Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
bam
2024/777
2024/1205
11 Eylül 2024
T.C.
SAMSUN
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/777
KARAR NO : 2024/1205
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ....
ÜYE : ....
ÜYE : ....
KATİP : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(HAKEM SIFATIYLA)
TARİHİ : 21/03/2024
NUMARASI : 2023/33 HAKEM ESAS - 2024/7 HAKEM KARAR
DAVACI : ....
VEKİLİ : ....
İSTİNAF KANUN YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : ....
VEKİLİ : ....
DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 11/09/2024
Taraflar arasında görülen dava sonucu verilen yerel mahkemenin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararına karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmakla, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 6111 sayılı Kanun'un 166. maddesi uyarınca davalı ....bünyesinde sürekli işçi kadrosunda çalışan dava dışı ....'nun 2011 yılında .... emrine atandığı ve 14/10/2022 tarihinde emekli olduğunu, dava dışı işçiye davalı kurumda çalışması karşılığında kıdem tazminatı ödendiği, 6111 sayılı Kanun madde 166/6 "...devredilen işçilerin ücret ile diğer mali ve sosyal hakları; toplu iş sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir işleminden önce tabi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, toplu iş sözleşmesi olmayan işçiler bakımından 2010 yılı Kasım ayında geçerli olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir. Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır." hükmüne yer verildiğini, iş sözleşmesinin devri halinde devralan işveren her ne kadar işçinin devreden işverende işe başladığı tarihten itibaren hesaplanacak kıdem tazminatından sorumlu ise de devreden işveren de kıyasen iş sözleşmesinin devrinde uygulanacak olan kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı Kanun'un 14/2 maddesi uyarınca iş sözleşmesini devreden işveren de işçiyi çalıştırdığı süreler kapsamında doğan kıdem tazminatından sorumlu tutulacağından fazlaya ilişkin hakkın saklı kalması kaydı ile şimdilik 30.000,00-TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, davacı vekili bedel arttırım dilekçesinde özetle, taleplerini 136.328,42-TL'na yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkili kurumun dava dışı işçinin son işvereni olmadığından dava konusu kıdem tazminatı alacağının müvekkili nezdinde doğmadığını, müvekkilinin işçiyi devrinin üzerinden 12 yıl geçtiğini, oysa sorumluluğun 2 yıl olduğunu, davacı tarafın faiz talebini ve faiz başlangıç talebini kabul etmediklerini beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, "...1-Dava dışı işçi ....'nun 01/07/1998 tarihinde.... bünyesinde işçi olarak çalışmaya başladığı, Kasım 2011 tarihinden itibaren ise 6111 sayılı kanun kapsamında naklen atandığı, ....bünyesinde çalışmaya devam ettiği, 14/10/2022 tarihinde işten ayrılarak emekli olduğu, davacı kurumun dava dışı işçi ...'na 10 yıl 10 ay 15 gün çalışması karşılığı kıdem tazminatını ödediği, dava dışı işçinin davalı kurumda çalıştığı dönem için yapılan ödemeden davalının sorumlu olduğundan bahisle tahsili için işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.
-
6111 sayılı Yasa'nın 166/1 maddesi ''....sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler, .... Müdürlüğünün taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadrolarına, belediyelerin (bağlı kuruluşları hariç) sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler, .... taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadroları ile sürekli işçi norm kadro dâhilinde olmak üzere ihtiyacı bulunan mahalli idarelere atanır.'' hükmünü içermektedir. Aynı yasanın 166/6 maddesinde ise ''Devredilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal hakları; toplu iş sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir işleminden önce tabi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, toplu iş sözleşmesi olmayan işçiler bakımından 2010 yılı Kasım ayında geçerli olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir. Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır'' hükmü mevcuttur.
-
a)İş Kanunu'nun 112/1. b maddesi ''Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanlara, 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında farklı kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından, işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir.''
b)''(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) ... işçinin yazılı talebi hâlinde, kıdem tazminatının söz konusu kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen süreye ilişkin kısmı, kamu kurum veya kuruluşuna ait çalıştığı son işyerindeki ücretinin yılları itibarıyla asgari ücret artış oranları dikkate alınarak güncellenmiş miktarı üzerinden hesaplanmak suretiyle son kamu kurum veya kuruluşu tarafından işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir....''
c)''(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) İkinci fıkranın (b) bendi veya üçüncü fıkra uyarınca farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi hâlinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsil eder. Ancak, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri arasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz.'' hükümleri mevcut olup, ayrıca bu hususların yönetmelikte düzenleneceği de hüküm altına alınmıştır.
