Sayıştay 1. Dairesi 30884 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1
Sayıştay Kararı
30884
11 Ekim 2011
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2006
-
Daire: 1
-
Dosya No: 30884
-
Tutanak No: 33709
-
Tutanak Tarihi: 11.10.2011
-
Konu:
KARAR
TEMYİZ KURULU KARARI
Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten ve duruşmada hazır bulunan murafaacı ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşüldü:
- 365 sayılı ilamın 1.maddesiyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna ait taşıt araçlarına kasko sigortası yaptırılması ve poliçe bedellerinin kurum bütçesinden ödenmesi nedeniyle 30.128,00 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler vermiş oldukları ortak dilekçelerinde özetle;
Sayıştay İlamına konu edilen hususlara ilişkin açıklamalarının ve savunmalarının ilamdaki başlıklara paralel olarak aktarılacağını ancak öncelikle "Sayıştay denetimi" ile ilgili genel değerlendirmelerine yer verileceğini,
19.10.2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun "Fonun hesap ve harcamalarının denetimi" başlıklı 124. maddesinin ilk fıkrasında "Fonun iç denetimi Fon tarafından belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde, dış denetimi ise Fonun yıllık gider hesapları ile harcamalarının Sayıştay tarafından incelenmesi suretiyle gerçekleştirilir." hükmünün yer aldığını,
832 sayılı Sayıştay Kanunu kapsamında, genel ve katma bütçeli dairelerin gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini yargılama yolu ile kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevli Sayıştay’ın, 5411 sayılı Kanunun 124. maddesinin ilk fıkrası kapsamında verilen yetkiye istinaden, Fonun yıllık gider hesapları ile harcamalarını incelemek suretiyle Fonun dış denetimini gerçekleştireceğini,
TMSF.nin, İdari ve Mali Özerkliğe sahip olduğunu;
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 111. maddesinde yer alan,
"Bu Kanun ve ilgili diğer mevzuat ile verilen yetkiler çerçevesinde tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla, mevduatın ve katılım fonlarının sigorta edilmesi, Fon bankalarının yönetilmesi, mali bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi, satışı, tasfiyesi, Fon alacaklarının takip ve tahsili işlemlerinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması, Fon varlık ve kaynaklarının idare edilmesi ve Kanunla verilen diğer görevlerin ifası için kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve mali özerkliğe sahip Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kurulmuştur.Fon görevini yaparken bağımsızdır. Fonun kararları yerindelik denetimine tâbi tutulamaz. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Fon Kurulunun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez."hükmünde, Fonun kuruluş amacı ile birlikte, kamu tüzel kişiliğine haiz olma, idari ve mali özerkliğe sahip olma, yerindelik denetimine tabi olmama gibi özelliklerin düzenlendiğini,
Maddenin Hükümet Gerekçesinde de, Kanun kapsamında Fona verilen yetki ve görevlerin madde metninde ayrıntılı olarak belirtildiği, Fonun kamu tüzel kişiliğe haiz, idari ve mali özerkliğe sahip bir Kurum olduğu, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin Fon Kurulunun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremeyeceği, Fonun yerindelik denetimine tabi tutulamayacağı ve bir takım mevzuat hükümlerine tabi olmayacağının belirtildiğini,
5411 sayılı Kanun ile hükme bağlandığı şekliyle özerkliğin, idari ve mali özerlik olarak iki açıdan ele alınabileceğini,
İdari özerkliğin, özerk kuruluşların kendi karar organları ile serbestçe karar alabilmelerini ifade ederken, mali özerkliğin bu kuruluşların ayrı gelir kaynaklarına sahip olmalarını ve yasal düzenlemeler çevresinde kendi organlarının kararlarına dayanarak harcama yapabilmelerini öngördüğünü,
Özerk bir idare kendi organlarıyla serbestçe aldığı kararları sorumluluklarıyla orantılı gelir kaynaklarına sahip olmaksızın uygulayamayacağını bu nedenle idari ve mali özerkliğin birbirini tamamladığını,
T.C. Sayıştay Temyiz Kurulunun 04.03.2003 tarih ve 26166 K. sayılı kararında Genel Bütçe Kanununa konulan sınırlayıcı hükümlerin, kamu tüzel kişiliğine sahip özel bütçeli kurumlar açısından bağlayıcılığı bulunmadığını, bu kurumların, kendi özel bütçelerine konulan ödenekler kapsamında harcama yapabileceğinin, belirtildiğini,
Fonun, Genel Bütçe Kanununa tabi bir kurum vasfını da taşımadığını,
TMSF.nin, 5018 sayılı Kanunun ekinde yer alan (III) sayılı cetvelden, 24 Aralık 2005 tarih ve 26033 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5436 sayılı "Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" ile çıkarıldığını,
5436 sayılı Kanunun düzenlemesinin de, Fonun kanun koyucu tarafından merkezi bütçe kapsamının klasik örgütlenmesinin dışında tutulduğunu ve Fonun mali açıdan örgütlenmesinin ve denetiminin kendi özel kanununda yer alan hükümler kapsamında gerçekleşmesinin hedeflendiğini gösterdiğini,
TMSF.nin, Merkezi Bütçeden bağımsız, özerk bir bütçeye sahip olduğunu,
5411 sayılı Kanunun Fonun gelirleri başlıklı 130. maddesinde, Fonun gelirlerinin;
a) Mevduat ve katılım fonu sigortası primlerinden,
b) 62. maddeye göre zamanaşımına uğrayan mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan,
c) Kuruluş izni verilen bankaların kurucularının, faaliyete geçiş tarihinden itibaren bir yıl içerisinde, bu Kanunun 7. maddesinde belirtilen asgari sermayenin yüzde onu tutarında Fona yatıracakları sisteme giriş payından,
d) 18. madde hükümleri çerçevesinde, Fona yatırılacak tutarlardan,
e)Kanun hükümlerine aykırılık dolayısıyla hükmolunacak adli para cezalarının yüzde ellisi ile verilecek idarî para cezalarının yüzde doksanından,
f) Fon mevcudunun gelirleri ile sair gelirlerden,
g)20.madde uyarınca Fona gelir kaydedilecek değerlerden, oluştuğunun belirtildiğini,
Bu çerçevede, Fonun merkezi bütçeye dahil olmayan bir Kurum olduğunu, merkezi bütçeden aktarılan bir kamu kaynağı kullanmadığını, gelirlerinin Bankacılık Kanunu ile belirlendiğini,
5411 sayılı Kanunun 129. maddesinde de Fon giderlerinin, Fon gelirleri ile karşılanmasının esas olduğunun hükme bağlandığını, Fon bütçesi ile bağlantısı bulunmayan, 5411 sayılı Kanunun 131. maddesi kapsamında Hazineden temin edilen kaynakların ise sadece Fona devredilen bankaların varlıklarının yeniden kamuya kazandırılmasına yönelik çözümleme faaliyetleri için kullanıldığını,
Bütçenin hazırlanmasında ve uygulanmasında etkinlik, verimlilik ve azami tasarruf ilkelerine sıkı sıkıya bağlı işlem tesis etmeye azami düzeyde özen gösterildiğini belirterek
İlama konu edilen işlemler hakkındaki itirazlarını sıralamıştır.Bu kapsamda;
Sayıştay ilamında, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu 2006 yılı Gider Bütçesinde ekli "Bütçe Açıklamaları" bölümünde "03.5.4 Tarifeye Bağlı Ödemeler" ayrıntı kodunda, kurum bütçesinden sigorta gideri olarak yapılması gereken ödemelerin kapsamının gösterildiği, burada sayılan sigorta giderleri arasında taşıtların zorunlu mali sorumluluk sigortasının ödenmesinin öngörüldüğü, kasko sigorta bedeli öngörülmediği, dolayısıyla gider bütçesinde öngörülmeyen kasko sigorta bedelinin kurum bütçesinden ödenmesinin mümkün olmadığının hükme bağlandığını ancak, kasko sigortasının yapılmasını yasaklayıcı herhangi bir hükmün, ilgili TMSF mevzuatında bulunmadığını,
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 106. maddesinde "Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır. Bu kuruluşlar, 85'inci maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere 101'inci maddedeki şartları haiz milli sigorta şirketlerine mali sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlüdürler." hükmü ile kamu kuruluşları için mali sorumluluk sigortası yaptırma yükümü getirildiğini ancak bunun dışında bir sigorta yaptırılmasının da yasaklanmadığını,
TMSF araçları için kasko sigortasının gerekli olduğunu,
Kasko sigortasının, zorunlu araç sigortası dışında kalan ve aracın yanması, çalınması, çalınmaya teşebbüs edilmesi veya kaza sonucu oluşabilecek zararları güvence altına alan, isteğe bağlı bir sigorta türü olduğunu,
Kasko bedelinin, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği tarafından hazırlanan araç kasko değer listesine göre tespit edildiğini, Poliçede belirtilmeleri koşuluyla, aracın standardının dışında yer alan her türlü aksesuar, ses, iletişim ve görüntü cihazlarının da sigorta kapsamı içinde olduğunu,
Kasko sigortasının, sigortalının veya aracı kullanan kişinin iradesi dışında, ani ve harici etkiler sonucunda, sigortalı aracın devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması, sabit ve hareketli bir cismin çarpması veya böyle bir cisme çarpma gibi kazalar sonucu oluşan hasar ve kayıpları, karayollarında hareket edebilen her türlü nakil aracının gerek hareket gerekse park halindeyken uğrayabileceği zararları güvence altına aldığını, bir hasar araç sahibinin kendi hatası sonucu meydana gelmiş olsa bile meydana gelen hasarı ödemeyi garanti ettiğini,
TMSF.nin faaliyet alanı ve kamu alacaklarının tahsiline yönelik gerçekleştirilen işlemler dikkate alındığında Kurum araçlarının kullanım veya diğer nedenlerle bir takım hasar ve tehlikelere maruz kalma, çalınma, park halindeyken hasara uğrama riskinin yüksek olduğunu zira TMSF tarafından yurt genelinde gerçekleştirilen kamu alacaklarının tahsiline yönelik işlemlerin çoğunlukla merkez dışındaki il ve ilçelerde gerçekleştirildiğini, alacak tahsilinin yapıldığı kişi ve kuruluşların engelleme ve saldırılarına maruz kalınabildiğini,
Sorgu kağıdında ve ilamda 2006 yılı Gider Bütçesi kapsamında kasko sigorta bedeli ödenmesinin öngörülmediğinin ifade edildiğini,
Ancak; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu 2006 yılı Gider Bütçesinin "03.Mal ve Hizmet Alım Giderleri" bölümünde yer alan "03.5.4. Tarifeye Bağlı Ödemeler" başlığı altında;
“• Mahkeme ilan bedelleri de dahil olmak üzere her türlü ilan ve reklam giderlerini,
• Sigorta Giderlerini :
-
Yanıcı ve patlayıcı maddelerin, ilaçların, gemilerin, uçakların ve bunlara ait depolama yerlerinin sigorta giderleri,
-
Belgelerine göre ayrılması mümkün olmayan sigorta giderleri,
-
Taşıtların zorunlu mali sorumluluk sigortası giderleri,
-
İlgili mevzuatı gereği sigortalanması zorunluluğu bulunan bina, taşıt, malzeme vb. sigorta giderleri.
• Komisyon Giderlerini : İlgili mevzuatına göre ödenecek komisyon ücretleri ile buna ilişkin diğer giderler(Takasbank saklama komisyonu gibi).
• Kovuşturma Giderlerini:
-
Suç üstülere gidecek adalet memurları ile doktorların yol giderleri,
-
Yol tazminatı ve bilirkişi ve tanıkların ücret ve yol giderleri,
-
Ekspertiz gider ve ücretleri,
-
Kanunlar gereğince yargıcın ve ticaret sicili memurunun kendiliğinden görmeye ve yapmaya ödevli bulunduğu dava ve işler giderleri,
-
- 7.1965 tarih ve 647 ve 7.11.1979 tarih ve 2253 sayılı Kanunlar gereğince alınan tedbir kararlarının infaz, gözetim masrafları ve para cezalarının tahsili ile ilgili giderler.
• Yukarıda sayılan gruplara girmeyen diğer tarifeye bağlı ödemeleri içermektedir."düzenlemesi kapsamında ilgili kalemlerin sayıldığını, sigorta giderleri ile ilgili olarak "ve benzeri sigorta giderleri" ifadesine ve "...yukarıda sayılan gruplara girmeyen diğer tarifeye bağlı ödemeleri içermektedir." hükmüne yer verildiğini,
Kasko sigorta bedeli ödemesinin, tarifeye bağlı bir ödeme olduğunu,
14.12.2004 tarihli ve 2004/8327 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 5. maddesindeki (I) sayılı tarifede yer alan otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzeri taşıtların kasko sigortası değerlerinin belirlenmesinde; Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği tarafından her yılın Ocak ayından itibaren uygulanmak üzere yayınlanan ve taşıtların cinsi, kodu, modeli, markası, tipi ve yaşı itibariyle kasko sigortası değerlerinin yer aldığı "Motorlu Kara Taşıtları Kasko Değer Listesi"nin esas alındığını,
Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği tarafından her yılın Ocak ayından itibaren uygulanmak üzere yayımlanan "Motorlu Kara Taşıtları Kasko Değer Listesi"nde yer almayan taşıtların kasko sigortasına esas olan değerlerinin; yetkili sigorta acentelerinin müracaat etmeleri halinde Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği tarafından ayrıca belirleneceğini,
Kasko sigorta bedelinin, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği tarafından belirlenen "tarifeye bağlı ödeme" vasfının bulunduğunu,
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu 2006 yılı Gider Bütçesi'nin Mal ve Hizmet Alım Giderleri başlıklı bölümünde yer alan "03.5.4. Tarifeye Bağlı Ödemeler" başlığı altında ilgili kalemler sayılarak "...yukarıda sayılan gruplara girmeyen diğer tarifeye bağlı ödemeleri içermektedir." hükmüne yer verildiğinden kasko sigorta bedelinin ödemesinin de bu madde kapsamında gerçekleştirildiğini,
Bütçe dönemi içerisinde ihtiyaca göre bütçe kalemleri ile ilgili işlem yapmaya fon Başkanının yetkili olduğunu,
5411 sayılı Kanunun 117. maddesi ile; "Fon Kurulu bu Kanun ve diğer mevzuatla verilen görevler yanında ayrıca aşağıdaki görevleri yapar ve yetkileri kullanır." hükmünün getirildiğini ve maddenin (b) bendinde, "Fonun ana stratejisi ile amaç ve hedeflerine uygun olarak hazırlanan bütçe teklifini görüşmek ve karara bağlamak" yetkisinin Fon Kuruluna verildiğini,
5411 sayılı Kanunun 122. maddesinin 2. bendine dayanılarak düzenlenen, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Gider Bütçesi Uygulama Esas ve Usulleri Yönergesi'nin "Ödenek aktarımlarında, yeni bütçe kodu ihdasında yetki" başlıklı 8.maddesinde yer alan,
“Başkan;
a) Bütçede aktarım yapmaya,
b) Öngörülmeyen harcamalar için yeni bütçe kodu açmaya ve diğer bölümlerden de bu bütçe koduna aktarma yapmaya,yetkilidir. Başkan bu yetkisini sınırlarını yazılı olarak belirtmek kaydıyla alt kademelere devredebilir.”
hükmü ile Fon Kurulu'nun bütçenin uygulanmasında karşılaşılan sorunların zaman kaybetmeden çözümüne yönelik yetki devri yaptığını,
2006 yılı içerisinde yapılan bütün harcamaların Fon Kurulu Kararı ile onaylandığını, Kesin hesabın onaylanması ile harcama kalemlerinin hukuki geçerlilik kazandığını, bu sebeple bu kalemlere ilişkin zimmet çıkarılması yerinde olmadığını,
Kasko sigortasının yukarıda açıklanan önemi ve gerekliliği karşısında, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Gider Bütçesi Uygulama Esas ve Usulleri Yönergesi'nin "Yıllık mali rapor ve bütçe kesin hesabı" başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrasında yer alan,
"5411 sayılı Kanunun 124. maddesi uyarınca, Fonun bütçe uygulama sonuçlarına ilişkin yıllık mali rapor, bütçe ile alınan ödenekler, yıl içinde alınmış ek ödenekler, yapılan aktarımlar, varsa ödenek iptalleri ve ayrıca yıl içinde yapılan harcamalar ile kullanılmamış ödenek bakiyelerini gösteren Bütçe Kesin Hesabı, en geç Mart ayının ikinci haftasına kadar Daire Başkanlığınca hazırlanarak Kurulun onayına sunulur" hükmü kapsamında 2006 yılı içerisinde yapılan bütün harcamaların 22.03.2007 tarih 107 sayılı Fon Kurulu Kararı ile onaylandığını,
Fon Kurulunun, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu 2007 yılı Gider Bütçesinin "03.Mal ve Hizmet Alım Giderleri" başlıklı bölümünde yer alan "03.5.4. Tarifeye Bağlı Ödemeler" başlığı altında sigorta giderleri arasında "taşıt" sigorta giderlerine yer verdiğini,
Böylelikle Fon Kurulunun, 2006 yılı Gider Bütçesinde de aynı amaca yönelik düzenleme yaptığını ancak yorum farkı sebebiyle ortaya çıkan belirsizliğin ortadan kaldırılmasının gerekliliğini dikkate aldığını, 2006 yılı Gider Bütçesinde yer alan düzenlemeler kapsamında da amacın, kasko sigorta bedeli ödemelerinin gerçekleştirilmesini sağlamak olduğunu ortaya koyduğunu,
Kasko sigorta bedeli ödemelerinin, kasko sigortasının sağladığı hukuki koruma sebebiyle kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ile doğrudan ilgili olması, bütçede "ve benzeri sigorta giderleri" ifadesi içerisinde değerlendirilerek ödeme yapılması ve Fon Kurulu tarafından ilgili yönerge kapsamında onaylanması karşısında bu ödemenin mevzuata uygun olmadığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun kaldığını,
Bu yorumun aksine bir çıkarımın, yerindelik denetimine yol açacağını ve 5411 sayılı Kanunun açık hükmüne aykırılık teşkil edeceğini, Fon Kurulunun Kararlarının yerindelik denetimine tâbi tutulamayacağını, (5411 sayılı Kanun Madde 111);
Yerindelik denetiminin, belli koşullar altında alınan kararları, bu koşullardan bağımsız olarak irdeleyen ve kişiden kişiye değişebilen ve denetlenen Kurumun sahip olduğu idari ve mali özerkliği zedeleyebilecek sonuçlara ulaşması mümkün bir denetim tarzı olduğunu,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu da 2. maddesi ile,
“İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.”hükmüne yer verildiğini ve yargı denetiminde, - yine Anayasa'nın 125. maddesinde belirtildiği gibi- "idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır." kuralının hukuk alanında yürürlük kazanmasının önünü açtığını,
Yargının, çeşitli ölçülerde, dolaylı biçimde de olsa, takdir hakkını sınırlasa bile, hiçbir biçimde bu yoldan yerindelik denetimi yapamayacağını açık ve net bir şekilde kurala bağladığını,
TMSF’nin karar organı aracılığı ile, operasyonel faaliyetlerde bulunan bir kamu tüzel kişisi olduğunu, Fon Kurulu üyelerinin bağımsız olarak kendi vicdanlarına, mesleki bilgi ve deneyimlerine dayanarak karar vermelerinin esas alındığını,
Bu bakımdan Fon Kurulunca alınan kararların yerindelik denetimine tabi tutulmasının, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacağını ve idarenin takdir yetkisini kaldıracağını,
5411 sayılı Kanunun 111. maddesinde yer alan,
“Fon görevini yaparken bağımsızdır. Fonun kararları yerindelik denetimine tâbi tutulamaz. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Fon Kurulunun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez.” hükmü ile Fonun kararlarının yerindelik denetimine tabi tutulamayacağının çok açık bir biçimde düzenlendiğini,
TMSF’nin, Merkezi Bütçeden Bağımsız, özerk bir bütçeye sahip olduğunu,
5411 sayılı Kanunun "Fonun bütçesi" başlıklı 129. maddesinin ikinci fıkrasında,"Fon, bu Kanunda belirtilen usûl ve esaslar çerçevesinde kendisine tahsis edilen kaynaklarını görev ve yetkilerinin gerektirdiği ölçüde, serbestçe kullanır."hükmünün yer aldığını,
Sayıştay Kanunu'nun 46.maddesinde yer alan; “...İnceleme sırasında;1. Gelirlerin, alacakların ve her türlü hakların kanunlara, tüzüklere ve yönetmeliklere ve bütçedeki tertiplerine uygun olarak tahakkuk, takip ve tahsil edilip edilmediği,
- Giderlerin,
a) Kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere ve bütçedeki tertibine, ödeneğine ve kadroya uygun olarak harcanıp harcanmadığı,
b) Ödemenin istihkak sahiplerinin veya vekillerinin kimliği araştırılmak suretiyle yapılıp yapılmadığı,
c) İdare hesabına giren bütün işlemlerin para ve sair kıymet hareketlerinin kanun, tüzük ve yönetmeliklerdeki hükümlere uygun bulunup bulunmadığı,
-
Taşınır ve taşınmaz malların giriş, saklanış, kullanış ve çıkışları ile bunların bulunması gerekli olan yerlerde tamamen mevcut olup olmadığı hususlarının yürürlükteki kanun, tüzük ve yönetmelik esaslarına göre yapılıp yapılmadığı,
-
Yukarıdaki fıkralarda yazılı bütün işlem ve hesapların belgelere ve kayıtlarına uygun olup olmadığı, araştırılır. ”hükmü ile, Sayıştay tarafından yapılacak olan denetimin, kurumların kararlarının yerindeliğine ilişkin olmadığı, kurumların gelir ve giderlerinin mevzuata uygun olarak, yetkili makamlarca yapılıp yapılmadığına ve bütün işlem ve hesapların belgelere ve kayıtlara uygun olup olmadığına ilişkin olması gerektiğinin belirtildiğini,
Dolayısıyla gerek 5411 sayılı Kanunun 111/2 ve 129/2. maddesi hükümleri uyarınca, gerekse de Sayıştay Kanununun 46. maddesi hükmü uyarınca Fonun kararlarının yerindeliğinin denetlenemeyeceği açık olduğunu,
04.03.2003 tarih ve 26166 numaralı Sayıştay Temyiz Kurulu Kararının emsal gösterilebileceğini,
Ayrıca, 2006 yılında gerçekleşen riskler karşısında sigorta şirketinden 21.401,18 YTL. nin karşılandığını,
Kasko sigortalarının çoğunun, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ilkesi göz önünde bulundurularak yönetim ve denetimi TMSF.de bulunan şirketlere yaptırıldığını,
İlama konu edilen gerekçenin temel çıkış noktasının Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun E - Cetvelinde yer alan;
"Bazı Ödeneklerin Kullanımına ve Harcamalara İlişkin Esaslar" kapsamında yer alan "Bütçelerin diğer tertiplerinin esas giderlerine ilişkin olarak ödenen sigorta giderleri dışında Devlet mallarının sigorta edilmemesi esastır." ilkesi olduğunu oysa TMSF.nin, 5018 sayılı Kanun ve merkezi bütçe kapsamında bir kurum olmadığını,
Kamu mallarının sigorta edilemeyeceği savı, TMSF açısından uygulanması gerekli bir kural olarak kabul edilse idi; TMSF mülkiyetinde bulunan ve 20.11.2003 tarihinde bombalanan HSBC.nin kiracı olduğu binanın da sigortalanmaması gerekeceğini,
Halbuki bu bina için sigorta yaptırmış olan TMSF.nin, bu sayede 2003 yılında prim bedeli olarak 50.744.060.000 TL. ödediği bina için, tazmin bedeli olarak toplam 6.642.565.024.000 TL. aldığını,
Sigorta bedeli ile binanın tadilatının gerçekleştirildiğini ve ihale ile yapılan satış sonrasında toplam 94.792.028.000.000 TL. satış geliri elde edildiğini,
İlamda varılan sonucun aksine, sigorta yaptırılması işlemi ile kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının sağlandığını, TMSF tarafından yapılan bütün harcama kalemlerinde de bu ilke kapsamında hareket edildiğini,
BDDK tarafından gerçekleştirilen kasko ödemelerinin Sayıştay 8. Dairesince yerinde ve hukuka uygun bulunduğunu,
Kaldı ki, BDDK, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerine tabi ve merkezi bütçe kapsamında bir kamu kurumu iken, TMSF.nin 5018 Sayılı kanunun ekinde yer alan (III) sayılı cetvelden 24 Aralık 2005 tarih ve 26033 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5436 sayılı "Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" ile çıkarıldığını,
5436 sayılı Kanunun düzenlemesi ile kanun koyucu tarafından da Fonun merkezi bütçe kapsamının klasik örgütlenmesinin dışında kabul edildiğini,
Merkezi bütçe kapsamındaki bir Kurum olan BDDK.nın kasko sigortası ödeme işlemi yerinde bulunduğuna göre, merkezi bütçeye de dahil olmayan TMSF.nin benzer mahiyetteki ihtilaf konusu ödemeleri evleviyetle yapabilmesi gerektiğini belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.
Savcılık, Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun, 01.11.2005 tarih ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5411 sayılı Bankacılık Kanununda kamu tüzel kişiliğine haiz, idari ve mali özerkliğe sahip bir kuruluş olduğu belirtilmiştir.
19.10.2005 kabul tarihli söz konusu Kanunun “Fonun hesap ve harcamalarının denetimi” başlıklı 124.maddesindeki “Fonun iç ve dış denetimi hakkında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmü uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun dış denetiminin 19.10.2005 tarihinden itibaren Sayıştay tarafından yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Daha sonra 30.05.2007 tarih ve 26537 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5667 sayılı Kanunun 6.maddesi ve geçici 2.maddesi ile TMSF.nin dış denetiminin Sayıştay tarafından yapılmasını hükmeden 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 124.maddesinde değişiklik yapılmıştır.Maddenin değişiklikten önceki hali;
“Fonun iç ve dış denetimi hakkında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümleri uygulanır.” şeklinde iken 5667 sayılı Kanunun 6 ve geçici 2.maddesi ile;
“Madde 6: Fonun iç denetimi Fon tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde, dış denetimi ise Fonun yıllık gider hesapları ile harcamalarının Sayıştay tarafından incelenmesi suretiyle gerçekleştirilir.”
“Geçici madde 2: Bu Kanunun 6.maddesi ile 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 124.maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik hükmü 2006 yılı denetimlerinde de uygulanır.”şeklini almıştır.
Fonun bütçe ve muhasebe işlem ve süreçleri 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi değildir.Mal ve hizmet alımları ile varlık satışları ve tasfiyesi de Kamu İhale Kanununa tabi değildir. 5411 sayılı Kanun ile Fonun kendi çıkarmış olduğu yönetmelik ve Fon Kurulu kararları ile idare edilmektedir.
TMSF 24 Aralık 2005 tarih ve 26033 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5436 sayılı "Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"un 12.maddesinde yer alan düzenleme ile 5018 Sayılı Kanunun ekinde yer alan (III) sayılı cetvelden çıkarılmış olsa da 5411 sayılı Kanunun 30.05.2007 tarih ve 26537 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5667 sayılı Kanun ile değişik 124.maddesinin ilk fıkrasındaki;
“Fonun iç denetimi Fon tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde, dış denetimi ise Fonun yıllık gider hesapları ile harcamalarının Sayıştay tarafından incelenmesi suretiyle gerçekleştirilir.” hükmü gereğince Sayıştay denetimine tabi bulunmaktadır.
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 111.maddesinde Fonun, kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.
“Fonun bütçesi” başlıklı 129. maddesinde ise;
“Fon giderlerinin, Fon gelirleri ile karşılanması esastır. Fonun bütçe yılı, takvim yılıdır.
Fon, bu Kanunda belirtilen usûl ve esaslar çerçevesinde kendisine tahsis edilen kaynaklarını görev ve yetkilerinin gerektirdiği ölçüde, serbestçe kullanır.
Fon mevcudunun kullanılış usûl ve esasları ile bu Kanunla Fona verilen yetkilerin kullanılmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar Fon tarafından hazırlanacak yönetmelikte gösterilir. Fon giderleri Fon kaynaklarından karşılanır.
Fonun giderleri Fon Kurulu kararıyla yürürlüğe giren, stratejik plânları ve performans hedefleri ile kurumsal, işlevsel ve ekonomik sınıflandırma sistemine göre hazırlanan yıllık bütçeye göre yapılır.”denilmektedir.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu 2006 yılı Gider Bütçesinin "03.Mal ve Hizmet Alım Giderleri" bölümünde yer alan “03.5.4 Tarifeye Bağlı Ödemeler” başlığı altında;
• Mahkeme ilan bedelleri de dahil olmak üzere her türlü ilan ve reklam giderlerini,
• Sigorta Giderlerini :
-
Yanıcı ve patlayıcı maddelerin, ilaçların, gemilerin, uçakların ve bunlara ait depolama yerlerinin sigorta giderleri,
-
Belgelerine göre ayrılması mümkün olmayan sigorta giderleri,
-
Taşıtların zorunlu mali sorumluluk sigortası giderleri,
-
İlgili mevzuatı gereği sigortalanması zorunluluğu bulunan bina, taşıt, malzeme vb. sigorta giderleri.
• Komisyon Giderlerini : İlgili mevzuatına göre ödenecek komisyon ücretleri ile buna ilişkin diğer giderler(Takasbank saklama komisyonu gibi).
• Kovuşturma Giderlerini:
-
Suç üstülere gidecek adalet memurları ile doktorların yol giderleri,
-
Yol tazminatı ve bilirkişi ve tanıkların ücret ve yol giderleri,
-
Ekspertiz gider ve ücretleri,
-Kanunlar gereğince yargıcın ve ticaret sicili memurunun kendiliğinden görmeye ve yapmaya ödevli bulunduğu dava ve işler giderleri,
-13. 7.1965 tarih ve 647 ve 7.11.1979 tarih ve 2253 sayılı Kanunlar gereğince alınan tedbir kararlarının infaz, gözetim masrafları ve para cezalarının tahsili ile ilgili giderler.
• Yukarıda sayılan gruplara girmeyen diğer tarifeye bağlı ödemeleri içermektedir."düzenlemesi bulunmaktadır.
Belirtilen Kanun hükümlerine göre Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kurum olup 5018 sayılı Kanunun ekinde yer alan (III) sayılı cetvelden 24 Aralık 2005 tarih ve 26033 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5436 sayılı "Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" ile çıkarılmıştır.
Fonun giderleri, Fon Kurulu kararıyla yürürlüğe giren, stratejik plânları ve performans hedefleri ile kurumsal, işlevsel ve ekonomik sınıflandırma sistemine göre hazırlanan yıllık bütçeye göre yapılmaktadır. 2006 yılı bütçesine de sigorta giderleri için ödenek konulmuştur.
Merkezi bütçenin klasik örgütlenmesinin dışında yer alan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu açısından merkezi bütçe kanununda yer alan hükümler bağlayıcı olmadığından ve kendi özel bütçesine sigorta giderlerine ilişkin ödenek konulduğundan 365 sayılı ilamın 1.maddesi ile 30.128,00 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- İlamın 2.maddesiyle; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna ait 98 adet dizüstü bilgisayara sigorta yaptırılması ve poliçe bedellerinin kurum bütçesinden ödenmesi nedeniyle 7.859,00 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler ortak olarak vermiş oldukları dilekçelerinde özetle;
İlamda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu 2006 yılı Gider Bütçesinde ekli "Bütçe Açıklamaları" bölümünde "03.5.4 Tarifeye Bağlı Ödemeler" ayrıntı kodunda, kurum bütçesinden sigorta gideri olarak yapılması gereken ödemelerin kapsamının gösterildiği, burada sayılan sigorta giderleri arasında bilgisayar sigorta giderinin öngörülmediği, dolayısıyla gider bütçesinde öngörülmeyen bilgisayar sigorta bedelinin kurum bütçesinden ödenmesinin mümkün olmadığının hükme bağlandığını ancak, sigortanın yapılmasını yasaklayıcı herhangi bir hüküm de bulunmadığını,
TMSF.ye ait dizüstü bilgisayarlara sigorta yaptırılmasının gerekli olduğunu çünkü Fonun 7 gün/ 24 saat mesai yapan bir kurum olarak çalışanların kurumda olduğu gibi kurum dışında da çalışabildiğini, Kurumun faaliyet alanı ve Kurum dışı operasyonlar dikkate alındığında söz konusu bilgisayarların kullanım veya diğer nedenlerle bir takım hasar ve tehlikelere maruz kalma riskinin yüksekliği değerlendirilerek sigorta ettirilmesinin kurum kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasına yönelik bir işlem olduğunu,
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Gider Bütçesi Uygulama Esas ve Usulleri Yönergesi bağlamında yukarıdaki "Kuruma ait araçlara kasko yapılması" ile ilgili başlık altında yapılan açıklamaların bu madde için de geçerli olduğunu,
Bu nedenle 04.03.2003 tarih ve 26166 numaralı Sayıştay Temyiz Kurulu Kararı ile de "kendi özel bütçelerine sigorta giderlerine ilişkin ödenek konulduğuna ve sigorta yapılmasına engel olacak başka bir mevzuat hükmü de bulunmadığına göre ... tazmin hükmünün kaldırılmasına" karar verildiği dikkate alındığında mevzuata aykırı bir işlem yapılmadığını,
Ayrıca 2006 yılında gerçekleşen riskler karşısında sigorta şirketinden 4.096,20 YTL.tazmin edildiğini,
2006 Yılı içerisinde yapılan bütün harcamaların Fon Kurulu Kararı ile onaylandığını belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.
Savcılık, dizüstü bilgisayarlara sigorta yaptırılması konusunda hukuki zemin bulunmamaktadır, şeklinde görüş bildirmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 111.maddesinde Fonun, kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.
“Fonun bütçesi” başlıklı 129. maddesinde ise;
“Fon giderlerinin, Fon gelirleri ile karşılanması esastır. Fonun bütçe yılı, takvim yılıdır.
Fon, bu Kanunda belirtilen usûl ve esaslar çerçevesinde kendisine tahsis edilen kaynaklarını görev ve yetkilerinin gerektirdiği ölçüde, serbestçe kullanır.
Fon mevcudunun kullanılış usûl ve esasları ile bu Kanunla Fona verilen yetkilerin kullanılmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar Fon tarafından hazırlanacak yönetmelikte gösterilir. Fon giderleri Fon kaynaklarından karşılanır.
Fonun giderleri Fon Kurulu kararıyla yürürlüğe giren, stratejik plânları ve performans hedefleri ile kurumsal, işlevsel ve ekonomik sınıflandırma sistemine göre hazırlanan yıllık bütçeye göre yapılır.”denilmektedir.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu 2006 yılı Gider Bütçesinin "03.Mal ve Hizmet Alım Giderleri" bölümünde yer alan;"03.5.4 Tarifeye Bağlı Ödemeler” başlığı altında;
“• Mahkeme ilan bedelleri de dahil olmak üzere her türlü ilan ve reklam giderlerini,
• Sigorta Giderlerini :
-
Yanıcı ve patlayıcı maddelerin, ilaçların, gemilerin, uçakların ve bunlara ait depolama yerlerinin sigorta giderleri,
-
Belgelerine göre ayrılması mümkün olmayan sigorta giderleri,
-
Taşıtların zorunlu mali sorumluluk sigortası giderleri,
-
İlgili mevzuatı gereği sigortalanması zorunluluğu bulunan bina, taşıt, malzeme vb. sigorta giderleri.
..."düzenlemesi bulunmaktadır.
Belirtilen Kanun hükümlerine göre Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kurum olup 5018 sayılı Kanunun ekinde yer alan (III) sayılı cetvelden 24 Aralık 2005 tarih ve 26033 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5436 sayılı "Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" ile çıkarılmıştır.
Fonun giderleri, Fon Kurulu kararıyla yürürlüğe giren, stratejik plânları ve performans hedefleri ile kurumsal, işlevsel ve ekonomik sınıflandırma sistemine göre hazırlanan yıllık bütçeye göre yapılmaktadır. 2006 yılı bütçesine de sigorta giderleri için ödenek konulmuştur.
Merkezi bütçenin klasik örgütlenmesinin dışında yer alan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu açısından merkezi bütçe kanununda yer alan hükümler bağlayıcı olmadığından ve kendi özel bütçesine sigorta giderlerine ilişkin ödenek konulduğundan 365 sayılı ilamın 2.maddesi ile 7.859,00 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- İlamın 3.maddesiyle; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Hukuk Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. İbrahim KAPLAN ile danışmanlık sözleşmesi yaptığı ancak “danışmanlık ücretinin” fakülte döner sermayesine yatırılması gerekirken öğretim üyesinin özel hesabına yatırılması nedeniyle 39.385,00 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler ilamın 3, 4 ve 5.maddelerine ilişkin olarak vermiş oldukları ortak dilekçelerinde özetle;
Öğretim görevlilerine yapılan ödemelerin "Telif Hakkı" kapsamında olduğunu,
2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun "Çalışma Esasları" başlıklı 36. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile;
"a. Profesör ve doçentler, üniversitede devamlı veya kısmi statüde görev yapanlar olarak ikiye ayrılırlar:
- Üniversitede devamlı statüde görev yapanlar;Bu profesör ve doçentler bütün mesailerini üniversite ile ilgili çalışmalara hasrederler. Bunlar, özel kanunlarla belirlenen görevler ile telif hakları hariç olmak üzere, Yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde ücretli veya ücretsiz, resmî veya özel başkaca herhangi bir iş göremezler, ek görev alamazlar, serbest meslek icra edemezler. Devamlı statü ile atanmış olup, kısmi statüye geçmek isteyen doçentlerde en az beş yıl süre ile devamlı statüde çalışmış olmak şartı aranır. Üniversitelerde devamlı statüde beş yıl çalışan doçentlerin, devamlı statüde profesörlüğe atanmaları halinde kısmi statüye geçmeleri için yeniden beş yıl devamlı statüde çalışma şartı aranmaz.Üniversite yönetim kurulunun işbirliğine karar verdiği kamu kuruluşlarında, kamu yararına hizmet amacını güden kuruluşların işletmelerinde veya diğer özel kuruluşlarındaki çalışmaları üniversitede sürdürülmüş sayılır.Bu Kurumlardan alınan her türlü ücretler döner sermayeden pay alan profesör ve doçentin bağlı bulunduğu birimin döner sermayesine gelir kaydedilir. " düzenlemesi getirildiğini,
2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun, öğretim üyeleri ve öğretim elemanlarının çalışma ve denetim esaslarını belirleyen "Altıncı Bölüm" altında yer alan 36. maddesi ile, üniversitelerde devamlı statüde görev yapanlar ve kısmi statüde görev yapanlar olmak üzere ikili bir ayrıma gidildiğini, 2547 sayılı Kanunun "devamlı statüde görev yapanlar" için;
- özel kanunlarla belirlenen görevler ile
-telif hakları hariç olmak üzere, Yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde ücretli veya ücretsiz, resmî veya özel başkaca herhangi bir iş göremeyecekleri, ek görev alamayacakları ve serbest meslek icra edemeyecekleri yönünde sınırlama getirdiğini,
2547 Sayılı Kanunun 36. maddesindeki kuralın istisnasını oluşturan hükümlerin ve özellikle telif hakları ve telif ücreti kavramlarının incelenmesinin önem arz ettiğini, 2547 sayılı Kanunun 36-a.l/III. fıkrası hükmünde, devamlı statüde görev yapan öğretim üyelerinin özel kanunlarla belirlenen görevleri ile telif hakları ile ilgili çalışmaları ve bunların ücretleri, devamlı statüde çalışmanın kapsamı dışında kaldığını,
Kanunun telif haklarına tanıdığı bu istisnanın, Anayasanın "Bilim ve Sanat Hürriyetini" düzenleyen 27. maddesinin birinci fıkrası hükmünün de bir gereği olduğunu,
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı l/B maddesinde eserin; sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri olarak tanımlandığını,
Telif haklarının, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 2. maddesinde sayılmış bulunan Fikir ve Sanat Eserleri üzerinde, bu fikir ve sanat eserini yaratan ve onun sahibi olan kişinin bu eserden doğan haklarını ifade ettiğini,
Telif ücretinin ise, telif hakkı kazanmış bulunan bir fikir ve sanat eseri sahibine, bu eseri nedeniyle ödenen ücret olduğunu,
Prof. Dr. İbrahim Kaplan’ın, TMSF ile akdedilen "Danışmanlık Sözleşmesi" kapsamında danışman sıfatıyla hizmet vermiş olduğunu, "bilgi ve düşüncesi alınmak için kendisine danışılan görevli kimse" anlamına gelen danışman sıfatı ile verilen hukuki mütalaaların 5846 sayılı Kanun hükümleri kapsamında "dil ve yazı ile ifade olunan eserler" niteliğine haiz bulunduğunu,
Aynı şekilde TMSF tarafından hizmet içi eğitim kapsamında düzenlenen seminer ve panellerde konuşmacı olarak görev alan kişilerin, bu seminerler kapsamında aktardıkları hukuki ve teknik görüşler ile gerçekleştirdikleri sunumların, 5846 sayılı Kanun hükümleri kapsamında "dil ve yazı ile ifade olunan eserler" kapsamına girdiğini,
Bu çerçevede, ilgili öğretim elemanlarına yapılan ödemelerin konusunu 5846 sayılı Kanun hükümleri kapsamında "dil ve yazı ile ifade olunan eserler" niteliğine haiz hizmetler teşkil ettiğinden ve bu hizmetler 2547 Sayılı Kanunun 36. maddesindeki kuralın istisnasını oluşturduğundan bu ödemelerin ilgili üniversitelerin döner sermayesi ile ilişkilendirilmeksizin kişisel hesaplara yapılmasının yerinde olmadığı yönündeki eleştirinin hukuki mesnedi bulunmadığını,
Alınan ücretlerin, Döner Sermayeye aktarma yükümlülüğünün doğrudan öğretim elamanına ait olduğunu,
2547 sayılı Kanunun 36. maddesindeki hüküm incelendiğinde devamlı statüde görev yapanların bütün mesailerini üniversite ile ilgili çalışmalara hasretmeleri kuralının doğrudan ve tek muhatabının öğretim görevlisi olduğunu,
2547 sayılı Kanunun 37. maddesinde yer alan;
"Yükseköğretim kurumları dışındaki kuruluş veya kişilerce, üniversite içinde veya hizmetin gerektirdiği yerde, üniversiteler ve bağlı birimlerden istenecek, bilimsel görüş, proje, araştırma ve benzeri hizmetler ile üniversitede ve üniversiteye bağlı kurumlarda, hasta muayene ve tedavisi ve bunlarla ilgili tahliller ve araştırmalar üniversite yönetim kurulunca kabul edilecek esaslara bağlı olmak üzere yapılabilir. Bu hususta alınacak ücretler ilgili yükseköğretim kurumunun veya buna bağlı birimin döner sermayesine gelir kaydedilir. "hükmü ile de; "bilimsel görüş, proje, araştırma ve benzeri hizmetler" için alınan ücretlerin döner sermayeye aktarma yükümünün doğrudan öğretim elamanına ait olduğunun hükme bağlandığını,
Kaldı ki, döner sermaye, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun 58. maddesinde yer alan
"Döner Sermaye: Üst kuruluşlarda, ilgili kurulların önerisi ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile; üniversitelerde ve bunlara bağlı fakülte, enstitü, yüksekokul, konservatuvar, meslek yüksekokulları ile uygulama ve araştırma merkezlerinde ilgili yönetim kurulunun önerisi, rektörün olumlu görüşü ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile döner sermaye işletmeleri kurulabilir."hükmü kapsamında döner sermaye işletmelerinin üniversiteler bünyesinde kurulduğunu ve doğal olarak üniversiteye bağlı olarak görev yapan öğretim elemanları açısından doğrudan bağlayıcılık arzettiğini,
Bu anlamda döner sermayeye bağlı faaliyet göstermek zorunda olduğunu bilen / bilmesi gereken bir öğretim elemanına yapılan harici ödemenin, döner sermaye kesintisinin yapılmasını temin etmek görevinin öğretim elemanının sorumluluğunda olduğunu,
Nitekim, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi
"Bu kanunun amacı; yükseköğretimle ilgili amaç ve ilkeleri belirlemek ve bütün yükseköğretim kurumlarının ve üst kuruluşlarının teşkilatlanma, işleyiş, görev, yetki ve sorumlulukları ile eğitim-öğretim, araştırma, yayım, öğretim elemanları, öğrenciler ve diğer personel ile ilgili esasları bir bütünlük içinde düzenlemektir" hükmünü,
"Kapsam" başlıklı 2. maddesi ise
"Bu kanun; yükseköğretim üst kuruluşlarını, bütün yükseköğretim kurumlarını, bağlı birimlerini ve bunlarla ilgili faaliyet ve esasları kapsar" hükmünü içerdiğini,
Kurumun hizmet satın alınması yönündeki ihtiyacı açık olduğuna göre, gerekli hizmetin alınmasına yönelik ödemenin, Kurum bütçesinden her halükarda gerçekleştirileceğini,
Kurum açısından bakıldığında; ödemenin, doğrudan ilgili danışmana yapılması ile döner sermaye aracılığı ile yapılması arasında bir fark bulunmadığını,
Yrd. Doç. A. Tuğrul SAVAŞ ile ilgili ödeme işleminin ise fatura karşılığında "İstanbul Halkla İlişkiler ve Reklamcılık San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne yapıldığını,
TMSF tarafından Yrd. Doç. A. Tuğrul SAVAŞ'a doğrudan yapılan bir ödemenin söz konusu olmadığını,
TMSF yönetici personelinin bilgilendirilmesini teminen 08.03.2006 tarihinde düzenlenen seminere, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. A. Tuğrul SAVAŞ'ın konuşmacı olarak katılımının, İstanbul Halkla İlişkiler ve Reklamcılık San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından organize edildiğini ve bu sebeple de ödemenin firmaya yapıldığını belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.
Savcılık, Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.
Rapor dosyası ve eki belgeler incelendiğinde; TMSF.ye Türkiye, İsviçre ve İsviçre Hukukunun uygulandığı ülkelerdeki her türlü ihtilaf, ceza koğuşturması, dava, tahkim ve icra takiplerinde Fonun tayin edeceği avukatlarla birlikte her türlü takip ve dava dosyasının düzenlenmesi akademik uzmanlık desteği sağlanması, dava ve takiplerinde uygulanacak İsviçre ve Türk kanunlarının farklılık ve paralellik gösteren hükümleri hakkında Fon avukatları ile mahkemeleri bilgilendirmek için gerekli çalışmalarda ve yeminli beyanlarda bulunmak, bu hususta gerektiğinde dilekçeler ve raporlar hazırlamak ve benzeri diğer görevlerin ifası için Ankara Üni. Siyasal Bilgiler Fak.Hukuk Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. İbrahim Kaplan ile TMSF arasında 15.05.2006 tarihinde danışmanlık sözleşmesi imzalandığı,
Sözleşmede danışmanlık ücret ödemesinin aylık stopaj hariç 4000 USD olarak belirlendiği, yapılan ödeme karşılığında gider pusulası düzenlendiği görülmüştür.
Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. İbrahim Kaplan’ın danışman olarak görev yapması, imzalanan sözleşmeye istinaden hizmet satın alınması şeklinde gerçekleştirilmiş olduğundan ve Üniversite tarafından yapılmış bir görevlendirme söz konusu olmadığından yapılan ödeme mevzuata uygun olup 365 sayılı ilamın 3.maddesiyle 39.385,00 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- İlamın 4.maddesiyle;Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu personelinin bilgilendirilmesini teminen 29.04.2006 tarihinde A.Ü. Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr.Muharrem Özen ile Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr.Yılmaz Yazıcıoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı bir seminer düzenlendiği ancak ilgililere ödenen toplam 2000 USD seminer ücretinin öğretim üyelerinin bağlı bulunduğu fakültelerin döner sermayesine ödenmesi gerekirken öğretim üyelerinin özel hesabına yatırılması nedeniyle 3.473,00 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve karşılamalar bu ilamın 3.maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- İlamın 5.maddesiyle; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu personelinin bilgilendirilmesini teminen 08.03.2006 tarihinde Marmara Üniversitesi öğretim üyesi yard.doç. A.Tuğrul Savaş’ın konuşmacı olarak katıldığı bir seminer düzenlendiği ancak ilgiliye ödenen 575,00 YTL. seminer ücretinin öğretim üyesinin bağlı bulunduğu fakültelerin döner sermayesine ödenmesi gerekirken fatura karşılığında “İstanbul Halkla İlişkiler ve Reklamcılık San.ve Tic.Ltd.Şti.”adlı şirkete yapılması nedeniyle 575,00 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve karşılamalar bu ilamın 3.maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- İlamın 6.maddesiyle;Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu personeli için kartvizit bastırılması ve ücretinin bütçeden ödenmesi nedeniyle 1.623,00 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçelerinde özetle;
TMSF personeli için kartvizit bastırılması ve ücretinin bütçeden ödenmesi işleminin; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu 2006 yılı Gider Bütçesine ekli "Bütçe Açıklamaları" bölümünde, "03.Mal ve Hizmet Alım Giderleri" başlıklı bölümünde yer alan "03.2 Mal ve Hizmet Alım Giderleri" başlığı altında, "03.2.1 Kırtasiye ve Büro Malzemeleri Alımları" alt kalem kapsamında gerçekleştirildiğini,
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Gider Bütçesi Uygulama Esas ve Usulleri Yönergesi'nin "Yıllık mali rapor ve bütçe kesin hesabı" başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrasında yer alan,
“5411 sayılı Kanunun 124. maddesi uyarınca, Fonun bütçe uygulama sonuçlarına ilişkin yıllık mali rapor, bütçe ile alınan ödenekler, yıl içinde alınmış ek ödenekler, yapılan aktarımlar, varsa ödenek iptalleri ve ayrıca yıl içinde yapılan harcamalar ile kullanılmamış ödenek bakiyelerini gösteren Bütçe Kesin Hesabı, en geç Mart ayının ikinci haftasına kadar Daire Başkanlığınca hazırlanarak Kurulun onayına sunulur.”hükmü kapsamında 2006 yılı içerisinde yapılan bütün harcamaların 22.03.2007 tarih 107 sayılı Fon Kurulu Kararı ile onaylandığını,
TMSF personeli için kartvizit bastırılmasının, kişisel değil, kurumsal bir harcama olduğunu,
Bir kurumun kendisini temsil etme biçimlerinin bütününün, o kurumun kurumsal kimliğini oluşturduğunu, bir kurumun kendisini temsil ederken nasıl algılanacağına yön veren aktivitelerin bütününün ise kurumsal kimlik süreci olduğunu,
Fonun, ulusal ve uluslararası alanda; dava, alacak, takip, tahsil, yeniden yapılandırma ve bunlar dışında kalan faaliyetleri olmak üzere bir çok alanda önemli ve aktif rol üstlenmiş bir kamu kurumu olduğunu,
Öte yandan BDDK, T.C. Merkez Bankası, Hazine Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, Bankalar Birliği ve bankacılık sisteminin diğer üyeleri ile resmi/gönüllü işbirliği ve iletişim platformları geliştirilmesi, diğer ülkelerin mevduat sigortacıları, IMF, Dünya Bankası ve ilgili diğer kuruluşlar ile işbirliği ve iletişim platformları geliştirilmesinin Fonun hedeflerinden bazıları olup, TMSF.nin yeni vizyonunun "Strateji odaklı dinamik yönetim anlayışı ile uluslararası finansal istikrarın oluşmasında aktif ve öncü bir kurum olmak" olarak tanımlandığını,
Fon personeli adına yapılan kartvizit harcamalarında, personele yarar sağlama amacı güdülmeyip kurum personelinin adliyeler, kamu kurum ve kuruluşları, emniyet gibi makamlar nezdinde süregelen, ivedi bilgi ve belge temini gerektiren işlerle ilgili olarak Kurum dışında çalışan kişilerle irtibatın kurulabilmesi ve koordineli ve hızlı iş akışının sağlanmasının amaçlandığını,
Fonun sayılan bu faaliyetlerinin Kurum ve Devlet politikaları açısından önemi ile Fon personelinin, Kurumu temsil anlamında taşıdığı sorumluluğu dikkate alındığında, söz konusu kartvizit harcamalarının kişisel bir harcama kalemi değil, Fonu temsilin ve kamu hizmetini ifanın gereği olduğunu,
Fon personelinin mali ve sosyal haklarını belirleme yetkisinin Fon Kuruluna ait olduğunu,
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun "Fon Personeli" başlığını taşıyan 121. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan,
"Kadro karşılığı sözleşmeli statüde çalışan Fon personeli ücret, mali ve sosyal haklar dışında her türlü hak ve yükümlülükleri yönünden 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir."hükmü ile kanun koyucunun, Fon personelini mali ve sosyal haklar bakımından 657 sayılı Kanunun dışında tuttuğunu ve 5411 sayılı Kanunun 125. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan;
"Fonun kadro karşılığı sözleşmeli personeli ile diğer personelinin ücretleri ve diğer mali ve sosyal hakları birinci fıkrada belirlenen ücret tavanını geçmemek üzere Fon Kurulu tarafından tespit edilir."hükmü ile de Fon personelinin mali ve sosyal haklarını belirleme yetkisinin Fon Kurulu'na verildiğini,
TMSF personeli için kartvizit bastırılması ve ücretinin bütçeden ödenmesi işleminin de, 5411 sayılı Kanunun 125. maddesinin ikinci fıkrası ile verilen, Fon personelinin mali ve sosyal haklarını belirleme yetkisine istinaden gerçekleştirildiğini belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.
Savcılık
“Personele kartvizit bastırılmasının ilgililere ödenen ücretin bir unsuru olduğu yönündeki iddialara gelince; şayet bu yöndeki iddialar kabul edilirse (Ki ve GVK hükümleri dairesinde mümkün görülmektedir.) bu defa da sözü edilen ödemelerin niçin ilgililerin ücretleri ile birleştirilerek vergiye tabi tutulmadığının sorgulanması gerekir.”şeklinde görüş bildirmiştir.
Kişisel mahiyette bir harcama olan kartvizit bedelinin Fon bütçesinden karşılanması mevzuata uygun olmadığından ilamın 6.maddesiyle 1.623,00 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
832 sayılı Kanunun değişik 16.maddesi hükmü gereğince Başkanın bulunduğu taraf üstün tutulmak suretiyle,
- İlamın 7.maddesiyle; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda çalışan personelin aylık maaşları ile ilgili olarak Bankacılık Kanununun 125.maddesi ile getirilen sınırlama konusunda tereddüte düşülmesi sonucu sınırın üstü tutarların “personele borçlar” hesabında bloke edilmesi nedeniyle 96.143,37 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçelerinde özetle;
Bütçeye gider kaydı suretiyle bir tür emanet hesabı niteliğinde olan "Personele Borçlar" hesabına alınan ve esasen bütçeye gelir kaydı gerekirken bloke durumda bekletildiği ifade edilen tutarlar için hüküm fıkrasının girişinde; 125. maddeye göre, aylık maaşların sınırı geçmemesi gerektiği ve dolayısıyla bloke edilen tutarın bütçeye iade edilmesi gerektiğinin ifade edildiğini, hüküm fıkrasının sonuç bölümünde ise söz konusu tutarların tazminen tahsiline karar verildiğini,
5411 sayılı Kanunun, "Fon Kurulu Başkan ve üyeleri ile Fon personelinin ücretleri, malî ve diğer sosyal hakları" başlıklı 125. maddesinin ilk üç fıkrasında,
"Fon Kurulu Başkanına Başbakanlık Müsteşarı için belirlenen her türlü ödemeler dahil mali ve sosyal haklar tutarında aylık ücret ödenir. Başbakanlık Müsteşarına ödenenlerden, vergi ve diğer yasal kesintilere tabi olmayanlar bu Kanuna göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaz. Kurul üyelerine ise Fon Kurulu Başkanına yapılan ödemelerin yüzde doksan beşi oranında aynı esas ve usullere göre ödeme yapılır.
Fonun kadro karşılığı sözleşmeli personeli ile diğer personelinin ücretleri ve diğer mali ve sosyal hakları birinci fıkrada belirlenen ücret tavanını geçmemek üzere Fon Kurulu tarafından tespit edilir.
Fon personeline Fon Kurulunca belirlenecek esaslar çerçevesinde fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödül verilebilir. Her halde Fon personeline yapılacak ödemeler tutarı birinci fıkrada belirlenen ücret tavanını geçemez." hükmünün yer aldığını,
5411 sayılı Kanunun, 125. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Başbakanlık Müsteşarı için belirlenen her türlü ödemeler dahil mali ve sosyal haklar" ibaresinin karşılığının hukuken tartışmalı olması ve maddenin birinci ve üçüncü fıkraları ile getirilen limitlerin birlikte mi yoksa ayrı ayrı mı uygulanacağına dair farklı hukuki değerlendirmelerin bulunması sebebiyle konu ile ilgili hukuki görüş alındığını,
Doç.Dr. H. Nuri YAŞAR'ın hukuki görüşünün;
"Kanunun 125. maddesindeki düzenlemeye göre, Fon personelinin ücretleri, Fon Kurulu tarafından, kadro ve unvan eşitliği ilkesi gözönünde tutulmak suretiyle ve Fon Başkanına sağlanan ücret miktarını aşmamak üzere serbestçe belirlenebilir. Fazla mesai ve performansa dayalı ödül için belirlenen limit: Kanunun 125. maddesi, iki ayrı mali hak düzenlemiş bulunmaktadır. İlki, ücret kapsamında ele alınan mali ve sosyal hakları, ikincisi fazla mesai ve performans ücretini kapsamaktadır. Kanaatim, buradaki tek kural, ilkinden bağımsız biçimde belirlenecek ikinci ücretin ilk cümlede belirlenmiş miktarı aşmayan bir miktar olduğu yönündedir. " şeklinde olduğunu,
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Performans Sistemi Uygulama Usul ve Esasları çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucu performans ödülüne hak kazanmış olan, ancak yukarıda belirtilen hukuki ihtilaflar nedeni ile ödemeleri yapılamayan personele ait performans ödülü tutarlarının denetimler sonucu ortaya çıkan tereddüt sebebiyle, ihtiyaten, sınırın üstü tutarların "Personele Borçlar" hesabında gösterildiği bir muhasebe kaydı oluşturulduğunu, hukuki ihtilafın giderilmesi ve açıklığa kavuşması durumunda ilgili tutarların ödenmesi gerekeceğinden ödenemeyen tutarların söz konusu muhasebe kaydında gösterildiğini,
BDDK tarafından gerçekleştirilen sınırın üstü tutarların ilgililere ödenmesi işleminin Sayıştay 8. Dairesince hukuka uygun bulunduğunu,
Ayrıca, 5411 sayılı Kanunun Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile ilgili "Kuruluş ve bağımsızlık" başlıklı 82. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan;
"Kurum, bu Kanunda ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda belirtilen usûl ve esaslar çerçevesinde kendisine tahsis edilen malî kaynaklarını görev ve yetkilerinin gerektirdiği ölçüde, kendi bütçesinde belirlenen usûl ve esaslar dahilinde serbestçe kullanır" hükmü kapsamında BDDK.nın dış denetiminin de 5018 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Sayıştay tarafından gerçekleştirildiğini,
TMSF gibi BDDK.nın da 5411 sayılı Kanun kapsamında örgütlenmiş idari ve mali özerkliğe sahip bir kamu kurumu olduğunu,
5411 sayılı Kanun'un "Ücretler, malî ve diğer sosyal haklar" başlıklı 102. maddesinde,
"Kurul Başkanına Başbakanlık Müsteşarı için belirlenen her türlü ödemeler dahil mali ve sosyal haklar tutarında aylık ücret ödenir. Başbakanlık Müsteşarına ödenenlerden, vergi ve diğer yasal kesintilere tabi olmayanlar bu Kanuna göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaz. Kurul üyelerine ise Kurul Başkanına yapılan ödemelerin yüzde doksan beşi oranında aynı usul ve esaslara göre ödeme yapılır.
Kurumun kadro karşılığı sözleşmeli personelinin ücretleri ile diğer mali ve sosyal hakları birinci fıkrada belirlenen ücret tavanını geçmemek üzere Kurul tarafından tespit edilir.
Kurum personeline Kurulca belirlenecek esaslar çerçevesinde fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödül verilebilir. Her halde Kurum personeline yapılacak ödeme tutarı birinci fıkrada belirlenen ücret tavanını geçemez. " hükmünün yer aldığını,
Bu hükmün TMSF ile ilgili düzenlemeyi içeren ve yukarıda yer verilen 5411 sayılı Kanunun 125. maddesinin ilk üç fıkrası ile bire bir aynı olduğunu,
2006 yılı içerisinde BDDK tarafından gerçekleştirilen bütçe kapsamındaki harcamalarda da, 5411 sayılı Kanunun 102. maddesinde yer alan limiti aşan miktarların söz konusu olduğunu ancak Sayıştay tarafından gerçekleştirilen denetim sonucu verilen Sayıştay 8. Dairesinin ilamında bu konuda herhangi bir hukuka aykırılık tespiti yapılmadığını ve BDDK tarafından ilgili personele bu kapsamda yapılan ödemelerin yerinde ve hukuka uygun bulunduğunu,
Nitekim BDDK tarafından Sayıştay'a yapılan savunmada,
"...fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödüle ilişkin olarak getirilen üst sınırın, personelin ücret ve diğer mali ve sosyal hakları için öngörülmüş bulunan üst sınırdan ayrı bir sınır teşkil edip etmediği hususunun dikkate alınması gerekmektedir. Bu değerlendirme yapılırken, fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödülün de esasen mali haklar içerisinde yer aldığı hususu göz önüne alınmalıdır. Dolayısıyla, fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödül, kanun koyucunun üçüncü fıkrayla ayrıca düzenlemesine gerek kalmaksızın, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek ücret tavanına tabi olacak idi. Bu itibarla, kanun koyucunun fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödülü, ikinci fıkradan ayırarak, bu konuda üçüncü fıkra ile ayrı bir düzenleme getirmiş olması, Kurum personeline fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödül adı altında yapılacak ödemeleri ve bunların tavanını ayrıca belirleme amacı taşıdığını göstermektedir. Bu husus, üçüncü fıkra ile birinci fıkradaki tavana yapılan atfın sadece fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödemeler için getirildiğinin açık göstergesidir. Zira, yukarıda da ifade edildiği gibi, ayrıca atıf yapılmasına gerek kalmaksızın, bir mali hak olması dolayısıyla birinci fıkradaki tavana tabi olacak fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödül için ayrı bir fıkra açılmasını ve hemen akabinde birinci fıkradaki tavana atıf yapılmasını başka türlü izah etmek mümkün değildir.Üçüncü fıkranın, İkinci fıkra kapsamında Kurul tarafından belirlenecek mali ve sosyal haklar tanımının içerisine tereddütsüz olarak giren iki ödemeyi (fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödül) özel olarak düzenlemesini anlamlı kılan tek husus bu ödemelere ayrı bir tavan getirilmiş olması durumudur. Diğer türlü ikinci fıkra hükmü karşısında üçüncü fıkranın hiçbir anlamı olamayacaktır. Kanun koyucu fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödül konusunda özel bir düzenleme yapmış ve düzenleme içerisinde bu ödemeye ilişkin ayrıca bir sınır koymuştur.Kaldı ki kanun yapma tekniği ve sistematiği açısından da, üçüncü fıkrada yer alan "her halde Kurum personeline yapılacak ödeme tutarı birinci fıkrada belirlenen ücret tavanını geçemez" şeklindeki sınırlamanın ikinci ve üçüncü fıkra uyarınca Kurum personeline yapılacak bütün ödemeleri kapsadığının kabul edilebilmesi için, bu hususun üçüncü fıkradan sonra ayrı bir fıkra olarak düzenlenmiş olması gerekirdi.Diğer taraftan, üçüncü fıkranın Kurum personelinin performansının ödüllendirilebilmesini özel olarak düzenleyerek, bu ödemelere imkân sağlamak amacıyla getirildiği dikkate alındığında, zaten ikinci fıkradaki mali ve sosyal haklar kavramı içerisine giren bu ödemeleri yapma imkanını ortadan kaldıracak bir yorum kanunun lafzıyla ve ruhuyla bağdaşmayacaktır.Bu itibarla, Kanunun 102. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları birlikte ele alındığında, üçüncü fıkrada düzenlenmiş olan tavanın, sadece fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödül şeklinde yapılacak ödemeler için getirilen bir sınırlama olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Kurumumuz uygulaması yukarıda yer verilen açıklamalarda ortaya konan hukukî duruma uygun olup, Kanunun 102. maddesinde öngörülen esaslara aykırı olduğunun ileri sürülemeyeceği düşünülmektedir." açıklamalarına yer verildiğini,
BDDK.nın, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerine tabi ve merkezi bütçe kapsamında bir kamu kurumu iken, TMSF.nin, 5018 Sayılı kanunun ekinde yer alan (III) sayılı cetvelden 24 Aralık 2005 tarih ve 26033 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5436 sayılı "Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" ile çıkarıldığını,
5411 sayılı Kanunun bu konudaki paralel hükümlerine tabi iki Kurum için farklı uygulama ve farklı denetim sonuçlarının gerçekleşmesinin Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceğinden ve hukuken yerinde olmayacağından bu konudaki farklılığın giderilmesi gerektiğini,
Açıklanan sebeplerle, TMSF.de çalışan personelin aylık maaşları ile ilgili olarak Bankacılık Kanununun 125. maddesi ile getirilen sınırlama konusunda denetimlerde yapılan değerlendirmeler sonucu tereddüte düşülmesi sebebiyle, sınırın üstü tutarların "Personele Borçlar" hesabında gösterildiği bir muhasebe kaydı oluşturulması işlemi ile ilgili olarak, ödemelerin yapılmasının önünde herhangi bir hukuki engel bulunmadığına ve hukuken yerinde olmayan tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini istemişlerdir.
Dilekçiler ilamın bütünüyle ilgili sonuç olarak;
Bankacılık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile verilen yetkiler çerçevesinde tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla, mevduatın ve katılım fonlarının sigorta edilmesi, Fon bankalarının yönetilmesi, mali bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi, satışı, tasfiyesi, Fon alacaklarının takip ve tahsili işlemlerinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması, Fon varlık ve kaynaklarının idare edilmesi ve Kanunla verilen diğer görevlerin ifası için kurulan TMSF.nin, 5411 sayılı Kanunun 129. maddesi ile verilen yetki kapsamında hazırlanan ve merkezi bütçeden bağımsız olan Fon bütçesinin oluşturulmasında tasarruf ilkelerinin yanı sıra, görevlerin aksatılmadan yürütülmesine imkan sağlayacak bir yapının oluşturulmasına özen göstermiş, bütçe kalemleri kapsamında harcamaların gerçekleştirilmesinde "etkinlik", "verimlilik" ve "azami tasarruf ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalmayı temel ilke olarak benimsemiş ve yapılan harcamaları da bu ilkelere uygun olarak gerçekleştir olduğunu,
Başbakanlık İdareyi Geliştirme Başkanlığının Ağustos 2005'te yayınladığı "Kamu Kesiminde Kaynakları Etkin Kullanma ve Maliyetleri Düşürme" başlıklı kitapta TMSF'den övgüyle söz edildiğini,
"2004 Kaynakları Etkin Kullanma ve Maliyetleri Düşürme Yılı" projesi çerçevesinde TMSF.nin 2004 yılında elde ettiği sonucun kitapta;
"2004 yılı gider bütçesinde öngörülen toplam 53 milyon YTL ödenekten 31 Aralık 2004 tarihi itibariyle 39.451.983 YTL harcama gerçekleştirilmiş ve % 25.56 oranında tasarruf sağlanmıştır."ifadesiyle yer eldığını,
TMSF.nin, 2005 yılı bütçesinde % 34,44, 2006 yılı bütçesinde % 26,13, 2007 yılı bütçesinde % 24,56, 2008 yılı bütçesinde ise % 19,82 oranında tasarruf sağladığını,
TMSF'nin 2008 yıl sonu itibariyle kümülatif tahsilat rakamının 18.095 milyon USD olduğu ve yukarıda aktarılan bütçe gerçekleşmeleri dikkate alındığında, Fonun, kamu kaynaklarının geri kazanımında ve özerk bütçesi kapsamındaki harcamaların gerçekleşmesinde gösterdiği özeni ve özverili çalışma stratejisi ile klasik kamu örgütlenmelerine göre farklı bir konumda olduğunu belirterek ilamda yer alan tazmin hükümlerinin kaldırılmasını istemişlerdir.
Murafaa sırasında dilekçiler, ilam hükmüyle ilgili olarak “personele borçlar” hesabına alınan tutarların ödenmediğini tedbir amaçlı olarak hesabi kaydının yapıldığını yani limitin üzerindeki tutarların ödenip ödenmeyeceğine ilişkin olarak oluşan tereddütün giderilmesine kadar kaydi olarak alacaklandırılan personelin kurumdan ayrılması durumunda performansla ilgili bu alacağı hususunda kurumu mahkemeye vermesi ihtimaline karşılık tedbir amaçlı olarak söz konusu hesaba kayıt yapıldığını belirtmişlerdir.
Savcılık, Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanununun Fon Kurulu Başkan ve Üyeleri ile Fon Personelinin Ücretleri, Mali ve Diğer Sosyal Hakları başlıklı 125.maddesinin birinci fıkrasında;
“Fon Kurulu Başkanına Başbakanlık Müsteşarı için belirlenen her türlü ödemeler dahil malî ve sosyal haklar tutarında aylık ücret ödenir. Başbakanlık Müsteşarına ödenenlerden, vergi ve diğer yasal kesintilere tâbi olmayanlar bu Kanuna göre de vergi ve diğer kesintilere tâbi olmaz. Kurul üyelerine ise Fon Kurulu Başkanına yapılan ödemelerin yüzde doksanbeşi oranında aynı esas ve usûllere göre ödeme yapılır.”
İkinci fıkrasında;
“Fonun kadro karşılığı sözleşmeli personeli ile diğer personelinin ücretleri ve diğer malî ve sosyal hakları birinci fıkrada belirlenen ücret tavanını geçmemek üzere Fon Kurulu tarafından tespit edilir.”
Üçüncü fıkrasında;
“Fon personeline Fon Kurulunca belirlenecek esaslar çerçevesinde fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödül verilebilir. Her halde Fon personeline yapılacak ödemeler tutarı birinci fıkrada belirlenen ücret tavanını geçemez. Fonun taraf olduğu davalarda Fonu temsil eden avukatlar lehine hükmolunan vekâlet ücretlerinin hak sahiplerine dağıtımı Fon Kurulunca belirlenecek esaslar çerçevesinde yapılır.” denilmektedir.
Madde hükmüne göre Kurum personeline Fon Kurulunca belirlenecek miktarda ücret verilecektir.Ancak madde hükmüne göre kurum personeline yapılacak ödeme toplamı birinci fıkrada belirlenen ücret tavanını yani Başbakanlık Müsteşarının maaşını geçemeyecektir.
Fon Kurulunun 22.12.2005 tarih ve 533 sayılı kararı ile fon personelinin ücret tavanı 4.038,30 YTL. olarak belirlenmiştir.Buna göre fon personelinin alacağı aylık ücretler (kadro ünvanları ve hizmet yıllarına göre Fon Kurulunun 533 sayılı kararının ekindeki 3 sayılı cetvelde) 5411 sayılı Kanuna uygun olarak belirlenmiştir.Başbakanlık Müsteşarının 2006 yılı ortalama aylık ücreti 4.314,17 YTL.dir. Ancak bu ücretlere performansa dayalı ödül veya fazla çalışma ücreti eklendiği takdirde ücret tavanı olan Başbakanlık Müsteşarı maaşını geçme ihtimali gündeme gelmektedir. 2006 yılında 15 fon personeli için bu ihtimal gerçekleşmiştir.Sınırı geçen tutarlar personele ödenmemiş ancak “Personele Borçlar” hesabına alınmıştır.Bir tür emanet hesabı olan 390050 nolu “Personele Borçlar” hesabından çıkarılması gerekmektedir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunun 125.maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne göre kurum personeline yapılacak ödeme toplamının, Başbakanlık Müsteşarı için belirlenen her türlü ödemeler dahil mali ve sosyal haklar tutarını geçmemesi gerekir.Maddede iki ayrı mali hak düzenlenmiş ancak üçüncü fıkrada her ikisinin toplamı için bir tavan sınır getirilmiştir.
365 sayılı ilamın 7.maddesi ile Bütçeye gider kaydı suretiyle bir tür emanet hesabı niteliğinde olan “Personele Borçlar” hesabına alınan ve esasen bütçeye gelir kaydı gerekirken bloke durumda bekletilen 96.143,37 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 11.10.2011 tarih ve 33709 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:01