Samsun BAM 5. HD 2023/1084 E. 2023/1648 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
bam
2023/1084
2023/1648
23 Kasım 2023
T.C.
SAMSUN
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1084
KARAR NO : 2023/1648
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ....
ÜYE : ....
ÜYE : ....
KATİP : ....
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ( HAKEM SIFATIYLA)
TARİHİ : 03/05/2023
NUMARASI : 2023/22 HAKEM ESAS - 2023/9 HAKEM KARAR
DAVACI : ....
VEKİLİ :....
İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN
DAVALI : ....
VEKİLİ : ....
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 23/11/2023
KARARIN YAZ. TARİH : 23/11/2023
Taraflar arasındaki davada mahkemece verilen hüküm aleyhine istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait Canik İlçesi ..... Köyü .... parsel sayılı taşınmazın orman vasfında olduğu gerekçesiyle davalı adına kayıt ve tesciline ilişkin Samsun 4. AsHM'nin ....Esas, .... Karar sayılı ilamının onanarak 20.01.2017 tarihinde kesinleştiğini, bu haliyle mülkiyet hakkı ihlal edilen müvekkilinin zarara uğradığını, TMK'nun 1007. maddesi uyarınca müvekkilinin uğradığı zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000,00-TL'nin 20.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; 168.820,00-TL'nin 20.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, ....tarafından açılan dava neticesinde verilen karara dayalı olarak işlem yapıldığını, dolayısıyla müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, ....e karşı dava açılması gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, dava açılmadan önce müvekkilinden talepte bulunulmadığı için dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilebileceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, ''1-Dava, tapu kaydı hükmen iptal edilen taşınmaz nedeniyle uğranılan zararın TMK 1007 maddesi uyarınca tazmini talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamından; Samsun ili Canik ilçesi .... .... parselde kain ve maliki davacı olan taşınmazın orman sınırlarında kaldığından bahisle ... tarafından davacı aleyhine açılan dava sonucu Samsun 4 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas .... Karar sayılı ilamı ile tapu kaydının iptali ile 168,82 m2'lik kısmının orman kaydı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 24/11/2016 tarihli ilam ile onanarak 20/01/2017 tarihinde kesinleştiği, bu kez ....ada .... parsel olarak ....i adına ve .... ada ... parsel olarak orman vasfıyla Hazine adına tapuya kaydedildiği görülmüştür.
-
TMK'nun 1007.maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur. Devletin anılan yasa maddesine göre sorumluluğundan söz edilebilmesi için kusur hariç haksız fiil sorumluluğunun diğer şartlarının gerçekleşmiş olması gerekir. Buna göre a)tapu sicilinin tutulmasına ilişkin bir fiil veya kaçınma olmalı, b)bu fiil veya kaçınma hukuka aykırı bulunmalı, c)zarar doğmalı, d)fiil veya kaçınma ile doğan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Burada devlete yüklenen sorumluluk kusura dayanmayan objektif bir sorumluluk türü olup tapu sicil müdür veya memurunun kusuru olsun veya olmasın sicilin tutulmasında kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranış olması yeterlidir. Kusurun varlığı yada yokluğu devletin sorumluluğu için önem taşımamakta yalnızca memuruna rücu halinde iç ilişkide etkili olmaktadır.
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun .... Esas .... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere tapu işlemleri kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan TMK 1007 maddesi anlamında devletin sorumluluğunun olduğunun kabulü gerekir. Zira kesinleşen kadastro işlemi sonrasında bu işlem esas alınarak tapu sicili oluşturulmaktadır. Yani tapu sicili kavramı geniş anlamda kadastro işlemlerini de kapsamaktadır.
-
Davalı vekili süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunmuştur. TMK'nın 1007.maddesinde düzenlenen tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan dolayı açılacak davalar için kanunda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Ancak TBK'nun 146.maddesindeki ''kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak 10 yıllık zamanaşımına tabidir'' şeklindeki düzenlemenin gereği olarak uygulama ve öğretide kanunen özel bir zamanaşımı süresi öngörülmeyen alacak veya tazminat davaları 10 yıllık genel zamanaşımına tabi tutulmuştur. Davada tapu sicilinin tutulmasından doğduğu iddia edilen zararın tazmini istendiğine ve bu alacakla ilgili kanunda aksine bir hüküm bulunmamakla birlikte zarar TBK 146 maddesinde öngörülen 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olmalıdır. Anılan maddeye göre zamanaşımı süresi alacağın muaccel hale geldiği gün işlemeye başlar. Davada davacı mülkiyet hakkını mahkeme kararıyla kaybetmiş olup, 20/01/2017 kesinleşme tarihi itibariyle zararın doğduğu ve bu tarihte tazminat alacağının muaccel hale geldiği tespit edilmekle dava yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmakla zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir.
-
Tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminat miktarıda o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle malikin malvarlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin malvarlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun .... Esas .... Karar, .... Esas .... Karar sayılı ilamları). Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecektir. Bu tarih ise zararın meydana geldiği tarihtir. TMK 705/2 maddesi gereği tapu iptal ve tescil talepli davaların kesinleşme tarihi itibariyle mülkiyet hakkı sona ereceğinden bu tarih itibariyle tapusu iptal edilen gerçek ve tüzel kişinin zararı oluşacaktır. Buna göre zararın meydana geldiği tarih itibariyle tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliğinin arsa vasfında olması halinde değerlendirme yönünden önceki özel amaçlı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
-
Bakanlar Kurulunun 28/02/1983 tarih ve 1983/6102 sayılı kararı gereği belediye veya mücavir alan sınırları içinde kalan taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun kabulü için uygulamalı imar planı ile iskansız olarak ayrılmış olması gerekir. İmar planında yer almayan bir taşınmazın arsa sayılabilmesi için değerlendirme tarihi itibariyle belediye ve mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber belediye hizmetlerinden yararlanması ve meskun yerler arasında olması gerekir. Taşınmaz değerlendirme tarihi itibariyle belediye nazır imar planı içinde ise Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun.... Esas .... Karar sayılı ilamı uyarınca bu plan kapsamına alındığı tarih ve plandaki konumu alt yapı hizmetlerinden yararlanma ve ulaşım olanakları belediye merkezine uzaklığı kullanım biçimi itibariyle iskan amacına yönelik yapılaşma olasılıkları da değerlendirilmelidir.
-
Dosyadaki ....nın cevabi yazılarından .... parselin ifraz işlemi sonucu .... ada .... ve ....parsellere ayrıldığı, ....'nin cevabi yazılarından .... parselin imar planında orman alanına isabet ettiği, kadastro parseli olduğu, dop kesintisi yapılmadığı, belediye hizmetlerinden yararlandığı, bu bilgilere göre taşınmazın arsa vasfında olduğu ve değerinin önceki tarihli özel amaçlı olmayan emsal satışlara göre tespiti gerekmektedir. Değerlendirme tarihi olan tapu iptali tescil davasının kesinleşme tarihindeki emlak vergisine esas m2 değerinin ise 117,73 TL olduğu tespit edilmiştir.
-
Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan 02/03/2022 tarihli harita mühendisi bilirkişi raporundan dava konusu taşınmaz ile bilirkişi heyeti tarafından emsal olarak alınan taşınmazların belli merkezlere uzaklıkları gösterilmiştir. Teknik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 14/03/2022 tarihli raporda ise Yeni Mahalle .... ada .... parselde kayıtlı taşınmazın 18/12/2013 tarihli satış değeri emsal olarak alınmış, m2 değeri 1.000 TL kabul edilerek ... ada .... parselin kesinleşme tarihi itibariyle değeri belirlenmiştir.
-
Dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihinin 2017 yılı olması, emsal alınan taşınmazın ise 2013 tarihindeki özel amaçlı olmayan satışının esas alınması, emsal taşınmazın tüm özellikleri satış tarihindeki endeks ile dava konusu taşınmazın kesinleşme tarihindeki endekse göre m2 değerinin 1.592,70 TL tespit edilmesi, dava konusu taşınmazın ise özelliklerine göre kıyaslaması yapılarak m2 değerinin 1.000 TL olarak belirlenmiş olması, belediye başkanlığının cevabi yazısından emsal taşınmaza dop kesintisi yapılmaması sebebiyle değerlendirme sırasında dop kesintisinin yapılmaması, emlak vergi beyanlarının karşılaştırılarak emsal taşınmazın daha değerli olmasına göre çelişki yaratılmaması birlikte değerlendirildiğinde raporun hüküm kurmaya elverişli yasal ve yeterli olduğu anlaşılmış, orman alanı olarak tapusu iptal edilen 168,82 m2'nin değerlendirme tarihi itibariyle değerinin 168.820,00 TL olduğu ve bu miktarın davacının gerçek zararını yansıttığı anlaşılmakla davanın kabulü gerekmiştir.
10-Davanın tapu iptali tescil davasının kesinleşme tarihine göre zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, dava açılırken ve ıslah sırasında harcın yatırıldığı, davanın dayanağı TMK 1007.maddesi olması sebebiyle davalı İdarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin tüm şartların gerçekleştiği, alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli yasal olduğu anlaşılmakla davalı İdarenin itirazları yerinde görülmemiş, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.''şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu .... parselin ifraz görerek .... ada .... ve .... parsel olduğunu, .... nolu parselin .... adına tescil edildiğini, dolayısıyla bu parsel yönünden davanın reddinin gerektiğini, bilirkişi raporunda taşınmazın arsa olarak kabul edildiğini ancak hesaplamanın hatalı yapıldığını, bilirkişi raporuna karşı sundukları itirazların dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmaz ile emsal alınan taşınmaz arasında kuş uçuşu 1.100 metre mesafe olduğunu, farklı mahallelerde bulunduklarını, imar planları ve kullanım amaçlarının farklı olduğunu, birbirine emsal olamayacağını, ayrıca davanın süresinde açılmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği tarihten itibaren faiz yürütülmesinin hatalı olduğunu, dava tarihinden faize karar verilebileceğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, istinaf isteminde bulunmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, TMK'nun 1007. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve dairemizce de benimsenen gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 3533 Sayılı Kanun'un 6/2-a ve HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 3533 Sayılı Kanun'un 6/2. a ve 6100 sayılı HMK'nun 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Davalı harçtan muaf olup harç alınmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
-
İstinaf başvurusu nedeni ile davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
6100 sayılı HMK'nun 359/4. maddesi gereğince işbu kararın yerel mahkeme tarafından taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 3533 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/11/2023
Başkan .... Üye .... Üye .... Katip....
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:12