-
Nitekim Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 6/2 maddesinde ''Farklı kamu kurum veya kuruluşlarda çalıştırılan işçilerden son alt işvereni ile yapılmış olan iş sözleşmeleri kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erenlerin birinci fıkraya göre tespit edilen sürelere ilişkin kıdem tazminatları, çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödenir.'' düzenlemesi, 8/4 maddesinde ise ''Farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi halinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsileder. Ancak, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılıcetvellerinde yer alan kamu kurum veya kuruluşlarıarasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz'' düzenlemesi mevcuttur.
-
6111 sayılı Yasa'nın 166/6. maddesinde ''...Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır'' hükmü mevcut ise de, kıdem tazminatına ilişkin ibarenin işçi yönünden hüküm ifade etmesi gerektiği, yukarıda alıntılanan yönetmelik hükmü de nazara alındığında davacı ve davalı kurumun kıdem tazminatı ödemesinden işçiye karşı birlikte sorumlu olması gerektiği, davalı Belediyenin yönetmeliğin 8/4 maddesinde belirtilen Kurumlar arasında yer almaması sebebiyle de davacı Bakanlığın dava dışı işçinin davalı Belediyede çalıştığı süreye ilişkin hak kazandığı işçilik alacağı kalemlerini davalı Belediyeden talep edebileceği kanaatine varılmıştır.
-
Davacının dava dışı işçinin davalı Belediye'de çalıştığı döneme ilişkin hak kazandığı işçilik alacağını davalıdan talep edebileceği anlaşılmakta ise de, hesaplama yönteminin ne şekilde yapılması gerektiği de tespit edilmelidir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin.... Esas, ....Karar sayılı ilamı ve Samsun BAM 5. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ....Karar sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere işçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin fesih edildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle ilgili olarak yükleniciler işverene karşı sorumludur. Bu nedenle giydirilmiş son ücret üzerinden ödenen kıdem tazminatından her bir kurum dava dışı işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak sorumlu olmalıdır.
-
Alınan 20/02/2024 tarihli bilirkişi raporundan; dava dışı işçinin 01/05/1988 tarihinde .... şirketinde çalışmaya başladığı sonrasında değişik şirketlerde çalışmaya devam ettiği, 01/07/1998 tarihinden itibaren ise davalı .... bünyesinde çalışmaya devam ettiği, Kasım 2011 tarihinden 6111 sayılı hükümlerince .... devredildiği ve ....emrince çalışmaya devam ettiği, 14/10/2022 tarihinde ise emekli olduğu, davacı tarafından kıdem tazminatına hak kazanılması olması sebebiyle 01/07/1998. 14/10/2022 tarihleri arasındaki çalışması karşılığı brüt 305.187,55. TL kıdem tazminatı ödendiği, işbu dava ile davalı nezdinde çalışmaları karşılığı kıdem tazminatının rucüen talep edildiği anlaşılmaktadır.
-
Dava dilekçesi ve bilirkişi raporundan, talebin 01/07/1998. 14/10/2022 tarihleri arasını kapsadığı bu dönem karşılığının ise 19 yıl 8 ay 28 gün olduğu, son brüt ücretin 16.885,85. TL ise de 2022 yılı ikinci dönem kıdem tazminatı tavanı 15.371,40. TL olması sebebiyle bu miktar üzerinden yapılan hesaplamada toplam kıdem tazminatı brüt 303.483,38. TL tespit edilmiştir. Dava dışı işçinin davalı işyerinde ise çalışma süresi ise 3193 gün olmakla yapılan hesaplamada sorumlu olduğu kıdem tazminatı 136.328,42. TL olduğu, anlaşılmış, davacı vekili 29/02/2024 tarihli dilekçesiyle talebini bu miktar olarak belirli hale getirmiş olmakla, davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
-
Dava dilekçesi ile ödeme tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmiş ise de, dava tarihinden önce davacının temerrüde düşürülmesi gerekmektedir. Dava dosyasında temerrüdün oluştuğuna dair herhangi bir bilgi belge bulunmamaktadır. Ödeme yapılması ise temerrüt olarak değerlendirilemez. Bu nedenle dava tarihinden itibaren yasal faize hükmetmek gerekmiştir.
10-Davalı ....vekili zamanaşımı definde bulunmuş ise de 1475 sayılı Kanunun 14. maddesinin 2. fıkrasında devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden 4857 sayılı Yasa'nın 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi kıdem tazminatı bakımından sözkonusu olmadığı anlaşılmakla reddi gerekmiştir (Yargıtay 22. HD'nin .... Esas, ....Karar sayılı ilamı).
11-Dava dilekçesi ve bilirkişi raporu nazara alınarak, 01/07/1998-14/10/2022 tarihleri arası çalışma sebebiyle kıdem tazminatı ödendiği anlaşıldığından bu dönem nazara alınarak değerlendirme yapıldığından davalı tarafın önceki tarihlere ilişkin beyanlarına itibar edilmemiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."şeklinde belirtilen gerekçeler ile, Davanın Kabulü İle, 136.328,42-TL'nin dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki savunmalarını da tekrarla, dava dışı .... isimli işçinin 6111 sayılı Kanun kapsamında 15/01/2011 tarihinde müvekkili kurumdan davacı kuruma devredildiğini, işçinin 01/07/1998-14/10/2022 tarihleri arasındaki çalışmalarına karşılık kıdem tazminatı ödendiği belirtilerek işçinin müvekkili kurumda çalışmış olduğu süreye ilişkin kıdem tazminatının tahsili amacıyla müvekkili kurum aleyhine dava açıldığını, açılan davanın isabetli olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça açılan davanın hukuki dayanağı olmadığını, yasal süresi içerisinde dava açılmadığını, taleplerinin de zamanaşımına uğradığını, bu yönlerden davanın reddi gerektiğini, davacı kurumun ödediği bedeli müvekkili kurumdan tahsilinin mümkün olmadığını, dava dışı işçinin müvekkilinin kurum kadrosunda çalıştığını, daha sonra da bütün hak ve alacakları ile 6111 sayılı Kanun'a göre 2011 yılında davacı kuruma devredildiğini, devredilen işçinin iş akdinin feshi sebebiyle davacı kurumca ödenmek zorunda kalınan tutarın, davacı kurumun sorumluluğunda olduğunu, zira kıdem tazminatı, feshe bağlı bir talep olduğunu, işçinin emekli olmak amacıyla işten ayrılmasıyla hak kazanıldığını, devirden önce doğmuş bir borcun sözkonusu olmadığını, kıdem tazminatının iş akdinin feshinin sebebine bağlı olarak doğmakta veya doğmamakta olduğunu, dava dışı işçinin kıdem tazminatının fesihten önce doğmuş gibi değerlendirilmenin isabetli olmadığını, devirden önce doğmuş bir borç olmadığından müvekkili kuruma yüklenebilmesinin de mümkün olmadığını, devralan davacı işverenin, kıdem tazminatının işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklardan olması sebebiyle işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlü olduğunu, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlı olması sebebiyle davacı kurumun müvekkil kurumdan talep edebileceği herhangi bir alacağı bulunmadığını, davayı hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle, yalnızca kendi dönemi ve devir tarihindeki ücret seviyesine göre yapılacak hesaplamaya göre sorumlu tutulması gerektiğini, dava dışı işçinin müvekkili kurum kadrosundaki çalışmalarına ilişkin kıdem tazminatının tamamı, davacı kurumdaki son günlük giydirilmiş brüt ücreti üzerinden hesaplandığını, ancak 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre müvekkili kurumun davacı kurumdaki ücret seviyesine göre sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, herhangi bir yargı kararına dayanmaksızın kendi yetkilileri tarafından belirlenen kıdem tazminatının işçiye ödediğinin iddia edildiğini, işçinin iş akdinin gerçekten de kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erip ermediğinin, kıdem tazminatının doğru hesaplanıp hesaplanmadığının yargısal bir denetimden geçmediğini, bu hususta işçi tarafından ne bir cebri icra baskısı ne de dava açılmadığı halde işçinin çalışmalarının müvekkili kurumda geçmiş gibi davacı kurumca hesaplama ve ödeme yapıldığını, ancak bu ödemelerin müvekkili kurumca kabul edilmediğinden bu ödemenin sonuçlarından da müvekkili kurumun sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, dava dışı işçinin giydirilmiş brüt ücretinin bordrolarının kontrol edilerek yeniden hesaplanması gerektiğini, açılan davada davacı tarafın sorumluluk tutarını tam ve kesin olarak belirleyebilmesi dava anında mümkün olduğundan işbu davanın kısmi dava olarak kabulü gerektiğini, bu nedenle ıslahla artırılan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, buna rağmen dava belirsiz alacak davası olarak kabul edilerek hükmolunan bedelin tamamı için dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, rücuya konu bedel hesaplanırken yapılan maddi hesap hataları olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davacı tarafça istinaf başvuru dilekçesine karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, rücuen alacak talebine ilişkindir.
Bu itibarla, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, beyanlara ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, istinaf dilekçelerinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Davalı vekilinin istinaf başvurusu sebebiyle alınması gereken 9.312,59. TL harçtan peşin alınan 2.328,14. TL harcın mahsubu ile bakiye 6.984,45. TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
-
İstinaf başvurusu nedeni ile yapılan yargılama giderlerinin davalının kendi üzerinde bırakılmasına,
-
6100 sayılı HMK'nun 359/4. maddesi gereğince işbu kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 3533 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/09/2024
Başkan .... Üye .... Üye .... Katip ....
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32