Sayıştay 1. Dairesi 10717 Kararı - Özel İdareler İş Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

1

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

10717

Karar Tarihi

9 Ekim 2018

İdare

Özel İdareler

Daire Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır

  • Daire: 1

  • Karar Tarihi: 09.10.2018

  • Karar No: 10717

  • İlam No: 558

  • Madde No: 1

  • Kamu İdaresi Türü: Özel İdareler

  • Hesap Yılı: 2012

  • Konu: İş Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

...tarihli ve ...sayılı ek ilamın … inci maddesi ile tazmin hükmolunan konuyla ilgili olarak Temyiz Kurulunun ...tarihli ve ...tutanak numaralı bozma kararları üzerine 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğince konunun görüşülmesine karar verildi.

Söz konusu ek ilamın … inci maddesi ile, ... İl Özel İdaresi ile Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2005 yılında birleşmesinden önce Özel İdarede çalışan işçilerin maaş ödemelerinde; Türkiye Yol-İş Sendikası ile ... İl Özel İdaresi adına TÜHİS (Türk Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası) arasında imzalanan 3. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin geçici 4 üncü maddesine aykırı olarak, intibak işlemlerinde muhtelif hesaplama hataları yapılması ve aynı zamanda işçilerin pozisyon adı ile gelebileceği azami derecenin üzerinde derecelere taşınmaları nedeniyle sebep olunan ... TL kamu zararı için tazmin hükmü verilmişti.

Tazmin hükmünün sorumlularca temyiz edilmesi üzerine Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen ...tarihli ve ...tutanak numaralı bozma kararlarında:

“…

A-) İlam’ın (A) bendinde yer alan tazmin hükmü; uzlaşma kapsamında Özel İdare kökenli işçilerin intibaklarının hatalı hesaplandığı ve yapılan intibak işleminin mahkemece öngörülen hakkın verilmesi kapsamında olmadığı komisyon tarafından tespit edilmiş ve idareye bildirilmiş olmasına rağmen, bu hususlarla ilgili olarak idarece herhangi bir düzeltme işlemi yapılmaması gerekçesiyle verilmiştir.

Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde, davacı işçilerin derece ve kademelerinin bilirkişi raporları ve mahkeme kararlarına göre belirlendiği, Uzlaşma Protokolünün de, işçilerin mahkeme kararlarıyla belirlenen derece ve kademeler üzerinden ödeme yapılmasına cevaz verdiği görülmüştür.

Bu durumda, söz konusu ödemelerin kamu zararı olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.

Bu itibarla, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen ...sayılı Ek İlam’ın …’inci maddesinin (A) bendi ile verilen hükmün BOZULARAK DAİRESİNE TEVDİİNE

B-) İlam’ın (B) bendinde yer alan tazmin hükmü ise, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi çerçevesinde yerel mahkeme kararlarının yok hükmünde olduğu, buna göre özel idare kökenli işçiler tarafından açılan davaların tespit davası olup eda davası olmadığından Özel İdarenin bir edada bulunmasının karara bağlanamayacağının ileri sürülmemesi ve dolayısıyla usulden reddi gerektiğine dair bir talepte bulunulmaması; Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin bozma kararından sonra dava konusu hususun yeniden yerel mahkemede görüşülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılmaması; uzlaşma talebinin yerinde görülerek protokol hükümleri çerçevesinde işçi alacaklarının ödenmesinin uygun bulunması gerekçeleriyle, işçilere yapılan ödemelerin hatalı intibak işlemleri dışında kalan kısmı için verilmiştir.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 7’nci maddesinin (e) fıkrasında; “Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı yirmibeşmilyar Türk Lirasına kadar olan dava konusu uyuşmazlıkların anlaşmayla tasfiyesine karar vermek.” il özel idaresinin yetkileri ve imtiyazları arasında sayılmıştır.

Bu nedenle, işçilerin başka sendika üyeliğinde geçen hizmet sürelerinin de intibaklarına esas alınması ve ödemelerinin yeni kıdemlerine göre yapılması yönünde açtıkları davalar sebebiyle, Davacı/İşçiler Vekili ile Davalı İdare adına Vali tarafından uzlaşma protokolü imzalanmasında, mevzuata aykırı bir husus görülmemiştir.

Bu itibarla, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen ...sayılı Ek İlam’ın …’inci maddesinin (B) bendi ile verilen hükmün BOZULARAK DAİRESİNE TEVDİİNE …” denilmektedir.

... İl Özel İdaresi adına TÜHİS (Türk Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası) ile Türkiye Yol-İş Sendikası arasında 01.03.2011 -28.02.2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 25.04.2012 tarihinde 3. Dönem Toplu İş Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmenin özel idare kökenli olup Türkiye Yol-İş Sendikasınca imzalanan sözleşmeden ilk defa yararlanacak olan işçilerin haklarını düzenleyen Geçici 4 üncü maddesinde;

“Başka kamu kurumlarından kanunla devredilen işçilerin bu sözleşmeden doğan her türlü hak ve menfaatlerinin hesaplanmasında devredildiği işyerinde geçen çalışma süresi bu işyerinde geçmiş gibi dikkate alınır. (yıllık ücretli izin hakkı, kıdem ve ihbar tazminatının hesaplanmasında dikkate alınan çalışma süresi, pozisyon değişikliği sınavında aranan çalışma süreleri vb).

Ancak bu maddeye dayanılarak başka işverenin veya aynı işveren olmakla birlikte Yol-İş Sendikası üyeliğinden önce başka işkolunda çalışılan çalışma süreleri için derece-kademe ilerlemesi talebinde bulunulamaz.” denilmektedir.

Söz konusu düzenleme ile bu işçilerin pozisyonlarına uygun olarak hizmetleri izin, kıdem gibi yönlerden değerlendirilmiş, ancak aynı işyeri olan il özel idaresinde geçen hizmetleri, başka işkolu ve sendikada geçtiği için derece ve kademe ilerlemesi bakımından değerlendirilmemiştir. Ayrıca özel idare kökenli işçilerin mali hakları 3. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin yukarıdaki hükümleri de dikkate alınarak düzenlenmiş ve ödemeleri yapıla gelmiştir.

Bu düzenlemeye paralel bir düzenleme 01.03.2013–28.02.2015 tarihlerini kapsayan ve aynı taraflar arasında 17.09.2013 tarihinde imzalanan 4. Dönem Toplu İş Sözleşmesinde de yer almıştır. 4. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin Geçici 3 üncü maddesinde aynen;

“Başka kamu kurumlarından kanunla devredilen işçiler ile idarenin başka bir iş kolundaki işyerinden işkolu değişen işçilerin bu sözleşmeden doğan her türlü hak ve menfaatlerinin hesaplanmasında devredildiği işyerinde veya işkolundaki geçen çalışma süresi bu işyerinde geçmiş gibi dikkate alınır(yıllık ücretli izin hakkı, kıdem ve ihbar tazminatının hesaplanmasında dikkate alınan çalışma süresi, pozisyon değişikliği sınavında aranan çalışma süreleri vb). Ancak yapılacak intibak nedeniyle bu toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihinden geriye doğru herhangi bir fark ödemesi yapılmayacaktır.” denilmektedir.

Bu düzenlemeyle birlikte Türkiye’de bu sözleşmeye imza koyan tüm il özel idarelerinde çalışan ve birleşme öncesi özel idarede büro işçisi olarak görev yapan işçilerin geçmiş hizmetleri 01.03.2013 tarihi itibariyle sayılmış ancak geriye doğru herhangi bir fark ödemesi yapılmamış ancak, intibaklarının yapıldığı tarih (bu tarih 4. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin imzalandığı tarih olan 17.09.2013’den sonra olduğu için ) ile sözleşmenin geçerli olduğu tarih (01.03.2013) arasında kalan süreler için toplu ödeme yapılmıştır.

... İl Özel İdaresinde ise;

2005 öncesinde özel idarede çalışmış olan ve çalışmaya devam eden 162 büro işçisinin, Yol-İş Sendikasına geçtikleri tarihten itibaren intibaklarının yapılması, intibak sonrası tespit edilen derece ve kademe üzerinden ödenecek ücretin Yol-İş üyelik tarihinden itibaren ödenmesi gerektiği gerekçesiyle 13.07.2012 tarihinde (örnek karardaki dava tarihi) açtıkları tespit davası sonucunda, ... 1. ve 2. İş Mahkemeleri tarafından bilirkişi mütalaası doğrultusunda (10.08.2012) kabul edildiği ve işçilerin Yol-İş Sendikası üyeliğinden önceki hizmetlerinin işçilerin intibak işlemlerinde değerlendirilmesi gerektiğine hükmedildiği, bu hükme istinaden davacı vekili, işçiler itibariyle alacak hesabı yapmak suretiyle icra takibine başvurduğu, İdarenin, söz konusu mahkeme kararını temyiz etmekle birlikte, işçilerin intibaklarını mahkeme kararı doğrultusunda yaptığı ayrıca, icra takibine konu edilen işçi alacaklarının da ilgililere ödendiği,

Yerel mahkeme kararının Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin 13.11.2012 tarihli kararı ile (örnek karar) davacının edim davası açmasına engel bir durum yokken, tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddi gerekirken işin esası incelenerek yazılı bir biçimde karar verilmiş olunduğundan usulden bozulduğu,

İşçilere yapılan hatalı ödemelerin dayanağı olarak gösterilen yerel mahkeme kararlarının Yargıtayca bozulması üzerine, o tarihe kadar işçilere yapılan hatalı ödemelerin geri alınması gerekirken bu ödemeler geri alınmadığı gibi, konusu Köy Hizmetleri kökenli 532 işçi ile ilgili olan ve idare aleyhine sonuçlanıp Yargıtayca da onaylanmış bulunan başka bir uyuşmazlık konusu ile ilgili protokole dâhil edilerek uzlaşma kapsamında tahsilinden vazgeçildiği ve hatalı ödemelerin yapılmasına devam edildiği

anlaşılmıştır.

659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde;

“Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı; genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil) ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesidir.”

hükmü yer almaktadır.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler sayma yoluyla belirlenmiş olup mahalli idare olan il özel idareleri bu iki grup dışındadır. Dolayısıyla diğer mevzuatla yapılan atıflar hariç olmak üzere il özel idareleri 659 sayılı KHK kapsamında değildir.

Bu açıdan, ... İl Özel İdaresi ile İl Özel İdare çalışanları arasında düzenlenen 15.03.2013 tarihli Uzlaşma Protokolünün 3 üncü maddesinde hukuki dayanak olarak 659 sayılı KHK’nın 9, 10, 11 ve 12 nci maddeleri gösterilmiş ise de; il özel idarelerinin 659 sayılı KHK’ya dayanarak sulh yapma yetkileri bulunmamaktadır.

Söz konusu Uzlaşma Protokolü çalışanlar vekili ile İl Özel İdaresi adına Vali tarafından imzalanmıştır.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde “Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı yirmibeşmilyar Türk Lirasına kadar olan dava konusu uyuşmazlıkların anlaşmayla tasfiyesine karar vermek” İl özel idaresinin yetki ve imtiyazları içinde sayılmıştır. 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde “Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beşmilyar Türk Lirasına kadar olan ihtilafların sulhen halline karar vermek.” görev ve yetkisi il daimi encümenine verilmiştir.

Kanunun 68 inci maddesinde kanunda belirtilen ücret, huzur hakkı ve ikramiye ödemeleri hariç diğer parasal miktarların, her yıl 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme oranına göre artırılacağı hüküm altına alınmıştır. Protokolün düzenlendiği 2013 yılı için 25.000,00 TL’nin 47.412,00 TL olarak, 5.000,00 TL’nin ise 9.482,00 TL olarak uygulanması gerekmektedir.

Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen halinin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde “Vergi, resim ve harç dışında kalan miktarı beşmilyardan yirmibeşmilyar Türk Lirasına kadar ihtilaf konusu olan özel idare alacaklarının anlaşma ile tasfiyesine karar vermek.” görev ve yetkisi il genel meclisine verilmişti.

Ancak Anayasa Mahkemesinin 18.01.2007 tarihli ve E:2005/32, K:2007/3 sayılı Kararıyla, 5302 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi “ 5302 sayılı Yasanın, il özel idarelerinin görev ve yetkilerinin düzenlendiği 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, il özel idarelerinin, vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı yirmibeşmilyar Türk Lirasına kadar olan dava konusu uyuşmazlıkların anlaşmayla tasfiyesine karar vermekle görevli ve yetkili oldukları hükme bağlanırken, 10 uncu maddenin iptali istenilen (h) bendinde, il özel idareleri adına karar verecek olan il genel meclislerine, dava konusu olma sınırlaması yapılmaksızın, aynı miktarda olmak koşuluyla, ihtilaflı durumdaki tüm özel idare alacaklarının anlaşma ile tasfiyesine karar verebilme yetkisi verilmektedir.

Anayasa’nın 123 üncü maddesinde, idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve yasayla düzenleneceği belirtilmiştir. İdarenin kanuniliği ilkesi, idarenin ve organlarının görev ve yetkilerinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde, açık bir biçimde yasayla düzenlenmesini gerekli kılar. İdarenin tüzel kişiliğine verilmemiş bir görev veya yetkinin, bu kuruluşun organlarınca kullanılması idarenin yasallığı ilkesiyle bağdaşmaz.

İhtilaf, yargı yerine taşınmış ya da taşınmamış bir konuda, konunun tarafları arasında anlaşmazlık, görüş ayrılığı bulunması halini ifade ederken, dava konusu uyuşmazlık, söz konusu anlaşmazlıklardan, çözüme kavuşturulması için ilgili yargı yerine taşınmış olanlarını anlatmaktadır. İhtilaf, dava konusu uyuşmazlık kavramına göre, onları da kapsayacak şekilde daha geniş bir anlama gelmektedir.

Buna göre, il genel meclislerinin görev ve yetkilerinin düzenlendiği 10 uncu maddenin iptali istenilen (h) bendinde, il özel idarelerinin karar organı olan il genel meclislerine il özel idaresi kamu tüzel kişiliğine verilmemiş bir yetki verilmiş olmakta, böylece il genel meclislerinin hangi tür uyuşmazlıkların anlaşmayla tasfiyesine karar verebilecekleri konusunda belirsizliğe neden olunmaktadır. Bu durum, hukuk devleti ve idarenin kanuniliği ilkelerine aykırılık oluşturmaktadır.” gerekçesi ile iptal edilmiş ve iptal edilen fıkra, bent ve bölümün doğuracağı hukuksal boşluk kamu düzenini tehdit ve kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasanın 153 üncü maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince İPTAL HÜKÜMLERİNİN, KARARIN RESMİ GAZETEDE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE karar verilmiştir.

Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisince bugüne kadar konu hakkında herhangi bir düzenleme yapılmamış olup, İl Özel İdarelerinin vergi, resim ve harç dışında kalan miktarı beşmilyardan yirmibeşmilyar Türk Lirasına kadar dava konusu uyuşmazlıkların anlaşmayla tasfiyesine karar vermek görev ve yetkisinin hangi organa ait olduğu konusunda hukuki boşluk bulunduğu değerlendirilebilirse de Anayasa Mahkemesince söz konusu hükmün “10 uncu maddenin iptali istenilen (h) bendinde, il özel idareleri adına karar verecek olan il genel meclislerine, dava konusu olma sınırlaması yapılmaksızın, aynı miktarda olmak koşuluyla, ihtilaflı durumdaki tüm özel idare alacaklarının anlaşma ile tasfiyesine karar verebilme yetkisi verilmektedir.(…). İdarenin tüzel kişiliğine verilmemiş bir görev veya yetkinin, bu kuruluşun organlarınca kullanılması idarenin yasallığı ilkesiyle bağdaşmaz.” gerekçesine dayalı olarak iptal edilmiş olması, “dava konusu uyuşmazlıkların anlaşmayla tasfiyesine karar vermek” görev ve yetkisinin il genel meclisince kullanılmasına engel teşkil etmemektedir.

İdarece, Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (o) bendinde yeralan “Kanunlarla il özel idaresine verilen ve il genel meclisi veya il encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak.” hükmü esas alınmak suretiyle uzlaşma protokolü yapma yetkisinin Vali tarafından kullanıldığı iddia edilmişse de Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeler dikkate alındığında bu yetkinin Vali tarafından kullanılması imkanı bulunmamakta olup, 2015 yılı için 9.482,00 TL’na kadar olan alacaklar için İl Daimi Encümeni bu miktarın üzerindeki alacaklar için ise İl Genel Meclisi kararının aranması gerekmektedir. Daimi Encümeni ve İl Genel Meclisi kararları olmaksızın Vali tarafından sulhe karar verilmiş olması yetki aşımı olarak değerlendirilmelidir.

5302 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde dava konusu uyuşmazlıkların anlaşmayla tasfiyesine karar vermek yetkisi il özel idarelerine verilmiştir. Özel İdarelerin bu kapsamda sulhe gitmelerinin temel şartı ise ‘ortada dava konusu olmuş bir uyuşmazlık’ bulunmasıdır.

Anayasa Mahkemesinin 18.01.2007 tarih ve E:2005/32, K:2007/3 sayılı kararında belirtildiği gibi “dava konusu uyuşmazlık, söz konusu anlaşmazlıklardan, çözüme kavuşturulması için ilgili yargı yerine taşınmış olanlarını anlatmaktadır.” Yani taraflar arasında çekişmeli yargı konusu edilmiş bir anlaşmazlığın bulunması halinde sulh yoluna gidilebilecektir.

Somut olayımızda ... İl Özel İdaresi ile Özel İdare çalışanları arasında çekişmeli yargı konusu edilmiş bir anlaşmazlık bulunmamakta olup, çalışanlar tarafından açılmış tespit davalarının bu kapsamda değerlendirilmesine imkan bulunmamaktadır.

6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanununun 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.” hükmüne yer verilerek, tespit davalarının niteliği belirtilmiştir.

Tespit davaları sonucunda verilen ve icrai niteliği olmayan kararlar esas alınmak suretiyle, çalışanlarca ilamsız icra konusu edilmiş alacakların sulhe konu edilmesine ‘dava konusu olmuş bir uyuşmazlık’ kriterinin oluşmaması nedeniyle imkan bulunmamaktadır. İdarece 162 işçi tarafından açılan tespit davalarına konu alacaklar, Köy Hizmetleri Kökenli 532 işçi tarafından açılan davalar gerekçe gösterilerek düzenlenen bir protokol kapsamında sulhe konu edilerek bu eksiklik giderilmeye çalışılmıştır.

Diğer taraftan; açılan tespit davaları üzerine yerel mahkemece verilen kararlar çerçevesinde, işçilere Eylül 2012’den itibaren başlanan ödemeler sırasında bazı hesap ve intibak hatalarının yapıldığı dolayısıyla fazla ödemelere neden olunduğu yönünde oluşan şüphe üzerine de, işlemlerde herhangi bir hata veya eksiklik bulunup bulunmadığının tespiti için, sendika temsilcileri, özel idare büro görevlileri (insan kaynakları ve eğitim müdürlüğünde işçi maaşları kısmında çalışan işçi ve memur personel) ve kurum avukatından oluşan bir komisyon oluşturulmuştur.

Söz konusu komisyon tarafından 26.09.2012 tarihinde düzenlenen tutanak ile incelenecek evrak sayısının fazla olması ve zamanın kısıtlı olmasından dolayı dosyalar sağlıklı bir şekilde hesaplama yönünden incelenemediği, işçilere ödeme yapıldıktan sonra idare veya dış denetim neticesinde, eksik veya fazla yapılan ödemelerin tespiti halinde eksik ödeme yapılan işçilere gerekli ödemenin yapılacağı, fazla yapılan ödemelerin tespiti halinde ise fazla ödenen miktarın işçilerden tahsil edileceği karara bağlanmıştır

Daha sonra aynı komisyon tarafından, yerel mahkemenin bilirkişi eliyle hazırlattığı intibak fark ödemesi adı altındaki hesaplamalarda hatalar tespit edilmiş ve bu hatalar 19.11.2012 tarihinde Hukuk Müşavirliğine bildirilmiştir.

Hukuk Müşavirliğinin 21.11.12 tarihli ve 15414 sayılı yazısı ile sözü edilen eksikliklerin dosya esas numarası belirtilmek suretiyle rapor şeklinde gönderilmesi halinde hukuki olarak değerlendirilerek yasal savunma yollarına başvurulacağını bildirmesi üzerine, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünün 22.12.2012 tarihli ve 17197 sayılı cevabi yazısında ... İl özel idaresi aleyhine açılan derece kademe tespitli 162 adet dava dosyasında yapılan hatalar 7 (yedi) madde halinde ve dosya esas numaraları da belirtilerek Hukuk Müşavirliğine bildirilmiştir. Buna rağmen hatalı intibak işlemlerinin düzeltilmesine ilişkin herhangi bir işlem tesis edilmemiş ve hatalı ödemelerin yapılmasına devam edilmiştir.

İdarece kurulan komisyon tarafından tespit edilen hatalar, yerel mahkemece öngörülen hakkın verilmesi kapsamında olmayan işlemlerle ilgilidir.

Nitekim söz konusu Temyiz Kurulu kararlarında da İlamın bu bölümü ile aynı nitelikte olan yani yerel mahkemece öngörülen hakkın verilmesi kapsamında olmayıp İdarece kurulan komisyon tarafından tespit edilen hesaplama hatalarından kaynaklanan kamu zararına ilişkin olarak İlamın ... inci maddelerinde verilen tazmin hükmünün (bu konu Temyiz Kurulu kararlarında söz konusu maddelerin ... bendi şeklinde yer almıştır.) TASDİKİNE karar verilmiştir.

Yukarıda ayrıntısı yazılı hatalı uygulamalar sonucunda sebep olunan kamu zararının;

a) Yerel mahkemece öngörülen hakkın verilmesi kapsamında olmayıp İdarece kurulan ve işçi temsilcilerinin de bulunduğu komisyon tarafından tespit edilen hesaplama hatalarından kaynaklanan tutarından harcama yetkilisi ile gerçekleştirme görevlisi,

b) Yerel mahkemelerde görülen tespit davaları sonucunda öngörülen intibaklar kapsamında işçilere yapılan fazla ödemelerin, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen şartlar oluşmamasına rağmen, uzlaşma protokolü ile tahsilinden vazgeçilmesinden kaynaklanan tutarından harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi ile birlikte;

  • Protokol hükümleri çerçevesinde uzlaşma maddelerindeki usul ve şartlarla işçi alacaklarının ödenmesine ilişkin kararın uygulanmasına olur veren ve Uzlaşma Protokolünü imzalayan Vali ... ...,

  • Kararların uygulanması için 18.10.2013 tarihli karar yazısını Vali’ye takdim eden ve Uzlaşma Protokolünü imzalayan Genel Sekreter ... ...,

  • Kararların uygulanması için ilgili karar yazısını Vali’ye takdim eden ... ... ve

  • 162 adet işçiye ilişkin dava sürecinde açılan davanın tespit davası olup eda davası olmadığından özel idarenin bir edada bulunmasının karara bağlanamayacağını ve dolayısıyla usulden reddi gerektiğine dair bir talepte bulunmayan, verilen tespit hükmü üzerine ilamlı icra takibine başvurulamayacağını ileri sürmeyen, Yargıtay’ın bozma kararından sonra dava konusu hususun yeniden yerel mahkemede görülmesi için gerekli hukuki işlemleri yapmayan, uzlaşma talebini yerinde bularak protokol hükümleri çerçevesinde işçi alacaklarının ödenmesinin uygun olacağı şeklinde görüş veren Hukuk Müşaviri ... ... de

sorumludur.

Bu itibarla, ayrıntısı aşağıdaki tabloda gösterilen toplam … TL kamu zararının;

a) Yerel mahkemece öngörülen hakkın verilmesi kapsamında olmayıp İdarece kurulan komisyon tarafından tespit edilen hesaplama hatalarından kaynaklanan … TL’sinin Harcama Yetkilisi (İnsan Kayn. ve Eğ. Md. V) ... ... ile Gerçekleştirme Görevlisi (Mali Hizmetler Şefi) ... ...’na,

müştereken ve müteselsilen,

6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile birlikte ve temyiz yolu açık olmak üzere ödettirilmesine oy birliğiyle,

b) Kalan … TL’sinin ise Harcama Yetkilisi (İnsan Kayn. ve Eğ. Md. V) ... ..., Gerçekleştirme Görevlisi (Mali Hizmetler Şefi) ... ..., Üst Yönetici (Vali) ... ..., Genel Sekreter ... ..., Genel Sekreter Yardımcısı ... ... ile Hukuk Müşaviri ... ...’e,

müştereken ve müteselsilen,

6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile birlikte ve temyiz yolu açık olmak üzere ödettirilmesine,

(Daire Başkanı ... ... ile Üye ... ...’ün; “Temyiz Kurulunun ...tarihli ve ...tutanak numaralı bozma kararları doğrultusunda idarece yapılan işlemin yasal düzenlemelere uygunluğuna hükmedilmesi gerekir.”) şeklindeki görüşlerine karşın, oy çokluğuyla,

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:42

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim