, söz konusu Savcılık görüşünün gerekçesini oluşturan Tokat Belediyesindeki görevlendirme ile ilgili, 2009 yılı ve bu gün itibariyle de devam etmekte olan fiili çalışma ve teşkilatlanma düzeninin belgelendirilmesi için Belediye Başkanlığına vermiş olduğu ve ekte suretini sunduğu (Ek: 1); Kurula sunulmak üzere, tarafına verilen Tokat Belediye Başkanlığına ait 12.06.2012 tarih ve 445 sayılı cevabi yazının (Ek: 2), “5393 sayılı Belediye Kanunu Belediye Teşkilatı başlıklı 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclis kararı ile Belediyemiz yeniden teşkilatlandırılmıştır. Belediyemiz hizmetlerinin yürütülmesi esnasında 01.07.2007 tarihinden itibaren Birimlerin yürütecekleri görevler Belediye Başkanlığımız tarafından 11.06.2007 tarih ve M.60.0.TOK.0.71/462 sayılı; Birimler ve yetkiler konulu iç genelge ile belirlenmiş olup; söz konusu genelge 2009 Mali Yılında da yürürlüktedir. Bahse konu genelgenin onaylı sureti yazımız ekinde mevcuttur. İlgili genelgeye göre, Su İşleri Müdürlüğünün görev ve yetkileri; ilgili mevzuatı çerçevesinde, idarenin vergi harç vb. vergi gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırmak ve tahsil edilemeyenleri icra servisine intikal ettirmektir. Su İşleri Müdürlüğüne ait görevler bölümünün (c) bendi ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek. Bu düzenlemeye göre Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsilat, takip ve sonuçlandırma işlemleri Su İşleri Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir....” şeklinde düzenlenmiş olduğunu; söz konusu Belediye Gelirlerinin zamanaşımına uğratılmasında, kişisel hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını ve Tokat Belediyesindeki fiili yapılanmada da belirtildiği üzere, konuyla ilgili sorumluluğun tamamen Su İşleri Müdürlüğü yetkilisine ait olduğunu;

Sorumluluğunun, 5018 “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu” nun 38. maddesine dayandığını; Ancak, 1050 sayılı Kanun ve 832 Sayılı Sayıştay Kanununun, sorumluluğu kusursuz sorumluluk ve ortaklaşa - zincirleme olarak ele alırken, 5018 sayılı Kanunda bu anlayışın yerine kusurlu sorumluluk esasına bıraktığını;

Bu durumda netice ile yapan arasında illiyet bağının doğrudan bağlantısı olması, yani tahsil edilmeyen gelir ile bu gelirleri tahsil etmeyenin doğrudan bağlantısının olması gerektiğini;

5018 Sayılı Kanunun 8. ve 38. maddelerinde tazmin konusu hususla ilgili olarak “hesap verme sorumluluğu” ve “gelirlerin toplanması sorumluluğu” olarak sorumluluklar açıklanırken sorumluların kim olduğunun da açıkladığını Muhasebe yetkilisinin (idari ve mali) sorumlu kılınırken iki alt sırada ise “gelir toplamakta görevlendirilenler” başlığı ile münhasıran bu işle görevlendirilenlerin sorumlu olacağının bildirildiğini; kanun kusurlu sorumluluktan bahsettiğine göre burada artık ikinci bir sorumlu aramaya gerek olmadığını; Tokat Belediye Meclisinin kararı ve Başkanlık Makamının 11.06.2007 tarih ve 462 sayılı yazıları ile kurumdan en son alınan ve yukarıda içeriği açıklanan 12.06.2012 tarih ve 445 sayılı yazılarında “gelirleri toplama ile görevlendirilenler” olarak Tokat Belediyesi Su İşleri Müdürlüğünün gösterildiğini ve kamu zararından Su İşleri Müdürü ve elemanlarının sorumlu olması gerektiğini; eğer Sayıştay Kanunundan hareketle zincirleme sorumluluk söz konusu edilirse bu halde kendisi ile birlikte kendisine bu görevi yaptırmayıp ikinci bir birim ihdas eden Belediye yetkili organları olan meclis üyeleri ve belediyenin diğer yetkili organlarının da zincirleme sorumluluğunun söz konusu olması gerektiğini;

Diğer yandan 5018 sayılı yasaya göre muhasebe yetkilisinin yapacakları kontrollere ilişkin sorumluluklarının görevleri gereği incelemeleri gereken belgelerle sınırlı olduğunu; Meclis kararı ve Başkanlığın emri ile gelirlerin toplanması için görevlendirilen Su İşleri Müdürü ve Yardımcılarının söz konusu husustaki sorumluluğu da bu anlatıma göre muhasebe yetkilisine karşı olduğunu; bu ahvalde görevini gereği gibi ifa etmeyen “gelirleri toplama görevlilerinin” sorumlu olacağı bir konuda bir anlamda yasa gereği onların murakabesi ile sorumlu olacak makamın onlarla birlikte zincirleme sorumluluğundan bahsetmenin 5018 Sayılı Kanuna aykırı olduğunu belirterek şahsı ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık ikinci karşılama yazısında; “İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçenler tarafından ileri sürülen hususların 08.05.2012 tarih ve 11144-18036 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.” denilmiştir.

