Sayıştay 1. Dairesi 28767 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1
Sayıştay Kararı
28767
3 Nisan 2007
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2004
-
Daire: 1
-
Dosya No: 28767
-
Tutanak No: 29268
-
Tutanak Tarihi: 03.04.2007
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü.
- 64 nolu ilamın 1. maddesinde, Hukuk Müşavirliğinde görevli avukat ve diğer personele vekalet ücreti ödemelerinde, 657 sayılı Kanun’un 146.maddesinde belirtilen yıllık limite uyulmaması nedeniyle 62.318.114.500.. liranın tazminine karar verilmiştir.
Dilekçiler dilekçelerinde, daire kararında çok önemli bir hususun atlandığını ve yokmuş gibi kararda hiç tartışılmadığını, fazla ödendiği belirtilen vekalet ücretlerinin Samsun Baro Hakem Kurulu Başkanlığının 2004/2 Esas, 2004/1 Karar nolu 23.01.2004 günlü kararı gereğince ödendiğini, 1136 sayılı Kanun gereğince kurulan Baro Hakem Kurulları'nın çalışma esaslarını belirlemek üzere çıkarılan Türkiye Barolar Birliği Baro Hakem Kurulu Yönetmeliği'nin 19. maddesinde, Kurulun verdiği kararların infazında 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 38. maddesi hükmünün uygulanacağının hükme bağlandığını, Hakem Kurulu’nun haklı ve gerektirici nedenlerin bulunması halinde ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararları verebileceğini, Baro Hakem Kurulu kararının mahkeme ilamı hükmünde olduğunu, idare tarafından karara uyulmaması durumunda tazmin kararı verilen vekalet ücretlerinin İcra İflas Kanuna göre, icra takibine konu edilerek cebri icra yolu ile de tahsil edilebileceğini, özel yasa ile kurulmuş bir yargı organı olan Baro Hakem Kurulu'nun kararına uyulmak zorunluluğunun başta Belediyemiz saymanı olmak üzere tahakkuk memurunu da, ilgili tüm birimlerini de bağladığını, bu yargı kararını uygulamamanın görevi suiistimalin azından ihmal suçunu oluşturabileceğini, Avukatlık Kanunu'nun 167.maddesinin Anayasa Mahkemesi'nce iptali ile Baro Hakem Kurullarının kaldırılmış olmasının Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümediğinden bu kurulların görevli oldukları tarihte vermiş oldukları kararları geçersiz kılmayacağını, kamuda görev yapan devlet memuru avukat-serbest çalışan avukat ayrımı yapılmaksızın tüm avukatlar için vekalet ücreti ile ilgili uyuşmazlıklarda görevli yargı yerinin (Anayasa Mahkemesi'nce iptal kararı verilinceye kadar) Baro Hakem Kurulları olduğunun Yargıtay kararları ile de sabit olduğunu, 1136 sayılı Yasada 4667 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrasında, Av. Tuncay BULDAN tarafından Samsun Baro Hakem Kurulu'nda dava açıldığını Baro Hakem Kurulu'nun 2004/2 Esas,2004/l Karar Sayılı Kararı ile yargı yerlerinde dava sonunda karşı taraf aleyhine hükmedilen avukatlık ücretlerinin limitle bağlı olmaksızın tamamının avukata ödenmesi doğrultusunda karar verildiğini ve yapılan uygulamanın mevzuata uygun olduğunu bildirerek tazmin hükmünün kaldırılması talebinde bulunmuşlardır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Kapsam başlıklı 146. maddesinin ikinci fıkrasında memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemeyeceği, hiçbir yarar sağlanamayacağı belirtildikten sonra 311 ve 570 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile değişik üçüncü fıkrasında bazı kanunların ilgili maddeleri sayılmakta, bu çerçevede "1389 sayılı Kanun ile Katma Bütçeli Kurumların, İl Özel İdareler ve Belediyeler ile bunlara bağlı birliklerin davalarını sonuçlandıran avukat vesaireye verilecek vekalet ücretine ilişkin sair kanun hükümleri saklıdır. Şu kadar ki, vekalet ücretinin yıllık tutarı; 6.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın on iki katını geçemez. Bu esasa göre yapılacak dağıtım sonunda artan miktar merkezde bir hesapta toplanarak Maliye Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe göre diğer avukatlar arasında yukarıdaki miktarı aşmamak üzere eşit olarak dağıtılır." hükmüne yer verilmiştir.
