Sayıştay 1. Dairesi 31442 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1
Sayıştay Kararı
31442
11 Ocak 2011
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2007
-
Daire: 1
-
Dosya No: 31442
-
Tutanak No: 32712
-
Tutanak Tarihi: 11.01.2011
-
Konu:
KARAR
TEMYİZ KURULU KARARI
Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:
134 sayılı ilamın 8.maddesiyle; Akyurt Belediyesinin de müştereken sorumlu olduğu bir davada davacıya mahkemece belirlenen kusur oranının üzerinde Belediye tarafından ödeme yapıldığı ancak bu ödeme için diğer sorumlulara rücu edilmemesi nedeniyle 73.300 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; Ödemenin asıl dayanağını oluşturan Ankara 10. İş Mahkemesinin 30.10.2003 tarih ve E.2000/57 K.2003/1359 sayılı kararında, 51.347.443,48 TL. maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen ödenmesine hükmedildiğini,
Belediyenin de mahkeme hükmünde belirtilen sorumlular arasında bulunduğunu, her ne kadar belediyenin kusur oranı %40 olarak belirlenmişse de, sorumluluk "müşterek ve müteselsil" bir sorumluluk olduğundan, alacaklının alacağının tamamını borçlulardan herhangi birine müracaat ederek tahsil etme hakkının olduğunu,
Borçlar Kanununun 142. maddesinde; "Alacaklı müteselsil borçluların cümlesinden veya birinden, borcun tamamı veya kısmen edasını istemekte muhayyerdir" denildiğini, alacaklının alacağını tahsil için belediyeye başvurduğunu, Belediyenin de kusur oranına bakılmaksızın borcu ödenmek zorunda kaldığını, bu nedenle müşterek ve müteselsil borçlu olarak belediyenin, kusur oranından daha fazla miktarda alacaklıya ödeme yapılmasında yasalara aykırılık bulunmadığını,
İş Mahkemesi ilamına dayanarak faiz miktarlarının büyümesini önleme gayreti, borcun en kısa zamanda ve tamamının ödenmesini gerektirdiğini,
Alacaklının belediye mallarına haciz koydurması üzerine, kendisiyle 05.07.2007 tarihinde bir ibraname sözleşmesi yapıldığını, böylece alacaklının alacağı mahkeme kararına dayanmış olmasına rağmen, daha az bir miktar almaya razı olduğunu,
Belediyenin, müteselsil borçlu olarak, borcunu ödedikten sonra, diğer müşterek borçlulara rücu etmeyi ihmal etmediğini, müşterek borçlulardan Kasım Baltacı ve Mustafa Doğan'dan, paylarına düşen borç miktarının tahsili için rücu işlemlerinin Ankara 27. İcra Müdürlüğünde 2008/9960 E. sayılı dosya ile başlatılmış olduğunu, icra takibinin sürdürüldüğünü,
Diğer müşterek borçlulardan Erol KARTAL ve kardeşlerinden, protokol gereği olarak, başlangıçta 50.000 YTL., daha sonra ayrıca 11.700,00 YTL.nin 22.10.2008 tarih ve 183771 sayılı tahsilat makbuzu ile alındığını,
Kamu Yönetimi Ve Kontrol Kanununa göre Belediye Başkanlarının üst yönetici durumunda olduklarını, üst yöneticilerin sorumluluğunun ise aynı Kanunun 10 ve 11. maddelerinde düzenlendiğini,
İlgili maddelerde;
"Bakanların ve Üst Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu
Bakanlar
MADDE 10: Bakanlar, hükümet politikasının uygulanması ile bakanlıklarının ve bakanlıklarına bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların stratejik planları ile bütçelerinin kalkınma planlarına, yıllık programlara uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, bu çerçevede diğer bakanlıklarla koordinasyon ve işbirliğini sağlamaktan sorumludur. Bu sorumluluk, Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri için Millî Eğitim Bakanına, mahallî idareler için İçişleri Bakanına aittir.
(Değişik 2. fıkra: 5793 - 24.7.2008 / m.31) Bakanlar, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması ile hukuki ve mali konularda Başbakana ve Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı sorumludurlar. Bakanlar; idarelerinin amaçları, hedefleri, stratejileri, varlıkları, yükümlülükleri ve yıllık performans programları konusunda her malî yılın ilk ayı içinde kamuoyunu bilgilendirirler.
Üst Yöneticiler
MADDE 11: Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Ancak, Millî Savunma Bakanlığında üst yönetici Bakandır.Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.
Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi, (...)ve iç denetçiler (...)aracılığıyla yerine getirirler."denildiğini,
Mahalli idarelerde üst yöneticilerin, kaynakların verimli ve etkin kullanılmaması nedeniyle belediye meclislerine karşı sorumlu olduklarını,
Devlet Memurları Kanununun 12. maddesine göre, Devlet memurlarının görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek zorunda olduklarını, kusurlu hareketleri ile bir zarar doğmuşsa, zararların ödettirilmesinde, bu konudaki genel hükümlerin yani Borçlar Kanununun Haksız fiil esaslarının uygulanacağını, Borçlar Kanunun haksız fiilden doğan sorumluluğu düzenleyen hükümlerine göre, bir sorumluluğun doğabilmesi için;
a) Hukuka aykırılık
b) Kusur
c) Zarar
d) Uygun illiyet bağı,
koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini,
İlama konu olayda da söz konusu unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin ayrı ayrı incelenmesinde fayda olduğunu,
a)Bir mahkeme ilamına dayanarak, müşterek ve müteselsil sorumlu olunan miktarın, belediyeden tahsil edilmek istendiğini ve belediyenin borcun tamamını ödemek zorunda olduğu için hukuka aykırı hiçbir eylemin söz konusu olmadığını,
b)Kamu görevlilerinin sorumluluklarına esas olan kusur derecesinin, Devlet Memurları Kanuna göre "İhmal ve teseyyüp" olduğunu, İdarenin ve bu konuda görevli personelin, borcun zamanı geçmeden ödenmesi, borcun daha az miktarda ödenmesi ve ödenen borçlar için diğer müşterek borçlulara rücu işlemlerini başlatmak ve onlardan belediye alacaklarını tahsil açısından gereken titizlikle çalıştıklarını bu nedenle, sorumluluklarını gerektiren bir kusurlarının bulunmadığını,
c) 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71. maddesinde "Kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan, mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda, kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır".denildiğini, oysa buradaki olayda, hukuken yapılması gereken bir ödemenin söz konusu olduğunu, diğer müşterek borçlulara da rücu çalışmalarının devam ettiğini, bu aşamada kesinleşmiş açık ve net bir kamu zararından bahsedilemeyeceğini,
Sonuç olarak müşterek ve müteselsil sorumluluk nedeniyle, başvuru yapan alacaklıya ödeme yapıldığını, diğer müşterek borçlulara rücu işlemlerinin sürdürüldüğünü herhangi bir kusur ve zararın söz konusu olmadığını belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Savcılık Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.
5018 sayılı Kanunun 11.maddesine göre Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir.Ancak Milli Savunma Bakanlığında üst yönetici Bakandır.
Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.
Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.
Madde hükmüne göre üst yöneticiler harcama sürecinin dışına çıkarılmışlar gözetim görev ve sorumluluğu üstlenmişlerdir.
Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararında ise;
”Üst Yöneticiler işlerin gidişatından harcama yetkililerinin ve diğer görevlilerin bilgilendirmeleri ve raporları ile bilgi sahibi olmaktadırlar. Bununla birlikte üst yöneticilerin özel kanunlardan doğan Sayıştay’a karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir.Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur.” İfadesi yer almaktadır. Bu ifadeyle kastedilen, üst yöneticilerin harcama yetkisi kullanmaları (harcama talimatı vermeleri) halinde sorumlu olacaklarıdır.
İlama konu ödeme emri belgesinde Belediye Başkanının harcama yetkilisi olarak imza attığı görülmektedir. Yukarıya alınan Sayıştay Genel Kurulu Kararı çerçevesinde, harcama yetkilisi olarak imza atmış olan Belediye Başkanının üst yönetici olarak sorumlu tutulmaması gerektiği şeklindeki itirazı bu nedenle yerinde değildir.
134 sayılı ilam hükmü, mahkeme tarafından Belediye % 40 oranında kusurlu bulunmasına rağmen müteselsil sorumluluğun bir sonucu olarak yargı kararının infazı niteliğinde tüm borcu ödeyen Belediyenin daha sonra geriye kalan tutar için diğer sorumlulara rücu etmemesi sonucu oluşan kamu zararı nedeniyle verilmiştir.
Rapor dosyası ve eki belgeler incelendiğinde;
Akyurt Belediyesince 18.9.1999 tarihinde verilen yapı ruhsatı ile inşa edilen binada Erol KARTAL, Erdal KARTAL, Hasan KARTAL emrinde çalışan Cengiz ALIC1 isimli şahsın yüksek gerilim hattına takılarak yaralanması sonucu, ilgili şahsın Ankara 10. iş mahkemesinde dava açtığı,
Mahkemenin 30.10.2003 tarih ve 57-1359 sayılı kararında; Akyurt Belediyesi'yle beraber, Erol KARTAL, Erdal KARTAL, Hasan KARTAL, Kasım BALTACI’yı söz konusu kazadan sorumlu tutarak, uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini için 61.347.443,481 TL’nin ortaklaşa ve müteselsilen ödenmesine hükmettiği,
Bu tutarın daha sonra, asıl alacak ve faizleriyle birlikte 206.483,34-YTL'ye yükseldiği,
Ankara 10. İş Mahkemesine ait kararın davacı vekilleri tarafından Ankara 8.İcra Müdürlüğüne ait 2003/8251 E.sayılı dosya ile takibe konulduğu,
08.01.2004 tarihli 8.İcra Müdürlüğünce çekilen haciz ihbarnamesinde faiz ve masraflarla tutarın 234.122.227.511 TL.ye ulaştığı,
Ankara 10. İş Mahkemesi kararının Yargıtay tarafından 06.07.2004 tarih ve 2004/5472 E. Sayılı kararla onanmasının arkasından,
26.07.2004 tarihinde Belediyeye ait 93.648.891.004 TL.değerindeki (234.122.227.511 TL.nin %40 na tekabül eden) teminat mektubunun paraya çevrilerek davacı vekiline ödendiği,
Bununla birlikte 08.11.2004 tarihinde 7.450.000.000 TL olmak üzere bir ödeme daha yapıldığı,
Ancak; Ankara 10. İş Mahkemesince hükmedilen ve Yargıtay’ın onadığı tazminat kararının ortaklaşa ve müteselsil olması nedeniyle, Cengiz ALICI'nın belediyenin payına düsen miktar dışındaki tutarı da belediyeden tahsil cihetine gittiği, Ankara 8. İcra Müdürlüğündeki 2003/8525 E.sayılı dosyada takibi yapılan alacak için belediyenin taşınmazları ve alacaklarının haczedildiği,
Bunun üzerine Cengiz ALICI'nın alacağından feragat ederek, icra takibini kaldırılması karşılığında (ibraname sözleşmesiyle) Belediye tarafından kendisine 05.07.2007 tarihinde ayrıca 85.000 YTL ödendiği,
- İcra Müdürlüğüne ait 2003/8525 E. sayılı dosyanın Belediyeden tazminat alacaklısı bulunan Cengiz ALICI ile borcun tasfiyesi için yapılan 20. 06. 2007 tarihli protokolün görüşülerek rücu hakkı saklı kalmak üzere 85. 000 YTL. nin Belediye tarafından 5. 000 YTL. nin Erol Kartal tarafından ödenmesine ilişkin 02. 07. 2007 tarih ve 59 sayılı İlçe Meclis Kararı ile 05. 07. 2007 tarih ve 81 sayılı Encümen kararı alındığı görülmüştür.
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun III - Müşterek borçlular arasındaki münasebetleri düzenleyen 146 ve 147.maddesinde;
“Madde 146: Borcun mahiyetinden hilafi istidlal olunmadıkça, müteselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden birbirine müsavi birer hisseyi üzerlerine almağa mecburdur. Ve hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla ile diğerlerine riücu hakkını haizdir. Birinden tahsili mümkün olmayan miktar, diğerleri arasında mutesaviyen taksim olunur. ,
Madde 147 : Rücu hakkından istifade eden müteselsil borçlulardan her biri, tediye ettiği miktar nispetinde alacaklının haklarına halef olur. Alacaklı, diğerlerinin zararına olarak müteselsil borçlulardan birinin vaziyetini iyileştirdiği takdirde bu fiilinin neticelerini şahsan tahammül eder."
hükümleri yer almaktadır.
Söz konusu hükümlerden belediyenin ödemiş olduğu bedel için diğer sorumlulara rücu davası açma hakkına sahip olduğu anlaşılmaktadır.
İş Mahkemesince verilen ve Yargıtay tarafından onanan karar gereğince müteselsil borçlu olarak Belediyenin yaptığı söz konusu ödeme, yargı kararının infazı niteliğinde olduğundan ve kesinleşmiş bir yargı kararını yerine getirdikten sonra bu karara istinaden kusur oranının üzerinde bütçeden ödenmiş olan tutar için Belediye tarafından diğer borçlulara rücu işlemleri, Ankara 27. İcra Müdürlüğünde 2008/9960 E. sayılı dosya ile başlatılmış bulunduğundan, 134 sayılı ilamın 8.maddesiyle 73.300 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 11.01.2011 tarih ve 32712 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tazmin kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:01