5018 sayılı Kanun’un 38. maddesinde; “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur” denilerek aslında net ve kesin bir dille sorumluluk tanımlanmıştır. Ancak aşama aşama tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin hangi safhalarında kimlerin sorumlu olduklarının kurum kanunlarına bırakılması ise farklılaşan ve farklılaştıkça karmaşıklaşan bir sistem ortaya çıkarmaktadır. 5018 sayılı Kanun genel mali yapıyı sistemleştirirken, gelirlerin mali hizmetler birimi tarafından ilgili mevzuatı çerçevesinde tahakkuk ettirileceğini, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürüteceğini hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre tahakkuk ve tahsil aşamalarında mali hizmetler biriminin genel olarak sorumlu olduğu çıkarsaması yapılabilir. Buna ilaveten, muhasebe hizmeti tanımlanırken, gelir ve alacakların tahsili ifade edilerek, gelirin tahsil aşamasında muhasebenin de rol aldığı ifade edilmiştir. Tarh ve tebliğ kavramlarına açıkça değinilmemiş olsa da, mali hizmetler birimlerinin bu anlamda bir fonksiyon üstlendikleri genel görev tanımlarından çıkarılabilir. Buna ilaveten, ilgili kanunlarda tarh, tahakkuk ve tahsilden sorumlu olanların da, muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi haricinde, bu kapsamda değerlendirmesi gerekmektedir.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarihli 5018 sayılı Kanun çerçevesinde sorumlulukların belirlenmesine ilişkin kararında; tahsil edilmeye hazır hale gelmiş gelirle ilgili olarak muhasebe yetkilisinin sorumluluğundan bahsedilmiştir. Kararda; “5018 sayılı Kanun’un 61’inci maddesinin birinci fıkrasında, muhasebe hizmeti; ‘gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir.’ şeklinde tanımlanmış; aynı maddenin ikinci fıkrasında muhasebe yetkilisinin, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun 60’ıncı maddesinde de, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek mali hizmetler biriminin görevleri arasında sayılmıştır. Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 23’üncü maddesinde, gelirleri ve alacakları ilgili mevzuatına göre tahsil etmek, yersiz ve fazla tahsil edilenleri ilgililerine iade etmek ve bu işlemlere ilişkin kayıtları usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutmak, mali rapor ve tabloları her türlü müdahaleden bağımsız olarak düzenlemek muhasebe yetkilisinin görevlerinden kabul edilmiş, aynı Yönetmeliğin 32’nci maddesinde de idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının yükümlüleri ve sorumluları adına ilgili hesaplara kaydedilerek tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının takip ve tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin tek başına sorumlu olduğuna çoğunlukla,” karar verilmiştir. Karardaki en önemli nokta, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş gelir ve alacakların tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu hususudur. Yani, muhasebe yetkilisinin sorumluluğu için, ön şart olarak gelirin tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz bir şekilde yerine getirilmelidir. Tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz yerine getirildiğinde, muhasebe yetkilisinin tahsilatla ilgili sorumluluğu başlamaktadır.

Gelirin aşamaları dikkate alındığında, tarh ve tahakkuku eksik veya hatalı yapılmış bir gelirin, eksik tahsil edilmesinden tek başına veya ortaklaşa olarak muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması 5018 sayılı Kanun’un objektif sorumluluktan vazgeçme anlayışına da muhalif düşmektedir. 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında, tahsil aşaması netleştirilirken, tarh ve tahakkuk aşamaları için bir sorumluluk tespiti yapılmamıştır. Gelirlerin elde edilmesinde tarh, tahakkuk ve tahsile hazır hale getirme aşamalarının mali hizmetler biriminin bir görevi olduğu dikkate alınırsa, tarh ve tahakkuk aşamalarındaki sorumluluğun soruna bağlı olarak gerçekleştiren kişi veya kurula yüklenmesi gerekmektedir.

Ayrıca, muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi idari anlamda bir bütünü ifade etse de, mali sorumluluk anlamında farklı birim veya kişilerden oluşabilir. Gelirlerin elde edilmesinde genel sorunlar sadece tarh ve tahakkuk aşamasında değil, tahsilat aşamasında da ortaya çıkabilmektedir ki, bu konuda da idarenin kendi aldığı hatalı bir karar veya emir sebebiyle muhasebe yetkilisini sorumlu tutmak mümkün değildir.

Rapor dosyası ve dilekçe eki belgelerin incelenmesi neticesinde, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclisi Kararı ile Tokat Belediyesinin yeniden teşkilatlandırıldığı; 01.07.2007 tarihinden itibaren, birimlerin yürütecekleri görevlerin Başkanlık tarafından 11.06.2007 tarih ve M.06.0.TOK.0.71/462 sayılı “Birimler ve Yetkiler” konulu İç Genelge ile belirlenmiş olduğu ve bu iç genelge uyarınca idarenin vergi, harç vb. gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırma ve tahsil edilemeyenleri icra servislerine intikal ettirme görev ve yetkilerinin Belediye Su İşleri Müdürlüğüne ait olduğu görülmüştür.

5018 sayılı Kanun’un 71. maddesinde kamu zararı; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanmaktadır.

Bu çerçevede, kamu zararından ve mali sorumluluktan bahsedilebilmesi için her somut olayda, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemin bulunması; bu fiiller sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ve kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması durumu ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının olması şartlarının birlikte aranması gerekmektedir. Zira, 1050 sayılı Kanuna hakim olan kusursuz (objektif) sorumluluk ilkesinin yerine 5018 sayılı Kanunla kusur sorumluluğu ilkesi getirilmiştir.

Temel ilke olarak kusur sorumluluğunu esas alan 5018 sayılı Kanun uyarınca kamu görevlilerinin mali karar, işlem veya eylemleri sonucu oluşan kamu zararından sorumlu olduklarına hükmedilebilmesi için manevi unsur olarak kasıt, kusur veya en azından bir ihmalin varlığı gerekmektedir.

Sorumluluk hukukunda kast ve ihmal olarak ikiye ayrılan kusur, 5018 sayılı Kanunun “kamu zararı” tanımında ayrı bir manevi unsur olarak sayılmıştır. Kusur kavramı, hukuka aykırı bir davranış biçimini ifade etmekte; kast ve ihmal ise söz konusu davranışı işleyen şahsın, ortaya çıkan hukuka aykırılıktan sorumlu tutulup tutulamayacağını belirlemektedir. Sorumlular, mali karar, işlem veya eylemlerinin yürürlükteki mevzuata aykırı olduğunu bilerek hareket ettikleri takdirde eylemin manevi unsuru olan kast gerçekleşmektedir. Bir kişinin hukuka aykırı bir sonucun meydana gelmesini istememekle birlikte, böyle bir sonucun meydana gelmesine onun tedbirsizliğinin, dikkatsizliğinin veya mesleğinin gerektirdiği özeni göstermemesinin yol açtığı durumlarda ise ihmal ortaya çıkmaktadır.

Buna göre somut olayda, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclisi Kararı ile Tokat Belediyesinin yeniden teşkilatlandırıldığı; 01.07.2007 tarihinden itibaren, birimlerin yürütecekleri görevlerin Başkanlık tarafından 11.06.2007 tarih ve M.06.0.TOK.0.71/462 sayılı “Birimler ve Yetkiler” konulu İç Genelge ile belirlenmiş olduğu ve bu iç genelge uyarınca idarenin vergi, harç vb. gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırma ve tahsil edilemeyenleri icra servislerine intikal ettirme görev ve yetkilerinin Mali Hizmetler Biriminden alınarak Belediye Su İşleri Müdürlüğüne verilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, tahakkuk etmiş bir Belediye gelirinin tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması sonucu gerçekleşen kamu zararının oluşmasında muhasebe yetkilisinin herhangi bir kasıt, kusur veya ihmalinin bulunduğundan bahsedilmesi mümkün değildir.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle, tahakkuk etmiş bir Belediye gelirinin, Belediye Meclisi Kararı ile bu konuda yetkilendirilmiş Su İşleri Müdürlüğünce tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle ortaya çıkan kamu zararından muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması mevzuata uygun görülmemiştir.

Bu itibarla, 600 sayılı İlam’ın 4. maddesi ile verilen tazmin hükmünün usulden Bozularak sorumlulukların yeniden belirlenmesi için dosyanın kararı veren DAİREYE TEVDİİNE,

  1. ) 600 sayılı İlam’ın 5. maddesi ile, 1999 yılında tahakkuk etmiş su parası alacaklarının 2009 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zaman aşımına uğratılması nedeniyle 5.735,43. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, tazmin hükmü tesis edilirken, 5018 Sayılı yasanın 38. maddesindeki “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar ilgili kanunlarda öngörülen, tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz yapılmasından sorumludur.” hükmünün esas alınmış olduğunu; sorumluluğun, memurun yaptığı işin hesabını vermesi olduğunu ve yaptığı işin, görevi gereği yapması gereken iş olduğunu; her ne kadar, meri mevzuatta, gelirlerin toplanması Mali Hizmetler birimince yapılır denilse de, burada Tokat Belediyesine has bir uygulamanın söz konusu olduğunu; Tokat Belediyesi Başkanlık Makamının 11.06.2007 tarih ve 462 sayılı yazılı emirleri gereği, Belediyenin bütün gelirlerinin (Vergi ve Vergi Dışı Gelirleri) tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin, bütçesi personeli ve başında müdürü de bulunan ve ayrı bir müdürlük olan Su İşleri Müdürlüğü tarafından yerine getirildiğini; bu müdürlüğün Mali Hizmetler Müdürlüğüne bağlı veya onun bünyesinde ve emrinde olan bir birim olmadığını; Mali Hizmetler Müdürlüğünde ise; gelirlerin tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemleri dışındaki işlerin, gelir-gider kayıtlarının tutulmasının, tahakkuk ettirilen giderlerin hak sahiplerine ödenmesinin, muhasebeleştirilmesinin, bütçe, kesin hesap vs. işlerin yerine getirildiğini; hal böyle iken, kendisinin Mali Hizmetler Müdürü olarak, ayrı bir müdürlük olan Su İşleri Müdürlüğü personeli ve yaptığı işler üzerinde tasarrufta bulunmasının mümkün olmadığını;

Ayrıca, 600 sayılı İlam’da, Su İşleri Müdürleri Mehmet DÜLGER ve Ekrem ÖZER’in gerçekleştirme görevlileri olarak adlandırıldığını; gerçekleştirme görevlilerinin, yetki kullanan kimseler olmayıp, üzerlerine düşen görevleri mevzuat emir ve talimatlar çerçevesinde amirlerinin yönetiminde yürütmek durumda olan memurlar olduğunu; halbuki, adları geçen kişilerin, bütçesi ve personeli olan, Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsilatının yapıldığı Su İşleri Müdürlüğünün en üst yöneticisi, emir ve talimat veren birim müdürü olarak görev yapmakta olduklarını;

Bu durumda, Başkanlık Makamının yazılı emirleri ile; Belediye Su İşleri Müdürlüğünce Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin yerine getirilmesinin hiçbir evresinde yetki kullanmayan, imza atmayan, emir ve talimat vermeyen şahsının bu işlem sonucundan sorumlu tutulmasının, hem meri mevzuata hem de hakkaniyet kurallarına uygun düşmediğini belirterek şahsı ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında; “Adı geçenin dilekçe ekinde sunulan görev dağıtım belgesi fotokopisinin tetkikinden 2007 yılında Mali Hizmetler Müdürü olarak görev yaptığı ancak zaman aşımının meydana geldiği 2009 yılda aynı göreve devam edip etmediği anlaşılamadığından iddiaların reddine 832 sayılı Kanun’un 73. maddesi gereği karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” denilmiştir.

Dilekçi göndermiş olduğu ikinci dilekçesinde özetle, Savcılık Makamınca zamanaşımının meydana geldiği 2009 yılında, şahsının aynı göreve devam edip etmediğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle, talebinin reddi yönünde karar verilmesi şeklinde, görüş verildiğini; Oysaki Temyiz Kuruluna müracaat etme gerekçesinin şahsının görevde olup veya olmaması değil; Belediye Gelirlerinin tahsili görevi ve yetkisinin Belediyede Su İşleri Müdürlüğü uhdesinde bulunması olduğunu; nitekim, söz konusu Savcılık görüşünün gerekçesini oluşturan Tokat Belediyesindeki görevlendirme ile ilgili, 2009 yılı ve bu gün itibariyle de devam etmekte olan fiili çalışma ve teşkilatlanma düzeninin belgelendirilmesi için Belediye Başkanlığına vermiş olduğu ve ekte suretini sunduğu (Ek: 1); Kurula sunulmak üzere, tarafına verilen Tokat Belediye Başkanlığına ait 12.06.2012 tarih ve 445 sayılı cevabi yazının (Ek: 2), “5393 sayılı Belediye Kanunu Belediye Teşkilatı başlıklı 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclis kararı ile Belediyemiz yeniden teşkilatlandırılmıştır. Belediyemiz hizmetlerinin yürütülmesi esnasında 01.07.2007 tarihinden itibaren Birimlerin yürütecekleri görevler Belediye Başkanlığımız tarafından 11.06.2007 tarih ve M.60.0.TOK.0.71/462 sayılı; Birimler ve yetkiler konulu iç genelge ile belirlenmiş olup; söz konusu genelge 2009 Mali Yılında da yürürlüktedir. Bahse konu genelgenin onaylı sureti yazımız ekinde mevcuttur. İlgili genelgeye göre, Su İşleri Müdürlüğünün görev ve yetkileri; ilgili mevzuatı çerçevesinde, idarenin vergi harç vb. vergi gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırmak ve tahsil edilemeyenleri icra servisine intikal ettirmektir. Su İşleri Müdürlüğüne ait görevler bölümünün (c) bendi ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek. Bu düzenlemeye göre Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsilat, takip ve sonuçlandırma işlemleri Su İşleri Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir....” şeklinde düzenlenmiş olduğunu; söz konusu Belediye Gelirlerinin zamanaşımına uğratılmasında, kişisel hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını ve Tokat Belediyesindeki fiili yapılanmada da belirtildiği üzere, konuyla ilgili sorumluluğun tamamen Su İşleri Müdürlüğü yetkilisine ait olduğunu;

Sorumluluğunun, 5018 “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu” nun 38. maddesine dayandığını; Ancak, 1050 sayılı Kanun ve 832 Sayılı Sayıştay Kanununun, sorumluluğu kusursuz sorumluluk ve ortaklaşa - zincirleme olarak ele alırken, 5018 sayılı Kanunda bu anlayışın yerine kusurlu sorumluluk esasına bıraktığını;

Bu durumda netice ile yapan arasında illiyet bağının doğrudan bağlantısı olması, yani tahsil edilmeyen gelir ile bu gelirleri tahsil etmeyenin doğrudan bağlantısının olması gerektiğini;

5018 Sayılı Kanunun 8. ve 38. maddelerinde tazmin konusu hususla ilgili olarak “hesap verme sorumluluğu” ve “gelirlerin toplanması sorumluluğu” olarak sorumluluklar açıklanırken sorumluların kim olduğunun da açıkladığını Muhasebe yetkilisinin (idari ve mali) sorumlu kılınırken iki alt sırada ise “gelir toplamakta görevlendirilenler” başlığı ile münhasıran bu işle görevlendirilenlerin sorumlu olacağının bildirildiğini; kanun kusurlu sorumluluktan bahsettiğine göre burada artık ikinci bir sorumlu aramaya gerek olmadığını; Tokat Belediye Meclisinin kararı ve Başkanlık Makamının 11.06.2007 tarih ve 462 sayılı yazıları ile kurumdan en son alınan ve yukarıda içeriği açıklanan 12.06.2012 tarih ve 445 sayılı yazılarında “gelirleri toplama ile görevlendirilenler” olarak Tokat Belediyesi Su İşleri Müdürlüğünün gösterildiğini ve kamu zararından Su İşleri Müdürü ve elemanlarının sorumlu olması gerektiğini; eğer Sayıştay Kanunundan hareketle zincirleme sorumluluk söz konusu edilirse bu halde kendisi ile birlikte kendisine bu görevi yaptırmayıp ikinci bir birim ihdas eden Belediye yetkili organları olan meclis üyeleri ve belediyenin diğer yetkili organlarının da zincirleme sorumluluğunun söz konusu olması gerektiğini;

Diğer yandan 5018 sayılı yasaya göre muhasebe yetkilisinin yapacakları kontrollere ilişkin sorumluluklarının görevleri gereği incelemeleri gereken belgelerle sınırlı olduğunu; Meclis kararı ve Başkanlığın emri ile gelirlerin toplanması için görevlendirilen Su İşleri Müdürü ve Yardımcılarının söz konusu husustaki sorumluluğu da bu anlatıma göre muhasebe yetkilisine karşı olduğunu; bu ahvalde görevini gereği gibi ifa etmeyen “gelirleri toplama görevlilerinin” sorumlu olacağı bir konuda bir anlamda yasa gereği onların murakabesi ile sorumlu olacak makamın onlarla birlikte zincirleme sorumluluğundan bahsetmenin 5018 Sayılı Kanuna aykırı olduğunu belirterek şahsı ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık ikinci karşılama yazısında; “İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçenler tarafından ileri sürülen hususların 08.05.2012 tarih ve 11144-18036 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.” denilmiştir.

5018 sayılı Kanun’un 38. maddesinde; “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur” denilerek aslında net ve kesin bir dille sorumluluk tanımlanmıştır. Ancak aşama aşama tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin hangi safhalarında kimlerin sorumlu olduklarının kurum kanunlarına bırakılması ise farklılaşan ve farklılaştıkça karmaşıklaşan bir sistem ortaya çıkarmaktadır. 5018 sayılı Kanun genel mali yapıyı sistemleştirirken, gelirlerin mali hizmetler birimi tarafından ilgili mevzuatı çerçevesinde tahakkuk ettirileceğini, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürüteceğini hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre tahakkuk ve tahsil aşamalarında mali hizmetler biriminin genel olarak sorumlu olduğu çıkarsaması yapılabilir. Buna ilaveten, muhasebe hizmeti tanımlanırken, gelir ve alacakların tahsili ifade edilerek, gelirin tahsil aşamasında muhasebenin de rol aldığı ifade edilmiştir. Tarh ve tebliğ kavramlarına açıkça değinilmemiş olsa da, mali hizmetler birimlerinin bu anlamda bir fonksiyon üstlendikleri genel görev tanımlarından çıkarılabilir. Buna ilaveten, ilgili kanunlarda tarh, tahakkuk ve tahsilden sorumlu olanların da, muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi haricinde, bu kapsamda değerlendirmesi gerekmektedir.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarihli 5018 sayılı Kanun çerçevesinde sorumlulukların belirlenmesine ilişkin kararında; tahsil edilmeye hazır hale gelmiş gelirle ilgili olarak muhasebe yetkilisinin sorumluluğundan bahsedilmiştir. Kararda; “5018 sayılı Kanun’un 61’inci maddesinin birinci fıkrasında, muhasebe hizmeti; ‘gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir.’ şeklinde tanımlanmış; aynı maddenin ikinci fıkrasında muhasebe yetkilisinin, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun 60’ıncı maddesinde de, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek mali hizmetler biriminin görevleri arasında sayılmıştır. Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 23’üncü maddesinde, gelirleri ve alacakları ilgili mevzuatına göre tahsil etmek, yersiz ve fazla tahsil edilenleri ilgililerine iade etmek ve bu işlemlere ilişkin kayıtları usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutmak, mali rapor ve tabloları her türlü müdahaleden bağımsız olarak düzenlemek muhasebe yetkilisinin görevlerinden kabul edilmiş, aynı Yönetmeliğin 32’nci maddesinde de idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının yükümlüleri ve sorumluları adına ilgili hesaplara kaydedilerek tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının takip ve tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin tek başına sorumlu olduğuna çoğunlukla,” karar verilmiştir. Karardaki en önemli nokta, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş gelir ve alacakların tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu hususudur. Yani, muhasebe yetkilisinin sorumluluğu için, ön şart olarak gelirin tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz bir şekilde yerine getirilmelidir. Tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz yerine getirildiğinde, muhasebe yetkilisinin tahsilatla ilgili sorumluluğu başlamaktadır.

Gelirin aşamaları dikkate alındığında, tarh ve tahakkuku eksik veya hatalı yapılmış bir gelirin, eksik tahsil edilmesinden tek başına veya ortaklaşa olarak muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması 5018 sayılı Kanun’un objektif sorumluluktan vazgeçme anlayışına da muhalif düşmektedir. 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında, tahsil aşaması netleştirilirken, tarh ve tahakkuk aşamaları için bir sorumluluk tespiti yapılmamıştır. Gelirlerin elde edilmesinde tarh, tahakkuk ve tahsile hazır hale getirme aşamalarının mali hizmetler biriminin bir görevi olduğu dikkate alınırsa, tarh ve tahakkuk aşamalarındaki sorumluluğun soruna bağlı olarak gerçekleştiren kişi veya kurula yüklenmesi gerekmektedir.

Ayrıca, muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi idari anlamda bir bütünü ifade etse de, mali sorumluluk anlamında farklı birim veya kişilerden oluşabilir. Gelirlerin elde edilmesinde genel sorunlar sadece tarh ve tahakkuk aşamasında değil, tahsilat aşamasında da ortaya çıkabilmektedir ki, bu konuda da idarenin kendi aldığı hatalı bir karar veya emir sebebiyle muhasebe yetkilisini sorumlu tutmak mümkün değildir.

Rapor dosyası ve dilekçe eki belgelerin incelenmesi neticesinde, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclisi Kararı ile Tokat Belediyesinin yeniden teşkilatlandırıldığı; 01.07.2007 tarihinden itibaren, birimlerin yürütecekleri görevlerin Başkanlık tarafından 11.06.2007 tarih ve M.06.0.TOK.0.71/462 sayılı “Birimler ve Yetkiler” konulu İç Genelge ile belirlenmiş olduğu ve bu iç genelge uyarınca idarenin vergi, harç vb. gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırma ve tahsil edilemeyenleri icra servislerine intikal ettirme görev ve yetkilerinin Belediye Su İşleri Müdürlüğüne ait olduğu görülmüştür.

5018 sayılı Kanun’un 71. maddesinde kamu zararı; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanmaktadır.

Bu çerçevede, kamu zararından ve mali sorumluluktan bahsedilebilmesi için her somut olayda, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemin bulunması; bu fiiller sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ve kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması durumu ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının olması şartlarının birlikte aranması gerekmektedir. Zira, 1050 sayılı Kanuna hakim olan kusursuz (objektif) sorumluluk ilkesinin yerine 5018 sayılı Kanunla kusur sorumluluğu ilkesi getirilmiştir.

Temel ilke olarak kusur sorumluluğunu esas alan 5018 sayılı Kanun uyarınca kamu görevlilerinin mali karar, işlem veya eylemleri sonucu oluşan kamu zararından sorumlu olduklarına hükmedilebilmesi için manevi unsur olarak kasıt, kusur veya en azından bir ihmalin varlığı gerekmektedir.

Sorumluluk hukukunda kast ve ihmal olarak ikiye ayrılan kusur, 5018 sayılı Kanunun “kamu zararı” tanımında ayrı bir manevi unsur olarak sayılmıştır. Kusur kavramı, hukuka aykırı bir davranış biçimini ifade etmekte; kast ve ihmal ise söz konusu davranışı işleyen şahsın, ortaya çıkan hukuka aykırılıktan sorumlu tutulup tutulamayacağını belirlemektedir. Sorumlular, mali karar, işlem veya eylemlerinin yürürlükteki mevzuata aykırı olduğunu bilerek hareket ettikleri takdirde eylemin manevi unsuru olan kast gerçekleşmektedir. Bir kişinin hukuka aykırı bir sonucun meydana gelmesini istememekle birlikte, böyle bir sonucun meydana gelmesine onun tedbirsizliğinin, dikkatsizliğinin veya mesleğinin gerektirdiği özeni göstermemesinin yol açtığı durumlarda ise ihmal ortaya çıkmaktadır.

Buna göre somut olayda, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclisi Kararı ile Tokat Belediyesinin yeniden teşkilatlandırıldığı; 01.07.2007 tarihinden itibaren, birimlerin yürütecekleri görevlerin Başkanlık tarafından 11.06.2007 tarih ve M.06.0.TOK.0.71/462 sayılı “Birimler ve Yetkiler” konulu İç Genelge ile belirlenmiş olduğu ve bu iç genelge uyarınca idarenin vergi, harç vb. gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırma ve tahsil edilemeyenleri icra servislerine intikal ettirme görev ve yetkilerinin Mali Hizmetler Biriminden alınarak Belediye Su İşleri Müdürlüğüne verilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, tahakkuk etmiş bir Belediye gelirinin tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması sonucu gerçekleşen kamu zararının oluşmasında muhasebe yetkilisinin herhangi bir kasıt, kusur veya ihmalinin bulunduğundan bahsedilmesi mümkün değildir.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle, tahakkuk etmiş bir Belediye gelirinin, Belediye Meclisi Kararı ile bu konuda yetkilendirilmiş Su İşleri Müdürlüğünce tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle ortaya çıkan kamu zararından muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması mevzuata uygun görülmemiştir.

Bu itibarla, 600 sayılı İlam’ın 5. maddesi ile verilen tazmin hükmünün usulden Bozularak sorumlulukların yeniden belirlenmesi için dosyanın kararı veren DAİREYE TEVDİİNE,

  1. ) 600 sayılı İlam’ın 6. maddesi ile, 2006 yılında tahakkuk etmiş idari para cezalarının 2009 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zaman aşımına uğratılması nedeniyle 30.723,06. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, tazmin hükmü tesis edilirken, 5018 Sayılı yasanın 38. maddesindeki “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar ilgili kanunlarda öngörülen, tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz yapılmasından sorumludur.” hükmünün esas alınmış olduğunu; sorumluluğun, memurun yaptığı işin hesabını vermesi olduğunu ve yaptığı işin, görevi gereği yapması gereken iş olduğunu; her ne kadar, meri mevzuatta, gelirlerin toplanması Mali Hizmetler birimince yapılır denilse de, burada Tokat Belediyesine has bir uygulamanın söz konusu olduğunu; Tokat Belediyesi Başkanlık Makamının 11.06.2007 tarih ve 462 sayılı yazılı emirleri gereği, Belediyenin bütün gelirlerinin (Vergi ve Vergi Dışı Gelirleri) tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin, bütçesi personeli ve başında müdürü de bulunan ve ayrı bir müdürlük olan Su İşleri Müdürlüğü tarafından yerine getirildiğini; bu müdürlüğün Mali Hizmetler Müdürlüğüne bağlı veya onun bünyesinde ve emrinde olan bir birim olmadığını; Mali Hizmetler Müdürlüğünde ise; gelirlerin tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemleri dışındaki işlerin, gelir-gider kayıtlarının tutulmasının, tahakkuk ettirilen giderlerin hak sahiplerine ödenmesinin, muhasebeleştirilmesinin, bütçe, kesin hesap vs. işlerin yerine getirildiğini; hal böyle iken, kendisinin Mali Hizmetler Müdürü olarak, ayrı bir müdürlük olan Su İşleri Müdürlüğü personeli ve yaptığı işler üzerinde tasarrufta bulunmasının mümkün olmadığını;

Ayrıca, 600 sayılı İlam’da, Su İşleri Müdürleri Mehmet DÜLGER ve Ekrem ÖZER’in gerçekleştirme görevlileri olarak adlandırıldığını; gerçekleştirme görevlilerinin, yetki kullanan kimseler olmayıp, üzerlerine düşen görevleri mevzuat emir ve talimatlar çerçevesinde amirlerinin yönetiminde yürütmek durumda olan memurlar olduğunu; halbuki, adları geçen kişilerin, bütçesi ve personeli olan, Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsilatının yapıldığı Su İşleri Müdürlüğünün en üst yöneticisi, emir ve talimat veren birim müdürü olarak görev yapmakta olduklarını;

Bu durumda, Başkanlık Makamının yazılı emirleri ile; Belediye Su İşleri Müdürlüğünce Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin yerine getirilmesinin hiçbir evresinde yetki kullanmayan, imza atmayan, emir ve talimat vermeyen şahsının bu işlem sonucundan sorumlu tutulmasının, hem meri mevzuata hem de hakkaniyet kurallarına uygun düşmediğini belirterek şahsı ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında; “Adı geçenin dilekçe ekinde sunulan görev dağıtım belgesi fotokopisinin tetkikinden 2007 yılında Mali Hizmetler Müdürü olarak görev yaptığı ancak zaman aşımının meydana geldiği 2009 yılda aynı göreve devam edip etmediği anlaşılamadığından iddiaların reddine 832 sayılı Kanun’un 73. maddesi gereği karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” denilmiştir.

Dilekçi göndermiş olduğu ikinci dilekçesinde özetle, Savcılık Makamınca zamanaşımının meydana geldiği 2009 yılında, şahsının aynı göreve devam edip etmediğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle, talebinin reddi yönünde karar verilmesi şeklinde, görüş verildiğini; Oysaki Temyiz Kuruluna müracaat etme gerekçesinin şahsının görevde olup veya olmaması değil; Belediye Gelirlerinin tahsili görevi ve yetkisinin Belediyede Su İşleri Müdürlüğü uhdesinde bulunması olduğunu; nitekim, söz konusu Savcılık görüşünün gerekçesini oluşturan Tokat Belediyesindeki görevlendirme ile ilgili, 2009 yılı ve bu gün itibariyle de devam etmekte olan fiili çalışma ve teşkilatlanma düzeninin belgelendirilmesi için Belediye Başkanlığına vermiş olduğu ve ekte suretini sunduğu (Ek: 1); Kurula sunulmak üzere, tarafına verilen Tokat Belediye Başkanlığına ait 12.06.2012 tarih ve 445 sayılı cevabi yazının (Ek: 2), “5393 sayılı Belediye Kanunu Belediye Teşkilatı başlıklı 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclis kararı ile Belediyemiz yeniden teşkilatlandırılmıştır. Belediyemiz hizmetlerinin yürütülmesi esnasında 01.07.2007 tarihinden itibaren Birimlerin yürütecekleri görevler Belediye Başkanlığımız tarafından 11.06.2007 tarih ve M.60.0.TOK.0.71/462 sayılı; Birimler ve yetkiler konulu iç genelge ile belirlenmiş olup; söz konusu genelge 2009 Mali Yılında da yürürlüktedir. Bahse konu genelgenin onaylı sureti yazımız ekinde mevcuttur. İlgili genelgeye göre, Su İşleri Müdürlüğünün görev ve yetkileri; ilgili mevzuatı çerçevesinde, idarenin vergi harç vb. vergi gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırmak ve tahsil edilemeyenleri icra servisine intikal ettirmektir. Su İşleri Müdürlüğüne ait görevler bölümünün (c) bendi ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek. Bu düzenlemeye göre Belediye gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsilat, takip ve sonuçlandırma işlemleri Su İşleri Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir....” şeklinde düzenlenmiş olduğunu; söz konusu Belediye Gelirlerinin zamanaşımına uğratılmasında, kişisel hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını ve Tokat Belediyesindeki fiili yapılanmada da belirtildiği üzere, konuyla ilgili sorumluluğun tamamen Su İşleri Müdürlüğü yetkilisine ait olduğunu;

Sorumluluğunun, 5018 “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu” nun 38. maddesine dayandığını; Ancak, 1050 sayılı Kanun ve 832 Sayılı Sayıştay Kanununun, sorumluluğu kusursuz sorumluluk ve ortaklaşa - zincirleme olarak ele alırken, 5018 sayılı Kanunda bu anlayışın yerine kusurlu sorumluluk esasına bıraktığını;

Bu durumda netice ile yapan arasında illiyet bağının doğrudan bağlantısı olması, yani tahsil edilmeyen gelir ile bu gelirleri tahsil etmeyenin doğrudan bağlantısının olması gerektiğini;

5018 Sayılı Kanunun 8. ve 38. maddelerinde tazmin konusu hususla ilgili olarak “hesap verme sorumluluğu” ve “gelirlerin toplanması sorumluluğu” olarak sorumluluklar açıklanırken sorumluların kim olduğunun da açıkladığını Muhasebe yetkilisinin (idari ve mali) sorumlu kılınırken iki alt sırada ise “gelir toplamakta görevlendirilenler” başlığı ile münhasıran bu işle görevlendirilenlerin sorumlu olacağının bildirildiğini; kanun kusurlu sorumluluktan bahsettiğine göre burada artık ikinci bir sorumlu aramaya gerek olmadığını; Tokat Belediye Meclisinin kararı ve Başkanlık Makamının 11.06.2007 tarih ve 462 sayılı yazıları ile kurumdan en son alınan ve yukarıda içeriği açıklanan 12.06.2012 tarih ve 445 sayılı yazılarında “gelirleri toplama ile görevlendirilenler” olarak Tokat Belediyesi Su İşleri Müdürlüğünün gösterildiğini ve kamu zararından Su İşleri Müdürü ve elemanlarının sorumlu olması gerektiğini; eğer Sayıştay Kanunundan hareketle zincirleme sorumluluk söz konusu edilirse bu halde kendisi ile birlikte kendisine bu görevi yaptırmayıp ikinci bir birim ihdas eden Belediye yetkili organları olan meclis üyeleri ve belediyenin diğer yetkili organlarının da zincirleme sorumluluğunun söz konusu olması gerektiğini;

Diğer yandan 5018 sayılı yasaya göre muhasebe yetkilisinin yapacakları kontrollere ilişkin sorumluluklarının görevleri gereği incelemeleri gereken belgelerle sınırlı olduğunu; Meclis kararı ve Başkanlığın emri ile gelirlerin toplanması için görevlendirilen Su İşleri Müdürü ve Yardımcılarının söz konusu husustaki sorumluluğu da bu anlatıma göre muhasebe yetkilisine karşı olduğunu; bu ahvalde görevini gereği gibi ifa etmeyen “gelirleri toplama görevlilerinin” sorumlu olacağı bir konuda bir anlamda yasa gereği onların murakabesi ile sorumlu olacak makamın onlarla birlikte zincirleme sorumluluğundan bahsetmenin 5018 Sayılı Kanuna aykırı olduğunu belirterek şahsı ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık ikinci karşılama yazısında; “İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçenler tarafından ileri sürülen hususların 08.05.2012 tarih ve 11144-18036 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.” denilmiştir.

5018 sayılı Kanun’un 38. maddesinde; “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur” denilerek aslında net ve kesin bir dille sorumluluk tanımlanmıştır. Ancak aşama aşama tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin hangi safhalarında kimlerin sorumlu olduklarının kurum kanunlarına bırakılması ise farklılaşan ve farklılaştıkça karmaşıklaşan bir sistem ortaya çıkarmaktadır. 5018 sayılı Kanun genel mali yapıyı sistemleştirirken, gelirlerin mali hizmetler birimi tarafından ilgili mevzuatı çerçevesinde tahakkuk ettirileceğini, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürüteceğini hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre tahakkuk ve tahsil aşamalarında mali hizmetler biriminin genel olarak sorumlu olduğu çıkarsaması yapılabilir. Buna ilaveten, muhasebe hizmeti tanımlanırken, gelir ve alacakların tahsili ifade edilerek, gelirin tahsil aşamasında muhasebenin de rol aldığı ifade edilmiştir. Tarh ve tebliğ kavramlarına açıkça değinilmemiş olsa da, mali hizmetler birimlerinin bu anlamda bir fonksiyon üstlendikleri genel görev tanımlarından çıkarılabilir. Buna ilaveten, ilgili kanunlarda tarh, tahakkuk ve tahsilden sorumlu olanların da, muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi haricinde, bu kapsamda değerlendirmesi gerekmektedir.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarihli 5018 sayılı Kanun çerçevesinde sorumlulukların belirlenmesine ilişkin kararında; tahsil edilmeye hazır hale gelmiş gelirle ilgili olarak muhasebe yetkilisinin sorumluluğundan bahsedilmiştir. Kararda; “5018 sayılı Kanun’un 61’inci maddesinin birinci fıkrasında, muhasebe hizmeti; ‘gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir.’ şeklinde tanımlanmış; aynı maddenin ikinci fıkrasında muhasebe yetkilisinin, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun 60’ıncı maddesinde de, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek mali hizmetler biriminin görevleri arasında sayılmıştır. Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 23’üncü maddesinde, gelirleri ve alacakları ilgili mevzuatına göre tahsil etmek, yersiz ve fazla tahsil edilenleri ilgililerine iade etmek ve bu işlemlere ilişkin kayıtları usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutmak, mali rapor ve tabloları her türlü müdahaleden bağımsız olarak düzenlemek muhasebe yetkilisinin görevlerinden kabul edilmiş, aynı Yönetmeliğin 32’nci maddesinde de idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının yükümlüleri ve sorumluları adına ilgili hesaplara kaydedilerek tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının takip ve tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin tek başına sorumlu olduğuna çoğunlukla,” karar verilmiştir. Karardaki en önemli nokta, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş gelir ve alacakların tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu hususudur. Yani, muhasebe yetkilisinin sorumluluğu için, ön şart olarak gelirin tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz bir şekilde yerine getirilmelidir. Tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz yerine getirildiğinde, muhasebe yetkilisinin tahsilatla ilgili sorumluluğu başlamaktadır.

Gelirin aşamaları dikkate alındığında, tarh ve tahakkuku eksik veya hatalı yapılmış bir gelirin, eksik tahsil edilmesinden tek başına veya ortaklaşa olarak muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması 5018 sayılı Kanun’un objektif sorumluluktan vazgeçme anlayışına da muhalif düşmektedir. 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında, tahsil aşaması netleştirilirken, tarh ve tahakkuk aşamaları için bir sorumluluk tespiti yapılmamıştır. Gelirlerin elde edilmesinde tarh, tahakkuk ve tahsile hazır hale getirme aşamalarının mali hizmetler biriminin bir görevi olduğu dikkate alınırsa, tarh ve tahakkuk aşamalarındaki sorumluluğun soruna bağlı olarak gerçekleştiren kişi veya kurula yüklenmesi gerekmektedir.

Ayrıca, muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi idari anlamda bir bütünü ifade etse de, mali sorumluluk anlamında farklı birim veya kişilerden oluşabilir. Gelirlerin elde edilmesinde genel sorunlar sadece tarh ve tahakkuk aşamasında değil, tahsilat aşamasında da ortaya çıkabilmektedir ki, bu konuda da idarenin kendi aldığı hatalı bir karar veya emir sebebiyle muhasebe yetkilisini sorumlu tutmak mümkün değildir.

Rapor dosyası ve dilekçe eki belgelerin incelenmesi neticesinde, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclisi Kararı ile Tokat Belediyesinin yeniden teşkilatlandırıldığı; 01.07.2007 tarihinden itibaren, birimlerin yürütecekleri görevlerin Başkanlık tarafından 11.06.2007 tarih ve M.06.0.TOK.0.71/462 sayılı “Birimler ve Yetkiler” konulu İç Genelge ile belirlenmiş olduğu ve bu iç genelge uyarınca idarenin vergi, harç vb. gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırma ve tahsil edilemeyenleri icra servislerine intikal ettirme görev ve yetkilerinin Belediye Su İşleri Müdürlüğüne ait olduğu görülmüştür.

5018 sayılı Kanun’un 71. maddesinde kamu zararı; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanmaktadır.

Bu çerçevede, kamu zararından ve mali sorumluluktan bahsedilebilmesi için her somut olayda, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemin bulunması; bu fiiller sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ve kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması durumu ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının olması şartlarının birlikte aranması gerekmektedir. Zira, 1050 sayılı Kanuna hakim olan kusursuz (objektif) sorumluluk ilkesinin yerine 5018 sayılı Kanunla kusur sorumluluğu ilkesi getirilmiştir.

Temel ilke olarak kusur sorumluluğunu esas alan 5018 sayılı Kanun uyarınca kamu görevlilerinin mali karar, işlem veya eylemleri sonucu oluşan kamu zararından sorumlu olduklarına hükmedilebilmesi için manevi unsur olarak kasıt, kusur veya en azından bir ihmalin varlığı gerekmektedir.

Sorumluluk hukukunda kast ve ihmal olarak ikiye ayrılan kusur, 5018 sayılı Kanunun “kamu zararı” tanımında ayrı bir manevi unsur olarak sayılmıştır. Kusur kavramı, hukuka aykırı bir davranış biçimini ifade etmekte; kast ve ihmal ise söz konusu davranışı işleyen şahsın, ortaya çıkan hukuka aykırılıktan sorumlu tutulup tutulamayacağını belirlemektedir. Sorumlular, mali karar, işlem veya eylemlerinin yürürlükteki mevzuata aykırı olduğunu bilerek hareket ettikleri takdirde eylemin manevi unsuru olan kast gerçekleşmektedir. Bir kişinin hukuka aykırı bir sonucun meydana gelmesini istememekle birlikte, böyle bir sonucun meydana gelmesine onun tedbirsizliğinin, dikkatsizliğinin veya mesleğinin gerektirdiği özeni göstermemesinin yol açtığı durumlarda ise ihmal ortaya çıkmaktadır.

Buna göre somut olayda, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 48. maddesine istinaden alınan 06.06.2007 tarih ve 070 sayılı Belediye Meclisi Kararı ile Tokat Belediyesinin yeniden teşkilatlandırıldığı; 01.07.2007 tarihinden itibaren, birimlerin yürütecekleri görevlerin Başkanlık tarafından 11.06.2007 tarih ve M.06.0.TOK.0.71/462 sayılı “Birimler ve Yetkiler” konulu İç Genelge ile belirlenmiş olduğu ve bu iç genelge uyarınca idarenin vergi, harç vb. gelirleri ile vergi dışı kira, su, ücretler, işgaliye gibi gelirlerini tahakkuk, tahsil ve takip etmek suretiyle sonuçlandırma ve tahsil edilemeyenleri icra servislerine intikal ettirme görev ve yetkilerinin Mali Hizmetler Biriminden alınarak Belediye Su İşleri Müdürlüğüne verilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, tahakkuk etmiş bir Belediye gelirinin tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması sonucu gerçekleşen kamu zararının oluşmasında muhasebe yetkilisinin herhangi bir kasıt, kusur veya ihmalinin bulunduğundan bahsedilmesi mümkün değildir.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle, tahakkuk etmiş bir Belediye gelirinin, Belediye Meclisi Kararı ile bu konuda yetkilendirilmiş Su İşleri Müdürlüğünce tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle ortaya çıkan kamu zararından muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması mevzuata uygun görülmemiştir.

Bu itibarla, 600 sayılı İlam’ın 6. maddesi ile verilen tazmin hükmünün usulden Bozularak sorumlulukların yeniden belirlenmesi için dosyanın kararı veren DAİREYE TEVDİİNE,

Karar verildiği 13.05.2014 tarih ve 39026 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:10

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim