SoorglaÜcretsiz Dene

Samsun BAM 5. HD 2023/1068 E. 2023/1730 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1068

Karar No

2023/1730

Karar Tarihi

4 Aralık 2023

T.C.

SAMSUN

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

5. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1068

KARAR NO : 2023/1730

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ....

ÜYE : ....

ÜYE : ....

KATİP : ....

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 09/05/2023

NUMARASI : 2023/120 ESAS - 2023/579 KARAR

İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN

DAVACI : ....

VEKİLİ : ....

DAVALI : ....

VEKİLİ : ....

DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ :04/12/2023

KARARIN YAZ. TARİH : 04/12/2023

Taraflar arasındaki davada mahkemece verilen hüküm aleyhine istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; diş hekimi olan müvekkilinin davalı banka çalışanlarına yapılan tedavi işlemleri nedeniyle kestiği makbuzların gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla banka müfettişi tarafından düzenlenen teftiş raporuna dayanarak müvekkilinin banka nezdindeki hesaplarına bloke konulduğu ve ardından da hesabındaki parasına el konulduğunu, müvekkiline gönderilen gizli (sahte) hastadan, müvekkilimin tedavi için asgari ücret tarifesinin altında ücret istediği, kesilen makbuzların asgari ücret tarifesine göre kesildiği iddiasıyla müvekkilinin ayrıca 3.000,00-TL'sine el konulduğunu, konuya ilişkin olarak yapılan şikayet sonrasında müvekkili hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından dava açıldığını, Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin .... Esas, .... Karar sayılı ilamı ile müvekkilinin beraatine karar verildiği, davalının işbu haksız ve hukuka aykırı tutum ile davranışları nedeniyle, müvekkilinin birçok psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıklara yakalandığını ve yıprandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 13.674,52-TL maddi ve 20.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, 2017 yılında davacı tarafından düzenlenen makbuzlarla ilgili tereddüt yaşanması üzerine görevlendirilen müfettiş tarafından rapor düzenlendiğini, gizli hasta yönlendirildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafından serbest makbuzuna konu edilen ve müvekkili tarafından bedeli ödenen toplam 16 mensup/emekli veya yakınlarının tedavi makbuzlarına gerçekleştirmediği halde 66 adet dolgu, 10 adet Veneer Kron-Köprü, 17 adet kanal tedavisi ve kanal içi post uygulaması işlemini yansıtarak bankaya toplam 10.474,52-TL, veneer kron-köprü işlemleri ile ilgili olarak da piyeseye uyguladığı standart tarife üzerinde ücret uygulamak suretiyle bankaya toplam 3.200,00-TL fazla serbet meslek makbuzu düzenleyerek toplam 13.674,52-TL haksız kazanç elde ettiğinin tespit edildiğini, davacı tarafından 23.06.2017 tarihinde bu tutar ödenerek banka zararının karşılandığını, Türk Dişhekimleri Birliği tarafından tarafından yapılan tahkikat neticesinde de davacıya ceza verildiğini, delil yetersizliği nedeniyle verilen beraat kararı sebebiyle tazminat talep edilemeyeceğini ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece; ''Dava dilekçesi ile müvekkilinin beraati ile neticelenen olaya dayanılarak banka tarafından hesaplara bloke konulmak suretiyle haksız ve hukuka aykırı olarak tahakkuk ettirilen 13.674,52 TL maddi tazminat ve olay sebebi ile uğranılan 20.000,00 TL 'lik manevi tazminat isteminin talep edildiği, davalı vekilinin ise davanın zamanaşıma uğradığı elirtilerek davanın reddinin istendiği anlaşılmıştır.

Samsun 1.Ağır Ceza Mahkemesinin ....Esas, .... Karar sayılı dosyası uyap üzerinden celb edilmiş incelenmesinde; sanık .... hakkında Özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan iddianame düzenlendiği, sanık hakkında mahkumiyete yeter derecede somut ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeni ile beraatine karar verildiği, kararın 14/03/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Davalı banka 22/02/2023 tarihli yazı cevabında davacının ......... Bankası Sanayi Sitesi ........şubesinden kredi kullandığı, kredinin 19/06/2017 tarihinde .... aktarılması üzerine 20/06/2017 ve 21/06/2017 tarihlerinde sistemsel olarak otomatik bloke işlemi yapıldığı ve 23/06/2017 tarihinde blokenin kaldırıldığı bildirilmiştir.

Davalı vekili süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürmüştür. Burada hangi zamanaşımı süresinin uygulanacağının tespiti için taraflar arasındaki uyuşmazlığın neyden kaynaklandığına ve sorunun hangi hukuki müessese ile çözümleneceğine bakmak gerekmektedir.

Taraflara arasındaki uyuşmazlığa konu edilen banka işlemi davacı ve davalı arasındaki genel kredi sözleşmesinden, hesap ilişkisinden veya davacı ve davalı arasındaki hizmet akdinden kaynaklanmamaktadır ki davacı ve davalı beyanlarından da anlaşılacağı üzere taraflar arasında banka çalışanlarının diş tedavi ve muayenehanesinin davalı tarafından ücret karşılığında yerine getirilmesine ilişkin herhangi bir akit ilişkisi yoktur.

Davalı Serbest diş hekimi olarak faaliyet gösteren davacının 2012-2016 yılları arasında bankanın çalışanları ve eşlerine yapmış olduğu tedaviler dolayısıyla düzenlediği serbest meslek makbuzlarında gerçekte yapmamış olduğu tedavileri de yapmış gibi gösterip faturalandırıp, bu faturaları bankaya ibraz ederek çalışanlar ile banka arasındaki mevzuat uyarınca bankadan tahsil etmek suretiyle bankanın 13.674,52 TL'lik zararının oluştuğunu, bloke işleminin hukuka uygun olduğunu savunmakta, davacı ise ceza mahkemesince hakkında verilen beraat kararı doğrultusunda bloke işleminin hukuka aykırı olduğunu, ödediği bedelin geri verilmesi gerektiğini belirtmektedir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalının 18/10/2016 tarihli teftiş kurulu raporu üzerine davacı tarafından gerçeğe aykırı makbuz düzenlenerek bankanın zarara uğratıldığı iddiası ile meydana gelen ve davacı tarafından davalıya ödenen 13.674,52 TL'nin geri verilmesi isteminin yerinde olup olmadığı, davalı bankanın tutumu sebebi ile nedeni davacının manevi zarar isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkindir.

Taraflar arasında akit ilişkisinden kaynaklı uyuşmazlık bulunmayıp eldeki dava manevi tazminat yönünden haksız fiile, maddi tazminat yönünden ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmaktadır. Yukarıda da açıklandığı gibi uyuşmazlığın esas kaynağı maddi tazminat yönünden davacının mevduat hesabına ilişkin banka işlemine dayanmayıp haklı bir sebep olmaksızın ödenen 13.674,52 TL'nin geri verilmesi istenmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesi maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin, bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Yine TBK'nın 82. maddesinin; "Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar" düzenlemesi bulunmaktadır. Banka'dan gelen yazı cevabı ve ceza dosyasında bulunan banka yazıları dikkate alındığında davalı banka tarafından 21/06/2017 tarihinde bloke işlemi konulduğu, davacının ise 23/06/2017 tarihinde blokenin kaldırılması için iş bu davanın maddi kısmına konu ödemeyi yaptığı, davanın 26/09/2022'de açıldığı, arabuluculuk görüşmelerinin 12/09/2022 tarihinde başladığı zamanaşımı süresinin manevi tazminat yönünden 21/06/2019 maddi tazminat yönünden 23/06/2019 tarihi itibari ile dolduğu, kanundaki zamanaşımını kesen ve durduran hallerden herhangi birisinin iş bu dosyada uygulama alanı bulmadığı dikkate alınarak davanın zaman aşımı defi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.

Zorunlu arabulucuk sürecinde, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 800,00-TL arabuluculuk ücreti, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 13.fıkrasının son cümlesi ile 14.fıkrası gereğince, yargılama gideri olarak davacıya tahmil edilmiştir.'' şeklindeki gerekçe ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararında belirtildiği üzere manevi tazminat talebinin haksız fiile dayandığını, TBK'nun 72. maddesinde de belirtildiği üzere zamanaşımı süresinin zararın öğrenildiği tarihten başlayacağını, eylemin haksızlığının müvekkili hakkındaki ceza yargılaması sonuçlandığında ve beraat kararı verildiğinde ortaya çıktığını, dolayısıyla zararın öğrenildiği tarihin müvekkilinin beraat ettiği ve banka tarafından gerçekleştirilen fiillerin haksız olduğunun anlaşıldığı tarih olduğunu, maddi tazminat yönünden ise zamanaşımı süresinin TBK'nun 82. maddesi gereğince sebebsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayacağını, müvekkilinin yaptığı ödemenin haklı bir sebebe dayanmadığı ve banka hesabına konulan blokenin haksız olduğu hususunun ceza mahkemesi kararından sonra ortaya çıktığını, bu haliyle müvekkilinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihin ceza mahkemesi kararının kesinleştiği 14.03.2022 tarihi olduğunu, dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından zamanaşımı süresinin dolmadığını belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.

Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;

Yerel mahkemelerce verilen kararlar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Ancak; Yerel mahkeme tarafından hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun 341/2. maddesinde; "Miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir." hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nun Ek 1. Maddesinin 1. Fıkrasında; HMK'nun "341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298'inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. Fıkrasında; HMK'nun "341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır.

Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme kararının verildiği 2023 yılı için HMK'nun 341/2.maddesindeki kesinlik sınırı 17.830,00 TL olmuştur.

Somut olayda; davacının reddedilen maddi tazminat miktarının öngörülen kesinlik sınırının altında kalması sebebiyle yerel mahkemece verilen karar hüküm tarihinde miktar itibarı ile kesin niteliktedir.

Bu durumda, hüküm tarihi itibarı ile kesin olduğu yasada açıkça belirtilen bu karara karşı davacı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunamaz.

Hal böyle olunca, 6100 sayılı HMK'nun 346. maddesi gereğince, hüküm tarihi itibarı ile kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunan davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede ise;

Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf dilekçesinin reddine,

  2. Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  3. İstinaf başvurusu sebebiyle alınması gereken 269,85. TL harçtan peşin alınan 179,90. TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95. TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

  4. İstinaf başvurusu nedeni ile davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  5. 6100 sayılı HMK'nun 359/4 maddesi gereğince işbu kararın yerel mahkeme tarafından taraflara tebliğine,

Dair 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.04/12/2023

Başkan .... Üye .... Üye .... Katip ....

¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsamsunkesinTazminatkonusuhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:54

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim