Sayıştay 1. Dairesi 10642 Kararı - Yüksek Öğretim Kurumları Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1
Sayıştay Kararı
10642
27 Nisan 2017
Yüksek Öğretim Kurumları
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 1
-
Karar Tarihi: 27.04.2017
-
Karar No: 10642
-
İlam No: 284
-
Madde No: 1
-
Kamu İdaresi Türü: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Hesap Yılı: 2014
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Geliştirme Ödeneği
a) Her ne kadar yargılamanın iadesi talebinde bulunan ahiz Yrd. Doç Dr. ... ..., 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 52 nci maddesinin birinci fıkrasında sayılanlar arasında bulunmasa da, aynı Kanunun 56 ncı maddesine göre daire tarafından, yargılamanın iadesine re’sen karar verilebilmesi mümkün olduğundan Asıl ilamın 1 inci maddesiyle tazminine hükmolunan konunun 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 56 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince yargılamanın iadesi yoluyla görüşülmesine karar verildi.
2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 14 üncü maddesinde;
“Diğer yükseköğretim kurumlarına göre sosyo-ekonomik açıdan daha az gelişmiş yerlerde öğretim yapan ve/veya yeterli sayıda öğretim elemanı sağlanamayan yükseköğretim kurumları ile bunların bölümlerinde görevli öğretim elemanlarına; almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge toplamının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın beş katına kadar geliştirme ödeneği ödenebilir.
Geliştirme ödeneği verilecek yükseköğretim kurumları, ödeneğin verilmesine ilişkin usul ve esaslar ile oran veya miktarları, bu ödenekten yararlanma süresi ile yararlanamayacak olanlar ve diğer hususlar Yükseköğretim Kurulu ile Milli Eğitim Bakanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilir.
Bu ödenek damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz.”,
19.04.2005 tarih ve 25791 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2005/8681 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Geliştirme Ödeneği Ödenmesine Dair Karar”ın 2 nci maddesinin son fıkrasında;
“Bu Karara ekli cetvelde geliştirme ödeneği ödenmesi öngörülen yerlerde yeni kurulan yükseköğretim kurumlarının fiilen eğitim-öğretim faaliyetine başlamamış olması durumunda bu yerlerdeki yükseköğretim kurumları için belirlenmiş geliştirme ödeneği, söz konusu yükseköğretim kurumlarının eğitim-öğretime başlaması konusunda Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından izin verilmiş olması kaydıyla ve fiilen eğitim-öğretime başlanıncaya kadar sadece rektör, dekan, yüksekokul müdürü, enstitü müdürü ve konservatuar müdürü olarak atanmış öğretim elemanlarına ödenir.”
hükümleri yer almaktadır.
Bu hükümlere göre, geliştirme ödeneği ödenmesi öngörülen yükseköğretim kurumlarında fiilen eğitim öğretim faaliyetlerine başlanılmayan dönemde Karar’da belirtilen unvanlara sahip olmayan kişilere geliştirme ödeneği ödenmesi mümkün değildir.
Bununla birlikte Ahiz Yrd. Doç. Dr. ... ...’ın göndermiş olduğu savunma ve eki belgelerden 2547 sayılı Kanunun 40/a maddesi uyarınca başka fakültelerde ders verdiği anlaşılmıştır.
Bu nedenle, Asıl ilamın 1 inci maddesiyle tazminine hükmedilen tutarın ... ... TL’sinin adı geçene görevlendirildiği dönem için geliştirme ödeneği olarak ödendiği anlaşıldığından söz konusu tutar için verilmiş olan tazmin hükmünün sorumluların uhdelerinden kaldırılmasına,
oy birliğiyle,
b) Gerçekleştirme Görevlisi ... ...’ın savunmasının Rapor aşamasında dikkate alınmadığı anlaşıldığından, Asıl ilamın 1 inci maddesiyle tazminine hükmolunan konunun 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendi hükmü gereğince yargılamanın iadesi yoluyla görüşülmesine karar verildi.
Gerçekleştirme Görevlisi ... savunmasında, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununda belirtildiği şekilde fakülte, enstitü, yüksekokul, konservatuvar, araştırma ve uygulama merkezi ile bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı meslek yüksekokulunun ayrı ayrı birer yükseköğretim kurumu olamayacağı ve bunların ancak üniversite veya yüksek teknoloji enstitülerine bağlı akademik birimler olacağından hareketle bir üniversitede genel olarak eğitim-öğretim faaliyeti hangi kademede başlamış olursa olsun o üniversite ve bağlı akademik birimlerinin toplu olarak hepsinde görev yapan ilgili akademik personele söz konusu Karar hükümleri çerçevesinde geliştirme ödeneği ödenebileceğini ileri sürmektedir. Sorumlu, bu iddiasını yükseköğretim mevzuatı kapsamında yer alan çeşitli yönetmeliklerde yükseköğretim kurumları ifadesinin üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitülerini şeklinde tanımlanmış olmasına dayandırmaktadır. Ancak söz konusu Yönetmeliklerde de belirtildiği üzere bu tanımlar ancak bu yönetmeliklerin her birinin kendi uygulama alanları ile sınırlı olacak şekilde geçerlidir. Yoksa bu tanımları akademik yapılanmanın geneline şamil kılmak yanıltıcı olacaktır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda öngörülen üniversite birimlerinin akademik yönden teşkilatlanması, işleyiş, görev, yetki ve sorumluluklarıyla, ilgili alt birimlerin üst birimlerle olan ilişkilerini düzenlemek amacıyla 18.02.1982 tarih ve 17609 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ‘Üniversitelerde Akademik Teşkilat Yönetmeliği’nde söz konusu akademik birimlerin ayrı ayrı tanımlarının yapıldığı maddelerin hepsinde dayanağı Kanundakine uygun bir biçimde fakültelerin ve yüksekokulların birer yükseköğretim kurumu olduğu ve ancak kanun ile kurulabilecekleri belirtilmiştir. Yükseköğretim kurumlarının nelerden müteşekkil olduğunu tanımlayan 2547 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan;
“….
….
c) (Değişik birinci paragraf: 29/6/2001 - 4702/1 md.) Yükseköğretim Kurumları: Üniversite ile yüksek teknoloji enstitüleri ve bunların bünyesinde yer alan fakülteler, enstitüler, yüksekokullar, konservatuvarlar, araştırma ve uygulama merkezleri ile bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı meslek yüksekokulları ile bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın ve kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından kurulan meslek yüksekokullarıdır.
(Değişik:3/4/1991 - 3708/1 md.) Yüksek teknoloji enstitüsü, özellikle teknoloji alanlarında yüksek düzeyde araştırma, eğitim - öğretim, üretim, yayın ve danışmanlık yapan, kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip bir yükseköğretim kurumudur.
d) Üniversite: Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim - öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumudur.
e) Fakülte: Yüksek düzeyde eğitim - öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan; kendisine birimler bağlanabilen bir yükseköğretim kurumudur.
f) Enstitü: Üniversitelerde ve fakültelerde birden fazla benzer ve ilgili bilim dallarında lisansüstü, eğitim - öğretim, bilimsel araştırma ve uygulama yapan bir yükseköğretim kurumudur.
g) Yüksekokul: Belirli bir mesleğe yönelik eğitim öğretime ağırlık veren bir yükseköğretim kurumudur.
h) Konservatuvar: Müzik ve sahne sanatlarında sanatçı yetiştiren bir yükseköğretim kurumudur.
ı) (Değişik: 13/2/2011-6111/170 md.) Meslek Yüksekokulu: Belirli mesleklere yönelik nitelikli insan gücü yetiştirmeyi amaçlayan, yılda iki veya üç dönem olmak üzere iki yıllık eğitim-öğretim sürdüren, ön lisans derecesi veren bir yükseköğretim kurumudur.
j) Uygulama ve Araştırma Merkezi: Yükseköğretim kurumlarında eğitim öğretimin desteklenmesi amacıyla çeşitli alanların uygulama ihtiyacı ve bazı meslek dallarının hazırlık ve destek faaliyetleri için eğitim - öğretim, uygulama ve araştırmaların sürdürüldüğü bir yükseköğretim kurumudur.”
tanımları incelendiğinde üniversitelerin ve bunların bünyelerinde yer alan fakültelerin ayrı ayrı yüksek öğretim kurumu olduğu sonucu çıkmaktadır.
“Geliştirme Ödeneği Ödenmesine Dair Karar”ın 2 nci maddesinin son fıkrasında yer alan hüküm, söz konusu tanımlar çerçevesinde değerlendirildiğinde; genel itibariyle eğitim-öğretim faaliyetine başlamış olan üniversitelerin bünyesine yeni kurulan bir fakültenin dahil olması halinde bu fakültenin kadrosuna atanmış ve bilfiil bu fakültede görev yapan dekan dışındaki diğer öğretim elemanlarına geliştirme ödeneği ödenebilmesi için söz konusu fakültede eğitim-öğretim faaliyetinin fiilen başlamış olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Yeni kurulan Üniversitelerde fiilen eğitim öğretime başlamayı üniversitelerin herhangi bir biriminde eğitim öğretime başlanılması anlaşılması gerekir diye düşünülebilirse de; ödemenin yapıldığı tarihe kadar bütün üniversitelerin daha önce kurulmuş bazı fakülte ve yüksekokulların yeni kurulan üniversiteye devri şeklinde kurulmuş olduğundan yapılan düzenlemenin karşılığı kalmayacağından yani bütün üniversitelerde eğitim öğretime başlanmış olacağından dolayı düzenlemeden amaç bu olamayacağına göre her eğitim öğretim biriminin ayrı düşünülmesi gerekir.
Bu itibarla, fiilen eğitim öğretim faaliyetine başlanılmayan dönem için “Geliştirme Ödeneği Ödenmesine Dair Karar”ın 2 nci maddesinin son fıkrasında sayılan unvanlara sahip olmayan öğretim elemanlarına geliştirme ödeneği ödenmesi nedeniyle Asıl ilamın 1 inci maddesi ile verilen toplam ... TL tazmin hükmünün ... TL’sinin; 10639 karar sayılı tutanakla sorumluların uhdelerinden kaldırılmasına karar verildiğinden geriye kalan ... TL’nin;
... TL’sinin; Harcama Yetkilisi Prof. Dr. ... ... ile Gerçekleştirme Görevlileri ... ... ve ... ...’in,
... TL’sinin; Harcama Yetkilisi Yrd. Doç. Dr. ... ... ile Gerçekleştirme Görevlileri ... ... ve ... ...’in,
... TL’sinin; Harcama Yetkilisi Prof. Dr. ... ... ile Gerçekleştirme Görevlileri ... .... ve ...’in,
... TL’sinin ise; Harcama Yetkilisi Prof. Dr. ... ... ile Gerçekleştirme Görevlileri ... ... ve ... ...’nin,
uhdelerinde bırakılmasına,
Üye ... ...’nün; “2914 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile diğer yükseköğretim kurumlarına göre sosyo-ekonomik açıdan daha az gelişmiş yerlerde öğretim yapan ve/veya yeterli sayıda öğretim elemanı sağlanamayan yükseköğretim kurumları ile bunların bölümlerinde görevli öğretim elemanlarına geliştirme ödeneği ödenebilme imkanı getirilmiş, bu hususta düzenleme yapma yetkisi de Bakanlar Kuruluna bırakılmıştır. Bu düzenlemenin gelişmekte olan yükseköğretim kurumlarına öğretim elemanı sağlanmasındaki güçlüğün azaltılması ve bu kurumlarda öğretim elemanı olarak çalışmanın özendirilmesi amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır.
Kanunda bu ödeneğin ne zaman verilmeye başlanacağı hususunda bir açıklık bulunmamakla birlikte ilgili Bakanlar Kurulu Kararında yükseköğretim kurumlarının eğitim-öğretime başlaması konusunda Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından izin verilmiş olması kaydıyla ve fiilen eğitim-öğretime başlanıncaya kadar sadece rektör, dekan, yüksekokul müdürü, enstitü müdürü ve konservatuar müdürü olarak atanmış öğretim elemanlarına ödeneğin verilebileceği ifade edilmiştir. Bu düzenleme karşısında öncelikle yükseköğretim kurumundan ne anlaşılması gerektiğine bakmak gerekir. 2547 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi (d) fıkrasında “Üniversite: Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim - öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumudur.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunda fakülte, enstitü ve yüksekokul gibi birimler de yükseköğretim kurumu olarak tanımlanmışsa da üniversitenin tek başına bir yükseköğretim kurumu olarak algılanmasında da bir beis bulunmamaktadır. Yani üniversitenin herhangi bir biriminde eğitime başlanılmış olması o üniversitede eğitimin başladığı anlamına gelebilir. Yükseköğretim kurumu ifadesinden o fakülte veya enstitünün anlaşılması gerektiğine dair net bir ifade bulunmamaktadır. Bu nedenle ... Üniversitesinin 2006 yılında eğitim-öğretim faaliyetine başlama şartını gerçekleştirdiği düşünülebilir.
Diğer husus kimlerin bu ödenekten yararlanabileceği hususudur. Söz konusu Bakanlar Kurulu kararında, ödeneğin; yükseköğretim kurumlarına ait öğretim elemanı kadrosuna atanarak, görevin fiilen yapılması halinde ödeneceği ifade edilmiştir. 2547 sayılı Kanunun 22 nci maddesinde öğretim üyelerinin görevleri;
“a. Yükseköğretim kurumlarında ve bu kanundaki amaç ve ilkelere uygun biçimde önlisans, lisans ve lisansüstü düzeylerde eğitim - öğretim ve uygulamalı çalışmalar yapmak ve yaptırmak, proje hazırlıklarını ve seminerleri yönetmek,
b. Yükseköğretim kurumlarında, bilimsel araştırmalar ve yayımlar yapmak,
c. İlgili birim başkanlığınca düzenlenecek programa göre, belirli günlerde öğrencileri kabul ederek, onlara gerekli konularda yardım etmek, bu kanundaki amaç ve ana ilkeler doğrultusunda yol göstermek ve rehberlik etmek,
d. Yetkili organlarca verilecek görevleri yerine getirmek,
e. Bu kanunla verilen diğer görevleri yapmaktır.” şeklinde tadat edilmiştir. Görüldüğü üzere öğretim üyelerinin görevi eğitim ve öğretimle sınırlandırılmamış, seminerleri yönetmek, bilimsel araştırmalar ve yayımlar yapmak da görev olarak sayılmıştır.
Sonuç olarak Kanun ve Bakanlar Kurulu Kararı birlikte değerlendirildiğinde, yükseköğretim kurumundan ne anlaşılması gerektiği, görevin fiilen yapılması ifadesinden sadece eğitim ve öğretimin mi anlaşılması gerektiği hususlarının yoruma açık olduğu görülmekte olduğundan, düzenlemenin amacının da yükseköğretim kurumlarına öğretim elemanı sağlanmasındaki güçlüğün azaltılması ve bu kurumlarda öğretim elemanı olarak çalışmanın özendirilmesi olduğu göz önünde bulundurularak ödemenin mevzuata uygunluğuna karar verilmesi uygun olur. Ancak uygulama birliğinin sağlanması ve tereddütlerin giderilmesi açısından konunun TBMM ve YÖK’e duyurulmasını teminen Dış Denetim Genel Değerlendirme raporunda ele alınması uygun olur.”
şeklindeki karşı görüşüne karşın, oy çokluğuyla,
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:06