31.08.1961 tarih "ve 10894 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "1389 sayılı Kanuna Göre Vekalet Ücreti Tevzi Yönetmeliği"nin 3 üncü maddesinde "Davanın ikame ve takibi ile sonuçlandırılmasında birbiri ardına veya birlikte birkaç avukatın hizmeti geçmiş ise yukarıdaki hükümlere göre dava avukatı için ayrılan hisseler her avukatın hizmet ve karara tesir derecesine göre baş hukuk müşavirliğince, teşkilatı bulunan yerlerde de muhakemat müdürlüklerince bu avukatlar arasında paylaştırılır." denilmiştir,
19.04.1983 tarih ve 18023 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Limit Dışı Kalan Vekalet Ücretlerinin Dağıtım Esasları Hakkında Yönetmelik"in 1 inci maddesinde "Bu Yönetmelik, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar ile İl Özel İdareleri ve Belediyeler ve Özel Kanunlarındaki hükümlerle 1389 sayılı Kanuna atfen vekalet ücretinden yararlanan tüm kamu kurum ve kuruluşları ile bunlara bağlı birliklerde çalışan avukatlara ait limit dışı kalan vekalet ücretlerinin dağıtım usul ve esaslarını belirlemek amacıyla düzenlenmiştir." denilerek Yönetmeliğin amacı belirtilmiştir. Yönetmeliğin 6. maddesinde, kurumların limit doldurmayan avukatlardan beyanname alarak o malı yıl içinde almış oldukları vekalet ücretinin miktarını ve avukatların isimlerinin bağlı bulundukları merkez teşkilatına göndermekle yükümlü oldukları, 7. maddesinde ise, listelerin her birim merkezinde birim başkanının başkanlığında 3 kişiden oluşan bir kurul tarafından kanuni limit esas alınarak değerlendirmeye tabi tutulacağı, değerlendirmeden sonra hesapta toplanan paranın tüm hak sahiplerine bölünmek suretiyle bulunacak meblağın eşit olarak hak sahiplerine dağıtılacağı, bu dağıtım sırasında kanuni limiti dolduranlardan artan miktarın yine geri kalan hak sahiplerinin sayısına bölünmek suretiyle eşit olarak dağıtıma devam olunacağı, bu dağıtımlardan artan miktarın da bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletileceği ve sonraki yıl tahsil edilen limit dışı vekalet ücretinin, önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulacağı belirtilmiştir.
Bu hükümlere göre; vekalet ücretine hak kazanmada "görev" yerine "kişinin" esas alınması, vekalet ücreti limitinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 146. maddesi gereğince yıl içindeki tüm katsayılar dikkate alınarak belirlenmesi ve yukarıda belirtilen esaslara göre dağıtımının yapılması, limit dışı kalan meblağın olması halinde ise artan miktar hakkında yine yukarıda belirtilen usule göre işlem yapılarak artan miktarın bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletilmesi ve bir sonraki yıl tahsil edilen limit dışı vekalet ücretinin, önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesi ekinde sunulan Samsun Barosu Hakem Kurulu’nun 2004/2 esas 2004/1 Karar nolu kararı da, Samsun Belediyesinin 2004 mali yılı hesabına ilişkin bulunmamaktadır. Kaldı ki, 832 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 65 maddesi gereğince Genel Mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemler yönünden denetimine engel değildir.
Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 02.05.2001 günlü 4667 sayılı Kanun ile değişik 167. maddesinde yer alan “Avukatlık sözleşmesinden ve vekalet ücretinden kaynaklanan her türlü anlaşmazlıklar, hukuki yardımın yapıldığı yer barosu hakem kurulunca çözümlenir……………” hükmü Anayasa Mahkemesi’nin 2003/98 esas 2004/31 karar sayılı kararı ile, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bu sebeple, Baro Hakem Kurulu kararlarının tüm kamu kurum ve kuruluşlarını bağlayan mahkeme kararı olarak kabulü mümkün değildir.
Diğer taraftan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu tüm avukatlarla ilgili düzenleme yapan genel bir kanundur. 657 Sayılı Kanuna tabi olarak Avukatlık hizmetleri sınıfı kadrosunda görev yapan avukat ise, devlet ile memuriyet hizmet sözleşmesi yapmıştır. Avukatlık vekalet ücretlerine ilişkin 657 sayılı Kanunda yapılan düzenlemeler avukatlık hizmetleri sınıfında çalışan kadrolu avukatlar için bağlayıcı özel düzenlemelerdir.
1580 sayılı Belediye Kanununa 19.03.1969 gün ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 199'uncu maddesi ile eklenen "Ek Madde-8" de; "Bir kadroya bağlı olarak aylık veya ücretleri belediye bütçesinden yahut belediyenin yönetim ve denetimi altodaki daire, müessese veya şirketlerden verilen müşavir ve avukatların takip ettikleri dava ve işlerde, mahkeme ve icra daireleri tarafındaki müvekkilleri belediye, daire müessese veya şirket lehine avukatlık ücret tarifesine göre takdir edilen avukatlık ücretinin tahsil olunan kısmi belediye veya onun yönetim ve denetim altındaki daire, müessese veya şirketin Hukuk İşleri Müdürlüğü yahut Hukuk Müşavirliği personeline, belediye meclisi tarafından tespit edilecek esaslara göre ve 7244 sayılı kanundaki hadler dahilinde tevzi ve tediye olunur." hükmü yer almaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle 7244 sayılı Kanun yürürlükten kalkmıştır. Dolayısıyla, 657 sayılı Kanuna tabi belediye Avukatları için mahkemelerce takdir edilecek vekalet ücretinin 657 sayılı Kanun’un 146. maddesindeki hadler dahilinde ödenmesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle dilekçilerin iddialarının reddedilerek 64 sayılı ilamın 1. maddesiyle tazminine karar verilen 62.318.114.500.-liraya ilişkin tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 512 sayılı ilamın 2. maddesinde, Belediyenin Vakıflar Bankasından almış olduğu kredinin ana para ve faiz geri ödemelerinden Damga Vergisi kesilmemesi nedeniyle 17.020.570.000.. liranın tazminine karar verilmiştir.
Dilekçiler dilekçelerinde, Belediye ile Vakıflar Bankası T.A.O. Samsun Şubesi arasında akdedilmiş sözleşmeye göre tüketici kredisi kullandırıldığını, tüketici taksitlerinin geri ödemesinde Belediyemizin uygulamış olduğu verile emri nedeni ile Damga Vergisine tabi olmadığı, 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1.maddesinde, bu kanunla ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların Damga Vergisine tabi olacağı hükmünü içerdiğini, (1) sayılı tabloda ise Belediyelerin kullandıkları tüketici kredisinin aylık geri ödemeleri dolayısıyla düzenleyecekleri belgelerin Damga Vergisine tabi olacağı hükmünün yer almadığını, kaldı ki, Belediyenin bu ödemeleri bankaya elektronik ortamda yapması durumunda bu durumun bile ortaya çıkmayacağını, benzer bir olay üzerine Trabzon Bölge İdare Mahkemesinin Belediyelerin kullandığı tüketici kredisinin taksitlerinin geri ödemesinde Belediye tarafından düzenlenen kağıtların Damga Vergisine tabi olmadığına ilişkin kararının bulunduğunu ve bunun emsal bir karar olduğunu bildirerek tazmin hükmünün kaldırılması talebinde bulunmuşlardır.
488 sayılı Damga Vergisi kanunun 1. maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların Damga Vergisine tabi olduğu, 3. maddesinde resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait damga vergisini kişilerin ödeyeceği, 8. maddesinde de bu kanuna göre resmi dairelerin, genel ve katma bütçeli daire ve idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ile köyler olduğu hükme bağlanmıştır.
Her ne kadar dilekçiler tüketici kredisi geri ödemelerinin (1) sayılı tabloda yer almadığını ifade etmişlerse de, kredi geri ödemelerinin tahakkuk müzekkeresi ve verile emriyle yapılması, Damga Vergisi Kanunu’na ekli (l) sayılı tablonun lV- Makbuzlar ve Diğer Kağıtlar bölümünde; (h) kişiler tarafından belli parayı matazammın olarak resmi dairelere verilen makbuz ve ibra senetlerinin damga vergisine tabi olduğu düzenlemesinin mevcut olması karşısında, dilekçilerin bu tür iddialarının kabulü mümkün değildir.
Ayrıca, dilekçiler dilekçelerinde, kendi görüşünü destekleyen yargı kararından bahsetmişse de, genel mahkemelerce verilen hükümler Sayıştay’ın hesap ve işlemler yönünden denetimine ve hükmüne engel teşkil etmemektedir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, dilekçi iddialarının reddiyle, 64 sayılı ilamın 2. maddesinde, Vakıfbank Samsun Şubesinden alınan kredilerin geri ödenmesi sırasında Damga Vergisi kesintisi yapılmadığı gerekçesiyle verilen 17.020.570.000.- liraya ilişkin tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 64 nolu ilamın 5. maddesinde, İdare ile yüklenici Ülkem İnşaat Taah. Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen 160.000.000.000.. TL bedelli Hayvanat Bahçesi İdare Binası ve Barınakların Yapılması işinde damga vergisinin, sözleşmelerin nüsha adedince alınmaması nedeniyle 1.200.000.000.. liranın tazminine karar verilmiştir.
Dilekçiler dilekçelerinde, Kurum ile yüklenici arasındaki bahse konu Yapım İşi ile ilgili sözleşmenin 2 nüsha olarak düzenlendiğini, sözleşmenin taraflarca imza altına alındığını, yükleniciye 1 nüshasının verildiğini, 1 nüshasının da Belediyede muhafaza altına alındığını, Belediyenin Resmi Daire olması nedeniyle Damga Vergisinden muaf olduğunu ve kurumda muhafaza altına alınan sözleşmeden Damga Vergisi kesilmesinin söz konusu olmayacağını bildirerek tazmin hükmünün kaldırılması talebinde bulunmuşlardır.
488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde; "Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga Vergisine tabidir. Bu kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan (Değişik: 5228/59-4/a md.) (Yürürlük: 31.7.2004) belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade eder........"
Kanun’un 3 . maddesinde; " Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler öder........."
Aynı kanunun 5. maddesinde ise; "Bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtların her nüshası ayrı ayrı aynı miktar veya nispette Damga Vergisine tabidir. Şu kadar ki, poliçe ve emre yazılı ticari senetlerin yalnız tedavüle çıkarılan nüshaları vergiye tabi tutulur.
- maddesinde de, Resmi dairelerin ilgili memurları kendilerine ibraz edilen kağıtların Damga vergisini aramaya ve vergisi hiç ödenmemiş olanları bir tutanakla tespit etmeye veya bunları tutanağı düzenlemek üzere ,vergi dairesine göndermeye mecburdurlar "Denilmektedir.
Belirtilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; her hangi bir kağıdın damga vergisine tabi olması için söz konusu belgenin resmi daireye ibraz edilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda olmak üzere, Damga Vergisi Kanunu’nun resmi dairelerin mecburiyeti başlığını taşıyan 26. maddesinde de, resmi dairelerin ilgili memurlarının kendilerine ibraz edilen kağıtların damga vergisini aramaya ve vergisi hiç ödenmemiş olanları bir tutanakla tespit etmeye veya bunları tutanağı düzenlemek üzere ,vergi dairesine göndermeye mecbur oldukları ifade edilmiştir. Söz konusu 26. maddeye göre, sözleşmenin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesi durumunda, şayet bu nüshalar resmi daireye ibraz edilmemişse sadece birden fazla nüsha düzenlemek damga vergisini doğurmaz. Dolayısıyla, anılan işte her ne kadar sözleşme iki nüsha düzenlenmişse de, resmi daireye bir nüshası ibraz edildiğinden ve ibraz edilen belgeye ait Damga Vergisinin de tahsil edildiği anlaşıldığından, ibraz edilmeyen nüshalar dolayısıyla tazmin hükmü verilmesi mevzuata aykırıdır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, dilekçilerin iddialarının kabulüyle, 64 nolu ilamın 5.maddesiyle tazminine karar verilen 1.200.000.000.- liraya ilişkin tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- 64 nolu ilamın 6. maddesinde, İdare ile yüklenici KAR. MET Ltd. Şti. arasında düzenlenen hizmet alımı sözleşmesinde damga vergisinin, sözleşmelerin nüsha adedince alınmaması nedeniyle 10.066.133.000.. liranın tazminine karar verilmiştir.
Dilekçiler dilekçelerinde, ilamın 5. maddesindeki gerekçelerle tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.
İlamın 5. maddesindeki gerekçelerle, tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 03.04.2007 tarih ve 29268 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilâm tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:04:44