SoorglaÜcretsiz Dene

Samsun BAM 5. HD 2023/1385 E. 2023/1860 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1385

Karar No

2023/1860

Karar Tarihi

21 Aralık 2023

T.C.

SAMSUN

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

5. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1385

KARAR NO : 2023/1860

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ....

ÜYE : ....

ÜYE : ....

KATİP : ....

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

(HAKEM SIFATIYLA)

TARİHİ : 07/06/2023

NUMARASI : 2023/23 HAKEM ESAS - 2023/16 HAKEM KARAR

DAVACI : ....

VEKİLİ : ....

İSTİNAF KANUN YOLUNA

BAŞVURAN DAVALI : ....

VEKİLİ : ....

DAVANIN KONUSU : Tahkim (TMK 1007. Maddesine Dayalı Tazminat)

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 21/12/2023

Taraflar arasında görülen davaya ilişkin verilen yukarıda tarih ve numarası yazılı dosyasında verilen karara karşı süresinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı Belediyenin dava konusu Samsun İli ..... İlçesi ...... Mahellesinde bulunan .... ada .... nolu parsel sayılı tapuya kayıtlı taşınmazın malik iken, Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... E.-.... K. sayılı kararı ile taşınmazın bir kısmının Orman vasfında olduğu gerekçesiyle davacılar adına olan tapu kaydının iptali ile, orman vasfıyla .... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, kararın 21/04/2016 tarihinde kesinleştiğini, fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00-TL'nin iptal kararının kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkillerine verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğunu bu yüzden .... adına tescili yapıldığını belirterek haksız ve yersiz açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; "...Dava, TMK 1007. maddesine dayanan tazminat talebine ilişkindir.

  1. Tüm dosya kapsamından; Samsun ili .... ilçesi .... .... ada .... parselde davacı adına tapuya kayıtlı taşınmazın tapu kaydının ....nce açılan dava sonucu Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas. .... Karar sayılı ilamıyla iptal edildiği, uğranılan zararın TMK 1007 maddesi uyarınca işbu dava ile davalıdan tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.

  2. TMK'nun 1007. maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur. Devletin anılan yasa maddesine göre sorumluluğundan söz edilebilmesi için kusur hariç haksız fiil sorumluluğunun diğer şartlarının gerçekleşmiş olması gerekir. Buna göre a)tapu sicilinin tutulmasına ilişkin bir fiil veya kaçınma olmalı, b)bu fiil veya kaçınma hukuka aykırı bulunmalı, c)zarar doğmalı, d)fiil veya kaçınma ile doğan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Burada devlete yüklenen sorumluluk kusura dayanmayan objektif bir sorumluluk türü olup tapu sicil müdür veya memurunun kusuru olsun veya olmasın sicilin tutulmasında kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranış olması yeterlidir. Kusurun varlığı yada yokluğu devletin sorumluluğu için önem taşımamakta yalnızca memuruna rücu halinde iç ilişkide etkili olmaktadır.

  3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun .... Esas. .... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere tapu işlemleri kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan TMK 1007 maddesi anlamında devletin sorumluluğunun olduğunun kabulü gerekir. Zira kesinleşen kadastro işlemi sonrasında bu işlem esas alınarak tapu sicili oluşturulmaktadır. Yani tapu sicili kavramı geniş anlamda kadastro işlemlerini de kapsamaktadır.

  4. Davalı vekili süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunmuştur. TMK'nın 1007.maddesinde düzenlenen tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan dolayı açılacak davalar için kanunda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Ancak TBK'nun 146. maddesindeki ''kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak 10 yıllık zamanaşımına tabidir'' şeklindeki düzenlemenin gereği olarak uygulama ve öğretide kanunen özel bir zamanaşımı süresi öngörülmeyen alacak veya tazminat davaları 10 yıllık genel zamanaşımına tabi tutulmuştur. Davada tapu sicilinin tutulmasından doğduğu iddia edilen zararın tazmini istendiğine ve bu alacakla ilgili kanunda aksine bir hüküm bulunmamakla birlikte zarar TBK 146 maddesinde öngörülen 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olmalıdır. Anılan maddeye göre zamanaşımı süresi alacağın muaccel hale geldiği gün işlemeye başlar. Davada davacı mülkiyet hakkını mahkeme kararıyla kaybetmiş olup, 21/04/2016 kesinleşme tarihi itibariyle zararın doğduğu ve bu tarihte tazminat alacağının muaccel hale geldiği tespit edilmekle dava yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmakla zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir.

  5. Tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminat miktarıda o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle malikin malvarlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin malvarlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ....Esas, .... Karar, ....Esas, ....Karar sayılı ilamları). Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecektir. Bu tarih ise zararın meydana geldiği tarihtir. TMK 705/2 maddesi gereği tapu iptal ve tescil talepli davaların kesinleşme tarihi itibariyle mülkiyet hakkı sona ereceğinden bu tarih itibariyle tapusu iptal edilen gerçek ve tüzel kişinin zararı oluşacaktır. Buna göre zararın meydana geldiği tarih itibariyle tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliğinin arsa vasfında olması halinde değerlendirme yönünden önceki özel amaçlı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

  6. Bakanlar Kurulu'nun 28/02/1983 tarih ve 1983/6102 sayılı kararı gereği belediye veya mücavir alan sınırları içinde kalan taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun kabulü için uygulamalı imar planı ile iskansız olarak ayrılmış olması gerekir. İmar planında yer almayan bir taşınmazın arsa sayılabilmesi için değerlendirme tarihi itibariyle belediye ve mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber belediye hizmetlerinden yararlanması ve meskun yerler arasında olması gerekir. Taşınmaz değerlendirme tarihi itibariyle belediye nazır imar planı içinde ise Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun .... Esas, .... Karar sayılı ilamı uyarınca bu plan kapsamına alındığı tarih ve plandaki konumu alt yapı hizmetlerinden yararlanma ve ulaşım olanakları belediye merkezine uzaklığı kullanım biçimi itibariyle iskan amacına yönelik yapılaşma olasılıkları da değerlendirilmelidir.

  7. Dosya kapsamından dava konusu taşınmazın Samsun ili ..... ilçesi ..... mahallesi, ....ada .... parselde davacı adına tapuya kayıtlı iken 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşen .... Esas. .... Karar sayılı ilamıyla 5392,40 m²'lik kısmının orman olduğundan bahisle Hazine adına .... ada ....parsel olarak kayıt ve tescil edildiği anlaşılmaktadır. 03/03/2022 tarihli harita mühendisi bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz ile emsal alınan taşınmazların birbirlerine uzaklıkları gösterilmiştir. 18/03/2022 tarihli bilirkişi heyet raporundan dava konusu taşınmazın çevresinde yapılaşmanın yoğun olduğu, yüksek katlı site tarzı yapılar ile apartman bloklarının bulunduğu, belediye hizmetlerinden faydalandığı, imar uygulamasının yapılmayan kadastro parselinin olduğu, DOP kesintisi yapılmadığı, emlak vergisine esas m² birim değerinin 243,21. TL olduğu tespit edilmektedir. Yapılan tespitlere ve Bakanlar Kurulu kararındaki ilkelere göre dava konusu taşınmaz imar parseli kabul edilmelidir.

  8. Bilirkişi heyet raporunda taşınmazın değerinin tespiti yönünden Yeni mahalle .... ada .... parselde kayıtlı taşınmazın 18/12/2013 tarihindeki satışı emsal alınmış, her iki taşınmaz karşılaştırılarak emsal taşınmazın daha kıymetli olduğu tespiti yapılarak dava konusu taşınmazın imar planı içinde DOP kesintisi yapılmayan kadastro parseli olduğu, emsal taşınmazın imar parseli olmakla birlikte DOP kesintisi yapılmaması sebebiyle, bu yönden kesinti yapılmadan ve emlak vergi beyanları da karşılaştırılmak suretiyle çelişki yaratılmadan m²'si 856,92. TL kabul edilerek orman sayılan kısmın bedeli 4.620.855,41. TL tespit edilmiş, rapor yasal ve yeterli görülmüştür.

  9. Davanın tapu iptali tescil davasının kesinleşme tarihine göre zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, dava açılırken ve ıslah sırasında harcın yatırıldığı, davanın dayanağı TMK 1007. maddesi olması sebebiyle davalı İdarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin tüm şartların gerçekleştiği, alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli yasal olduğu anlaşılmakla davalı İdarenin bu yöne ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.

10-Davalı İdare davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ileri sürmüştür. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin .... Esas-.... Karar sayılı ilamında belirsiz alacak davasına yönelik ilkeler açıklanmıştır. Buna göre bir davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibari ile uyuşmazlığa konu alacak miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gerekir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat özeni göstermesine rağmen miktar veya değerinin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif imkansıza dayanmalıdır. Davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasınında mümkün olmaması dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir. Alacağın miktarının belirlenmesinin hakimin takdirine bağlı olduğu durumlarda hukuki imkansızlık sözkonusudur. Davacı, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını belirleyebilecek durumda değildir.

11-Alacağın hangi hallerde belirsiz hangi, hangi hallerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp her bir davaya konu alacak bakımından somut olayın özellikleri nazara alınarak sonuca gidilmelidir. Somut olayda davanın dayanağı TMK 1007. maddesi olup, tazminat miktarının belirlenme yöntem ve ilkeleri nazara alındığında dava açılmadan önce davacı tarafından tam ve kesin olarak bilinmesi mümkün olmadığından davanın belirsiz dava olarak açılmasında isabetsizlik görülmemiş, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..." şeklinde belirtilen gerekçeler ile Davanın Kabulüne, 4.620.855,40-TL'nin 21/04/2016 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; önceki savunmalarını da ayrıntılı olarak tekrarla, sözkonusu taşınmazın herhangi bir dava ve tazminat gerekmeksizin Hazine adına tescilinin gerektiğini, hükümde belirtildiği üzere Ormanlar ile belediyelerin ilgisi bulunmadığından Bakanlığa devrinin yapılmasının gerektiğini, ortada tazminatı doğuracak bir kaybın mevcut olmadığını, yine dava konusu .... ada .... parsel numaralı taşınmazın tapu kütüğündeki vasfı "Mezarlık" olup, imar planında da "Mezarlık" amacına ayrıldığını, halen de "Mezarlık" olarak kullanıldığını, tazminat davasına konu olan sözkonusu taşınmaz bu haliyle "Kamu Malı" niteliğinde olup, alım satıma konu olmayacak, ekonomik amaçla değerlendirilemeyecek bir taşınmaz olduğunu, ayrıca fiilen mezarlık olarak kullanılan taşınmazın, Belediye tarafından mezarlık olarak kullanılmak üzere orman idaresinden izin istenilmesi durumunda izin verilebileceğini, ayrıca 18/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının hisse payı 59/800 olarak belirlendiğini, ancak davacının ıslahının bu doğrultuda yapılmadığını, davacının ıslah talebine göre karar verildiğini, Borçlar Kanunu kapsamında davalı idarenin herhangi bir kusuru olmadığını, ormanların zilyetlikle veya satış yoluyla iktisap edilmesi, toprak bitki örtüsü değişse bile özel mülkiyete konu olması mümkün olmadığını, ormanların kamu malları arasında mütalaa edilip, devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, ayrıca Anayasa'nın 169. maddesi gereği ile Devletin ormanların korunması için gereken tedbirleri alacağını, ormanların 6831 sayılı Kanunun 11/son maddesi gereği ancak Hazine adına tescil edilebileceğini, dolayısıyla yapılan tüm işlemlerin kanunlar çerçevesinde yapılmış olup, idarenin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, davacının talep ettiği ve hükmedilen tazminat miktarı yüksek olup, kabul edilemez nitelikte olduğunu, ortada bir zararın varlığından söz edilse bile oluşan zararla hükmedilen tazminat miktarı arasında illiyet bağı bulunmadığını, bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirmede, dava konusu taşınmazın uygulama imar planı içerisinde yer alması ve bulundukları bölgenin özellikleri dikkate alınarak arsa olarak değerlendirilmesi gerektiği iddia edilmekte ise de; davaya konu taşınmazın meskun sahadan uzak, yapılaşmanın olmadığı orman bitişiğinde yer alması, üzerinde yapılaşmama hakkının bulunmaması, mahkeme kararıyla vasfının orman olması ve orman olan taşınmazların da imara açılamaması nedeniyle, taşınmazların arsa olarak değil orman olarak değerlendirilmesi gerektiği rapora karşı yapmış oldukları beyanlarında açıklandığını, bu sebeple bilirkişiler tarafından yapılan fiyat değerlendirmesinin kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece verilen kararın faiz yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararı ile asıl alacağa tapu iptal ve tescil kararının kesinleşme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi haksız ve yersiz olup; asıl alacağa ancak dava tarihinden ve ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülebileceğini, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduklarını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Davacı tarafça istinaf başvuru dilekçesine karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;

Dava, TMK'nun 1007. maddesine dayalı tazminat talebine ilişkindir.

Bu itibarla, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, bilirkişi raporlarına, beyanlara ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenlerle istinaf incelemesine konu kararın neticesi itibarı ile usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 3533 sayılı Kanun'un 6/2-a maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 3533 sayılı Kanun'un 6/2. a maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Davalı harçtan muaf olduğundan istinaf harcı alınmasına yer olmadığına, istinaf aşamasında davalı taraftan istinaf harcı alınmadığından harç iadesi konusunda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına,

  3. İstinaf başvurusu nedeni ile yapılan yargılama giderlerinin davalının kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından, istinaf incelemesi yönünden taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

  5. 6100 sayılı HMK'nun 359/4. maddesi gereğince işbu kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 3533 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21/12/2023

Başkan ... Üye ... Üye.... Katip... .

¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkarar1007.samsunDayalıMaddesinekonusu(TMKTahkimTazminat)

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim